Kardiyoloji

309 soru

Soru 41Soru

Akciğer grafisinde 'tahta pabuç' (boot-shaped heart) görünümü saptanan ve sternumun sol üst kenarında duyulan sistolik ejeksiyon üfürümü siyanotik ataklar (spell) sırasında şiddeti azalarak kaybolan 1818 aylık bir çocukta, diz-göğüs (çömelme) pozisyonunun siyanozu düzeltmedeki temel fizyolojik mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sistemik vasküler direnci artırarak sağdan sola şant miktarını azaltmak

Cevap

Diz-göğüs pozisyonunun temel etkisi sistemik vasküler direnci artırarak sağdan sola şantı azaltmasıdır.
Sistemik vasküler direnci artırarak sağdan sola şant miktarını azaltmak seçeneği doğrudur çünkü diz-göğüs pozisyonu femoral arterleri bükerek sistemik direnci yükseltir. Fallot tetralojisi gibi geniş VSD ve RVOT obstrüksiyonu olan hastalıklarda, artan sistemik direnç kanın aortaya kaçmasını (sağ-sol şant) zorlaştırır ve kanı pulmoner artere doğru 'iter', böylece akciğerlerin kanlanması ve arteriyel oksijen saturasyonu artar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik bulgularından altta yatan patolojiyi tanımlama
Tahta pabuç kalbi ve spell sırasında kaybolan üfürüm Fallot Tetralojisi'ni (TOF) işaret eder.
TOF'ta üfürümün nedeni olan sağ ventrikül çıkım yolu (RVOT) darlığı, siyanotik kriz sırasında tam tıkanmaya yakın hale geldiği için üfürümün şiddeti azalır veya kaybolur.
2
Uygulanan fiziksel manevranın fizyolojik etkisini analiz etme
Diz-göğüs (knee-chest) pozisyonu, alt ekstremitelerdeki büyük arterleri kıvırarak (kinking) sistemik vasküler direnci (SVR) artırır.
Bu pozisyon femoral arterlerdeki direnci mekanik olarak yükseltir.
3
Sistemik vasküler direnç artışının şant üzerindeki etkisini değerlendirme
Artan SVR, VSD üzerinden sağdan sola geçen kan akımını engeller ve kanı pulmoner sirkülasyona yönlendirir.
Sağdan sola şant miktarını belirleyen en önemli faktör, pulmoner direnç ile sistemik direnç arasındaki orandır. SVR arttığında şant azalır ve oksijenasyon düzelir.

Anahtar Kavram

Siyanotik kriz (Tet spell) sırasında uygulanan manevralar, sistemik vasküler direnci artırarak pulmoner kan akımını maksimize etmeyi amaçlar.

Daha Fazla Pratik

Siyanotik kriz yönetiminde kullanılan ilaçların (morfin, fenilefrin) mekanizmalarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 42Soru

Çocuk kardiyoloji polikliniğine nefes darlığı ve çarpıntı şikayetleriyle getirilen 12 yaşındaki kız çocuğunun fizik muayenesinde; gövdesinde soluk pembe renkli, ortası soluk, sınırları belirgin ve kaşıntısız maküler döküntüler saptanıyor. Anamnezinden son bir aydır birden fazla ekleminde gezici karakterde olmayan, ancak günlük aktivitelerini kısıtlayacak düzeyde şiddetli seyreden eklem ağrıları çektiği öğreniliyor. Kardiyak oskültasyonda apekste duyulan ve sol koltuk altına yayılan 3/6 şiddetinde üfürüm tespit ediliyor. Laboratuvar incelemelerinde ASO titresi 950 IU/mL, CRP 52 mg/L ve sedimentasyon hızı 85 mm/saat olarak ölçülüyor.

Bu hastanın tanısı, klinik bulguları ve uzun dönem yönetimiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekokardiyografide kalıcı kapak hasarı (sekeli) saptanması durumunda, sekonder profilaksinin son ataktan itibaren en az 10 yıl veya hasta 40 yaşına gelene kadar (hangisi daha uzunsa) sürdürülmesi gerekir.

Cevap

Ekokardiyografide kalıcı kapak hasarı (sekeli) saptanması durumunda, sekonder profilaksinin son ataktan itibaren en az 10 yıl veya hasta 40 yaşına gelene kadar (hangisi daha uzunsa) sürdürülmesi gerekir.
Bu hastada kardit (mitral yetersizliği üfürümü), eritema marginatum (kaşıntısız, ortası soluk maküler döküntü) ve poliartralji bulguları ile birlikte geçirilmiş streptokok enfeksiyonu kanıtı (yüksek ASO) bulunmaktadır. Bu tablo modifiye Jones kriterlerine göre Akut Romatizmal Ateş (ARA) tanısı koydurur. ARA tedavisinde, kardit sekeli (kalıcı kapak hasarı) olan hastalarda sekonder profilaksi; son ataktan itibaren en az 10 yıl veya hasta 40 yaşına gelene kadar (hangisi daha uzunsa) sürdürülmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının sentezlenmesi
Gövdede kaşıntısız ortası soluk döküntü (Eritema marginatum), eklem ağrıları (Poliartralji), apekste sistolik üfürüm (Kardit), yüksek APR'ler ve yüksek ASO titresi saptanmıştır.
Yüksek riskli popülasyonlarda modifiye Jones kriterlerine göre 2 majör (Kardit, Eritema marginatum) ve majör kabul edilebilen poliartralji bulguları ile Akut Romatizmal Ateş (ARA) tanısının doğrulanması.
2
Olası komplikasyonların ve ayırıcı tanıların dışlanması
Üfürümün karakterinin PDA ile, döküntünün kızamık ile, olası böbrek komplikasyonunun C3 yüksekliği ile ve hipoksik nöbetlerin Fallot tetralojisi ile uyumsuz olduğunun belirlenmesi.
Yanlış seçeneklerdeki hastalık tablolarının mevcut patoloji ile fizyolojik olarak bağdaşmadığının kanıtlanması.
3
Uzun dönem tedavi yaklaşımının (Profilaksi) belirlenmesi
Kalıcı kapak hasarı (sekeli) olan kardit tablosunda, sekonder benzatin penisilin profilaksisinin son ataktan itibaren 10 yıl veya hasta 40 yaşına gelene kadar sürdürülmesi gerektiği tespit edilmiştir.
Romatizmal kalp hastalığında streptokok rekürrenslerini ve kapağın daha da bozulmasını önlemek için standart güncel kılavuz yaklaşımının uygulanması.

Anahtar Kavram

Akut Romatizmal Ateş (ARA) tanısı ve kardit sekeli varlığında sekonder profilaksi süresinin belirlenmesi
Soru 43Soru

8 aylık bir kız bebek, büyüme geriliği ve sık tekrarlayan akciğer enfeksiyonları nedeniyle çocuk polikliniğine getirilmiştir. Fizik muayenesinde nabızların sıçrayıcı karakterde olduğu, nabız basıncının genişlediği (90/45 mmHg90/45\text{ mmHg}) ve prekordiyumun hiperdinamik olduğu saptanmıştır. Oskültasyonda sol subklaviküler bölgede en iyi duyulan, ikinci kalp sesini (S2S2) içine alan ve tüm diyastol boyunca devam eden sert, makine benzeri (sistolo-diyastolik) bir üfürüm duyulmaktadır. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Patent duktus arteriozus

Cevap

Patent duktus arteriozus
Patent Duktus Arteriozus (PDA) varlığında, aortadaki basınç hem sistol hem de diyastol boyunca pulmoner arterden daha yüksek olduğu için akım süreklidir. Bu durum sol subklaviküler bölgede en iyi duyulan, 'makine benzeri' olarak tanımlanan sistolo-diyastolik bir üfürüme neden olur. Ayrıca diyastolde aortadan pulmoner artere kan kaçışı (diyastolik runoff), diyastolik kan basıncını düşürerek nabız basıncının genişlemesine ve sıçrayıcı nabızlara yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların ve hemodinamik verilerin değerlendirilmesi
Büyüme geriliği, sık enfeksiyon ve 90/45 mmHg90/45\text{ mmHg} değerindeki geniş nabız basıncı (45 mmHg45\text{ mmHg} fark) hiperdinamik bir dolaşımı işaret eder.
Büyük soldan sağa şantlarda diyastolik kaçış nedeniyle nabız basıncı genişler.
2
Oskültasyon bulgularının analizi
Sol subklaviküler bölgede duyulan, S2S2'yi örten ve diyastol sonuna kadar süren makine benzeri (Gibson üfürümü) üfürüm saptanmıştır.
Duktus arteriozus hem sistol hem de diyastol boyunca aort ve pulmoner arter arasındaki basınç farkı nedeniyle akıma izin verir.
3
Ayırıcı tanı ve kesinleştirme
Bulgular Patent Duktus Arteriozus (PDA) ile tam uyumludur.
Lokalizasyon ve devamlılık PDA için patognomoniktir.

Anahtar Kavram

Patent Duktus Arteriozus (PDA) üfürüm özellikleri ve geniş nabız basıncı ilişkisi.

Alternatif Yöntem

Vaka sorularında 'geniş nabız basıncı' ve 'devamlı (continuous) üfürüm' ikilisi görüldüğünde öncelikle PDA akla gelmelidir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 44Soru

66 saatlik bir yenidoğan, miyadında normal doğum sonrası gelişen belirgin santral siyanoz nedeniyle yenidoğan yoğun bakım ünitesine alınıyor. Fizik muayenesinde oskültasyonda S2S_2 tek ve şiddetli olarak duyulurken, belirgin bir üfürüm saptanmıyor. Telekardiyografide mediastenin dar olduğu ve akciğer kanlanmasının arttığı görülüyor. Ekokardiyografide aortanın sağ ventrikülden, pulmoner arterin ise sol ventrikülden çıktığı (ventrikülo-arteriyel uyumsuzluk) saptanıyor. Prostaglandin E1E_1 (PGE1PGE_1) tedavisine başlanmasına rağmen arteriyel oksijen satürasyonu %60\% 60'ın altında seyretmeye devam eden bu hastada, stabilizasyon amacıyla yapılması gereken en uygun girişim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Balon atriyal septostomi (Rashkind prosedürü)

Cevap

Balon atriyal septostomi (Rashkind prosedürü), Büyük Arter Transpozisyonu olan ve karışımın yetersiz olduğu yenidoğanlarda stabilizasyon için yapılması gereken en uygun girişimdir.
Büyük Arter Transpozisyonu (BAT), sistemik ve pulmoner dolaşımların birbirine paralel olduğu bir tablodur. Yaşam, foramen ovale ve duktus arteriosus gibi bölgelerdeki karışımlara bağlıdır. Prostaglandin E1E_1 tedavisine rağmen hastanın satürasyonu %60\% 60'ın üzerine çıkmıyorsa, bu durum karışımın (mixing) kritik düzeyde yetersiz olduğunu gösterir. Bu aşamada, atriyal seviyedeki açıklığı balon yardımıyla genişleten Rashkind prosedürü (Balon Atriyal Septostomi), en uygun ve acil yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguları değerlendirerek ön tanı koyun.
Yenidoğanda ilk saatlerde gelişen siyanoz, tek S2S_2, dar mediyasten ve artmış akciğer vaskülaritesi Büyük Arter Transpozisyonu'na (BAT) işaret eder.
BAT, yaşamın ilk gününde en sık görülen siyanotik kalp hastalığıdır ve paralel dolaşım nedeniyle yaşam için karışım (mixing) zorunludur.
2
Mevcut tedavinin yeterliliğini kontrol edin.
PGE1PGE_1 infüzyonuna rağmen satürasyonun %60\% 60'ın altında kalması, duktus üzerinden sağlanan karışımın yetersiz olduğunu gösterir.
Duktal açıklık bazen yeterli sistemik oksijenizasyon sağlamak için kafi gelmeyebilir.
3
Karışımı artıracak girişimsel yöntemi belirleyin.
Atriyal septal açıklığı genişleterek oksijenlenmiş kanın sistemik dolaşıma geçişini kolaylaştırmak gerekir.
Balon atriyal septostomi (Rashkind), cerrahi öncesi hastayı stabilize etmek için en hızlı ve etkili yöntemdir.

Anahtar Kavram

Büyük Arter Transpozisyonunda paralel dolaşımın tek çözümü karışımın (atrium, ventrikül veya duktus seviyesinde) sağlanmasıdır; medikal tedavi yetersiz kaldığında balon atriyal septostomi hayat kurtarıcıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 45Soru

99 yaşındaki erkek çocuk, futbol oynarken akranlarından daha çabuk yorulması ve zaman zaman göğüs ağrısı hissetmesi üzerine polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde nabızları tüm ekstremitelerde palpabl ve simetrik saptanıyor. Kalp oskültasyonunda sağ üst sternal sınırda 3/63/6 şiddetinde kaba sistolik ejeksiyon üfürümü duyuluyor. Prekordiyal alanda sistolik klik saptanmıyor ancak sol sternal kenarda 12/41-2/4 şiddetinde hafif bir erken diyastolik üfürümün eşlik ettiği fark ediliyor. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Diskret subvalvüler aort darlığı

Cevap

Diskret subvalvüler aort darlığı
Diskret subvalvüler aort darlığında (subaortik membran), darlık kapak seviyesinin altında olduğu için sistolik ejeksiyon kliği duyulmaz. Bu patolojinin en önemli özelliği, membran altından geçen türbülan akımın aort kapak yaprakçıklarına sürekli çarparak sekonder travma ve progresif aort yetmezliğine yol açmasıdır. Sağ üst sternal kenardaki üfürüme diyastolik bir odağın eklenmesi ve kliği olmaması bu tanıyı doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Üfürüm odağının belirlenmesi
Sağ üst sternal kenardaki üfürüm darlığın aortik çıkış yolunda olduğunu gösterir.
Oskültasyon odağı anatomik darlığın yerini belirlemede kritiktir.
2
Ek seslerin (sistolik klik) varlığının sorgulanması
Sistolik ejeksiyon kliği saptanmaması, darlığın kapak düzeyinde olmadığını (sub- veya supravalvüler) düşündürür.
Klik, kapak yapısının açılma anındaki gerilimiyle oluşur; kapak dışı darlıklarda saptanmaz.
3
Eşlik eden diyastolik üfürümün analizi
Erken diyastolik üfürüm, aort yetmezliği geliştiğini gösterir.
Subaortic membranlarda oluşan yüksek hızlı jet akımı, aort kapağına çarparak sekonder hasar ve yetmezliğe neden olur.
4
Ayırıcı tanının sonlandırılması
Sürekli normal nabızlar ve klik yokluğu ile aort yetmezliği birleşimi subvalvüler darlığı kesinleştirir.
Kapak darlığında klik olur, supravalvüler darlıkta ise nabız asimetrisi beklenir.

Anahtar Kavram

Diskret subvalvüler aort darlığında sistolik klik duyulmaz ve progresif aort yetmezliği en karakteristik komplikasyondur.
Soru 46Soru

Bilinen kardiyomiyopatisi olan 1414 yaşındaki erkek hasta; son 4848 saattir giderek artan nefes darlığı, sırtüstü yatamama (ortopne) ve bacaklarda şişlik şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde kalp hızı 124124/dakika, solunum sayısı 3434/dakika, kan basıncı 105/75105/75 mmHgmmHg saptanıyor. Dinlemekle bilateral akciğer bazallerinde ince raller ve batında karaciğerin kot altında 44 cmcm palpabl olduğu görülüyor. Bu hastanın mevcut akut dekompansasyon tablosunda, kronik kalp yetersizliği tedavisinde sağkalımı artırsa da bu aşamada başlanması veya dozunun artırılması kontrendike olan ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karvedilol

Cevap

Negatif inotropik etkisi bulunan Karvedilol, akut dekompansasyon aşamasında kontrendikedir.
Karvedilol, kronik kalp yetersizliğinde ventriküler yeniden şekillenmeyi (remodeling) önleyerek sağkalımı artıran temel bir ilaçtır. Ancak negatif inotropik etkisi olduğu için, hastanın akut konjesyon ve solunum sıkıntısı (akut dekompansasyon) yaşadığı dönemlerde başlanması durumunda kardiyak debiyi daha da düşürerek tabloyu kötüleştirebilir. Bu nedenle sadece övolemik ve stabil hastalarda başlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir.
Hastada raller, hepatomegali ve ortopne ile karakterize 'akut dekompanse kalp yetersizliği' mevcuttur.
Tedavi stratejisini akut dekompansasyon mu yoksa kronik stabilizasyon mu olduğu belirler.
2
İlaçların fizyolojik etkilerini analiz et.
Beta blokerler (Karvedilol) kalp hızını ve kontraktilitesini düşüren negatif inotropik ajanlardır.
Kalbi zaten yetersiz olan bir hastada akut fazda kontraktilitenin baskılanması tabloyu ağırlaştırabilir.
3
Kontrendikasyonu belirle.
Karvedilol, dekompansasyon düzelip hasta övolemik hale gelene kadar başlanmamalı veya dozu artırılmamalıdır.
Akut fazda asıl amaç konjesyonu azaltmak (diüretikler) ve gerekiyorsa inotropik desteği artırmaktır.

Anahtar Kavram

Beta blokerlerin pediatrik kalp yetersizliğindeki yeri: Kronik fazda mortaliteyi azaltmak (remodeling önleme), ancak akut fazda dekompansasyonu tetiklediği için kontrendike olmaları.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 47Soru

55 aylık bir kız bebek, geniş ventriküler septal defekt (VSD) nedeniyle kalp yetersizliği tanısıyla izlenmekte ve furosemid (44 mg/kg/gün) ile enalapril (0.20.2 mg/kg/gün) kullanmaktadır. Fizik muayenesinde sol sternal sınırda 4/64/6 pansistolik üfürüm, takipne ve karaciğerin kot altında 33 cm palpabl olduğu saptanmıştır. Laboratuvar incelemesinde; pH 7.547.54, pCO2pCO_2 4848 mmHg, HCO3HCO_3 3434 mEq/L, klor 8888 mEq/L ve potasyum 3.13.1 mEq/L ölçülmüştür. Bu hastada gelişen hipokloremik metabolik alkaloz tablosunu düzeltmek ve bikarbonat atılımını sağlayarak diüretik direncini önlemek amacıyla tedaviye eklenmesi en uygun ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Asetazolamid

Cevap

Metabolik alkalozu düzeltmek ve bikarbonat atılımını sağlamak için en uygun ilaç Asetazolamid'dir.
Kalp yetersizliği olan çocuklarda furosemid gibi loop diüretiklerinin uzun süreli ve yüksek doz kullanımı, hipokloremik hipokalemik metabolik alkaloza (kontraksiyon alkalozu) neden olur. Bu durum diüretik direncini tetikleyebilir. Asetazolamid, proksimal tübülde karbonik anhidraz enzimini inhibe ederek bikarbonatın geri emilimini engeller. Sonuç olarak idrarla bikarbonat atılımı artar, plazma pH'ı düşer ve kontraksiyon alkalozu düzelir. Bu yaklaşım hem metabolik dengeyi sağlar hem de diüretik etkinliği artırır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın metabolik durumunu analiz et.
pH 7.547.54 ve HCO3HCO_3 3434 mEq/L değerleri hastada hipokloremik hipokalemik metabolik alkaloz olduğunu gösterir.
Yüksek doz loop diüretikleri (furosemid), distal tübüle sodyum ulaşımını artırarak hidrojen ve potasyum sekresyonuna yol açar, bu da kontraksiyon alkalozu ile sonuçlanır.
2
Diüretik direncinin nedenini belirle.
Alkaloz tablosu, loop diüretiklerinin etkisini azaltarak diüretik direncine yol açabilir.
Vücut sıvılarındaki bikarbonat fazlalığı, renal telafi mekanizmalarını etkileyerek sodyum atılımını zorlaştırır.
3
Uygun farmakolojik ajanı seç.
Asetazolamid tedavisi bikarbonat diürezi sağlar.
Karbonik anhidraz inhibisyonu, proksimal tübülden bikarbonat geri emilimini azaltarak idrarla atılmasını sağlar ve pH'ı normale döndürür.

Anahtar Kavram

Loop diüretik kullanımına sekonder gelişen kontraksiyon alkalozunun karbonik anhidraz inhibitörleri (Asetazolamid) ile tedavisi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 48Soru

1212 günlük bir yenidoğan, beslenirken çabuk yorulma, terleme ve hafif siyanoz şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde kalp hızı 160/dk160/dk, solunum sayısı 68/dk68/dk saptanmıştır. Kan basıncı 85/3585/35 mmHgmmHg ölçülmüş olup, hem üst hem de alt ekstremitelerde nabızlar belirgin dolgun ve sıçrayıcı (bounding) karakterde alınmaktadır. Prekordiyum hiperdinamik olup, mezokardiyak odakta 3/63/6 şiddetinde kaba bir sistolik üfürüme, sternumun sol kenarında erken diyastolik yüksek frekanslı bir üfürüm eşlik etmektedir. Telekardiyografide belirgin kardiyomegali, akciğer vasküler gölgelerinde artış ve sağ yerleşimli aortik ark izlenmektedir. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Trunkus arteriozus

Cevap

Trunkus arteriozus
Vakada sunulan siyanotik yenidoğanda akciğer vaskülaritesinin artmış olması bir 'karışım anomalisi'ne işaret eder. Tüm ekstremitelerde saptanan sıçrayıcı (bounding) nabızlar ve geniş nabız basıncı, diyastolde sistemik dolaşımdan pulmoner dolaşıma belirgin bir kaçış olduğunu (runoff) kanıtlar. Bu durum, trunkus arteriozusda ortak trunkal damardan akciğerlere giden diyastolik akımla açıklanır. Ayrıca telekardiyografide sağ yerleşimli aortik ark saptanması (%2550\%25-50 oranında görülür) ve trunkal kapak yetmezliğine bağlı diyastolik üfürümün varlığı tanıyı Trunkus Arteriozus olarak kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Nabız karakterini analiz et
Tüm odaklarda sıçrayıcı (bounding) nabızlar
Diyastol sırasında kanın yüksek basınçlı sistemden (trunkus) düşük basınçlı pulmoner yatağa kaçışı (runoff) nabız basıncını genişletir.
2
Siyanoz ve akciğer vaskülaritesini birleştir
Siyanotik çocukta artmış pulmoner kan akımı
Bu durum karışım anomalilerini (TGA, Trunkus, TAPVD, Tek Ventrikül) düşündürür.
3
Radyolojik ve oskültatuar bulguları değerlendir
Sağ aortik ark ve erken diyastolik üfürüm
Trunkus arteriozuslu hastaların %2550\%25-50'sinde sağ aortik ark bulunur; diyastolik üfürüm ise trunkal kapak yetmezliğini gösterir.
4
Ayırıcı tanı yap
En olası tanı Trunkus Arteriozus
Tüm bulguları (siyanoz, artmış pulmoner akım, sıçrayıcı nabız, sağ aortik ark) açıklayan tek hastalıktır.

Anahtar Kavram

Siyanotik kalp hastalıklarında sıçrayıcı nabız ve sağ aortik ark birlikteliği Trunkus Arteriozus tanısına yönlendirir.

Daha Fazla Pratik

Trunkus Arteriozus tanısı alan bir hastada eşlik edebilecek immün yetmezlik ve hipokalsemi bulguları açısından DiGeorge Sendromu (22q11 delesyonu) araştırması yapılmalıdır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 49Soru

Rutin kontrolüne getirilen 11 aylık bir bebeğin fizik muayenesinde; sol subklavikular bölgede en iyi duyulan, hem sistol hem de diyastol boyunca devam eden ve 'makine benzeri' (kontinü) olarak tanımlanan bir üfürüm saptanıyor. Bu bebekte en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Patent duktus arteriozus

Cevap

Sol subklavikular bölgede duyulan 'makine benzeri' sürekli (kontinü) üfürüm, Patent duktus arteriozus tanısı için karakteristiktir.
Patent duktus arteriozus'ta (PDA), aorta ile pulmoner arter arasındaki açıklık nedeniyle kan yüksek basınçlı aortadan düşük basınçlı pulmoner artere doğru hem sistol hem de diyastol boyunca akar. Bu durum, sol subklavikular bölgede en iyi duyulan, makine gürültüsünü andıran sürekli (kontinü) bir üfürüme neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Üfürümün zamanlamasını değerlendir
Üfürümün hem sistol hem de diyastol boyunca kesintisiz devam ettiği (kontinü/makine benzeri) belirlendi.
Kontinü üfürümler, iki damar veya boşluk arasında hem sistolde hem de diyastolde basınç farkı olduğunda oluşur.
2
Üfürümün lokalizasyonunu belirle
Üfürüm en iyi sol subklavikular (klavikula altı) bölgede duyulmaktadır.
PDA üfürümü anatomik olarak duktusun bulunduğu bölgeye en yakın olan sol üst göğüs bölgesinde en şiddetli duyulur.
3
Klinik bulguları birleştirerek tanıya ulaş
Sol subklavikular yerleşimli sürekli üfürüm = Patent Duktus Arteriozus.
Bu bulgular pediatrik kardiyolojide PDA için klasik ve tanı koydurucu fizik muayene bulgularıdır.

Anahtar Kavram

PDA'da üfürümün karakteri ve lokalizasyonu
Soru 50Soru

Güncel Amerikan Kalp Derneği (AHA) kılavuzlarına göre, aşağıdaki pediyatrik hastaların hangisinde planlanan tıbbi veya dental işlem öncesinde infektif endokardit profilaksisi verilmesi kesinlikle endikedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İki ay önce sentetik yama kullanılarak cerrahi olarak kapatılmış ventriküler septal defekti (VSD) olan 55 yaşındaki hastada, diş çekimi öncesinde

Cevap

İki ay önce sentetik yama kullanılarak cerrahi olarak kapatılmış ventriküler septal defekti (VSD) olan hastada, diş çekimi öncesinde infektif endokardit profilaksisi verilmelidir.
Güncel AHA kılavuzlarına göre, prostetik materyal veya cihaz kullanılarak cerrahi veya kateter yoluyla tamir edilmiş doğumsal kalp hastalıklarında, işlemin yapıldığı ilk 6 ay boyunca (endotelizasyon tamamlanana kadar) yüksek risk söz konusudur. Bu dönemde diş eti manipülasyonu içeren dental işlemler (diş çekimi gibi) öncesinde profilaksi verilmesi kesinlikle endikedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastaların doğumsal veya edinsel kalp hastalığına göre infektif endokardit açısından 'yüksek riskli' olup olmadığını değerlendir.
Prostetik materyal ile tamir edilmiş kalp hastalıklarının ilk 6 ayı yüksek risk kabul edilir. İzole ASD, MKP, rezidüel defektsiz tam düzeltilmiş siyanotik hastalıklar (6 aydan sonra) ve kapak hasarsız romatizmal ateş öyküsü yüksek riskli değildir.
Profilaksi sadece yüksek riskli kardiyak lezyonu olan hastalara uygulanır.
2
Planlanan işlemin profilaksi gerektirip gerektirmediğini analiz et.
Diş çekimi (diş eti manipülasyonu içerir) yüksek riskli kardiyak hastalar için profilaksi gerektiren bir işlemdir.
Gastrointestinal, genitoüriner ve rutin solunum yolu işlemleri ile ortodontik tel takılması tek başına profilaksi endikasyonu oluşturmaz.

Anahtar Kavram

İnfektif Endokardit Profilaksisi Endikasyonları
Soru 51Soru

Dört aylık bir bebek, beslenirken aşırı terleme, çabuk yorulma, sık nefes alma ve kilo alamama şikayetleriyle getiriliyor. Annesi, bebeğin son günlerde beslenmelerden sonra zorlanarak kustuğunu ifade ediyor. Fizik muayenesinde vücut ağırlığı 3. persentilin altında olan hastanın solunum sayısı 68/dk, kalp tepe atımı 165/dk olarak ölçülüyor. Oskültasyonda sternum sol alt kenarında 3/6 şiddetinde pansistolik üfürüm duyuluyor ve akciğer bazallerinde ince raller saptanıyor. Karaciğer sağ kosta kavsini midklaviküler hatta 4 cm geçiyor.

Buna göre, hastanın tanısı ve tedavisiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hastanın tedavisinde kaptopril başlanması, sistemik vasküler direnci düşürerek sol-sağ şant miktarının azalmasını ve kalp debisinin artmasını sağlar.

Cevap

Doğru cevap, kaptopril kullanımının sistemik vasküler direnci düşürerek sol-sağ şant miktarını azaltacağını ve sistemik kalp debisini artıracağını belirten seçenektir.
Vaka, beslenirken terleme, takipne, masif hepatomegali, büyüme geriliği ve akciğerde raller gibi tipik konjestif kalp yetersizliği bulgularıyla başvuran bir sütçocuğunu tanımlamaktadır. Sternum sol alt kenarında duyulan pansistolik üfürüm, bu yaş grubunda kalp yetersizliğinin en sık nedenlerinden biri olan geniş Ventriküler Septal Defekt (VSD) için karakteristiktir. Geniş VSD'si olan hastalarda sol-sağ şant nedeniyle pulmoner kan akımı artar ve sistemik kalp debisi azalır. Kaptopril gibi anjiyotensin dönüştürücü enzim (ACE) inhibitörleri sistemik vazodilatasyon sağlayarak ardyükü düşürür. Sistemik direncin azalması, sol ventriküldeki kanın sağ ventriküle geçmek (şant yapmak) yerine aortaya yönlenmesini teşvik eder. Bu mekanizma sol-sağ şant hacmini daraltır, doku perfüzyonunu iyileştirir ve pulmoner konjesyonu geriletir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları ve oskültasyon verilerini sentezlemek.
Sternum sol alt kenarında duyulan pansistolik üfürüm, hepatomegali, eforla terleme ve takipne bulguları geniş Ventriküler Septal Defekt'e (VSD) bağlı konjestif kalp yetersizliği tanısı koydurur.
Kalp yetersizliğinin altında yatan anatomik defekti doğru tanımlamak fizyopatolojiyi kavramak için şarttır.
2
Kalp yetersizliğine sekonder gelişen gastrointestinal ve solunumsal semptomları yorumlamak.
Kusma ve kilo alamama izole bir GİS hastalığı değil, bağırsak konjesyonu ve artmış metabolik ihtiyacın sonucudur; akciğer ralleri ise artmış pulmoner kan akımını yansıtır.
Sistemik bulguların tek bir fizyopatolojik mekanizma (kalp yetersizliği) ile açıklanması diğer ayırıcı tanıları dışlar.
3
Kaptoprilin (ACE inhibitörü) VSD fizyolojisi üzerindeki terapötik mekanizmasını belirlemek.
ACE inhibitörleri sistemik vazodilatasyon yaparak aortanın direncini (ardyükü) düşürür. Bu durum sol ventriküldeki kanın defektten (sağ ventriküle) kaçmak yerine aortaya geçişini artırır.
Sol-sağ şantlı hastalıklarda medikal tedavinin temel amacı ardyükü azaltarak şant oranını (Qp/Qs) sistemik akım lehine düzeltmektir.

Anahtar Kavram

Geniş VSD'ye bağlı konjestif kalp yetersizliğinin klinik bulguları ve ACE inhibitörü (Kaptopril) tedavisinin hemodinamik etki mekanizması
Soru 52Soru

1010 yaşındaki bir çocuk, yaklaşık 33 hafta önce geçirilmiş ateşli boğaz ağrısı öyküsünü takiben diz ve ayak bileklerinde gezici karakterde ağrı şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde eklemlerde şişlik veya kızarıklık saptanmıyor (poliartralji); ancak vücut sıcaklığı 38.8C38.8^\circ C ölçülüyor. Kardiyak oskültasyonda üfürüm duyulmayan hastanın yapılan ekokardiyografisinde patolojik mitral yetersizliği (subklinik kardit) saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde ESH: 8585 mm/saat, CRP: 6060 mg/L ve ASO titresi 600600 IU/mL olarak bulunuyor.

Düşük riskli bir popülasyonda yer alan bu hasta için Jones kriterlerine göre en olası tanısal yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut romatizmal ateş (11 majör ve en az 22 minör kriter sağlandığı için)

Cevap

Hastanın klinik ve laboratuvar bulguları 11 majör ve 33 minör Jones kriterini karşıladığı için Akut Romatizmal Ateş tanısı konulur.
Hastada saptanan patolojik mitral yetersizliği (subklinik kardit) 2015 revize Jones kriterlerine göre majör bir kriterdir. Ayrıca hastanın ateşi (38.8C38.8^\circ C), eklemlerindeki poliartralji ve yüksek sedimentasyon hızı (8585 mm/saat) düşük riskli popülasyon için tanımlanan üç ayrı minör kriteri karşılamaktadır. Geçirilmiş grup A streptokok enfeksiyonu kanıtı (yüksek ASO) eşliğinde 11 majör ve en az 22 minör kriterin varlığı Akut Romatizmal Ateş tanısını doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Jones majör kriterlerini değerlendir.
Ekokardiyografide saptanan patolojik mitral yetersizliği 'Subklinik Kardit' olarak bir majör kriterdir.
2015 revizyonu ile subklinik kardit tüm risk gruplarında majör kriter kabul edilmiştir.
2
Jones minör kriterlerini değerlendir.
Poliartralji, ateş (38.8C38.8^\circ C) ve yüksek ESH (8585 mm/saat) olmak üzere 33 adet minör kriter mevcuttur.
Düşük riskli popülasyonda poliartralji, ateş (38.5C \geq 38.5^\circ C ) ve ESH (60 \geq 60 mm/saat) minör kriterler arasındadır.
3
Enfeksiyon kanıtını ve tanı yeterliliğini kontrol et.
ASO titresi (600600 IU/mL) yüksekliği ile geçirilmiş streptokok enfeksiyonu kanıtlanmıştır; 11 majör ve en az 22 minör kriter ile tanı kesinleşir.
Tanı için 22 majör veya 11 majör + 22 minör kriterin yanı sıra streptokok enfeksiyonu kanıtı gereklidir.

Anahtar Kavram

2015 Revize Jones Kriterlerinde Subklinik Kardit ve Risk Gruplarına Göre Değişen Kriterler
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 53Soru

Miyadında doğan 66 saatlik bir yenidoğan, belirgin siyanoz ve ağır solunum güçlüğü nedeniyle yenidoğan yoğun bakım ünitesine alınıyor. Fizik muayenesinde siyanozun santral karakterde olduğu, ikinci kalp sesinin (S2) tek ve sert duyulduğu, ancak herhangi bir üfürümün saptanmadığı not ediliyor. %100\%100 oksijen tedavisine (hiperoksi testi) rağmen arteriyel PaO2PaO_2 değerinin 3030 mmHg düzeyinde kaldığı görülüyor. Telekardiyografisinde kalp boyutunun normal olduğu, ancak her iki akciğer alanında yaygın venöz konjesyon ve "buzlu cam" manzarası izleniyor. Duktus açıklığını sürdürmek amacıyla başlanan Prostaglandin E1E1 infüzyonu sonrası hastanın klinik tablosunun kötüleştiği ve pulmoner ödem bulgularının şiddetlendiği gözleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnfradiyafragmatik (Tip III) total pulmoner venöz dönüş anomalisi

Cevap

İnfradiyafragmatik (Tip III) total pulmoner venöz dönüş anomalisi
İnfradiyafragmatik (Tip III) total pulmoner venöz dönüş anomalisi, pulmoner venlerin diyaframın altındaki portal ven veya inferior vena kava gibi sistemik venlere döküldüğü ve genellikle bu yol üzerinde ciddi obstrüksiyonun bulunduğu bir hastalıktır. Yenidoğanda ağır siyanoz, solunum sıkıntısı ve telekardiyografide normal kalp boyutu ile yaygın pulmoner ödem bulgularının (buzlu cam) görülmesi bu tanı için patognomoniktir. Ayrıca, Prostaglandin E1E1 tedavisi pulmoner kan akımını artırarak venöz obstrüksiyonun yarattığı pulmoner ödemi daha da kötüleştirebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik Prezentasyon Analizi
Doğumdan hemen sonra başlayan, oksijen tedavisine yanıtsız ağır siyanoz ve solunum sıkıntısı saptandı.
Siyanotik kalp hastalıklarında duktusa bağımlı veya obstrüktif tablolar erken dönemde bulgu verir.
2
Radyolojik Değerlendirme
Kalp boyutunun normal olması ve akciğerlerde 'buzlu cam' (venöz konjesyon) görünümü saptandı.
Normal kalp boyutu ile pulmoner ödemin birlikteliği, pulmoner venöz dönüşün diyafram seviyesinde obstrüksiyona uğradığını düşündürür.
3
Farmakolojik Yanıtın Yorumlanması
Prostaglandin E1E1 infüzyonunun klinik tabloyu kötüleştirdiği gözlendi.
Obstrüktif TPVDA'da duktusun açılması pulmoner kan akımını artırırken venöz dönüşteki obstrüksiyon nedeniyle pulmoner hidrostatik basıncı yükseltir ve ödemi derinleştirir.
4
Ayırıcı Tanı ve Sentez
Obstrüktif tip (Tip III) TPVDA tanısı konuldu.
Vakadaki tüm bulgular (erken siyanoz, normal kalp gölgesi, venöz konjesyon, PGE1 yanıtı) bu tanıyı doğrulamaktadır.

Anahtar Kavram

Obstrüktif Total Pulmoner Venöz Dönüş Anomalisi (TPVDA) patofizyolojisi ve radyolojik bulguları.

Daha Fazla Pratik

Farklı TPVDA tiplerinin (Suprakardiyak, İntrakardiyak) telekardiyografik bulgularını (Kardan adam manzarası gibi) karşılaştırınız.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 54Soru

Konjestif kalp yetersizliği bulgularıyla (taşipne, beslenme güçlüğü, gelişme geriliği) başvuran 3 aylık bir bebekte, soldan sağa şantlı bir konjenital kalp hastalığı düşünülmektedir. Ekokardiyografi öncesi yapılan fizik muayenede, hastadaki patolojinin geniş bir Ventriküler Septal Defekt'ten (VSD) ziyade, geniş bir Patent Duktus Arteriyozus (PDA) olduğunu en kuvvetli şekilde düşündüren bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nabız basıncının genişlemesi ve sıçrayıcı periferik nabızlar

Cevap

Nabız basıncının genişlemesi ve sıçrayıcı periferik nabızlar
Soruda geniş VSD ile geniş PDA arasındaki ayırıcı tanı sorulmaktadır. Her iki durum da soldan sağa şantlı hastalıklardır ve bebeklikte konjestif kalp yetersizliği, takipne, büyüme geriliği gibi benzer semptomlara yol açarlar. Ancak hemodinamikleri farklıdır. PDA (Patent Duktus Arteriyozus), inen aorta ile pulmoner arter arasında bir bağlantıdır. Kan, sadece sistolde değil, diyastolde de yüksek basınçlı aorttan düşük basınçlı pulmoner artere kaçar. Aorttan bu diyastolik kaçış ('runoff'), sistemik diyastolik kan basıncının düşmesine neden olur. Sonuç olarak nabız basıncı (sistolik ve diyastolik basınç arasındaki fark) genişler ve periferik nabızlar sıçrayıcı (bounding) karakterde hissedilir. VSD'de ise şant sistolde gerçekleşir ve diyastolik bir kaçış (aort düzeyinde) olmadığı için nabızlar genellikle normaldir.

Adım Adım Çözüm

1
Vakanın klinik tablosunu analiz et
3 aylık bebek, kalp yetersizliği bulguları var. Geniş soldan sağa şant (VSD veya PDA) düşünülüyor.
VSD ve PDA, bebeklik döneminde benzer kalp yetersizliği bulguları verebilir, ancak hemodinamik etkileri farklıdır.
2
Seçenekleri VSD ve PDA fizyopatolojisi açısından karşılaştır
A, D ve E seçenekleri her iki durumda da görülebilir veya VSD'ye daha yakındır. B seçeneği ASD bulgusudur.
Ayırıcı tanı için sadece bir hastalığa özgü olan mekanizmayı bulmak gerekir.
3
PDA'nın hemodinamik etkisini değerlendir
PDA, aort ile pulmoner arter arasında bağlantı kurar. Diyastolde aorttan pulmoner artere kan kaçışı devam eder.
Bu kaçış (runoff), sistemik diyastolik basıncın düşmesine neden olur. Sistolik basınç korunurken diyastolik basıncın düşmesi, 'nabız basıncını' (sistolik - diyastolik) genişletir.
4
Doğru seçeneği belirle
Geniş nabız basıncı ve buna bağlı 'sıçrayıcı nabızlar', PDA'yı VSD'den ayıran en önemli periferik bulgudur. VSD'de kaçış sistoldedir ve sistemik diyastolik basıncı bu şekilde düşürmez.
Bu bulgu PDA'nın 'aortik runoff' lezyonu olmasından kaynaklanır.

Anahtar Kavram

Patent Duktus Arteriyozus (PDA) hemodinamiği ve periferik nabız bulguları
Soru 55Soru

Geniş ventriküler septal defekt (VSD) nedeniyle kalp yetersizliği tanısıyla izlenen ve tedavisi için digoksin ile furosemid kullanan 55 aylık bir erkek bebek, son üç gündür artan kusma, emmeme ve aşırı uyku hali şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde kalp tepe atımı 7676/dk (yaşına göre bradikardik) olarak saptanıyor. Çekilen elektrokardiyografisinde (EKG) PR mesafesinde uzama ve ST segmentinde "kaşık tarzında" çökme izleniyor.

Bu hastada mevcut klinik tablonun ortaya çıkmasını kolaylaştıran en olası mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Furosemid kullanımına sekonder gelişen hipokaleminin, digoksinin Na+/K+Na^+/K^+ ATPaz pompasına bağlanmasını artırması

Cevap

Doğru cevap, furosemide sekonder gelişen hipokaleminin digoksinin pompaya bağlanmasını artırmasıdır.
Hastada kusma, letarji, belirgin bradikardi ve EKG'de tipik "kaşık şeklinde" ST çökmesi bulguları akut digoksin zehirlenmesini göstermektedir. Kalp yetersizliği olan çocuklarda digoksin ile birlikte sıklıkla reçete edilen furosemid, böbreklerden potasyum atılımını artırarak hipokalemiye yol açar. Digoksin ve potasyum, miyokard hücresindeki Na+/K+Na^+/K^+ ATPaz pompasında aynı reseptör bölgesi için yarışmalı olarak antagonistik bir ilişki içindedir. Furosemide sekonder gelişen hipokalemi durumunda, potasyumun yarışmacı etkisi azalır; digoksin enzime çok daha yüksek afiniteyle bağlanır ve hastanın serum digoksin dozu terapötik aralıkta olsa bile ciddi zehirlenme bulguları ortaya çıkar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik semptomlarını ve EKG bulgularını analiz etme
Kusma, emmeme, bradikardi (7676/dk) ve EKG'de 'kaşık tarzı' ST çökmesi digoksin zehirlenmesi için oldukça spesifik bulgulardır.
Mevcut akut tablonun (digoksin toksisitesi) doğru tanınması problemin çözümündeki ilk ve en kritik adımdır.
2
Kullanılan diğer ilacın (furosemid) metabolik yan etkilerini değerlendirme
Furosemid, Henle kulbunda etki gösteren güçlü bir kıvrım diüretiğidir ve idrarla K+K^+ atılımını belirgin şekilde artırarak hipokalemiye neden olur.
Zehirlenme tablosunu tetikleyen zemin hazırlayıcı faktörün belirlenmesi gerekir.
3
Hipokaleminin digoksinin hücresel mekanizması üzerindeki etkisini saptama
Digoksin ve K+K^+ iyonu, kardiyomiyosit zarındaki Na+/K+Na^+/K^+ ATPaz pompasında ekstraselüler yüzeydeki aynı bölgeye bağlanmak için yarışır. Hipokalemide K+K^+'un yarışmacı inhibisyonu ortadan kalkar ve digoksinin pompaya bağlanması artarak zehirlenme gelişir.
İlaç-elektrolit etkileşiminin patofizyolojik mekanizmasının kesinleştirilmesi işlemi tamamlanır.

Anahtar Kavram

Kalp yetersizliği tedavisinde kullanılan digoksinin zehirlenme bulguları ve furosemid kullanımına bağlı gelişen hipokaleminin bu toksisiteyi hücresel düzeyde tetikleyici etkisi.

İpuçları

1
Hastanın semptomları (kusma, bradikardi) ve EKG'deki 'kaşık tarzı' ST çökmesi, kalp yetersizliği tedavisinde kullanılan spesifik bir ilacın zehirlenmesine işaret etmektedir.
2
Bu hastanın tedavisindeki kıvrım diüretiğinin (furosemid) neden olduğu spesifik elektrolit eksikliği, zehirlenme tablosunun gelişimini tetiklemiştir.
3
Digoksin ile kanda azalan hangi elektrolit, hücre zarındaki Na+/K+Na^+/K^+ pompasına bağlanmak için birbiriyle yarış halindedir?

Daha Fazla Pratik

Digoksin zehirlenmesinde görülen diğer EKG bulgularını (ventriküler ekstrasistoller, ritim blokları) ve Digoksin spesifik Fab fragmanı (antidot) verilme endikasyonlarını gözden geçiriniz.

Alternatif Yöntem

Elektrokardiyografi (EKG) bilgisi üzerinden düşünerek, uzun PR ve ST çökmesinin direkt digoksin etkisini/toksisitesini yansıttığını hatırlayıp şıklarda sadece bu ilacın farmakodinamiğini artıran seçeneği arayarak da sonuca ulaşabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 56Soru

1313 yaşında hipertrofik kardiyomiyopati (HKM) tanısı ile izlenen bir çocuk, diş eti manipülasyonu ve dişin periapikal bölgesini ilgilendiren bir dental işlem öncesinde pediatrik kardiyoloji polikliniğine konsülte ediliyor.

Bu hasta için enfektif endokardit profilaksisi ile ilgili en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu klinik durumda enfektif endokardit profilaksisi uygulanmasına gerek yoktur.

Cevap

Enfektif endokardit profilaksisi uygulanmasına gerek yoktur.
Enfektif endokardit profilaksisi endikasyonu yoktur ifadesi doğrudur; çünkü Hipertrofik Kardiyomiyopati (HKM), güncel kılavuzlarda (AHA ve ESC) sadece yüksek riskli hastalara (protez kalp kapağı veya kapak onarımında protez materyal kullanımı, daha önce enfektif endokardit geçirmiş olma, onarılmamış siyanotik konjenital kalp hastalıkları, cerrahi onarım sonrası ilk 6 ay içindeki konjenital kalp hastalıkları ve rezidüel defekt kalan onarılmış KKH) sınırlanan profilaksi endikasyonları arasında yer almamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın mevcut kalp hastalığının (Hipertrofik Kardiyomiyopati) profilaksi rehberlerindeki risk kategorisini belirle.
HKM, yüksek riskli gruplar (protez kapak, siyanotik KKH, geçirilmiş İE) arasında yer almaz.
Profilaksi sadece en yüksek riskli ve komplikasyon gelişme olasılığı en fazla olan hastalarda önerilmektedir.
2
Planlanan işlemin (dental manipülasyon) profilaksi gerektirip gerektirmediğini kontrol et.
Diş eti ve periapikal bölgeyi ilgilendiren işlemler normalde profilaksi gerektiren işlemlerdir; ancak sadece yüksek riskli hastalarda.
Girişimsel işlemler bakteriyemi riski taşısa da, düşük riskli hastalarda profilaksinin yararı kanıtlanmamıştır.
3
Hasta ve işlem riskini birleştirerek nihai kararı ver.
Profilaksi önerilmez.
Düşük veya orta riskli kapak/kalp hastalıklarında (HKM, MVP, ASD, VSD gibi) profilaksi rutin olarak önerilmemektedir.

Anahtar Kavram

Güncel rehberlere (AHA/ESC) göre enfektif endokardit profilaksisi sadece protez kapaklar, geçirilmiş İE öyküsü ve belirli siyanotik konjenital kalp hastalıkları gibi 'en yüksek riskli' grupta dental girişimler için önerilir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 57Soru

Süt çocukluğu döneminde gelişen konjestif kalp yetersizliğinde, sistemik venöz konjesyonu yansıtan en erken ve en güvenilir fizik muayene bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hepatomegali

Cevap

Süt çocuklarında kalp yetersizliğinde sistemik venöz konjesyonun en karakteristik bulgusu hepatomegalidir.
Süt çocuklarında kalp yetersizliğine bağlı gelişen venöz konjesyon, karaciğerin parankimal yapısı ve vasküler yatağının genişliği nedeniyle en erken karaciğerde büyüme (hepatomegali) şeklinde kendini gösterir. Bu bulgu, bebeklerde periferik ödemden çok daha önce ortaya çıkar ve muayenede en objektif kanıttır.

Adım Adım Çözüm

1
Pediatrik kalp yetersizliği fizyopatolojisini değerlendir.
Sağ kalp yetersizliğinde sistemik venöz basınç artar.
Kalp kanı etkin pompalayamadığında venöz sistemde göllenme olur.
2
Bebeklerde venöz göllenmenin en belirgin olduğu organı belirle.
Karaciğer.
Süt çocuklarında karaciğer kapsülü geniştir ve venöz basınç artışına çok hızlı yanıt vererek büyür.
3
Erişkin ve çocuk bulgularını karşılaştır.
Bebeklerde hepatomegali, erişkinlerdeki venöz dolgunluk ve ayak ödeminin yerini tutar.
Klinik muayene kısıtlılıkları (boyun kısalığı) ve doku özellikleri bulguların önceliğini değiştirir.

Anahtar Kavram

Süt çocuklarında konjestif kalp yetersizliğinin en erken sistemik bulgusu karaciğer büyümesidir.

Daha Fazla Pratik

Kalp yetersizliği olan bir bebekte solunum sıkıntısı bulgularını (taşipne, raller) sol kalp yetersizliği ile ilişkilendirerek çalışınız.
Tahmini Süre:45s
Soru 58Soru

İki aylık bir bebek, rutin çocuk sağlığı izlemi sırasında kalbinde üfürüm duyulması üzerine değerlendiriliyor. Bebeğin beslenmesi iyi, kilo alımı normal sınırlarda olup; taşipne, terleme veya çabuk yorulma gibi şikayetleri bulunmuyor. Fizik muayenesinde sol alt sternal kenarda 4/64/6 şiddetinde, trill eşlik eden pansistolik bir üfürüm saptanıyor. Akciğer oskültasyonu doğal, karaciğer non-palpabl ve periferik nabızlar normal güçte alınıyor. Bu hasta için en olası klinik özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Defektin yüksek oranda kendiliğinden kapanma eğiliminde olması

Cevap

Küçük ventriküler septal defektler (Roger Hastalığı), asemptomatik klinik seyirleri ve yüksek oranda kendiliğinden kapanma eğilimleri ile bilinirler.
Vakadaki bebekte büyüme gelişmenin normal olması ve kalp yetersizliği bulgularının bulunmaması, şantın küçük olduğunu gösterir. Sol alt sternal kenarda duyulan şiddetli pansistolik üfürüm ve trill varlığı, türbülansın yüksek olduğu 'Küçük VSD' (Roger Hastalığı) için tipiktir. Bu tip defektler genellikle takip edilir ve yüksek oranda kendiliğinden kapanırlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik stabiliteyi değerlendir
Büyüme normal, kalp yetersizliği bulgusu (taşipne, hepatomegali) yok.
Defektin hemodinamik olarak anlamlı olup olmadığını anlamak için.
2
Üfürümün karakterini analiz et
Sert, yüksek dereceli (4/64/6) pansistolik üfürüm ve trill.
VSD'de üfürümün şiddeti, defektin küçüklüğü ve oluşan türbülans ile doğru orantılıdır.
3
Tanıyı netleştir ve prognozu belirle
Küçük Musküler/Membranöz VSD (Roger Hastalığı).
Asemptomatik bebekte duyulan yüksek şiddetli üfürüm küçük bir deliği işaret eder ve bu defektlerin çoğu kendiliğinden kapanır.

Anahtar Kavram

VSD'de üfürüm şiddeti ile defekt boyutu arasındaki ters ilişki (Roger Hastalığı)

Daha Fazla Pratik

VSD'de defektin yeri (musküler, membranöz, supracristal) ile üfürümün yeri ve ek bulgular (örn. aort yetersizliği) arasındaki ilişkiyi inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 59Soru

1010 yaşında bir erkek çocuk, futbol oynarken akranlarına göre daha çabuk yorulduğu fark edilerek polikliniğe getiriliyor. Yapılan fizik muayenesinde; suprasternal çentikte sistolik tril palpe ediliyor. Mezokardiyak odakta ve sağ üst sternal sınırda, solunumla şiddeti değişmeyen sistolik ejeksiyon kliği duyuluyor. Sağ ikinci interkostal aralıkta en iyi duyulan ve boyuna (karotisler üzerine) yayılan 3/63/6 şiddetinde kreşendo-dekreşendo vasıflı sistolik ejeksiyon üfürümü saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Valvüler aort darlığı

Cevap

Suprasternal tril, solunumla değişmeyen ejeksiyon kliği ve boyuna yayılan sistolik ejeksiyon üfürümü ile karakterize olan Valvüler aort darlığıdır.
Vakada tanımlanan suprasternal tril, solunumla şiddeti değişmeyen sistolik ejeksiyon kliği ve sağ ikinci interkostal aralıktan boyuna doğru yayılan kreşendo-dekreşendo vasıflı üfürüm, valvüler aort darlığı için patognomoniktir. Diğer aort darlığı tiplerinde (subvalvüler ve supravalvüler) klik duyulmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Tril lokasyonunu değerlendir.
Suprasternal çentikte tril saptanması.
Suprasternal tril, aort darlığı (özellikle valvüler), patent duktus arteriozus veya aort koarktasyonu gibi durumlarda görülür; ancak üfürüm karakteri ile birlikte aort darlığını destekler.
2
Ejeksiyon kliğinin özelliklerini analiz et.
Solunumla şiddeti değişmeyen klik duyulması.
Valvüler aort darlığında darlığa neden olan kapağın açılması sırasında duyulan klik, pulmoner darlığın aksine solunum fazlarından etkilenmez.
3
Üfürümün yayılımını ve tipini incele.
Boyuna yayılan sistolik ejeksiyon üfürümü.
Sol ventrikül çıkış yolu obstrüksiyonlarında üfürümün karotislere yayılımı tanıyı sol taraflı darlıklara (aort darlığı) yönlendirir.

Anahtar Kavram

Valvüler aort darlığında fizik muayene bulguları (Suprasternal tril + Non-varyan klik + Karotis yayılımı).

Daha Fazla Pratik

Aort darlığı olan bir hastada aort yetmezliği üfürümünün eklenmesi durumunda hangi darlık tipinin öncelikle düşünülmesi gerektiğini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 60Soru

1414 yaşında erkek hasta, futbol maçı sırasında gelişen göğüs ağrısı ve bayılma hissi şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Yapılan fizik muayenede; sağ üst sternal sınırda 3/63/6 şiddetinde, kreşendo-dekreşendo vasıflı sistolik ejeksiyon üfürümü saptanıyor ve bu üfürümün karotislere yayıldığı fark ediliyor. Kalp oskültasyonunda ikinci kalp sesinin (S2S_2) ekspiryumda çift duyulduğu, inspiryumda ise tek ses olarak algılandığı saptanıyor. Bu hastadaki oskültasyon bulgusunun (paradoksal çiftleşme) en olası fizyopatolojik nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sol ventrikül ejeksiyon süresinin aşırı uzaması sonucu aort kapağının pulmoner kapaktan sonra kapanması

Cevap

Sol ventrikül ejeksiyon süresinin aşırı uzaması sonucu aort kapağının pulmoner kapaktan sonra kapanmasıdır.
Doğru cevap, sol ventrikülün boşalmasının ciddi şekilde engellendiği durumlarda aort kapağı kapanmasının (A2A_2) normalden çok daha geç gerçekleşmesi ve pulmoner kapak kapanmasının (P2P_2) sonrasına sarkmasıdır. Bu durumda ekspiryumda P2P_2 ve A2A_2 sesleri birbirinden ayrılarak çift ses oluşturur; inspiryumda ise pulmoner kapak normal olarak gecikir ve gecikmiş olan aort kapağına yaklaştığı için sesler üst üste binerek tek ses gibi duyulur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Hastada aort darlığını düşündüren sağ üst sternal sınırda sistolik ejeksiyon üfürümü ve karotis yayılımı mevcut.
Vakadaki semptomlar ve üfürüm lokasyonu sol ventrikül çıkış yolu obstrüksiyonuna (Aort darlığı) işaret eder.
2
S2S_2 özelliklerini yorumla.
Ekspiryumda çift, inspiryumda tek ses duyulması 'paradoksal çiftleşme' olarak tanımlanır.
Normalde inspiryumda P2P_2 gecikir ve çiftleşme artar. Eğer S2S_2 inspiryumda tek ses oluyorsa, bu P2P_2'nin gecikerek zaten çok geç kapanan A2A_2'ye yaklaştığını gösterir.
3
Fizyopatolojik mekanizmayı belirle.
Sol ventrikül ejeksiyon süresinin uzaması A2A_2'yi P2P_2'nin sonrasına iter.
Ciddi aort darlığı gibi durumlarda sol ventrikül boşalması o kadar gecikir ki A2A_2 bileşeni P2P_2 bileşeninden sonra oluşur (P2P_2 - A2A_2 sırası).

Anahtar Kavram

İkinci kalp sesinin (S2S_2) paradoksal (ters) çiftleşmesi, aort kapağının (A2A_2) pulmoner kapaktan (P2P_2) sonra kapanması durumudur ve genellikle ciddi sol ventrikül ejeksiyon gecikmelerinde (aort darlığı, sol dal bloğu) görülür.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 3 / 16Sonraki
Kardiyoloji Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 3 | Examkin