Kardiyoloji

309 soru

Soru 61Soru →

33 aylık bir erkek bebek; beslenirken çabuk yorulma, emmeyi yarıda bırakma ve alın bölgesinde belirginleşen aşırı terleme şikayetleri ile polikliniğe getirilmiştir. Fizik muayenesinde taşikardi (165/dk165/dk), takipne (68/dk68/dk) ve karaciğerin kosta kenarını 33 cm geçtiği saptanmıştır. Dinlemekle sol alt sternal sınırda 3/63/6 şiddetinde pansistolik üfürüm duyulmaktadır. Geniş ventriküler septal defekt (VSD) ve konjestif kalp yetersizliği tanıları konulan hastada diüretik ve digoksin tedavisi başlanmasına karar verilmiştir. Bu hastanın klinik tablosu ve uygulanacak tedavi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Digoksin, miyokard hücre membranındaki Na+/K+Na^+/K^+ ATPaz pompasını inhibe ederek hücre içi kalsiyum konsantrasyonunu artırır ve pozitif inotropik etki sağlar.

Cevap

Digoksinin Na+/K+Na^+/K^+ ATPaz pompasını inhibe ederek pozitif inotropik etki sağladığını belirten ifade doğrudur.
Digoksin tedavisi, hücre membranındaki sodyum-potasyum ATPaz pompasını inhibe ederek çalışır. Bu inhibisyon hücre içi sodyum konsantrasyonunu artırır, bu da sodyum-kalsiyum eşanjörünün (exchange) çalışmasını etkileyerek hücre içinde kalsiyum birikmesine yol açar. Artan kalsiyum, miyokardın daha güçlü kasılmasını sağlayarak kalp debisini artırır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Bebekteki taşikardi, takipne, hepatomegali ve beslenme sırasında terleme; infantlarda tipik konjestif kalp yetersizliği (KKY) bulgularıdır.
VSD gibi soldan sağa şantlı lezyonlar pulmoner kan akımını artırarak KY tablosuna yol açar.
2
Digoksinin mekanizmasını değerlendir.
Digoksin Na+/K+Na^+/K^+ ATPaz enzimini bloke eder, bu da hücre içi Na+Na^+ artışına ve dolaylı olarak Ca2+Ca^{2+} artışına neden olur.
Hücre içi kalsiyumun artması miyofibrillerin daha güçlü kasılmasını (pozitif inotropi) sağlar.
3
Fizik muayene ve ayırıcı tanı bulgularını kontrol et.
VSD üfürümü sol sternal sınırdadır; terleme ise sempatik aktivasyon sonucudur.
Yanlış odak ve mekanizma bilgilerini elemek için anatomik ve fizyolojik bilgiler kullanılır.

Anahtar Kavram

İnfantlarda kalp yetersizliği kliniği ve digoksinin etki mekanizması.

Daha Fazla Pratik

Digoksin toksisitesinde görülen EKG bulgularını (ST segment çökmesi, PR uzaması, aritmi) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 62Soru →

44 yaşındaki bir erkek çocuk, büyüme geriliği ve gelişimsel basamaklarda duraksama nedeniyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde geniş alın, basık burun kökü, dolgun dudaklar ve maloklüzyon saptanıyor. Kardiyovasküler muayenede sağ üst sternal kenarda ve suprasternal çentikte sistolik tril palpe ediliyor. Sağ üst sternal kenarda 4/64/6 şiddetinde, karotislere yayılan kaba sistolik ejeksiyon üfürümü duyuluyor. Oskültasyonda ejeksiyon kliği saptanmıyor. Kan basıncı sağ kolda 125/80 mmHg125/80\ mmHg, sol kolda 105/70 mmHg105/70\ mmHg olarak ölçülüyor. Bu çocukta en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Supravalvüler aort darlığı

Cevap

Hastanın Williams sendromu ile uyumlu 'elfin yüz' görünümü, aortik bölgede duyulan ancak ejeksiyon kliği eşlik etmeyen üfürümü ve kollar arası kan basıncı farkı (Coanda etkisi) supravalvüler aort darlığını kanıtlamaktadır.
Dismorfik yüz bulguları (elfin yüz) Williams sendromuna özgüdür. Bu sendromda görülen en yaygın kardiyak anomali supravalvüler aort darlığıdır. Kapak seviyesinin üzerinde bir darlık olduğu için ejeksiyon kliği duyulmaz. Darlıktan çıkan yüksek hızlı kan akımının arkus aortanın üst kısmına çarparak sağ taraftaki damarlara (brakisefalik arter) yönlenmesi sonucu sağ kolda kan basıncı sol kola göre daha yüksek ölçülür (Coanda etkisi).

Adım Adım Çözüm

1
Dismorfik bulguların değerlendirilmesi
Geniş alın, basık burun kökü ve dolgun dudaklar Williams sendromunu (7q11.23 delesyonu) düşündürür.
Williams sendromu, supravalvüler aort darlığı ile en sık ilişkili genetik sendromdur.
2
Oskültasyon bulgularının analizi
Sağ üst sternal kenarda karotislere yayılan üfürüm aort çıkım yolu obstrüksiyonunu gösterir; ejeksiyon kliği olmaması darlığın kapak seviyesinde olmadığını (supra veya subvalvüler) kanıtlar.
Valvüler aort darlıklarında kapağın açılma sesi olan 'klik' tipik olarak duyulurken, kapak dışı darlıklarda bu ses alınmaz.
3
Kan basıncı asimetrisinin yorumlanması
Sağ kol kan basıncının soldan yüksek olması, 'Coanda etkisi' denilen jet akımının innominate (brakisefalik) artere yönlenmesi fenomenidir.
Bu bulgu supravalvüler aort darlığı için patognomonik bir klinik işarettir.

Anahtar Kavram

Supravalvüler aort darlığı, Williams sendromu ve Coanda etkisi ilişkisi.

Daha Fazla Pratik

Williams sendromlu hastalarda aort darlığına ek olarak görülebilen periferik pulmoner stenoz ve hiperkalsemi durumlarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 63Soru →

Yedi yaşında bir erkek çocuk, rutin sağlık taraması sırasında kalpte üfürüm duyulması üzerine çocuk kardiyoloji polikliniğine yönlendiriliyor. Hastanın aktif şikayeti bulunmuyor ve efor kapasitesinin yaşıtları ile benzer olduğu öğreniliyor.

Fizik muayenede;
* Kan basıncı sağ kolda 105/65105/65 mmHg, sol kolda 100/60100/60 mmHg ölçülüyor.
* Kalp hızı 8888/dakika ve ritmik.
* Sternum sağ üst kenarında (aort odağı) 3/63/6 şiddetinde, boyna yayılım gösteren kaba sistolik ejeksiyon üfürümü duyuluyor.
* Dikkatli oskültasyonda ejeksiyon kliği (early systolic click) duyulmuyor.
* Sternum sol alt kenarında 2/62/6 şiddetinde, dekreşendo vasıflı erken diyastolik üfürüm eşlik ediyor.

Bu hastadaki klinik bulgular dikkate alındığında, en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Diskret membranöz subaortik darlık

Cevap

Diskret membranöz subaortik darlık
Vakada tanımlanan diskret membranöz subaortik darlık, sol ventrikül çıkış yolunda aort kapağının altında fibromusküler bir halkanın bulunması durumudur. Bu patolojinin valvüler aort darlığından en önemli farkları şunlardır:
1. Ejeksiyon Kliği Yokluğu: Darlık kapak seviyesinde olmadığı ve kapak açılımı sırasında ani duraksama (doming) yaratmadığı için klik duyulmaz.
2. Aort Yetersizliği (AY): Membrandan geçen yüksek hızlı ve türbülanslı akım, aort kapakçıklarına (özellikle sağ koroner kuspise) zarar verir. Bu nedenle vakaların yaklaşık %50'sinde tanı anında aort yetersizliğine bağlı erken diyastolik üfürüm mevcuttur.
Üfürümün lokalizasyonu (Sağ 2. İKA) ve yayılımı (boyun) tipik aort darlığı karakterindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Üfürümün karakterini ve lokasyonunu analiz et
Sternum sağ üst kenarında (aort odağı) duyulan ve boyna yayılan sistolik ejeksiyon üfürümü, sol ventrikül çıkış yolu obstrüksiyonunu (LVOT) işaret eder.
Bu bulgu Aort Darlığı (Valvüler, Supravalvüler veya Subvalvüler) tanısına yönlendirir.
2
Ejeksiyon kliği varlığını değerlendir
Vakada ejeksiyon kliği duyulmadığı belirtilmiştir.
Valvüler aort darlığında (özellikle bikuspid kapak zemininde) kapak hareketliyse ejeksiyon kliği tipiktir. Subaortik ve supravalvüler darlıklarda klik duyulmaz.
3
Eşlik eden ek bulguları (diyastolik üfürüm) değerlendir
Erken diyastolik üfürüm (Aort Yetersizliği) mevcuttur.
Subaortik darlıkta, darlığı oluşturan membrandan geçen yüksek hızlı jet akımı aort kapak yapraklarına çarparak hasar verir ve aort yetersizliğine (AY) yol açar. Valvüler darlığa kıyasla subaortik darlıkta AY çok daha sık ve erken görülür.
4
Diğer seçenekleri dışla
Supravalvüler darlıkta sağ kol hipertansiyonu (Coanda etkisi) beklenirdi; HOKM'da üfürüm boyna yayılmaz; Pulmoner darlık sol tarafta duyulur.
Klinik tablo (Klik yokluğu + Aort Yetersizliği) en çok Diskret Membranöz Subaortik Darlık ile uyumludur.

Anahtar Kavram

Subaortik darlık ile valvüler aort darlığının klinik ayrımı: Subaortik darlıkta ejeksiyon kliği yoktur ve sıklıkla aort yetersizliği eşlik eder.
Soru 64Soru →

55 yaşında bir kız çocuk, rutin okul taramasında kalbinde üfürüm saptanması üzerine polikliniğe getiriliyor. Büyüme ve gelişmesi yaşına uygun olan hastanın fizik muayenesinde; sol üst sternal kenarda 2/62/6 derecesinde sistolik ejeksiyon üfürümü duyuluyor. Oskültasyonda ikinci kalp sesinin (S2S_2) solunum fazlarından etkilenmeksizin geniş bir çiftleşme (sabit çiftleşme) gösterdiği fark ediliyor. Bu hastadaki üfürümün oluşma mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sol-sağ şant nedeniyle pulmoner kapaktan geçen kan akımının artması

Cevap

Üfürümün nedeni sol-sağ şant sonucu pulmoner kapaktan geçen kan akımının artmasıdır.
Hastada tarif edilen sol üst sternal kenardaki sistolik ejeksiyon üfürümü ve S2S_2 sesindeki sabit çiftleşme klasik bir Atriyal Septal Defekt (ASD) tablosudur. ASD'de üfürüm, sol atriyumdan sağ atriyuma geçen kanın sağ ventrikül volümünü artırması ve bu fazla kanın pulmoner kapaktan geçerken 'rölatif' bir darlık yaratması sonucu oluşur.

Adım Adım Çözüm

1
Fizik muayene bulgularını analiz et.
Sol üst sternal kenarda sistolik ejeksiyon üfürümü ve S2S_2 sabit çiftleşmesi saptandı.
Bu kombinasyon çocukluk çağında atriyal septal defekt (ASD) için patognomoniktir.
2
Üfürümün kaynağını belirle.
ASD'de üfürüm defekt üzerinden değil, artan kan volümünün pulmoner kapaktan geçişi (rölatif pulmoner stenoz) ile oluşur.
Atriyumlar arası basınç farkı düşük olduğundan defekt seviyesinde ses oluşmaz.
3
S2S_2 sabit çiftleşmesinin mekanizmasını açıkla.
Sağ ventrikülün diastolik doluşunun hem sistemik venöz dönüş hem de ASD'den gelen kanla artması, pulmoner kapağın kapanmasını geciktirir.
Solunumla venöz dönüş değişse bile ASD'den geçen miktar bunu dengeler, böylece S2S_2 bileşenleri arasındaki mesafe sabit kalır.

Anahtar Kavram

Atriyal Septal Defekt (ASD) Fizik Muayene Bulguları
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 65Soru →

77 yaşında bir erkek çocuk, rutin okul taramasında kalbinde üfürüm duyulması üzerine polikliniğe getiriliyor. Çocuğun büyüme ve gelişmesi normaldir ve herhangi bir fiziksel aktivite kısıtlılığı tanımlanmamaktadır. Yapılan fizik muayenede; pulmoner odakta 2/62/6 şiddetinde sistolik ejeksiyon üfürümü duyuluyor. İkinci kalp sesinin (S2S_2) hem inspiryumda hem de ekspiryumda sabit olarak çiftleştiği (fixed splittingfixed \ splitting) not ediliyor. Triküspid odak üzerinde ise hafif şiddette bir diyastolik rulman duyuluyor. Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Atriyal septal defekt (ASDASD)

Cevap

Atriyal septal defekt (ASDASD)
Vakada tanımlanan pulmoner odaktaki sistolik ejeksiyon üfürümü, triküspid odaktaki diyastolik rulman ve özellikle de patognomonik olan sabit S2S_2 çiftleşmesi, atriyal septal defekt (ASDASD) tanısını kesinleştirir. Sabit çiftleşme, atriyal seviyedeki geniş şant nedeniyle sağ ventrikül atım hacminin solunum döngüsü boyunca sabit kalmasından kaynaklanır.

Adım Adım Çözüm

1
İkinci kalp sesi (S2S_2) karakterini analiz et.
Sabit çiftleşme (fixed splittingfixed \ splitting) saptandı.
Bu bulgu, sağ ventrikülün diyastolik dolumunun solunum fazlarından bağımsız olarak artmış olduğunu ve sağ kalp volüm yüklenmesini gösteren patognomonik bir bulgudur.
2
Üfürümün lokalizasyonunu ve zamanlamasını değerlendir.
Pulmoner odakta sistolik ejeksiyon üfürümü saptandı.
Bu üfürüm, defektin kendisinden değil, artan kan akımının pulmoner kapaktan geçerken oluşturduğu rölatif darlıktan kaynaklanır.
3
Triküspid odaktaki diyastolik rulmanı yorumla.
Rölatif triküspid stenozu düşündürür.
Soldan sağa şantın büyük olduğunu (Qp/Qs > 2/1) ve triküspid kapaktan geçen kan miktarının arttığını gösterir.
4
Tüm klinik verileri birleştirerek tanıyı koy.
Atriyal septal defekt (ASDASD) tanısına ulaşıldı.
Asemptomatik çocukta sabit S2S_2 çiftleşmesi ve pulmoner ejeksiyon üfürümü en olası tanıyı ASDASD yapar.

Anahtar Kavram

İkinci kalp sesinin (S2S_2) solunumla değişmeyen sabit çiftleşmesi (fixed splittingfixed \ splitting), atriyal septal defekt için en karakteristik fizik muayene bulgusudur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 66Soru →

1313 yaşında kız çocuk, bir haftadır süren halsizlik ve eklem ağrısı şikayetleriyle getiriliyor. Fizik muayenesinde ateşi 38.2∘C38.2^\circ C ölçülen hastanın büyük eklemlerinde gezici karakterde ağrı (artralji) olduğu; ancak eklemlerde şişlik, kızarıklık veya ısı artışı olmadığı görülüyor. Kalp oskültasyonu normal sınırlarda olan hastanın yapılan ekokardiyografisinde hafif mitral yetersizliği ile uyumlu "subklinik kardit" bulguları saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde sedimentasyon hızı 7070 mm/saat ve CRP düzeyi 4545 mg/L bulunuyor.

20152015 yılında güncellenen Jones kriterlerine göre, bu hastada Akut Romatizmal Ateş (ARA) tanısı koyabilmek için aşağıdakilerden hangisinin varlığı zorunludur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geçirilmiş grup AA streptokok enfeksiyonu kanıtı

Cevap

Geçirilmiş grup AA streptokok enfeksiyonu kanıtı
Jones kriterlerine göre ARA tanısı konulabilmesi için (istisnai durumlar hariç) mutlaka grup AA streptokok enfeksiyonuna dair laboratuvar kanıtı (ASOASO titresi artışı, pozitif boğaz kültürü veya pozitif hızlı antijen testi) bulunmalıdır. Sorudaki hastada 11 majör (subklinik kardit) ve 33 minör (ateş, artralji, yüksek ESH/CRPESH/CRP) kriter saptanmıştır. Tanı şemasında klinik olarak 11 majör + 22 minör yeterli olsa da, bu klinik tabloyu destekleyecek streptokok kanıtı tanıyı kesinleştirmek için zorunludur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları majör ve minör Jones kriterlerine göre sınıflandırın.
Majör kriter: Subklinik kardit (Eko bulgusu). Minör kriterler: Ateş (38.2∘C38.2^\circ C), Artralji, Akut faz reaktan yüksekliği (Sedim ve CRP).
Tanı algoritmasında hangi bileşenlerin mevcut olduğunu belirlemek için gereklidir.
2
Tanı için gerekli olan kriter sayısını kontrol edin.
Hastada halihazırda 11 majör ve 33 minör kriter bulunmaktadır (11 majör + 22 minör kuralı sağlanmıştır).
Jones kriterlerine göre klinik olarak yeterli bulgu olup olmadığını doğrulamak için gereklidir.
3
Tanının kesinleşmesi için olmazsa olmaz (sine qua non) şartı hatırlayın.
Akut Romatizmal Ateş tanısı için (erken evredeki kore ve sinsi seyirli kardit hariç) mutlaka geçirilmiş grup AA streptokok enfeksiyonu kanıtı gereklidir.
Klinik bulgular ne kadar uyumlu olursa olsun, streptokok kanıtı olmadan ilk atak tanısı konulamaz.

Anahtar Kavram

Akut Romatizmal Ateş tanısında Jones kriterlerine ek olarak geçirilmiş grup AA streptokok enfeksiyonu kanıtının (ASO yüksekliği, pozitif boğaz kültürü veya hızlı antijen testi) zorunluluğu.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 67Soru →

99 yaşındaki erkek hasta, 33 hafta önce geçirdiği ateşli boğaz ağrısı öyküsü sonrası son 22 gündür önce sağ dizinde başlayan ağrı ve şişliğin bugün sol ayak bileğine geçtiği şikayetiyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde gezici poliartrit bulguları saptanmış ve vücut ısısı 38.4∘C38.4^{\circ}C ölçülmüştür. Laboratuvar tetkiklerinde ASO titresi 800800 IU/mL, eritrosit sedimantasyon hızı (ESH) 7070 mm/saat ve CRP 4040 mg/L bulunmuştur. Bu hastada Akut Romatizmal Ateş (ARA) ön tanısı ile Jones kriterleri (20152015 revizyonu) ve klinik yönetim açısından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Artrit bulgularının salisilat (aspirin) tedavisine 2424-4848 saat içinde dramatik yanıt vermesi beklenen bir klinik özelliktir.

Cevap

Artrit bulgularının salisilat (aspirin) tedavisine dramatik yanıt vermesi Akut Romatizmal Ateş için tipik bir klinik özelliktir.
Akut Romatizmal Ateş'te görülen eklem tutulumu (artrit) salisilatlara (aspirin) son derece duyarlıdır. Tedavi başlandıktan sonra 2424 ila 4848 saat içinde ağrı ve şişlikte dramatik bir düzelme olması beklenen ve tanıyı destekleyen klasik bir bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları Jones kriterlerine göre sınıflandır.
Gezici poliartrit (Majör); Ateş ve ESH yüksekliği (Minör) olarak belirlendi.
Tanı koymak için gerekli kriter setini oluşturmak gerekir.
2
Streptokok enfeksiyonu kanıtını değerlendir.
Yüksek ASO titresi (800800 IU/mL) geçirilmiş enfeksiyonu kanıtlar.
ARA tanısı için önceden geçirilmiş Grup A streptokok enfeksiyonu kanıtı zorunludur.
3
Tedavi yanıtı ve ayırıcı tanı özelliklerini gözden geçir.
ARA artritinin aspirine 2424-4848 saat içinde verdiği yanıt tanıyı doğrulamada yardımcıdır.
Diğer artrit nedenlerinden (JIA, reaktif artrit vb.) ayrımda aspirin yanıtı önemli bir klinik ipucudur.

Anahtar Kavram

Akut Romatizmal Ateş Tanı Kriterleri ve Klinik Özellikleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 68Soru →

44 yaşında bir kız çocuk, kreş muayenesi sırasında kalbinde üfürüm duyulması üzerine getirilmiştir. Hastanın öyküsünde büyüme ve gelişmesinin normal olduğu, herhangi bir şikayetinin bulunmadığı öğrenilmiştir. Fizik muayenesinde; kan basıncı ve nabızları normal, ikinci kalp sesinde (S2S_2) solunumla değişmeyen geniş ve sabit çiftleşme saptanmıştır. Sol üst sternal sınırda 2/62/6 derecesinde sistolik ejeksiyon üfürümü duyulmaktadır. Bu hastadaki sistolik üfürümün oluşum mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pulmoner kapaktan geçen kan akımının artması

Cevap

ASD hastalarında sol üst sternal sınırda duyulan sistolik ejeksiyon üfürümünün nedeni, pulmoner kapaktan geçen kan akımının artmasıdır.
Vakadaki 'geniş ve sabit S2S_2 çiftleşmesi' ASD için patognomonik bir bulgudur. ASD'de sol-sağ şant nedeniyle sağ ventrikülün atım hacmi artar. Bu yüksek miktardaki kanın pulmoner kapaktan geçişi türbülansa neden olarak sol üst sternal sınırda (pulmoner odak) sistolik ejeksiyon üfürümü oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Fizik muayene bulgularını analiz et
İkinci kalp sesinde (S2S_2) sabit çiftleşme ve sol üst sternal sınırda sistolik üfürüm saptandı.
Bu bulgular pediatrik kardiyolojide tipik olarak atriyal septal defekti (ASD) işaret eder.
2
ASD'nin hemodinamik etkisini değerlendir
Soldan sağa şant nedeniyle sağ atriyum ve sağ ventriküle gelen kan miktarı artar.
Sağ ventrikülün hacim yükünün artması, her sistolde akciğerlere daha fazla kan pompalanmasına neden olur.
3
Üfürümün mekanik kaynağını belirle
Artan kan akımı normal yapıdaki pulmoner kapaktan geçerken türbülans oluşturur.
Fonksiyonel darlık (rölatif stenoz) olarak adlandırılan bu durum, sol üst sternal odakta duyulan sistolik ejeksiyon üfürümünün kaynağıdır.

Anahtar Kavram

Atriyal Septal Defekt'te (ASD) görülen sistolik üfürüm, defektin kendisinden değil, pulmoner kapaktan geçen akımın artmasından (rölatif pulmoner stenoz) kaynaklanır.
Tahmini Süre:50s
Soru 69Soru →

55 aylık bir bebekte, beslenme sonrası aniden gelişen derin siyanoz, hiperpne ve huzursuzluk tablosu gözleniyor. Fallot tetralojisi tanısıyla izlendiği bilinen bu hastada, hipersiyanotik atak (tet spell) sırasında oskültasyon bulgularında meydana gelmesi beklenen en karakteristik değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sol üst sternal sınırda duyulan sistolik ejeksiyon üfürümünün şiddetinin azalması

Cevap

Siyanotik kriz sırasında pulmoner darlıktan kaynaklanan sistolik ejeksiyon üfürümünün şiddetinin azalması
Fallot tetralojisinde duyulan tipik üfürüm, pulmoner artere giden kanın RVOT seviyesindeki darlıktan geçerken oluşturduğu sistolik ejeksiyon üfürümüdür. Hipersiyanotik kriz (tet spell) sırasında, ya infundibuler spazm nedeniyle sağ ventrikül çıkım yolu darlığı artar ya da sistemik vasküler direnç düşerek kanın aortaya (sağdan sola şant) kaçışı kolaylaşır. Her iki durumda da pulmoner kapaktan geçen kan hacmi azalır. Akım azaldığı için darlığın oluşturduğu üfürümün şiddeti azalır veya üfürüm tamamen kaybolur. Bu durum krizin derinleştiğinin önemli bir fizik muayene işaretidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu ve tanısını analiz et.
Hasta Fallot tetralojisi tanılı olup siyanotik kriz (tet spell) geçirmektedir.
Siyanotik kriz, sağ ventrikül çıkım yolu obstrüksiyonunun (RVOT) dinamik olarak artması veya sistemik vasküler direncin (SVR) düşmesi sonucu sağdan sola şantın artmasıdır.
2
Hastalıkta duyulan üfürümün kaynağını belirle.
Duyulan üfürüm, pulmoner kapak üzerindeki darlıktan (pulmoner stenoz) kaynaklanan sistolik ejeksiyon üfürümüdür.
VSD geniş olduğu için sol-sağ veya sağ-sol geçişleri genellikle sessizdir; asıl ses RVOT'taki darlıktan gelir.
3
Kriz sırasında hemodinamik değişikliklerin üfürüme etkisini değerlendir.
RVOT darlığı arttıkça akciğerlere giden kan miktarı azalır.
Üfürümün şiddeti, dar olan kapaktan geçen kan hacmi ile doğru orantılıdır. Kan akımı azaldığı için üfürüm yumuşar veya tamamen kaybolur.

Anahtar Kavram

Fallot tetralojisinde duyulan üfürümün şiddeti, pulmoner kan akımı ile doğru orantılıdır; siyanotik krizde akciğer kan akımı azaldığı için üfürüm şiddeti azalır.
Soru 70Soru →

22 aylık bir erkek bebek, rutin çocuk sağlığı izlemi sırasında değerlendiriliyor. Bebeğin beslenmesi iyi, kilo alımı yaşına göre normal sınırlarda ve herhangi bir aktif şikayeti bulunmuyor. Yapılan fizik muayenesinde, sol sternal kenar alt uçta (44. interkostal aralık) en iyi duyulan, 3/63/6 şiddetinde, tüm sistol boyunca devam eden (pansistolik) sert bir üfürüm saptanıyor. Diğer sistem muayeneleri doğal olan bu bebekte en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ventriküler septal defekt (VSD)

Cevap

En olası tanı, pansistolik üfürümün yeri ve karakterine bağlı olarak ventriküler septal defekttir (VSD).
VSD, en sık görülen doğumsal kalp hastalığıdır. Ventriküler septal defektte, sol ventrikülden sağ ventriküle olan geçiş (şant) tüm sistol boyunca sürdüğü için üfürüm pansistolik karakterdedir. Bu üfürüm en şiddetli sol sternal kenarın alt kısmında (mezokardiyak odak) duyulur. Hastanın asemptomatik olması ve üfürümün şiddetli saptanması genellikle küçük bir VSD (Maladie de Roger) lehinedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik durumu değerlendir
Bebek asemptomatik, büyüme-gelişmesi normal (küçük bir defekt düşündürür).
Büyük şantlı hastalıklarda genellikle kalp yetersizliği bulguları (terleme, yorulma, tartı alamama) beklenir.
2
Üfürümün lokalizasyonunu ve zamanlamasını analiz et
Sol sternal kenar alt uç (mezokardiyak odak) ve pansistolik zamanlama.
Bu lokasyon ve karakter ventriküler septumdaki bir kaçağı (şantı) işaret eder.
3
Ayırıcı tanı yap
Pansistolik karakterdeki üfürüm VSD, triküspit yetersizliği veya mitral yetersizliği olabilir; ancak çocukluk çağındaki en sık neden VSD'dir.
Diğer soldan sağa şantlı hastalıklarda (ASD, PDA) üfürüm lokasyonları ve karakterleri farklıdır.

Anahtar Kavram

VSD'de pansistolik üfürüm en iyi sol sternal kenar alt uçta duyulur.

Daha Fazla Pratik

VSD'de defekt büyüdükçe üfürüm şiddetinin azalabileceğini (basınçların eşitlenmesi nedeniyle) unutmayın.
Tahmini Süre:45s
Soru 71Soru →

Boy kısalığı, hipertelorizm, ptozis ve düşük kulak yapısı nedeniyle takip edilen 55 yaşındaki bir erkek çocuğun rutin kardiyolojik kontrolünde; sol üst sternal sınırda 3/63/6 şiddetinde sert sistolik ejeksiyon üfürümü saptanıyor. Dinlemekle pulmoner ejeksiyon kliği duyulmuyor ve üfürümün şiddeti respiratuar siklusla belirgin bir değişkenlik göstermiyor. Ekokardiyografik incelemede pulmoner kapakların oldukça kalın olduğu ve sistolde 'doming' (kubbeleşme) yapmadığı görülüyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Displastik pulmoner kapak darlığı

Cevap

Displastik pulmoner kapak darlığı
Noonan sendromlu hastaların yaklaşık %5050-8080'inde kardiyak tutulum görülür ve en sık saptanan lezyon pulmoner darlıktır. Bu hastalardaki pulmoner darlık genellikle displastik kapak yapısına bağlıdır. Displastik kapaklar; kalınlaşmış, miksomatöz ve hareketi kısıtlı kapakçıklardır. Klasik valvüler darlığın aksine, displastik kapaklarda sistolik doming (kubbeleşme) görülmez ve bu durumun fizik muayenedeki karşılığı pulmoner ejeksiyon kliği duyulmamasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik fenotipin değerlendirilmesi
Noonan sendromu ön tanısı
Düşük kulak, ptozis, hipertelorizm ve boy kısalığı birlikteliği Noonan sendromu için tipik bir sunumdur.
2
Kardiyak fizik muayene bulgularının analizi
Pulmoner darlık varlığı ve tipinin belirlenmesi
Sol üst sternal sınırdaki sistolik ejeksiyon üfürümü pulmoner darlığı gösterir; ancak ejeksiyon kliği duyulmaması kapak yapısının displastik olduğunu düşündürür.
3
Ekokardiyografi bulguları ile tanının kesinleştirilmesi
Displastik pulmoner kapak tanısı
Kapakların kalın olması ve doming (kubbeleşme) yapmaması, klasik valvüler pulmoner darlıktan ayıran en önemli patolojik özelliktir.

Anahtar Kavram

Noonan sendromu ve displastik pulmoner kapak darlığı arasındaki ilişki ile bu durumun ejeksiyon kliği eksikliği gibi karakteristik fizik muayene bulguları.

Alternatif Yöntem

Noonan sendromu-Turner sendromu karşılaştırması yaparak ilerlemek: Turner'da sol taraflı lezyonlar (Aort koarktasyonu), Noonan'da ise sağ taraflı lezyonlar (Pulmoner darlık) ve HOCM baskındır.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 72Soru →

Doğum sonrası 22. günde sorunsuz taburcu edilen 44 günlük bir erkek bebek; beslenememe, solunum güçlüğü ve uyuklama şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenede letarjik görünümde, aksiller ateş 36.2∘C36.2^\circ\text{C}, kalp tepe atımı 175/dakika175/\text{dakika}, solunum sayısı 70/dakika70/\text{dakika} saptanıyor. Kapiller dolum zamanı 55 saniye olup, hem üst hem de alt ekstremitelerde nabızlar filiform (çok zayıf) hissediliyor. Preduktal ve postduktal oksijen satürasyonları arasında fark bulunmayan (her ikisi de %88−%90\%88-\%90 seviyesinde) bebekte, karaciğer kosta altında 3 cm3\text{ cm} palpabl bulunuyor. Dinlemekle sağ üst sternal sınırda 1/61/6 şiddetinde kısa sistolik bir üfürüm ve belirgin S3S_3 galo ritmi duyuluyor. Akciğer grafisinde kardiyomegali ve belirgin pulmoner venöz gölgelenme artışı izleniyor.

Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kritik aort darlığı

Cevap

Kritik aort darlığı
Kritik aort darlığı, yenidoğan döneminde duktus arteriozusun kapanmasıyla birlikte sistemik perfüzyonun aniden kesilmesi sonucu ağır şok tablosuyla (letarji, filiform nabızlar, uzamış kapiller dolum) başvurur. Sağ üst sternal sınırda (aort odağı) duyulan sistolik üfürüm, tıkanıklığın valvüler seviyede olduğunu kanıtlar. Pulmoner venöz dolgunluk ve hepatomegali, sol ventrikül diyastol sonu basıncının artmasına bağlı gelişen retrograd yetmezlik bulgularıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun zamanlamasını değerlendir
44. günde şok tablosu
Duktus arteriozusun kapanmaya başladığı süreçte duktusa bağımlı sistemik dolaşımı olan lezyonlar (kritik sol çıkış yolu darlıkları) dekompanze olur.
2
Nabız özelliklerini analiz et
Tüm ekstremitelerde eşit derecede filiform nabızlar
Obstrüksiyonun arkus dallarından önce (valvüler aort seviyesinde) olduğunu veya tüm sistemik akımın ileri derecede azaldığını gösterir. Koarktasyonda nabız farkı beklenirdi.
3
Akciğer grafisi ve fizik muayene bulgularını birleştir
Pulmoner venöz dolgunluk, hepatomegali ve S3S_3 galo ritmi
Bu bulgular sol kalp yetmezliği ve pulmoner ödemi işaret eder. Sağ kalp obstrüksiyonlarında (pulmoner darlık gibi) akciğerler oligemiktir.
4
Üfürüm odağını belirle
Sağ üst sternal sınırda sistolik üfürüm
Aort kapağı lokalizasyonuna uyan bu üfürüm, hipoplastik sol kalp sendromu gibi kapağın hiç gelişmediği durumlardan ziyade mevcut ama ileri derecede dar bir kapağı (kritik aort darlığı) destekler.

Anahtar Kavram

Neonatal dönemde duktus kapanmasıyla (3-5. günler) ortaya çıkan şok tablosu, 'duktusa bağımlı sistemik dolaşım' gösteren kritik sol kalp tıkanıklıklarını (kritik AS, koarktasyon, HSKS) akla getirmelidir.

Daha Fazla Pratik

Yenidoğan döneminde şok ile gelen bir bebekte nabız farkı aranması ve PGE1 infüzyonunun hayat kurtarıcı etkisi mutlaka hatırlanmalıdır.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 73Soru →

55 yaşında bir kız çocuk, kreş kaydı öncesi yapılan rutin fizik muayenesinde kalp üfürümü saptanması üzerine pediatrik kardiyoloji polikliniğine sevk ediliyor. Çocuğun efor kapasitesinin normal olduğu ve büyüme-gelişme basamaklarının yaşıyla uyumlu seyrettiği öğreniliyor. Fizik muayenede kan basıncı 105/65105/65 mmHg, kalp hızı 9292/dakika saptanıyor. Dinlemekle prekordiyumda sol üst sternal kenarda 2/62/6 şiddetinde mezosistolik ejeksiyon üfürümü duyuluyor. İkinci kalp sesinin (S2S_2) hem inspirasyonda hem de ekspirasyonda sabit ve geniş çiftleştiği (fixed splitting) not ediliyor. Elektrokardiyografisinde (EKG) sağ aks sapması ve V1V_1 derivasyonunda rsR′rsR' paterni izleniyor. Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Atrial septal defekt (ASDASD)

Cevap

Sunulan klinik tablo (asemptomatik çocuk, sol üst sternal kenarda mezosistolik üfürüm, sabit ve geniş S2S_2 çiftleşmesi, EKG'de sağ aks ve rsR′rsR' paterni) atrial septal defekt (ASDASD) ile tam uyumludur.
Atrial septal defektte (ASD), soldan sağa şant nedeniyle sağ ventrikül hacim yüklenmesi gelişir. Bu durum, pulmoner kapaktan geçen kan miktarını artırarak sol üst sternal kenarda mezosistolik bir üfürüme neden olur. En spesifik bulgu olan sabit ve geniş S2S_2 çiftleşmesi, sağ ventrikülün sistol sonu hacminin solunum fazlarından etkilenmeksizin yüksek kalması ve P2P_2'nin hep geç duyulması sonucudur. EKG'deki V1V_1'de rsR′rsR' paterni de sağ ventrikül hacim artışının tipik bir göstergesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Üfürümün karakterini ve yerini değerlendir.
Sol üst sternal kenardaki mezosistolik ejeksiyon üfürümü, pulmoner kapaktan geçen kan akımının artmasına bağlıdır (rölatif pulmoner stenoz).
ASD'de soldan sağa şant sonucu sağ ventrikül ve pulmoner artere giden hacim artar.
2
İkinci kalp sesini (S2S_2) analiz et.
Sabit ve geniş S2S_2 çiftleşmesi saptanmıştır.
ASD'de atriyumlar arası sürekli geçiş nedeniyle sağ ventrikülün dolumu inspirasyon ve ekspirasyonda dengelenir, bu da P2P_2'nin gecikmesinin solunum fazlarından bağımsız olmasına yol açar.
3
EKG bulgularını yorumla.
Sağ aks sapması ve V1V_1'de rsR′rsR' paterni (inkomplet sağ dal bloğu) sağ ventrikül hacim yüklenmesini gösterir.
Bu bulgular özellikle ostium secundum tipi ASD'de sık görülür.

Anahtar Kavram

Atrial septal defektin (ASD) en karakteristik fizik muayene bulgusu ikinci kalp sesinin sabit ve geniş çiftleşmesidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 74Soru →

55 yaşındaki bir kız çocuk, yaşıtlarına göre fiziksel aktiviteler sırasında daha çabuk yorulma ve sık tekrarlayan alt solunum yolu enfeksiyonu öyküsü ile getirilmiştir. Fizik muayenesinde; kan basıncı 95/6095/60 mmHg, kalp hızı 105105/dakika saptanıyor. Dinlemekle sol üst sternal sınırda 2/62/6 şiddetinde sistolik ejeksiyon üfürümü, ikinci kalp sesinde (S2S_2) geniş ve sabit çiftleşme ile sol alt sternal sınırda (triküspit odak) kısa, düşük frekanslı bir mezodiyastolik rulman duyuluyor. EKG'de sağ aks deviasyonu ve sağ ventrikül hipertrofisi bulguları izleniyor.

Bu hastada triküspit odakta duyulan mezodiyastolik rulman, aşağıdakilerden hangisinin en olası göstergesidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Triküspit kapak üzerinden geçen kan akımının arttığının (Qp/Qs≥2:1Qp/Qs \geq 2:1)

Cevap

Triküspit kapak üzerinden geçen kan akımının arttığının (Qp/Qs≥2:1Qp/Qs \geq 2:1)
Vakadaki geniş ve sabit S2S_2 çiftleşmesi ile sağ kalp yüklenmesi bulguları ASD tanısını doğrular. ASD'de triküspit odakta duyulan mezodiyastolik rulman, sol atriumdan sağ atriuma geçen şant miktarının çok fazla olduğunu ve triküspit kapak üzerinden geçen kanın rölatif bir darlık oluşturduğunu gösterir. Bu durum genellikle Qp/QsQp/Qs oranının 2:12:1 veya daha fazla olduğu geniş şantlarda görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Hastada saptanan 'geniş ve sabit S2S_2 çiftleşmesi' ile 'pulmoner odakta sistolik ejeksiyon üfürümü' tipik olarak Atrial Septal Defekt (ASD) tanısını düşündürür.
ASD'de sağ ventrikül doluşu hem vena cavalardan hem de sol atriumdan gelen kanla arttığı için pulmoner kapak kapanması gecikir ve solunumla değişmeyen sabit çiftleşme oluşur.
2
Diyastolik üfürümün (rulman) lokasyonunu değerlendirme
Üfürümün sol alt sternal sınırda (triküspit odak) duyulması, sağ atrioventriküler kapak geçişiyle ilgili olduğunu gösterir.
ASD'de şant kanı sağ atriumda toplandığı için triküspit kapaktan geçen kan miktarı artar.
3
Hemodinamik çıkarım yapma
Triküspit odakta duyulan mezodiyastolik rulman, rölatif (fonksiyonel) triküspit darlığını ve şant miktarının oldukça yüksek (Qp/Qs>2:1Qp/Qs > 2:1) olduğunu gösterir.
Büyük şantlarda kapak anatomik olarak normal olsa bile, geçen volüm kapağın kapasitesini aştığı için türbülans ve üfürüm oluşur.

Anahtar Kavram

Atrial septal defektte (ASD) triküspit odakta duyulan mezodiyastolik üfürüm, pulmoner/sistemik akım oranının (Qp/QsQp/Qs) 2:12:1 veya üzerinde olduğunu gösteren önemli bir klinik belirteçtir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 75Soru →

1010 yaşında bir çocuk, dilate kardiyomiyopatiye sekonder kronik kalp yetersizliği nedeniyle enalapril (0.3 mg/kg/gu¨n0.3 \text{ mg/kg/gün}), karvedilol (0.4 mg/kg/gu¨n0.4 \text{ mg/kg/gün}) ve spironolakton (2 mg/kg/gu¨n2 \text{ mg/kg/gün}) tedavileri altındadır. Hastanın takiplerinde klinik olarak Ross Sınıf III (modifiye NYHA Sınıf III) bulgularının devam etmesi üzerine, anjiyotensin reseptör-neprilisin inhibitörü (ARNI) olan sakubitril/valsartan tedavisine geçilmesi planlanmaktadır.

Bu tedavi değişikliği sırasında, ölümcül olabilen anjiyoödem riskini en aza indirmek amacıyla uygulanması gereken en kritik farmakolojik strateji aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Enalaprilin son dozundan sonra en az 3636 saatlik bir yıkanma (washout) süresi bırakılmalıdır.

Cevap

Enalaprilin son dozundan sonra en az 3636 saatlik bir yıkanma (washout) süresi bırakılması
Bradikinin hem ACE hem de neprilisin enzimleri tarafından parçalanır. ARNI (sakubitril/valsartan) içinde bulunan sakubitril neprilisini inhibe eder. Eğer hasta halihazırda bir ACE inhibitörü (enalapril gibi) kullanıyorsa ve bekleme süresi olmaksızın ARNI'ye geçilirse, bradikinin her iki yolun da kapanması nedeniyle hızla birikir ve potansiyel olarak ölümcül anjiyoödeme yol açar. Bu riski önlemek için en az 3636 saatlik bir yıkanma süresi bırakılması kılavuzlarda kesin bir kural olarak yer alır.

Adım Adım Çözüm

1
Mevcut ACE inhibitörü (Enalapril) tedavisinin sonlandırılması.
İlacın plazma konsantrasyonunun düşmeye başlaması sağlanır.
ACE ve neprilisin enzimlerinin eş zamanlı inhibisyonu bradikinin birikimine neden olur.
2
3636 saatlik bekleme süresinin (washout) uygulanması.
ACE enzim aktivitesinin normale dönmesi ve bradikinin dengesinin sağlanması için zaman tanınır.
Anjiyoödem riskini azaltmak için bu süre kritiktir.
3
Düşük doz sakubitril/valsartan (ARNI) tedavisine başlanması.
Yeni mekanizma üzerinden (neprilisin inhibisyonu + ARB) kalp yetersizliği tedavisi devam ettirilir.
Tedavi geçişinin güvenli bir şekilde tamamlanması hedeflenir.

Anahtar Kavram

ACE inhibitörlerinden ARNI tedavisine geçişte 36 saatlik washout zorunluluğu
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 76Soru →

1414 yaşında bir erkek çocuk, dilate kardiyomiyopati tanısıyla izlenmektedir. Mevcut tedavisi enalapril (1010 mg, 2×12 \times 1), karvedilol (12,512,5 mg, 2×12 \times 1) ve spironolakton (2525 mg, 1×11 \times 1) şeklindedir. Hastanın poliklinik kontrolünde fizik muayenesinde; kalp hızı 6868/dakika (sinüs ritmi), kan basıncı 105/65105/65 mmHg, takipne (3030/dakika), S3 galo ve karaciğer kot altında 33 cm palpe ediliyor. Ekokardiyografide sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu (EF) %25\%25 olarak ölçülüyor. Laboratuvar incelemesinde eGFR 7575 mL/dak/1,731,73 m² ve potasyum 4,64,6 mEq/L saptanıyor. NYHA Sınıf III bulguları olan bu hastanın mevcut tedavisine aşağıdakilerden hangisinin eklenmesi, kalp yetersizliğine bağlı hastaneye yatış ve kardiyovasküler ölüm riskini azaltmada en uygundur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dapagliflozin

Cevap

Düşük ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetersizliği (HFrEF) olan ve standart üçlü tedaviye (ACE inhibitörü, Beta-bloker, Mineralokortikoid reseptör antagonisti) rağmen semptomatik seyreden hastalarda Dapagliflozin (SGLT2 inhibitörü) eklenmesi en uygun adımdır.
Dapagliflozin gibi SGLT2 inhibitörleri, kalp yetersizliği tedavisinde çığır açan bir gelişmedir. Bu ilaçlar ozmotik diürez, natriürez ve kalp metabolizması üzerindeki olumlu etkileri aracılığıyla, standart tedaviye rağmen semptomatik olan düşük EF'li hastalarda kardiyovasküler ölümü ve kalp yetersizliği nedeniyle hastaneye yatışları azaltmaktadır. Hastanın eGFR düzeyinin 25−3025-30 mL/dak/1,731,73 m² üzerinde olması bu tedavi için uygundur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik durumun değerlendirilmesi
Hasta düşük EF (%25), NYHA Sınıf III semptomlar ve konjesyon bulgularına (takipne, hepatomegali) sahiptir.
Tedavi değişikliği veya eklenmesi ihtiyacını belirlemek için hastanın semptom şiddetini ve hemodinamik durumunu anlamak gerekir.
2
Mevcut tedavinin analizi
Hasta hali hazırda ACE inhibitörü (Enalapril), Beta-bloker (Karvedilol) ve MRA (Spironolakton) almaktadır.
Güncel kılavuzlar 'Dörtlü Tedavi' (ACEi/ARNI, BB, MRA, SGLT2i) rejimini önermektedir; hastada eksik olan bileşen SGLT2 inhibitörüdür.
3
Seçeneklerin kontrendikasyon ve endikasyon açısından elenmesi
Kalp hızı 68/dak olduğu için İvabradin uygun değildir. Böbrek fonksiyonları (eGFR 75) SGLT2i kullanımı için uygundur.
İvabradin genellikle kalp hızı ≥ 70/dak (veya bazı kılavuzlara göre 75) olan sinüs ritmindeki hastalarda düşünülür.
4
En etkili ajanın seçilmesi
Dapagliflozin eklenmesi kararlaştırılır.
SGLT2 inhibitörleri, diyabetten bağımsız olarak HFrEF hastalarında kardiyovasküler ölüm ve hastaneye yatış riskini belirgin şekilde azaltır.

Anahtar Kavram

HFrEF yönetiminde 'Dörtlü Tedavi' (Quadruple Therapy) prensibi ve SGLT2 inhibitörlerinin mortalite üzerindeki etkisi.

Daha Fazla Pratik

Kalp yetersizliğinde neprilisin inhibisyonunun (ARNI) NT-proBNP ve BNP düzeyleri üzerindeki farklı etkilerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 77Soru →

1111 yaşında erkek çocuk, üç hafta önce geçirdiği ateşli boğaz ağrısından sonra dizlerinde başlayan, iki gün içinde iyileşip ayak bileklerine geçen ağrı ve şişlik yakınmasıyla getiriliyor. Fizik muayenesinde ateşi 38.4∘C38.4^{\circ}C, apikal bölgede 2/62/6 dereceden pansistolik üfürüm saptanıyor. Laboratuvarda ESH: 7575 mm/saat, CRP: 4848 mg/L, ASO: 720720 IU/mL olarak bulunuyor. Ekokardiyografide hafif mitral yetersizliği izleniyor; ancak kardiyomegali veya kalp yetersizliği bulgusu saptanmıyor. Bu hastanın yönetimi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Artrit ve ağır olmayan kardit bulguları nedeniyle anti-inflamatuar tedavide ilk tercih asetilsalisilik asit olmalıdır.

Cevap

Artrit ve ağır olmayan kardit bulguları nedeniyle anti-inflamatuar tedavide ilk tercih asetilsalisilik asit olmalıdır.
Hastada Jones kriterlerine göre modifiye 2015 kriterleri uyarınca iki majör (gezici poliartrit ve kardit) ve minör kriterler mevcuttur. Geçirilmiş streptokok enfeksiyonu kanıtı (ASO yüksekliği) ile ARA tanısı konur. Kardit varlığına rağmen kalp yetersizliği veya kardiyomegali (ağır kardit bulguları) olmadığı için ilk seçenek anti-inflamatuar tedavi asetilsalisilik asittir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların Jones kriterlerine göre değerlendirilmesi
Gezici poliartrit (Majör) + Kardit (Majör) + Ateş (Minör) + Yüksek ESH/CRP (Minör) ve ASO yüksekliği (Kanıt).
Hastanın Akut Romatizmal Ateş (ARA) tanısını doğrulamak için.
2
Kardit şiddetinin belirlenmesi
Hafif mitral yetersizliği var ancak kardiyomegali veya kalp yetersizliği bulgusu yok.
Tedavi protokolünü (Salisilat vs. Steroid) belirlemek için.
3
Anti-inflamatuar ilaç seçimi
Asetilsalisilik asit (75−10075-100 mg/kg/gün) başlanması uygundur.
Ağır olmayan kardit ve artrit durumunda salisilatlar ilk tercihtir.

Anahtar Kavram

Akut Romatizmal Ateş'te anti-inflamatuar tedavi seçimi kardit şiddetine göre belirlenir; ağır olmayan kardit ve artritte salisilatlar kullanılır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 78Soru →

Tipik Down sendromu fenotipine sahip olan 55 yaşındaki bir kız çocuk, kreş muayenesinde duyulan üfürüm nedeniyle polikliniğe getiriliyor. Yapılan fizik muayenede sol üst sternal sınırda 2/62/6 şiddetinde ejeksiyon sistolik üfürüm ve ikinci kalp sesinde (S2S_2) solunum fazıyla değişmeyen belirgin bir sabit çiftleşme (fixed splitting) saptanıyor. Çekilen elektrokardiyografide (EKG) frontal düzlemde elektriksel aksın −60∘-60^\circ (sol aks sapması) olduğu ve sağ prekordiyal derivasyonlarda (V1V_1) rsR′rsR' paterninin bulunduğu görülüyor. Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ostium primum tipi atriyal septal defekt

Cevap

Ostium primum tipi atriyal septal defekt, klinik olarak ASD bulguları gösteren ancak EKG'de sol aks sapması ve Down sendromu birlikteliği ile ayırt edilen bir anomalidir.
Hastada saptanan sol üst sternal sınırdaki ejeksiyon sistolik üfürüm ve S2S_2'de sabit çiftleşme klasik bir atriyal septal defekt (ASD) tablosudur. Ancak EKG'de saptanan sol aks sapması (−60∘-60^\circ), bu tablonun en sık görülen form olan secundum tipten ziyade, Down sendromu ile de sık birliktelik gösteren ostium primum tipi ASD olduğunu kanıtlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Kardiyak oskültasyon bulgularını analiz et.
Sol üst sternal sınırda ejeksiyon sistolik üfürüm ve S2S_2'de sabit çiftleşme (fixed splitting), atriyal septal defekt (ASD) tanısını düşündürür.
Sabit çiftleşme, sağ ventrikülün doluşunun solunumdan bağımsız olarak artmış olduğunu (soldan sağa şant) gösteren patognomonik bir bulgudur.
2
Eşlik eden fenotipik özellikleri ve EKG aksını değerlendir.
Down sendromu varlığı ve EKG'de sol aks sapması (−60∘-60^\circ) saptanması.
Genel ASD vakalarında (secundum tip) sağ aks sapması beklenirken, ostium primum tipi ASD ve atriyoventriküler kanal defektlerinde iletim sistemindeki yer değişikliği nedeniyle sol aks sapması görülür.
3
Bulguları birleştirerek spesifik ASD tipini belirle.
Ostium primum tipi ASD tanısına ulaşılır.
ASD bulguları + Down sendromu + EKG'de sol aks sapması kombinasyonu ostium primum tipi için karakteristiktir.

Anahtar Kavram

Ostium primum tipi ASD'nin secundum tipten en önemli farkı, iletim sistemindeki malformasyon nedeniyle EKG'de sol aks sapması görülmesi ve Down sendromu ile güçlü birlikteliğidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 79Soru →

22 aylık bir bebek, rutin muayenede üfürüm duyulması üzerine çocuk kardiyolojisi polikliniğine sevk ediliyor. Fizik muayenesinde; hipertelorizm, basık burun kökü, aşağı yerleşimli ve posteriora dönük kulaklar ile belirgin yele boyun (webbedwebbed neckneck) saptanıyor. Kardiyak oskültasyonda sol üst sternal sınırda 3/63/6 şiddetinde sistolik ejeksiyon üfürümü duyuluyor. EKG'de sağ aks sapması ve sağ ventrikül hipertrofisi izlenen bu hastada, ekokardiyografik incelemede aşağıdakilerden hangisinin saptanma olasılığı en yüksektir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Displastik pulmoner kapak darlığı

Cevap

Displastik pulmoner kapak darlığı
Noonan sendromu, karakteristik yüz görünümü ve iskelet anomalileriyle seyreden bir tablodur. Bu sendromda en sık saptanan kardiyak anomali pulmoner darlıktır ve kapak genellikle displastik özelliktedir. Sorudaki üfürüm odağı (sol üst sternal sınır) ve EKG bulguları (sağ ventrikül hipertrofisi) pulmoner darlık ile tam uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Hastadaki hipertelorizm, düşük yerleşimli kulaklar ve yele boyun varlığı Noonan sendromunu düşündürür.
Noonan sendromu, otozomal dominant geçişli, hem erkek hem kız çocuklarını etkileyen bir RASopati tablosudur.
2
Kardiyak bulguların sendromla ilişkilendirilmesi
Noonan sendromunda en sık eşlik eden kardiyak patoloji pulmoner darlıktır (%50-60).
Darlık genellikle kalsifik olmayan, kalın ve displastik bir pulmoner kapak yapısından kaynaklanır.
3
Fizik muayene ve EKG bulgularının konfirme edilmesi
Sol üst sternal sınırdaki üfürüm ve sağ ventrikül hipertrofisi bulguları pulmoner stenoz tanısını destekler.
Sağ ventrikül çıkış yolu obstrüksiyonları sağ ventrikül iş yükünü artırarak hipertrofiye ve sağ aks sapmasına yol açar.

Anahtar Kavram

Noonan sendromu ve displastik pulmoner darlık ilişkisi

Daha Fazla Pratik

Noonan sendromunda pulmoner darlıktan sonra en sık görülen ikinci kardiyak patoloji olan hipertrofik kardiyomiyopatiyi inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 80Soru →

1212 yaşında bir kız çocuk, geçirilmiş viral üst solunum yolu enfeksiyonu sonrası gelişen ilerleyici nefes darlığı, çabuk yorulma ve ortopne (yatar pozisyonda nefes darlığı) şikayetleriyle acil servise getirilmiştir. Fizik muayenesinde kan basıncı 85/5085/50 mmHg, kalp hızı 135135/dakika, solunum sayısı 3434/dakika saptanmıştır. Dinlemekle S3S_3 galo ritmi ve akciğer bazallerinde ince raller duyulmaktadır. Ekokardiyografide sol ventrikülün dilate olduğu ve ejeksiyon fraksiyonunun (EF) %25\%25’e düştüğü görülmüştür. Bu hastada miyokardiyal kontraktiliteyi artırırken aynı zamanda sistemik ve pulmoner vasküler direnci azaltan (inodilatör etki) intravenöz infüzyon şeklinde başlanması en uygun olan ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milrinon

Cevap

Milrinon (Fosfodiesteraz-3 inhibitörü)
Milrinon, hücre içindeki cAMP'yi yıkan fosfodiesteraz-3 (PDE3) enzimini inhibe ederek miyokardda ve damar düz kaslarında cAMP düzeylerini artırır. Miyokardda artan cAMP kalsiyum girişini artırarak pozitif inotropik etki yaratırken; damar düz kaslarında gevşemeye (vazodilatasyon) yol açar. Bu birleşik etki 'inodilatör' etki olarak tanımlanır ve düşük ejeksiyon fraksiyonlu akut kalp yetersizliği yönetiminde, özellikle sistemik vasküler direncin yüksek olduğu durumlarda miyokardın iş yükünü azaltarak kalp debisini artırdığı için tercih edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu analiz et.
Viral prodrom sonrası gelişen dispne, S3S_3 galo ritmi, raller ve düşük EF (%25), akut miyokardit veya dilate kardiyomiyopatiye bağlı akut dekompanse kalp yetersizliğini işaret eder.
Doğru tedavi seçimi için öncelikle fizyopatolojik mekanizmanın (pompa yetersizliği ve artmış sistemik direnç) anlaşılması gerekir.
2
Gerekli farmakolojik etkiyi belirle.
Hem kalp debisini artıracak (pozitif inotropi) hem de kalbin önündeki yükü (art yük) azaltacak (vazodilatasyon) bir ajan gereklidir.
Sol ventrikül fonksiyonu ileri derecede düşük olan hastalarda, inotropik destek verilirken vasküler direncin düşürülmesi (inodilatasyon) kalp iş yükünü azaltır.
3
Tanımlanan etki mekanizmasına uyan ilacı seç.
Fosfodiesteraz-3 (PDE3) inhibitörü olan Milrinon, hücre içi cAMP düzeylerini artırarak bu çift etkiyi (inodilatasyon) sağlar.
Milrinon, beta-reseptörlerden bağımsız çalıştığı için beta-bloker kullanan hastalarda da etkilidir ve pulmoner vasküler direnci de azaltarak sağ ventrikül yükünü de hafifletir.

Anahtar Kavram

İnodilatör Etki ve PDE3 İnhibisyonu

Daha Fazla Pratik

Miyokardit ve Dilate Kardiyomiyopatide ilaç seçimlerinin yanı sıra, EKG'deki düşük voltaj bulgularını ve Telekardiyografideki kardiyomegali tipini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 4 / 16Sonraki
Kardiyoloji Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 4 | Examkin