Onkolojik Aciller

40 soru

Soru 21Soru

Kanser hastalarında görülen onkolojik acillerden biri olan "malignitenin humoral hiperkalsemisi" vakalarının yaklaşık %80\%80'inden sorumlu olan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Paratiroid hormon ilişkili protein (PTHrPPTHrP) salınımı

Cevap

Malignitenin humoral hiperkalsemisi tablosundan sorumlu temel mekanizma paratiroid hormon ilişkili protein (PTHrPPTHrP) salınımıdır.
Maligniteye bağlı hiperkalsemi vakalarının yaklaşık %80\%80'i humoral bir mekanizma ile gelişir. Bu tabloda tümör hücreleri, paratiroid hormon (PTHPTH) ile yapısal benzerlik gösteren paratiroid hormon ilişkili protein (PTHrPPTHrP) salgılar. Bu protein, böbrek ve kemikteki PTHPTH reseptörlerine bağlanarak hiperkalsemiye yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Kanser hastalarında gelişen hiperkalseminin fizyopatolojik tiplerini sınıflandırın.
Mekanizmalar; humoral hiperkalsemi (en sık), lokal osteolitik hiperkalsemi, vitamin D aracılı hiperkalsemi ve ektopik PTHPTH sentezi olarak ayrılır.
Doğru mekanizmayı belirlemek için sıklık oranlarını bilmek gerekir.
2
Humoral hiperkalsemiden sorumlu mediyatörü tanımlayın.
Vakaların %80\%80'inde tümör hücreleri (özellikle yassı hücreli akciğer, meme ve renal hücreli kanserler) PTHrPPTHrP salgılar.
PTHrPPTHrP, PTHPTH reseptörlerine bağlanarak kemik rezorpsiyonunu ve renal kalsiyum geri emilimini artırır.

Anahtar Kavram

Malignitenin Humoral Hiperkalsemisi (MHHMHH) ve PTHrPPTHrP İlişkisi

Daha Fazla Pratik

Hiperkalsemi tedavisinde bisfosfonatların ve kalsitoninin etki başlangıç sürelerini karşılaştırın.
Tahmini Süre:45s
Soru 22Soru

6262 yaşında, metastatik meme kanseri tanısıyla izlenen bir kadın hasta; son iki haftadır devam eden, geceleri artan ve istirahatle düzelmeyen sırt ağrısı nedeniyle başvuruyor. Fizik muayenesinde torakal 88-1010. vertebralar düzeyinde perküsyon hassasiyeti saptanıyor. Nörolojik muayenesinde alt ekstremitelerde bilateral 4/54/5 kas gücü, hiperrefleksi ve bilateral ekstansör plantar yanıt (Babinski pozitifliği) mevcut. Bu klinik tablo ile acil servise başvuran hastada, tanıyı kesinleştirmek ve kalıcı sekeli önlemek amacıyla en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yüksek doz intravenöz deksametazon başlanması ve tüm spinal kanalın kontrastlı manyetik rezonans görüntüleme (MRG) ile incelenmesi

Cevap

Yüksek doz intravenöz deksametazon başlanması ve tüm spinal kanalın kontrastlı MRG ile incelenmesi en uygun yaklaşımdır.
Onkolojik bir acil olan spinal kord kompresyonunda temel hedef nörolojik fonksiyonu korumaktır. Yüksek doz deksametazon, kord çevresindeki ödemi hızlıca azaltarak basının etkisini hafifletir. Tüm spinal kanalın MRG ile görüntülenmesi ise altın standarttır; çünkü hastaların yaklaşık %1010-1515'inde ağrılı bölge dışındaki seviyelerde de 'sessiz' basılar bulunabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik değerlendirme
Malignite öyküsü olan hastada sırt ağrısı ve üst motor nöron bulguları (hiperrefleksi, Babinski) varlığında Epidural Spinal Kord Kompresyonu (ESKK) tanınır.
Erken tanı ve tedavi, hastanın yürüme yeteneğinin korunması açısından kritiktir.
2
Farmakolojik stabilizasyon
Vakit kaybetmeden yüksek doz intravenöz deksametazon (genellikle 1010 mgmg yükleme, ardından 44 x 44 mgmg) başlanır.
Vazojenik ödemi azaltarak kord üzerindeki baskıyı hafifletir ve ağrıyı kontrol altına alır.
3
Altın standart görüntüleme
Acil şartlarda tüm spinal kanalın kontrastlı MRG'si çekilir.
Kompresyonun kesin seviyesini, birden fazla seviyede tutulum olup olmadığını ve yumuşak doku basısını en iyi gösteren yöntemdir.

Anahtar Kavram

Epidural Spinal Kord Kompresyonu (ESKK) yönetiminde öncelik, steroid tedavisi ile ödemi azaltmak ve tüm spinal MRG ile basıyı kanıtlamaktır.

İpuçları

1
Hastada sırt ağrısına eşlik eden hiperrefleksi ve Babinski pozitifliği kord basısını (üst motor nöron hasarını) düşündürmelidir.

Daha Fazla Pratik

ESKK tedavisinde radyoterapi ve cerrahinin (laminektomi + stabilizasyon) hangi durumlarda birbirine üstün olduğunu gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 23Soru

5858 yaşında erkek hasta, bilinen metastatik renal hücreli karsinom (RCCRCC) tanısıyla takip edilmektedir. Son 11 haftadır giderek artan bel ağrısı ve son 2424 saattir bacaklarında güçsüzlük şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde alt ekstremitelerde proksimal ve distal kas gücü 3/53/5, T10T10 seviyesinde duyu kusuru, hiperrefleksi ve üriner retansiyon saptanıyor. Çekilen spinal MRGMRG'de T10T10 vertebrasında metastatik kitleye bağlı tek seviyeli ciddi spinal kord basısı ve vertebral instabilite izleniyor. Hastanın genel durumu cerrahiyi tolere edebilecek düzeydedir (ECOGECOG performans skoru: 11).

Bu hastada nörolojik fonksiyonları korumak ve mobiliteyi sağlamak için en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Acil cerrahi dekompresyon ve stabilizasyon ardından radyoterapi

Cevap

Acil cerrahi dekompresyon ve stabilizasyon ardından radyoterapi uygulanması en uygun yaklaşımdır.
Doğru yaklaşım acil cerrahi dekompresyon ve stabilizasyon ardından radyoterapi uygulanmasıdır. Spinal kord basısı vakalarında cerrahi; tek seviyeli bası olması, hastanın genel durumunun cerrahiye uygun olması, beklenen yaşam süresinin 33 aydan uzun olması ve tümörün radyorezistan (örneğin RCCRCC, sarkom, melanom) olması durumunda tek başına radyoterapiye göre daha üstündür. Ayrıca bu hastada vertebral instabilite (kemik çökmesi) olması cerrahi gerekliliğini artırmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguların değerlendirilmesi
Hastada tek seviyeli (T10T10) ciddi spinal kord basısı ve nörolojik defisit mevcuttur.
Tedavi planı bası seviyesi sayısı ve hastanın performansına göre belirlenir.
2
Tümör tipinin radyosensitivitesinin belirlenmesi
Renal hücreli karsinom (RCCRCC) görece radyorezistan bir tümördür.
Radyorezistan tümörlerde sadece radyoterapi ile tam yanıt ve nörolojik düzelme ihtimali düşüktür.
3
Hastanın performans ve sağkalım durumunun değerlendirilmesi
ECOGECOG performansı 11 olan ve tek seviyeli basısı olan hasta cerrahi için adaydır.
Patchell ve ark. çalışmasına göre cerrahi + RTRT, mobiliteyi korumada sadece RTRT'den üstündür.
4
Tedavi kararının verilmesi
Acil dekompresif cerrahi ve ardından adjuvant radyoterapi uygulanır.
Mekanik instabilite ve radyorezistans varlığında cerrahi önceliklidir.

Anahtar Kavram

Metastatik spinal kord basısında (MSKB), tek seviyeli basısı olan, cerrahiyi tolere edebilecek performans düzeyindeki ve radyorezistan tümörü (RCC, melanom) olan hastalarda cerrahi dekompresyon + RT, tek başına RT'den anlamlı derecede daha üstün nörolojik sonuçlar sağlar.
Soru 24Soru

6565 yaşında küçük hücreli dışı akciğer kanseri tanısıyla izlenen erkek hasta; son bir haftadır şiddeti artan, istirahatle geçmeyen sırt ağrısı ve son iki gündür her iki bacağında fark ettiği güçsüzlük şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde alt ekstremitelerde 3/53/5 kas gücü, patella ve achilles reflekslerinde artış (hiperrefleksi) ve göbek deliği (T10T10) hizasından itibaren aşağıya doğru duyulanma kaybı saptanıyor. Bu hastada yönetimin bir sonraki aşamasında yapılması gereken en uygun tetkik ve acil başlanması gereken tedavi aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tüm spinal manyetik rezonans görüntüleme (MRG) – Yüksek doz deksametazon

Cevap

Tüm spinal manyetik rezonans görüntüleme (MRG) ve yüksek doz deksametazon tedavisi birlikte uygulanmalıdır.
Kanser hastasında yeni gelişen sırt ağrısı ve nörolojik defisit (paraparezi, hiperrefleksi, duyu seviyesi) aksi ispatlanana kadar spinal kord basısı olarak kabul edilir. Bu durumda altın standart tetkik bası seviyesini ve ek metastazları gösteren tüm spinal MRG'dir. Tedavide ise korddaki ödemi azaltıp kalıcı hasarı önlemek için vakit kaybetmeden yüksek doz deksametazon başlanması hayati önem taşır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Sırt ağrısı, progresif motor kayıp, hiperrefleksi ve duyu seviyesi varlığı maligniteli hastada 'Spinal Kord Basısı' (SCC) tanısını düşündürür.
Onkolojik aciller arasında nörolojik sekel riski en yüksek olan durumlardan biridir.
2
Tanısal görüntüleme seçimi
Tüm spinal kolonun MRG ile taranması istenir.
MRG, tekli veya çoklu bası bölgelerini saptamada %95'in üzerinde duyarlılığa sahip altın standart yöntemdir.
3
Acil medikal tedaviye başlanması
Yüksek doz intravenöz deksametazon (genellikle 10-16 mg bolus, ardından idame) başlanır.
Tümör çevresindeki vazojenik ödemi azaltarak nörolojik hasarın ilerlemesini durdurmak amaçlanır.

Anahtar Kavram

Spinal kord basısında erken tanı için MRG, erken nörolojik koruma için steroid kullanımı kritiktir.

İpuçları

1
Hastadaki 'duyu seviyesi' ve 'hiperrefleksi' bulguları problemin santral sinir sisteminde (omurilikte) olduğuna işaret eder.
2
Maligniteli hastalarda sırt ağrısı ve bacak güçsüzlüğü kombinasyonu görüldüğünde en korkulan onkolojik acili düşünün.

Daha Fazla Pratik

Spinal kord basısı olan hastalarda definitif tedavi seçenekleri (Radyoterapi vs Cerrahi) arasındaki tercih kriterlerini (Patel skorlaması vb.) gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 25Soru

1919 yaşında erkek hasta, yeni tanı alan Burkitt lenfoma nedeniyle sitotoksik kemoterapi başlanmasından 2424 saat sonra gelişen oligüri ve halsizlik şikayetleriyle değerlendiriliyor. Laboratuvar incelemesinde serum ürik asit 11.511.5 mg/dL, potasyum 5.85.8 mEq/L, fosfor 7.47.4 mg/dL, kalsiyum 6.66.6 mg/dL ve kreatinin 2.22.2 mg/dL (bazal 0.80.8 mg/dL) saptanıyor. Hastanın fizik muayenesinde tetani bulgusu saptanmıyor ve EKG'si normal sınırlarda izleniyor. Bu hastada mevcut tablonun yönetimi için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rekombinant ürat oksidaz (rasburikaz) tedavisi başlanması

Cevap

Yüksek riskli Tümör Lizis Sendromu tablosunda, mevcut yüksek ürik asit düzeyini hızla metabolize etmek için rasburikaz (rekombinant ürat oksidaz) kullanılması en uygun adımdır.
Doğru seçenek olan rekombinant ürat oksidaz (rasburikaz), ürik asidi suda 55 ile 1010 kat daha fazla çözünürlüğü olan allantoine dönüştürerek böbreklerden atılımını sağlar. Mevcut vakada olduğu gibi ciddi ürik asit yüksekliği ve böbrek fonksiyon bozukluğu varlığında, sentezi durduran ilaçlar (allopurinol) yerine yıkımı sağlayan ajanlar tercih edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını analiz et.
Burkitt lenfoma tedavisi sonrası gelişen hiperürisemi, hiperkalemi, hiperfosfatemi ve hipokalsemi; Tümör Lizis Sendromu (TLS) tanısını doğrular.
Hücre yıkımı sonucu intraselüler elektrolitlerin dolaşıma katılması TLS'nin temel patofizyolojisidir.
2
Acil müdahale gerektiren parametreleri önceliklendir.
Ürik asit ve fosfor düzeyleri belirgin yüksektir ve akut böbrek hasarına (kreatinin artışı) neden olmuştur.
Kristal nefropatisi, TLS'de böbrek yetmezliğinin ana nedenidir.
3
En etkili hipoürisemik ajanı seç.
Rasburikaz seçimi.
Allopurinol sadece sentezi durdururken, rasburikaz mevcut ürik asidi suda çözünen allantoine dönüştürür.

Anahtar Kavram

Tümör Lizis Sendromu (TLS) Yönetimi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 26Soru

6868 yaşında metastatik prostat kanseri tanısı ile takip edilen erkek hasta; son bir haftadır giderek artan halsizlik, şiddetli kabızlık ve son 2424 saattir gelişen konfüzyon şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde dehidratasyon bulguları saptanıyor ve mukozaları kuru izleniyor. Laboratuvar incelemesinde; serum kalsiyumu 15.415.4 mg/dL, albümin 4.04.0 g/dL, kreatinin 3.83.8 mg/dL (bazal kreatinini 3.43.4 mg/dL) saptanıyor. Hastaya agresif izotonik hidrasyon ve kısa süreli kalsitonin tedavisi başlanıyor.

Bu hastada hiperkalsemiye yönelik kemik rezorpsiyonunu inhibe edecek en uygun ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Denosumab

Cevap

Böbrek yetmezliği olan bu hastada kemik rezorpsiyonunu inhibe etmek için en uygun ajan, böbrek klirensine bağımlı olmayan Denosumab'dır.
Denosumab, RANKL inhibitörü olarak osteoklast aktivitesini güçlü bir şekilde baskılar. Malignite hiperkalsemisi tedavisinde bisfosfonatlara dirençli vakalarda veya bu hastada olduğu gibi bisfosfonatların böbrek yetmezliği nedeniyle kontrendike olduğu durumlarda ilk seçenek kemik rezorpsiyon inhibitörüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve laboratuvar verilerini değerlendir
Hastada hiperkalsemik kriz (>14>14 mg/dL) ve eşlik eden ciddi kronik böbrek yetmezliği (3.83.8 mg/dL) mevcuttur.
Tedavi seçiminde kalsiyum düzeyi kadar böbrek fonksiyonları da kritiktir.
2
Standart tedavi seçeneklerini kontrendikasyon açısından gözden geçir
Bisfosfonatlar (Zoledronik asit, Pamidronat) ciddi böbrek yetmezliğinde kontrendikedir.
Bisfosfonatlar nefrotoksiktir ve böbrek yoluyla atılırlar.
3
Böbrek yetmezliğinde güvenli olan RANKL inhibitörünü seç
Denosumab kemik rezorpsiyonunu inhibe eden en uygun ajan olarak belirlenir.
Denosumab renal klirensi olmayan monoklonal bir antikordur.

Anahtar Kavram

Malignite hiperkalsemisinde bisfosfonatların böbrek yetmezliği durumundaki kontrendikasyonu ve Denosumab kullanımı.

Daha Fazla Pratik

Böbrek yetmezliği olan hiperkalsemi hastalarında, tedaviye yanıt alınamazsa acil hemodiyaliz seçeneğini değerlendirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 27Soru

Küçük hücreli dışı akciğer kanseri tanısı ile izlenen 6565 yaşındaki erkek hasta; son üç gündür giderek artan halsizlik, iştahsızlık, kabızlık ve konfüzyon şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Yapılan laboratuvar incelemesinde serum kalsiyum düzeyi 14.8 mg/dL14.8\ mg/dL (N:8.510.5 mg/dLN: 8.5-10.5\ mg/dL) olarak saptanıyor. Bu hastanın acil tedavisinde ilk yapılması gereken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İzotonik sodyum klorür (0.9% NaCl0.9\%\ NaCl) ile agresif hidrasyon

Cevap

İzotonik sodyum klorür ile agresif hidrasyon uygulanmalıdır.
Maligniteye bağlı ciddi hiperkalsemi (>14 mg/dL>14\ mg/dL) vakalarında hastalar belirgin şekilde dehidratedir. Tedavide temel amaç, kalsiyumun böbreklerden atılımını artırmaktır. İzotonik sodyum klorür (0.9% NaCl0.9\%\ NaCl), hem volüm açığını kapatır hem de sodyum-kalsiyum yarışması üzerinden kalsiyumun idrarla atılımını hızlandırır. Bu nedenle, diğer tüm tedavilerden (bisfosfonatlar, kalsitonin vb.) önce hidrasyon başlanmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın mevcut klinik durumunu ve laboratuvar değerlerini değerlendir.
14.8 mg/dL14.8\ mg/dL kalsiyum düzeyi 'hiperkalsemik kriz' olarak kabul edilir ve acil müdahale gerektirir.
Ciddi hiperkalsemi (>14 mg/dL>14\ mg/dL) nörolojik ve kardiyak komplikasyonlara yol açabilir.
2
Tedavideki öncelikli hedefi belirle.
İlk hedef, dehidratasyonu düzeltmek ve böbreklerden kalsiyum atılımını hızlandırmaktır.
Hiperkalsemi poliüriye neden olarak hastayı dehidrate bırakır, bu da kalsiyumun daha da yükselmesine yol açan bir kısır döngü oluşturur.
3
Uygun başlangıç tedavisini seç.
İzotonik sodyum klorür infüzyonu (200500 ml/saat200-500\ ml/saat hızında) başlanmalıdır.
Sodyum ve kalsiyumun renal tübüllerdeki emilimi birbiriyle yarışır; sodyum yüklemesi kalsiyum atılımını artırır.

Anahtar Kavram

Onkolojik hiperkalsemi yönetiminde ilk adım agresif izotonik hidrasyondur.
Soru 28Soru

5555 yaşında, ağır sigara içicisi olan bir erkek hasta; son 22 haftadır giderek artan yüz ve boyun bölgesinde şişlik, nefes darlığı ve ses kısıklığı şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde boyun ve göğüs duvarı üst kısmındaki venlerde belirgin genişleme saptanıyor. Toraks bilgisayarlı tomografisinde (BT) mediasteni ve superior vena kavayı bası altına alan, sağ akciğer santral yerleşimli kitle izleniyor. Biyopsi sonucu "küçük hücreli akciğer kanseri" (KHAK) olarak raporlanan bu hastanın onkolojik acil durumunda en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sistemik kemoterapi

Cevap

Sistemik kemoterapi seçeneği doğrudur çünkü küçük hücreli akciğer kanseri kemoterapiye son derece duyarlı bir tümördür ve SVK sendromunda hızlı yanıt sağlar.
Küçük hücreli akciğer kanseri (KHAK), lenfoma ve germ hücreli tümörler sistemik tedaviye son derece duyarlı malignitelerdir. Superior vena kava (SVK) sendromuna neden olduklarında, sistemik kemoterapi uygulanmasıyla %80\%80 oranında hızlı bir klinik düzelme sağlanır. Bu nedenle KHAK tanılı bir hastada primer tedavi kemoterapidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik bulgularına ve görüntülemesine göre tanı koyun.
Yüzde şişlik, venöz dolgunluk ve BT bulguları Superior Vena Kava (SVK) sendromunu doğrular.
SVK sendromunun klinik tanısı fizik muayene ve radyoloji ile konur.
2
Altta yatan histopatolojiyi değerlendirin.
Histoloji "küçük hücreli akciğer kanseri" (KHAK) olarak belirlenmiştir.
SVK sendromunun tedavisi tümörün biyolojik tipine (kemoduyarlılık) göre değişir.
3
Tümör tipine özgü en uygun tedaviyi seçin.
Sistemik kemoterapi primer tedavi olarak belirlenir.
KHAK ve lenfomalar kemoterapiye hızlı ve dramatik yanıt veren tümörlerdir; bu nedenle obstrüksiyonu en hızlı gideren yöntem kemoterapidir.

Anahtar Kavram

Superior Vena Kava (SVK) sendromunda tedavi yaklaşımı, altta yatan tümörün histolojisine bağlıdır; kemoduyarlı tümörlerde (KHAK, lenfoma, germ hücreli tümörler) kemoterapi tercih edilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 29Soru

6565 yaşında kadın hasta, metastatik meme kanseri tanısıyla takip edilmektedir. Son 33 gündür giderek artan iştahsızlık, bulantı, kabızlık ve poliüri şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde mukozaların kuru olduğu ve hafif konfüzyonun eşlik ettiği saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum kalsiyum düzeyi 14.514.5 mg/dLmg/dL, albümin 3.03.0 g/dLg/dL, kreatinin 1.61.6 mg/dLmg/dL olarak bulunuyor. Bu hastanın acil yönetiminde atılması gereken ilk adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İntravenöz izotonik sodyum klorür (0.9%0.9\% NaClNaCl) ile agresif hidrasyon

Cevap

Ciddi hiperkalsemisi (Ca>14Ca > 14 mg/dLmg/dL) ve dehidratasyon bulguları olan hastada ilk basamak tedavi intravenöz izotonik sodyum klorür ile agresif hidrasyondur.
Onkolojik acillerden biri olan hiperkalsemik krizde, hastalar poliüri ve bulantıya bağlı olarak ciddi dehidratasyon içindedir. Agresif izotonik sodyum klorür infüzyonu, hem intravasküler volümü yerine koyar hem de proksimal tübülde kalsiyumun sodyum ile yarışarak geri emilmesini engelleyip idrarla atılımını artırır. Bu nedenle ilk atılması gereken adım hidrasyondur.

Adım Adım Çözüm

1
Albümin düzeyine göre düzeltilmiş kalsiyum değerini hesapla.
Du¨zeltilmis\cDüzeltilmiş Ca=14.5+0.8×(4.03.0)=15.3Ca = 14.5 + 0.8 \times (4.0 - 3.0) = 15.3 mg/dLmg/dL.
Maligniteye bağlı hiperkalsemi şiddetini belirlemek için serbest kalsiyum fraksiyonunu yansıtan düzeltilmiş değer kullanılmalıdır.
2
Hastanın hidrasyon durumunu değerlendir ve sıvı resüsitasyonuna başla.
İntravenöz izotonik sodyum klorür (0.9%0.9\% NaClNaCl) infüzyonu (200500200-500 mL/saatmL/saat).
Hiperkalsemi, nefrotoksisite ve poliüriye (nefrojenik diabetes insipidus) neden olarak ciddi volüm kaybı yaratır; bu da kalsiyumun böbrekten atılımını daha da azaltır.
3
Akut faz geçtikten sonra uzun süreli kalsiyum kontrolü için ajan ekle.
İntravenöz bifosfonat (örneğin zoledronik asit veya pamidronat) eklenmesi.
Bifosfonatlar kemik rezorpsiyonunu inhibe ederek kalsiyum düzeyini düşürür ancak etkileri geç başlar.

Anahtar Kavram

Maligniteye bağlı hiperkalsemi yönetiminde altın standart ilk basamak agresif serum fizyolojik hidrasyonudur.

Alternatif Yöntem

Eğer hastada çok ciddi hiperkalsemi ve nörolojik bulgular varsa, sıvı tedavisine ek olarak hızlı etki gösteren kalsitonin de eklenebilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 30Soru

2424 yaşında erkek hasta, hızlı büyüyen abdominal kitle ve nefes darlığı şikayetiyle başvuruyor. Yapılan tetkikler sonucunda Burkitt lenfoma tanısı konulan hastanın laboratuvar incelemesinde; ürik asit: 1313 mg/dLmg/dL, potasyum: 5.95.9 mEq/LmEq/L, fosfor: 6.46.4 mg/dLmg/dL, kalsiyum: 7.17.1 mg/dLmg/dL ve LDHLDH: 28002800 U/LU/L olarak saptanıyor. Hastanın özgeçmişinde çocukluk döneminde bakla tüketimi sonrası hemoliz nedeniyle hastaneye yatış öyküsü olduğu öğreniliyor.

Bu hastada gelişen onkolojik acilin yönetiminde kullanımı kontrendike olan ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rasburikaz

Cevap

Klinik ve laboratuvar bulguları Tümör Lizis Sendromu ile uyumlu olan ve özgeçmişinde G6PD eksikliği şüphesi bulunan bu hastada Rasburikaz kullanımı kontrendikedir.
Rasburikaz, rekombinant bir urat oksidaz enzimidir ve ürik asidi suda çok daha çözünür olan allantoine dönüştürür. Bu katalitik döngü sırasında moleküler oksijen kullanılarak hidrojen peroksit (H2O2H_2O_2) üretilir. Normalde eritrositler bu peroksiti nötralize edebilir; ancak G6PD eksikliği olan bireylerde NADPH yetersizliği nedeniyle bu oksidatif yük karşılanamaz. Sonuç olarak şiddetli hemoliz ve methemoglobinemi gelişir. Bu nedenle G6PD eksikliği olanlarda Rasburikaz kullanımı kontrendikedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının analizi
Hiperürisemi, hiperkalemi, hiperfosfatemi, hipokalsemi ve çok yüksek LDH düzeyleri ile Burkitt lenfoma tanısı birleştiğinde 'Tümör Lizis Sendromu' (TLS) tanısı konur.
Burkitt lenfoma gibi hızlı çoğalan tümörlerde tedavi öncesi veya başlangıcında hücre yıkımına bağlı elektrolit bozuklukları karakteristiktir.
2
Özgeçmiş verisinin yorumlanması
Bakla tüketimi sonrası hemoliz öyküsü, hastada 'Glikoz-6-Fosfat Dehidrogenaz (G6PD) Eksikliği' olduğunu gösterir.
G6PD eksikliği olan bireylerde bakla gibi oksidatif stres kaynakları eritrositlerde akut hemolize yol açar.
3
İlaç mekanizması ve kontrendikasyon eşleştirmesi
Rasburikaz enziminin yan ürünü olan hidrojen peroksit (H2O2H_2O_2), G6PD eksikliği olan hastalarda şiddetli hemoliz ve methemoglobinemiye neden olur.
Rasburikaz, ürik asidi allantoine çevirirken açığa çıkan oksidatif yük, G6PD eksik eritrositlerin antioksidan kapasitesini aşar.

Anahtar Kavram

Rasburikaz, ürik asidi allantoine dönüştürürken hidrojen peroksit ürettiği için G6PD eksikliğinde kesinlikle kontrendikedir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 31Soru

Akut miyeloid lösemi (AML) nedeniyle indüksiyon kemoterapisi alan 52 yaşındaki erkek hastada, nötropeni derinleşiyor (Mutlak Nötrofil Sayısı <100/mm³) ve ateş yüksekliği gelişiyor. Hastaya ampirik olarak Piperasilin-Tazobactam tedavisi başlanıyor. Tedavinin 96. saatinde (4. gün) hastanın ateşi 38,5°C olarak devam ediyor. Hastanın genel durumu iyi, hemodinamisi stabil seyrediyor. Fizik muayenede kateter trasesinde hiperemi, ciddi mukozit veya ciltte döküntü saptanmıyor. Kan ve idrar kültürlerinde üreme bildirilmiyor.

Bu hasta için en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tedaviye ampirik antifungal ajan eklenmesi

Cevap

Tedaviye ampirik antifungal ajan (örneğin Kaspofungin veya Lipozomal Amfoterisin B) eklenmesi
Nötropenik ateş, onkolojik aciller kapsamında değerlendirilmesi gereken kritik bir durumdur. Yüksek riskli (uzamış nötropeni beklenen) hastalarda, geniş spektrumlu antibiyotik (Piperasilin-Tazobactam vb.) başlanmasına rağmen ateşin 4-7 gün (96 saat ve üzeri) devam etmesi durumunda, sekonder fungal enfeksiyon riski belirgin şekilde artar. Bu nedenle uluslararası rehberler, bu aşamada tedaviye ampirik antifungal (küf ve maya etkili) eklenmesini önerir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın risk grubunu ve klinik durumunu değerlendir
Yüksek riskli (AML indüksiyonu), derin nötropenik (<100/mm³) ve persistan ateşi (96. saat) olan ancak hemodinamik olarak stabil bir hasta.
Risk grubu ve ateşin süresi tedavi stratejisini belirler.
2
Mevcut antibiyoterapiye yanıtı ve ek endikasyonları analiz et
4 gündür Piperasilin-Tazobactam almasına rağmen ateş düşmemiş. Gram pozitif enfeksiyonu düşündürecek (mukozit, kateter enfeksiyonu, instabilite) spesifik bulgu yok.
Vankomisin gibi gram pozitif etkili ajanların gereksiz kullanımını önlemek için endikasyon aranmalıdır.
3
Persistan ateş yönetimi için rehber (IDSA/ESMO) önerisini uygula
Antibiyoterapiye rağmen 4-7 gün devam eden ateşte en olası nedenlerden biri fungal enfeksiyonlardır.
Yüksek riskli hastalarda persistan nötropenik ateşte ampirik antifungal tedavi standart yaklaşımdır.

Anahtar Kavram

Nötropenik ateş yönetiminde 4-7. günde persistan ateş varlığında ampirik antifungal tedavi endikasyonu

İpuçları

1
Hastanın ateşi 4 gündür geniş spektrumlu antibiyotiğe rağmen düşmemiştir ve hasta yüksek risk grubundadır.
2
Fizik muayenede Vankomisin eklenmesini gerektirecek (cilt, kateter, mukoza) bir odak bulunmamaktadır.
3
Uzayan nötropenik ateşte bakteriyel etkenlerden sonra en sık karşılaşılan ve ampirik tedavi gerektiren patojen grubu mantarlardır.

Daha Fazla Pratik

Nötropenik ateşte Vankomisin başlama endikasyonlarını gözden geçiriniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 32Soru

3434 yaşında erkek hasta, son iki haftadır karında hızla artan şişkinlik, halsizlik ve iştahsızlık şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede batında masif asit, splenomegali ve yaygın lenfadenopatiler saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde; LDH: 5.2005.200 U/L, Ürik asit: 16.416.4 mg/dL, Kreatinin: 2.82.8 mg/dL, Potasyum: 5.15.1 mEq/L, Kalsiyum: 8.28.2 mg/dL ve Fosfor: 3.23.2 mg/dL (Normal: 2.54.52.5-4.5 mg/dL) olarak saptanıyor. Henüz herhangi bir sitotoksik tedavi başlanmayan bu hastadaki klinik ve laboratuvar tablosuyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tablo spontan tümör lizis sendromu (STLS) olup, fosfor düzeyinin normal olması nükleik asit sentezi için geri alıma bağlıdır.

Cevap

Klinik tablo spontan tümör lizis sendromu (STLS) ile uyumludur ve bu durumda fosforun normal olması, hızla çoğalan hücrelerin fosforu nükleik asit sentezi için geri almasına bağlıdır.
Doğru yanıt olan STLS ve nükleik asit sentezi ilişkisi, fizyopatolojik bir gerçektir. Spontan Tümör Lizis Sendromu, sitotoksik tedavi öncesinde hücrelerin hızla yıkılması ve eş zamanlı olarak hayatta kalan hücrelerin hızla çoğalmasıyla karakterizedir. Hayatta kalan hücreler, yıkılan hücrelerden açığa çıkan fosforu yeni DNA/RNA sentezi için kullandıklarından (re-uptake), STLS'de serum fosfor düzeyi genellikle normal sınırlarda kalır. Bu durum, tedaviye bağlı gelişen ve şiddetli hiperfosfatemi ile seyreden klasik TLS'den en önemli ayırıcı noktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin analizi
Yüksek LDH (5.2005.200), aşırı hiperürisemi (16.416.4) ve akut böbrek hasarı saptandı.
Bu bulgular, kemoterapi almamış bir hastada masif hücre yıkımını işaret eder.
2
Metabolik durumun tanımlanması
Tablo 'Spontan Tümör Lizis Sendromu' (STLS) olarak tanımlandı.
Tedavi öncesi gelişen bu durum, genellikle Burkitt lenfoma gibi çok yüksek proliferasyon indeksli tümörlerde görülür.
3
Fosfor mekanizmasının değerlendirilmesi
Fosforun normal (3.23.2 mg/dL) olması STLS için karakteristiktir.
Tedaviye bağlı TLS'de hücreler ölür ve fosfor salınır; STLS'de ise canlı kalan hücreler fosforu yeni hücre sentezi için ortamdan temizler.

Anahtar Kavram

Spontan Tümör Lizis Sendromu'nda (STLS) Fosfor Dinamiği

Daha Fazla Pratik

STLS ve tedaviye bağlı TLS arasındaki farkları içeren bir karşılaştırma tablosunu incelemek konuyu pekiştirecektir.

Alternatif Yöntem

Laboratuvar TLS (Cairo-Bishop) kriterlerini hatırlayarak; fosfor hariç diğer parametrelerin (ürik asit, potasyum, kalsiyum) en az ikisinin bozuk olmasının tanı için yeterli olduğunu düşünebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 33Soru

Metastatik meme kanseri nedeniyle kemoterapi alan 4545 yaşındaki kadın hasta, tedavisinin 1212. gününde 39.2C39.2^\circ C ateş ve üşüme-titreme şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde belirgin bir enfeksiyon odağı saptanmayan hastanın laboratuvar tetkiklerinde mutlak nötrofil sayısı 250/mm3250/\text{mm}^3 olarak ölçülüyor. Bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kültür örnekleri alındıktan hemen sonra ampirik intravenöz geniş spektrumlu antibiyotik tedavisi başlanması

Cevap

Kültür örnekleri alındıktan sonra vakit kaybetmeden ampirik intravenöz geniş spektrumlu antibiyotik tedavisine başlanmalıdır.
Doğru yaklaşım, kültürler alındıktan sonra vakit kaybetmeden ampirik intravenöz geniş spektrumlu antibiyotik başlanmasıdır. Febril nötropeni durumunda, özellikle psödomonas gibi agresif bakteriler hızla fatal seyredebilir; bu nedenle tedavi ilk 60 dakika içinde (door-to-antibiotic time) verilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Febril nötropeni tanısını doğrula.
Ateşin 38.3C\geq 38.3^\circ C olması ve mutlak nötrofil sayısının (MNS) <500/mm3< 500/\text{mm}^3 olması febril nötropeni tanısını koydurur.
Hastanın ateşi 39.2C39.2^\circ C ve MNS 250/mm3250/\text{mm}^3 olduğu için bu bir onkolojik acildir.
2
Tanısal örneklerin hızla alınması.
Kan, idrar ve şüpheli odaklardan kültürler alınmalıdır.
Olası patojenin belirlenmesi ve ileride tedavinin de-eskalasyonu için gereklidir.
3
Ampirik tedaviye başla.
Psödomonası kapsayan geniş spektrumlu intravenöz antibiyotik (örneğin piperasilin-tazobaktam veya sefepim) başlanması.
Enfeksiyonun sepsise ilerlemesini önlemek için ilk 1 saat içinde tedavi başlanmalıdır.

Anahtar Kavram

Febril nötropenide temel yaklaşım, odak saptanmasa dahi ampirik intravenöz geniş spektrumlu antibiyotik tedavisine acilen başlanmasıdır.

Daha Fazla Pratik

Febril nötropenide yüksek risk ve düşük risk ayrımı için kullanılan MASCC skorlamasını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 34Soru

Akut Myeloid Lösemi (AML) tanısıyla 7+3 indüksiyon kemoterapisi alan 35 yaşındaki kadın hastanın, tedavinin 14. gününde ateşi 38.8°C olarak ölçülüyor. Laboratuvar tetkiklerinde mutlak nötrofil sayısı 80/mm³ saptanıyor. Fizik muayenede genel durumu orta, kan basıncı 110/70 mmHg, nabız 98/dakika olarak ölçülüyor. Hastanın Hickman kateteri giriş yerinde 2 cm çapında eritem, hassasiyet ve pürülan akıntı izleniyor; diğer sistem muayeneleri doğal bulunuyor. Bu hasta için en uygun başlangıç ampirik antibiyotik tedavisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Piperasilin-tazobaktam ve Vankomisin kombinasyonu

Cevap

Piperasilin-tazobaktam ve Vankomisin kombinasyonu
Bu hasta 'Yüksek Riskli Febril Nötropeni' grubundadır ve kateter giriş yerinde enfeksiyon bulguları (eritem, pürülan akıntı) mevcuttur. Febril nötropeni kılavuzlarına (IDSA, ESMO) göre, standart antipsödomonal beta-laktam tedavisine (Piperasilin-tazobaktam, Sefepim veya Karbapenem) başlangıçta Vankomisin eklenmesi gereken durumlar şunlardır: Kateter ilişkili enfeksiyon şüphesi, hemodinamik instabilite, kanıtlanmış bakteriyemi (özellikle Gram pozitif), şiddetli mukozit veya bilinen MRSA kolonizasyonu. Bu vakada kateter enfeksiyonu bulguları olduğu için en uygun yaklaşım antipsödomonal beta-laktam + Vankomisin kombinasyonudur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın risk grubunu ve klinik tablosunu belirle
Hasta AML indüksiyonu alıyor ve nötrofil sayısı <100/mm³ (derin nötropeni); bu durum 'Yüksek Riskli Febril Nötropeni' olarak kabul edilir. Hastaneye yatış ve IV tedavi şarttır.
Yüksek riskli hastalarda oral tedavi (Siprofloksasin + Amoksisilin-klavulanat) kontrendikedir.
2
Spesifik enfeksiyon odaklarına göre ek tedavi gerekliliğini değerlendir
Hickman kateteri giriş yerinde eritem ve pürülan akıntı var. Bu bulgular kateter ilişkili enfeksiyonu, dolayısıyla Gram pozitif bakterileri (Koagülaz negatif stafilokoklar, S. aureus) ve özellikle MRSA ihtimalini düşündürür.
Standart antipsödomonal monoterapi (Piperasilin-tazobaktam veya Karbapenemler) MRSA'yı kapsamaz.
3
Kılavuzlara göre uygun ampirik rejimi seç
IDSA ve ESMO kılavuzlarına göre, febril nötropenik hastalarda kateter enfeksiyonu, deri-yumuşak doku enfeksiyonu, pnömoni veya hemodinamik instabilite varlığında başlangıç tedavisine glikopeptid (Vankomisin) eklenmelidir.
Bu nedenle antipsödomonal beta-laktam omurgasına Vankomisin eklenmesi en doğru yaklaşımdır.

Anahtar Kavram

Febril nötropenide başlangıç tedavisine Vankomisin (veya gram pozitif etkili diğer ajanlar) eklenme endikasyonları: Kateter enfeksiyonu şüphesi, hemodinamik instabilite, pnömoni, MRSA kolonizasyonu veya ciddi mukozit.
Soru 35Soru

5252 yaşında erkek hasta, akut miyeloid lösemi (AMLAML) tanısıyla yatırılarak indüksiyon kemoterapisi başlanmıştır. Kemoterapinin 1212. gününde ateşi 38,8C38,8^\circ C ölçülen hastanın yapılan tetkiklerinde mutlak nötrofil sayısı (ANSANS) 200/mm3200/mm^3 olarak saptanıyor. Özgeçmişinde penisilin GG kullanımından sonra anafilaksi öyküsü olduğu bilinen hastanın fizik muayenesinde hemodinamisi stabil olup, sadece sağ subklavyen port kateter giriş yerinde eritem ve hassasiyet saptanıyor. Bu hasta için en uygun başlangıç ampirik antibiyotik tedavisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aztreonam ve Vankomisin

Cevap

Penisilin anafilaksisi öyküsü olan yüksek riskli febril nötropeni hastasında, kateter enfeksiyonu bulguları eşliğinde Aztreonam ve Vankomisin kombinasyonu en uygun yaklaşımdır.
Doğru yaklaşım, penisilin anafilaksisi olan hastalarda beta-laktam halkasına sahip olmayan ancak Gram-negatif spektrumu (özellikle Pseudomonas aeruginosa) kapsayan Aztreonam ile kateter enfeksiyonu bulguları nedeniyle Gram-pozitif etkinliği sağlayan Vankomisin kombinasyonudur. Aztreonam bir monobaktamdır ve penisilinlerle çapraz reaksiyon göstermez.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın risk profilini belirle.
Hasta AML indüksiyonu almaktadır ve ANS<500/mm3ANS < 500/mm^3 (200/mm3200/mm^3) düzeyindedir; bu durum hastayı 'Yüksek Riskli' kategorisine sokar ve yatarak intravenöz tedavi gerektirir.
Risk sınıflandırması ampirik tedavinin nerede ve hangi yolla verileceğini belirler.
2
Alerji durumunu değerlendir.
Penisilin anafilaksisi (Tip 1 hipersensitivite) öyküsü mevcuttur. Bu durum penisilinleri, sefalosporinleri ve karbapenemleri riskli kılar.
Anafilaksi varlığında çapraz reaksiyon riski olan tüm beta-laktam gruplarından kaçınılmalıdır.
3
Fizik muayene bulgularına göre ek kapsama kararını ver.
Port kateter giriş yerinde eritem ve hassasiyet olması, Gram-pozitif (özellikle MRSA ve koagülaz negatif stafilokoklar) enfeksiyon şüphesini artırır.
Febril nötropenide kateter enfeksiyonu, hipotansiyon veya yumuşak doku enfeksiyonu gibi spesifik durumlar başlangıç tedavisine Vankomisin eklenmesini gerektirir.
4
Uygun antibiyotik kombinasyonunu seç.
Gram-negatif (Pseudomonas) etkinliği için Aztreonam (monobaktam, çapraz reaksiyon yok) ve kateter odaklı Gram-pozitif etkinliği için Vankomisin seçilir.
Kılavuzlar anafilaksi öyküsü olan yüksek riskli nötropenik hastalarda Aztreonam + Vankomisin önerir.

Anahtar Kavram

Yüksek riskli febril nötropenide beta-laktam anafilaksisi varlığında ampirik antibiyotik yönetimi.

Alternatif Yöntem

Eğer hastada kateter enfeksiyonu bulgusu olmasaydı bile, penisilin anafilaksisi nedeniyle Gram-negatif kapsamı için Aztreonam kullanımı yine zorunlu olurdu; ancak Vankomisin eklenmesi klinik bulgulara (hipotansiyon, kateter yeri bulgusu vb.) göre opsiyonel hale gelebilirdi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 36Soru

2424 yaşında erkek hasta, son iki haftadır giderek artan nefes darlığı, öksürük ve yüzde şişlik şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde bilateral servikal lenfadenopati ve göğüs duvarında kollateral venöz genişlemeler izleniyor. Toraks BT'de 12×1012 \times 10 cm boyutlarında ön mediastinal kitle saptanıyor. Biyokimyasal incelemede; Ürik asit: 11.411.4 mg/dL, Fosfor: 7.27.2 mg/dL, Potasyum: 5.65.6 mEq/L, Kalsiyum: 7.17.1 mg/dL ve LDH: 32003200 U/L (N: <250<250 U/L) olarak bulunuyor. Hastanın EKG'si ve nörolojik muayenesi normaldir. Bu hastada laboratuvar bulgularının başlangıç yönetimi için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Agresif hidrasyon ve intravenöz rasburikaz başlanması

Cevap

Agresif hidrasyon ve intravenöz rasburikaz tedavisi, yüksek riskli tümör lizis sendromu vakalarında en uygun başlangıç yönetimidir.
Hastanın klinik tablosu (hızlı büyüyen mediastinal kitle, SVKS bulguları) ve laboratuvar değerleri (LDHLDH ve ürik asit yüksekliği) yüksek riskli Tümör Lizis Sendromu (TLS) ile uyumludur. Bu durumda temel hedef böbrek fonksiyonlarını korumaktır. Rasburikaz, mevcut ürik asidi parçalayarak böbrek yükünü hızla azaltır. Ayrıca hastada nörolojik veya EKG bulgusu (QT uzaması vb.) olmadığı için kalsiyum replasmanından kaçınılmalıdır, çünkü hiperfosfatemi zemininde kalsiyum verilmesi fatal presipitasyonlara neden olabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik risk değerlendirmesi yapılması
Hastada dev mediastinal kitle ve LDH > 2x ULN olması nedeniyle 'yüksek riskli TLS' kategorisi belirlendi.
Yüksek tümör yükü ve hızlı turnover olan malignitelerde TLS gelişme riski çok yüksektir.
2
Biyokimyasal verilerin analizi
Ürik asit, fosfor ve potasyum yüksekliği ile birlikte asemptomatik hipokalsemi saptandı.
Malign hücrelerin yıkımıyla hücre içi elektrolitler ve nükleik asit metabolitleri kana salınır.
3
Tedavi stratejisinin belirlenmesi
Agresif IV hidrasyon (3000 ml/m²/gün) ve rasburikaz (rekombinant urat oksidaz) kararı verildi.
Rasburikaz, allopurinolün aksine mevcut ürik asidi hızlıca daha çözünür olan allantoine dönüştürür.
4
Kontrendike veya riskli yaklaşımlardan kaçınma
Kalsiyum replasmanından ve idrar alkalinizasyonundan kaçınıldı.
Asemptomatik hipokalsemide kalsiyum verilmesi kalsiyum-fosfat çökelmesini (metastatik kalsifikasyon) tetikleyerek böbrek hasarını artırır.

Anahtar Kavram

Yüksek riskli Tümör Lizis Sendromu'nda (TLS) rasburikaz endikasyonu ve asemptomatik hipokalsemi yönetimi.
Soru 37Soru

4545 yaşında kadın hasta, meme kanseri nedeniyle aldığı kemoterapi sonrası 10.10. günde 38.3C38.3^\circ \text{C} ateş ve halsizlik ile başvuruyor. Fizik muayenede kan basıncı 120/80 mmHg120/80 \text{ mmHg}, nabız 84/dk84/\text{dk} olup, belirgin dehidratasyon veya spesifik bir enfeksiyon odağı saptanmıyor. Laboratuvar incelemesinde mutlak nötrofil sayısı 350/mm3350/\text{mm}^3 olarak bulunuyor. MASCC (Multinational Association for Supportive Care in Cancer) risk skorlaması 2424 olarak hesaplanan bu hasta için en uygun yönetim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ayaktan izlem ve oral siprofloksasin + amoksisilin-klavulanat başlanması

Cevap

MASCC skoru 2121 ve üzeri olan düşük riskli hastalarda ayaktan izlem ve oral siprofloksasin + amoksisilin-klavulanat kombinasyonu en uygun yönetimdir.
Febril nötropenik hastalarda risk değerlendirmesi MASCC skorlaması ile yapılır. MASCC skoru 2121 ve üzerinde olan hastalar 'düşük riskli' kabul edilir. Bu gruptaki hastalar, hemodinamik olarak stabil olmaları, ciddi komorbiditelerinin bulunmaması ve sosyal desteklerinin yeterli olması durumunda ayaktan oral antibiyotik (siprofloksasin + amoksisilin-klavulanat) kombinasyonu ile güvenle tedavi edilebilirler.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın febril nötropeni kriterlerini karşılayıp karşılamadığını değerlendirin.
Ateş 38.3C38.3^\circ \text{C} ve mutlak nötrofil sayısı <500/mm3< 500/\text{mm}^3 (350/mm3350/\text{mm}^3) olduğu için hasta febril nötropeni tanısı alır.
Ampirik tedaviye başlama kararını netleştirmek için tanısal kriterlerin doğrulanması gerekir.
2
MASCC risk skorlamasını yorumlayın.
MASCC skoru 2424 olarak verilmiştir; bu değer 2121 eşiğinin üzerindedir.
MASCC skoru 21\geq 21 olması hastanın düşük riskli grupta olduğunu gösterir.
3
Düşük riskli hastalar için kılavuzların önerdiği uygun tedavi ortamını ve rejimini seçin.
Kılavuzlar, sosyal desteği olan ve komplikasyonu bulunmayan düşük riskli hastalarda oral siprofloksasin + amoksisilin-klavulanat ile ayaktan tedaviyi önerir.
Uygun hastalarda hastane kaynaklı enfeksiyon riskini azaltmak ve maliyeti düşürmek için ayaktan tedavi tercih edilir.

Anahtar Kavram

Febril nötropenide MASCC skoru ile risk stratifikasyonu ve ayaktan tedavi kriterleri.

Daha Fazla Pratik

Febril nötropenide yüksek risk kriterlerini (mutlak nötrofil sayısı < 100, beklenen nötropeni süresi > 7 gün, MASCC < 21) tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 38Soru

58 yaşında, bilinen metastatik meme kanseri olan kadın hasta; 10 gündür devam eden ve son 24 saatte şiddetlenen sırt ağrısı, her iki bacakta giderek artan güçsüzlük ve idrar kaçırma şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenede alt ekstremitelerde kas gücü 2/52/5 (bilateral) saptanıyor ve T10T10 seviyesinde duyu kusuru izleniyor. Çekilen spinal MRG'de T10T10 vertebra seviyesinde tek seviyeli, spinal korda bası yapan metastatik kitle saptanıyor. Hastanın genel durumu cerrahiye uygun olup beklenen yaşam süresi 6 aydan uzundur. Bu hastada yürümeyi sürdürme ve nörolojik iyileşme şansı en yüksek olan tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Acil cerrahi dekompresyon ve stabilizasyon, ardından adjuvan radyoterapi

Cevap

Cerrahi dekompresyon ve stabilizasyonu takip eden radyoterapi, bu klinik senaryoda en yüksek başarı şansına sahip yaklaşımdır.
Metastatik spinal kord basısında cerrahi dekompresyon ve ardından radyoterapi uygulanması; tek seviyeli basısı olan, genel durumu ameliyata uygun olan ve beklenen yaşam süresi en az 3-4 ay olan hastalarda (Patchell kriterleri), tek başına radyoterapiye göre yürüme yeteneğinin korunması ve nörolojik iyileşme açısından istatistiksel olarak anlamlı derecede daha üstündür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tanıyı doğrula
Sırt ağrısı, motor kayıp ve mesane bulguları olan hastada metastatik spinal kord basısı (MSKB) ön tanısı konur.
Acil müdahale gerektiren onkolojik bir acildir.
2
Mevcut bulguları Patchell kriterleri açısından değerlendir
Hastada tek seviyeli bası mevcut, genel durum cerrahiye uygun ve yaşam beklentisi >34>3-4 ay.
Hangi hastanın cerrahiden en çok fayda göreceğini belirlemek için kullanılır.
3
Kanıta dayalı en iyi tedavi yöntemini seç
Cerrahi + RT kombinasyonu, sadece RT'ye göre yürüme yeteneğinin korunmasında (84%84\% vs 57%57\%) ve geri kazanılmasında üstündür.
Fonksiyonel bağımsızlığı korumak onkolojik acil yönetiminin birincil hedefidir.

Anahtar Kavram

Metastatik Spinal Kord Basısı Yönetimi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 39Soru

2424 yaşında erkek hasta, 1515 cmcm çapında mediastinal kitle, yaygın lenfadenopati ve belirgin lökositoz (180.000/mm3180.000/mm^3) ile karakterize yeni tanı TT-hücreli akut lenfoblastik lösemi (ALLALL) nedeniyle yatırılıyor. Hastaya yüksek riskli tümör lizis sendromu (TLSTLS) profilaksisi planlanıyor. Laboratuvar incelemesinde ürik asit düzeyi 13.513.5 mg/dLmg/dL olarak saptanan hastanın tıbbi özgeçmişinde Glukoz-66-Fosfat Dehidrogenaz (G6PDG6PD) eksikliği olduğu biliniyor. Bu hastada ürik asit düzeyini düşürmek amacıyla aşağıdaki tedavilerden hangisinin uygulanması kontrendikedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rasburikaz

Cevap

Rasburikaz, G6PD eksikliği olan hastalarda oksidatif strese yol açarak hemolitik anemi ve methemoglobinemi riski oluşturduğu için kontrendikedir.
Rasburikaz, ürik asidi allantoine dönüştüren rekombinant bir ürat oksidaz enzimidir. Bu biyokimyasal reaksiyon sırasında açığa çıkan hidrojen peroksit (H2O2H_2O_2), Glukoz-66-Fosfat Dehidrogenaz (G6PDG6PD) eksikliği olan bireylerde eritrositlerde oksidatif hasara, methemoglobinemiye ve şiddetli hemolitik anemiye neden olur. Bu nedenle bu hasta grubunda kullanımı kesinlikle kontrendikedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın TLS riskini belirle.
Yüksek WBCWBC (>100.000/mm3>100.000/mm^3), mediastinal kitle (bulkybulky hastalık) ve yüksek ürik asit nedeniyle hasta 'yüksek risk' grubundadır.
Yüksek riskli hastalarda agresif hidrasyonun yanı sıra ürik asidi hızla düşüren ajanlar gereklidir.
2
Özgeçmişteki kontrendikasyonu değerlendir.
Hastada Glukoz-66-Fosfat Dehidrogenaz (G6PDG6PD) eksikliği mevcuttur.
Bazı ilaçlar bu enzim eksikliğinde eritrositlerin oksidatif hasara karşı savunmasız kalmasına neden olur.
3
Tedavi seçeneklerinin etki mekanizmasını ve yan etkilerini hatırla.
Rasburikaz (rekombinant ürat oksidaz), ürik asidi allantoine çevirirken yan ürün olarak hidrojen peroksit (H2O2H_2O_2) açığa çıkarır.
G6PDG6PD eksikliğinde açığa çıkan H2O2H_2O_2 nötralize edilemez, bu da hemoglobinin oksidasyonuna ve hemolize yol açar.

Anahtar Kavram

Tümör Lizis Sendromu yönetiminde Rasburikaz'ın G6PD eksikliği olan hastalarda kontrendike olması.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 40Soru

2222 yaşında erkek hasta, karın ağrısı ve şişkinlik şikayetiyle başvuruyor. Yapılan tetkiklerde yaygın abdominal lenfadenopatiler ve belirgin LDHLDH yüksekliği (24002400 U/L) saptanarak Burkitt lenfoma tanısı konuluyor. Kemoterapi (R-CODOX-M/IVAC) planlanan hastanın bazal laboratuvar değerleri; Ürik asit: 9.89.8 mg/dL, Fosfor: 4.84.8 mg/dL, Potasyum: 4.54.5 mEq/L, Kalsiyum: 9.29.2 mg/dL ve Kreatinin: 1.11.1 mg/dL olarak ölçülüyor. Profilaktik agresif hidrasyon (30003000 mL/m2m^2/gün) ve Rasburicase başlanan hastanın kemoterapi sonrası 1818. saatinde; Fosfor: 10.410.4 mg/dL, Potasyum: 5.85.8 mEq/L, Ürik asit: 3.23.2 mg/dL, Kalsiyum: 6.46.4 mg/dL ve Kreatinin: 2.32.3 mg/dL saptanıyor. Fizik muayenesinde nöromüsküler irritabilite (Chvostek/Trousseau negatif) bulgusu saptanmayan ve idrar çıkışı 100100 mL/saat olan hastanın bu aşamadaki yönetimiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi en doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipokalsemi asemptomatik olduğu sürece kalsiyum replasmanından kaçınılmalıdır.

Cevap

Hipokalsemi asemptomatik olduğu sürece kalsiyum replasmanından kaçınılmalıdır
Burkitt lenfoma gibi yüksek proliferasyon hızına sahip tümörlerde görülen Tümör Lizis Sendromu'nda (TLS) ortaya çıkan şiddetli hiperfosfatemi, kalsiyum ile birleşerek kalsiyum-fosfat kristalleri oluşturur. Bu kristaller renal tübüllerde çökerek akut böbrek hasarına (nefrokalsinozis) neden olur. Sodyum bikarbonat kullanımı idrarı alkalize ederek ürik asit çözünürlüğünü artırsa da, fosfatın çözünürlüğünü azaltır ve kristalleşmeyi tetikler. Benzer şekilde, kalsiyum replasmanı da çökelmeyi artırır. Bu nedenle, hastada kardiyak aritmi veya nöromüsküler irritabilite (tetani) gibi yaşamı tehdit eden semptomlar gelişmedikçe hipokalsemiye müdahale edilmemesi, agresif hidrasyon ve rasburicase ile fosforun düşmesinin beklenmesi güncel yönetim stratejisidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik risk ve laboratuvar değerlendirmesi
Burkitt lenfoma ve yüksek LDH nedeniyle hastada yüksek riskli klinik Tümör Lizis Sendromu (TLS) mevcuttur.
Tanı anındaki tümör yükü ve lizis bulguları (P, K, Cr artışı) tedavinin aciliyetini belirler.
2
Hiperfosfatemi ve kalsiyum dengesi analizi
Fosfor değerinin 1010 mg/dL üzerine çıkması ve kalsiyumun düşmesi, kalsiyum-fosfat çarpımının riskli düzeye ulaştığını gösterir.
Kalsiyum-fosfat çarpımı >60>60 olduğunda yumuşak doku ve renal tübüler kalsifikasyon riski belirgin artar.
3
Tedavi kontrendikasyonlarının belirlenmesi
Sodyum bikarbonat ve kalsiyum replasmanının bu aşamada zararlı olabileceği saptanır.
Alkali ortam ve ek kalsiyum, fosfat ile birleşerek kristal nefropatisini ve akut böbrek hasarını derinleştirir.

Anahtar Kavram

Tümör Lizis Sendromunda Kalsiyum-Fosfat Çökme Riski ve Yönetimi
Tahmini Süre:3m 0s
ÖncekiSayfa 2 / 2
Onkolojik Aciller Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 2 | Examkin