Romatoloji

414 soru

Soru 221Soru

77 yaşında bir erkek çocuk, son birkaç haftadır merdiven çıkarken zorlanma ve oturduğu yerden kalkarken güçlük çekme şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde her iki üst göz kapağında menekşe renginde ödemli döküntü (heliotrop döküntü) ve proksimal kas gruplarında belirgin güçsüzlük saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum kreatin kinaz (CKCK) ve laktat dehidrogenaz (LDHLDH) düzeyleri referans aralığının üzerinde bulunuyor. Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Juvenil dermatomiyozit

Cevap

Juvenil dermatomiyozit
Hastada sunulan proksimal kas güçsüzlüğü, heliotrop döküntü ve serum kas enzimlerinin (CKCK, LDHLDH) yüksekliği, Juvenil Dermatomiyozit tanısı için gereken Bohan ve Peter kriterlerini karşılamaktadır. Heliotrop döküntü (üst göz kapaklarında menekşe rengi döküntü ve ödem), bu hastalık için son derece tipik ve tanı koydurucu bir fizik muayene bulgusudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Hastada proksimal kas güçsüzlüğü (merdiven çıkma ve kalkma zorluğu) ve karakteristik deri bulgusu mevcut.
JDM'de proksimal simetrik kas güçsüzlüğü temel motor bulgudur.
2
Deri döküntüsünü değerlendir.
Heliotrop döküntü (göz kapaklarında menekşe rengi döküntü) saptandı.
Heliotrop döküntü JDM için patognomonik sayılabilecek kadar spesifik bir bulgudur.
3
Laboratuvar verilerini birleştir.
Kas enzimlerinde (CKCK, LDHLDH) yükseklik ile miyozit tablosu doğrulandı.
Bohan ve Peter tanı kriterlerine göre deri bulgusu, proksimal güçsüzlük ve enzim yüksekliği tanıyı destekler.

Anahtar Kavram

Juvenil dermatomiyozit, çocukluk çağının en sık inflamatuar miyozitidir; proksimal kas güçsüzlüğü ve heliotrop döküntü/Gottron papülleri ile karakterizedir.
Soru 222Soru

55 yaşında bir erkek çocuk, son 22 haftadır yerinden kalkarken zorlanma, oyun oynarken çabuk yorulma ve göz kapaklarında şişlik şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde üst göz kapaklarında viyola (morumsu) renk değişikliği ve ödem saptanıyor. El sırtında, metakarpofalangeal eklemler üzerinde eritemli ve skuamlı papüller izleniyor. Çocuğun yerden kalkarken ellerini dizlerine dayayarak destek aldığı (Gowers belirtisi) gözleniyor.

Laboratuvar bulguları aşağıdadır:

TetkikSonuçReferans Aralığı
Kreatin Kinaz (CKCK)1200 U/L1200\ U/L<170 U/L< 170\ U/L
LDHLDH600 U/L600\ U/L<250 U/L< 250\ U/L
ASTAST85 U/L85\ U/L<40 U/L< 40\ U/L
ALTALT70 U/L70\ U/L<35 U/L< 35\ U/L

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Juvenil Dermatomiyozit

Cevap

Juvenil Dermatomiyozit
Hastadaki klinik tablo, Bohan ve Peter kriterlerinden üçünü (proksimal kas güçsüzlüğü, karakteristik deri döküntüsü ve artmış serum kas enzimleri) karşılamaktadır. Göz kapaklarındaki viyola rengi döküntü (helyotrop raş) ve el eklemleri üzerindeki eritemli papüller (Gottron papülleri) Juvenil Dermatomiyozit için oldukça ayırt edicidir.

Adım Adım Çözüm

1
Deri bulgularını analiz et
Helyotrop raş (göz kapaklarında morumsu renk) ve Gottron papülleri (eklem üzerindeki papüller) saptandı.
Bu bulgular dermatomiyozit için patognomoniktir.
2
Kas fonksiyonlarını değerlendir
Gowers belirtisi ve yerinden kalkmada zorlanma proksimal kas güçsüzlüğünü göstermektedir.
Bohan ve Peter kriterlerinden biri olan simetrik proksimal kas güçsüzlüğü klinik olarak doğrulanmıştır.
3
Laboratuvar verilerini yorumla
CKCK, LDHLDH, ASTAST ve ALTALT enzimlerinde belirgin yükseklik saptandı.
İnflamatuar miyopatilerde kas hasarına bağlı olarak bu enzimler dolaşıma salınır.

Anahtar Kavram

Juvenil Dermatomiyozit Tanı Kriterleri (Bohan ve Peter)

İpuçları

1
Hastanın göz kapaklarındaki döküntünün rengine ve eklem üzerindeki papüllere odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Bohan ve Peter kriterlerine göre tanıyı kesinleştirmek için hangi invaziv işlemin (biyopsi veya EMG) yapılabileceğini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 223Soru

4,54,5 yaşında bir kız çocuk, son 1111 haftadır sağ dizinde ve sol ayak bileğinde ağrısız şişlik, hareket kısıtlılığı ve sabahları yaklaşık 4545 dakika süren tutukluk şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde her iki eklemde efüzyon ve hareket kısıtlılığı saptanıyor; ateş, döküntü veya organomegali saptanmıyor. Laboratuvar incelemesinde ANA pozitif (1:1601:160 titrede) bulunuyor. Bu hasta için en olası tanı ve kronik üveit taraması amacıyla önerilen yarık lamba (slit-lamp) muayenesi sıklığı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Oligoartiküler juvenil idiyopatik artrit - 33 ayda bir

Cevap

Oligoartiküler juvenil idiyopatik artrit tanısı ve 3 ayda bir üveit taraması yapılması en uygun yaklaşımdır.
Hastada saptanan 11 haftalık süre, 2 eklem tutulumu ve sabah tutukluğu Juvenil İdiyopatik Artrit (JİA) ile uyumludur. Eklem sayısının 4'ten az olması 'Oligoartiküler' alt tipini tanımlar. Erken yaşta (<7 yaş) başlayan oligoartiküler veya poliartiküler JİA'da ANA pozitifliği, asemptomatik kronik üveit gelişimi için en önemli risk faktörüdür. Bu hastalar için Amerikan Pediatri Akademisi ve Romatoloji cemiyetleri tarafından önerilen tarama sıklığı ilk 4 yıl boyunca 3 ayda birdir.

Adım Adım Çözüm

1
Semptom süresi ve eklem sayısını değerlendir
11 haftalık süre (>6 hafta) ve 2 eklem tutulumu (oligoartiküler: ≤4 eklem) saptandı.
JİA sınıflaması için tutulan eklem sayısı ve semptomların kronikliği (en az 6 hafta) kritiktir.
2
Risk faktörlerini (yaş, cinsiyet, ANA) analiz et
4,5 yaş, kız çocuk ve ANA pozitifliği mevcut.
Bu demografik özellikler ve ANA pozitifliği, kronik asemptomatik üveit gelişimi için en yüksek risk grubunu tanımlar.
3
Üveit tarama protokolünü belirle
Yüksek riskli bu hasta için 3 ayda bir yarık lamba muayenesi önerilir.
Oligoartiküler JİA'da üveit sıklıkla sessiz seyreder ve kalıcı görme kaybını önlemek için sık tarama hayati önem taşır.

Anahtar Kavram

JİA Alt Tip Ayrımı ve ANA Pozitifliğine Göre Üveit İzlem Protokolü
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 224Soru

1515 yaşında bir kız çocuk, son birkaç aydır sol kolunda hareketle artan ağrı ve çabuk yorulma şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde sağ koldan ölçülen kan basıncı 145/95145/95 mmHg iken, sol koldan ölçülen kan basıncı 105/70105/70 mmHg olarak saptanıyor. Ayrıca sol subklavyen arter trasesi üzerinde oskültasyonda üfürüm duyuluyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Takayasu arteriti

Cevap

Takayasu arteriti
Takayasu arteriti, büyük damarları (aorta ve dalları) tutan kronik bir inflamatuar vaskülittir. Genç kızlarda daha sık görülür. Uzuv kladikasyosu (hareketle gelen ağrı), ekstremiteler arası kan basıncı farkı (10\geq 10 mmHg) ve arteriyel üfürümler hastalığın en karakteristik fizik muayene bulgularıdır. Bu vakada sol subklavyen arterin tutulumuna bağlı olarak sol kolda kan basıncı düşüklüğü ve üfürüm mevcuttur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Genç kız hasta, ekstremite kladikasyosu (hareketle ağrı), kollar arasında 4040 mmHg kan basıncı farkı ve arteriyel üfürüm saptandı.
Bu bulgular büyük çaplı elastik arterlerin (aorta ve dalları) segmental daralmasını veya tıkanıklığını gösterir.
2
Damar çapına göre ayırıcı tanı yap
Büyük damar vasküliti (Takayasu) ön plana çıkar.
Pediatrik yaş grubunda büyük damarları tutan inflamatuar vaskülitlerin başında Takayasu arteriti gelir.
3
Tanı kriterlerini doğrula
EULAR/PRINTO/PRES kriterlerine göre anjiyografik anormallik (zorunlu) yanında nabız zayıflığı, kan basıncı farkı veya üfürüm bulunması tanıyı destekler.
Hastadaki belirgin basınç farkı ve üfürüm, Takayasu arteriti için karakteristik fizik muayene bulgularıdır.

Anahtar Kavram

Takayasu arteriti; aorta ve ana dallarını tutan, genç kadınlarda/kızlarda sık görülen, 'nabızsızlık hastalığı' olarak da bilinen büyük damar vaskülitidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 225Soru

77 yaşında bir kız çocuk; son üç haftadır merdiven çıkarken zorlanma, kollarını yukarı kaldırarak saçını tararken çabuk yorulma ve genel halsizlik şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde her iki üst göz kapağında viyole renkli ödemli döküntü (heliotropheliotrop döküntü) ile göğüs ön yüzünde VV şeklinde eritematöz bir döküntü (VV belirtisi) saptanıyor. Ayrıca hastanın metakarpofalangeal eklemlerinin dorsal yüzlerinde eritematöz, hafif skuamlı papüller (Gottron papülleri) olduğu görülüyor.

Bu hastada Juvenil Dermatomiyozit (JDMJDM) tanısını kesinleştirmek amacıyla başvurulan Bohan ve Peter kriterleri değerlendirildiğinde, aşağıdakilerden hangisi bu kriterler kapsamında yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serumda anti-çift zincirli DNADNA (antidsDNAanti-dsDNA) antikor pozitifliğinin saptanması

Cevap

Anti-çift zincirli DNADNA (antidsDNAanti-dsDNA) antikor pozitifliğinin saptanması Juvenil Dermatomiyozit (JDMJDM) için kullanılan Bohan ve Peter tanı kriterleri arasında yer almaz.
Bohan ve Peter tarafından tanımlanan beş temel tanı kriteri mevcuttur: proksimal kas güçsüzlüğü, kas enzimlerinin yüksekliği, miyopatik EMGEMG bulguları, kas biyopsisinde inflamasyon ve tipik deri döküntüleri (heliotropheliotrop ve Gottron). Serumda anti-dsDNAdsDNA antikorlarının saptanması Sistemik Lupus Eritematozus için bir kriterdir ve JDMJDM tanı listesinde yer almaz.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik bulgularını analiz et.
Proksimal kas güçsüzlüğü (merdiven çıkma, saç tarama zorluğu) ve tipik döküntüler (heliotropheliotrop, Gottron, VV belirtisi) ile JDMJDM ön tanısı konur.
JDMJDM tanısı genellikle klinik bulguların laboratuvar verileriyle desteklenmesine dayanır.
2
Bohan ve Peter tanı kriterlerini hatırla.
Kriterler: 11) Simetrik proksimal güçsüzlük, 22) Kas enzimleri (CK,LDH,AST,ALT,AldolaseCK, LDH, AST, ALT, Aldolase) artışı, 33) Miyopatik EMGEMG, 44) Pozitif kas biyopsisi, 55) Karakteristik deri döküntüsü.
Kesin tanı için döküntüye ek olarak diğer dört kriterden üçünün varlığı gereklidir.
3
Seçenekleri kriter listesiyle karşılaştır.
Anti-dsDNAdsDNA antikorunun listede yer almadığı görülür.
Anti-dsDNAdsDNA antikorları JDMJDM için değil, Sistemik Lupus Eritematozus (SLESLE) için spesifik bir tanısal kriterdir.

Anahtar Kavram

Juvenil Dermatomiyozit Tanı Kriterleri

Daha Fazla Pratik

JDM tanısında Bohan ve Peter kriterlerine ek olarak günümüzde tırnak yatağı kapilleroskopisi ve kas MRG gibi yöntemlerin de kullanıldığını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 226Soru

1515 yaşında erkek hasta, son 66 aydır devam eden yaygın bel ve diz ağrısı şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde; her iki el başparmağının ön kola pasif olarak değdirilebildiği, ancak diğer eklemlerde (beşinci parmak, dirsek, diz) hipermobilite saptanmadığı ve gövde fleksiyonunda avuç içlerinin yere değmediği gözleniyor. Boyu 192192 cm (>97>97 persentil), ağırlığı 7272 kg (5050 persentil) olan hastanın kulaç mesafesinin boyundan uzun olduğu, el bileği ve başparmak belirtilerinin (Steinberg ve Murdoch işaretleri) pozitif olduğu saptanıyor. Ayrıca uyluk ve sırt bölgesinde yaygın striae distensae’ler (cilt çatlakları) gözleniyor. Öyküsünden geçmişte iki kez omuz çıkığı ve sık tekrarlayan ayak bileği burkulmaları nedeniyle tedavi gördüğü öğrenilen, laboratuvar tetkikleri (Tam kan sayımı, ESH, CRP) normal saptanan bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Benign eklem hipermobilite sendromu

Cevap

Benign eklem hipermobilite sendromu (Brighton kriterlerine göre)
Doğru yanıt olan 'Benign eklem hipermobilite sendromu', Brighton kriterlerine dayanmaktadır. Bu kriterlere göre tanı için 22 majör, 11 majör + 22 minör veya 44 minör kriter gereklidir. Hastada Beighton skoru 2/92/9 olduğu için majör kriter karşılanmamıştır. Ancak; 1) 11-33 arası Beighton skoru, 2) 33 aydan uzun süren bel ve diz ağrısı, 3) Marfanoid habitus, 4) Ciltte striae distensae varlığı ve 5) Tekrarlayan omuz çıkığı/ayak bileği burkulması öyküsü olmak üzere toplam 55 minör kriter mevcuttur. Bu durum tanıyı doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Beighton skorunu hesaplayın.
Sadece başparmakların ön kola değmesi nedeniyle skor 2/92/9 olarak bulunur.
Eklemlerdeki hipermobilite derecesini standart ölçekle değerlendirmek için.
2
Hastadaki klinik bulguları Brighton minör kriterleri ile eşleştirin.
Bel/diz ağrısı, düşük Beighton skoru (11-33), marfanoid habitus, cilt striaeleri ve tekrarlayan dislokasyon/burkulma öyküsü saptanır.
Tanı için gerekli ek kriterleri belirlemek için.
3
Brighton tanı kurallarını uygulayın.
Hastada 55 adet minör kriter bulunmaktadır (tanı için 44 adet yeterlidir).
Beighton skoru <4/9<4/9 olan hastalarda sendrom tanısını doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Brighton Tanı Kriterleri

Daha Fazla Pratik

Hipermobilite sendromlarında kardiyak tutulum (MVP) riskini ve fizik tedavi prensiplerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 227Soru

1414 yaşında erkek hasta, son 22 aydır devam eden sol kalça ve sağ dizde ağrı ile hareket kısıtlılığı şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Hastanın öyküsünden, yaklaşık 66 ay önce sağ gözünde ani başlayan kızarıklık, ağrı ve ışığa duyarlılık şikayetlerinin olduğu, topikal tedavi ile düzeldiği öğreniliyor. Fizik muayenesinde sol kalça eklem hareketleri kısıtlı ve ağrılı, sağ dizde ise efüzyon saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde RF ve ANA negatif bulunuyor. Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Entesitle ilişkili artrit

Cevap

Klinik bulgular ve hasta demografisi göz önüne alındığında en olası tanı Entesitle İlişkili Artrit'tir.
Doğru seçenek olan hastalık, International League of Associations for Rheumatology (ILAR) kriterlerine göre 66 yaşından büyük erkek çocuklarda asimetrik alt ekstremite artriti (özellikle kalça tutulumu) ve öyküde/muayenede akut semptomatik anterior üveit varlığı ile tanımlanır. Hastanın cinsiyeti, yaşı, eklem dağılımı ve göz bulgusu bu tanıyı tam olarak karşılamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Hasta profili ve eklem tutulumu değerlendirilir.
1414 yaşında erkek hasta ve asimetrik alt ekstremite (kalça ve diz) tutulumu saptandı.
Entesitle ilişkili artrit (ERA) tipik olarak 66 yaşından büyük erkek çocukları etkiler ve alt ekstremite büyük eklemlerini tutar.
2
Ekstra-artiküler bulgular analiz edilir.
Geçmişte yaşanan ani başlangıçlı, ağrılı ve kızarık göz atağı (akut anterior üveit) belirlendi.
Akut semptomatik anterior üveit, HLA-B27 ilişkili spondiloartropatiler ve ERA için tipik bir bulgudur.
3
Laboratuvar verileri ve ayırıcı tanı sentezlenir.
RF ve ANA negatifliği ile klinik tablo birleştirildi.
RF negatifliği ERA tanısını desteklerken, klinik tablo oligoartiküler JIA (sinsi üveit) ve Sistemik JIA (ateş/döküntü yokluğu) seçeneklerinden uzaklaştırır.

Anahtar Kavram

Entesitle ilişkili artrit, büyük çocuklarda (erkek baskın) görülen, asimetrik alt ekstremite artriti ve akut semptomatik üveit ile karakterize bir JIA alt tipidir.

Daha Fazla Pratik

ILAR kriterlerinde entesitle ilişkili artrit tanısı için kullanılan diğer dışlama kriterlerini ve HLA-B27'nin tanısal değerini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 228Soru

1010 yaşında bir kız çocuk, ellerinde soğukla tetiklenen beyazlaşma ve ardından morarma (Raynaud fenomeni), parmak derisinde gerginlik ve yutma güçlüğü şikayetleriyle getiriliyor. Fizik muayenede; el parmaklarında deri kalınlaşması (sklerodaktili), ağız açıklığında kısıtlılık ve akciğer bazallerinde bilateral ince raller saptanıyor. Bu hastada yaygın (diffüz) tutulumlu sistemik skleroz tanısını en güçlü destekleyen otoantikor aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-topoizomeraz I (Anti-Scl-70)

Cevap

Klinik bulguları diffüz sistemik sklerozu işaret eden bu hastada en spesifik otoantikor Anti-topoizomeraz I (Anti-Scl-70) antikordur.
Anti-topoizomeraz I (Anti-Scl-70) antikoru, sistemik sklerozun diffüz kütanöz alt tipi ile güçlü bir şekilde ilişkilidir ve bu hastalarda interstisyel akciğer hastalığı gelişme riski yüksektir. Hastadaki raller ve yaygın deri bulguları bu antikorun pozitif olma olasılığını en üst düzeye çıkarır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Raynaud fenomeni, sklerodaktili ve özofagus tutulumu sistemik sklerozu (skleroderma) düşündürür.
Skleroderma, deri ve iç organlarda fibrozis ile karakterize kronik bir bağ dokusu hastalığıdır.
2
Hastalık alt tipinin belirlenmesi
Akciğer tutulumu (raller) ve deri bulgularının yaygınlığı diffüz formu işaret eder.
Diffüz form, iç organ tutulumunun (özellikle interstisyel akciğer hastalığı) daha sık görüldüğü ve prognozun daha ağır seyrettiği alt tiptir.
3
Spesifik antikorun seçilmesi
Anti-Scl-70 (Anti-topoizomeraz I) antikoru diffüz form için %9010090-100 spesifiktir.
Otoantikorlar, sistemik sklerozun hem tanısında hem de klinik alt tipinin ayrımında kritik öneme sahiptir.

Anahtar Kavram

Sistemik sklerozun diffüz formunda Anti-Scl-70, sınırlı formunda ise Anti-sentromer antikorları karakteristiktir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 229Soru

99 aylık bir erkek bebek; 66 gündür devam eden 39,2C39,2^\circ\text{C} ateş, huzursuzluk ve bacaklarda döküntü şikayetleriyle getiriliyor. Fizik muayenesinde; her iki gözde non-pürülan konjonktivit, dudaklarda çatlaklar ve farengeal hiperemi saptanıyor; servikal lenfadenopati ise saptanmıyor. Laboratuvar incelemesinde; hemoglobin 9,2 g/dL9,2\text{ g/dL}, lökosit sayısı 16.500/mm316.500/\text{mm}^3, CRP 110 mg/L110\text{ mg/L}, albümin 2,8 g/dL2,8\text{ g/dL} ve idrar mikroskopisinde her sahada 152015-20 lökosit (kültür negatif) saptanıyor. Bu hasta için en uygun yönetim ve izlem planı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İntravenöz immünglobulin (IVIG) ve yüksek doz aspirin başlanmalı; canlı aşıların (KKK ve suçiçeği) uygulanması için 11 ay beklenmelidir.

Cevap

Hastaya inkomplet Kawasaki hastalığı tanısıyla IVIG ve yüksek doz aspirin tedavisi başlanmalı ve yüksek doz IVIG kullanımı nedeniyle canlı aşılar 11 ay ertelenmelidir.
Hastada 55 günü geçen ateş, non-pürülan konjonktivit ve oral mukoza değişiklikleri mevcuttur. Klasik tanı kriterlerini tam karşılamasa da (inkomplet), eşlik eden anemi, hipoalbüminemi, lökositoz ve steril piyüri gibi laboratuvar bulguları tanıyı desteklemektedir. Tedavide standart olarak 2 g/kg2\text{ g/kg} dozunda IVIG kullanılır. Amerikan Pediatri Akademisi (AAP) önerilerine göre, bu dozda bir IVIG uygulaması sonrası kızamık-kızamıkçık-kabakulak (KKK) ve suçiçeği gibi canlı aşıların uygulanması için 1111 ay beklenmesi gerekmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir
55 günden uzun süren ateş ile birlikte 22 klinik kriter (konjonktivit ve oral mukoza değişikliği) mevcuttur.
Klasik Kawasaki tanısı için en az 44 kriter gerekirken, bu hastada 22 kriter olması inkomplet Kawasaki şüphesini doğurur.
2
Laboratuvar bulguları ile inkomplet Kawasaki algoritmasını uygula
Albumin < 3 g/dL3\text{ g/dL}, yaşa göre anemi, lökositoz (> 15.00015.000) ve steril piyüri (> 1010 lökosit) saptanmıştır.
En az 33 laboratuvar kriterinin varlığı, inkomplet Kawasaki tanısını kesinleştirir ve tedavi endikasyonu oluşturur.
3
Tedavi ve aşı takvimini belirle
Tedavide 2 g/kg2\text{ g/kg} IVIG ve aspirin verilir. Bu dozda IVIG sonrası canlı aşılar (KKK ve suçiçeği) 1111 ay ertelenir.
IVIG içindeki antikorlar canlı aşı virüslerinin replikasyonunu engelleyerek aşı etkinliğini azaltır.

Anahtar Kavram

İnkomplet Kawasaki hastalığı tanısı klinik şüphe ve laboratuvar desteği ile konur; tedavide kullanılan yüksek doz IVIG (2 g/kg2\text{ g/kg}) sonrasında canlı aşılar (KKK, Suçiçeği) 1111 ay ertelenmelidir.

Daha Fazla Pratik

İnkomplet Kawasaki algoritmasında kullanılan laboratuvar değerlerinin eşik puanlarını tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 230Soru

On üç yaşında bir kız çocuk; ellerinde ve yüzünde başlayan, son bir ayda gövdesine ve kollarının üst kısmına hızla yayılan deri sertleşmesi, belirgin halsizlik ve şiddetli baş ağrısı şikayetleriyle getiriliyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 160/105160/105 mmHg (yaşa göre >99. persantil) saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde hemoglobin 8,28,2 g/dL, periferik yaymada şistositler, indirekt bilirubin yüksekliği ve serum kreatinin düzeyinde belirgin artış saptanıyor. Bu klinik tabloda, hızlı ilerleyen deri tutulumu ve renal kriz gelişimi ile en spesifik ilişkisi olan otoantikor aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-RNA polimeraz III

Cevap

Anti-RNA polimeraz III antikoru, diffüz kutanöz sistemik sklerozda hızlı seyreden deri kalınlaşması ve en korkulan komplikasyonlardan biri olan skleroderma renal krizi ile en spesifik ilişkisi olan otoantikor seçeneğidir.
Vakada tanımlanan klinik tablo (hızlı deri sertleşmesi, malign hipertansiyon ve mikroanjiyopatik hemolitik anemi) tipik bir skleroderma renal krizidir. Anti-RNA polimeraz III antikoru, diffüz sistemik sklerozu olan hastalarda hem deri tutulumunun hızla yayılacağını öngörür hem de renal kriz gelişme riskinin en yüksek olduğu grubu belirler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Hızlı ilerleyen deri sertleşmesi (diffüz tutulum), ani gelişen şiddetli hipertansiyon, mikroanjiyopatik hemolitik anemi (şistositler) ve akut böbrek hasarı saptandı.
Bu bulgular tipik bir 'Skleroderma Renal Krizi' (SRK) tablosuna işaret eder.
2
Sistemik skleroz formunu belirle
Gövde ve proksimal ekstremite tutulumu olduğu için tanı 'Diffüz Sistemik Skleroz'dur.
Deri tutulumunun yayılımı, hastalık alt tipini ve olası organ tutulumlarını öngörmek için kritiktir.
3
Marker ve komplikasyon ilişkisini kur
Anti-RNA polimeraz III antikoru pozitifliği belirlendi.
Literatürde diffüz formdaki hızlı deri progresyonu ve renal kriz riski ile en spesifik ilişkili marker Anti-RNA polimeraz III'tür.

Anahtar Kavram

Skleroderma Renal Krizi (SRK) ve Anti-RNA Polimeraz III İlişkisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 231Soru

55 yaşında bir erkek çocuk; 66 gündür devam eden 39,2C39,2^\circ\text{C} ateş, halsizlik ve gövdesinde döküntü şikayetiyle getiriliyor. Fizik muayenesinde bilateral non-pürülan konjonktivit, dudaklarda kuruma ve çatlama, sağ servikal bölgede 1,8 cm1,8\text{ cm} çapında tek taraflı lenfadenopati saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde CRP 95 mg/L95\text{ mg/L} ve ESR 80 mm/saat80\text{ mm/saat} olarak bulunuyor. Diğer sistem muayeneleri doğal olan bu hastada en uygun bir sonraki adım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Koroner arter tutulumunu değerlendirmek için ekokardiyografi planlanması

Cevap

Koroner arter tutulumunu değerlendirmek için ekokardiyografi planlanması
Doğru yaklaşım koroner arterlerin değerlendirilmesidir. Hastada 55 günden uzun süren ateşin yanı sıra Kawasaki hastalığının 55 ana klinik kriterinden 33 tanesi (bilateral non-pürülan konjonktivit, orofarenks/dudak değişiklikleri ve tek taraflı servikal lenfadenopati) mevcuttur. Bu durum 'İnkomplet Kawasaki Hastalığı' tanımıyla uyumludur. Amerikan Kalp Cemiyeti (AHA) kılavuzlarına göre, inkomplet şüphesi olan ve CRP/ESR değerleri yüksek saptanan çocuklarda bir sonraki adım ekokardiyografi ile koroner arterleri değerlendirmektir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların tanı kriterlerine göre değerlendirilmesi
Hastada 55 günü aşan ateş ile birlikte 33 ana kriter (konjonktivit, mukozal değişiklik, lenfadenopati) mevcuttur.
Tipik Kawasaki tanısı için en az 44 kriter gerekir; 22 veya 33 kriter varlığında 'İnkomplet Kawasaki' düşünülür.
2
Akut faz reaktanlarının analizi
CRP 95 mg/L95\text{ mg/L} (30 mg/L\geq 30\text{ mg/L}) ve ESR 80 mm/saat80\text{ mm/saat} (40 mm/saat\geq 40\text{ mm/saat}) olarak saptanmıştır.
Yüksek akut faz reaktanları vaskülit şüphesini destekler ve tanısal algoritmada ilerlemeyi gerektirir.
3
Görüntüleme yöntemine karar verilmesi
İnkomplet vakalarda laboratuvar desteği varsa ekokardiyografi istenir.
Ekokardiyografide koroner tutulum saptanması tanıyı kesinleştirir veya tedavi kararını (IVIG + Aspirin) netleştirir.

Anahtar Kavram

İnkomplet Kawasaki Hastalığı Tanı Algoritması
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 232Soru

55 yaşında kız çocuk, son iki gündür bacaklarının arkasında ve kalça bölgesinde yoğunlaşan, basmakla solmayan, simetrik yerleşimli eritematöz makülopapüler döküntüler ile başvuruyor. Öyküsünde hafif karın ağrısı ve gezici eklem ağrısı olduğu öğreniliyor. Fizik muayenede döküntülerin palpabl purpura karakterinde olduğu ve her iki ayak bileğinde hafif ödem saptanıyor. Bu hastada Henoch-Schönlein purpurası (IgAIgA vasküliti) tanısı düşünülürken, aşağıdaki laboratuvar bulgularından hangisinin saptanması tanıyı bu hastalıktan öncelikle uzaklaştırır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Trombosit sayısının 70.000/mm370.000/mm^3 saptanması

Cevap

Trombosit sayısının 70.000/mm370.000/mm^3 gibi düşük bir değerde saptanması Henoch-Schönlein purpurası tanısını dışlar, çünkü bu hastalık non-trombositopenik bir vaskülittir.
Henoch-Schönlein purpurası (HSP), küçük damarların tutulduğu bir lökositoklastik vaskülittir ve tanımı gereği 'non-trombositopenik' bir tablodur. Hastada trombosit sayısının 70.000/mm370.000/mm^3 gibi düşük bir değerde saptanması, tanısal kriterleri karşılamaz ve öncelikle ITP, HÜS veya lösemi gibi diğer purpura nedenlerinin araştırılmasını gerektirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Palpabl purpura, karın ağrısı ve eklem ağrısı Henoch-Schönlein purpurasını (IgA vasküliti) düşündürmektedir.
HSP klasik olarak cilt, eklem, GİS ve böbrek tutulumu ile seyreder.
2
Tanı kriterlerini hatırla
HSP tanısı için palpabl purpura (zorunlu) + artrit/artralji, abdominal ağrı, renal tutulum veya biyopsi (IgA) bulgularından en az biri gereklidir.
Tanı klinik ve patolojik kriterlere dayanır.
3
Negatif tanısal kriteri saptan
HSP'nin en önemli laboratuvar özelliği trombosit sayısının normal veya yüksek olmasıdır.
Trombositopeni varlığında öncelikle İmmün Trombositopenik Purpura (ITP) veya diğer hematolojik nedenler dışlanmalıdır.

Anahtar Kavram

HSP (IgA vasküliti) tanısı için non-trombositopenik palpabl purpura varlığı esastır.

Daha Fazla Pratik

HSP'de görülen gastrointestinal komplikasyonların (invajinasyon gibi) en sık görüldüğü anatomik bölgeyi inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 233Soru

1010 yaşında erkek hasta; bacaklarda simetrik yerleşimli, ciltten kabarık döküntüler, karın ağrısı ve sol el bileğinde ağrı ile başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde; trombosit sayısı 280.000/mm3280.000/mm^3, protrombin zamanı normal, serum C3C3 ve C4C4 düzeyleri normal bulunuyor. Tam idrar tetkikinde; dansite 10201020, protein 3+3+, mikroskobik incelemede her sahada 253025-30 eritrosit saptanıyor. 2424 saatlik idrarda protein miktarı 50 mg/m2/saat50\ mg/m^2/saat (nefrotik du¨zeydenefrotik\ düzeyde) olarak hesaplanıyor. Bu hastanın klinik yönetimi ve prognozu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hastalığın uzun dönem prognozunu belirleyen en temel faktör böbrek tutulumunun derecesidir ve bu hastada böbrek biyopsisi endikasyonu vardır.

Cevap

Hastalığın uzun dönem prognozunu belirleyen en temel faktör böbrek tutulumunun derecesidir ve bu hastada böbrek biyopsisi endikasyonu vardır.
Henoch-Schönlein purpurasında akut komplikasyonlar genellikle gastrointestinal sistem kaynaklı (intususepsiyon, kanama) olsa da, kalıcı hasar ve uzun dönem prognoz böbrek tutulumuna göre belirlenir. Proteinürinin nefrotik düzeyde olması (>40 mg/m2/saat>40\ mg/m^2/saat) veya böbrek fonksiyonlarında bozulma saptanması, hastanın histopatolojik durumunu (mesanjiyal proliferasyon, kresent varlığı vb.) değerlendirmek için böbrek biyopsisi yapılmasını gerektirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Hastada palpabl purpura (zorunlu kriter), artralji, abdominal ağrı ve renal tutulum (proteinüri/hematüri) mevcut. Bu tablo EULAR/PRINTO kriterlerine göre HSP tanısını doğrular.
HSP tanısı için palpabl purpura ile birlikte en az bir sistemik bulgunun (karın ağrısı, artrit/artralji, böbrek tutulumu veya histopatolojide IgA birikimi) bulunması gerekir.
2
Laboratuvar verilerini değerlendir.
Trombosit sayısının normal olması ve C3/C4C3/C4 düzeylerinin normal bulunması, vaskülit tanısını desteklerken I˙TPİTP ve APSGNAPSGN gibi tanıları dışlar.
HSP'de kompleman tüketimi olmaz ve döküntü trombositopeniye bağlı değildir.
3
Renal tutulumun ağırlığını ve yönetimini belirle.
Hastada saptanan 50 mg/m2/saat50\ mg/m^2/saat proteinüri nefrotik düzeydedir. Bu durum hem kötü prognoz riskini artırır hem de histopatolojik evrelemeyi belirlemek için biyopsi gerektirir.
HSP'de renal biyopsi endikasyonları arasında nefrotik düzeyde proteinüri, böbrek yetmezliği bulguları veya ilerleyici nefritik tablo yer alır.

Anahtar Kavram

Henoch-Schönlein Purpurası'nda (IgA Vasküliti) uzun dönem prognoz böbrek tutulumuna bağlıdır ve nefrotik düzeyde proteinüri varlığında biyopsi endikedir.
Soru 234Soru

1414 yaşında bir kız hasta; parmaklarda soğukla tetiklenen renk değişikliği (RaynaudRaynaud fenomeni), el eklemlerinde ağrı, şişlik ve sabah tutukluğu ile merdiven çıkarken zorlanma ve proksimal kas ağrısı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede her iki el parmaklarında şişkin (puffypuffy) görünüm, metakarpofalanjiyal eklemlerde sinovit ve proksimal kaslarda 4/54/5 kas gücü saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde ANAANA 1:12801:1280 (granüler patern) ve AntiU1RNPAnti-U1RNP antikor düzeyi belirgin yüksek (>100>100 U/mL) saptanırken; AntidsDNAAnti-dsDNA, AntiSmAnti-Sm ve AntiScl70Anti-Scl-70 antikorları negatif bulunuyor. Bu hastanın klinik tablosu ve laboratuvar bulguları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Trigeminal duyusal nöropati görülmesi bu tablo için karakteristik bir nörolojik bulgudur

Cevap

Trigeminal duyusal nöropati görülmesi Miks Bağ Dokusu Hastalığı (MBDH) için karakteristik bir nörolojik bulgudur.
Miks Bağ Dokusu Hastalığı (MBDH), SLE, sistemik skleroz ve polimiyozit/dermatomiyozit özelliklerini içeren ve yüksek titrede Anti-U1RNP antikorunun saptandığı bir tablodur. Trigeminal duyusal nöropati, bu hastalık grubunda diğer konnektif doku hastalıklarına göre çok daha karakteristik ve tanısal değeri yüksek bir nörolojik bulgu olarak kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Hastada Raynaud fenomeni, şişkin (puffy) eller, artrit (sinovit) ve miyozit (kas güçsüzlüğü) bulguları mevcut.
Bu bulgular Sistemik Lupus Eritematozus (SLE), Sistemik Skleroz (SSc) ve Dermatomiyozit/Polimiyozit özelliklerinin bir örtüşme (overlap) içinde olduğunu gösterir.
2
Serolojik verileri değerlendir
ANA 1:1280 granüler (speckled) patern ve yüksek titrede Anti-U1RNP pozitifliği saptanırken, SLE (dsDNA, Sm) ve SSc (Scl-70) spesifik antikorları negatiftir.
Yüksek titrede Anti-U1RNP varlığı, bu örtüşme sendromunun Miks Bağ Dokusu Hastalığı (MBDH) olarak tanımlanmasını sağlar.
3
Ayırıcı tanı ve karakteristik özellikleri hatırla
MBDH'de böbrek tutulumu SLE'ye göre çok daha nadirdir; mortalitenin ana nedeni pulmoner hipertansiyondur ve trigeminal nöropati en karakteristik nörolojik bulgudur.
TUS gibi sınavlarda bu tür ayırıcı 'anahtar' klinik özellikler (niche findings) tanı koydurucu veya doğrulayıcı olarak sorulur.

Anahtar Kavram

Miks Bağ Dokusu Hastalığı (MBDH) ve Ayırıcı Tanı Özellikleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 235Soru

Okul öncesi dönemde bir erkek çocuk; her iki bacağında ve gluteal bölgesinde belirginleşen, basmakla solmayan, ağrısız döküntü ve sol ayak bileğinde ağrı yakınmasıyla getirilmiştir. Fizik muayenesinde genel durumu iyi saptanan ve Henoch-Schönlein purpurası (IgA vasküliti) tanısı konulan hastanın sistemik muayenesi ve idrar analizi normal bulunmuştur. Bu hastanın izlem ve tedavisiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hastalık genellikle kendi kendini sınırlar ve çoğu olguda destekleyici tedavi yeterlidir.

Cevap

Hastalık genellikle kendi kendini sınırlayan bir seyir izlediğinden çoğu olguda destekleyici tedavi yeterli olması doğrudur.
Henoch-Schönlein purpurası (IgA vasküliti) vakalarının çoğu selim seyirlidir ve eklem ağrısı veya döküntü gibi hafif bulgular varlığında sadece destekleyici tedavi (istirahat, ağrı kesici) yeterli olmaktadır. Hastalığın genellikle kendi kendini sınırladığı ve destekleyici tedavinin yeterli olduğu bilgisi doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik bulguları ve komplikasyonları (GİS, renal, orşit vb.) değerlendirilir.
Hastada sadece cilt ve eklem tutulumu olduğu, ciddi bir sistemik komplikasyonun eşlik etmediği saptanır.
HSP'de tedavi stratejisi tutulan organ sistemlerine ve semptomların şiddetine göre belirlenir.
2
Kortikosteroidlerin profilaktik ve semptomatik etkileri gözden geçirilir.
Steroidlerin nefriti önlemediği ve basit cilt/eklem bulguları için endike olmadığı sonucuna varılır.
Gereksiz steroid kullanımı yan etki riskini artırır ve prognoza katkı sağlamaz.
3
Hastalığın doğal seyri hakkında aile bilgilendirilir ve konservatif izlem planlanır.
İstirahat ve semptomatik tedavi ile hastanın izlenmesi kararlaştırılır.
HSP vakalarının çoğu iyi prognozludur ve destek tedavisiyle düzelir.

Anahtar Kavram

Henoch-Schönlein purpurası genellikle kendini sınırlayan bir hastalıktır ve steroidler böbrek tutulumunu önlemek için profilaktik olarak kullanılmaz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 236Soru

Yedi yaşında bir kız çocuğu, son iki haftadır yerinden kalkarken ve merdiven çıkarken zorlanma şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde metakarpofalangeal ve proksimal interfalangeal eklemlerin üzerinde simetrik, eritematöz ve hafif pullanan papüler döküntüler (Gottron papülleri) gözleniyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum kreatin kinaz (CKCK) ve aspartat aminotransferaz (ASTAST) düzeyleri yüksek bulunuyor. Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Juvenil dermatomiyozit

Cevap

Klinik ve laboratuvar bulguları temelinde en olası tanı Juvenil dermatomiyozittir.
Hastada görülen merdiven çıkma zorluğu proksimal kas güçsüzlüğünü, metakarpofalangeal eklemler üzerindeki döküntüler ise Gottron papüllerini işaret eder. Bu bulgulara eşlik eden kas enzim (CK,ASTCK, AST) yüksekliği, Juvenil Dermatomiyozit tanısı için Bohan ve Peter kriterlerini tam olarak karşılamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Hastada proksimal kas güçsüzlüğü (merdiven çıkma zorluğu) ve patognomonik bir bulgu olan Gottron papülleri saptandı.
Juvenil dermatomiyozit tanısı için deri döküntüleri ve kas güçsüzlüğü temel bileşenlerdir.
2
Laboratuvar verilerini değerlendir
Serum CKCK ve ASTAST gibi kas enzimlerinde belirgin yükseklik tespit edildi.
Kas enzimlerindeki artış, inflamatuar bir miyopati olan dermatomiyozit tablosunu destekler.
3
Ayırıcı tanı yap ve sonuca ulaş
Diğer pediatrik romatolojik ve müsküler hastalıklar elenerek tanı konuldu.
Gottron papülleri juvenil dermatomiyozit için en karakteristik (patognomonik) fizik muayene bulgusudur.

Anahtar Kavram

Gottron papülleri ve proksimal kas güçsüzlüğü birlikteliği Juvenil Dermatomiyozit için tanısaldır.
Tahmini Süre:45s
Soru 237Soru

On dört yaşındaki bir kız hasta, son 2 aydır devam eden halsizlik, kilo kaybı, aralıklı ateş ve tekrarlayan burun kanaması şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde nazal septum perforasyonu saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde hemoglobin 9.5 g/dL, lökosit 12.000/mm³, trombosit 550.000/mm³, sedimentasyon 85 mm/saat ve CRP 65 mg/L bulunuyor. Tam idrar tetkikinde +2 protein ve her büyük büyütme alanında 15-20 dismorfik eritrosit izleniyor. Akciğer grafisinde her iki hemitoraksta kaviter nodüler lezyonlar görülüyor.

Bu hastanın tanısını destekleyen en spesifik otoantikor ve patolojik incelemede beklenen en tipik bulgu aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: c-ANCA (Anti-PR3) / Küçük damarlarda granülomatöz nekrotizan inflamasyon

Cevap

c-ANCA (Anti-PR3) ve küçük damarlarda granülomatöz nekrotizan inflamasyon
Hastada izlenen üst solunum yolu destrüksiyonu (nazal septum perforasyonu), alt solunum yolu tutulumu (kaviter nodüller) ve böbrek tutulumu (dismorfik eritrosit ve proteinüri ile giden nefritik sendrom) klasik Granülomatöz Polianjiitis (Wegener granülomatozu) triadıdır. Bu hastalığın patogenezinde rol oynayan en spesifik otoantikor sitoplazmik ANCA (c-ANCA, Anti-PR3) olup, doku biyopsisinde karakteristik olarak küçük ve orta çaplı damarlarda granülomatöz nekrotizan inflamasyon görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik bulgularının (üst solunum yolu tutulumu, akciğerde kaviter lezyonlar, nefritik sendrom) değerlendirilmesi.
Bu klasik triad (üst solunum yolu, alt solunum yolu ve böbrek tutulumu), küçük damar vaskülitini işaret etmektedir.
Ayırıcı tanıya gidebilmek için sistemik bulguların ve lezyon karakterinin belirlenmesi gerekir.
2
Nazal septum perforasyonu ve akciğerde kaviter nodüllerin varlığının analiz edilmesi.
Bu bulgular, destrüktif ve granülomatöz bir süreci gösterir; ayırıcı tanıda yer alan Mikroskopik Polianjiitis (MPA) ve Goodpasture sendromundan uzaklaştırır.
Pulmoner-renal sendrom yapan alt tiplerin klinik bulgularla birbirinden ayrılması gereklidir.
3
Granülomatöz Polianjiitis (Wegener) tanısıyla uyumlu otoantikor ve patolojik bulgunun belirlenmesi.
GPA hastalarında en spesifik otoantikor c-ANCA (Anti-PR3) olup, histopatolojide küçük damarlarda granülomatöz nekrotizan inflamasyon izlenir.
Tanının kesinleştirilmesi ve hastalığın fizyopatolojik mekanizmasının ortaya konması amacıyla bu spesifik parametreler kullanılır.

Anahtar Kavram

Granülomatöz Polianjiitis (Wegener) klinik bulguları, spesifik otoantikoru ve doku patolojisi
Soru 238Soru

1313 yaşında bir kız çocuk; son üç aydır devam eden çabuk yorulma, aralıklı ateş ve kilo kaybı şikayetleriyle getiriliyor. Fizik muayenesinde kan basıncı sağ koldan 155/95155/95 mmHg ölçülürken, alt ekstremitelerde femoral nabızların zayıf alındığı ve kan basıncının koldan daha düşük olduğu saptanıyor. Epigastrik bölgede dinlemekle şiddetli üfürüm duyuluyor. Laboratuvar incelemesinde eritrosit sedimentasyon hızı 8585 mm/saat saptanan bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Takayasu arteriti

Cevap

En olası tanı, büyük damarları tutan granülomatöz bir vaskülit olan Takayasu arteritidir.
Takayasu arteriti, aorta ve ana dallarını tutan kronik, granülomatöz bir vaskülittir. Çocukluk çağında (özellikle kız çocuklarında ve adolesanlarda) abdominal aorta tutulumu çok yaygındır ve 'orta aort sendromu' olarak bilinir. Bu durum, renal arter stenozu nedeniyle dirençli hipertansiyona, abdominal üfürümlere ve alt ekstremitelerde nabız zayıflığına yol açar. Sistemik inflamasyon bulguları (ateş, yüksek ESH) tanıyı aort koarktasyonu gibi non-inflamatuar durumlardan ayırır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Adolesan kız hasta, sistemik semptomlar (ateş, kilo kaybı), yüksek sedimentasyon hızı (8585 mm/saat), hipertansiyon (155/95155/95 mmHg) ve nabız farkı saptandı.
Bu bulgular kronik bir inflamatuar süreci ve büyük damar tutulumunu işaret eder.
2
Damar tutulum lokasyonunu belirle.
Epigastrik üfürüm ve alt ekstremite nabız zayıflığı, abdominal aorta tutulumunu (orta aort sendromu) gösterir.
Üfürümün yeri ve distal nabızların zayıflığı, stenozun abdominal seviyede olduğunu kanıtlar.
3
Ayırıcı tanı yap.
Enfeksiyon veya konjenital anomaliden ziyade inflamatuar büyük damar vasküliti olan Takayasu arteriti tanısına ulaşıldı.
Aort koarktasyonu gibi konjenital durumlar yüksek sedimentasyon ve ateş yapmaz; orta/küçük damar vaskülitleri ise bu çapta damarları tutmaz.

Anahtar Kavram

Takayasu arteriti, çocuklarda sıklıkla abdominal aorta ve dallarını (renal arterler) tutarak hipertansiyon ve nabız kaybı ile seyreden büyük damar vaskülitidir.
Soru 239Soru

2,5 yaşında bir erkek çocuk, 5 gündür devam eden 39,5C39,5^\circ\text{C} ateş, her iki gözde akıntısız kızarıklık, dudaklarda çatlama ve sağ boyun bölgesinde 2 cm2\text{ cm} çapında ağrılı bir lenf nodu şikayetleriyle getiriliyor. Fizik muayenesinde gövdede polimorfik döküntüler saptanıyor. Bu klinik tabloya göre en olası tanı konulduğunda, koroner arter anevrizması riskini azaltmak amacıyla başlanması gereken standart ilk basamak tedavi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İntravenöz immünoglobulin (İVİG) ve yüksek doz aspirin

Cevap

İntravenöz immünoglobulin (İVİG) ve yüksek doz aspirin tedavisi başlanmalıdır.
Hastada 5 gündür devam eden ateşle birlikte Kawasaki hastalığı için tanısal olan konjonktivit, mukozal değişiklikler, tek taraflı servikal lenfadenopati ve döküntü bulguları mevcuttur. Bu tabloda en önemli amaç koroner arter anevrizmalarını önlemektir. Bu nedenle doğru yaklaşım, tanı konur konmaz intravenöz immünoglobulin (İVİG) ve aspirin kombinasyonunu başlamaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendirerek tanıya ulaşmak.
5 gün süren ateş + 4 kriter (konjonktivit, mukozal değişiklik, lenfadenopati, döküntü) varlığı ile tanı Kawasaki hastalığıdır.
Kawasaki hastalığı tanısı klinik kriterlere dayanır.
2
Koroner arter komplikasyonlarını önlemek için tedavi seçmek.
Tanı anında 2 g/kg2\text{ g/kg} dozunda İVİG ve anti-inflamatuar dozda (80-100 mg/kg/gu¨n80\text{-}100\text{ mg/kg/gün}) aspirin başlanmalıdır.
Erken İVİG tedavisi koroner arter anevrizması riskini anlamlı ölçüde azaltır.
3
Kardiyak izlem ve uzun dönem planlama yapmak.
Tanı anında, 2. haftada ve 6-8. haftalarda ekokardiyografi ile koroner arterler değerlendirilmelidir.
Anevrizma gelişimini takip etmek hayati önem taşır.
4
Aşı takvimini düzenlemek.
Kızamık ve suçiçeği gibi canlı aşılar İVİG tedavisinden 11 ay sonraya ertelenmelidir.
İVİG içeriğindeki antikorlar canlı aşıların etkinliğini azaltabilir.

Anahtar Kavram

Kawasaki hastalığı tanısı alan çocuklarda koroner arter komplikasyonlarını önlemek için standart tedavi İVİG ve aspirindir.
Tahmini Süre:45s
Soru 240Soru

1313 yaşında bir erkek çocuk; iki haftadır süregelen ateş, yaygın kas ağrısı, kilo kaybı ve bacaklarda palpabl purpura şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde kan basıncı 140/90140/90 mmHg saptanmıştır. Laboratuvar tetkiklerinde sedimentasyon ve CRP yüksekliği, böbrek fonksiyon testlerinde bozulma, idrar sedimentinde ise eritrosit silindirleri ve proteinüri belirlenmiştir. P-ANCA (MPO-ANCA) pozitifliği saptanan hastanın böbrek biyopsisinde "pauci-immune" nekrotizan kresentik glomerülonefrit izlenmiştir. Bu hastada klinik ve histopatolojik bulgular değerlendirildiğinde, tanıda Poliarteritis Nodosa (PAN) yerine Mikroskobik Polianjiitis (MPA) düşünülmesini sağlayan en önemli ayrıcı özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glomerülonefrit varlığı

Cevap

Glomerülonefrit varlığı, bu hastada Poliarteritis Nodosa (PAN) tanısını dışlayıp Mikroskobik Polianjiitis (MPA) tanısına yönlendiren en kritik histopatolojik ve klinik bulgudur.
Glomerülonefrit varlığı, vaskülitin küçük damarları (kapillerler, venüller) etkilediğini gösterir. Mikroskobik Polianjiitis (MPA) küçük damar vaskülitiyken, klasik Poliarteritis Nodosa (PAN) orta çaplı arterlerin vaskülitidir ve tanımı gereği glomerül tutulumu (glomerülonefrit) yapmaz. Bu nedenle kresentik glomerülonefrit bulgusu PAN'ı dışlayıp MPA tanısını destekleyen en spesifik veridir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını analiz etme
Hastada ateş ve purpura gibi sistemik vaskülit bulgularına ek olarak, eritrosit silindirleri ve biyopsi ile kanıtlanmış kresentik glomerülonefrit saptanmıştır.
Vaskülitlerin sınıflandırılmasında tutulan damarın çapı ve lokalizasyonu en önemli belirleyicidir.
2
Damar çapı ve organ tutulumu ilişkisini kurma
Glomerülonefrit, küçük damar (kapiller) tutulumunun bir göstergesidir.
Chapel Hill vaskülit sınıflandırmasına göre PAN orta çaplı arter vaskülitidir ve glomerülleri tutmaz.
3
Ayırıcı tanı kriterlerini uygulama
Hastadaki 'pauci-immune' (immün birikim içermeyen) glomerülonefrit ve P-ANCA pozitifliği, ANCA ilişkili küçük damar vaskülitlerinden MPA lehinedir.
PAN'da böbrek tutulumu glomerül düzeyinde değil, ana renal arter veya dallarının tutulumuna bağlı infarkt ve iskemi şeklindedir.

Anahtar Kavram

Poliarteritis Nodosa (PAN) ile Mikroskobik Polianjiitis (MPA) arasındaki en temel fark, PAN'ın orta çaplı arterleri tutup küçük damarları (glomerüler kapillerler) korumasıdır.

Daha Fazla Pratik

PAN tanısında anjiyografik olarak saptanan 'tesbih tanesi' (microaneurysms) görünümünü ve DADA2 eksikliğinin PAN benzeri klinik tablosunu gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 12 / 21Sonraki