Nefroloji

349 soru

Soru 81Soru →

1313 yaşında bir erkek çocuk, son birkaç aydır özellikle futbol antrenmanları sonrası belirginleşen sol yan ağrısı ve makroskobik hematüri (kanlı idrar) şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 110/70110/70 mmHg (normal), ödem veya döküntü saptanmıyor.

Laboratuvar bulguları:
- İdrar dipstick: Kan (+++)(+++), Protein (++)(++)
- İdrar mikroskopisi: 100100 eritrosit/BBA; eritrositlerin tamamı izomorfik yapıda, silindir saptanmadı.
- Sabah ilk idrar protein/kreatinin oranı: 0.150.15
- Gün içi rastgele idrar protein/kreatinin oranı: 1.21.2
- Serum C3, C4, ANA ve kreatinin düzeyleri: Normal

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına dayanarak, hastada izlenen hematüri ve proteinürinin en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nutcracker sendromu

Cevap

Nutcracker sendromu
Nutcracker sendromu, sol renal venin abdominal aort ile superior mezenterik arter (SMA) arasında sıkışması sonucu oluşur. Bu durum sol renal vende venöz hipertansiyona yol açarak sol yan ağrısına, non-glomerüler (izomorfik) hematüriye ve renal venöz konjesyon mekanizmasıyla ortostatik proteinüriye neden olur. Hastadaki tüm bulgular (izomorfik eritrositler, sabah normal/gün içi yüksek protein ve yan ağrısı) bu mekanizmayla uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Hematüri tipinin belirlenmesi
İzomorfik eritrositler ve silindir yokluğu hematürinin non-glomerüler kaynaklı olduğunu gösterir.
Glomerüler hasarda eritrositler filtrasyon bariyerinden geçerken deforme olur (dismorfik) veya silindir oluşturur.
2
Proteinüri tipinin analiz edilmesi
Sabah ilk idrar oranının normal (<0.2<0.2), gün içi oranın ise yüksek (1.21.2) olması 'Ortostatik Proteinüri' tanısını koydurur.
Fiks (kalıcı) proteinürilerde sabah örneğinde de protein kaçağı devam eder.
3
Klinik bulgularla laboratuvarın birleştirilmesi
Sol yan ağrısı + Non-glomerüler makroskobik hematüri + Ortostatik proteinüri birlikteliği Nutcracker sendromuna işaret eder.
Sol renal venin aort ve SMA arasında sıkışması (Nutcracker), venöz basınç artışına bağlı olarak hem kanamaya hem de ortostatik protein kaçağına neden olur.

Anahtar Kavram

Nutcracker Sendromu (Sol Renal Ven Sıkışması)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 82Soru →

34.34. gebelik haftasında yapılan obstetrik ultrasonografide dişi fetusta masif mesane dilatasyonu (megasistis) ve bilateral şiddetli hidroureteronefroz saptanıyor. Amniyon mayi miktarının 1414 cm (normal) olduğu izleniyor. Doğum sonrası fizik muayenesinde batını distandü olan bebeğin mekonyum çıkışının olmadığı ve safra içerikli kusmalarının başladığı gözleniyor. Bu klinik tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Megasistis-mikrokolon-intestinal hipoperistaltizm sendromu

Cevap

Megasistis-mikrokolon-intestinal hipoperistaltizm sendromu
Doğru yanıt olan seçenek, megasistis (idrar torbasının aşırı genişlemesi), mikrokolon (bağırsakların kullanılmamasına bağlı dar kalması) ve bağırsak hareketlerinin yokluğu (hipoperistaltizm) ile karakterize Berdon sendromunu tanımlamaktadır. Dişi bebeklerde daha sık görülmesi ve amniyon sıvısının PUV'un aksine genellikle normal veya artmış olması en önemli ayırt edici özelliklerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın cinsiyetini ve antenatal USG bulgularını değerlendir
Dişi fetus, megasistis ve hidronefroz var ancak amniyon sıvısı normal.
Megasistis varlığında dişi cinsiyet ve normal amniyon sıvısı, çıkım obstrüksiyonu (PUV gibi) dışındaki nadir sendromları düşündürmelidir.
2
Postnatal gastrointestinal bulguları analiz et
Mekonyum çıkışının olmaması ve safra içerikli kusma (bağırsak obstrüksiyonu/pasaj kusuru).
Üriner sistem anomalisi ile intestinal peristaltizm kusurunun bir arada olması spesifik bir sendroma işaret eder.
3
Klinik üçlemeyi (Megasistis + Mikrokolon + Hipoperistaltizm) birleştir
Megasistis-mikrokolon-intestinal hipoperistaltizm sendromu (MMIHS) tanısına ulaşılır.
Berdon sendromu olarak da bilinen bu tablo, düz kas hücrelerindeki (genellikle ACTG2 mutasyonu) defekte bağlı gelişen en ağır CAKUT ve GİS birlikteliklerinden biridir.

Anahtar Kavram

Berdon Sendromu (MMIHS) Ayırıcı Tanısı

Daha Fazla Pratik

Berdon sendromu olan bir bebekte tanıyı kesinleştirmek için yapılacak altın standart radyolojik incelemenin 'kontrastlı kolon grafisi' (mikrokolonun gösterilmesi) olduğunu unutmayın.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 83Soru →

Yenidoğan döneminde şiddetli solunum sıkıntısı, idrar çıkışında azalma ve karın şişliği şikayetleriyle yenidoğan yoğun bakım ünitesine yatırılan bir erkek bebeğin fizik muayenesinde; her iki yanda batını dolduran, ele gelen dev kitleler ve jeneralize ödem saptanıyor. Çekilen batın ultrasonografisinde her iki böbreğin ileri derecede büyüdüğü, hiperekojenik yapıda olduğu ve kortikomedüller ayrımın tamamen kaybolduğu görülüyor.

Bu hastanın klinik tablosu ve olası tanısı dikkate alındığında, ilerleyen dönemde aşağıdakilerden hangisinin görülme olasılığı en yüksektir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İlerleyen yaşlarda konjenital hepatik fibrozise sekonder portal hipertansiyon gelişmesi

Cevap

İlerleyen yaşlarda konjenital hepatik fibrozise sekonder portal hipertansiyon gelişmesi
Hastada saptanan solunum sıkıntısı (Potter sekansına bağlı pulmoner hipoplazi), idrar çıkışında azalma, batında dev kitleler ve ultrasonografide kortikomedüller ayrımın kaybolduğu diffüz hiperekojen böbrek görünümü Otozomal Resesif Polikistik Böbrek Hastalığı (ORPBH) için tipiktir. ORPBH'de PKHD1 gen mutasyonu sonucu fibrokistin proteini sentezlenemez. Bu durum böbreklerde toplayıcı kanal dilatasyonlarına (mikrokistler) ve karaciğerde safra kanalı disgenezi ile konjenital hepatik fibrozise yol açar. Yenidoğan döneminde kaybedilmeyen hastalarda ilerleyen yaşlarda hepatik fibrozise sekonder portal hipertansiyon (özofagus varis kanamaları, splenomegali) gelişme olasılığı çok yüksektir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve ultrasonografik bulgularını değerlendir
Yenidoğanda dev kitleler, solunum sıkıntısı (pulmoner hipoplazi) ve USG'de kortikomedüller ayrımı kaybolmuş dev hiperekojen böbrekler saptandı.
Bu bulgular Otozomal Resesif Polikistik Böbrek Hastalığı (ORPBH) için patognomoniktir.
2
ORPBH'nin sistemik tutulumlarını ve uzun dönem komplikasyonlarını belirle
ORPBH sadece böbrekleri değil, karaciğeri de etkiler. Tüm hastalarda biliyer disgenezis ve konjenital hepatik fibrozis mevcuttur.
PKHD1 gen mutasyonu (fibrokistin proteini kusuru) her iki organda da yapısal anormalliklere yol açar.
3
Seçenekler arasında ORPBH'nin spesifik uzun dönem komplikasyonunu bul
Konjenital hepatik fibrozis zamanla portal hipertansiyona neden olur.
Yenidoğan dönemini atlatan hastalarda portal hipertansiyon, varis kanamaları ve hipersplenizm en önemli morbidite nedenlerindendir.

Anahtar Kavram

Otozomal Resesif Polikistik Böbrek Hastalığı (ORPBH) klinik bulguları ve konjenital hepatik fibrozis ile ilişkisi

İpuçları

1
Ultrasonografide saptanan kortikomedüller ayrımı kaybolmuş dev hiperekojen böbrekler, toplayıcı kanalların ektazisini yansıtır ve bu yaş grubunda spesifik bir kalıtsal hastalığı gösterir.
2
Bu kalıtsal hastalıkta böbrek bulgularına istisnasız olarak karaciğerde safra kanalı disgenezi eşlik eder.

Daha Fazla Pratik

Otozomal Dominant Polikistik Böbrek Hastalığı (ODPBH) ile Otozomal Resesif Polikistik Böbrek Hastalığı'nın (ORPBH) klinik ve ultrasonografik farklarını inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 84Soru →

1212 yaşında bir kız çocuk, geçirdiği majör abdominal cerrahi sonrası post-operatif 22. günde idrar miktarında belirgin azalma (0.3 mL/kg/saat0.3\text{ mL/kg/saat}) saptanması üzerine değerlendiriliyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 85/50 mmHg85/50\text{ mmHg}, nabız 120/dk120/\text{dk} ve mukozaları kuru olarak bulunuyor.

Hastanın laboratuvar bulguları aşağıdadır:

İncelemeSonuç
Serum Kreatinin1.6 mg/dL1.6\text{ mg/dL} (bazal: 0.6 mg/dL0.6\text{ mg/dL})
Fraksiyone Sodyum Ekskresyonu (FENa\text{FE}_{\text{Na}})%0.5\%0.5
İdrar Osmolalitesi600 mOsm/kg H2O600\text{ mOsm/kg } \text{H}_2\text{O}
İdrar SedimentiBirkaç hyalen silendir

Bu hastadaki akut böbrek hasarının en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Prerenal azotemi

Cevap

Prerenal azotemi
Doğru seçenek olan prerenal azotemi, hastanın klinik hipovolemi bulguları (düşük kan basıncı, taşikardi, dehidratasyon) ve tübüler fonksiyonların sağlam olduğunu gösteren laboratuvar verileriyle uyumludur. FENa\text{FE}_{\text{Na}} değerinin %1\%1'den küçük olması ve idrar osmolalitesinin 500 mOsm/kg H2O500\text{ mOsm/kg } \text{H}_2\text{O} üzerinde olması, böbreğin sodyumu etkin bir şekilde geri emdiğini ve idrarı konsantre edebildiğini kanıtlar; bu durum tipik olarak prerenal tablolarda görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun değerlendirilmesi
Hipotansiyon (85/50 mmHg85/50\text{ mmHg}), taşikardi (120/dk120/\text{dk}) ve kuru mukozalar hastada belirgin bir hipovolemi/dehidratasyon olduğunu gösterir.
Akut böbrek hasarı olan bir hastada volüm durumu, prerenal ve renal ayrımı için ilk basamaktır.
2
Üriner indekslerin analizi
FENa\text{FE}_{\text{Na}}'nın %1\%1'in altında olması (%0.5\%0.5) ve idrar osmolalitesinin 500 mOsm/kg500\text{ mOsm/kg}'dan büyük olması (600600) saptanmıştır.
Bu değerler böbrek tübüllerinin sodyumu tutma ve idrarı konsantre etme yeteneğinin (yani fonksiyonunun) korunduğunu gösterir.
3
Ayırıcı tanının yapılması
Fonksiyonel böbrek yetmezliği olan prerenal azotemi tanısı konulur.
Parankimal hasar (ATN) olsaydı, tübüller sodyumu geri ememezdi ve idrar dilüe kalırdı.

Anahtar Kavram

Prerenal azotemi ve Akut Tübüler Nekroz (ATN) ayırıcı tanısında idrar indekslerinin (FENa\text{FE}_{\text{Na}} ve Osmolalite) kullanımı.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 85Soru →

13 yaşında kız hasta, son 3 aydır giderek artan halsizlik ve bacaklarında şişlik yakınmalarıyla polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 140/90140/90 mmHg (yaş ve boya göre 95. persantil üzeri) ve bacaklarda pretibial ++++ ödem saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum C3 düzeyi 2222 mg/dL (N: 80-160), C4 düzeyi 44 mg/dL (N: 15-45) olarak ölçülüyor. ASO, ANA ve anti-dsDNA testleri negatif sonuçlanıyor. İdrar tetkikinde 2.82.8 g/gün proteinüri saptanırken, mikroskopide her sahada bol dismorfik eritrosit ve eritrosit silendirleri izleniyor. Bu klinik ve laboratuvar bulguları ışığında, hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Membranoproliferatif glomerülonefrit Tip 1

Cevap

Membranoproliferatif glomerülonefrit Tip 1
Membranoproliferatif glomerülonefrit Tip 1, klasik kompleman yolağının aktivasyonu sonucu hem C3 hem de C4 seviyelerinde belirgin ve kalıcı (8 haftadan uzun) bir düşüşe neden olur. Hastadaki hipertansiyon, nefritik-nefrotik mikst idrar bulguları ve 3 aylık süre bu tanıyı destekleyen temel unsurlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun belirlenmesi
Hastada hematüri, proteinüri, ödem ve hipertansiyon mevcuttur; bu tablo nefritik ve nefrotik sendrom özelliklerinin karıştığı bir glomerülonefriti işaret eder.
Tanıya yaklaşımda ilk adım klinik sendromu tanımlamaktır.
2
Kompleman profilinin analizi
C3 ve C4 düzeylerinin her ikisi de belirgin şekilde düşüktür.
C3 ve C4'ün birlikte düşmesi klasik yolak aktivasyonunu (örneğin MPGN Tip 1 veya SLE) gösterir.
3
Sürenin ve ek testlerin değerlendirilmesi
Bulguların 3 aydır sürmesi (8 haftadan uzun) ve ANA/ASO negatifliği, APSGN ve SLE tanılarından uzaklaştırır.
APSGN'de C3 düşüklüğü geçicidir (6-8 hafta) ve C4 genellikle korunur.
4
Tanının netleştirilmesi
Kalıcı hipokomplementemi (C3 ve C4 düşüklüğü) ve mikst idrar bulguları Membranoproliferatif Glomerülonefrit (MPGN) Tip 1 için karakteristiktir.
MPGN Tip 1, klasik yolak üzerinden kompleman tüketimi yapan kronik bir hastalıktır.

Anahtar Kavram

Kalıcı hipokomplementemi (özellikle hem C3 hem C4 düşüklüğü) ile seyreden çocukluk çağı glomerülonefritlerinde ayırıcı tanı.

İpuçları

1
Glomerülonefritlerde kompleman düzeylerinin (C3 ve C4) düşük mü yoksa normal mi olduğu tanı için en kritik belirteçtir.
2
C3 düşüklüğüne C4 düşüklüğünün de eşlik etmesi, klasik kompleman yolağının aktive olduğunu gösterir.
3
Akut poststreptokoksik glomerülonefritte kompleman düşüklüğünün 8 haftadan uzun sürmesi, tanıdan uzaklaşarak böbrek biyopsisi yapılmasını gerektiren bir durumdur.

Daha Fazla Pratik

Hipokomplementemik seyreden MPGN Tip 1 ve Tip 2 (Dense Deposit Disease) arasındaki kompleman yolağı farklarını inceleyin.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 86Soru →

7 yaşında, obstrüktif üropatiye sekonder kronik böbrek yetmezliği (Evre 3b) tanısıyla izlenen bir hastanın laboratuvar incelemelerinde; serum fosforu 6.26.2 mg/dLmg/dL, kalsiyumu 8.98.9 mg/dLmg/dL, alkalen fosfataz (ALPALP) 480480 U/LU/L ve intakt parathormon (iPTHiPTH) 240240 pg/mLpg/mL saptanıyor.

Bu hastada kemik döngüsünün artmasına ve ikincil hiperparatiroidizmin tetiklenmesine neden olan en temel patofizyolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fosfor birikiminin 1,25(OH)2D1,25(OH)_2D sentezini inhibe etmesi ve serum iyonize kalsiyum düzeyini düşürmesi

Cevap

İkincil hiperparatiroidizmin temel tetikleyicisi, fosfor birikiminin aktif D vitamini sentezini baskılaması ve iyonize kalsiyum düzeylerini düşürmesidir.
Kronik böbrek yetmezliğinde glomerüler filtrasyon hızının azalmasıyla birlikte fosfor atılımı bozulur. Biriken fosfor, 1α1\alpha-hidroksilaz enzimini inhibe ederek 1,25(OH)2D1,25(OH)_2D (kalsitriol) sentezini azaltır. Kalsitriol eksikliği hem bağırsaktan kalsiyum emilimini azaltır hem de paratiroid bezi üzerindeki doğrudan baskılayıcı etkisini yitirir. Ayrıca hiperfosfatemi, kalsiyum ile çökerek iyonize kalsiyumu düşürür; bu iki mekanizma (hipokalsemi ve düşük kalsitriol) paratiroid bezini aşırı uyararak ikincil hiperparatiroidizme yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve laboratuvar verilerini analiz et.
Evre 3b KBY, hiperfosfatemi (6.26.2 mg/dLmg/dL), yüksek PTH (240240 pg/mLpg/mL) ve yüksek ALP (480480 U/LU/L) saptandı.
Bu tablo, 'yüksek döngülü kemik hastalığı' (osteitis fibrosa cystica) ile uyumlu ikincil hiperparatiroidizmi işaret eder.
2
Fosforun metabolik etkisini değerlendir.
Fosfor retansiyonu, proksimal tübülde 1,25(OH)2D1,25(OH)_2D sentezini sağlayan 1α1\alpha-hidroksilaz enzimini inhibe eder.
Aktif D vitamini azalınca bağırsaklardan kalsiyum emilimi düşer ve PTH üzerindeki doğrudan inhibisyon kalkar.
3
Kalsiyum-fosfor etkileşimini belirle.
Yükselen serum fosforu, kalsiyum ile kompleks oluşturarak serbest (iyonize) kalsiyum miktarını azaltır.
İyonize kalsiyumdaki düşüş, paratiroid bezindeki kalsiyum duyarlı reseptörler (CaSRCaSR) aracılığıyla PTH salınımını tetikleyen en güçlü uyarandır.

Anahtar Kavram

Kronik Böbrek Hastalığı - Mineral ve Kemik Bozukluğu (CKD-MBD) Patofizyolojisi

Daha Fazla Pratik

CKD-MBD yönetiminde fosfor bağlayıcıların ve D vitamini analoglarının kullanım önceliklerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 87Soru →

3232 haftalık prematüre doğan ve antenatal dönemde ağır polihidramniyoz öyküsü olan 22 aylık bir erkek bebek; iştahsızlık, bol miktarda idrar yapma ve beklenen kilo artışının olmaması şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde dehidratasyon bulguları saptanmış olup vücut ağırlığı 3.3. persentilin altındadır. Kan basıncı 75/45 mmHg75/45 \, mmHg ölçülmüştür. Laboratuvar incelemelerinde elde edilen sonuçlar aşağıdadır:

ParametreDeğer
Serum NaNa130 mEq/L130 \, mEq/L
Serum KK2.1 mEq/L2.1 \, mEq/L
Serum ClCl82 mEq/L82 \, mEq/L
Serum CaCa9.4 mEq/L9.4 \, mEq/L
Serum MgMg1.9 mEq/L1.9 \, mEq/L
Kan pHpH7.557.55
Kan pCO2pCO_246 mmHg46 \, mmHg
Kan HCO3HCO_336 mEq/L36 \, mEq/L
İdrar Dansitesi10031003
İdrar pHpH6.56.5
İdrar Ca/CrCa/Cr oranı0.850.85

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bartter sendromu

Cevap

Antenatal polihidramniyoz öyküsü, prematüre doğum, neonatal dönemde saptanan hipokalemik metabolik alkaloz ve belirgin hiperkalsiüri bulguları ile en olası tanı Bartter sendromudur.
Hastada saptanan prematüre doğum ve polihidramniyoz öyküsü, postnatal dönemdeki ağır tuz kaybı, hipokalemik metabolik alkaloz ve idrarda kalsiyum atılımının artmış olması (hiperkalsiüri), neonatal Bartter sendromunun tipik sunumudur.

Adım Adım Çözüm

1
Kan gazı analizi
pH:7.55pH: 7.55 ve HCO3:36 mEq/LHCO_3: 36 \, mEq/L
Hastada metabolik alkaloz tablosu olduğunu saptamak için.
2
Kan basıncı değerlendirmesi
75/45 mmHg75/45 \, mmHg (Düşük/Normal)
Alkaloz tablosunun hipertansif (Liddle, Cushing vb.) mi yoksa normotansif (Bartter, Gitelman, kusma) mi olduğunu ayırmak için.
3
İdrar kalsiyum atılımı ve öykü analizi
İdrar Ca/Cr:0.85Ca/Cr: 0.85 ve Polihidramniyoz öyküsü
Hiperkalsiüri varlığı Gitelman sendromunu dışlar ve antenatal bulgularla birlikte Bartter sendromuna yönlendirir.

Anahtar Kavram

Bartter sendromu, Henle kulpunun çıkan kalın kolundaki transport proteinlerinin bozukluğu sonucu ortaya çıkan, tuz kaybı, poliüri, hipokalemik metabolik alkaloz ve hiperkalsiüri ile karakterize bir tübülopatidir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 88Soru →

66 yaşında erkek çocuk, yaklaşık 1010 gündür devam eden göz kapaklarında ve bacaklarında şişlik şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenede yaygın ödem izlenen hastanın kan basıncı 95/6095/60 mmHg (50−9550-95. persantil arası) ölçülüyor. Laboratuvar incelemesinde; tam idrar tetkikinde 4+4+ proteinüri, mikroskobik incelemede her sahada 1−21-2 eritrosit saptanıyor. Serum albumin: 1,61,6 g/dL, kolesterol: 380380 mg/dL, C3: 110110 mg/dL (N: 80−16080-160), C4: 2525 mg/dL (N: 15−4515-45) ve kreatinin: 0,40,4 mg/dL bulunuyor. Hastaya prednizolon tedavisi başlanıyor. Tedavisinin 1212. gününde ani gelişen şiddetli karın ağrısı, kusma ve 39,4∘C39,4^\circ C ateş ile acil servise başvuruyor. Batında yaygın defans ve rebound saptanıyor. Bu hastada gelişen klinik tabloya en sık neden olan etken ve bu etkene karşı immünolojik savunmanın bozulmasındaki temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Streptococcus pneumoniae - Alternatif kompleman yolu proteinlerinin (Faktör B ve Properdin) idrarla kaybı

Cevap

En olası etken Streptococcus pneumoniae olup, temel mekanizma alternatif kompleman yolu proteinlerinin (Faktör B ve Properdin) idrarla kaybıdır.
Nefrotik sendromlu çocuklarda gelişen spontan bakteriyel peritonitin en yaygın etkeni Streptococcus pneumoniae'dir. Bu yatkınlığın en spesifik nedeni, düşük moleküler ağırlıklı olan Faktör B ve Properdin gibi alternatif kompleman yolu proteinlerinin idrarla kaybedilmesidir. Bu kayıp, kapsüllü bakterilerin opsonizasyonunu bozarak fagositozu imkansız hale getirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin analizi
Masif proteinüri, hipoalbuminemi, hiperlipidemi, normal tansiyon ve normal kompleman (C3, C4) düzeyleri ile hastada Minimal Değişim Hastalığı ön plandadır.
Nefrotik sendromun klasik bulgularını tanımlamak.
2
Komplikasyonun tanınması
Ateş, akut karın bulguları (defans, rebound) ve asit varlığı nefrotik sendrom seyrinde gelişen Spontan Bakteriyel Peritonit'i (SBP) gösterir.
Klinik seyirdeki değişikliği anlamlandırmak.
3
Etken ve mekanizma eşleştirmesi
Çocuklarda SBP'nin en sık etkeni S. pneumoniae'dir. Bu hastalarda kapsüllü bakterilere duyarlılık, Faktör B ve Properdin'in idrarla kaybı sonucu alternatif kompleman yolunun bozulmasına bağlıdır.
Patofizyolojik temeli belirlemek.

Anahtar Kavram

Nefrotik sendromda enfeksiyonlara (özellikle SBP) meyil, hümoral immünitedeki protein kayıplarına (Faktör B, Properdin, IgG) bağlıdır.
Soru 89Soru →

77 yaşında bir erkek çocuk, perforasyonla giden komplike apandisit sonrası gelişen septik şok tablosuyla çocuk yoğun bakım ünitesinde izlenmektedir. Hastanın takibinde son 1212 saattir idrar miktarının 0.3 mL/kg/saat0.3 \text{ mL/kg/saat}'e düştüğü ve intravenöz sıvı resüsitasyonuna rağmen oligürinin devam ettiği görülüyor.

Hastanın güncel laboratuvar bulguları aşağıda verilmiştir:

TetkikSonuç
Serum sodyum136 mEq/L136 \text{ mEq/L}
Serum kreatinin2.4 mg/dL2.4 \text{ mg/dL} (Bazal: 0.5 mg/dL0.5 \text{ mg/dL})
İdrar sodyumu48 mEq/L48 \text{ mEq/L}
İdrar kreatinini24 mg/dL24 \text{ mg/dL}
İdrar ozmolalitesi280 mOsm/kg280 \text{ mOsm/kg}

Bu verilere dayanarak, hastadaki böbrek yetmezliğinin en olası tanısı ve beklenen idrar sedimenti bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut tübüler nekroz - Kirli kahverengi granüler silindirler

Cevap

Hastanın klinik ve laboratuvar bulguları Akut Tübüler Nekroz (ATN) ile uyumludur ve sedimentte kirli kahverengi granüler silindirler beklenir.
Verilen laboratuvar değerlerinde FENa'nın >%2> \%2 olması, idrar ozmolalitesinin plazma ozmolalitesine yakın (izostenürik) olması ve idrar/plazma kreatinin oranının <20< 20 olması kesin olarak intrensek böbrek yetmezliğini (ATN) işaret eder. Septik şok gibi ağır hipoperfüzyon durumlarında prerenal tablo hızla ATN'ye ilerleyebilir. ATN'nin en tipik sediment bulgusu ise 'muddy brown' olarak bilinen kirli kahverengi granüler silindirlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Fraksiyone sodyum ekskresyonunun (FENa) hesaplanması.
FENa=UNa×PCrPNa×UCr×100=48×2.4136×24×100≈%3.52FENa = \frac{U_{Na} \times P_{Cr}}{P_{Na} \times U_{Cr}} \times 100 = \frac{48 \times 2.4}{136 \times 24} \times 100 \approx \%3.52
FENa, prerenal azotemi ile intrensek böbrek yetmezliğini (ATN) ayırt etmede en duyarlı indekstir.
2
İdrar ozmolalitesi ve İdrar/Plazma kreatinin oranının değerlendirilmesi.
İdrar ozmolalitesi 280 mOsm/kg280 \text{ mOsm/kg} (izostenüri) ve İdrar/Plazma kreatinin oranı 1010 (<20< 20).
Böbreğin idrarı konsantre edememesi tübüler hasarın (ATN) kanıtıdır.
3
Klinik tablo ve sediment bulgusunun eşleştirilmesi.
Septik şoka bağlı gelişen ATN tablosunda idrar sedimentinde kirli kahverengi (çamur rengi) granüler silindirler görülür.
Tübüler epitel hücrelerinin dökülmesi ve nekrozu bu karakteristik silindirlerin oluşmasına neden olur.

Anahtar Kavram

Akut böbrek yetmezliğinde prerenal ve intrensek (ATN) ayrımı idrar indeksleri (FENa, ozmolalite) ve sediment bulguları ile yapılır.

Alternatif Yöntem

FENa hesaplamak yerine İdrar/Plazma Kreatinin oranına bakılabilir. Oranın 1010 çıkması (<20< 20 olması) tübüler hasarı ve ATN'yi pratik olarak doğrular.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 90Soru →

99 yaşında bir kız çocuk, iki haftadır devam eden kronik ishal şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde kas güçsüzlüğü, irritabilite ve derin tendon reflekslerinde azalma saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum potasyum düzeyi 2.42.4 mEq/L bulunuyor. Hastaya intravenöz potasyum klorür (KClKCl) replasmanı başlanıyor. Uygun dozda tedaviye rağmen 4848 saat sonra yapılan kontrolde serum potasyum düzeyinin 2.52.5 mEq/L olduğu ve anlamlı bir yükselme olmadığı saptanıyor. Bu hastada potasyum tedavisine direnç gelişmesinin en olası nedeni, aşağıdaki elektrolitlerin hangisinin serum düzeyindeki düşüklüktür?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Magnezyum

Cevap

Magnezyum eksikliği, potasyum replasmanına dirençli hipokaleminin en önemli nedenidir.
Magnezyum, distal tübül lümenindeki ROMK (Renal Outer Medullary Potassium) kanallarını hücre içinden inhibe ederek potasyumun idrara kaçışını sınırlar. Hipomagnezemi durumunda bu inhibisyon kalkar ve hasta dışarıdan ne kadar potasyum alırsa alsın, böbrekler yoluyla kaybeder. Bu nedenle dirençli hipokalemide ilk akla gelmesi gereken magnezyum eksikliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Kas güçsüzlüğü ve düşük serum potasyumu (2.42.4 mEq/L) ile hipokalemi tanısı konur.
Replasman ihtiyacını belirlemek için temel elektrolit düzeyi gereklidir.
2
Tedaviye yanıtı değerlendir
4848 saatlik uygun KClKCl replasmanına rağmen potasyumun yükselmemesi (dirençli/refrakter hipokalemi).
Dirençli vakalarda altta yatan diğer elektrolit bozukluklarını düşünmek gerekir.
3
Fizyopatolojik mekanizmayı belirle
Hipomagnezemi, ROMK kanalları üzerindeki inhibisyonu kaldırarak böbrekten potasyum kaybını artırır.
Magnezyum hücre içi düzeyde potasyum çıkışını kontrol eden bir kapı görevi görür.

Anahtar Kavram

Hipomagnezemi varlığında, renal tübüllerdeki ROMK kanalları üzerinden kontrolsüz potasyum sekresyonu gerçekleşir; bu durum magnezyum düzeltilmeden potasyumun yükselmesini engeller.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 91Soru →

77 yaşında bir kız çocuk; bebeklikten itibaren süregelen iştahsızlık, boy kısalığı, çok su içme ve sık idrara çıkma yakınmaları ile getirilmiştir. Fizik muayenesinde boy ve vücut ağırlığı 3.3. persentilin altındadır. Kan basıncı 95/6095/60 mmHgmmHg (yaşına göre normal) saptanmıştır. Laboratuvar incelemelerinde elde edilen bulgular aşağıdadır:

ParametreSonuç
Serum NaNa136136 mEq/LmEq/L
Serum KK2.62.6 mEq/LmEq/L
Serum ClCl114114 mEq/LmEq/L
Serum CaCa9.29.2 mg/dLmg/dL
Serum MgMg1.91.9 mg/dLmg/dL
Kan gazı pHpH7.247.24
Kan gazı pCO2pCO_22828 mmHgmmHg
Kan gazı HCO3HCO_31313 mEq/LmEq/L
İdrar pHpH6.86.8
İdrar NaNa5050 mEq/LmEq/L
İdrar KK3535 mEq/LmEq/L
İdrar ClCl4545 mEq/LmEq/L

Üriner kalsiyum/kreatinin oranı 0.380.38 (yüksek) olarak hesaplanan ve renal ultrasonografisinde bilateral medüller nefrokalsinozis saptanan bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tip 1 (Distal) renal tübüler asidoz

Cevap

Tip 1 (Distal) renal tübüler asidoz
Hastadaki tablo normal anyon açıklı metabolik asidoz (NAGMA) ile uyumludur. Serum potasyumunun düşük olması (2.62.6 mEq/LmEq/L) bizi Tip 1 veya Tip 2 RTA'ya yönlendirir. Ancak sistemik asidoza rağmen idrar pH'ının 5.55.5'in altına düşürülememesi (6.86.8), idrar anyon açığının pozitif olması (+40+40) ve klinik olarak hiperkalsiüriye bağlı medüller nefrokalsinozis görülmesi, distal tübüldeki hidrojen sekresyon defektini (Tip 1 RTA) kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Asit-baz durumunu ve anyon açığını değerlendir
pHpH 7.247.24 ve HCO3HCO_3 1313 mEq/LmEq/L ile metabolik asidoz mevcuttur. Serum anyon açığı: 136−(114+13)=9136 - (114 + 13) = 9 (Normal).
Normal anyon açıklı metabolik asidoz (NAGMA) tübüler hastalıkların ayırıcı tanısında ilk adımdır.
2
İdrar anyon açığını (İAA) hesapla
İAA = (Na+K)−Cl(Na + K) - Cl = (50+35)−45=+40(50 + 35) - 45 = +40 (Pozitif).
Pozitif idrar anyon açığı, böbreğin amonyum (NH4+NH_4^+) üretiminde yetersizlik olduğunu ve renal kökenli asidozu gösterir.
3
İdrar pH'ını ve sistemik bulguları yorumla
İdrar pHpH değeri 6.86.8 (Sistemik asidoza rağmen >5.5>5.5) ve nefrokalsinozis mevcuttur.
Distal tübülde H+H^+ sekresyon defekti nedeniyle idrar asidifiye edilemez (pH>5.5pH > 5.5). Bu durum hiperkalsiüri ve nefrokalsinozis ile birliktedir.

Anahtar Kavram

Distal (Tip 1) RTA, sistemik asidoza rağmen idrar pH'ını 5.5'in altına düşürememe, hipokalemi ve nefrokalsinozis ile karakterize bir tübüler defekttir.
Soru 92Soru →

77 yaşında bir erkek çocuk, göz kapaklarında şişlik ve idrar renginde belirgin koyulaşma (çay rengi) şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 130/85130/85 mmHg (yaş ve boya göre >95.>95. persantil) olarak ölçülüyor. Yapılan idrar analizinde dipstick ile 2+2+ proteinüri ve 3+3+ kan saptanıyor. İdrar mikroskopisinde her sahada çok sayıda eritrosit, dismorfik eritrositler ve eritrosit silindirleri gözleniyor. Bu klinik tablo ile başvuran hastada, ayırıcı tanıya yönelik olarak planlanması gereken ilk laboratuvar tetkiki aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum C3C3 düzeyi

Cevap

Nefritik sendromun etiyolojik değerlendirmesinde ilk basamak serum C3C3 düzeyinin ölçülmesidir.
Hastanın klinik bulguları (hipertansiyon, ödem) ve laboratuvar bulguları (proteinüri, dismorfik eritrositler, eritrosit silindirleri) akut nefritik sendrom tanısını koydurur. Nefritik sendromlu bir çocukta etiyolojiyi belirlemek için kullanılan tanısal algoritmanın ilk ve en önemli basamağı serum C3C3 düzeyinin ölçülmesidir. Bu ölçüm sayesinde hastalıklar 'hipokomplemantemik' (örneğin; Akut Post-Streptokokal Glomerülonefrit, Membranoproliferatif Glomerülonefrit, Sistemik Lupus Eritematozus) ve 'normokomplemantemik' (örneğin; IgA Nefropatisi, Alport Sendromu, Henoch-Schönlein Purpurası) olarak ikiye ayrılarak ayırıcı tanı daraltılır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanımla
Hasta; hematüri (çay rengi idrar, eritrosit silindirleri), hipertansiyon (130/85130/85 mmHg) ve ödem (göz kapaklarında şişlik) bulgularıyla tipik bir 'akut nefritik sendrom' tablosundadır.
Tedavi ve ileri tetkik planı sendromun tipine göre belirlenir.
2
Hematürinin kaynağını belirle
İdrar mikroskopisinde saptanan dismorfik eritrositler ve eritrosit silindirleri, kanamanın glomerüler kaynaklı olduğunu kanıtlar.
Glomerüler ve non-glomerüler hematüri ayrımı, tanısal algoritmanın en kritik basamağıdır.
3
Etiyolojik algoritmayı uygula
Glomerüler hematüri saptanan nefritik sendromlu bir hastada, bir sonraki basamak kompleman (C3C3) düzeyine bakarak nedenleri sınıflandırmaktır.
C3C3 düşüklüğü (post-streptokokal, MPGN, Lupus) veya normal C3C3 (IgA nefropatisi, Alport, HSP) ayrımı tanıyı daraltır.

Anahtar Kavram

Nefritik sendromlu hastada glomerüler hematüri kanıtlandıktan sonra ayırıcı tanıdaki ilk basamak serum kompleman (C3C3) düzeyinin ölçülmesidir.

Daha Fazla Pratik

Post-streptokokal glomerulonefritte kompleman düzeylerinin ne zaman normale dönmesinin beklendiğini ve düzelmemesi durumunda hangi tanının ön plana çıkacağını inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Hematürinin kaynağını belirlerken idrar mikroskopisinde akantositlerin (>%5>\%5) görülmesi de glomerüler orijin için oldukça spesifiktir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 93Soru →

44 yaşında bir kız çocuk, bir yıl önce saptanan bilateral Evre IIIIII vezikoüreteral reflü (VURVUR) nedeniyle nitrofurantoin profilaksisi altında izlenmektedir. İzleminde bir kez ateşli idrar yolu enfeksiyonu (I˙YEİYE) geçiren hastanın sonda ile alınan idrar kültüründe 5×1045 \times 10^4 cfu/mlcfu/ml *Escherichia coli* üremiştir. Enfeksiyondan 66 ay sonra çekilen kontrol DMSADMSA sintigrafisinde sağ böbrek üst polde yeni gelişen fokal bir skar dokusu saptanmıştır. Bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cerrahi reimplantasyon veya endoskopik antireflü enjeksiyon tedavisi planlamak

Cevap

Profilaksi altında ateşli enfeksiyon geçiren ve yeni renal skar gelişen hastada cerrahi reimplantasyon veya endoskopik enjeksiyon tedavisi en uygun yaklaşımdır.
Bu hastada cerrahi müdahale gerekliliği üç ana nedene dayanmaktadır: Birincisi, hastanın antibiyotik profilaksisi altında olmasına rağmen ateşli bir enfeksiyon geçirmesi ('atılım enfeksiyonu'); ikincisi, bu enfeksiyon sonucunda DMSADMSA sintigrafisinde daha önce olmayan yeni bir renal skar dokusunun saptanması; üçüncüsü ise reflünün Evre IIIIII (orta-yüksek derece) olması ve izlemde gerileme göstermemesidir. Bu durumlarda üreteroneosistostomi veya endoskopik antireflü enjeksiyonu kesin tedavi seçeneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Kültür sonucunu değerlendir
Sonda ile alınan idrarda 5×1045 \times 10^4 cfu/mlcfu/ml üreme, pediatrik yaş grubunda anlamlı idrar yolu enfeksiyonu kabul edilir.
Sonda örneklerinde genellikle 10410^4 (veya bazen 5×1045 \times 10^4) üzerindeki koloniler tanısal kabul edilir.
2
Profilaksi başarısını kontrol et
Hasta uygun profilaksi (nitrofurantoin) alırken enfeksiyon gelişmiştir (Atılım/Breakthrough enfeksiyon).
Tedavi altındayken enfeksiyon gelişmesi, medikal yönetimin tek başına yetersiz kaldığını gösterir.
3
DMSADMSA sonucunu yorumla
Yeni odak saptanması, reflünün böbrek parankiminde kalıcı hasara yol açtığını (skar) kanıtlar.
Skar gelişimi, reflü yönetiminde en kritik progresyon göstergesidir.
4
Tedavi kararını belirle
Atılım enfeksiyonu + yeni skar + persistans cerrahi düzeltme gerektirir.
Amerikan Üroloji Derneği (AUA) ve Avrupa Çocuk Ürolojisi (ESPU) kılavuzlarına göre bu kombinasyon cerrahi endikasyondur.

Anahtar Kavram

Vezikoüreteral Reflü (VUR) Cerrahi Endikasyonları

Daha Fazla Pratik

VUR'un cerrahi tedavisinden sonra çocuklarda görülebilecek üreteral obstrüksiyon belirtilerini ve bu durumun MAG-3 ile nasıl değerlendirildiğini inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 94Soru →

Altı aylık bir erkek bebek; tekrarlayan açıklanamayan ateş atakları, huzursuzluk ve kilo alamama şikayetleriyle getiriliyor. Annesi bebeğin sürekli meme emmek istediğini, ek olarak su verildiğinde çok iştahlı içtiğini ve bezlerinin sürekli çok ıslak olduğunu ifade ediyor.

Laboratuvar incelemelerinde;
- Serum sodyumu: 154154 mEq/L
- Plazma ozmolalitesi: 310310 mOsm/kg
- İdrar ozmolalitesi: 110110 mOsm/kg
olarak saptanıyor. Subkütan dezmopressin uygulaması sonrasında idrar ozmolalitesinin 115115 mOsm/kg olduğu ve anlamlı bir değişiklik olmadığı gözleniyor.

Bu hastadaki klinik tabloya en büyük olasılıkla aşağıdakilerden hangisi neden olmuştur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplayıcı tübüllerdeki vazopressin V2V_2 reseptör gen mutasyonu

Cevap

Toplayıcı tübüllerdeki vazopressin V2V_2 reseptör gen mutasyonu
Hastada saptanan hipernatremik dehidratasyon ve eşlik eden dilüe idrar, böbreklerin su tutma yeteneğini kaybettiğini (diabetes insipidus) gösterir. Dezmopressin testi ile idrar ozmolalitesinde anlamlı bir artış olmaması, sorunun antidiüretik hormon (ADH) eksikliği olmadığını, tübüllerin ADH'ya dirençli olduğunu (Nefrojenik Diabetes İnsipidus) kanıtlar. Bu hastalığın konjenital formunun en sık nedeni (%90), toplayıcı tübüllerin bazolateral membranında yer alan vazopressin V2V_2 reseptör genindeki (X'e bağlı resesif geçişli) mutasyondur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve laboratuvar bulgularını değerlendir.
Açıklanamayan ateş (dehidratasyon ateşi), poliüri, hipernatremi (154154 mEq/L) ve yüksek plazma ozmolalitesine (310310 mOsm/kg) rağmen idrarın dilüe (110110 mOsm/kg) olduğu saptandı.
Hipernatremik bir hastada idrarın konsantre edilememesi diabetes insipidus (DI) sendromunu düşündürür.
2
Dezmopressin testinin sonucunu yorumla.
Ekzojen sentetik ADH (dezmopressin) verilmesine rağmen idrar ozmolalitesinin artmadığı (115115 mOsm/kg) görüldü.
Böbreklerin ADH'ya yanıt vermemesi, patolojinin santral (hormon eksikliği) değil, nefrojenik (reseptör veya kanal defekti) olduğunu gösterir.
3
Nefrojenik diabetes insipidusun (NDI) etiyolojisini belirle.
Doğumsal NDI olgularının yaklaşık %90'ı, toplayıcı tübüllerdeki V2V_2 reseptörünü kodlayan AVPR2 genindeki mutasyona bağlıdır.
Bu reseptör çalışmadığında ADH, su kanallarının (Akuaporin-2) apikal membrana yerleşmesini sağlayamaz ve tübül lümenindeki su geri emilemez.

Anahtar Kavram

Nefrojenik Diabetes İnsipidus Tanı ve Etiyolojisi

İpuçları

1
Hastadaki yüksek serum sodyumu (154154 mEq/L) ve düşük idrar ozmolalitesi (110110 mOsm/kg), böbreğin suyu tutamadığını göstermektedir.
2
Dezmopressin verilmesine rağmen idrarın hala dilüe kalması, patolojinin hormon eksikliğinden değil, hedeflenen organın (böbrek) yanıtsızlığından kaynaklandığını kanıtlar.
3
Böbrekte ADH'ya yanıt verememe durumu Nefrojenik Diabetes İnsipidus olarak adlandırılır. Bunun genetik olarak en sık nedeni, ADH'nın toplayıcı kanallarda bağlandığı V2V_2 reseptörünün bozukluğudur.

Daha Fazla Pratik

Santral diabetes insipidus ile nefrojenik diabetes insipidus ayrımında su kısıtlama ve dezmopressin testinin laboratuvar adımlarını tablolardan gözden geçirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Laboratuvar bulgularının detayına girmeden, sadece 'izole su kaybı kliniği (açıklanamayan dehidratasyon ateşi, suya saldırma) ve ekzojen hormona yanıtsızlık' birleştirildiğinde organ düzeyindeki direnç sendromu olan nefrojenik DI tanısına kolaylıkla ulaşılabilir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 95Soru →

Yedi yaşında bir kız çocuk, boy kısalığı, halsizlik ve kas krampları şikayetleriyle getirilmiştir. Özgeçmişinde bebekliğinden itibaren belirgin polidipsi, poliüri ve tuzlu gıdalara aşırı düşkünlük öyküsü mevcuttur. Fizik muayenesinde boy ve vücut ağırlığı 10.10. persantildedir, kan basıncı 90/6090/60 mmHgmmHg (normal) saptanmıştır.

Laboratuvar incelemelerinde:
Kan gazı: pH:7.49pH: 7.49, pCO2:45pCO_2: 45 mmHgmmHg, HCO3:33HCO_3: 33 mEq/LmEq/L
Serum: Na:137Na: 137 mEq/LmEq/L, K:2.7K: 2.7 mEq/LmEq/L, Cl:94Cl: 94 mEq/LmEq/L, Ca:9.2Ca: 9.2 mg/dLmg/dL, Mg:1.1Mg: 1.1 mg/dLmg/dL
İdrar: pH:7.0pH: 7.0, İdrar Ca/KreatininCa/Kreatinin oranı: 0.010.01 mg/mgmg/mg (Normal:>0.2Normal: >0.2)

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gitelman sendromu

Cevap

Gitelman sendromu
Hastada saptanan hipokalemik metabolik alkaloz, normal kan basıncı, geç çocukluk çağı başlangıcı, belirgin hipomagnezemi ve hipokalsiüri (idrar Ca/Kreatinin<0.1Ca/Kreatinin < 0.1) bulgularının tümü Gitelman sendromunu işaret eder. Gitelman sendromu, distal kıvrımlı tübüldeki Na−ClNa-Cl kotransportöründeki (NCC) mutasyon sonucu oluşur ve 'tiyazid benzeri' bir etki yaratır.

Adım Adım Çözüm

1
Kan gazı ve elektrolit analizi
pH:7.49pH: 7.49 ve HCO3:33HCO_3: 33 mEq/LmEq/L ile metabolik alkaloz; K:2.7K: 2.7 mEq/LmEq/L ile hipokalemi saptandı.
Hastalığın temel biyokimyasal paternini belirlemek.
2
Kan basıncı değerlendirmesi
Kan basıncı normal (90/6090/60 mmHgmmHg) olarak saptandı.
Hipokalemik metabolik alkalozun hipertansif (Liddle, Cushing) veya normotansif/hipotansif (Bartter, Gitelman, kusma) nedenlerini ayırt etmek.
3
İdrar kalsiyum ve serum magnezyum analizi
İdrar Ca/KreatininCa/Kreatinin oranı 0.010.01 (hipokalsiüri) ve serum Mg:1.1Mg: 1.1 mg/dLmg/dL (hipomagnezemi) olarak bulundu.
Bartter (hiperkalsiüri, normal Mg) ve Gitelman (hipokalsiüri, hipomagnezemi) arasındaki kritik ayrımı yapmak.

Anahtar Kavram

Bartter ve Gitelman sendromlarının ayırıcı tanısında idrar kalsiyum atılımı ve serum magnezyum düzeyleri temel belirleyicilerdir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 96Soru →

1818 aylık bir kız çocuk, iki gündür devam eden yüksek ateş ve huzursuzluk şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde vücut sıcaklığı 38.5∘C38.5^{\circ}C saptanıyor ve sistemik muayenesi doğal bulunuyor. Kateterizasyon yöntemi ile alınan idrar örneğinin tam idrar tetkikinde bol lökosit ve nitrit pozitifliği görülürken, idrar kültüründe 10510^5 cfu/mLcfu/mL *Klebsiella pneumoniae* üremesi saptanıyor. Uygun intravenöz antibiyotik tedavisi başlanan ve 4848 saat içinde ateşi düşen hastanın çekilen renal ultrasonografisi (USGUSG) normal olarak raporlanıyor. Bu aşamadan sonra hastanın klinik yönetimi için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut enfeksiyon dönemi geçtikten sonra vezikoüreteral reflü varlığını araştırmak için işeme sistoüretrografisi (VCUG) yapılmalıdır.

Cevap

Atipik etkenle gelişen idrar yolu enfeksiyonu varlığında, ultrasonografi normal olsa bile vezikoüreteral reflü araştırması için işeme sistoüretrografisi (VCUG) yapılmasını belirten seçenek doğrudur.
Hastada saptanan *Klebsiella pneumoniae* üremesi, idrar yolu enfeksiyonunu 'atipik İYE' kategorisine dahil eder. Atipik İYE kriterleri arasında septisemi, zayıf idrar akımı, batında kitle, artmış kreatinin, antibiyotiğe 4848 saatte yanıtsızlık ve en önemlisi *E. coli* dışı etkenler yer alır. Güncel algoritmalara göre, atipik İYE geçiren çocuklarda renal ultrasonografi sonucu normal olsa dahi, vezikoüreteral reflü (VUR) varlığını dışlamak amacıyla işeme sistoüretrografisi (VCUG) çekilmesi önerilmektedir. Ayrıca kateterizasyon ile alınan idrar kültüründe 10510^5 cfu/mLcfu/mL üreme, literatürdeki tanısal sınırların (>50.000>50.000 cfu/mLcfu/mL) üzerinde olup tanıyı kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
İdrar yolu enfeksiyonu (İYE) tanısını ve örnekleme yöntemini doğrula.
Kateterizasyon yöntemi için tanısal eşik >50.000>50.000 cfu/mLcfu/mL'dir. Hastadaki 10510^5 cfu/mLcfu/mL üreme kesin tanıdır.
Tedavi ve görüntüleme kararı öncesi tanının doğruluğundan emin olunmalıdır.
2
Atipik İYE kriterlerini değerlendir.
*Escherichia coli* dışı bir etken (*Klebsiella*) ile enfeksiyon gelişmesi hastayı 'atipik İYE' grubuna sokar.
Atipik İYE varlığı, görüntüleme algoritmasında daha ileri tetkiklerin yapılmasını gerektirir.
3
Görüntüleme algoritmasını uygula.
Atipik İYE'de renal USG normal olsa bile VCUG çekilmelidir (NICE ve yaygın pediatrik nefroloji kılavuzlarına göre).
Ciddi renal hasar riski taşıyan vezikoüreteral reflü (VUR) varlığının atlanmaması amaçlanır.

Anahtar Kavram

Atipik İdrar Yolu Enfeksiyonu ve Görüntüleme Endikasyonları
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 97Soru →

Antenatal ultrasonografide (USG) sol böbreğinde üzüm salkımı benzeri görünümde, birbiriyle iştirakli olmayan multipl kistler saptanan 1 gu¨nlu¨k1\text{ günlük} erkek bebeğin postnatal ilk değerlendirmesinde; fizik muayene normal, sağ böbrek USG bulguları ise doğal izlenmiştir. Sol böbrek lojunda renal parankim dokusu seçilemeyen, en büyüğü 2,5 cm2,5\text{ cm} olan multipl kistlerin varlığı konfirme edilmiştir. Bu bebek için en olası klinik seyir ve en uygun yönetim stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Etkilenen böbrek çoğunlukla zamanla involüsyon gösterir; periyodik ultrasonografi ile izlem yeterlidir.

Cevap

Multisistik displastik böbrek vakaları çoğunlukla zamanla involüsyon gösterir ve periyodik ultrasonografi ile izlem yeterlidir.
Doğru seçenek, MSDB'nin doğal seyrini yansıtmaktadır. Multisistik displastik böbrek, embriyolojik dönemde üreter tomurcuğu ile metanefrik mezenşim arasındaki etkileşim bozukluğu sonucu oluşur. Etkilenen böbrek fonksiyon görmez ancak vakaların büyük çoğunluğunda zamanla kendiliğinden küçülerek ortadan kalkar (involüsyon). Bu nedenle cerrahi veya invaziv girişimler yerine ultrasonografi ile periyodik izlem standart yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanımla
Postnatal USG'de tek taraflı, parankim içermeyen, non-komünike multipl kistlerin varlığı Multisistik Displastik Böbrek (MSDB) tanısını koydurur.
MSDB, CAKUT spektrumunda sık görülen ve non-fonksiyonel bir böbrek dokusu ile sonuçlanan konjenital bir anomalidir.
2
Prognozu ve doğal seyri değerlendir
MSDB vakalarının yaklaşık %50−60\%50-60'ı ilk 2−3 yıl2-3\text{ yıl} içinde involüsyona uğrar (küçülür veya kaybolur).
Bu anomalinin doğal seyri konservatif takibe olanak sağlar.
3
Yönetim planını belirle
Karşı böbrek normalse, cerrahi girişim yerine seri üriner USG takibi yapılır.
Malignite ve hipertansiyon riskinin çok düşük olması nedeniyle invaziv girişimlerden kaçınılır.

Anahtar Kavram

Multisistik Displastik Böbrek (MSDB) yönetimi
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 98Soru →

44 yaşında bir erkek çocuk, büyüme geriliği, yürüme zorluğu ve bacaklarda belirgin 'O' şeklinde eğrilme şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde kostokondral eklemlerde genişleme (rahitik rozary) saptanıyor. Hastanın idrar tetkik sonuçları aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:

TetkikSonuç
İdrar Strip (Dipstick) ProteinNegatif
Sulfosalisilik Asit (SSA) Testi3+3+
İdrar pH6.56.5
İdrar Dansitesi1.0151.015

Bu laboratuvar bulgusu ve klinik tabloya göre, bu çocuk için en olası tanısal çıkarım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hastada düşük molekül ağırlıklı proteinlerin kaybı (tübüler proteinüri) mevcuttur; Fankoni sendromu düşünülmelidir.

Cevap

Hastada düşük molekül ağırlıklı proteinlerin kaybı (tübüler proteinüri) mevcuttur; Fankoni sendromu düşünülmelidir.
İdrar strip testleri (dipstick), kolorimetrik bir yöntem olan bromfenol mavisi reaksiyonu ile çalışır ve neredeyse tamamen albumine duyarlıdır. Sulfosalisilik asit (SSA) testi ise bir çöktürme yöntemi olup albuminin yanı sıra globülinleri ve düşük molekül ağırlıklı tübüler proteinleri (beta-2 mikroglobülin, lizozim vb.) de saptar. Hastadaki büyüme geriliği ve raşitizm bulguları proksimal tübül disfonksiyonunu (Fankoni sendromu) işaret eder; bu tabloda kaybedilen proteinler tübüler kaynaklı olduğu için strip testi negatif kalırken SSA testi pozitif sonuç vermiştir.

Adım Adım Çözüm

1
İdrar strip testi ve SSA testi sonuçlarını karşılaştır
Strip (-) iken SSA (+) olması idrarda albumin dışında (globülinler veya düşük molekül ağırlıklı proteinler) proteinler olduğunu gösterir.
Strip testleri bromfenol mavisi yöntemiyle esas olarak negatif yüklü albumin moleküllerine duyarlıdır; SSA ise tüm proteinleri çöktürür.
2
Klinik bulgularla idrar sonuçlarını entegre et
Büyüme geriliği ve raşitizm bulguları (O bacak, rahitik rozary) proksimal tübüler fonksiyon bozukluğunu (Fankoni sendromu) düşündürür.
Proksimal tübül disfonksiyonu; glukozüri, fosfatüri ve tübüler proteinüriye yol açarak hipofosfatamik raşitizm tablosu oluşturur.
3
En olası mekanizmayı belirle
Tübüler proteinüri (lysozyme, beta-2 mikroglobülin kaybı).
Tübüler proteinler strip testinde saptanamaz, bu da karakteristik strip-SSA diskordansına yol açar.

Anahtar Kavram

İdrar Strip ve SSA Testi Diskordansı
Soru 99Soru →

44 yaşında bir kız çocuk, boy kısalığı ve halsizlik şikayetleriyle getirilmiştir. Laboratuvar incelemelerinde şu sonuçlar saptanmıştır:

ParametreDeğer
pHpH7.257.25
HCO3HCO_31313 mEq/LmEq/L
pCO2pCO_22828 mmHgmmHg
Sodyum (NaNa)138138 mEq/LmEq/L
Potasyum (KK)2.82.8 mEq/LmEq/L
Klor (ClCl)114114 mEq/LmEq/L
İdrar pHpH6.56.5

Bu klinik tabloya sahip bir hastada aşağıdaki bulgulardan hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nefrokalsinozis

Cevap

Distal renal tübüler asidoz tablosuyla uyumlu olan bu hastada nefrokalsinozis gelişmesi en olası klinik bulgudur.
Laboratuvar bulguları (normal anyon açıklı metabolik asidoz, hipokalemi ve uygunsuz derecede yüksek idrar pHpH'sı) Distal Renal Tübüler Asidoz (Tip 1) tanısını koydurur. Bu hastalıkta distal tübülde hidrojen iyonu salgılanamaz. İdrarın alkali olması, kronik asidozu tamponlamak için kemiklerden salınan kalsiyumun (hiperkalsiüri) ve idrarda sitratın azalmasının (hipositratüri) birleşimi, böbreklerde kalsiyum fosfat birikimine (nefrokalsinozis) ve taş oluşumuna neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Asit-baz durumunu değerlendir
pH<7.35pH < 7.35 ve HCO3<22HCO_3 < 22 mEq/LmEq/L olduğu için metabolik asidoz mevcuttur.
Hastanın temel asit-baz bozukluğunu tanımlamak için.
2
Serum anyon açığını hesapla
Na−(Cl+HCO3)=138−(114+13)=11Na - (Cl + HCO_3) = 138 - (114 + 13) = 11 mEq/LmEq/L (Normal aralık 8−128-12).
Asidozun nedenini (kayıp mı, üretim mi) belirlemek için.
3
İdrar pH'sını ve potasyumu değerlendir
Sistemik asidoza rağmen idrar pHpH'sının 5.55.5'in üzerinde (6.56.5) olması ve hipokalemi bulunması Distal RTA'yı (Tip 1) işaret eder.
Normal anyon açıklı asidozda böbreğin asit atma kapasitesini test etmek için.
4
Tanıya özgü komplikasyonu belirle
Distal RTA'da alkalen idrar ve hiperkalsiüri nefrokalsinozise yol açar.
Hastalığın patofizyolojik sonuçlarını klinik bulgularla eşleştirmek için.

Anahtar Kavram

Distal Renal Tübüler Asidoz (Tip 1) ve Nefrokalsinozis İlişkisi

Daha Fazla Pratik

Distal RTA'nın kalıtsal formlarında işitme kaybı eşlik edip etmediğini (ATP6V1B1 mutasyonu gibi) gözden geçirmek faydalı olabilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 100Soru →

Antenatal dönemde belirgin polihidramniyos öyküsü olan ve 3131. gebelik haftasında prematüre olarak doğan bir erkek bebekte, yaşamın ilk günlerinde idrar çıkışı 88 mL/kg/saat olarak saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum potasyum düzeyi 6.86.8 mEq/L (hiperkalemi) ve hafif metabolik asidoz gözleniyor. Ancak yaşamın dördüncü haftasında yapılan kontrolde, bebeğin belirgin polidipsi ve poliürisinin devam ettiği, serum potasyum düzeyinin 2.62.6 mEq/L'ye düştüğü ve hipokloremik metabolik alkaloz geliştiği saptanıyor. Bu klinik tabloya neden olan en olası genetik defekt aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: KCNJ1KCNJ1 (ROMKROMK kanalı) mutasyonu

Cevap

Antenatal polihidramniyos ve neonatal tuz kaybı ile başlayıp, başlangıçtaki hiperkaleminin yerini hipokalemik metabolik alkaloza bıraktığı tablo Bartter Sendromu Tip 2 (ROMKROMK kanalı mutasyonu) için karakteristiktir.
Bartter Sendromu Tip 2, ROMKROMK (KCNJ1KCNJ1) mutasyonu sonucu oluşur. ROMKROMK kanalı Henle kulpunun kalın çıkan kolunda (TALH) NKCC2NKCC2 taşıyıcısının çalışması için gerekli olan potasyum geri dönüşümünü (recycling) sağlar. Ancak bu kanal aynı zamanda kortikal toplayıcı tübüllerde potasyum sekresyonundan da sorumludur. Yenidoğan döneminde distal tübüldeki sekresyon defekti daha baskın olduğundan, hasta başlangıçta hiperkalemi ve metabolik asidoz ile başvurabilir. Haftalar içinde TALH'deki emilim bozukluğu baskın hale gelir ve tablo klasik hipokalemik metabolik alkaloza döner.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını analiz etme
Polihidramniyos ve neonatal poliüri/tuz kaybı Bartter sendromunu düşündürür.
Henle kulpunun çıkan kalın kolundaki transport kusurları ağır fetal ve neonatal diüreze neden olur.
2
Potasyum değişimini değerlendirme
İlk günlerdeki hiperkaleminin 4. haftada hipokalemiye dönüşmesi spesifik bir bulgudur.
ROMKROMK kanalı hem TALH'de potasyum geri dönüşümünden hem de distal tübülde potasyum salgısından sorumludur; neonatal dönemde distal salgı bozukluğu baskın gelerek geçici hiperkalemiye yol açar.
3
Tanısal eşleştirme yapma
Bartter Tip 2 (KCNJ1KCNJ1 geni) tanısı konur.
Diğer Bartter tiplerinde (Tip 1, 3, 4) başlangıçta hiperkalemi görülmesi beklenmez.

Anahtar Kavram

Bartter Sendromu Tip 2 ve Geçici Neonatal Hiperkalemi
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 5 / 18Sonraki
Nefroloji Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 5 | Examkin