Malabsorbsiyon Sendromları ve Çölyak

36 soru

Soru 1Soru

44 aylık bir erkek bebek; ağız ve anüs çevresi ile ekstremite uçlarında yerleşen simetrik, eritemli, vezikülobüllöz ve yer yer krutlu döküntüler, dirençli ishal ve saç dökülmesi şikayetleriyle polikliniğe getirilmiştir. Hastanın özgeçmişinde son iki haftaya kadar sadece anne sütü aldığı, iki hafta önce inek sütü bazlı formül mamaya geçildiği ve şikayetlerinin bu dönemde başladığı öğrenilmiştir. Laboratuvar incelemesinde serum alkalen fosfataz düzeyi yaş grubuna göre düşük saptanmıştır. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akrodermatitis enteropatika

Cevap

Dermatit, ishal ve saç dökülmesi triadı ile karakterize olan ve çinko malabsorbsiyonuna bağlı gelişen akrodermatitis enteropatika en olası tanıdır.
Vakada tarif edilen periorifisyal ve akral dermatit, alopesi ve ishal bulguları 'Akrodermatitis Enteropatika' triadı olarak bilinir. Anne sütünün çinko emilimini kolaylaştırıcı etkisi nedeniyle belirtiler genellikle anne sütü kesildikten sonra ortaya çıkar. Çinkoya bağımlı bir enzim olan alkalen fosfatazın düşük olması tanıyı güçlü bir şekilde destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik triadı analiz et
Dermatit (periorifisyal/akral), diyare (ishal) ve alopesi (saç dökülmesi) saptanmıştır.
Bu üçlü bulgu çinko eksikliğinin klasik göstergesidir.
2
Beslenme öyküsü ve semptom başlangıcını değerlendir
Şikayetler anne sütünden kesilip formül mamaya geçişle başlamıştır.
Anne sütündeki çinko bağlayıcı ligandlar (sitrat vb.) çinkonun emilimini kolaylaştırır; bu koruyucu etki kalkınca belirtiler ortaya çıkar.
3
Laboratuvar bulgusunu yorumla
Düşük serum alkalen fosfataz düzeyi saptanmıştır.
Alkalen fosfataz çinkoya bağımlı bir enzimdir; çinko eksikliğinde düzeyi düşer.

Anahtar Kavram

Akrodermatitis enteropatika, SLC39A4SLC39A4 (ZIP4) geni mutasyonu sonucu gelişen otozomal resesif bir çinko malabsorbsiyon sendromudur.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 2Soru

Otuz aylık kız çocuğu, son dört aydır süregelen aralıklı ishal, karın bölgesinde belirginleşen şişlik ve ayak sırtında ödem yakınmalarıyla çocuk gastroenteroloji polikliniğine başvuruyor.

Fizik muayenesinde pretibial bölgede gode bırakan ödem ve batında asit saptanıyor. Laboratuvar testlerinde serum albümini 1.71.7 g/dL, total protein 3.43.4 g/dL, mutlak lenfosit sayısı 650/mm3650/\text{mm}^3 olarak bulunuyor. Tam idrar tetkikinde protein saptanmıyor ve karaciğer transaminazları normal olarak değerlendiriliyor. Hastanın dışkı incelemesinde α1\alpha_1-antitripsin klirensinin belirgin olarak arttığı tespit ediliyor.

Buna göre, bu hastanın uzun dönem diyet yönetiminde aşağıdaki yaklaşımlardan hangisinin temel alınması en uygundur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uzun zincirli trigliseritlerin kısıtlanarak diyetin orta zincirli trigliseritlerle (MCT) desteklenmesi

Cevap

Doğru yaklaşım, uzun zincirli trigliseritlerin kısıtlanarak diyetin orta zincirli trigliseritlerle desteklenmesini ifade eden seçenektir.
Hastadaki klinik tablo; hipoalbüminemi, masif proteinürinin olmaması, mutlak lenfopeni ve dışkıda artmış α1\alpha_1-antitripsin klirensi bulguları ile protein kaybettiren bir enteropati olan Primer İntestinal Lenfanjiektazi (Waldmann Hastalığı) ile tam uyumludur. Bu hastalıkta bağırsak lenfatikleri doğumsal olarak anormal genişlemiştir ve sızdırmaktadır. Uzun zincirli trigliseritler bağırsak lenfatikleri (şilomikronlar) aracılığıyla emildiği için lenfatik basıncı ve dolayısıyla sızıntıyı şiddetlendirir. Orta zincirli trigliseritler (MCT) ise lenfatik sisteme uğramadan doğrudan portal vene emilir. Bu nedenle tedavide lenfatik akımı azaltmak amacıyla uzun zincirli trigliseritler kısıtlanır ve hastanın yağ/kalori ihtiyacı MCT ile karşılanır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve temel laboratuvar bulgularının değerlendirilmesi.
Ödem, asit, ağır hipoalbüminemi varlığına rağmen idrarda protein kaybı (nefrotik sendrom) veya karaciğer yetmezliği bulgusu olmadığı saptanır.
Hipoalbümineminin renal veya hepatik kaynaklı olmadığını doğrulamak için.
2
Spesifik tanısal belirteçlerin yorumlanması.
Dışkıda α1\alpha_1-antitripsin klirensinin artması proteinin gastrointestinal yoldan kaybedildiğini gösterir. Eşlik eden lenfopeni, Primer İntestinal Lenfanjiektazi tanısını doğrular.
Bağırsaktaki lenfatik sızıntı sonucu hem lenfositlerin hem de proteinin lümene döküldüğünü anlamak için.
3
Hastalığın patofizyolojisine uygun diyet tedavisinin planlanması.
Lenfatik akımı artıran uzun zincirli trigliseritlerin kesilerek, lenfatiklere uğramadan doğrudan portal dolaşıma katılan orta zincirli trigliseritlerin (MCT) başlanması kararlaştırılır.
Lenf kanallarındaki basıncı düşürüp lümene olan lenf ve protein sızıntısını durdurmak için.

Anahtar Kavram

Primer İntestinal Lenfanjiektazi (Waldmann Hastalığı) Kliniği ve Diyet Yönetimi
Soru 3Soru

1818 aylık bir erkek çocuk; doğumdan itibaren belirgin olan gelişme geriliği, karın şişliği ve çok kötü kokulu, yağlı dışkılama şikayetleriyle polikliniğe getirilmiştir. Fizik muayenesinde motor ataksi, vibrasyon duyusunda azalma ve derin tendon reflekslerinde kayıp saptanmıştır. Laboratuvar incelemesinde toplam kolesterol düzeyi 3535 mg/dL, trigliserid düzeyi 1515 mg/dL bulunmuş; periferik yaymasında belirgin "dikenli hücreler" (akantositler) izlenmiştir. Bu hastanın kesin tanısı için yapılacak ince bağırsak biyopsisinde aşağıdakilerden hangisinin görülmesi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Açlık sonrası alınan biyopsi örneklerinde lipid yüklü vakuollü enterositler

Cevap

Abetalipoproteinemi tanılı bu hastada, ince bağırsak biyopsisinde açlık sonrası bile görülen lipid yüklü vakuollü enterositler en olası bulgudur.
Vakada tanımlanan klinik tablo (steatore, gelişme geriliği), nörolojik bulgular (ataksi, DTR kaybı), derin hipolipidemi ve periferik yaymadaki akantositler tipik bir Abetalipoproteinemi (Bassen-Kornzweig sendromu) vakasıdır. Bu hastalıkta Mikrozomal Trigliserid Transfer Protein (MTP) mutasyonu sonucu Apolipoprotein B içeren lipoproteinler (Şilomikron ve VLDL) sentezlenemez. Bağırsak lümeninden enterosit içine alınan yağlar dolaşıma aktarılamadığı için enterosit sitoplazmasında birikir. Bu nedenle biyopside, özellikle açlık sonrası alınan örneklerde bile, lipid damlacıklarıyla dolu vakuollü enterositler görülmesi karakteristiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Steatore, gelişme geriliği ve nörolojik bulguların (ataksi, DTR kaybı) varlığı saptandı.
Malabsorbsiyon ile nörolojik sistem tutulumunun birlikteliği nadir ve spesifik hastalıklara işaret eder.
2
Laboratuvar verilerini yorumla.
Çok düşük kolesterol (3535 mg/dL) ve trigliserid (1515 mg/dL) düzeyleri ile periferik yaymada akantositoz saptandı.
Bu kombinasyon Bassen-Kornzweig sendromu (Abetalipoproteinemi) için patognomoniktir.
3
Hastalığın patofizyolojisini biyopsi bulgusuyla ilişkilendir.
MTP (Mikrozomal trigliserid transfer protein) eksikliği nedeniyle şilomikron ve VLDL sentezlenemez.
Bağırsaktan emilen yağlar dolaşıma verilemediği için enterositlerin içinde birikir; bu durum biyopside lipid yüklü vakuoller olarak görülür.

Anahtar Kavram

Abetalipoproteinemi (Bassen-Kornzweig Sendromu) Patolojisi
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 4Soru

55 yaşında bir erkek çocuk, son bir yıldır devam eden kronik ishal, karın şişliği ve kilo alamama şikayetleriyle getirilmiştir. Özgeçmişinde sık tekrarlayan üst solunum yolu enfeksiyonları ve otit öyküsü mevcuttur. Fizik muayenesinde boy ve kilo persentili 33'ün altında, batın distandü ve ekstremitelerde kas erimesi saptanmıştır. Çölyak hastalığı şüphesiyle istenen doku transglutaminaz (anti-tTG) IgA antikoru negatif sonuçlanmıştır. Bu hastada tanısal süreci yönetmek için bir sonraki en uygun adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum total IgA düzeyi ölçümü ve anti-tTG IgG antikoru bakılması

Cevap

Serum total IgA düzeyinin ölçülmesi ve buna paralel olarak anti-tTG IgG antikorunun bakılması en uygun adımdır.
Çölyak hastalığı, selektif IgA eksikliği olan bireylerde normal popülasyona göre daha sık görülür. Serolojik tarama testleri olan anti-tTG ve EMA antikorları genellikle IgA yapısındadır. Eğer hastada selektif IgA eksikliği varsa, bu testler yalancı negatif sonuç verecektir. Sık sinopulmoner enfeksiyon öyküsü IgA eksikliğini klinik olarak desteklediğinden, bir sonraki adım total IgA düzeyini kontrol etmek ve tanı için anti-tTG IgG veya deamidize gliadin peptid (DGP) IgG bakmaktır. Kesin tanı ise duodenal biyopsi ve histopatolojik inceleme (Marsh sınıflaması) ile konur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların (kronik ishal, büyüme geriliği) malabsorbsiyon sendromları, özellikle Çölyak hastalığı ile uyumunu değerlendir.
Çölyak hastalığı güçlü bir ön tanı haline gelir.
Tipik klinik tablo çölyak hastalığını düşündürür.
2
Hastanın sık enfeksiyon öyküsünü ve negatif çıkan IgA antikorlarını birlikte analiz et.
Selektif IgA eksikliği şüphesi doğar.
Selektif IgA eksikliği olan hastalarda IgA tabanlı çölyak testleri yalancı negatif sonuç verir.
3
Tanıyı doğrulamak için IgA eksikliğini kanıtla ve IgG tabanlı seroloji iste.
Doğru tanısal algoritmaya uyum sağlanır.
Total IgA düşüklüğü durumunda IgG antikorları tanısal değeri en yüksek testlerdir.

Anahtar Kavram

Selektif IgA eksikliği varlığında Çölyak hastalığı serolojisinin yorumlanması.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 5Soru

44 yaşında bir kız çocuğu, ağabeyine çölyak hastalığı tanısı konulması üzerine tarama amacıyla getirilmiştir. Herhangi bir gastrointestinal şikayeti olmayan hastanın fizik muayenesi ve büyüme eğrileri yaş grubuna tamamen uygundur. Laboratuvar incelemelerinde; total IgAIgA düzeyi yaşa göre normal sınırlar içerisinde, doku transglutaminaz (anti-tTGtTG) IgAIgA düzeyi ise 150150 U/mL (Normal < 1010 U/mL) olarak saptanmıştır. Bu çocukta çölyak hastalığı tanısını kesinleştirmek için bir sonraki en uygun adım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İkinci bir kan örneği alınarak anti-endomisyum antikor (EMA) bakılması

Cevap

İkinci bir kan örneğinde anti-endomisyum antikor (EMA) bakılması, asemptomatik çocuklarda anti-tTG IgA değerinin normalin 10 katından fazla olduğu durumlarda biyopsisiz tanı için gerekli olan bir sonraki adımdır.
İkinci bir kan örneğinde EMA bakılması kararı, ESPGHAN 2020 rehberindeki en kritik değişikliklerden birine dayanır. Eğer bir çocukta (semptomatik olsun veya olmasın) anti-tTG IgA düzeyi normalin üst sınırının 10\geq 10 katı ise ve total IgA normalse, aile ile görüşülerek biyopsisiz tanı yoluna gidilebilir. Bu yolun bir sonraki adımı, farklı bir zamanda alınmış ikinci bir kan örneğinde EMA pozitifliğinin gösterilmesidir. HLA-DQ2/DQ8 testi artık bu algoritmanın zorunlu bir parçası değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Serolojik verilerin ve total IgA düzeyinin değerlendirilmesi
Total IgA normal, anti-tTG IgA düzeyi normalin 10 katından (10 U/mL vs 150 U/mL) fazladır.
Biyopsisiz tanı algoritmasına girip girmediğini belirlemek için eşik değer kontrol edilmelidir.
2
ESPGHAN 2020 kriterlerinin asemptomatik hastaya uygulanması
Asemptomatik çocuklarda da yüksek antikor titresi varlığında biyopsisiz yol seçilebilir.
Eski rehberlerde (2012) sadece semptomatik çocuklara tanınan bu hak, 2020'de asemptomatik çocuklara da genişletilmiştir.
3
Tanının serolojik olarak doğrulanması
İkinci bir kan örneğinde EMA bakılması istenir.
Yalancı pozitifliği dışlamak ve tanıyı kesinleştirmek için ikinci bir örnekte farklı bir antikor (EMA) bakılması şarttır.

Anahtar Kavram

ESPGHAN 2020 Çölyak Tanı Rehberi ve Biyopsisiz Tanı Kriterleri
Soru 6Soru

1010 aylık bir erkek bebek, anne sütü aldığı ilk 66 ay boyunca tamamen sağlıklı iken; beslenmesine meyve suları, meyve püreleri ve şekerli muhallebilerin eklenmesiyle beraber ishal, karın şişliği ve aşırı gaz çıkarma şikayetleri başlıyor. Fizik muayenede tartı alımının yavaşladığı, karın distansiyonu ve perianal bölgede asit karakterli dışkıya ikincil yaygın eritem saptanıyor. Dışkı incelemesinde pH:5.0pH: 5.0 ve redüktan madde pozitifliği (++)(++) tespit ediliyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sukraz-izomaltaz eksikliği

Cevap

Sukraz-izomaltaz eksikliği
Hastanın klinik tablosu tipik bir ozmotik ishaldir (asidik pH, redüktan madde pozitifliği, perianal dermatit). Semptomların anne sütü döneminde olmayıp sukroz içeren meyve ve şekerli gıdalara başlandıktan sonra ortaya çıkması, sukraz-izomaltaz enzim eksikliğini işaret eder.

Adım Adım Çözüm

1
Dışkı pH ve redüktan madde değerlerini değerlendir
Düşük dışkı pH'ı (<5.5< 5.5) ve redüktan madde pozitifliği, tablonun bir karbonhidrat malabsorbsiyonu (ozmotik ishal) olduğunu kanıtlar.
Sindirilmemiş karbonhidratlar kolonda bakteriler tarafından laktik asit ve hidrojen gazına dönüştürülür, bu da pH'ı düşürür ve ozmotik yükü artırır.
2
Semptomların başlangıç zamanını ve tetikleyici gıdaları analiz et
Belirtilerin anne sütü (laktoz) kesilmeden, meyve (fruktoz/sukroz) ve şekerli gıdaların (sukroz) eklenmesiyle başladığı saptanır.
Bu spesifik zamanlama, eksikliğin laktozla ilgili değil, sukrozun sindirimiyle (sukraz enzimi) ilgili olduğunu gösterir.
3
Ayırıcı tanı yap
Doğumdan itibaren semptom veren glikoz-galaktoz malabsorbsiyonu ve glutenle tetiklenen Çölyak hastalığı elenir.
Sukraz-izomaltaz eksikliği, karakteristik olarak diyete sükrozun girmesiyle (meyveler, tatlılar) klinik verir.

Anahtar Kavram

Disakkaridaz eksikliklerinde tanı, diyete ilgili şekerin girmesiyle başlayan ozmotik ishal ve asidik dışkı (redüktan madde pozitifliği) ile konur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7Soru

77 yaşında bir kız çocuk, son bir yıldır belirginleşen boy kısalığı ve oral demir tedavisine yanıt vermeyen anemi nedeniyle polikliniğe getirilmiştir. Yapılan fizik muayenede boy ve tartı değerleri 3.3. persentilin altında saptanmıştır. Çölyak hastalığı ön tanısıyla istenen tarama testlerinde anti-doku transglutaminaz (anti-tTG) IgA düzeyi normalin üst sınırının 1010 katından fazla (>10×>10 \times) bulunmuştur. Tanısal amaçla yapılan ince bağırsak biyopsisi sonucunda; villus yapısının korunduğu, ancak intraepitelyal lenfosit sayısında belirgin artış ve kript hiperplazisi izlendiği rapor edilmiştir. Bu histopatolojik bulgular, Marsh sınıflamasına göre aşağıdakilerden hangisi ile tanımlanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Marsh 22

Cevap

Biyopsi bulgularında villus yapısının korunmuş olması ancak intraepitelyal lenfosit artışına kript hiperplazisinin eşlik etmesi Marsh 22 evresi ile uyumludur.
Marsh 22 (Hiperplastik tip) evresi, ince bağırsak biyopsisinde villusların henüz kısalmadığı (normal yükseklikte olduğu) ancak kriptlerin derinleştiği (hiperplazi) ve epitelyal lenfositlerin arttığı evredir. Vakadaki 'villus yapısının korunduğu' ve 'kript hiperplazisi izlendiği' ifadeleri bu evreyi doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Biyopsi bulgularının analizi
Villuslar normal, İEL (intraepitelyal lenfosit) artmış, Kript hiperplazisi var.
Çölyak tanısında histopatolojik evreleme Marsh kriterlerine göre yapılır.
2
Marsh evreleme kriterlerinin karşılaştırılması
Tip 11: Sadece İEL artışı; Tip 22: İEL artışı + Kript hiperplazisi; Tip 33: İEL artışı + Kript hiperplazisi + Villus atrofisi.
Vakadaki bulgular tam olarak Tip 22 tanımına uymaktadır.

Anahtar Kavram

Çölyak hastalığında Marsh histopatolojik sınıflaması
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 8Soru

66 yaşında bir çocuk; kronik ishal, karın şişliği ve tartı alımında duraklama şikayetleriyle getirilmiştir. Laboratuvar incelemelerinde derin demir eksikliği anemisi saptanması üzerine oral demir tedavisi başlanmış, ancak 33 aylık tedavi sonunda hemoglobin düzeyinde beklenen artış gözlenmemiştir. Çölyak hastalığı (gluteneglutene duyarlı enteropati) tanısı konulan bu hastada, demir eksikliğinin gelişmesinden sorumlu olan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Proksimal ince bağırsaktaki (duodenum) emilim yüzeyinin villöz atrofi nedeniyle azalması

Cevap

Demir eksikliği, Çölyak hastalığında duodenumdaki emilim yüzeyinin villöz atrofi nedeniyle kaybına bağlı olarak gelişir.
Çölyak hastalığı, gluten alımıyla tetiklenen ve özellikle onikiparmak bağırsağı (duodenum) ile proksimal jejunumu etkileyen otoimmün bir enteropatidir. Demir minerali vücuda esas olarak duodenumdan emildiği için, bu bölgedeki yaygın villöz atrofi ve fırçamsı kenarın kaybı sonucunda emilim yüzeyi azalır. Bu durum, hastanın demir tedavisine yanıt vermemesine ve derin demir eksikliği anemisi geliştirmesine neden olan temel patofizyolojik mekanizmadır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın demir tedavisine yanıt vermemesini ve gastrointestinal semptomlarını değerlendir
Emilim bozukluğu (malabsorbsiyon) düşündüren klinik tablo
Oral tedaviye dirençli anemi, emilim yüzeyinde bir sorun olduğuna işaret eder.
2
Çölyak hastalığının en çok etkilediği bağırsak segmentini hatırla
Duodenum ve proksimal jejunum
Gluten maruziyetinin en yoğun olduğu ilk kısımlar en çok hasar gören bölgelerdir.
3
Demir mineralinin ana emilim bölgesini hatırla
Duodenum
Demir metabolizmasında emilim süreci onikiparmak bağırsağında gerçekleşir.
4
Patoloji ve fizyolojiyi birleştir
Duodenumdaki villöz atrofi demir emilimini engeller
Emilim yüzeyinin (villuslar) kaybı, demirin kana geçişini durdurur.

Anahtar Kavram

Demir eksikliği anemisi, Çölyak hastalığının en sık görülen atipik bulgusudur ve bunun nedeni demir emilim bölgesi olan duodenumun villöz atrofiye uğramasıdır.
Soru 9Soru

33 yaşında bir erkek çocuk, yaklaşık 66 aydır devam eden bacaklarda şişlik, karın şişliği ve günde 33-44 kez olan yağlı, pis kokulu dışkılama şikayetleriyle polikliniğe getirilmiştir. Öyküsünde sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçirdiği belirtilmektedir. Fizik muayenede her iki bacakta pretibial (++)(++) ödem, batında belirgin distansiyon ve persentil değerlerinde düşüş (büyüme geriliği) saptanmıştır. Laboratuvar tetkiklerinde; mutlak lenfosit sayısı 850/mm3850/mm^3 (Normal: >1500/mm3>1500/mm^3), serum albümin düzeyi 2,12,1 g/dLg/dL, total IgGIgG, IgAIgA ve IgMIgM düzeyleri yaş sınırlarının altında bulunmuştur. Dışkıda α1\alpha1-antitripsin klirensi artmış saptanmıştır.

Bu klinik tabloya göre, hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Primer intestinal lenfanjiektazi

Cevap

Primer intestinal lenfanjiektazi (Waldmann hastalığı)
Vakada görülen kronik ishal, büyüme geriliği ve ödem tablosu bir protein kaybeden enteropatiye işaret etmektedir. Laboratuvarda saptanan hipoalbüminemi ve pan-hipogammaglobulinemi (IgG, IgA, IgM düşüklüğü) protein kaybını desteklerken; mutlak lenfosit sayısının düşük olması (lenfopeni), kaybın lenfatik kanallar üzerinden olduğunu (lenf sızıntısı) kanıtlar. Primer intestinal lenfanjiektazi (Waldmann hastalığı), bağırsak lenf damarlarının konjenital dilatasyonu sonucu lenf sıvısının (proteinler, şilomikronlar ve lenfositlerle birlikte) lümene sızmasıyla karakterizedir. Dışkıda α1\alpha1-antitripsin klirensi artışı tanıyı doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Ödem, steatorre ve büyüme geriliği bir malabsorbsiyon veya protein kaybı durumunu düşündürür.
Hastanın pretibial ödemi ve düşük albümin düzeyi ciddi protein kaybını gösterir.
2
Laboratuvar verilerinin analizi
Lenfopeni (<1500/mm3<1500/mm^3), hipoalbüminemi ve pan-hipogammaglobulinemi saptanmıştır.
Bu üçlü kombinasyon, proteinlerin ve lenfositlerin birlikte kaybedildiği bir lenfatik drenaj bozukluğuna (lenfatik sızıntı) işaret eder.
3
Spesifik belirtecin yorumlanması
Dışkıda α1\alpha1-antitripsin klirensinin artması.
Bu test, protein kaybeden enteropati tanısını kesinleştiren altın standart laboratuvar yöntemidir.

Anahtar Kavram

Protein kaybeden enteropatilerde lenfopeni varlığı lenfatik kaçağı (lenfanjiektazi) gösterir.

Daha Fazla Pratik

İntestinal lenfanjiektazi tanısında kesin tanı yöntemi olan ince bağırsak biyopsisi ve biyopsi bulgularını (dilate lenf damarları) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 10Soru

Kronik ishal ve tartı alımında duraklama şikayetleri olan 2020 aylık bir çocukta Çölyak hastalığı (Gluten enteropatisi) ön tanısıyla yapılan fizik muayenede, malabsorbsiyonun şiddetini gösteren en karakteristik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gluteal atrofi ve batın distansiyonu

Cevap

Gluteal atrofi ve batın distansiyonu
Çölyak hastalığında gluten duyarlılığı sonucu ince bağırsak mukozasında gelişen hasar (villus atrofisi), besinlerin emilimini bozar. Bu durum, çocuklarda subkütan yağ dokusunun kaybına (özellikle gluteal bölgede atrofiye) ve bağırsaklardaki gaz/sıvı birikimi nedeniyle karın bölgesinin belirgin şekilde şişmesine (batın distansiyonu) yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın semptomlarını (kronik ishal ve tartı alımında duraklama) değerlendir.
Öncelikli olarak malabsorbsiyon sendromları, özellikle Çölyak hastalığı düşünülür.
Bu bulgular pediatrik yaş grubunda malabsorbsiyonun temel klinik göstergeleridir.
2
Çölyak hastalığında malabsorbsiyonun fiziksel yansımalarını belirle.
Gluteal atrofi ve batın distansiyonu gibi klasik bulguların varlığını araştır.
Bu bulgular kas ve yağ kütlesi kaybı ile bağırsak dilatasyonunu yansıtır.

Anahtar Kavram

Çölyak hastalığının tipik fizik muayene bulguları

Daha Fazla Pratik

Çölyak hastalığında tTG IgA negatifliğine rağmen klinik şüphe varsa, IgA eksikliği olasılığına karşı tTG IgG veya toplam IgA bakılması gerektiğini hatırlayınız.
Tahmini Süre:45s
Soru 11Soru

1111 aylık bir erkek bebek; ek gıdalara başlanmasını takiben ortaya çıkan kronik ishal, yoğun karın şişliği ve tartı alımında duraklama şikayetleriyle getirilmiştir. Yapılan fizik muayenesinde büyüme eğrilerinde gerileme (<3.< 3. persentil), batın distansiyonu ve gluteal kaslarda belirgin atrofi saptanmıştır. Bu hastada tanıyı doğrulamak amacıyla yapılması gereken ilk tarama testi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-doku transglutaminaz (tTG) IgA

Cevap

Çölyak hastalığı şüphesinde ilk basamak tarama testi Anti-doku transglutaminaz (tTG) IgA'dır.
Anti-doku transglutaminaz (tTG) IgA testi, Çölyak hastalığı tanısında hem duyarlılığı hem de özgüllüğü %95\%95'in üzerinde olan ve taramada ilk tercih edilmesi gereken invaziv olmayan testtir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Glüten içeren gıdalar (buğday vb.) sonrası başlayan kronik ishal, batın distansiyonu ve kas atrofisi Çölyak hastalığını düşündürür.
Çölyak hastalığı, duyarlı bireylerde glüten alımıyla tetiklenen immün aracılı bir enteropatidir.
2
Tanısal yaklaşımı belirle
En uygun ilk basamak testi seçilir.
Tanı kılavuzları, şüpheli vakalarda ilk adım olarak serolojik taramayı (tTG-IgA) önermektedir.

Anahtar Kavram

Çölyak hastalığı tanısında serolojik tarama stratejisi
Tahmini Süre:45s
Soru 12Soru

88 yaşında bir erkek çocuk, her iki dirsek ve diz bölgesinde yaklaşık 33 aydır devam eden, çok şiddetli kaşıntılı, simetrik yerleşimli ve grupe olmuş küçük veziküller nedeniyle polikliniğe getiriliyor. Deri lezyonundan yapılan biyopside papiller dermis uçlarında granüler tarzda IgAIgA birikimi izleniyor. Bu hasta için en olası tanı ve izlenmesi gereken doğru yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dermatitis herpetiformis; gastrointestinal semptomlar olmasa bile Çölyak hastalığı yönünden değerlendirilmeli ve ömür boyu glutensiz diyet uygulanmalıdır.

Cevap

Dermatitis herpetiformis tanısı konularak hastanın Çölyak hastalığı yönünden değerlendirilmesi ve gastrointestinal semptom olmasa dahi ömür boyu glutensiz diyet başlanması en uygun yaklaşımdır.
Dermatitis herpetiformis (DH), Çölyak hastalığı ile %100 korelasyon gösteren otoimmün bir deri hastalığıdır. Hastaların büyük kısmında gastrointestinal semptom olmamasına rağmen ince bağırsak biyopsisinde Çölyak ile uyumlu değişiklikler (villöz atrofi vb.) saptanır. Tanı, sağlam deriden yapılan biyopsinin direkt immünfloresan incelemesinde papiller dermis uçlarında granüler IgAIgA birikiminin gösterilmesiyle konur. Tedavide ömür boyu glutensiz diyet zorunludur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Simetrik yerleşimli, ekstansör yüzeylerde (dirsek, diz) şiddetli kaşıntılı veziküller saptandı.
Dermatitis herpetiformis'in klasik klinik sunumu ekstansör yüzeylerde simetrik ve kaşıntılı lezyonlardır.
2
Histopatolojik bulguyu yorumla.
Deri biyopsisinde papiller dermiste granüler tarzda IgAIgA birikimi görüldü.
Papiller dermis uçlarında granüler IgAIgA birikimi dermatitis herpetiformis için patognomonik bir bulgudur.
3
Tanı ile ilişkili sistemik hastalığı belirle.
Dermatitis herpetiformis tanısı konuldu ve bunun Çölyak hastalığı (glutene duyarlı enteropati) ile %100 ilişkili olduğu belirlendi.
Dermatitis herpetiformis, Çölyak hastalığının deri dışavurumu olarak kabul edilir.
4
Tedavi yaklaşımını belirle.
Hastanın gastrointestinal yakınması olmasa da Çölyak taraması yapılması ve ömür boyu glutensiz diyet başlanması kararlaştırıldı.
Glutensiz diyet hem deri lezyonlarını hem de bağırsaktaki (varsa) Marsh sınıflandırmasına uygun patolojiyi düzeltir.

Anahtar Kavram

Dermatitis herpetiformis, Çölyak hastalığının oldukça spesifik bir deri manifestasyonudur ve intestinal bulgu olmasa da glutensiz diyet tedavisi gerektirir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 13Soru

33 yaşında kız çocuk; doğumundan itibaren süregelen kronik ishal, yağlı dışkılama ve büyüme geriliği şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde boy ve kilo <2.<2. persentil, karın şişliği ve nörolojik değerlendirmede derin tendon reflekslerinde bilateral kayıp saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum kolesterol düzeyi 2525 mg/dL, trigliserid düzeyi 1818 mg/dL olarak ölçülüyor. Periferik yaymasında eritrositlerin %50\%50'den fazlasının 'akantosit' morfolojisinde olduğu saptanıyor. Bu çocuk için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Abetalipoproteinemi

Cevap

Verilen klinik ve laboratuvar bulguları (steatore, arefleksi, çok düşük lipidler ve akantositoz) doğrultusunda en olası tanı Abetalipoproteinemi'dir.
Doğru yanıt olan hastalıkta, MTP genindeki mutasyon nedeniyle şilomikron, VLDL ve LDL sentezi yapılamaz. Bu durum, bebeklikten itibaren yağ malabsorbsiyonuna ve Vitamin E gibi yağda eriyen vitaminlerin emilememesine yol açarak nörolojik semptomlara (ataksi, arefleksi) neden olur. Periferik yaymada eritrositlerin yüzeyindeki 'akantosit' (dikenli hücre) görünümü tanı koydurucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomları analiz et.
Bebeklikten itibaren başlayan yağlı dışkılama ve büyüme geriliği yağ malabsorbsiyonuna (steatore) işaret eder.
Malabsorbsiyon sendromlarının ayırıcı tanısına başlamak için ilk adımdır.
2
Nörolojik ve metabolik bulguları birleştir.
Derin tendon reflekslerinin kaybı (arefleksi), Vitamin E gibi yağda eriyen vitaminlerin ağır eksikliğini ve buna bağlı nöropatiyi gösterir. Serum kolesterol ve trigliserid düzeylerinin çok düşük olması (<30<30 mg/dL) bir lipoprotein sentez bozukluğunu düşündürür.
Çölyak veya kistik fibrozis gibi hastalıklarda lipid düzeyleri bu derece ekstrem düşüklük göstermez.
3
Hematolojik bulguyu (akantositoz) değerlendir.
Periferik yaymadaki akantositler abetalipoproteinemi için patognomonik bir bulgudur.
MTP (Mikrozomal Trigliserid Transfer Protein) eksikliği sonucu şilomikron ve VLDL sentezlenemez, bu da eritrosit membran yapısını etkiler.

Anahtar Kavram

Abetalipoproteinemi (MTP eksikliği); yağ malabsorbsiyonu, hipolipidemi, nörolojik bozulma ve akantositoz dörtlüsü ile karakterizedir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 14Soru

88 yaşında Tip 11 Diyabetes Mellitus tanısıyla izlenen bir kız çocuk, son 66 aydır devam eden boy uzamasında yavaşlama ve tekrarlayan karın ağrısı şikayetleri ile başvuruyor. Çölyak hastalığı taraması amacıyla istenen doku transglutaminaz (tTGtTG) IgAIgA düzeyi negatif (<2< 2 U/mLU/mL) saptanıyor. Ancak eş zamanlı bakılan total serum IgAIgA düzeyinin 77 mg/dLmg/dL (yaş normallerinin altında) olduğu görülüyor.

Bu hastada çölyak hastalığı tanısını dışlamak veya doğrulamak için izlenmesi gereken en uygun klinik adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: tTGtTG IgGIgG veya deamide gliadin peptid (DGPDGP) IgGIgG antikorlarının ölçülmesi

Cevap

Düşük total IgA düzeyi varlığında çölyak taraması için tTG IgG veya DGP IgG antikorlarının ölçülmesi gerekir.
Çölyak hastalığı taramasında altın standart tarama testi doku transglutaminaz (tTG) IgA'dır. Ancak bu testin anlamlı olabilmesi için hastanın yeterli düzeyde IgA üretebiliyor olması gerekir. Selektif IgA eksikliği olan bireylerde (total IgA < 7 mg/dL veya yaşa göre düşük), tTG IgA düzeyi her zaman negatif çıkacaktır. Bu gibi durumlarda tanısal duyarlılığı korumak adına IgG yapısındaki antikorların (tTG IgG veya DGP IgG) bakılması en uygun yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın risk faktörlerini ve semptomlarını değerlendir.
Tip 1 DM (yüksek riskli grup), boy kısalığı ve karın ağrısı çölyak şüphesini destekler.
Çölyak hastalığı Tip 1 DM'li çocuklarda %3-8 oranında daha sık görülür.
2
Serolojik tarama sonuçlarını yorumla.
tTG IgA negatif ancak total IgA düşük (Selektif IgA eksikliği şüphesi).
Çölyak hastalarında selektif IgA eksikliği genel popülasyona göre 10-20 kat daha sıktır.
3
Yanlış negatifliği ekarte etmek için uygun testi seç.
IgG tabanlı serolojik testlere (tTG IgG, DGP IgG veya EMA IgG) geçilmelidir.
Total IgA eksik olduğunda vücut IgA üretemediği için IgA temelli tüm antikor testleri yalancı negatif sonuç verir.

Anahtar Kavram

Selektif IgA Eksikliği ve Çölyak Serolojisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 15Soru

1818 aylık erkek çocuk, son 44 aydır devam eden kronik ishal, karın şişliği ve tartı alamama yakınmalarıyla getiriliyor. Özgeçmişinde tekrarlayan alt solunum yolu enfeksiyonları nedeniyle çok sayıda antibiyotik kullanımı öyküsü mevcut. Fizik muayenesinde boy ve tartı 33. persentilin altında, batın distandü ve ekstremiteler belirgin derecede ince olarak saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde serum total IgA:5 mg/dL\text{IgA}: 5 \text{ mg/dL} ve total IgG:150 mg/dL\text{IgG}: 150 \text{ mg/dL} (yaşa göre oldukça düşük) bulunuyor. Çölyak serolojisinde anti-tTG IgA\text{IgA} ve anti-tTG IgG\text{IgG} negatif saptanıyor. Yapılan ince bağırsak biyopsisinde total villöz atrofi ve kript hiperplazisi izlenirken, lamina propriada lenfositik infiltrasyon saptanmasına rağmen plazma hücrelerinin tamamen eksik olduğu (Marsh 3c bulguları ile birlikte) dikkati çekiyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yaygın değişken immün yetmezlik (CVID)

Cevap

Yaygın değişken immün yetmezlik (CVID)
Yaygın değişken immün yetmezlik (CVID) vakalarının yaklaşık %10-30'unda çölyak hastalığındakine benzer total villöz atrofi (Marsh 3c) ve kript hiperplazisi görülebilir. Ancak çölyaktan en önemli farkı, lamina propriada antikor üreten plazma hücrelerinin bulunmamasıdır. Ayrıca bu hastalarda serum IgG, IgA ve bazen IgM düzeyleri belirgin düşüktür, bu durum çölyak serolojisinin (yalancı) negatif çıkmasına da neden olabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Kronik ishal, malabsorbsiyon (Marsh 3c) ve tekrarlayan enfeksiyon öyküsü.
Hastanın hem gastrointestinal hem de immün sistem tutulumunu açıklayacak bir tanı aranmaktadır.
2
Serolojik ve laboratuvar verilerin analizi
Anti-tTG negatifliği ve derin hipogammaglobulinemi (IgG ve IgA düşüklüğü).
Düşük immünoglobulinler hastanın enfeksiyonlara meylini ve seronegatifliğini açıklar.
3
Histopatolojik anahtar bulgunun saptanması
Lamina propriada plazma hücrelerinin izlenmemesi.
Bu bulgu, çölyak hastalığı gibi diğer villöz atrofi nedenlerinden ayrımı sağlayan en spesifik histolojik işarettir.

Anahtar Kavram

Villöz atrofi saptanan ancak plazma hücreleri eksik olan ve hipogammaglobulinemisi bulunan çocuklarda öncelikle CVID düşünülmelidir.
Soru 16Soru

2222 aylık bir erkek çocuk, son 66 aydır devam eden kronik ishal, belirgin karın şişliği ve tartı alamama yakınmalarıyla polikliniğe getirilmiştir. Fizik muayenesinde boy ve tartısı 3.3. persentilin altında, batın distandü ve gluteal bölgede yağ dokusu kaybı (gluteal atrofi) saptanmıştır. Çölyak hastalığı ön tanısıyla istenen laboratuvar tetkiklerinde total IgAIgA düzeyi yaş grubuna göre çok düşük (<0.05 g/L< 0.05 \text{ g/L}) bulunmuştur.

Bu hastada çölyak hastalığı tanısını doğrulamak veya dışlamak amacıyla istenmesi gereken en uygun serolojik test hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-doku transglutaminaz IgGIgG (tTGIgGtTG-IgG)

Cevap

Çölyak hastalığı şüphesi olan ve eşlik eden selektif IgAIgA eksikliği (IgA<0.05 g/LIgA < 0.05 \text{ g/L}) bulunan hastalarda, tanı amacıyla Anti-doku transglutaminaz IgGIgG (tTGIgGtTG-IgG) veya deamidize gliadin peptid IgGIgG (DGPIgGDGP-IgG) testleri istenmelidir.
Çölyak hastalığı tanısında en hassas ve özgül tarama testi Anti-doku transglutaminaz IgAIgA (tTGIgAtTG-IgA) antikorudur. Ancak, çölyak hastalarında selektif IgAIgA eksikliği görülme sıklığı normal popülasyona göre yaklaşık 1010 kat daha fazladır. Eğer hastada total IgAIgA düzeyi saptanamayacak kadar düşükse, IgAIgA tabanlı testler (tTG-IgA ve EMA-IgA) hatalı bir şekilde negatif sonuçlanır. Bu gibi durumlarda tanısal süreçte IgGIgG izotipindeki antikorlar (anti-tTG IgGIgG veya anti-deamidize gliadin peptid IgGIgG) kullanılmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi.
Hastada kronik ishal, büyüme geriliği ve fizik muayenede gluteal atrofi saptanması çölyak hastalığını güçlü bir ön tanı haline getirir.
Bu bulgular klasik çölyak hastalığının (malabsorbsiyon tablosu) tipik özellikleridir.
2
Laboratuvar verilerinin analizi.
Total IgAIgA düzeyinin saptanabilir sınırın altında olması, hastada eşlik eden bir selektif IgAIgA eksikliği olduğunu gösterir.
Selektif IgAIgA eksikliği çölyak hastalarında normal topluma göre daha sık görülür.
3
Uygun serolojik testin seçilmesi.
Standart tarama testi olan tTGIgAtTG-IgA, IgAIgA eksikliği nedeniyle yalancı negatif sonuç vereceğinden IgGIgG tabanlı testlerin seçilmesi gerekir.
ESPGHAN kılavuzlarına göre IgAIgA eksikliği durumunda IgGIgG tabanlı testler (tTGIgGtTG-IgG, EMAIgGEMA-IgG veya DGPIgGDGP-IgG) tanısal değer taşır.

Anahtar Kavram

Selektif IgAIgA eksikliği olan çölyak hastalarında tanısal seroloji yönetimi.

Daha Fazla Pratik

Çölyak hastalığında biyopsi yapmadan tanı koyma kriterlerini (ESPGHAN 2020) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 17Soru

Anne sütüyle beslenirken tamamen sağlıklı olan 66 aylık bir bebek, anne sütünün kesilip ek gıdalara ve mamalara başlanmasından yaklaşık 33 hafta sonra başlayan kronik ishal, huzursuzluk ve iştahsızlık şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde ağız ve anüs çevresinde, diz, dirsek ve parmak uçlarında simetrik yerleşimli, eritemli, üzerinde krutlar bulunan vezikülobüllöz karakterde cilt lezyonları ile yaygın alopesi (saç dökülmesi) saptanıyor.

Bu klinik bulgulara göre, bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akrodermatitis enteropatika

Cevap

Sütten kesilme sonrası gelişen ishal, dermatit ve alopesi triadı Akrodermatitis Enteropatika tanısını koydurur.
Akrodermatitis enteropatika, otozomal resesif geçişli bir çinko emilim bozukluğudur. Bebekler anne sütü alırken sütün içindeki özel ligandlar sayesinde semptomsuzdur; ancak sütten kesilince ishal, iştahsızlık, huzursuzluk, yaygın alopesi ve özellikle vücut delikleri çevresi (periorifisyal) ile uç kısımlarda (akral) simetrik vezikülobüllöz/ekzematize döküntüler ortaya çıkar. Serum çinko düzeyinin düşük saptanması tanıyı doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik triadı tanımla
İshal, alopesi (saç dökülmesi) ve spesifik lokalizasyonlu (periorifisyal ve akral) dermatit saptandı.
Bu üçlü bulgu pediatrik gastroenterolojide spesifik bir tanıya işaret eder.
2
Zamanlamayı değerlendir
Semptomların anne sütünün kesilmesinden (sütten kesilme/weaning) hemen sonra başladığı görüldü.
Anne sütündeki çinko bağlayıcı ligandlar, genetik defekti olan bebeklerde bile ilk aylarda emilimi sağlayarak semptomların ortaya çıkmasını geciktirir.
3
Tanıyı netleştir
Bulgular Akrodermatitis Enteropatika (çinko malabsorbsiyonu) ile tam uyumludur.
SLC39A4 genindeki mutasyon sonucu gelişen bu tabloda çinko replasmanı ile klinik tablo hızla düzelir.

Anahtar Kavram

Akrodermatitis Enteropatika Triadı

Alternatif Yöntem

Serum çinko düzeyinin düşüklüğü ve oral çinko tedavisine (2-3 mg/kg/gün) 24-48 saat içinde başlayan dramatik klinik yanıt tanıyı kesinleştirir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 18Soru

32 aylık kız çocuk, son 8 aydır süregelen kronik ishal, karın şişliği ve büyüme duraklaması şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde boy ve tartı değerleri <3.< 3. persentil, batın bombeliği ve ekstremitelerde yaygın kas atrofisi saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde hemoglobin 8.8g/dL8.8 \, g/dL, serum demiri düşük ve total IgA düzeyi saptanabilir sınırın altında (<6mg/dL< 6 \, mg/dL) bulunuyor. Bu hastada çölyak hastalığı tanısını doğrulamak için izlenmesi gereken en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doku transglutaminaz (tTG) IgG veya deamine gliadin peptid (DGP) IgG antikorlarının bakılması

Cevap

Çölyak hastalığı tanısını doğrulamak için doku transglutaminaz (tTG) IgG veya deamine gliadin peptid (DGP) IgG antikorlarının bakılması gerekmektedir.
Hastanın klinik tablosu (kronik ishal, büyüme geriliği, anemi) çölyak hastalığı ile son derece uyumludur. Ancak laboratuvar incelemesinde saptanan total IgA düşüklüğü, çölyak hastalığının tanısında en duyarlı test olan tTG IgA'nın bu hastada yalancı negatif sonuç vereceğini gösterir. Bu durumda tanıya ulaşmak için IgG yapısındaki çölyak spesifik antikorların (tTG IgG veya DGP IgG) kullanılması en doğru yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Kronik ishal, persentil kaybı, batın bombeliği ve demir eksikliği anemisi malabsorbsiyon sendromlarını (öncelikle Çölyak) düşündürür.
Çölyak hastalığının klasik triadını (ishal, karın şişliği, gelişme geriliği) tanımlamak için.
2
Total IgA düzeyinin yorumlanması
Hastada saptanan total IgA düşüklüğü (<6mg/dL< 6 \, mg/dL), selektif IgA eksikliğine işaret eder.
Çölyak hastalığı taramasında kullanılan IgA yapısındaki antikorların (tTG IgA, EMA IgA) bu hastada güvenilir olmayacağını anlamak için.
3
Uygun serolojik testin seçilmesi
IgG tabanlı tTG veya DGP antikorları istenir.
Selektif IgA eksikliği olan bireylerde çölyak tanısı için IgG tipi antikorların bakılması zorunludur.
4
Tanının histopatolojik onayı
Seroloji pozitifliği sonrası ince bağırsak biyopsisi yapılarak Marsh sınıflamasına göre (örn. Marsh 3a/b/c) tanı kesinleştirilir.
Altın standart tanı yöntemini uygulamak için.

Anahtar Kavram

Selektif IgA eksikliği olan çölyak hastalarında tanısal yaklaşım
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 19Soru

55 günlük bir yenidoğan; doğumun 2.2. gününden itibaren başlayan, beslenmeden bağımsız olarak (aç bırakıldığında da) devam eden, günde 152015-20 kez, çok bol miktarda sulu ishal ve ağır dehidratasyon nedeniyle yenidoğan yoğun bakım ünitesine yatırılıyor. Dışkı incelemesinde ozmotik gap düşük (<50<50 mOsm/kg) ve dışkı pHpH değeri nötr bulunuyor. İnce bağırsak biyopsisinde belirgin villöz atrofi saptanmasına rağmen, lamina propriada belirgin bir inflamatuar hücre artışı izlenmiyor. Elektron mikroskopisinde enterositlerin apikal yüzeyinde mikrovillüs kaybı ve sitoplazma içinde mikrovillüs yapıları içeren inklüzyon vezikülleri saptanıyor. Bu hastada mevcut olan klinik tablonun (konjenital diyare) temelindeki genetik defekt aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Myosin Vb (MYO5B) proteininde mutasyon

Cevap

Myosin Vb (MYO5B) proteininde mutasyon (Mikrovillüs İnklüzyon Hastalığı)
Vakada tanımlanan sekretuar diyare, villöz atrofi ve enterosit içi mikrovillüs inklüzyonları, Mikrovillüs İnklüzyon Hastalığı'nın (MVID) klasik tanımıdır. Bu hastalık, enterositlerin apikal membran organizasyonunda kritik rol oynayan Myosin Vb (MYO5B) proteinindeki mutasyonlar sonucu gelişir.

Adım Adım Çözüm

1
Diyare tipinin belirlenmesi
Sekretuar diyare
Açlık durumunda devam eden ishal ve düşük ozmotik gap (<50<50 mOsm/kg) sekretuar karakteri gösterir.
2
Hastanın yaş ve klinik özelliklerinin değerlendirilmesi
Erken yenidoğan başlangıçlı ağır konjenital diyare
Konjenital diyarelerin çoğu (MVID gibi) yaşamın ilk haftasında ağır su ve elektrolit kaybı ile başlar.
3
Biyopsi ve histopatolojik bulguların analizi
Mikrovillüs İnklüzyon Hastalığı (MVID)
Villöz atrofiye rağmen inflamasyonun olmaması ve elektron mikroskopisinde apikal inklüzyon vezikülleri MVID için patognomoniktir.
4
Moleküler temel ile eşleştirme
MYO5B mutasyonu
MVID'nin en yaygın genetik nedeni, apikal membran trafiğinden sorumlu olan Myosin Vb proteinindeki kusurdur.

Anahtar Kavram

Mikrovillüs İnklüzyon Hastalığı (MVID), yaşamın ilk günlerinde başlayan, açlıkta durmayan (sekretuar) ağır ishal ve enterositlerde karakteristik inklüzyon vezikülleri ile tanınan bir konjenital enteropati tablosudur.

Daha Fazla Pratik

Konjenital diyarelerin ayrımında ozmotik gap ve dışkı pH'sının önemini (karbonhidrat malabsorbsiyonu vs. sekretuar süreçler) gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 20Soru

33 yaşındaki bir kız çocuk; yaklaşık bir yıldır devam eden iştahsızlık, karın şişliği ve kronik ishal yakınmaları ile getiriliyor. Fizik muayenesinde boy ve tartısı 33. persentilin altında, batın distandü ve ekstremiteleri ince saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde anti-doku transglutaminaz (anti-tTG) IgA düzeyi eşik değerin üzerinde (>10×ULN>10 \times \text{ULN}) saptanıyor. Bu hastanın klinik tablosu ve tanı süreci ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tanı amacıyla yapılan ince bağırsak biyopsisinde kript hiperplazisi ve subtotal villöz atrofi izlenmesi, Marsh-Oberhuber sınıflamasına göre Tip 3b olarak tanımlanır.

Cevap

İnce bağırsak biyopsisinde kript hiperplazisi ve subtotal villöz atrofi görülmesi Marsh Tip 3b olarak sınıflandırılır.
Marsh-Oberhuber sınıflaması çölyak hastalığının tanısında kullanılan temel histopatolojik evreleme sistemidir. Tip 1 intraepitelyal lenfosit artışını, Tip 2 kript hiperplazisini, Tip 3 ise villöz atrofiyi gösterir. Villöz atrofi kendi içinde; parsiyel (3a), subtotal (3b) ve total (3c) olarak ayrılır. Bu nedenle subtotal atrofi ve kript hiperplazisi içeren tablo Tip 3b ile tam uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Kronik ishal, büyüme geriliği ve anti-tTG pozitifliği olan bir çocukta çölyak hastalığı ön tanısı konur.
Çölyak hastalığı, gluten alımı sonrası gelişen immün aracılı bir enteropatidir ve malabsorbsiyon bulguları ile karakterizedir.
2
Histopatolojik değerlendirme
Biyopsi bulgularının Marsh sınıflamasına göre derecelendirilmesi gerekir.
Tanı ve hastalığın şiddetini belirlemek için histopatolojik evreleme (Marsh-Oberhuber) standarttır.
3
Marsh evresinin belirlenmesi
Subtotal villöz atrofi ve kript hiperplazisi Marsh 3b olarak kodlanır.
Marsh 3 evresi destrüktif evredir; villöz atrofiyi 3 alt gruba ayırır (a: parsiyel, b: subtotal, c: total).

Anahtar Kavram

Marsh-Oberhuber Histopatolojik Sınıflaması

Alternatif Yöntem

Çölyak hastalığı şüphesi olan ancak biyopsi sonucu belirsiz kalan hastalarda HLA-DQ2 ve HLA-DQ8 genotiplerinin araştırılması, negatif çıkması durumunda hastalığın dışlanması (yüksek negatif prediktif değer) açısından yararlıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Sayfa 1 / 2Sonraki
Malabsorbsiyon Sendromları ve Çölyak Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı | Examkin