Enfeksiyon Hastalıkları

299 soru

Soru 21Soru

2222 aylık bir erkek çocuk, polikliniğe döküntü şikayetiyle getiriliyor. Annesi döküntülerin 33 gün önce aniden başladığını ve çocuğun genel durumunun iyi olduğunu ifade ediyor. Fizik muayenede; her iki yanakta, kolların ve bacakların ekstansör yüzlerinde ve gluteal bölgede simetrik yerleşimli, 151-5 mm çapında, eritematöz, monomorfik papüler lezyonlar saptanıyor. Gövde, avuç içi, ayak tabanı ve mukozaların korunduğu görülüyor. Fizik muayenede ayrıca hafif servikal ve aksiller lenfadenopati saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde hafif ALT ve AST yüksekliği dışında özellik saptanmayan bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gianotti-Crosti sendromu

Cevap

Gianotti-Crosti sendromu
Gianotti-Crosti sendromu, çocukluk çağında görülen, ani başlangıçlı, simetrik ve monomorfik papüler döküntülerle karakterize bir tablodur. Döküntüler tipik olarak yüz (yanaklar), ekstremitelerin ekstansör yüzleri ve gluteal bölgeye yerleşir; gövde genellikle korunur. Hafif lenfadenopati ve transaminaz yüksekliği (özellikle HBV ilişkili vakalarda klasik bilgi olarak, EBV vakalarında da görülebilir) tanıyı destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Döküntü morfolojisini analiz et
Monomorfik, eritematöz papüller.
Veziküler veya makülopapüler döküntülerden ayrımı sağlar.
2
Döküntü dağılımını değerlendir
Yanaklar, ekstansör yüzler ve kalça (akral bölgeler) tutulmuş; gövde, mukoza ve avuç içi/ayak tabanı korunmuş.
Gianotti-Crosti sendromunun en ayırıcı klinik özelliğidir.
3
Eşlik eden bulguları yorumla
Hafif lenfadenopati ve transaminaz (ALT/AST) yüksekliği.
Hastalığın EBV veya HBV gibi viral ajanlarla ilişkisini ve sistemik tutulumunu destekler.
4
Tanıyı koy
Gianotti-Crosti sendromu (Çocukluk çağının papüler akrodermatitisi).
Tüm klinik ve laboratuvar bulgular bu tanıyla uyumludur.

Anahtar Kavram

Gianotti-Crosti sendromu (Papüler akrodermatit), çocuklarda genellikle viral enfeksiyonlar (EBV, HBV, CMV vb.) sonrası gelişen, karakteristik akral dağılımlı papüler bir döküntüdür.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 22Soru

HBsAgHBsAg pozitif ve HBeAgHBeAg pozitif bir anneden doğan, doğum sonrası ilk 1212 saat içinde HepatitHepatit BB immünglobulini (HBIGHBIG) ve ilk doz HepatitHepatit BB aşısı uygulanan, ardından 33 dozluk aşı şeması eksiksiz tamamlanan 1010 aylık bir bebeğin rutin kontrolünde saptanan serolojik bulgular aşağıdadır:

TetkikSonuç
HBsAgHBsAgNegatif
AntiHBsAnti-HBs240240 mIU/mLmIU/mL
AntiHBcAnti-HBc IgGIgGPozitif
ALTALT2222 U/LU/L

Bu klinik ve laboratuvar tablosuna göre bebek için en olası değerlendirme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bebek aşı ile başarılı bir şekilde bağışıklanmış olup, AntiHBcAnti-HBc IgGIgG pozitifliği transplasental yolla anneden geçen antikorlara bağlıdır.

Cevap

Bebek aşı ile başarılı bir şekilde bağışıklanmış olup, Anti-HBc IgG pozitifliği transplasental yolla anneden geçen antikorlara bağlıdır.
Hepatit B pozitif anneden doğan bebeklerde profilaksi sonrası izlem 9-12. aylarda yapılır. Bebeğin HBsAgHBsAg negatif ve AntiHBsAnti-HBs düzeyinin 1010 mIU/mLmIU/mL üzerinde olması profilaksinin başarılı olduğunu ve bağışıklığın geliştiğini gösterir. AntiHBcAnti-HBc IgGIgG, IgGIgG yapısında bir antikor olduğu için plasentadan bebeğe geçer ve 1.51.5-22 yaşına kadar pozitif saptanabilir. Bu durum bebekte bir enfeksiyon varlığını göstermez.

Adım Adım Çözüm

1
Annenin serolojik durumunu analiz et.
Anne HBsAgHBsAg ve HBeAgHBeAg pozitiftir, bu da bebeğin vertikal geçiş açısından en yüksek risk grubunda olduğunu gösterir.
Yönetim planını belirlemek için risk düzeyini anlamak gerekir.
2
Uygulanan profilaksiyi değerlendir.
Bebeğe ilk 1212 saatte HBIGHBIG ve aşı yapılmış, aşı serisi tamamlanmıştır.
Profilaksi başarısını ölçmek için standart protokolün uygulanıp uygulanmadığı kontrol edilir.
3
Bebeğin HBsAgHBsAg ve AntiHBsAnti-HBs sonuçlarını yorumla.
HBsAgHBsAg negatif (enfeksiyon yok) ve AntiHBsAnti-HBs > 1010 mIU/mLmIU/mL (başarılı bağışıklama).
Bu iki parametre aşının etkinliğini ve enfeksiyonun önlendiğini doğrular.
4
AntiHBcAnti-HBc IgGIgG pozitifliğini yaşla ilişkilendir.
AntiHBcAnti-HBc IgGIgG plasentadan geçer ve süt çocuklarında 1818-2424 aya kadar pozitif kalabilir.
Bebeğin kendi enfeksiyonu ile maternal antikorları ayırt etmek için kritik bilgidir.

Anahtar Kavram

Perinatal Hepatit B Profilaksisi İzlemi ve Maternal Anti-HBc Geçişi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 23Soru

2.52.5 yaşında bir çocuk; 33 gündür devam eden yüksek ateş, huzursuzluk ve sağ alt kadranda belirginleşen şiddetli karın ağrısı şikayetleriyle getirilmiştir. Annesi, çocuğun başlangıçta sulu olan dışkılamasının son 2424 saatte az miktarda, mukuslu ve kanlı bir hal aldığını belirtmektedir. Fizik muayenede batın sağ alt kadranda belirgin hassasiyet ve defans saptanmıştır. Özgeçmişinde rotavirüs aşılarının takvime uygun olarak tamamlandığı öğrenilmiştir. Yapılan dışkı incelemesinde bol polimorf nüveli lökosit ve eritrosit saptanmıştır. Bu çocukta akut apandisiti taklit edebilen (psödoapandisit) bu klinik tabloya en olası neden olan patojen aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yersinia enterocolitica

Cevap

Yersinia enterocolitica
Doğru yanıt olan patojen, özellikle süt çocukluğu ve oyun çocukluğu döneminde terminal ileit ve mezenterik lenfadenite yol açarak sağ alt kadran ağrısı ve defans gibi akut apandisit bulguları oluşturur. Bu tabloya sıklıkla başlangıçta sulu olan ancak sonradan invaziv karakter kazanan (kanlı-mukuslu) dışkılama eşlik eder.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Yüksek ateş, sağ alt kadran ağrısı (psödoapandisit) ve başlangıçta sulu olup sonradan kanlı/mukuslu hale gelen ishal saptandı.
Ayırıcı tanıda hem invaziv ishal hem de cerrahiyi taklit eden tablolar düşünülmelidir.
2
Laboratuvar ve özgeçmiş verilerini değerlendir.
Dışkıda bol lökosit (invaziv süreç) var ve rotavirüs aşısı tam (viral etken olasılığı düşük).
İnvaziv bakteriyel etkenlerin (Salmonella, Shigella, Campylobacter, Yersinia) dışlanması gerekir.
3
Spesifik klinik tabloyu etkenle eşleştir.
Sağ alt kadran ağrısı ve mezenterik lenfadenit ile seyreden 'psödoapandisit' tablosu Yersinia için karakteristiktir.
Yersinia enterocolitica özellikle küçük çocuklarda terminal ileit ve mezenterik lenfadenit yaparak bu tabloya yol açar.

Anahtar Kavram

Yersinia enterocolitica enfeksiyonu, çocuklarda yüksek ateş ve invaziv ishalin yanı sıra akut apandisiti taklit eden 'psödoapandisit' (mezenterik lenfadenit) tablosu ile karakterizedir.
Soru 24Soru

10 aylık bir erkek bebek, iki gündür devam eden kusma ve ardından başlayan günde 10-12 kez bol miktarda sulu, kansız dışkılama şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde dehidratasyon bulguları saptanan hastanın dışkı mikroskopisinde lökosit ve eritrosit görülmemiştir. Bu klinik tabloya çocukluk çağında en sık neden olan ve korunmada oral yolla uygulanan canlı aşısı bulunan etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rotavirüs

Cevap

Çocukluk çağında ağır dehidratasyonlu sulu ishalin en sık nedeni olan ve aşısı bulunan etken Rotavirüs'tür.
Rotavirüs, bebeklerde ve küçük çocuklarda görülen ağır sulu ishalin en yaygın nedenidir. Klinik olarak kusma ile başlar, ardından bol miktarda sulu dışkılama gelir ve dehidratasyona yol açar. Dışkıda inflamasyon bulgusu (lökosit) saptanmaz. Piyasada bulunan oral canlı aşılar sayesinde hastaneye yatış oranları önemli ölçüde azalmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et.
Bebekte kusma, bol sulu ishal ve dehidratasyon var; dışkıda lökosit/eritrosit yok (non-inflamatuar).
Bu bulgular tipik olarak viral bir gastroenteriti işaret eder.
2
Yaş grubuna göre en sık etkeni belirle.
10 aylık bir bebekte bu tablonun en yaygın nedeni Rotavirüs'tür.
Rotavirüs, özellikle 2 yaş altı çocuklarda hastaneye yatış gerektiren ishallerin bir numaralı sorumlusudur.
3
Korunma yöntemini doğrula.
Rotavirüs'ün ağız yoluyla uygulanan canlı aşıları mevcuttur.
Soruda belirtilen 'canlı oral aşı' kriteri Rotavirüs tanısını kesinleştirir.

Anahtar Kavram

Rotavirüs Gastroenteriti ve Korunma

İpuçları

1
Dışkıda lökosit görülmemesi, etkenin bağırsak mukozasında invazyon yapmadığını, yani viral veya toksik bir süreç olduğunu gösterir.

Daha Fazla Pratik

Rotavirüs aşısının uygulama zamanlarını ve intusepsiyon riskini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 25Soru

33 yaşında bir erkek çocuk; 33 gündür devam eden yüksek ateş, öksürük ve gözlerde kızarıklık şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde ağız mukozasında, alt azı dişlerinin hizasında toplu iğne başı büyüklüğünde, etrafı eritemli beyaz lekeler saptanmıştır. Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kızamık

Cevap

Kızamık
Klinik vignette içerisinde tanımlanan ateş, öksürük, konjonktivit (3C kuralı: Cough, Coryza, Conjunctivitis) ve ağız mukozasında alt molar dişler hizasındaki beyaz lekeler (Koplik lekesi), kızamık hastalığı için patognomonik (tanı koydurucu) bulgulardır.

Adım Adım Çözüm

1
Prodromal bulguların analizi
Yüksek ateş, öksürük ve konjonktivit bulgularının (3C kuralı) varlığı belirlendi.
Kızamık hastalığının döküntü öncesi klasik başlangıç semptomlarını saptamak için.
2
Patognomonik lezyonun tespiti
Ağız mukozasında saptanan beyaz lekelerin Koplik lekeleri olduğu saptandı.
Kızamık tanısını kesinleştiren klinik bulguyu doğrulamak için.
3
Diferansiyel tanı ve sonuç
Koplik lekesi sadece kızamıkta görüldüğü için tanı kızamık olarak konuldu.
Benzer döküntülü hastalıkları dışlayarak doğru tanıya ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Kızamık tanısında Koplik lekesi ve karakteristik prodromal bulguların önemi.
Tahmini Süre:45s
Soru 26Soru

Beş yaşındaki bir erkek çocuk, üç haftadır devam eden ateş, gece terlemesi ve kilo kaybı şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenede servikal lenfadenopati ve hepatosplenomegali saptanmıştır. Akciğer grafisinde yaygın milier infiltrasyon izlenmiştir. Tüberkülin deri testi (PPD) 4 mm olarak ölçülmüştür. Ailede aktif tüberküloz öyküsü bulunmamaktadır. Bu hastada kesin tanı ve tedavi yaklaşımı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi en doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hasta immünokompetan kabul edilerek, üç gün üst üste sabah aç karnına mide açlık suyu (MAS) alınmalı ve sonuç beklenmeden dörtlü tedavi başlanmalıdır.

Cevap

Hasta immünokompetan kabul edilerek, üç gün üst üste sabah aç karnına mide açlık suyu (MAS) alınmalı ve sonuç beklenmeden dörtlü tedavi başlanmalıdır.
Milier tüberküloz, çocuklarda tüberkülozun hematojen yayılımı sonucu oluşan ciddi bir formudur. Klinik bulgular (uzun süreli ateş, kilo kaybı, hepatosplenomegali) ve radyolojik görünüm (milier infiltrasyon) tüberkülozu güçlü bir şekilde desteklemektedir. Ağır tüberküloz olgularında hücresel immün yanıt baskılanabileceği için PPD testi yalancı negatif (anerji) çıkabilir; bu nedenle PPD'nin 4 mm olması tanıyı dışlatmaz. Kesin tanı M. tuberculosis'in izolasyonu ile konur ve çocuklarda bunun için en uygun yöntem, ardışık üç sabah alınan mide açlık suyudur (MAS). Ancak hastalık ciddi seyirli olduğundan, örnekler alındıktan hemen sonra kültür sonucu beklenmeden dörtlü (İzoniazid, Rifampisin, Pirazinamid, Etambutol) antitüberküloz tedaviye başlanması hayati önem taşır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun değerlendirilmesi
Uzun süreli ateş, kilo kaybı, hepatosplenomegali ve akciğerde milier infiltrasyon, yaygın (milier) tüberkülozu güçlü bir şekilde düşündürür.
Milier tüberküloz, çocuklarda ciddi ve hayatı tehdit eden bir tablodur.
2
PPD sonucunun yorumlanması
4 mm PPD sonucu negatiftir, ancak milier tüberküloz gibi ağır enfeksiyonlarda bağışıklık sistemi baskılandığı için 'anerji' (yalancı negatiflik) görülebilir.
Bu nedenle PPD negatifliği tanıyı ekarte ettirmez.
3
Tanısal yaklaşımın belirlenmesi
Kesin tanı için bakteriyolojik kanıt (kültür/PCR) gereklidir. Çocuklar balgam çıkaramadığı için en iyi yöntem üç gün üst üste sabah aç karnına mide açlık suyu (MAS) alınmasıdır.
Çocuklar gece boyunca akciğerden gelen sekresyonları yutarlar.
4
Tedavi zamanlamasının belirlenmesi
Klinik tablo ağır olduğu için (milier TB), örnekler (MAS) alındıktan hemen sonra kültür sonuçları beklenmeden tedavi başlanmalıdır.
Tedavide gecikme mortalite riskini artırır.
5
Tedavi rejiminin seçimi
Yaygın tüberkülozda tedavi genellikle dörtlü ilaç (İzoniazid, Rifampisin, Pirazinamid, Etambutol/Streptomisin) ile başlanır.
İkili tedavi veya profilaksi bu tabloda yetersizdir.

Anahtar Kavram

Milier tüberkülozda PPD anerjisi görülebilir; tanı için MAS alınmalı ancak tedavi, sonuç beklenmeden (klinik ve radyolojik şüphe ile) çoklu ilaç rejimiyle başlatılmalıdır.

İpuçları

1
Hastanın klinik tablosu (milier infiltrasyon, hepatosplenomegali) tüberkülozun yaygın ve ağır bir formunu işaret etmektedir.
2
Ağır tüberküloz formlarında bağışıklık sistemi yanıtı baskılanabilir, bu da deri testlerini etkiler.
3
Ciddi enfeksiyonlarda tedaviye başlamak için kültür sonucunu beklemek zaman kaybıdır, ancak tedavi öncesi örnek almak şarttır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 27Soru

Pediyatrik yaş grubunda "Nedeni Bilinmeyen Ateş" (NBA) tanısı ve etiyolojik özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çocukluk çağındaki NBA olgularında en sık saptanan etiyolojik grup enfeksiyon hastalıklarıdır.

Cevap

Çocukluk çağındaki Nedeni Bilinmeyen Ateş (NBA) olgularında en sık saptanan etiyolojik grup enfeksiyon hastalıklarıdır.
Çocukluk çağında yapılan geniş serili çalışmalarda, Nedeni Bilinmeyen Ateş (NBA) tanısı alan hastaların yaklaşık yarısında nedenin enfeksiyon hastalıkları (örneğin; bruselloz, tüberküloz, EBV, kedi tırmığı hastalığı vb.) olduğu gösterilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Pediyatrik NBA tanım kriterlerini hatırla.
Çocuklarda ateşin 38,3C38,3^\circ C üzerinde olması ve süresinin 8\geq 8 gün olması (veya 11 haftalık yoğun araştırma sonrası nedenin bulunamaması) NBA olarak tanımlanır.
Erişkinlerdeki 33 hafta kriteri çocuklarda süreci gereksiz uzatacağı için süre daha kısa tutulmuştur.
2
Etiyolojik grupların sıklığını karşılaştır.
Enfeksiyonlar (%30-50) > Kollajen Doku Hastalıkları (%10-20) > Maligniteler (%5-10).
Enfeksiyonlar çocukluk çağında ateşin her zaman en sık nedenidir ve NBA olgularında da bu kural değişmez.

Anahtar Kavram

Pediyatrik NBA tanımı ve en sık etiyolojik nedenleri.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 28Soru

33 yaşında bir erkek çocuk, akut tonsillofarenjit nedeniyle başlanan oral sefalosporin tedavisinin 55. gününde; karın ağrısı, kramp şeklinde sancılar ve günde 66 kez sulu, bazen kan bulaşıklı dışkılama şikayetleriyle getiriliyor. Fizik muayenesinde batın distandü ve yaygın hassas saptanıyor. Özgeçmişinde rotavirüs dahil tüm rutin aşılarının tam olduğu ve benzer bir tablonun daha önce yaşanmadığı öğreniliyor. Laboratuvar incelemesinde lökositoz (18.500/mm318.500/mm^3) saptanan bu hastada, olası tanıyı doğrulamak için dışkıda bakılması gereken en duyarlı (sensitif) yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toksin AA ve BB genlerini hedefleyen nükleik asit amplifikasyon testi (NAAT)

Cevap

En duyarlı tanı yöntemi, dışkıda toksin A ve B genlerini hedefleyen nükleik asit amplifikasyon testidir (NAAT).
Nükleik asit amplifikasyon testi (NAAT), ClostridioidesClostridioides difficiledifficile'nin toksin üreten suşlarına ait genleri saptar. Bu yöntem, barsaktaki çok düşük miktardaki patojeni bile gösterebildiği için günümüzde mevcut en duyarlı (sensitif) laboratuvar testidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir.
Antibiyotik kullanımı (sefalosporin) sonrası gelişen ishal, karın ağrısı ve lökositoz varlığı ClostridioidesClostridioides difficiledifficile enfeksiyonunu düşündürür.
Antibiyotikler barsak florasını bozarak bu patojenin aşırı çoğalmasına zemin hazırlar.
2
Ayırıcı tanıda aşı öyküsünü kullan.
Rotavirüs aşısının tam olması, viral ishal olasılığını azaltır; klinik tablo bakteriyel bir süreci destekler.
Aşılanmış çocuklarda rotavirüse bağlı ağır ishal insidansı belirgin düşüktür.
3
Tanı yöntemlerini karşılaştır.
NAAT yöntemi genetik materyali saptadığı için en yüksek duyarlılığa (%90-100) sahiptir. EIA toksini saptar ancak duyarlılığı daha düşüktür.
NAAT, düşük konsantrasyondaki genleri bile çoğaltarak saptayabilir.

Anahtar Kavram

Antibiyotik ilişkili ishallerde ClostridioidesClostridioides difficiledifficile tanısı ve laboratuvar testlerinin hiyerarşisi.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 29Soru

55 yaşında bir erkek çocuk, düşük dereceli ateş ve yüzde başlayıp hızla gövdeye yayılan döküntü şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenede yaygın makülopapüler döküntülerin yanı sıra belirgin retroauriküler ve suboksipital lenfadenopati saptanıyor. Ağız içi muayenesinde yumuşak damakta peteşiyal lezyonlar gözleniyor. Bu çocukta en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kızamıkçık

Cevap

Kızamıkçık (Rubella)
Vakada tanımlanan hafif ateş, kraniokaudal yayılım gösteren döküntü, retroauriküler ve suboksipital lenfadenopati ile yumuşak damaktaki peteşiyel (Forchheimer) lekeler Kızamıkçık (Rubella) tanısını net bir şekilde desteklemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik prodrom ve döküntü özelliklerini değerlendir
Hafif ateş ve yüzde başlayan makülopapüler döküntü belirlendi.
Viral döküntülü hastalıkların ayırıcı tanısında ateşin şiddeti ve döküntünün başlangıç yeri kritiktir.
2
Lenfadenopati lokalizasyonunu incele
Retroauriküler ve suboksipital lenfadenopati saptandı.
Bu spesifik lenf nodu tutulumları kızamıkçık için oldukça karakteristiktir.
3
Enantem (ağız içi bulgu) varlığını kontrol et
Yumuşak damaktaki peteşilerin Forchheimer lekeleri olduğu anlaşıldı.
Forchheimer lekeleri kızamıkçıkta görülürken, Koplik lekeleri kızamığa özgüdür.

Anahtar Kavram

Kızamıkçıkta (Rubella) hafif prodromal semptomlara eşlik eden retroauriküler/suboksipital lenfadenopati ve Forchheimer lekeleri tanı koydurucudur.
Soru 30Soru

On yaşındaki bir erkek çocuk, akciğer tüberkülozu tanısıyla dörtlü anti-tüberküloz tedavi (izoniazid, rifampisin, pirazinamid, etambutol) almaktadır. Tedavinin ikinci ayında hastanın görme keskinliğinde azalma ve kırmızı-yeşil renkleri ayırt etmede zorluk şikayetleri gelişiyor. Yapılan oftalmolojik muayenede optik nörit saptanıyor.

Bu hastada gelişen yan etkiden aşağıdaki ilaçlardan hangisinin sorumlu olma olasılığı en yüksektir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Etambutol

Cevap

Etambutol, doza bağımlı optik nörit ve kırmızı-yeşil renk körlüğü yapan anti-tüberküloz ilaçtır.
Doğru seçenek olan etambutol, birinci basamak anti-tüberküloz ilaçlar arasında yer alır ve en bilinen spesifik yan etkisi optik nörittir. Bu durum kendini görme keskinliğinde azalma, santral skotom ve kırmızı-yeşil renk körlüğü ile gösterir. Bu yan etki doza bağımlı olup, ilaç kesildiğinde genellikle geri dönüşümlüdür. Küçük çocuklarda görme keskinliği ve renk körlüğü testlerinin güvenilir şekilde yapılamaması nedeniyle, etambutol 5 yaş altındaki çocuklarda çok zorunlu kalınmadıkça tercih edilmez.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik bulgularını analiz et
Anti-tüberküloz tedavi alan hastada optik nörit, görme keskinliğinde azalma ve kırmızı-yeşil renk körlüğü gelişmiştir.
Yan etkinin hangi sistem veya organı etkilediğini belirlemek, sorumlu ilacı bulmak için gereklidir.
2
Kullanılan ilaçların karakteristik yan etkilerini eşleştir
İzoniazid periferik nöropati, rifampisin turuncu sekresyon, pirazinamid hiperürisemi, etambutol ise optik nörit yapar.
Her majör anti-tüberküloz ilacın kendine has spesifik bir toksisite profili vardır.
3
Klinik tablo ile ilacı ilişkilendir
Görme bozukluğu ve kırmızı-yeşil renk körlüğü spesifik olarak etambutol toksisitesini işaret eder.
Etambutolün bu spesifik yan etkisi nedeniyle, görme muayenesine uyum sağlayamayan küçük çocuklarda kullanımı genellikle önerilmez.

Anahtar Kavram

Anti-tüberküloz İlaçların Yan Etkileri
Soru 31Soru

1414 aylık bir erkek çocuk, ani başlayan yüksek ateş, öksürük ve belirgin solunum sıkıntısı ile acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde sağ hemitoraksta solunum seslerinde azalma ve krepitan rallar saptanıyor. Akciğer grafisinde sağ üst lobda geniş bir infiltrasyon alanı, bu alan içerisinde multipl ince duvarlı hava kistleri (pnömatosel) ve aynı tarafta plevral efüzyon izleniyor. Bu klinik tabloya en sık yol açan patojen aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Staphylococcus aureus

Cevap

Süt çocuklarında pnömatosel ve plevral efüzyon ile karakterize ağır pnömoni tablosunun en olası etkeni Staphylococcus aureus'tur.
Doğru yanıt olan Staphylococcus aureus, özellikle süt çocuklarında akciğer dokusunda hızlı harabiyet yaparak 'pnömatosel' adı verilen ince duvarlı hava kistlerinin oluşumuna yol açar. Ayrıca plevral efüzyon ve ampiyem gelişimi bu etkende oldukça sıktır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın yaşını ve klinik ağırlığını değerlendir.
1414 aylık (süt çocuğu) ve ağır seyirli pnömoni tablosu.
Etken dağılımı yaş gruplarına göre farklılık gösterir.
2
Radyolojik bulguları analiz et.
İnce duvarlı hava kistleri (pnömatosel) ve plevral efüzyon saptandı.
Pnömatosel varlığı nekrotizan bir süreci ve stafilokok enfeksiyonunu güçlü bir şekilde destekler.
3
En olası patojeni belirle.
Staphylococcus aureus.
Bu radyolojik bulguların kombinasyonu stafilokoksik pnömoni için patognomonik sayılabilecek kadar karakteristiktir.

Anahtar Kavram

Stafilokoksik Pnömoni Radyolojik Bulguları
Soru 32Soru

22 yaşında bir kız çocuk; 39.5C39.5^{\circ}C ateş, karın ağrısı ve günde 1010 kez tekrarlayan kanlı-mukuslu dışkılama şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Muayene sırasında hastanın kısa süreli, jeneralize tonik-klonik karakterde bir nöbet geçirdiği gözleniyor. Bu klinik tabloya neden olan en olası mikroorganizma hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Shigella

Cevap

Yüksek ateş ve kanlı-mukuslu ishal (dizanteri) tablosuna jeneralize nöbetin eşlik ettiği durumlarda çocuklarda en olası etken Shigella'dır.
Doğru yanıt olan mikroorganizma, çocukluk çağında kanlı ishal, yüksek ateş ve nörotoksik bulguların (özellikle nöbet) bir arada görüldüğü klasik tablonun en sık nedenidir. Shigella suşları tarafından salgılanan Shiga toksini veya diğer enterotoksinler bu nörolojik bulgulardan sorumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Hastada yüksek ateş, dizanterik dışkılama ve jeneralize nöbet mevcuttur.
Bu üçlü pediatrik gastroenteritlerde spesifik patojenleri ayırt etmek için kritiktir.
2
Nöbet ile ilişkili patojenleri değerlendir.
Gastrointestinal enfeksiyonlarda nörotoksin etkisiyle nöbete en sık neden olan etken Shigella türleridir.
Shigella'nın salgıladığı toksinler kan-beyin bariyerini etkileyerek nöbet eşiğini düşürebilir.

Anahtar Kavram

Shigella enfeksiyonlarında (Şigelloz) yüksek ateş ve dizanteriye ek olarak nörotoksisiteye bağlı jeneralize nöbetler görülebilir.
Soru 33Soru

3 aylık bir erkek bebek, rutin sağlam çocuk izlemi için aile hekimine getirilmiştir. Anamnezinde, 6 haftalıkken ani başlayan huzursuzluk, safralı kusma ve bezinde 'çilek jölesi' görünümünde kanlı-mukuslu dışkılama şikayetleriyle acil servise başvurduğu; yapılan tetkiklerde invajinasyon (bağırsak düğümlenmesi) saptanarak pnömatik redüksiyon ile tedavi edildiği öğrenilmiştir. Fizik muayenesi ve büyüme gelişimi şu an doğal olan bebeğin eksik aşıları tamamlanmak istenmektedir.

Buna göre, hastanın özgeçmişindeki bu klinik tablo dikkate alındığında, uygulanması kesinlikle kontrendike olan aşı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rotavirüs aşısı

Cevap

Rotavirüs aşısı
Rotavirüs aşısı, nadir de olsa invajinasyon (intussusepsiyon) riskini artırabilen canlı, oral bir aşıdır. Bu nedenle, daha önce invajinasyon geçirmiş bebeklerde aşı sonrası rekürens riski nedeniyle uygulanması mutlak kontrendikedir. Sorudaki bebekte 'çilek jölesi' dışkı ve redüksiyon öyküsü açıkça invajinasyonu işaret etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın öyküsündeki anahtar bulguları analiz et.
6 haftalıkken 'çilek jölesi' dışkılama ve safralı kusma ile giden, redüksiyonla düzelen invajinasyon (bağırsak düğümlenmesi) öyküsü mevcut.
Bu öykü, gastrointestinal sistemde daha önce mekanik bir obstrüksiyon ve vasküler bozukluk yaşandığını gösterir.
2
Seçeneklerdeki aşıların kontrendikasyonlarını invajinasyon ile eşleştir.
Rotavirüs aşısının nadir yan etkilerinden biri invajinasyondur ve geçirilmiş invajinasyon öyküsü bu aşı için mutlak kontrendikasyon oluşturur.
Rotavirüs aşısı canlı bir aşıdır ve bağırsak lenfoid dokusunu uyararak invajinasyon riskini hafifçe artırabilir; daha önce bu tabloyu geçirenlerde risk daha yüksektir.
3
Diğer aşıları ele.
BCG, DaBT, Pnömokok ve Hepatit B aşılarının invajinasyon ile bilinen bir ilişkisi veya kontrendikasyonu yoktur.
Bu aşılar farklı mekanizmalarla çalışır ve gastrointestinal motilite veya lenfoid hiperplazi üzerinde invajinasyonu tetikleyici etkileri gösterilmemiştir.

Anahtar Kavram

İnvajinasyon Öyküsü ve Aşı Kontrendikasyonu

İpuçları

1
Hastanın öyküsündeki 'çilek jölesi' kıvamında dışkı ve 'pnömatik redüksiyon' ifadeleri, bağırsak segmentlerinin iç içe geçmesi (invajinasyon) tanısını koydurur.
2
Bu klinik tablo, viral gastroenteritlerin en sık etkenine karşı geliştirilen oral aşının nadir bir yan etkisi ile ilişkilidir.
3
Geçirilmiş invajinasyon öyküsü, Rotavirüs aşısı için mutlak kontrendikasyondur.

Daha Fazla Pratik

Rotavirüs aşısının diğer kontrendikasyonları (SCID) ve uygulama zamanlaması (ilk dozun en geç 14 hafta 6 günlükken yapılması) da sorgulanabilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 34Soru

77 aylık bir erkek bebek; 22 gündür devam eden şiddetli kusma ve günde 1010 kez olan bol sulu, kan ve mukus içermeyen dışkılama şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde letarjik görünümde olan hastanın turgor ve tonusunun azaldığı, ön fontanelin çökük olduğu saptanmıştır. Özgeçmişinde hastanın 33 aylıkken invajinasyon (intusepsiyon) nedeniyle cerrahi operasyon geçirdiği öğrenilmiştir.

Bu klinik tabloya göre en olası etken ve bu etkenin aşısı ile ilgili aşağıdaki yaklaşımlardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: En olası etken Rotavirüs'tür; hastanın geçirilmiş invajinasyon öyküsü bu aşı için kesin kontrendikasyon teşkil eder.

Cevap

En olası etken Rotavirüs olup; geçirilmiş invajinasyon öyküsü bu aşı için kesin kontrendikasyon oluşturur.
Süt çocukluğu döneminde kusma ve bol sulu, kansız ishal ile karakterize, ağır dehidratasyona yol açan klinik tablolarda en olası etken Rotavirüs'tür. Rotavirüs aşısının uygulanması için belirlenmiş iki temel kesin kontrendikasyon mevcuttur: Ağır kombine immün yetmezlik (SCID) ve geçirilmiş invajinasyon (intusepsiyon) öyküsü. Bu nedenle, hastada en olası etken Rotavirüs olsa da aşı uygulanmamalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun değerlendirilmesi
Bebekte bol sulu, kansız ishal ve belirgin kusma olması viral bir gastroenteriti (özellikle Rotavirüs) düşündürür.
Rotavirüs, infantlarda ağır dehidratasyona yol açan en yaygın patojendir.
2
Özgeçmiş verisinin analiz edilmesi
Hastanın invajinasyon (intusepsiyon) öyküsü olduğu belirlenir.
İnvajinasyon, Rotavirüs aşılaması sonrası risk artışı ile ilişkilendirildiği için aşılama için kesin kontrendikasyon kabul edilir.
3
Tanı ve aşılama kuralının birleştirilmesi
Doğru yaklaşımın Rotavirüs tanısı ve aşı kontrendikasyonu olduğu saptanır.
TUS sınavında Rotavirüs aşısının iki kesin kontrendikasyonu (İnvajinasyon öyküsü ve SCID) sıkça sorgulanır.

Anahtar Kavram

Rotavirüs gastroenteriti tanısı ve aşı kontrendikasyonları

İpuçları

1
Bebeklerde kansız, bol sulu ishal ve şiddetli kusma dendiğinde ilk akla gelen viral etkeni düşünün.
2
Rotavirüs aşısının canlı bir aşı olduğunu ve bağırsak hareketleri ile ilgili spesifik bir cerrahi öyküde yasaklandığını hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Rotavirüs aşısının diğer kesin kontrendikasyonu olan SCID (Ağır Kombine İmmün Yetmezlik) tablosunu gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 35Soru

22 aylık bir bebek, rutin çocukluk çağı aşı takvimine göre BCG (Bacille Calmette-Guérin) aşısı yapılmak üzere aile sağlığı merkezine getirilmiştir. Ancak bebeğin yapılan tetkiklerinde 'Ağır Kombine İmmün Yetmezlik' tanısı aldığı saptanmıştır. Bu bebekte BCG aşısı uygulamasıyla ilgili en doğru yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aşı canlı bakteri içerdiği için kesinlikle uygulanmamalıdır.

Cevap

BCG aşısı canlı bakteri içerdiği için ağır kombine immün yetmezliği olan hastalarda kesinlikle uygulanmamalıdır.
BCG aşısı canlı bakteri içeren bir aşıdır. Ağır kombine immün yetmezlik (SCID) gibi hücresel bağışıklığın ileri derecede bozuk olduğu durumlarda, aşıdaki bakteriler vücutta kontrolsüzce yayılarak yaygın (dissemine) BCG enfeksiyonuna yol açabilir. Bu nedenle, bu tür immün yetmezliği olan bebeklerde aşı canlı olduğu için kesinlikle uygulanmamalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
BCG aşısının türünün belirlenmesi
BCG (Bacille Calmette-Guérin), Mycobacterium bovis'ten elde edilen canlı zayıflatılmış (atenuaye) bir bakteri aşısıdır.
Aşıların canlı veya inaktive olması, kontrendikasyonları belirleyen en temel özelliktir.
2
Hastanın bağışıklık durumunun değerlendirilmesi
Hastada 'Ağır Kombine İmmün Yetmezlik' (SCID) mevcuttur; bu durum hem hücresel hem de hümoral bağışıklığın ciddi şekilde bozulduğu bir tablodur.
Canlı aşılar, bağışıklık sistemi zayıf olan bireylerde kontrolsüzce çoğalarak hastalığa neden olabilir.
3
Klinik kararın verilmesi
Canlı aşıların immün yetmezliği olanlarda uygulanması kontrendikedir; dolayısıyla aşı yapılmamalıdır.
Ağır kombine immün yetmezliği olan bebeklerde BCG aşısı uygulanması, 'disseminat BCG enfeksiyonu' (BCGitis) adı verilen ve sıklıkla ölümcül seyreden tabloya yol açabilir.

Anahtar Kavram

BCG aşısı canlı bir aşıdır ve hücresel immün yetmezliği olanlarda kesin kontrendikedir.
Tahmini Süre:45s
Soru 36Soru

77 yaşında bir kız çocuk, tekrarlayan üriner sistem enfeksiyonu nedeniyle 1414 gün süreyle sefalosporin tedavisi almıştır. Tedavi bitiminden bir hafta sonra başlayan karın ağrısı, kramp tarzında sancı ve günde 8108-10 kez olan, kan içermeyen, bol sulu dışkılama şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenede bağırsak sesleri artmış ve batında yaygın hassasiyet saptanıyor. Bu klinik tabloya neden olan en olası mikroorganizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Clostridioides difficile

Cevap

Hastanın klinik tablosu ve yakın zamandaki antibiyotik kullanım öyküsü değerlendirildiğinde, en olası etken Clostridioides difficile'dir.
Clostridioides difficile, özellikle sefalosporin, klindamisin ve penisilin grubu antibiyotiklerin kullanımından sonra normal bağırsak florasının baskılanmasıyla aşırı çoğalan ve toksin üreten bir bakteridir. Hastanın öyküsündeki sefalosporin kullanımı ve sonrasında gelişen sulu ishal tablosu bu tanıya özgüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Anamnezdeki risk faktörlerini değerlendir.
Hastanın 1414 gün süren sefalosporin kullanımı olması, normal bağırsak florasının bozulduğunu düşündürür.
Geniş spektrumlu antibiyotikler Clostridioides difficile enfeksiyonu için en önemli risk faktörüdür.
2
Klinik bulguları analiz et.
Bol sulu ishal, karın ağrısı ve batın hassasiyeti mevcuttur.
C. difficile toksinleri (Toksin A ve B) bağırsak epitelinde inflamasyona ve sıvı sekresyonuna neden olur.
3
Ayırıcı tanı yap.
Antibiyotik kullanımıyla kronolojik uyum gösteren sulu ishal tablosu diğer infeksiyöz nedenleri dışlar.
Diğer etkenlerin çoğunda antibiyotik öyküsü yerine kontamine gıda veya temas öyküsü ön plandadır.

Anahtar Kavram

Antibiyotik ilişkili ishal ve psödomembranöz enterokolitin en sık nedeni Clostridioides difficile'dir.

Alternatif Yöntem

Tanıda en hızlı ve yaygın kullanılan yöntem dışkıda Toksin A ve B'nin ELISA veya PCR yöntemiyle gösterilmesidir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 37Soru

99 yaşında bir kız çocuk; yaklaşık 1515 gündür devam eden karın ağrısı, tenezm ve günde 1010 kez olan, az miktarda, kanlı ve müküslü dışkılama şikayetiyle getiriliyor. Fizik muayenede vücut sıcaklığı 38.2C38.2^{\circ}C, batında yaygın hassasiyet saptanıyor ve karaciğer palpasyonla kot kenarını 33 cm geçiyor. Dışkı yaymasında bol eritrosit ve lökosit saptanırken; hareketli, içinde yutulmuş eritrositlerin bulunduğu trofozoit yapıları görülüyor.

Bu hasta için en olası tanıya bağlı gelişebilecek en yaygın ekstraintestinal komplikasyon aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karaciğer apsesi

Cevap

Karaciğer apsesi
Hastanın klinik tablosu (uzamış dizanteri, tenezm) ve özellikle dışkı mikroskopisinde saptanan eritrofagositoz yapan trofozoitler Entamoeba histolytica tanısını kesinleştirir. Bu patojenin en yaygın ekstraintestinal komplikasyonu karaciğer apsesidir. Fizik muayenede saptanan hepatomegali de bu süreci desteklemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Kronikleşme eğiliminde olan (15 gün), kanlı-müküslü ve tenezmin eşlik ettiği dizanterik bir tablo mevcuttur.
Semptomların süresi ve karakteri bakteriyel (akut) ve paraziter (subakut/kronik) ayrımı için kritiktir.
2
Mikroskobik bulgunun analizi
Dışkıda fagositoz yapmış (içinde eritrosit bulunan) trofozoitlerin görülmesi.
Eritrofagositoz yapan trofozoitler, Entamoeba histolytica için patognomonik bir bulgudur.
3
Komplikasyonun belirlenmesi
Entamoeba histolytica'nın en yaygın ekstraintestinal yayılım bölgesi karaciğerdir.
Patojen, portal ven yoluyla karaciğere ulaşarak tipik 'ançüez ezmesi' görünümlü apse oluşumuna yol açar.

Anahtar Kavram

Entamoeba histolytica'da eritrofagositoz bulgusu ve karaciğer apsesi komplikasyonu.

Alternatif Yöntem

Tanı için dışkıda amip antijeni (ELISA) veya dışkı PCR yöntemleri, mikroskopiye göre daha duyarlı ve özgüldür. Ayırıcı tanıda bakteriyel nedenler için dışkı kültürü, enflamatuar bağırsak hastalıkları için ise endoskopi düşünülebilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 38Soru

77 yaşında bir kız çocuk, 1212 gündür devam eden burun tıkanıklığı, pürülan karakterde koyu sarı-yeşil burun akıntısı ve özellikle gündüzleri belirgin olan öksürük şikayeti ile polikliniğe getiriliyor. Başlangıçta hafif olan şikayetlerinde herhangi bir düzelme gözlenmeyen hastanın fizik muayenesinde nazal mukoza ödemli ve pürülan akıntı mevcut olup, orofarenks bakısında postnazal drenaj izleniyor. Ateşi 37.5C37.5^\circ C olan hastanın sistemik muayenesi doğaldır. Bu hasta için en olası tanı ve bir sonraki adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut bakteriyel rinosinüzit; antibiyotik tedavisi başlanması

Cevap

Akut bakteriyel rinosinüzit tanısı konularak uygun antibiyotik tedavisi başlanmalıdır.
Çocuklarda akut bakteriyel rinosinüzit tanısı üç klinik senaryodan birinin varlığında konur: 1) Persistan semptomlar (düzelme olmaksızın >10 gün süren nazal akıntı ve/veya gündüz öksürüğü), 2) Kötüleşen semptomlar (düzelmeye başlayan ÜSYE sonrası semptomların aniden artması), 3) Şiddetli başlangıç (yüksek ateş ve pürülan akıntının en az 3 gün sürmesi). Vakamızda 12 gündür süren ve düzelmeyen semptomlar tanıyı doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Semptom süresini ve karakterini değerlendir
Semptomların 12 gündür sürmesi (10 gün sınırı) ve pürülan akıntı mevcut.
Viral ÜSYE semptomları genellikle 5-7. günlerde pik yapar ve 10 gün içinde düzelmeye başlar.
2
Tanı kriterlerini klinik tablo ile karşılaştır
Hasta 'persistan semptomlar' (düzelme olmaksızın >10 gün süren nazal akıntı/öksürük) kriterine uymaktadır.
Akut bakteriyel rinosinüzit tanısı klinik bir tanıdır.
3
Tanı ve tedavi yöntemini belirle
Klinik tanı ile antibiyotik (tercihen amoksisilin-klavulanat) başlanır.
Komplike olmayan vakalarda radyolojik görüntüleme gereksizdir.

Anahtar Kavram

Akut bakteriyel rinosinüzit tanı kriterleri
Soru 39Soru

Erişkin sepsis tanımlarında yer alan qSOFAqSOFA skorlamasının pediyatrik popülasyona uyarlanmış hali olan **pqSOFAp-qSOFA ve International Pediatric Sepsis Consensus Conference (IPSCCIPSCC) kriterlerinin karşılaştırılmasıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır**?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: pqSOFAp-qSOFA skorlaması, yoğun bakım ihtiyacı ve mortaliteyi öngörmede IPSCCIPSCC (SIRSSIRS) kriterlerine göre daha yüksek sensitiviteye (duyarlılık) sahiptir.

Cevap

p-qSOFA skorlaması, organ disfonksiyonu ve mortaliteyi öngörmede SIRS kriterlerine göre daha yüksek özgüllüğe (spesifisite) sahiptir, ancak daha düşük duyarlılığa (sensitivite) sahiptir.
Yapılan klinik çalışmalarda pediyatrik qSOFA (pqSOFAp-qSOFA) skorlamasının, yoğun bakım mortalitesini öngörmede geleneksel SIRSSIRS kriterlerine göre daha yüksek özgüllüğe (specificityspecificity) sahip olduğu, ancak daha düşük duyarlılığa (sensitivitysensitivity) sahip olduğu gösterilmiştir. SIRSSIRS kriterleri çok fazla hastayı 'pozitif' olarak yakaladığı için duyarlılığı yüksektir fakat bunların çoğu mortal seyretmediği için özgüllüğü düşüktür.

Adım Adım Çözüm

1
IPSCC (SIRS) ve p-qSOFA tanımlarını karşılaştırın.
SIRS kriterleri çok hassastır (yüksek sensitivite) ancak birçok enfeksiyonda pozitifleşebileceği için mortaliteyi öngörmede özgüllüğü düşüktür.
SIRS, enfeksiyona verilen genel yanıtı ölçerken p-qSOFA organ disfonksiyonuna odaklanır.
2
p-qSOFA'nın performans verilerini inceleyin.
Yapılan çalışmalar (örn. Schlapbach ve ark.), p-qSOFA'nın çocuklarda yoğun bakım ölümü için SIRS'e göre daha spesifik olduğunu göstermiştir.
Daha spesifik bir test, hastalığı (veya ölümü) gerçekten olanları belirlemede iyidir ancak bazı vakaları gözden kaçırabilir (düşük sensitivite).
3
Parametre ve tanım doğruluğunu teyit edin.
A, B, C ve E seçeneklerindeki tanımlar ve parametreler literatüre uygundur.
Hatalı olan seçeneği istatistiksel performans üzerinden belirlemek gerekir.

Anahtar Kavram

Pediyatrik sepsis tanısında SIRS ve p-qSOFA kriterlerinin istatistiksel performans farkları (Sensitivite vs Spesifisite).

Daha Fazla Pratik

Nedeni Bilinmeyen Ateş (NBA) vakalarında tanısal basamakları ve kollajen doku hastalıklarının ateş karakterini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 40Soru

66 yaşında bir kız çocuk, hafif ateş (37.8C37.8^\circ C), halsizlik ve döküntü şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Öyküsünden döküntünün yüzden başladığı ve 2424 saat içinde tüm gövdeye yayıldığı öğreniliyor. Fizik muayenede vücutta birleşme eğilimi göstermeyen, soluk pembe renkli makülopapüler döküntüler, belirgin postauriküler ve suboksipital lenfadenopati ile yumuşak damakta peteşiyal lezyonlar saptanıyor.

Bu klinik tabloya sahip bir hastada görülebilecek durumlar ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Artralji ve artrit gelişme riski yaşla birlikte artış gösterir.

Cevap

Kızamıkçık vakalarında artralji ve artrit görülme sıklığı yaşla birlikte artar.
Vakada tanımlanan yüzden başlayıp 2424 saatte yayılan soluk pembe döküntüler, belirgin retroauriküler/suboksipital lenfadenopati ve Forchheimer lekeleri Kızamıkçık (Rubella) tanısını koydurur. Kızamıkçık enfeksiyonunda eklem tutulumu (artralji ve artrit), yaş arttıkça görülme sıklığı artan tipik bir özelliktir. Özellikle puberte sonrası kız çocuklarında ve erişkin kadınlarda döküntü ile eş zamanlı veya hemen sonrasında ortaya çıkan küçük eklem tutulumları karakteristiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Hafif ateş, retroauriküler/suboksipital LAP, yüzden başlayan hızlı yayılan ve birleşmeyen döküntü, Forchheimer lekeleri.
Bu bulgular tipik bir Kızamıkçık (Rubella) tablosunu işaret eder.
2
Kızamıkçık komplikasyonlarını gözden geçir.
Artrit, trombositopenik purpura ve ensefalit en önemli komplikasyonlardır.
Ayırıcı tanıda komplikasyonların yaşa ve cinsiyete göre dağılımı önemlidir.
3
Yaşa bağlı risk faktörünü değerlendir.
Artrit ve artralji küçük çocuklarda nadirken, adolesan ve yetişkinlerde (özellikle kadınlarda) %70'e varan oranlarda görülür.
Hastalığın prognozu ve beklenen klinik seyri yaş grubuna göre değişir.

Anahtar Kavram

Kızamıkçık (Rubella) klinik özellikleri ve yaşa bağlı komplikasyon riski

Daha Fazla Pratik

Konjenital Rubella Sendromu triadını (Katarakt, PDA, Sensörinöral işitme kaybı) tekrar ediniz.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 2 / 15Sonraki
Enfeksiyon Hastalıkları Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 2 | Examkin