Ürogenital ve Endokrin Sistem Patolojisi

387 soru

Soru 61Soru →

Bir hastada primer hiperparatiroidizm (paratiroid hiperplazisi), prolaktin salgılayan hipofiz adenomu ve pankreasta gastrinoma birlikteliği saptanmıştır. Bu klinik tabloya neden olan germ hattı mutasyonu aşağıdaki genlerin hangisinde izlenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: MEN1MEN1

Cevap

Söz konusu klinik tablo (3P: Paratiroid, Pitüiter/Hipofiz, Pankreas) MEN 1 sendromudur ve bu durum MEN1MEN1 genindeki mutasyonlardan kaynaklanır.
Soruda tanımlanan paratiroid hiperplazisi, hipofiz adenomu ve pankreatik nöroendokrin tümör (gastrinoma) birlikteliği '3P kuralı' olarak bilinen MEN 1 sendromuna özgüdür. Bu sendromun nedeni MEN1MEN1 genindeki inaktive edici germ hattı mutasyonlarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Primer hiperparatiroidizm, hipofiz adenomu ve pankreatik nöroendokrin tümör (gastrinoma) varlığı saptandı.
Bu üçlü bulgu kümesi klasik MEN 1 sendromu triadını (3P kuralı) tanımlar.
2
Sendroma özgü genetik mutasyonu belirle
MEN 1 sendromu, 11. kromozomda (11q13) yer alan MEN1MEN1 (menin) tümör baskılayıcı genindeki mutasyonlarla ilişkilidir.
Genetik testlerde bu triadın görüldüğü hastalarda en sık saptanan mutasyon budur.

Anahtar Kavram

MEN 1 sendromu (Wermer Sendromu) klasik olarak paratiroid, hipofiz ve pankreas/duodenum (3P) tümörleri ile karakterizedir ve MEN1MEN1 gen mutasyonu ile ilişkilidir.
Tahmini Süre:45s
Soru 62Soru →

5454 yaşında kadın hasta, WegenerWegener granülomatozu tanısıyla uzun süre siklofosfamidsiklofosfamid tedavisi almıştır. İzleminde yeni gelişen ağrısız makroskobik hematüri nedeniyle sistoskopi yapılmış ve mesane mukozasında yer yer eritematöz, granüler görünümlü ancak belirgin kitlesel lezyon oluşturmayan düz (flat) alanlar saptanmıştır. Biyopsi örneğinde ürotelyumda tam kat nükleer atipi, polarite kaybı ve atipik mitozlar gözlenirken, bazal membranın intakt olduğu görülmüştür. Bu klinik ve histopatolojik tabloya sahip hasta için aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: En sık eşlik eden genetik değişiklik TP53TP53 mutasyonudur ve tedavi edilmediğinde yüksek oranda invaziv karsinoma ilerler.

Cevap

En sık eşlik eden genetik değişiklik TP53TP53 mutasyonudur ve tedavi edilmediğinde yüksek oranda invaziv karsinoma ilerler.
Karsinoma in situ (CIS), mesane mukozasında düz bir alan olarak görülür ve moleküler düzeyde sıklıkla TP53TP53 mutasyonları ile karakterizedir. Siklofosfamid kullanımı gibi risk faktörleri ile ilişkili olabilir. Bu lezyon, tedavi edilmediğinde %50\%50’nin üzerinde bir oranda invaziv ürotelyal karsinoma ilerleme potansiyeline sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve histolojik bulguların analizi
Ağrısız hematüri, siklofosfamidsiklofosfamid öyküsü ve ürotelyumda bazal membranı aşmayan tam kat atipi bulguları hastada 'Karsinoma in situ (CIS)' tanısını koydurur.
Ürotelyal CIS, düz bir lezyon olup sitolojik olarak yüksek dereceli (high-grade) özellikler gösterir ancak henüz invazyon yoktur.
2
Moleküler patogenezin belirlenmesi
Ürotelyal kanserlerdeki 'Düz (Flat) Yolak', tipik olarak TP53TP53 mutasyonları, RBRB yolu bozuklukları ve 17p17p kayıpları ile ilişkilidir.
FGFR3FGFR3 ve 99. kromozom monozomisi ile karakterize 'Papiller Yolak'tan farklı olarak CIS, daha agresif olan bu moleküler yolu kullanır.
3
Prognoz ve risk değerlendirmesi
CIS lezyonları tedavi edilmediği takdirde hastaların yaklaşık %50−75\%50-75'inde invaziv karsinom gelişir.
Bu lezyonun 'in situ' olarak kalma eğilimi düşüktür ve klinik olarak yüksek riskli kabul edilir.

Anahtar Kavram

Ürotelyal Karsinoma in Situ (CIS) Moleküler Patogenezi (p53 Yolağı) ve İnvazyon Riski
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 63Soru →

6262 yaşında sünnetsiz bir erkek hastada, penis glansı üzerinde parlak kırmızı renkli, kadifemsi görünümlü ve keskin sınırlı bir plak saptanıyor. Yapılan biyopsi incelemesinde; epidermisin tüm katlarını tutan hücresel atipi, nükleer pleomorfizm ve sık mitoz gözlenirken, bazal membranın intakt olduğu doğrulanıyor.

Bu klinik ve patolojik bulgularla hastada öncelikle düşünülmesi gereken tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Queyrat eritroplazisi

Cevap

Queyrat eritroplazisi
Queyrat eritroplazisi, tipik olarak sünnetsiz erkeklerde glans penis veya prepisyumda görülen, parlak kırmızı ve kadifemsi bir plakla karakterize karsinoma in situ tablosudur. Histolojisinde bazal membranı aşmayan tam kat epitelyal atipi izlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik yerleşimi ve görünümü değerlendir
Lezyon glans penis üzerinde ve kadifemsi kırmızı plak görünümündedir.
Queyrat eritroplazisi glans penis ve prepisyum yerleşimini tercih eder.
2
Histopatolojik bulguları analiz et
Atipi tüm epidermis katlarını tutmakta ancak bazal membran korunmaktadır.
Bu bulgular karsinoma in situ (CIS) tanısını doğrular.

Anahtar Kavram

Penis Karsinoma İn Situ Varyantları
Tahmini Süre:45s
Soru 64Soru →

Mesane ürotelyal karsinomlarının patogenezinde kabul gören "iki-yol (two-track)" modeline göre; düşük dereceli papiller tümörlerin geliştiği "papiller yolak" ile karsinoma in situ (CIS) üzerinden ilerleyen "düz (flat) yolak" arasındaki moleküler ilişkiler dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kromozom 99 kayıpları (9p ve 9q delesyonları), her iki gelişim yolağında da genellikle saptanan en erken moleküler olaydır.

Cevap

Her iki yolağın da gelişiminde kromozom 9 kayıpları (9p ve 9q delesyonları) genellikle saptanan en erken moleküler olaydır.
Mesane kanserinin moleküler gelişiminde, papiller yolak (genellikle düşük gradlı tümörler) ve düz yolak (CIS ve yüksek gradlı tümörler) farklı mutasyonlar (FGFR3 vs TP53/RB) içerse de, kromozom 9 kayıpları (9p ve 9q delesyonları) her iki yolak için de en erken ve ortak başlangıç olayı olarak kabul edilir. Bu durum, ürotelyal hücrelerin malign transformasyonundaki ilk kritik basamaklardan biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Mesane kanseri gelişimindeki "iki-yol" modelini tanımla.
Ürotelyal karsinomlar ya papiller bir büyüme (FGFR3 mutasyonu odaklı) ya da düz bir büyüme (CIS, TP53/RB mutasyonu odaklı) üzerinden gelişir.
Yolakların ayrımı, tümörün biyolojik davranışını ve derecesini belirler.
2
Her iki yolaktaki erken genetik değişiklikleri karşılaştır.
Papiller yolda FGFR3, düz yolda TP53 mutasyonları spesifik olsa da, her ikisinde de ortak olarak kromozom 9 kayıpları saptanır.
Kromozom 9 delesyonları ürotelyal tümörlerin gelişiminde en erken ve en yaygın olaydır.
3
Düz yolağa özgü patogenetik basamakları belirle.
Düz yolak CIS ile başlar, TP53 mutasyonları ve 17p kayıpları ile karakterizedir ve hızla invaziv karsinoma ilerler.
Yüksek dereceli tümörlerin moleküler profilini anlamak için bu basamaklar kritiktir.

Anahtar Kavram

Mesane kanseri patogenezinde kromozom 9 kayıpları her iki moleküler yolak (papiller ve düz) için de ortak ve erken bir genetik değişikliktir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 65Soru →

3030 yaşında bir kadın hasta, görme alanında ilerleyici daralma ve tekrarlayan mide ağrıları şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan tetkiklerde hipofiz ön lobunda kitle (adenom) ve pankreasta çok sayıda gastrinoma saptanıyor. Bu hastada Multiple Endocrine Neoplasia (MEN) tip 11 (Wermer sendromu) tanısını doğrulamak için araştırılması gereken üçüncü ana komponentle ilişkili en olası laboratuvar bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum kalsiyum düzeyinde yükseklik

Cevap

MEN tip 1 sendromunda (Wermer sendromu) görülen '3P' komponentlerinden üçüncüsü paratiroid tutulumudur ve bu durum primer hiperparatiroidizme bağlı hiperkalsemi ile kendini gösterir.
Doğru seçenek olan serum kalsiyum düzeyi yüksekliği, MEN tip 11 sendromunun en sık görülen bileşeni olan paratiroid hiperplazisi/adenomunun bir sonucudur. MEN 11 (Wermer sendromu) tipik olarak '3P' (Paratiroid, Pankreas, Pitüiter/Hipofiz) organlarını tutar. Soruda hipofiz ve pankreas tutulumu verilmiş olup, eşlik etmesi en muhtemel üçüncü durum primer hiperparatiroidizmdir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastadaki klinik bulguları analiz et
Hipofiz adenomu (görme alanı kaybı) ve Pankreatik tümör (gastrinoma/mide ağrısı) saptandı.
MEN sendromu tanısı için en az iki tipik endokrin organ tutulumu gereklidir.
2
MEN tip 1 (Wermer) sendromunun '3P' kuralını hatırla
3P: Pitüiter (Hipofiz), Pankreas ve Paratiroid.
MEN1 sendromu klasik olarak bu üç organın neoplazileri/hiperplazileri ile karakterizedir.
3
Eksik olan komponenti ve buna bağlı laboratuvar bulgusunu belirle
Eksik olan 'P' paratiroiddir; primer hiperparatiroidizm en sık hiperkalsemiye yol açar.
Paratiroid tutulumu MEN1'in en erken ve en sık (yaklaşık %95) görülen bulgusudur.

Anahtar Kavram

MEN 1 (Wermer Sendromu) - 3P Kuralı

Daha Fazla Pratik

MEN 2A ve MEN 2B sendromları arasındaki en temel farkın paratiroid tutulumu (2A'da var, 2B'de yok) ve mukozal nöromlar/marfanoid habitus (2B'de var, 2A'da yok) olduğunu gözden geçirin.
Tahmini Süre:45s
Soru 66Soru →

3535 yaşında bir erkek hasta, boyunda kitle ve çarpıntı şikayetleri ile başvuruyor. Yapılan tetkiklerde medüller tiroid karsinomu ve bilateral feokromositoma saptanıyor. Cerrahi rezeksiyon materyalinin histopatolojik incelemesinde, tümör dışı tiroid dokusunda multifokal C-hücre hiperplazisi izleniyor. Bu hastadaki bulgular öncelikle aşağıdakilerden hangisinin göstergesidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kalıtsal (germline) RETRET proto-onkojen mutasyonu

Cevap

Kalıtsal (germline) RETRET proto-onkojen mutasyonu
Doğru yanıt olan kalıtsal RETRET mutasyonu, hastadaki klinik (bilateral feokromositoma ve MTK) ve histopatolojik (multifokal C-hücre hiperplazisi) bulguların temel nedenidir. Medüller tiroid karsinomuna eşlik eden multifokal C-hücre hiperplazisi, tümörün sporadik değil, germline bir mutasyon zemininde (MEN 2 sendromları veya Ailesel MTK) geliştiğinin en önemli kanıtıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Medüller tiroid karsinomu (MTK) ve bilateral feokromositoma varlığı
Bu kombinasyon MEN 2 (2A veya 2B) sendromunu düşündürür.
2
Patolojik bulguyu değerlendir
Multifokal C-hücre hiperplazisi saptanması
C-hücre hiperplazisi, kalıtsal medüller tiroid karsinomunun prekürsör lezyonudur ve sporadik vakalarda genellikle görülmez.
3
Genetik mekanizma ile ilişkilendir
Germline RETRET mutasyonu
MEN 2 sendromlarının tamamı RETRET proto-onkojenindeki germline mutasyonlar sonucu gelişir.

Anahtar Kavram

C-hücre hiperplazisi, medüller tiroid karsinomunun kalıtsal (MEN 2/FMTC) formları için patognomonik bir prekürsör bulgudur.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 67Soru →

Adrenal bez patolojisi şüphesiyle tetkik edilen üç farklı hastaya ait klinik ve laboratuvar bulguları aşağıdaki tabloda sunulmuştur:

Parametre1. Hasta2. Hasta3. Hasta
Klinik TabloPersistan HT, Kas güçsüzlüğüEpizodik HT, Çarpıntı, TerlemeHızla gelişen obezite, Pigmentasyon
**Serum Na+/K+Na^+ / K^+**147/2.7147 / 2.7 mEq/L141/4.0141 / 4.0 mEq/L144/3.1144 / 3.1 mEq/L
Hormonal TetkikRenin ↓\downarrow, Aldosteron ↑\uparrowİdrarda VMA ve Metanefrin ↑\uparrowACTH: 510510 pg/mL, Kortizol ↑\uparrow
Yüksek Doz Deks.UygulanmadıUygulanmadıSüpresyon izlenmedi

Bu bulgular doğrultusunda, hastaların adrenal bezlerinde saptanması beklenen morfolojik ve histopatolojik özelliklerle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 1. Hastada saptanan adrenal kortikal adenomun mikroskobik incelemesinde, cerrahi öncesi spironolakton tedavisine bağlı gelişen konsantrik lamel yapıda eozinofilik sitoplazmik inklüzyonlar görülebilir.

Cevap

1. hastada saptanan adrenal adenomun mikroskobik incelemesinde spironolakton tedavisine bağlı eozinofilik sitoplazmik inklüzyonların görülmesi
1. hastanın bulguları (hipertansiyon, hipokalemi, düşük renin aktivitesi) primer hiperaldosteronizm (Conn sendromu) ile uyumludur. Bu hastalarda adenomun çıkarılması öncesi kullanılan spironolakton (aldosteron antagonisti), adenom hücrelerinin sitoplazmasında 'spironolakton cisimcikleri' adı verilen karakteristik, eozinofilik ve konsantrik lamel yapılı inklüzyonların oluşmasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastaların klinik ve laboratuvar bulgularına göre ön tanılarını belirleyin.
1. Hasta: Conn Sendromu (HT, hipokalemi, düşük renin); 2. Hasta: Feokromositoma (epizodik HT, yüksek VMA); 3. Hasta: Ektopik ACTH Sendromu (belirgin yüksek ACTH, hiperpigmentasyon, supresyon yok).
Ayırıcı tanı için hormonal ve elektrolit profilinin analizi şarttır.
2
Conn sendromunda (1. Hasta) spesifik morfolojik bulguları değerlendirin.
Adenoma cerrahi öncesi spironolakton verilmesi durumunda sitoplazmada karakteristik spironolakton cisimcikleri (konsantrik lamel yapılar) oluşur.
Bu bulgu Conn sendromuna özgü farmakolojik-morfolojik bir korelasyondur.
3
Diğer seçeneklerdeki morfolojik tanımlamaları kontrol edin.
2. hastadaki feokromositoma nöroblastomla (küçük mavi hücre) veya granülomatöz süreçlerle karışmaz. 3. hastadaki büyüme hipertrofi değil hiperplazidir.
Patolojide adaptasyon mekanizmaları ve neoplazi özelliklerinin net ayrımı gereklidir.

Anahtar Kavram

Adrenal bez hastalıklarının (Conn, Feokromositoma, Cushing) klinik, hormonal ve karakteristik histopatolojik ayrımı.
Soru 68Soru →

Fizik muayenesinde hipermobil eklemler, uzun parmaklar ve alt dudak mukozasında multipl sinir demetlerinden oluşan ağrısız nodüler lezyonlar saptanan 1616 yaşında bir hastanın yapılan kolonoskopisinde intestinal ganglionöromatozis ile uyumlu bulgular izleniyor. Laboratuvar incelemelerinde kalsitonin düzeyinin belirgin yüksek olduğu ve tiroidinde medüller karsinom saptanan bu hastada, sendromik birliktelik açısından aşağıdakilerden hangisinin eşlik etmesi en az beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Paratiroid bezlerinde primer hiperplazi

Cevap

Paratiroid bezlerinde primer hiperplazi görülmesi en az beklenen bulgudur.
Hastada tarif edilen mukozal nöromlar (dudak ve dildeki nodüller), intestinal ganglionöromatozis (konstipasyon öyküsü) ve marfanoid yapı Multiple Endokrin Neoplazi Tip 2B (MEN 2B) sendromu için klasiktir. MEN 2B sendromunda Medüller Tiroid Karsinomu ve Feokromositoma eşlik ederken, paratiroid bezlerinde hiperplazi veya adenom gelişimi MEN 2A'nın aksine bu sendromda görülmez.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Hastada mukozal nöromlar, marfanoid habitus, intestinal ganglionöromatozis ve medüller tiroid karsinomu (MTC) mevcuttur.
Bu bulgu kombinasyonu spesifik olarak MEN 2B (Tip 3) sendromunu tanımlar.
2
MEN 2B sendromunun bileşenlerini hatırla
MTC, feokromositoma, mukozal nöromlar ve marfanoid yapı bileşenler arasındadır.
Sendromik tanı koymak ve eşlik edebilecek diğer neoplazileri öngörmek için gereklidir.
3
MEN 2A ve MEN 2B arasındaki temel farkı belirle
MEN 2A'da paratiroid hiperplazisi varken, MEN 2B'de genellikle yoktur.
Ayırıcı tanıdaki en kritik patolojik fark budur.

Anahtar Kavram

MEN 2B (Multiple Endokrin Neoplazi Tip 2B)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 69Soru →

6868 yaşında, 5050 paket/yıl sigara içme öyküsü olan erkek hasta, son bir aydır devam eden ağrısız makroskobik hematüri şikayetiyle başvuruyor. Yapılan sistoskopide saptanan kitleden alınan biyopsinin mikroskobik incelemesinde; tümör hücrelerinin ileri derecede nükleer pleomorfizm gösterdiği, polarite kaybının belirgin olduğu ve bazal membranı aşarak lamina propria içine invaze olduğu saptanmıştır. Ancak tümörün muskularis propria (detrüsör kas) tabakasına ulaşmadığı izlenmiştir. Bu hastadaki tümörün evrelemesi ve beklenen biyolojik davranışı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu hastada idrar sitolojisinde malign hücre saptanma olasılığı, düşük dereceli papiller karsinomlara göre daha yüksektir.

Cevap

Yüksek dereceli tümörlerde hücre dökülme oranı daha fazla olduğu için idrar sitolojisinde malign hücre görülme olasılığı daha yüksektir.
Ürotelyal karsinomlarda tümörün derecesi arttıkça (high-grade), hücrelerin birbirine tutunmasını sağlayan proteinlerin ekspresyonu azalır ve nükleer pleomorfizm artar. Bu durum, malign hücrelerin idrara dökülmesini (sheddingshedding) kolaylaştırarak idrar sitolojisinin tanısal değerini artırır. Düşük dereceli tümörlerde sitoloji sıklıkla yalancı negatif sonuç verirken, yüksek dereceli tümörlerde ve karsinoma in situ (CISCIS) vakalarında sitoloji oldukça duyarlıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve histopatolojik bulguların analizi
Hasta sigara öyküsü olan yaşlı bir erkek, ağrısız hematüri ile başvurmuş. Biyopside pleomorfizm ve polarite kaybı (Yüksek derece) ile lamina propria invazyonu (T1) saptanmış.
Vakanın evresini ve derecesini belirlemek, biyolojik davranışı öngörmek için temel adımdır.
2
Evreleme kriterlerinin değerlendirilmesi
Tümör bazal membranı geçmiş (T1T1), ancak detrüsör kasa (muskularis propria) ulaşmamış (T2T2 değil).
T1T1 ve T2T2 ayrımı, mesane kanseri yönetiminde cerrahi sınırları belirleyen en kritik noktadır.
3
Sitolojik ve moleküler özelliklerin korelasyonu
Yüksek dereceli tümörler p53p53 mutasyonu ile ilişkilidir ve hücre kohezyonu düşük olduğu için idrar sitolojisinde kolayca saptanırlar.
Dereceye göre değişen sitolojik duyarlılık ve moleküler yolaklar TUS'ta sık sorgulanan bir konudur.

Anahtar Kavram

Ürotelyal karsinomlarda yüksek derece (high−gradehigh-grade) özellikleri ve evreleme (T1T1 vs T2T2)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 70Soru →

5858 yaşında erkek hasta, genel sağlık taraması sırasında yapılan rektal tuşede prostat sağ lobunda şüpheli bir sertlik saptanması üzerine değerlendiriliyor. Hastanın serum PSAPSA düzeyi 4.5 ng/mL4.5\ ng/mL (N:0−4 ng/mLN: 0-4\ ng/mL) olarak ölçülüyor. Yapılan iğne biyopsisinin histopatolojik incelemesinde, asinusları döşeyen epitelyal hücrelerde nükleer irileşme ve belirgin nükleoller izleniyor. İmmünhistokimyasal incelemede bu asinusların çevresinde p63p63 ve sitokeratin 34βE1234\beta E12 ile boyanan bazal hücre tabakasının korunduğu saptanıyor. Bu hastadaki bulgular dikkate alındığında, en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yüksek dereceli prostatik intraepitelyal neoplazi (HGPIN)

Cevap

HGPIN'de asinuslardaki hücreler atipik görünse de bazal hücre tabakasının korunmuş olması en ayırt edici özelliktir.
Doğru yanıt olan lezyonda, asinuslardaki epitelyal hücreler nükleer büyüme ve nükleol belirginliği gibi atipik özellikler göstermesine rağmen, bazal hücre tabakası (p63p63 ve 34βE1234\beta E12 pozitifliği ile gösterilen) korunmuştur. Bu durum, lezyonun invaziv bir karsinom değil, pre-invaziv bir neoplazi (HGPIN) olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
5858 yaşındaki hastada hafif PSAPSA yüksekliği (4.5 ng/mL4.5\ ng/mL) ve rektal tuşede şüpheli bulgu mevcuttur.
Prostat patolojilerinde ayırıcı tanıya başlamak için klinik zemin oluşturulur.
2
Mikroskobik atipi bulgularını değerlendir
Belirgin nükleoller ve nükleer büyüme saptanmıştır.
Bu bulgular hem HGPIN hem de adenokarsinomda ortak olarak görülebilir.
3
İmmünhistokimyasal (İHK) boyama sonuçlarını yorumla
p63p63 ve 34βE1234\beta E12 pozitifliği bazal hücre tabakasının varlığını gösterir.
Bazal hücrelerin varlığı, lezyonun hala asinus sınırları içinde olduğunu ve invaziv olmadığını kanıtlar.
4
Kesin tanıyı koy
Lezyon Yüksek dereceli prostatik intraepitelyal neoplazi (HGPIN) olarak tanımlanır.
Atipik epitelyal özellikler + Korunmuş bazal tabaka kombinasyonu HGPIN için karakteristiktir.

Anahtar Kavram

Bazal hücre tabakasının varlığı, prostat biyopsisinde HGPIN ile adenokarsinomu ayıran en temel kriterdir.

Daha Fazla Pratik

İHK panelinde AMACRAMACR (P504SP504S) belirtecinin hem HGPIN hem de kanserde pozitif olabileceğini ancak bazal hücre kaybının sadece kansere özgü olduğunu unutmayın.
Tahmini Süre:45s
Soru 71Soru →

4545 yaşında erkek hasta, esansiyel hipertansiyon tanısıyla hidroklorotiyazid tedavisine başlanmıştır. Tedavinin 1515. gününde hastada yaygın makülopapüler döküntü ve hafif ateş saptanmıştır. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin düzeyinin 1.11.1 mg/dL'den 2.82.8 mg/dL'ye yükseldiği, idrar tetkikinde ise steril piyüri ve eozinofilüri olduğu görülmüştür. Bu hastada yapılan böbrek biyopsisinde aşağıdakilerden hangisinin görülmesi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnterstisyel alanda belirgin ödem ve yoğun eozinofil içeren lökosit infiltrasyonu

Cevap

İnterstisyel alanda belirgin ödem ve yoğun eozinofil içeren lökosit infiltrasyonu görülmesi en olasıdır.
Hastada görülen ateş, döküntü, akut böbrek hasarı ve idrardaki eozinofiller klasik bir ilaca bağlı akut interstisyel nefrit (AIN) tablosudur. Bu tablonun histopatolojik karşılığı, tübüller arasındaki bağ dokusunda (interstisyumda) ödem gelişmesi ve buraya eozinofillerin, lenfositlerin ve makrofajların göç etmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
Hidroklorotiyazid kullanımı sonrası gelişen ateş, döküntü ve akut böbrek hasarı saptandı.
Etiyolojik faktörü ve sistemik yanıtı belirlemek için klinik geçmiş kritiktir.
2
Laboratuvar bulgularını yorumla
İdrarda steril piyüri ve eozinofilüri olması, tablonun ilaca bağlı bir hipersensitivite reaksiyonu olduğunu kanıtlar.
Eozinofilüri, ilaca bağlı akut interstisyel nefritin (AIN) spesifik bir göstergesidir.
3
Morfolojik karşılığı belirle
AIN'de interstisyumda ödem ve eozinofillerden zengin inflamatuar infiltratlar görülür.
Tanıyı kesinleştiren histopatolojik bulgu interstisyel inflamasyonun içeriğidir.

Anahtar Kavram

İlaca bağlı akut interstisyel nefrit (AIN), tipik olarak ilaç alımından 2-15 gün sonra ortaya çıkan, ateş, döküntü ve eozinofilüri ile karakterize bir hipersensitivite reaksiyonudur.

Daha Fazla Pratik

İlaca bağlı interstisyel nefrite en sık neden olan diğer ilaç gruplarını (penisilinler, PPI'lar, NSAİİ'ler) ve aralarındaki klinik farkları gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 72Soru →

Tiroid sol lobunda saptanan 2,52,5 cm'lik nodül nedeniyle total tiroidektomi uygulanan 4848 yaşında bir erkek hastanın patoloji raporunda; tümörün parafoliküler hücrelerden köken aldığı, stromasında amiloid birikimi gösterdiği ve kalsitonin ile immünoreaktivite saptandığı belirtilmiştir. Bu hasta ve saptanan tümör ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tümörün gelişiminde RETRET proto-onkogenindeki mutasyonlar anahtar rol oynar.

Cevap

Tümörün gelişiminde RETRET proto-onkogenindeki mutasyonlar anahtar rol oynar.
Vakada tanımlanan histopatolojik bulgular (amorf amiloid stroma, poligonal hücreler) ve kalsitonin pozitifliği tipik bir Medüller Tiroid Karsinomuna (MTK) işaret eder. MTK gelişiminde, gerek sporadik vakaların yaklaşık yarısında gerekse ailesel vakaların (MEN 2A ve 2B) tamamına yakınında RETRET proto-onkogeninde nokta mutasyonları saptanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve patolojik bulguları analiz et.
Parafoliküler hücre kökeni, amiloid stroma ve kalsitonin pozitifliği hastada Medüller Tiroid Karsinomu (MTK) olduğunu gösterir.
MTK, tiroidin nöroendokrin hücrelerinden (C hücreleri) köken alan ve stroma amiloidi ile karakterize bir tümördür.
2
MTK ile ilişkili genetik ve klinik özelliklerini hatırla.
RETRET proto-onkogen mutasyonları hem sporadik (%5050) hem de ailesel (MEN 2A ve 2B) vakalarda ana etkendir.
Genetik temelli tanı ve aile taraması MTK yönetiminde kritiktir.

Anahtar Kavram

Medüller Tiroid Karsinomu ve RET Mutasyonu İlişkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 73Soru →

1818 yaşında kadın hasta, idrarda azalma ve bacaklarda şişlik şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde yüzde ve gövdenin üst kısmında belirgin yağ dokusu kaybı (parsiyel lipodistrofi) saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum C3C3 düzeyi belirgin düşük, C1qC1q ve C4C4 düzeyleri ise normal bulunuyor. Böbrek biyopsisinde ışık mikroskobunda mezanjiyal proliferasyon ve glomerüler bazal membran (GBMGBM) kalınlaşması izleniyor. Bu hastada tanı için en karakteristik elektron mikroskobu bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glomerüler bazal membranın lamina densa tabakasında kurdele şeklinde, aşırı elektron yoğun birikimlerin izlenmesi

Cevap

Glomerüler bazal membranın lamina densa tabakasında kurdele şeklinde, aşırı elektron yoğun (dens) birikimlerin izlenmesi
Hastada saptanan parsiyel lipodistrofi ve laboratuvar verilerindeki izole C3C3 düşüklüğü (alternatif yolak aktivasyonu), C3 Glomerülopatileri grubunda yer alan Dens Depozit Hastalığı (Tip 2 MPGN) için tipiktir. Bu hastalığın en karakteristik patognomonik bulgusu, elektron mikroskobunda glomerüler bazal membranın lamina densa tabakası içinde izlenen, kurdele benzeri (ribbon-like), aşırı elektron yoğun (dens) birikimlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir
Parsiyel lipodistrofi varlığı belirlendi
Parsiyel lipodistrofi, Dens Depozit Hastalığı (eski adıyla Tip 2 MPGN) ile güçlü ilişkilidir.
2
Kompleman profilini analiz et
Düşük C3C3, normal C1qC1q ve C4C4 (Alternatif yolak aktivasyonu)
Bu patern, C3C3 nefritik faktör (C3NeFC3NeF) varlığına bağlı olarak alternatif kompleman yolağının kontrolsüz aktivasyonunu gösterir.
3
Patolojik bulguları eşleştir
Dens Depozit Hastalığı (C3 Glomerülopatisi)
Klinik ve laboratuvar bulguları, karakteristik elektron mikroskobu bulgusu olan lamina densadaki dens birikimlere işaret eder.

Anahtar Kavram

Dens Depozit Hastalığı (C3 Glomerülopatisi) ve Parsiyel Lipodistrofi İlişkisi

Alternatif Yöntem

Kompleman düzeylerinden yola çıkarak; izole C3 düşüklüğü (C4 normal) saptandığında akla ilk olarak alternatif yolak bozuklukları (C3 Glomerülopatileri) gelmelidir. Bu grupta lipodistrofi ile giden tek hastalık Dens Depozit Hastalığıdır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 74Soru →

45 yaşında erkek hasta, son yıllarda ayakkabı numarasının büyümesi, ellerinde genişleme ve çene yapısında belirginleşme şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenede kaba yüz hatları ve makroglossi saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum IGF−1IGF-1 düzeyi yaş ve cinsiyete göre yüksek bulunuyor. Kranial MR görüntülemede hipofiz lojunda 1.8 cm1.8 \text{ cm} çapında bir kitle saptanıyor. Bu hastada saptanan tümörün histopatolojik incelemesinde görülmesi en olası bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Monomorfik asidofilik hücre proliferasyonu ve retikülin ağının kaybı

Cevap

Monomorfik asidofilik hücre proliferasyonu ve retikülin ağının kaybı
Akromegali tablosuna neden olan büyüme hormonu salgılayan adenomlar (somatotrop adenomlar), mikroskobik olarak monomorfik asidofilik hücrelerden oluşur. Hipofiz adenomlarının en karakteristik histopatolojik özelliği, normal hipofiz dokusunda bulunan asiner yapıyı destekleyen retikülin ağının kaybıdır. Bu özellik, adenomu hiperplaziden ayıran temel kriterdir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Büyümüş eller, kaba yüz hatları ve yüksek IGF−1IGF-1 düzeyi akromegaliye (büyüme hormonu fazlalığı) işaret eder.
Hastanın klinik tablosu bir somatotrop adenom varlığını düşündürmektedir.
2
Hipofiz adenomunun morfolojik özelliklerini belirle
Hipofiz adenomlarında normal asiner yapı bozulur ve retikülin çatısı kaybolur.
Adenom ile hiperplazi ayrımında en güvenilir histopatolojik kriter retikülin ağının durumudur.
3
Hücre tipini değerlendir
Büyüme hormonu (GH) salgılayan adenomlar (somatotrop) genellikle asidofilik sitoplazmaya sahiptir.
Somatotrop hücreler sitoplazmalarındaki yoğun sekretuvar granüller nedeniyle asidofilik boyanır.

Anahtar Kavram

Somatotrop Adenom ve Adenom Morfolojisi

Daha Fazla Pratik

Hipofiz adenomlarının immunohistokimyasal boyanma özelliklerini ve diğer alt tiplerini (prolaktinoma gibi) gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 75Soru →

2727 yaşında erkek hasta, son 44 aydır ataklar halinde gelen şiddetli çarpıntı, solukluk ve terleme şikayetleriyle başvuruyor. Ataklar sırasında yapılan ölçümlerde kan basıncı 220/120220/120 mmHgmmHg olarak saptanıyor. Yapılan laboratuvar incelemelerinde serum sodyum düzeyi 140140 mEq/LmEq/L, potasyum düzeyi 4.24.2 mEq/LmEq/L ve açlık kan şekeri 145145 mg/dLmg/dL olarak bulunuyor. Hormon profilinde plazma ACTHACTH düzeyi 2525 pg/mLpg/mL (N: 10−6010-60) ve serbest kortizol düzeyi 1212 μg/dL\mu g/dL (N: 5−235-23) olarak ölçülüyor. Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Feokromositoma

Cevap

Feokromositoma
Hastada görülen paroksismal (ataklar halinde gelen) hipertansiyon, terleme ve çarpıntı üçlüsü feokromositoma için karakteristiktir. Laboratuvar bulgularında potasyum ve sodyumun normal olması mineralokortikoid etkisini (Conn), kortizol ve ACTHACTH düzeylerinin normal olması ise glukokortikoid etkisini (Cushing) dışlar. Katekolaminlerin glikojenoliz ve insülin inhibisyonu üzerindeki etkileri nedeniyle görülen hiperglisemi tanıyı destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Elektrolit ve glukoz düzeylerini değerlendiriniz.
Sodyum ve potasyum normal sınırlardadır, ancak açlık kan şekeri (145145 mg/dLmg/dL) yüksektir.
Conn ve Cushing sendromlarında görülen hipokalemi bu hastada yoktur. Katekolamin deşarjı glukoz toleransını bozarak hiperglisemiye yol açabilir.
2
Hormon profilini (ACTHACTH ve Kortizol) analiz ediniz.
Hem ACTHACTH hem de kortizol normal referans aralıktadır.
Bu durum adrenal korteks kaynaklı hiperfonksiyon bozukluklarını (Cushing sendromu/hastalığı) dışlamaktadır.
3
Klinik prezantasyonu laboratuvarla birleştiriniz.
Paroksismal hipertansiyon atakları ve hiperglisemi ile birlikte normal elektrolit/kortizol paneli feokromositomayı işaret eder.
Feokromositoma, adrenal medulla kaynaklı olup katekolamin (adrenalin/noradrenalin) salgılayan bir tümördür.

Anahtar Kavram

Feokromositomada görülen paroksismal hipertansiyon ve metabolik etkiler (hiperglisemi), adrenal korteks hastalıklarından (Cushing, Conn) elektrolit ve steroid hormon profili ile ayırt edilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 76Soru →

55 yaşında bir kız çocuk, göz kapaklarında ve bacaklarında ani gelişen şişlik (yaygın ödem) şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Yapılan laboratuvar incelemelerinde 3.5 g/gu¨n3.5\text{ g/gün} üzerinde proteinüri, belirgin hipoalbüminemi ve hiperlipidemi saptanıyor. Böbrek biyopsisinde ışık mikroskobunda glomerüllerin tamamen doğal olduğu izleniyor; immünofloresan incelemede ise herhangi bir immün kompleks birikimi saptanmıyor. Bu klinik ve mikroskobik bulgular ışığında, hastada görülmesi en olası elektron mikroskobu bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Podositlerin ayak çıkıntılarında (pedisellerinde) yaygın silinme ve düzleşme

Cevap

Podositlerin ayak çıkıntılarında (pedisellerinde) yaygın silinme ve düzleşme
Vakada tarif edilen 55 yaşındaki çocukta görülen ani başlangıçlı nefrotik sendrom, ışık mikroskobunda normal glomerüller ve negatif immünofloresan bulguları, Minimal Değişiklik Hastalığı (MCD) için tipiktir. Bu hastalığın tanısı için altın standart elektron mikroskobudur ve burada podositlerin ayak çıkıntılarında (pedisellerinde) yaygın silinme, düzleşme ve kaybolma izlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
Çocuk hasta, masif ödem ve nefrotik düzeyde proteinüri ile başvurmuş (>3.5 g/gu¨n>3.5\text{ g/gün}, hipoalbüminemi, hiperlipidemi).
Bu bulgular primer olarak bir nefrotik sendromu işaret eder.
2
Işık mikroskobu (LM) ve immünofloresan (IF) bulgularını yorumla
LM'de glomerüllerin doğal olması ve IF'in negatif olması "Minimal Değişiklik Hastalığı" (MCD) tanısını düşündürür.
MCD'de glomerüllerde LM düzeyinde görünür bir hasar veya immün birikim olmaz.
3
Elektron mikroskobu (EM) korelasyonu kur
MCD tanısını kesinleştiren EM bulgusu podosit ayak çıkıntılarının silinmesidir (effasman).
Visseral epitelyal hücrelerdeki (podosit) bu yapısal değişiklik, filtrasyon bariyerindeki negatif yük kaybına ve yoğun proteinüriye yol açar.

Anahtar Kavram

Minimal Değişiklik Hastalığı (Minimal Change Disease - Lipoid Nefroz)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 77Soru →

Akut böbrek yetmezliği tablosuyla takip edilen bir hastada, etiyolojik açıdan iskemik akut tübüler hasar (iskemik ATI) ile ilaçla tetiklenen akut tübülointerstisyel nefrit (AIN) arasında ayırıcı tanı yapılması planlanmaktadır. Bu iki antiteyi morfolojik olarak ayırt etmede, aşağıdaki bulgulardan hangisinin böbrek biyopsisinde saptanması tanıyı AIN lehine en güçlü şekilde destekler?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnterstisyel alanda belirgin ödem ve eozinofil lökosit infiltrasyonu

Cevap

İnterstisyel alanda belirgin ödem ve eozinofil lökosit infiltrasyonu görülmesi tanıyı AIN lehine destekler.
İlaçla tetiklenen akut tübülointerstisyel nefrit (AIN), bir ilaca (genellikle antibiyotikler veya NSAİİ'ler) karşı gelişen immünolojik bir yanıttır. Bu yanıtın en spesifik histopatolojik bulgusu, interstisyel alanda ödem oluşumu ve bu ödeme eşlik eden, eozinofillerden zengin mononükleer hücre infiltrasyonudur. İskemik ATI'de ise hasar interstisyumdan ziyade tübül epitellerinde yoğunlaşır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu ve olası tanıları değerlendir.
Hasta akut böbrek yetmezliği tablosundadır; iskemik ATI ve ilaçla tetiklenen AIN iki temel olasılıktır.
Her iki durum da böbrek fonksiyonlarını hızla bozar ancak mekanizmaları farklıdır.
2
AIN ve ATI arasındaki patogenetik farkı analiz et.
ATI tübüler bir hasarken, AIN interstisyumu etkileyen bir immün (hipersensitivite) reaksiyondur.
Hipersensitivite reaksiyonlarında inflamatuar hücre tipi tanı koydurucudur.
3
Karakteristik morfolojik bulguyu belirle.
AIN'de interstisyumda ödem ve eozinofiller görülürken, ATI'de tübüler nekroz ve granüler silindirler ön plandadır.
Eozinofiller, ilaç reaksiyonları ve alerjik süreçlerin böbrek parankimindeki en önemli işaretçisidir.

Anahtar Kavram

Akut tübülointerstisyel nefrit (AIN), tip I veya tip IV hipersensitivite mekanizmasıyla gelişen ve interstisyumda eozinofillerin varlığıyla karakterize bir tablodur.
Tahmini Süre:45s
Soru 78Soru →

6262 yaşında erkek hastanın yapılan fizik muayenesinde rektal tuşede prostat sağ lobunda sertlik saptanmıştır. Serum PSAPSA düzeyi 4.8 ng/mL4.8\ ng/mL (N: 0−4 ng/mL0-4\ ng/mL) olarak ölçülen hastadan alınan iğne biyopsisi örneklerinin mikroskobik incelemesinde; asiner yapıların genel mimarisinin korunduğu ancak lümeni döşeyen hücrelerde belirgin nükleomegali ve nükleol belirginleşmesi dikkati çekmektedir.

Bu bulgularla öncelikle "Yüksek Dereceli Prostatik İntraepitelyal Neoplazi" (HG−PINHG-PIN) düşünülen olguda, invaziv karsinomu dışlamak için kullanılan en güvenilir histopatolojik veya immünhistokimyasal bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Atipik glandlarda p63p63 pozitif bazal hücre tabakasının korunmuş olması

Cevap

Atipik glandlarda p63 pozitif bazal hücre tabakasının korunmuş olması
Yüksek dereceli prostatik intraepitelyal neoplazi (HG−PINHG-PIN), morfolojik olarak karsinom hücrelerine benzeyen hücrelerle döşeli ancak bazal hücre tabakasının (bazal laminanın hemen üzerindeki yassı-kübik hücre katmanı) en azından kısmen korunduğu pre-invaziv bir lezyondur. Bu tabaka nükleer bir belirteç olan p63p63 veya sitoplazmik bir belirteç olan yüksek molekül ağırlıklı keratinler (34βE1234\beta E12) ile gösterilebilir. İnvaziv adenokarsinomda ise bu bazal hücre tabakası tamamen kaybolmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar verilerini değerlendir
6262 yaş, hafif PSAPSA yüksekliği (4.8 ng/mL4.8\ ng/mL) ve rektal tuşede sertlik saptanması prostat karsinomu veya öncü lezyon şüphesini doğurur.
Taramada saptanan bulgular biyopsi endikasyonunu belirlemek için gereklidir.
2
Morfolojik bulguları analiz et
Gland mimarisinin korunması ancak hücresel atipi (nükleol belirginliği) olması HG−PINHG-PIN veya "küçük asiner proliferasyon" (ASAPASAP) ayırıcı tanısını gerektirir.
Karsinomda genellikle mimari bozulur ve küçük, sırt sırta vermiş glandlar izlenir.
3
Ayırıcı tanı için bazal hücre belirteçlerini uygula
p63p63 veya 34βE1234\beta E12 gibi belirteçlerle bazal tabaka gösterilirse lezyon pre-invaziv (HG−PINHG-PIN) olarak kabul edilir; tabaka yoksa invaziv karsinom tanısı konur.
Bazal hücre tabakasının kaybı, prostatta invaziv karsinomun en önemli tanısal kriteridir.

Anahtar Kavram

Prostatik intraepitelyal neoplazi (PIN) ile invaziv adenokarsinom arasındaki temel histopatolojik fark, bazal hücre tabakasının varlığıdır.
Soru 79Soru →

3232 yaşında bir kadın hasta, interskapular bölgede şiddetli kaşıntı ve bu bölgede hiperpigmente, likenoid papüllerden oluşan deri lezyonları şikayetiyle başvuruyor. Özgeçmişinde iki yıl önce tekrarlayan nefrolitiazis nedeniyle tedavi gördüğü, soygeçmişinde ise annesinin medüller tiroid karsinomu ve bilateral feokromositoma nedeniyle opere olduğu öğreniliyor.

Bu hastada görülen klinik tabloyu açıklayan en olası genetik defekt ve eşlik etmesi beklenen diğer patolojik bulgu aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: RETRET proto-onkojen mutasyonu — Paratiroid hiperplazisi

Cevap

RET proto-onkojen mutasyonu ve paratiroid hiperplazisi birlikteliği, kutanöz liken amiloidozis ile seyreden MEN 2A sendromunu açıklar.
Hastada saptanan kutanöz liken amiloidozis, tekrarlayan böbrek taşları (paratiroid hiperplazisi kaynaklı hiperkalsemi), ailesel medüller tiroid karsinomu ve feokromositoma öyküsü, Multiple Endokrin Neoplazi Tip 2A (Sipple Sendromu) ile tam uyumludur. Bu sendromun genetik temeli RETRET proto-onkojenindeki fonksiyon kazandırıcı (gain-of-function) mutasyonlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
İnterskapular kaşıntılı lezyonlar 'Kutanöz Liken Amiloidozis' (KLA) ile uyumludur.
KLA, MEN 2A sendromunda (özellikle kodon 634 mutasyonlarında) görülebilen nadir fakat spesifik bir deri bulgusudur.
2
Özgeçmiş ve soygeçmişin değerlendirilmesi
Nefrolitiazis öyküsü primer hiperparatiroidizme, aile öyküsü ise medüller tiroid karsinomu ve feokromositomaya işaret eder.
Bu üçlü (MTC + Feo + Paratiroid), Multiple Endokrin Neoplazi Tip 2A (Sipple Sendromu) tanısını koydurur.
3
Genetik temelin belirlenmesi
MEN 2 sendromlarının tamamından RET proto-onkojenindeki mutasyonlar sorumludur.
RET geni bir reseptör tirozin kinazı kodlar ve germ-line mutasyonları bu sendromlara yol açar.

Anahtar Kavram

MEN 2A (Sipple Sendromu), RET mutasyonu sonucu gelişen medüller tiroid karsinomu, feokromositoma ve paratiroid hiperplazisi birliğidir; kutanöz liken amiloidozis ayırıcı bir bulgudur.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 80Soru →

5252 yaşında erkek hasta, son bir yıldır üçlü antihipertansif tedaviye rağmen kontrol altına alınamayan yüksek tansiyon şikayeti ile başvuruyor. Hastanın fizik muayenesinde belirgin bir özellik saptanmıyor ancak laboratuvar tetkiklerinde şu bulgular izleniyor:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Serum Sodyum (Na+Na^+)146 mEq/L146\text{ mEq/L}135−145135 - 145
Serum Potasyum (K+K^+)2.8 mEq/L2.8\text{ mEq/L}3.5−5.03.5 - 5.0
Sabah Kortizolü12 µg/dL12\text{ µg/dL}5−235 - 23
Plazma ACTH22 pg/mL22\text{ pg/mL}10−6010 - 60
Plazma Renin AktivitesiBelirgin düşük-

Bu klinik ve laboratuvar verileri doğrultusunda, adrenal bezde saptanan tek taraflı adenom için en olası tanı hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Conn sendromu

Cevap

Conn sendromu
Hastada görülen dirençli hipertansiyon, hipokalemi (2.8 mEq/L2.8\text{ mEq/L}) ve sodyumun referans üst sınırında olması, aşırı aldosteron etkisini göstermektedir. Plazma renin aktivitesinin baskılanmış olması durumun primer bir patoloji olduğunu (Conn sendromu) kanıtlar. Ayrıca kortizol ve ACTH düzeylerinin normal olması, Cushing sendromu gibi diğer steroid kaynaklı hipertansiyon nedenlerini dışlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Elektrolit ve hormon dengesinin analizi
Dirençli hipertansiyon ile birlikte hipokalemi (K+=2.8K^+ = 2.8) ve hipernatremi eğilimi (Na+=146Na^+ = 146) saptandı.
Primer hiperaldosteronizmde aşırı aldosteron salınımı böbrek tübüllerinden sodyum geri emilimini artırırken potasyum atılımını tetikler.
2
Renin ve glukokortikoid sisteminin değerlendirilmesi
Plazma renin aktivitesi baskılanmış, ancak sabah kortizolü ve ACTH düzeyleri normal sınırlarda saptandı.
Baskılanmış renin, aldosteron artışının sekonder değil primer (adrenal kaynaklı) olduğunu kanıtlar; normal kortizol ise Cushing sendromunu dışlar.
3
Tanının konulması
Conn sendromu (Primer Hiperaldosteronizm).
Tüm klinik ve laboratuvar verileri tek taraflı aldosteron salgılayan adenom (Conn sendromu) ile tam uyumludur.

Anahtar Kavram

Primer Hiperaldosteronizm (Conn Sendromu) Laboratuvar Tanısı

Daha Fazla Pratik

Adrenal adenom ile adrenal kortikal karsinom arasındaki makroskobik ve mikroskobik ayırıcı özellikleri gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 4 / 20Sonraki
Ürogenital ve Endokrin Sistem Patolojisi Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 4 | Examkin