İmmün Sistem Hastalıkları

44 soru

Soru 1Soru

18 aylık bir erkek çocuk; tekrarlayan bakteriyel, viral ve fungal enfeksiyonlar ile kronik ishal nedeniyle değerlendiriliyor. Laboratuvar testlerinde total lenfosit sayısı normal aralıkta saptanmasına rağmen, akım sitometrisinde CD4+CD4^+ T hücrelerinin ileri derecede azaldığı (<100/μL<100/\mu L), CD8+CD8^+ T hücre sayısının ise normal olduğu görülüyor. Ayrıca hastanın serumunda hipogamaglobulinemi saptanıyor ve yapılan deri testlerinde gecikmiş tip hipersensitivite yanıtı alınamıyor. Bu klinik tabloya neden olan temel moleküler kusur aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: MHC Sınıf II gen ekspresyonunu düzenleyen transkripsiyon faktörlerinde mutasyon

Cevap

MHC Sınıf II gen ekspresyonunu düzenleyen transkripsiyon faktörlerinde mutasyon (Çıplak Lenfosit Sendromu Tip II)
Vakada tanımlanan seçici CD4+CD4^+ T lenfosit eksikliği ve eşlik eden hipogamaglobulinemi, Çıplak Lenfosit Sendromu Tip II (MHC Sınıf II eksikliği) için karakteristiktir. Bu hastalıkta MHC II genlerinin kendisinde değil, bu genlerin promotör bölgesine bağlanan transkripsiyon faktörlerini (CIITA, RFXANK, RFX5, RFXAP) kodlayan genlerde mutasyon vardır. MHC II molekülleri timusta CD4+CD4^+ hücrelerin pozitif seleksiyonu için gerekli olduğundan, bu hücreler gelişemez. Ayrıca CD4+CD4^+ yardımcı hücreleri olmadığı için B hücreleri antikor üretemez.

Adım Adım Çözüm

1
Lenfosit alt gruplarının analiz edilmesi
CD4+CD4^+ T hücrelerinin seçici olarak azaldığı, CD8+CD8^+ T hücrelerinin korunduğu saptandı.
Hangi MHC yolunun etkilendiğini anlamak için CD4/CD8CD4/CD8 oranı kritiktir.
2
Timik seleksiyon mekanizmasının değerlendirilmesi
CD4+CD4^+ T hücre gelişimi için timusta MHC Sınıf II molekülleriyle etkileşim zorunludur.
CD4+CD4^+ eksikliği, MHC Sınıf II'nin yokluğunu düşündürür.
3
Humoral immünite bulgularının yorumlanması
B hücreleri olsa bile CD4+CD4^+ T hücre yardımı (T-helper) olmadığı için antikor üretimi bozulur.
Hipogamaglobulineminin nedeni B hücresi yokluğu değil, yardımcı T hücre eksikliğidir.

Anahtar Kavram

MHC Sınıf II eksikliği (Çıplak Lenfosit Sendromu Tip II), CIITA ve RFX gibi transkripsiyon faktörlerinin mutasyonu sonucu oluşur ve seçici CD4+CD4^+ T hücre eksikliği ile karakterizedir.
Soru 2Soru

2020 yaşında bir erkek hasta, her yıl bahar aylarında tekrarlayan hapşırma, burun akıntısı ve gözlerde sulanma şikayetleriyle başvuruyor. Hastaya yapılan deri prik testinde polenlere karşı pozitif yanıt saptanıyor. Bu hastada izlenen Tip 1 hipersensitivite reaksiyonunun erken fazında, mast hücrelerinden vazoaktif mediyatörlerin salınımını başlatan temel immünolojik olay aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antijenin, mast hücresi yüzeyindeki spesifik IgEIgE antikorlarına bağlanması

Cevap

Antijenin, mast hücresi yüzeyindeki spesifik IgEIgE antikorlarına bağlanması
Tip 1 hipersensitivite reaksiyonunun temel patogenetik basamağı, duyarlı bireyde antijenin (alerjenin) mast hücreleri veya bazofillerin yüzeyindeki FcϵRIFc\epsilon RI reseptörlerine bağlı olan spesifik IgEIgE molekülleri ile birleşmesidir. Bu birleşme sonucu IgEIgE reseptörleri çapraz bağlanır (cross-linking), hücre içi sinyal yolakları aktive olur ve histamin gibi vazoaktif aminlerin salınımı (degranülasyon) gerçekleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu analiz etme
Mevsimsel rinit ve pozitif deri testi bulguları Tip 1 hipersensitivite (alerji) tanısını koydurur.
Tip 1 reaksiyonlar polen, gıda veya ilaç gibi antijenlere karşı gelişen hızlı yanıtlardır.
2
Hücresel mekanizmayı belirleme
Bu reaksiyondan sorumlu temel efektör hücreler mast hücreleri ve bazofillerdir.
Mast hücreleri dokularda vazoaktif aminleri (histamin gibi) depolayan ana hücrelerdir.
3
Tetikleyici olayı saptama
Antijenin (alerjenin), mast hücresi üzerindeki IgEIgE moleküllerini çapraz bağlaması sonucu hücre aktive olur.
Hücre yüzeyindeki FcϵRIFc\epsilon RI reseptörlerine bağlı IgEIgE'lerin antijenle köprüleşmesi degranülasyon için şarttır.

Anahtar Kavram

Tip 1 hipersensitivite mekanizması
Tahmini Süre:45s
Soru 3Soru

45 yaşında erkek hastaya, son dönem böbrek yetmezliği nedeniyle böbrek transplantasyonu uygulanıyor. Cerrahi ekip tarafından vasküler anastomozlar tamamlandıktan dakikalar sonra, greftin renginin aniden siyanotik ve benekli bir hal aldığı, organın flasklaştığı ve idrar çıkışının hiç olmadığı fark ediliyor. Bu durumun patogenezinde rol oynayan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alıcı serumunda donör HLA veya kan grubu antijenlerine karşı önceden oluşmuş antikorların varlığı

Cevap

Alıcı serumunda donör HLA veya kan grubu antijenlerine karşı önceden oluşmuş antikorların varlığı
Vaka örneğinde vasküler anastomoz sonrası dakikalar içinde gelişen organ reddi tablosu hiperakut rejeksiyona işaret etmektedir. Bu durumun patogenezinde, alıcının kanında donörün vasküler endotel antijenlerine (HLA veya ABO) karşı daha önceden oluşmuş antikorların bulunması yatar. Bu antikorlar greft endoteline bağlanarak kompleman sistemini aktive eder ve damar lümenlerinde yaygın tromboza, ardından greftin nekrozuna yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik seyrin zamanlamasını değerlendir
Rejeksiyon dakikalar içinde (cerrahi masada) gerçekleşmiştir.
Bu süre zarfında yeni bir immün yanıt gelişemeyeceği için olay 'hiperakut rejeksiyon' olarak tanımlanır.
2
Hiperakut rejeksiyonun temel nedenini belirle
Alıcının donör dokusuna karşı önceden duyarlı olduğu (antikor taşıdığı) sonucuna varılır.
Tip II hipersensitivite mekanizmasıyla, önceden oluşmuş antikorlar donörün vasküler endoteline saldırır.
3
Histopatolojik sonuçları öngör
Endotel hasarı, kompleman aktivasyonu, yaygın tromboz ve fibrinoid nekroz.
Bu olaylar damarların tıkanmasına, böbreğin siyanotik/flask görünümüne ve idrar çıkışının durmasına neden olur.

Anahtar Kavram

Hiperakut rejeksiyon; alıcıda önceden mevcut olan antikorların (Tip II hipersensitivite) aracılık ettiği, dakikalar içinde gelişen greft reddidir.

İpuçları

1
Olayın hızı (dakikalar içinde) en önemli ipucudur.
2
Cerrahi masada greftin aniden siyanotik olması, vasküler yatağın hızla tıkandığını gösterir.
3
Önceden geçirilmiş kan transfüzyonları veya gebelikler, hastayı bu durumun nedeni olan antikorlara karşı duyarlı hale getirmiş olabilir.

Daha Fazla Pratik

Akut rejeksiyon ile hiperakut rejeksiyon arasındaki zaman farkı ve morfolojik bulguları karşılaştıran bir tablo hazırlayınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 4Soru

1818 aylık bir erkek çocuk, doğumundan itibaren tekrarlayan sinopulmoner enfeksiyonlar ve atopik dermatit benzeri dirençli ekzematöz cilt lezyonları nedeniyle pediatri polikliniğine getiriliyor. Hastanın öyküsünden, sünnet operasyonu sonrası durdurulamayan sızıntı şeklinde kanama nedeniyle hastaneye yatırıldığı ve transfüzyon aldığı öğreniliyor. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin ve lökosit değerleri normal sınırlardayken, trombosit sayısı 48.000/mm348.000/mm^3 olarak saptanıyor. Periferik yayma incelemesinde trombositlerin ortalama çapının belirgin olarak küçük olduğu (mikrotrombositler) gözleniyor. Bu hastadaki klinik tablodan sorumlu olan temel moleküler defekt aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aktin hücre iskeletinin yeniden düzenlenmesini sağlayan WASP proteininde mutasyon

Cevap

Aktin hücre iskeletinin yeniden düzenlenmesinde rol oynayan WASP proteini mutasyonu
Wiskott-Aldrich Sendromu (WAS), enfeksiyonlara yatkınlık, ekzema ve trombositopeni (özellikle küçük çaplı trombositler) ile karakterize X'e bağlı bir primer immün yetmezliktir. WASP proteini, hematopoetik hücrelerde aktin hücre iskeletinin yeniden düzenlenmesinde (remodeling) kritik rol oynar. Bu proteinin eksikliğinde T hücreleri normal fonksiyonlarını (sinaps oluşumu, göç) yerine getiremez ve trombositlerin dalak tarafından yıkımı artarak mikrotrombositopeni gelişir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik üçlünün analiz edilmesi
Tekrarlayan enfeksiyonlar, ekzema ve kanama eğilimi (trombositopeni) saptandı.
Bu üçlü Wiskott-Aldrich Sendromu (WAS) için karakteristiktir.
2
Morfolojik bulguların değerlendirilmesi
Periferik yaymada trombositlerin küçük çaplı (mikrotrombosit) olduğu belirlendi.
Mikrotrombositler WAS için patognomonik bir laboratuvar bulgusudur.
3
Moleküler mekanizmanın eşleştirilmesi
WASP proteini, aktin hücre iskeletinin organizasyonunda görev alır.
WAS, sitoplazmik WASP proteinini kodlayan genin mutasyonu sonucu gelişen X'e bağlı bir hastalıktır.

Anahtar Kavram

Wiskott-Aldrich Sendromu'nda enfeksiyon, ekzema ve mikrotrombositopeni triadı izlenir; temel defekt aktin iskeletini düzenleyen WASP proteinidir.
Soru 5Soru

22 yaşında erkek çocuk; tekrarlayan sinopulmoner enfeksiyonlar ve Pneumocystis jiroveciiPneumocystis\ jirovecii pnömonisi nedeniyle getiriliyor. Fizik muayenede lenfoid dokuların (bademcik ve lenf nodları) çok küçük olduğu saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum IgMIgM düzeyi 450 mg/dL450\ \text{mg/dL} (normalin üst sınırı 150 mg/dL150\ \text{mg/dL}), IgGIgG ve IgAIgA düzeyleri ise saptanamayacak kadar düşük bulunuyor. Periferik kanda lenfosit alt grupları (CD3CD3, CD4CD4, CD8CD8, CD19CD19) normal yüzdelerdedir. Bu hastanın lenf nodu biyopsisinde germinal merkezlerin izlenmemesine neden olan temel moleküler bozukluk aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: CD4+CD4^+ yardımcı TT hücrelerindeki CD40CD40 ligand (CD154CD154) eksikliği sonucu BB hücrelerinde izotip sınıf değişiminin yapılamaması

Cevap

Temel bozukluk, CD4+CD4^+ yardımcı TT hücreleri üzerindeki CD40CD40 ligandının eksikliğidir; bu durum BB hücreleri ile etkileşimi bozarak izotip sınıf değişimini ve germinal merkez oluşumunu engeller.
Vakadaki yüksek IgMIgM ve düşük IgG/IgAIgG/IgA tablosu Hiper-IgMIgM sendromudur. PneumocystisPneumocystis enfeksiyonunun eşlik etmesi, kusurun sadece antikor üretiminde değil, aynı zamanda makrofaj aktivasyonu için gerekli olan TT hücresi sinyalizasyonunda (CD40LCD40L) olduğunu gösterir. CD40LCD40L eksikliğinde BB hücreleri germinal merkez reaksiyonuna giremez.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının analizi
IgMIgM yüksekliği ile birlikte IgGIgG ve IgAIgA eksikliği, 'Hiper-IgMIgM Sendromu' tanısını koydurur.
İzotip sınıf değişiminin (class switching) yapılamadığını gösterir.
2
Fırsatçı enfeksiyon varlığının değerlendirilmesi
Pneumocystis jiroveciiPneumocystis\ jirovecii pnömonisi, TT hücresi defektini (hücresel immünite kusuru) işaret eder.
CD40CD40LCD40-CD40L etkileşimi sadece BB hücreleri için değil, TT hücrelerinin makrofajları aktive etmesi için de gereklidir.
3
Moleküler mekanizmanın belirlenmesi
CD40LCD40L (CD154CD154) eksikliği, en sık görülen (X'e bağlı) Hiper-IgMIgM nedenidir ve hem humoral hem hücresel kusur yapar.
BB hücreleri TT hücresinden 'yardım' sinyali alamadığı için germinal merkezler oluşamaz.

Anahtar Kavram

Hiper-IgM Sendromu ve CD40/CD40L etkileşimi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6Soru

33 aylık bir erkek bebek; doğumundan kısa bir süre sonra başlayan inatçı ve şiddetli diyare, yaygın ekzematöz dermatit ve laboratuvar incelemelerinde saptanan tip 1 diyabetes mellitus (520520 mg/dL kan glukozu) tablosu ile değerlendiriliyor. Genetik incelemede Xp11.23Xp11.23 bölgesinde yer alan bir gende mutasyon saptanıyor. Bu hastadaki immün yetmezlik ve eşlik eden otoimmünite tablosundan sorumlu olan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: FOXP3FOXP3 mutasyonuna bağlı regülatör T hücrelerin (CD4+CD25+CD4^+ CD25^+) fonksiyon kaybı

Cevap

FOXP3FOXP3 mutasyonuna bağlı regülatör T hücrelerin (CD4+CD25+CD4^+ CD25^+) fonksiyon kaybı
Vakada tanımlanan inatçı diyare (enteropati), neonatal başlangıçlı tip 1 diyabet (endokrinopati) ve dermatit triadı, IPEX sendromunun klasik klinik tablosudur. Bu hastalıkta temel kusur, periferik toleranstan sorumlu olan regülatör T hücrelerin (CD4+CD25+CD4^+ CD25^+) gelişimi için zorunlu olan FOXP3FOXP3 transkripsiyon faktörünün mutasyonudur. XX kromozomuna bağlı kalıtılır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Bebeklik döneminde başlayan enteropati (diyare), endokrinopati (Tip 1 diyabet) ve dermatit (ekzema) triadı tespit edildi.
Bu triad IPEX (İmmündisregülasyon, Poliendokrinopati, Enteropati, X-bağımlı) sendromu için patognomoniktir.
2
Genetik veriyi yorumla
Xp11.23Xp11.23 lokasyonu FOXP3FOXP3 genini işaret etmektedir.
Vakadaki hastanın erkek olması ve mutasyonun XX kromozomunda bulunması X-bağımlı kalıtımı doğrular.
3
İmmünolojik mekanizmayı belirle
FOXP3FOXP3, regülatör T hücrelerin (TregT_{reg}) gelişimi ve fonksiyonu için kritik bir transkripsiyon faktörüdür.
TregT_{reg} hücrelerinin yokluğu veya fonksiyon kaybı, periferik toleransın çökmesine ve çoklu organ otoimmünitesine neden olur.

Anahtar Kavram

IPEX Sendromu ve Periferik Tolerans Kusuru
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 7Soru

4242 yaşında kadın hasta, gözlerinde "kum varmış" hissi ve kuru gıdaları yutmakta zorlanma şikayetleriyle romatoloji polikliniğine başvuruyor. Fizik muayenesinde ağız mukozasının mat ve kuru olduğu, bilateral parotis bezlerinin belirginleştiği gözleniyor. Laboratuvar incelemesinde Anti-SS-A (Ro) ve Anti-SS-B (La) antikorları pozitif saptanan hastada, tanıyı kesinleştirmek amacıyla yapılan minör tükürük bezi biyopsisinde görülmesi beklenen en karakteristik histopatolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Periduktal lenfositik (CD4+) infiltrasyon ve asiner atrofi

Cevap

Sjögren sendromu tanılı hastanın minör tükürük bezi biyopsisinde periduktal lenfositik (CD4+) infiltrasyon ve asiner atrofi görülmesi beklenir.
Doğru seçenek olan periduktal lenfositik infiltrasyon, Sjögren sendromunun histopatolojik altın standart bulgusudur. Genellikle minör tükürük bezlerinde 44 mm2mm^2 alanda 5050 veya daha fazla lenfosit içeren odaklar (fokus skoru 1\geq 1) tanı koydurucudur. Bu infiltrasyon zamanla asiner ünitelerin kaybına (atrofi) ve fibrozise neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Keratokonjonktivitis sikka (kuru göz), kserostomi (kuru ağız) ve parotis büyümesi Sjögren sendromuna işaret eder.
Hastanın temel şikayetleri ekzokrin bez fonksiyon bozukluğunu göstermektedir.
2
Serolojik verileri değerlendir.
Anti-SS-A ve Anti-SS-B pozitifliği Sjögren sendromu tanısını destekleyen spesifik otoantikorlardır.
Bu antikorlar ribonükleoproteinlere karşı gelişir ve tanı kriterleri arasında yer alır.
3
Histopatolojik korelasyon kur.
Tanı için yapılan dudak (minör tükürük bezi) biyopsisinde periduktal fokal lenfosit birikimleri (fokus skoru) izlenir.
CD4+ T hücreleri ve B hücreleri bez yapısını infiltre ederek doku hasarına ve atrofiye yol açar.

Anahtar Kavram

Sjögren sendromu, ekzokrin bezlerin lenfositik infiltrasyonu ile karakterize kronik otoimmün bir hastalıktır.

Daha Fazla Pratik

Sjögren sendromlu hastalarda artmış B hücre aktivitesine bağlı olarak gelişebilecek malignite riskini (MALT Lenfoma) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 8Soru

22 yaşında bir erkek çocuk; bebeklik döneminden itibaren tekrarlayan sinopulmoner enfeksiyonlar, vücutta yaygın dirençli egzama ve peteşiyal kanamalar nedeniyle getiriliyor. Laboratuvar incelemesinde trombosit sayısı 22.000/mm322.000/mm^3 olarak saptanıyor ve periferik yaymada trombositlerin normalden belirgin derecede küçük olduğu (düşük ortalama trombosit hacmi - MPV) gözleniyor. Bu hastadaki klinik tablodan sorumlu olan temel patogenetik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aktin hücre iskeletinin yeniden düzenlenmesinde (reorganizasyon) bozukluk

Cevap

Wiskott-Aldrich sendromunun temelinde yatan mekanizma, aktin hücre iskeletinin reorganizasyonunu sağlayan WASP proteinindeki defekttir.
Wiskott-Aldrich sendromu, sitoplazmik bir protein olan WASP'ın (Wiskott-Aldrich Syndrome Protein) eksikliği sonucu oluşur. Bu protein, aktin hücre iskeletinin dinamiklerini ve reorganizasyonunu düzenleyerek hem trombositlerin yapısal bütünlüğünü hem de immünolojik sinaps oluşumunu sağlar. Bu eksiklikte, periferik yaymada karakteristik olarak görülen küçük trombositler (mikrotrombositopeni) ortaya çıkar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik triadın tanımlanması
Tekrarlayan enfeksiyonlar, egzama ve mikrotrombositopeni triadı Wiskott-Aldrich sendromuna işaret eder.
Bu üçlü bulgu ve küçük trombositler (düşük MPV) bu hastalık için patognomoniktir.
2
Moleküler defektin belirlenmesi
Hastalık, X'e bağlı kalıtılan WAS (Wiskott-Aldrich Syndrome) genindeki mutasyon sonucu gelişir.
Bu gen, hücre iskeleti düzenlemesinde kritik rol oynayan WASP proteinini kodlar.
3
Protein fonksiyonu ile patoloji arasındaki bağın kurulması
WASP proteini aktin polimerizasyonunu kontrol eder; eksikliğinde hücrelerin şekil değiştirmesi ve sinyal iletimi bozulur.
Aktin iskeleti bozukluğu hem trombositlerin parçalanmasına (küçülmesine) hem de T hücrelerinin antijen sunan hücrelerle etkileşiminin bozulmasına neden olur.

Anahtar Kavram

Wiskott-Aldrich Sendromu ve Aktin İskeleti İlişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 9Soru

Allojenik kemik iliği transplantasyonu yapılan 3232 yaşındaki erkek hastada, işlemden 2020 gün sonra yaygın eritematöz deri döküntüleri, total bilirubin yüksekliği ve sulu diyare gelişiyor. Yapılan deri biyopsisinde bazal tabakada vakuoler dejenerasyon ve keratinosit apoptozu izleniyor. Bu hastadaki klinik ve histopatolojik bulgulardan sorumlu olan temel patogenetik düzenek aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Donör T lenfositlerinin alıcı dokularındaki HLA antijenlerine karşı immün yanıt oluşturması

Cevap

Graft-versus-Host Hastalığı (GVHD) temel olarak donör kaynaklı T lenfositlerinin alıcının (konakçının) dokularına saldırmasıdır.
Doğru seçenek, GVHD'nin temel mekanizmasını tanımlar. Akut GVHD, kemik iliği veya lenfoid doku zenginliği olan organ nakillerinden sonra, donör T hücrelerinin alıcıdaki majör veya minör histokompatibilite antijenlerini (HLA) yabancı tanıyarak saldırıya geçmesiyle oluşur. Özellikle deri, karaciğer safra yolları ve bağırsak mukozası bu saldırının başlıca hedefleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik belirtilerin (deri döküntüsü, sarılık, diyare) ve zamanlamanın (2020 gün) değerlendirilmesi
Bu bulgular triad şeklinde görüldüğünde tipik olarak Akut Graft-versus-Host Hastalığı'na (GVHD) işaret eder.
Kemik iliği nakli sonrası immün kompetan donör hücrelerinin alıcıda hedef organları (deri, karaciğer, GİS) etkilemesi beklenir.
2
Histopatolojik bulgunun (keratinosit apoptozu) yorumlanması
Bazal tabakadaki keratinosit apoptozu ve vakuoler dejenerasyon, sitotoksik T hücre saldırısının bir göstergesidir.
Donör CD8+CD8^+ T hücreleri direkt sitotoksisite ile hedef hücrelerde apoptozu tetikler.
3
Patogenetik mekanizmanın rejeksiyon türlerinden ayırt edilmesi
Saldırı yönünün donörden alıcıya (Graft-versus-Host) olduğu doğrulanır.
Rejeksiyonda alıcı grefti reddederken, GVHD'de greft alıcıya saldırır.

Anahtar Kavram

Graft-versus-Host Hastalığı (GVHD) Patogenezi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 10Soru

2222 yaşında kadın hasta, çocukluk çağından itibaren tekrarlayan sinüzit ve pnömoni öyküsü ile başvuruyor. Fizik muayenesinde servikal lenfadenopati ve belirgin splenomegali saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum IgGIgG, IgAIgA ve IgMIgM düzeyleri normalin çok altında izlenirken, periferik kan flow sitometrisinde CD19+CD19^+ B hücre sayısının normal sınırlarda olduğu görülüyor. Bu hastalık tablosuyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lenfoid dokularda ve gastrointestinal sistemde hiperplastik germinal merkezlerin varlığı karakteristik bir bulgudur.

Cevap

Lenfoid dokularda ve gastrointestinal sistemde hiperplastik germinal merkezlerin varlığı karakteristik bir bulgudur.
Doğru seçenek olan hiperplastik germinal merkezlerin varlığı, CVID'nin Bruton agamaglobulinemisinden ayrılan en önemli morfolojik farklarından biridir. CVID hastalarında B hücreleri antijenlere yanıt olarak proliferasyon gösterir ancak antikor üreten plazma hücrelerine dönüşemezler; bu süreç dalak, lenf nodları ve bağırsak mukozasında (nodüler lenfoid hiperplazi) belirgin bir doku artışına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Tekrarlayan sinopulmoner enfeksiyonlar ve splenomegali ile birlikte pan-hipogamaglobulinemi (IgG, IgA, IgM düşüklüğü) saptanmıştır.
Bu tablo humoral immün yetmezliklere (B hücre kusurları) işaret eder.
2
Ayırıcı tanı için flow sitometri verilerinin analizi
CD19+ B hücre sayısının normal bulunması.
CD19+ B hücrelerinin varlığı, B hücre maturasyonunun erken evrelerinin (Bruton'daki pre-B evresi gibi) sağlam olduğunu gösterir ve Bruton agamaglobulinemisini dışlar.
3
Hastalığın tanımlanması ve patolojik korelasyon
Tanı Yaygın Değişken İmmün Yetmezlik (CVID) olarak konulmuştur.
CVID'de B hücreleri vardır ancak plazma hücrelerine farklılaşamazlar. Bu durum, antijenik stimülasyona yanıt olarak ancak sonuçlanamayan bir proliferasyona (lenfoid hiperplazi) neden olur.

Anahtar Kavram

CVID'de B hücreleri mevcuttur (normal sayıdadır) ancak plazma hücresine dönüşemezler, bu da lenfoid dokularda hiperplastik germinal merkezlere yol açar.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 11Soru

3838 yaşında bir kadın hastaya, son dönem böbrek yetmezliği nedeniyle böbrek transplantasyonu uygulanıyor. Transplantasyondan 44 yıl sonra hastada proteinüri ve renal fonksiyonlarda progresif bozulma saptanıyor. Yapılan renal biyopside glomerüler kapiller bazal membranlarda çift kontur görünümü (tram-track), interstisyel fibrozis ve arterlerde belirgin intimal kalınlaşma ile düz kas hücresi proliferasyonu izleniyor. Bu hastadaki vasküler değişikliklerle karakterize kronik rejeksiyon tablosunun patogenezinde aşağıdakilerden hangisi en temel rolü oynamaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: CD4+ T hücrelerinden salınan sitokinlerin vasküler düz kas hücrelerini ve fibroblastları uyarması

Cevap

Kronik rejeksiyonun patogenezinde CD4+ T hücrelerinden salınan sitokinlerin vasküler düz kas hücrelerini ve fibroblastları uyarması temel mekanizmadır.
Kronik rejeksiyon, aylar veya yıllar içinde gelişen, greft fonksiyonunun sinsi kaybıyla karakterize bir süreçtir. Patogenezinde, alıcının T hücrelerinin greft antijenlerini (dolaylı yolak) tanıması sonucu gelişen kronik bir enflamatuar yanıt yer alır. CD4+ T hücrelerinden salınan sitokinler ve büyüme faktörleri, arter duvarındaki düz kas hücrelerinin proliferasyonuna, intimaya göçüne ve sonuçta lümenin daralmasına (greft vaskülopatisi) neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik sürenin değerlendirilmesi
Transplantasyondan 44 yıl sonra gelişmesi tablonun 'kronik rejeksiyon' olduğunu gösterir.
Zaman çizelgesi hiperakut (dakikalar), akut (günler/haftalar) ve kronik (aylar/yıllar) ayrımı için kritiktir.
2
Histopatolojik bulguların analizi
Arterlerde intimal kalınlaşma ve düz kas hücresi proliferasyonu 'greft vaskülopatisi' bulgusudur.
Vasküler lümen daralması kronik rejeksiyonun en karakteristik morfolojik özelliğidir.
3
İmmünolojik mekanizmanın belirlenmesi
Kronik gecikmiş tip hipersensitivite (DTH) benzeri bir süreç sonucu CD4+ T hücreleri ve sitokinlerin rolü saptanır.
T hücreleri tarafından üretilen sitokinler düz kas hücrelerinin intimaya göçünü ve proliferasyonunu tetikler.

Anahtar Kavram

Kronik Rejeksiyon (Greft Vaskülopatisi)

Daha Fazla Pratik

Akut hümoral rejeksiyonun histopatolojik tanısında kullanılan 'C4d' birikiminin önemini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 12Soru

2828 yaşında kadın hasta; yüzünde güneş maruziyeti sonrası artan kızarıklık, el eklemlerinde ağrı ve idrarda köpürme şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde burun sırtı ve yanaklarda malar eritem (kelebek döküntü) izleniyor. Laboratuvar tetkiklerinde antinükleer antikor (ANAANA) pozitifliği ve proteinüri saptanıyor. Böbrek biyopsisinde glomerüllerde belirgin bazal membran kalınlaşmaları ("wire-loop" görünümü) ve immünofloresan incelemede granüler tarzda IgGIgG ile C3C3 birikimi izleniyor. Bu klinik tabloya ve böbrek hasarına neden olan temel hipersensitivite mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tip 3 (İmmün kompleks aracılı) hipersensitivite

Cevap

Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) hastalarında böbrek hasarı, dolaşan antijen-antikor (immün) komplekslerinin glomerül bazal membranına birikmesi, komplemanı aktive etmesi ve nötrofil infiltrasyonuna yol açmasıyla gerçekleşen Tip 3 hipersensitivite reaksiyonudur.
Vakada tanımlanan malar eritem, eklem ağrısı ve nefrit bulguları SLE için tipiktir. Böbrek biyopsisinde izlenen "wire-loop" lezyonları ve granüler tarzda immünoglobülin birikimi, dolaşımdaki antijen-antikor komplekslerinin glomerüllerde birikmesiyle oluşan Tip 3 hipersensitivite reaksiyonunun klasik göstergesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları sentezle
Malar rash, eklem ağrısı, ANA pozitifliği ve böbrek tutulumu (proteinüri, wire-loop) Sistemik Lupus Eritematozus'u (SLE) düşündürür.
SLE, çoklu organ tutulumu ve otoantikor üretimi ile karakterize sistemik bir otoimmün hastalıktır.
2
Histopatolojik bulguyu yorumla
Glomerüllerdeki "wire-loop" görünümü ve granüler IgG/C3 birikimi, immün kompleks depolanmasını doğrular.
Dolaşan komplekslerin rastgele birikmesi immünofloresan mikroskopta karakteristik 'granüler' (noktasal/yama tarzı) bir patern oluşturur.
3
Mekanizmayı sınıflandır
Dolaşan antijen-antikor komplekslerinin dokularda (damar duvarı, glomerül, sinovya) birikmesi Tip 3 hipersensitivite (immün kompleks hastalığı) tanımına uyar.
Tip 3 reaksiyonlarda hasar, antijenin kendisinden değil, komplekslerin kompleman sistemini aktive etmesi sonucu oluşan inflamasyondan kaynaklanır.

Anahtar Kavram

SLE patogenezinde Tip 3 hipersensitivite mekanizması ve granüler immün birikim paterninin önemi.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 13Soru

Böbrek nakli yapılan bir hastada operasyondan dakikalar sonra greftte aniden morarma saptanmış ve idrar çıkışı durmuştur. Alıcıda daha önceden var olan antikorların (preform antikarlar) greft endoteline bağlanmasıyla tetiklenen bu tablo aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hiperakut rejeksiyon

Cevap

Hiperakut rejeksiyon
Hiperakut rejeksiyon, transplantasyon sonrası dakikalar içinde gelişen bir Tip 2 hipersensitivite reaksiyonudur. Alıcıda önceden var olan antikorlar (genellikle önceki kan transfüzyonları, gebelik veya nakiller nedeniyle oluşmuş) greft endoteline saldırarak kompleman aktivasyonu ve damar içi yaygın pıhtılaşmaya (tromboz) neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Rejeksiyonun gelişme süresini değerlendir.
Dakikalar içinde gelişmesi, sürecin çok hızlı (hiperakut) olduğunu gösterir.
Zamanlama, rejeksiyon tiplerini ayırt etmede en kritik klinik veridir.
2
Patofizyolojik mekanizmayı analiz et.
Alıcıda önceden var olan antikorların greft endoteline saldırısı söz konusudur.
Hiperakut rejeksiyon, Tip 2 hipersensitivite reaksiyonunun bir örneğidir.
3
Histopatolojik bulguları doğrula.
Damar lümenlerinde tromboz ve fibrinoid nekroz oluşur.
Antikor-antijen kompleksi kompleman sistemini aktive ederek yaygın pıhtılaşmaya yol açar.

Anahtar Kavram

Hiperakut rejeksiyon, alıcıda daha önceden oluşmuş (preform) antikorların greft üzerindeki HLA veya kan grubu antijenlerine bağlanmasıyla dakikalar içinde gelişen bir durumdur.
Tahmini Süre:45s
Soru 14Soru

45 yaşında kadın hasta, ellerinde soğukta ortaya çıkan morarma ve uyuşma (Raynaud fenomeni), parmak derisinde gerginlik ve yutma güçlüğü şikayetleriyle romatoloji polikliniğine başvuruyor. Fizik muayenede parmak uçlarında küçük ülserasyonlar, sklerodaktili ve yüzde mimik çizgilerinin silindiği "maske yüz" görünümü saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde anti-DNA topoizomeraz I (Scl70Scl-70) antikorları pozitif bulunuyor. Bu hastada izlenen patolojik sürecin temelinde yatan mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mikrovasküler endotel hasarı ve sitokin aktivasyonu sonucu gelişen yaygın fibroblastik kollajen sentezi

Cevap

Sistemik sklerozun temel mekanizması, endotel hasarı ve sitokinler (özellikle TGF-beta) aracılığıyla fibroblastların aşırı kollajen sentezlemesidir.
Doğru seçenek olan mikrovasküler endotel hasarı ve fibroblast aktivasyonu, sistemik sklerozun temel patogenetik sürecini tanımlar. Hastalıkta endotel hücreleri aktive olur, adezyon molekülleri artar ve lümen daralır; aynı zamanda CD4+ T hücrelerinden salınan TGF-beta gibi sitokinler fibroblastları uyararak aşırı kollajen sentezine yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir
Raynaud fenomeni, sklerodaktili, maske yüz ve yutma güçlüğü (özofagus tutulumu) Sistemik Skleroz (Skleroderma) tanısını koydurur.
Bu semptomlar konnektif doku hastalıkları içinde skleroderma için karakteristiktir.
2
Serolojik veriyi yorumla
Anti-Scl-70 (anti-DNA topoizomeraz I) pozitifliği, hastalığın diffüz sistemik skleroz tipinde olduğunu konfirme eder.
Spesifik otoantikorlar hastalık alt tiplerini belirlemede kritiktir.
3
Patogenezi hatırla
Endotel hasarı -> T hücrelerinden ve makrofajlardan TGF-beta, IL-4, IL-13 salınımı -> Fibroblast aktivasyonu -> Aşırı kollajen ve ekstraselüler matris birikimi.
Sistemik sklerozun triadını (otoimmünite, vasküler hasar, fibrozis) en iyi açıklayan mekanizma budur.

Anahtar Kavram

Sistemik Skleroz (Skleroderma) Patogenezi
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 15Soru

38 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır devam eden gözlerde kuruluk, ağızda yanma ve yutma güçlüğü şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede her iki parotis bezinde ağrısız ve diffüz büyüme saptanıyor. Hastanın yapılan dudak biyopsisinde minör tükürük bezlerinde yoğun periduktal lenfositik infiltrasyon ve asiner atrofi izleniyor. Bu hastanın klinik gidişatı ve beklenen laboratuvar bulguları göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisinin görülme olasılığı en yüksektir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: B hücreli malign lenfoma gelişme riskinde belirgin artış

Cevap

Sjögren sendromu tanısı alan bu hastada B hücreli malign lenfoma gelişme riski anlamlı derecede yüksektir.
Vakada tanımlanan klinik (göz/ağız kuruluğu, parotis büyümesi) ve histopatolojik (lenfositik infiltrasyon) bulgular Sjögren sendromu ile tam uyumludur. Bu hastalarda lenfositlerin (özellikle B hücrelerinin) kronik aktivasyonu sonucunda marjinal zon lenfoma gibi B hücreli non-Hodgkin lenfomaların gelişme riski, genel popülasyona oranla çok daha yüksektir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Göz kuruluğu (keratokonjonktivitis sikka), ağız kuruluğu (kserostomi) ve parotis büyümesi Sjögren sendromunu işaret eder.
Bu semptomlar ekzokrin bezlerin (tükürük ve gözyaşı bezleri) otoimmün yıkımını gösterir.
2
Histopatolojik bulguyu değerlendir.
Minör tükürük bezlerinde periduktal lenfositik infiltrasyon Sjögren sendromunun karakteristik mikroskobik bulgusudur.
Tanıyı kesinleştirmek için kullanılan biyopsi kriteridir.
3
Hastalığın komplikasyonlarını ve laboratuvar özelliklerini hatırla.
Sjögren sendromunda Anti-Ro (SS-A) ve Anti-La (SS-B) antikorları pozitiftir ve en önemli komplikasyon B hücreli lenfomadır.
B hücrelerinin sürekli uyarılması malign dönüşüm riskini artırır.

Anahtar Kavram

Sjögren sendromu ve malignite ilişkisi

Daha Fazla Pratik

Sjögren sendromu ile birlikte görülen diğer otoantikorları (örneğin Romatoid Faktör) ve Mikulicz hastalığı ile farklarını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 16Soru

Yapılan karaciğer biyopsisinde yaygın nekrotizan olmayan granülomlar saptanan 77 yaşındaki bir erkek hastanın laboratuvar incelemelerinde, nötrofillerin fagositoz sonrası reaktif oksijen ürünlerini üretemediği (NADPHNADPH oksidaz eksikliği) belirlenmiştir. Bu hastada granülom oluşumuna yol açan temel immünopatolojik süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Öldürülemeyen mikroorganizmaların kronik antijenik uyarısı ile makrofaj aktivasyonunun devam etmesi

Cevap

Öldürülemeyen mikroorganizmaların kronik antijenik uyarısı ile makrofaj aktivasyonunun devam etmesi
Kronik granülomatöz hastalıkta temel kusur, nötrofillerin mikroorganizmaları içine almasına rağmen öldürememesidir. Bu durum, antijenin ortamdan uzaklaştırılamamasına neden olur. Kalıcı antijenik uyarı, TT lenfositlerini aktive ederek IFNγIFN-\gamma salgılanmasına ve bu sitokinin etkisiyle makrofajların aktive olup epiteloid histiyositlere dönüşerek granülom yapısı oluşturmasına yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Vaka analizi
Hastada NADPHNADPH oksidaz eksikliği ve granülomlar saptanmıştır. Bu tablo Kronik Granülomatöz Hastalık (KGH) ile uyumludur.
Tekrarlayan enfeksiyonlar ve epiteloid granülomlar KGH'nin tipik patolojik bulgusudur.
2
İmmünolojik kusurun belirlenmesi
Nötrofiller bakterileri fagositoz yapar ancak solunumsal patlama (respiratory burstrespiratory\ burst) yapamadıkları için öldüremezler.
Kusur, fagositoz sonrası reaktif oksijen ürünlerinin (anyon süperoksit vb.) üretilememesidir.
3
Granülom oluşum mekanizmasının açıklanması
Hücre içinde sağ kalan mikroorganizmalar sürekli antijenik uyarı oluşturur, bu da Th1Th1 yanıtını ve makrofaj aktivasyonunu tetikler.
Vücut öldüremediği etkeni granülom içine hapsederek sınırlamaya çalışır.

Anahtar Kavram

Kronik Granülomatöz Hastalıkta (KGH), öldürülemeyen intrasellüler mikroorganizmaların kalıcı antijenik uyarısı, makrofajların epiteloid histiyositlere dönüşmesine ve granülom oluşumuna yol açar.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 17Soru

1010 aylık erkek bebek, son 44 ay içerisinde üç kez bakteriyel pnömoni ve iki kez otitis media tanısıyla tedavi edilmiştir. Fizik muayenede tonsillerin izlenmediği ve periferik lenf nodlarının palpe edilemediği saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum IgGIgG, IgAIgA ve IgMIgM düzeylerinin belirgin olarak düşük olduğu, periferik kanda ise CD19+CD19+ hücrelerin neredeyse hiç bulunmadığı görülüyor. Bu hastanın lenf nodu biyopsisinde aşağıdakilerden hangisinin görülmesi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Germinal merkezlerin ve sekonder foliküllerin yokluğu

Cevap

Germinal merkezlerin ve sekonder foliküllerin yokluğu
Vakada tanımlanan klinik tablo (tekrarlayan bakteriyel enfeksiyonlar, tonsillerin yokluğu) ve laboratuvar bulguları (pan-hipogamaglobulinemi, CD19+CD19+ B hücresi yokluğu) X'e bağlı agamaglobulinemi (Bruton) tanısına yönlendirir. Bu hastalıkta BTKBTK gen mutasyonu sonucu B hücreleri kemik iliğinde pre-B aşamasında takılır ve matür B hücreleri oluşamaz. Sonuç olarak lenf nodlarında B hücrelerinin yerleştiği germinal merkezler ve foliküller izlenmez.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Erkek bebekte maternal antikorların azaldığı 66. aydan sonra başlayan tekrarlayan bakteriyel enfeksiyonlar ve tonsil/lenf nodu yokluğu saptanmıştır.
Bu tablo X'e bağlı agamaglobulinemi (Bruton hastalığı) için tipik bir sunumdur.
2
Laboratuvar verilerini yorumla
Tüm immünglobulin sınıflarında düşüklük (pan-hipogamaglobulinemi) ve CD19+CD19+ B hücrelerinin yokluğu konfirme edilmiştir.
Bruton hastalığında Bruton tirozin kinaz (BTKBTK) mutasyonu nedeniyle pre-B hücreleri matür B hücrelerine dönüşemez.
3
Histopatolojik korelasyon kur
B hücrelerinin olmadığı bir lenf nodunda germinal merkezler ve foliküller oluşamaz.
Germinal merkezler antijen uyarısı sonrası B hücrelerinin proliferasyona uğradığı spesifik bölgelerdir.

Anahtar Kavram

Bruton hastalığında (X-linked Agammaglobulinemia) B hücre matürasyon kusuru nedeniyle lenf nodlarında germinal merkezlerin ve plazma hücrelerinin bulunmaması.

Daha Fazla Pratik

Hiper-IgM sendromunda da germinal merkezlerin oluşmadığını ancak periferik kanda B hücresi sayısının normal olduğunu unutmayınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 18Soru

22 aylık bir erkek bebek; doğumundan kısa bir süre sonra başlayan inatçı diyare, yaygın ekzematöz dermatit ve neonatal başlangıçlı tip 11 diabetes mellitus tanıları ile değerlendiriliyor. Aile öyküsünde benzer klinik bulgularla erken yaşta kaybedilmiş bir erkek kardeş olduğu saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde TT ve BB lenfosit sayılarının normal olduğu, ancak regülatuar TT hücre fonksiyonlarının ileri derecede bozuk olduğu belirleniyor. Bu hastadaki klinik tablonun gelişiminden sorumlu olan temel genetik defekt aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: FOXP3FOXP3 gen mutasyonu

Cevap

Hastalığın patogenezinden sorumlu olan temel defekt FOXP3FOXP3 gen mutasyonudur.
Doğru yanıt olan seçenek, FOXP3FOXP3 gen mutasyonunu belirtmektedir. IPEX sendromu; neonatal başlangıçlı tip 11 diyabet (endokrinopati), dirençli ishal (enteropati) ve dermatit triadı ile karakterize, X'e bağlı geçişli bir hastalıktır. Bu tablodan, periferik toleransın sağlanmasında anahtar rol oynayan regülatuar TT hücrelerinin (CD4+CD4^+, CD25+CD25^+, FOXP3+FOXP3^+) gelişimi ve fonksiyonu için zorunlu olan FOXP3FOXP3 transkripsiyon faktöründeki mutasyon sorumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik triadın (enteropati, endokrinopati ve dermatit) analiz edilmesi.
Neonatal diyabet, ekzema ve ishal varlığı IPEX sendromunu düşündürür.
Bu spesifik semptom kombinasyonu, periferik tolerans bozukluğuna işaret eder.
2
Regülatuar TT hücre (TregT_{reg}) fonksiyonlarının değerlendirilmesi.
TregT_{reg} hücrelerinin sayıca normal olsa bile fonksiyonel olarak yetersiz olduğunun belirlenmesi.
IPEX sendromunda ana patoloji regülatuar T hücrelerinin baskılayıcı etkisinin kaybıdır.
3
TregT_{reg} gelişimi için gerekli olan temel molekülün belirlenmesi.
FOXP3FOXP3 transkripsiyon faktörü mutasyonu tanının doğrulanması için gereklidir.
FOXP3FOXP3, regülatuar T hücrelerinin kimliğini ve fonksiyonunu belirleyen master regülatördür.

Anahtar Kavram

IPEX sendromu, regülatuar T hücrelerinin (TregT_{reg}) yokluğu veya disfonksiyonu nedeniyle oluşan, X'e bağlı kalıtılan ağır bir otoimmün ve immün yetmezlik tablosudur; temelinde FOXP3FOXP3 gen mutasyonu yatar.

Daha Fazla Pratik

AIRE mutasyonunun (APECED sendromu) santral tolerans üzerindeki etkileri ile FOXP3 mutasyonunun periferik tolerans üzerindeki etkilerini karşılaştırınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 19Soru

1414 aylık erkek çocuk, yaşamın ilk yılından itibaren tekrarlayan ağır viral, fungal ve bakteriyel enfeksiyonlar nedeniyle hastaneye yatırılıyor. Fizik muayenesinde lenfadenopati ve tonsillerin var olduğu saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde total lenfosit sayısı normal (3200/mm33200/mm^3) olarak bulunuyor. Akım sitometrisi (flow cytometry) incelemesinde CD8+CD8^+ TT lenfosit ve CD19+CD19^+ BB lenfosit sayıları normal sınırlarda izlenirken, CD4+CD4^+ TT lenfositlerin belirgin düzeyde düşük olduğu saptanıyor. İleri incelemede antijen sunan hücrelerin yüzeyinde MHC sınıf II moleküllerinin eksprese edilmediği belirleniyor.

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastadaki temel moleküler kusur aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: MHC sınıf II genlerinin transkripsiyonunu kontrol eden düzenleyici faktörlerde (CIITA, RFX) mutasyon

Cevap

Temel moleküler kusur, MHC sınıf II genlerinin transkripsiyonunu kontrol eden düzenleyici faktörlerdeki (CIITA, RFX gibi) mutasyondur.
Vakada tanımlanan izole CD4+ T hücresi düşüklüğü ve antijen sunan hücrelerde MHC sınıf II ekspresyonunun kaybı, Çıplak Lenfosit Sendromu Tip II'nin karakteristik bulgusudur. Bu hastalıkta MHC sınıf II genlerinde bir mutasyon yoktur; ancak bu genlerin transkripsiyonunu başlatan CIITA, RFX5, RFXAP veya RFXANK gibi düzenleyici faktörlerde mutasyon mevcuttur. Sonuç olarak antijen sunumu yapılamaz ve CD4+ T hücreleri gelişemez.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Tekrarlayan ağır enfeksiyonlar ve tonsil/lenf nodu varlığı kombine bir immün yetmezliğe işaret eder ancak Bruton agammaglobulinemisinden ayırır.
Bruton'da germinal merkezler ve tonsiller gelişmez; burada var olmaları B hücre sayısının korunmuş olabileceğini düşündürür.
2
Laboratuvar ve akım sitometrisi verilerini yorumla
Total lenfosit normal, B ve CD8+ T hücreleri normal, ancak sadece CD4+ T hücreleri belirgin derecede düşüktür.
İzole CD4+ T hücresi düşüklüğü, timik seçim aşamasında MHC sınıf II ile olan etkileşim kusuruna spesifiktir.
3
MHC ekspresyon bulgusunu patogenezle birleştir
Antijen sunan hücrelerde MHC sınıf II'nin olmaması, CD4 seleksiyonunu engelleyen 'Çıplak Lenfosit Sendromu Tip II' tanısını koydurur.
MHC sınıf II genleri sağlam olmasına rağmen, onları başlatan CIITA (Class II Transactivator) veya RFX kompleksi mutasyonları transkripsiyonu durdurur.

Anahtar Kavram

CD4+ T hücrelerinin timustaki maturasyonu ve periferdeki antijenik uyarımı için antijen sunan hücrelerde MHC sınıf II ekspresyonu zorunludur.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 20Soru

33 haftalık bir erkek bebek, göbek kordonunun henüz düşmemesi ve göbek çevresinde kızarıklık şikayeti ile getiriliyor. Fizik muayenede omfalit ile uyumlu görünüm olmasına rağmen pürülan akıntı saptanmıyor. Laboratuvar incelemesinde lökosit sayısı 55.000/μL55.000/\mu L (85%85\% nötrofil) olarak bulunuyor. Enfekte bölgeden alınan biyopside belirgin doku nekrozu izlenmesine rağmen, nekrotik alanlarda lökosit infiltrasyonunun yokluğu dikkat çekiyor.

Bu hastada aşağıdaki proteinlerin hangisinde defekt olması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: β2\beta_2-integrin (CD18CD18)

Cevap

Sıkı yapışmadan (firm adhesion) sorumlu olan β2\beta_2-integrin (CD18CD18) defekti
Doğru cevap olan β2\beta_2-integrin (CD18CD18) eksikliği, Lökosit Adhezyon Defekti Tip 1'in temelidir. Bu hastalıkta nötrofiller damar duvarına sıkıca yapışamaz ve transmigrasyonu gerçekleştiremez. Sonuç olarak, göbek kordonu düşmesi gecikir (>3>3 hafta), enfeksiyon bölgelerinde irin oluşmaz ve kanda aşırı lökositoz (marjinasyon havuzuna katılamama nedeniyle) izlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Geç düşen göbek kordonu ve pürülan akıntı olmaksızın seyreden enfeksiyon, lökositlerin damar dışına çıkışında bir sorun olduğunu düşündürür.
Nötrofiller dokuya geçemediğinde inflamasyon bölgesinde irin (püy) oluşamaz.
2
Laboratuvar ve histopatoloji korelasyonu
Belirgin periferik lökositoz (55.000/μL55.000/\mu L) olmasına rağmen dokuda lökosit infiltrasyonunun yokluğu, 'adhezyon' basamağında bir defekt olduğunu doğrular.
Lökositler damar içinde birikirken dokuya geçemezler.
3
Moleküler mekanizmanın belirlenmesi
Sıkı yapışma evresinden sorumlu olan integrinlerin (β2\beta_2 alt birimi, CD18CD18) eksikliği Lökosit Adhezyon Defekti Tip 1 (LAD-1) olarak tanımlanır.
LAD-1, klinik olarak göbek kordonunun geç düşmesi ile en karakteristik şekilde prezante olan adhezyon kusurudur.

Anahtar Kavram

Lökosit ekstravazasyon mekanizmasında integrinlerin (CD18) rolü ve eksikliğinin (LAD-1) patolojik yansımaları.
Tahmini Süre:1m 30s
Sayfa 1 / 3Sonraki
İmmün Sistem Hastalıkları Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı | Examkin