Kardiyovasküler ve Solunum Sistemi Patolojisi

462 questions

Question 101Question →

Genç sporcularda görülen ani kardiyak ölümlerin en sık nedeni olan ve morfolojik olarak ventrikül duvarlarında (özellikle septumda) belirgin kalınlaşma ile karakterize olan hipertrofik kardiyomiyopatinin temel patogenezi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sarkomer proteinlerini kodlayan genlerde mutasyon

Answer

Hipertrofik kardiyomiyopatinin temelinde sarkomer proteinlerini kodlayan genlerdeki mutasyonlar yer alır.
Hipertrofik kardiyomiyopati (HKM), kalp kasının sarkomerik proteinlerini (en sık β\beta-miyozin ağır zinciri, miyozin bağlayıcı protein C ve troponin T) kodlayan genlerdeki mutasyonlar sonucu gelişen primer bir miyokard hastalığıdır. Bu genetik kusur, miyofibrillerin düzensiz dizilimine (disarray) ve belirgin miyokardiyal hipertrofiye yol açarak diyastolik doluş bozukluğu ve aritmilere zemin hazırlar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Genç sporcu, ani ölüm riski ve asimetrik septal hipertrofi bulguları hipertrofik kardiyomiyopatiyi (HKM) işaret eder.
HKM, gençlerde ani kardiyak ölümün en yaygın nedenidir.
2
Hastalığın genetik ve moleküler temelini hatırla.
HKM vakalarının büyük çoğunluğu otozomal dominant geçişli sarkomer protein mutasyonlarına bağlıdır.
Hastalık bir 'sarkomer hastalığı' olarak tanımlanır.
3
Doğru patogenetik mekanizmayı seçeneklerle eşleştir.
Sarkomer protein mutasyonlarını içeren seçenek doğru yanıttır.
Diğer seçenekler ikincil veya farklı mekanizmalı kardiyomiyopatileri tanımlar.

Key Concept

Hipertrofik kardiyomiyopati (HKM), sarkomer proteinlerini (örneğin β\beta-miyozin ağır zinciri) kodlayan genlerdeki mutasyonlar sonucu gelişen, asimetrik septal hipertrofi ve miyofibrillerde düzensiz dizilim (disarray) ile karakterize genetik bir hastalıktır.

Practice More

Hipertrofik kardiyomiyopatide görülen tipik histopatolojik bulgu olan 'miyofibrillerde düzensiz dizilim' (disarray) kavramını gözden geçirin.
Estimated Time:45s
Question 102Question →

Tüberoz skleroz kompleksi tanısı ile takip edilen 55 yaşındaki bir çocuk hastada, ekokardiyografide saptanan ve bebeklik/çocukluk döneminin en yaygın primer kardiyak neoplazisi kabul edilen tümör aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Rabdomyom

Answer

Rabdomyom, çocukluk çağının en sık primer kalp tümörüdür ve tüberoz skleroz ile güçlü bir birliktelik gösterir.
Rabdomyom seçeneği doğrudur çünkü bu tümör bebeklik ve çocukluk döneminde kalbin en yaygın primer tümörüdür. Histopatolojik olarak 'örümcek hücreleri' (spider cells) ile karakterizedir ve tüberoz sklerozlu hastaların yaklaşık yarısında görülür.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın yaş grubunu ve klinik özelliklerini değerlendirin.
Hasta çocuk yaş grubundadır ve tüberoz skleroz tanısı mevcuttur.
Primer kalp tümörlerinin sıklığı yaş gruplarına göre belirgin fark gösterir.
2
Çocukluk çağındaki en sık primer tümörü belirleyin.
Rabdomyom, bu yaş grubundaki en yaygın primer neoplazidir.
Miksoma erişkinlerde, rabdomyom ise çocuklarda ilk sırada yer alır.

Key Concept

Rabdomyom, çocukluk çağının en sık primer kalp tümörüdür ve %50 oranında tüberoz skleroz ile birliktelik gösterir.
Estimated Time:45s
Question 103Question →

60 yaşında, uzun yıllar gemi izolasyonu ve söküm işlerinde çalışan erkek hasta, son bir yıldır artan nefes darlığı ile başvuruyor. Solunum fonksiyon testlerinde zorlu vital kapasite (FVCFVC) düşük, FEV1/FVCFEV1/FVC oranı ise normalin üstünde (%88\%88) saptanıyor. Bilgisayarlı tomografide alt loblarda belirgin interstisyel fibrozis ve plevral kalınlaşma izleniyor. Bu hastanın durumuyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Akciğer parankiminde demir yüklü proteinlerle kaplı asbest liflerinin (ferrijinöz cisimcikler) görülmesi tanıyı destekler.

Answer

Asbest maruziyeti öyküsü olan restriktif paternli hastada, akciğer parankiminde ferrijinöz (asbest) cisimciklerinin görülmesi tanısal bir bulgudur.
Hastanın meslek öyküsü (gemi söküm), radyolojik bulguları (alt lob fibrozisi ve plevral plaklar) ve restriktif tipteki SFT sonuçları asbestozis tanısını koydurur. Asbestoziste akciğer parankiminde demir yüklü proteinlerle kaplı asbest liflerinin (ferrijinöz cisimcikler) görülmesi en karakteristik histopatolojik bulgudur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve meslek öyküsünü değerlendir
Gemi söküm işçiliği asbest maruziyeti için yüksek riskli bir meslektir.
Asbestozis tanısında mesleki maruziyet sorgulaması kritiktir.
2
Solunum fonksiyon testi (SFT) verilerini yorumla
Düşük FVCFVC ve normal/artmış FEV1/FVCFEV1/FVC oranı restriktif akciğer hastalığını gösterir.
Restriktif hastalıklarda akciğer genişleyemediği için hacimler azalır ancak hava yolu obstrüksiyonu olmadığı için oran korunur.
3
Radyolojik ve patolojik korelasyonu kur
Alt loblarda fibrozis ve plevral plaklar asbestozisi, ferrijinöz cisimcikler ise asbest liflerini doğrular.
Asbestozis karakteristik olarak alt lobları tutar ve ileri evrede bal peteği akciğer (honeycomb lung) görünümüne yol açabilir.

Key Concept

Asbestozis, ferrijinöz cisimcikler ve restriktif patern.
Question 104Question →

Klinik öyküsünde astım ve alerjik rinit bulunan, laboratuvar incelemelerinde periferik kanda belirgin eozinofili saptanan bir hastada görülen küçük damar vasküliti aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Churg-Strauss sendromu (Eozinofilik granülomatozlu polianjitis)

Answer

Churg-Strauss sendromu (Eozinofilik granülomatozlu polianjitis), astım ve belirgin periferik eozinofili ile karakterize küçük damar vaskülitidir.
Churg-Strauss sendromu, klinik olarak astım, alerjik rinit ve periferik eozinofili ile karakterize olan, sıklıkla p-ANCA pozitifliği gösteren bir küçük damar vaskülitidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et.
Hastada astım, alerjik rinit ve eozinofili mevcuttur.
Bu üçlü bulgu spesifik bir vaskülit tipi için tanısal ipucudur.
2
Damar çapını belirle.
Belirtilen vaskülitler küçük damar grubundadır.
Churg-Strauss, Wegener ve Mikroskobik polianjitis ANCA ilişkili küçük damar vaskülitleridir.
3
Spesifik vasküliti eşleştir.
Astım ve eozinofili varlığında tanı Churg-Strauss sendromudur.
Diğer vaskülitler bu klinik bileşenleri içermez.

Key Concept

ANCA ilişkili küçük damar vaskülitlerinin ayırıcı tanısında eozinofili ve astım varlığı Churg-Strauss sendromu lehinedir.
Estimated Time:45s
Question 105Question →

6363 yaşında, 5555 paket/yıl sigara öyküsü olan erkek hasta; son birkaç haftadır giderek artan yürüme güçlüğü, gövde ataksisi ve konuşmada peltekleşme şikayetleriyle başvuruyor. Nörolojik değerlendirmede paraneoplastik serebellar dejenerasyon ile uyumlu bulgular saptanıyor. Çekilen toraks BTBT'de hiler yerleşimli, santral kitle izleniyor. Bronşiyal biyopsi örneğinde; sitoplazması seçilemeyen, nükleer kalıplanma (molding) ve yaygın 'crush' artefaktı gösteren, nükleolü görülmeyen küçük hücreli malign infiltrasyon izleniyor. İmmünohistokimyasal incelemede Sinaptofizin ve CD56CD56 pozitif saptanıyor.

Bu olası tanı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Tümörün moleküler patogenezinde neredeyse tüm olgularda RB1RB1 (retinoblastom) gen kaybı ve TP53TP53 mutasyonu mevcuttur.

Answer

Küçük hücreli akciğer karsinomunun moleküler patogenezinde neredeyse tüm olgularda RB1RB1 gen kaybı ve TP53TP53 mutasyonu izlenir.
Tarif edilen olgu, klinik (sigara, santral kitle), paraneoplastik (serebellar ataksi) ve histopatolojik (küçük hücreler, molding, nöroendokrin markerlar) veriler ışığında Küçük Hücreli Akciğer Karsinomu'dur (KHAKKHAK). Moleküler patolojide KHAKKHAK için en karakteristik ve neredeyse evrensel bulgu, TP53TP53 mutasyonu ve RB1RB1 (retinoblastom) gen kaybının bir arada bulunmasıdır. Bu ikili genetik kusur, tümörün yüksek proliferasyon kapasitesini açıklar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve radyolojik verilerin analizi
Ağır sigara öyküsü, santral hiler kitle ve paraneoplastik serebellar dejenerasyon varlığı yüksek dereceli bir nöroendokrin tümörü (özellikle KHAK) düşündürür.
Küçük hücreli karsinom, sigara ile en güçlü ilişkisi olan ve paraneoplastik sendromların (nörolojik olanlar dahil) en sık görüldüğü akciğer kanseridir.
2
Morfolojik ve immünohistokimyasal değerlendirme
Küçük hücreler, nükleer kalıplanma, belirgin olmayan nükleol ve Sinaptofizin/CD56CD56 pozitifliği tanıyı Küçük Hücreli Akciğer Karsinomu (KHAKKHAK) olarak kesinleştirir.
Bu morfoloji ve nöroendokrin belirteç pozitifliği KHAK için patognomoniktir.
3
Moleküler ve paraneoplastik özelliklerin sorgulanması
KHAKKHAK patogenezinde RB1RB1 ve TP53TP53 mutasyonları evrensel kabul edilir.
Genetik inaktivasyon paternleri bu tümörün yüksek grade'li doğasını ve agresif seyrini açıklar.

Key Concept

Küçük Hücreli Akciğer Karsinomu (KHAKKHAK) morfolojisi, nörolojik paraneoplastik sendrom ilişkisi ve evrensel genetik mutasyonları (RB1RB1, TP53TP53).
Question 106Question →

29 yaşında erkek hasta, son 3 yıldır tekrarlayan ağrılı oral aft ve skrotal ülser atakları nedeniyle takip edilmektedir. Hasta acil servise ani başlayan nefes darlığı ve masif hemoptizi şikayetiyle başvuruyor. Toraks bilgisayarlı tomografi anjiyografisinde pulmoner arterlerde bilateral anevrizmatik genişlemeler ve yer yer trombüs formasyonları izleniyor. Bu hastadaki vasküler patolojinin gelişiminde rol oynayan temel histopatolojik süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Arter duvarını besleyen damarların (vazo vazorum) nötrofilik/lenfositik vasküliti

Answer

Arter duvarını besleyen damarların (vazo vazorum) nötrofilik/lenfositik vasküliti seçeneği doğrudur.
Soruda tarif edilen hasta, tekrarlayan oral ve genital ülserleri ile Behçet hastalığı kliniği sergilemektedir. Behçet hastalığının en korkulan ve yüksek mortalite ile seyreden komplikasyonu pulmoner arter anevrizmalarıdır. Bu anevrizmaların patogenezinde temel mekanizma, arter duvarını besleyen 'vazo vazorum'ların vaskülitidir (genellikle nötrofilik veya lenfositik perivasküler infiltrasyon). Bu durum tunika medyada iskemiye, elastik liflerin yıkımına ve damar duvarının zayıflayarak anevrizmalaşmasına neden olur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz et.
Genç erkek hasta, oral+genital ülserler (Behçet hastalığı) ve pulmoner anevrizma (Behçet'in mortalitesi en yüksek komplikasyonu) ile uyumludur.
Tanının Behçet hastalığı olduğunu doğrulamak için.
2
Patogenezi belirle.
Behçet hastalığı her çapta damarı tutabilir ('değişken çaplı vaskülit'). Büyük arterlerdeki (pulmoner arter, aort) anevrizma oluşumu, damar duvarını dıştan besleyen vazo vazorumların inflamasyonu sonucu medyanın zayıflamasına bağlıdır.
Hastalığın spesifik histopatolojik mekanizmasını saptamak için.
3
Ayırıcı tanıyı yap.
Granülomatöz inflamasyon (Takayasu), Fibrinoid nekroz (PAN) veya Eozinofilik infiltrasyon (EGPA) bu tabloda beklenen temel lezyon değildir.
Yanlış seçenekleri elemek için.

Key Concept

Behçet hastalığında pulmoner arter anevrizmalarının patogenezi, vazo vazorumların vaskülitine bağlı gelişen medya harabiyetidir.

Hints

1
Hastadaki oral ve genital ülserler spesifik bir sendromu işaret ediyor.
2
Tanı Behçet hastalığıdır. Behçet hastalığı 'değişken çaplı' damar tutulumu yapar.
3
Büyük arterlerin duvarı kalındır ve beslenmek için kendi damarlarına (vazo vazorum) ihtiyaç duyarlar. Bu damarlar iltihaplanırsa ne olur?

Practice More

Behçet hastalığında Paterji testinin mekanizmasını ve histopatolojisini inceleyiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 107Question →

7878 yaşında erkek hasta, son 66 aydır giderek artan nefes darlığı ve bacaklarda ödem şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde boyun venöz dolgunluğu ve periferik ödem saptanıyor. Ekokardiyografide ventrikül duvarlarında belirgin simetrik kalınlaşma, diyastolik dolum bozukluğu ve miyokardda 'parlak/granüler' (speckledspeckled) bir ekojenite artışı izleniyor. Ancak çekilen elektrokardiyografide (EKGEKG) prekordial derivasyonlarda voltaj düşüklüğü saptanıyor. Yapılan endomiyokardiyal biyopsinin Kongo kırmızısı ile boyanmasında polarize ışık altında elma yeşili refle veren madde birikimi izlendiğine göre, bu klinik tabloda biriken protein aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Transtiretin (ATTR)

Answer

Yaşlı hastalarda görülen ve ekokardiyografide kalınlaşmış duvarlara rağmen EKG'de düşük voltaj ile karakterize olan tablo Senil Kardiyak Amiloidozdur ve burada biriken temel protein Transtiretindir (ATTR).
Yaşlı erkek hastada sunulan restriktif kalp yetmezliği bulguları, ekokardiyografideki granüler (benekli) kalınlaşma ve EKG voltaj düşüklüğü amiloidozu işaret eder. Elma yeşili refle bu tanıyı doğrular. İleri yaş grubunda izole kardiyak tutulumla seyreden senil amiloidoz tablosundan wild-type Transtiretin (ATTR) sorumludur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve radyolojik bulguları ilişkilendirmek
Ekokardiyografideki 'kalın duvar' bulgusuna karşılık EKG'de 'düşük voltaj' saptanması, miyokardın gerçek bir hipertrofi değil, hücre dışı madde birikimi (restriktif süreç) ile kalınlaştığını gösterir.
Amiloidozda biriken amorf madde elektriksel iletimi baskılayarak voltajı düşürürken, ventrikül duvarlarını kalınlaştırır.
2
Biyopsi bulgusunu değerlendirmek
Kongo kırmızısı ile polarize ışık altında elma yeşili refle saptanması amiloidoz tanısını kesinleştirir.
Amiloid fibrillerinin karakteristik beta-kırmalı tabaka yapısı bu optik özelliği sağlar.
3
Etiyolojik proteini belirlemek
7878 yaşındaki bir hastada izole kardiyak tutulumun en olası nedeni Transtiretin (ATTR) proteinidir.
Senil kardiyak amiloidoz, wild-type transtiretin birikimi sonucu oluşur ve ileri yaşta restriktif kardiyomiyopatinin tipik nedenidir.

Key Concept

Amiloidoz ve Restriktif Kardiyomiyopati
Estimated Time:2m 0s
Question 108Question →

4545 yaşında erkek hasta, spor yaparken aniden başlayan şiddetli göğüs ağrısı sonrası yere yığılmış ve acil servise ulaştırılamadan hayatını kaybetmiştir. Yakınlarından alınan bilgide ağrının başlangıcından ölüme kadar geçen sürenin yaklaşık 9090 dakika olduğu öğrenilmiştir. Yapılan otopside kalbin makroskobik incelemesinde belirgin bir patoloji saptanmamıştır. Bu hastada enfarktüs alanından alınan kesitlerin mikroskobik incelemesinde aşağıdakilerden hangisinin görülmesi en olasıdır?

Show answer & explanation

Answer: Miyofibrillerde dalgalanma (wavy fibers) ve interstisyel ödem

Answer

Miyofibrillerde dalgalanma (wavy fibers) ve interstisyel ödem
Miyokard enfarktüsü sonrası ilk 0-4 saatlik dilimde (özellikle 1-3. saatlerde), ışık mikroskobunda görülen en erken bulgu interstisyel ödem ve nekrotik miyositlerin canlı miyositler tarafından çekilmesiyle oluşan dalgalı lif (wavy fibers) görünümüdür. Makroskobik olarak bu evrede kalp normal görünür.

Step-by-Step Solution

1
Zaman çizelgesini belirle
Semptom başlangıcından ölüme kadar geçen süre 90 dakikadır (1,51,5 saat).
Miyokard enfarktüsünde morfolojik değişiklikler zamana bağımlıdır.
2
Erken evre (0-4 saat) morfolojisini hatırla
Makroskobik olarak değişiklik görülmez; mikroskobik olarak wavy fibers (dalgalı lifler) ve ödem izlenir.
Nekrotik hücrelerin komşu canlı lifler tarafından çekilmesi sonucu dalgalanma oluşur.

Key Concept

Miyokard enfarktüsünde ilk birkaç saat içinde makroskobik bulgu saptanmazken, ışık mikroskobunda 'wavy fibers' (dalgalı lifler) görülebilir.
Question 109Question →

7272 yaşında erkek hastada çekilen toraks bilgisayarlı tomografisinde sol plevrada yaygın nodüler kalınlaşma ve plevral efüzyon saptanıyor. Yapılan plevral biyopsinin histopatolojik incelemesinde, plevral yüzeyde papiller yapılar oluşturan ve hafif derecede pleomorfizm gösteren mezotel hücre grupları izleniyor. İmmünhistokimyasal (İHK) çalışmada bu hücrelerde Calretinin, WT1 ve Sitokeratin 5/65/6 kuvvetli pozitif olarak saptanıyor. Bu olguda histomorfolojik bulgular ayırıcı tanıda yetersiz kaldığında, sürecin "reaktif mezotel hiperplazisi"nden ziyade "malign mezotelyoma" olduğunu kesinleştirmek için saptanması en değerli olan bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: BAP1 (BRCA1-associated protein 1) nükleer ekspresyon kaybı

Answer

BAP1 (BRCA1-associated protein 1) nükleer ekspresyon kaybı, maligniteyi reaktif süreçlerden ayıran en değerli bulgudur.
Mezotelyal hücrelerin malignite tanısında en zorlayıcı nokta, reaktif hiperplazi ile ayrımıdır. BAP1 (BRCA1-associated protein 1) nükleer ekspresyonunun immünhistokimyasal olarak kaybı, malign mezotelyoma tanısında yaklaşık %100 spesifiteye sahiptir. Benzer şekilde p16 (CDKN2A) geninin homozigot delesyonu da maligniteyi kanıtlar.

Step-by-Step Solution

1
Hücre kökeninin belirlenmesi
Mezotel kökenli hücreler (Calretinin, WT1, CK5/6 pozitifliği)
Soruda verilen belirteçler hücrelerin mezotelyal olduğunu kanıtlar.
2
Reaktif vs Malign ayrımı için spesifik belirteçlerin değerlendirilmesi
BAP1 kaybı veya p16 (CDKN2A) homozigot delesyonu
Malign mezotelyomada BAP1 geni inaktivasyonu sonucu nükleer boyanma kaybolur. Bu durum reaktif hiperplazilerde görülmez.

Key Concept

Malign mezotelyoma tanısında BAP1 İHK kaybı ve p16 (CDKN2A) FISH delesyonu, maligniteyi reaktif süreçlerden ayıran en spesifik parametrelerdir.

Practice More

Mezotelyoma ayırıcı tanısında p16 (CDKN2A) FISH analizi ve MTAP immünhistokimyasının rolünü gözden geçirin.
Estimated Time:2m 30s
Question 110Question →

Erişkin bir hastada, sol atriyal yerleşimli saplı bir kitlenin histopatolojik incelemesinde; bol asidomukopolisakkarit içeren miksos bir stroma içerisinde, vasküler yapılar çevresinde halkalar oluşturan "lepidik" dizilimli hücreler ve yıldızsı (stellate) hücreler saptanmıştır. Hastanın klinik öyküsünde ateş, halsizlik ve sedimentasyon yüksekliği olduğu bilinmektedir.

Bu tümör ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Tümör hücreleri multipotansiyel mezenşimal hücre kökenli olup, salgıladığı interlökin-6 (IL−6IL-6) nedeniyle sistemik semptomlara yol açabilir.

Answer

Tümör hücreleri multipotansiyel mezenşimal hücre kökenli olup, IL−6IL-6 salınımı ile sistemik bulgulara yol açar.
Kardiyak miksomalar erişkinlerde en sık görülen primer kalp tümörüdür. Multipotansiyel mezenşimal hücrelerden köken alırlar. Mikroskobik olarak asidomukopolisakkarit zengin stroma içinde damar çevrelerinde 'lepidik' (pulsu/halka şeklinde) dizilen miksoma hücreleri karakteristiktir. Ayrıca IL−6IL-6 salgılayarak ateş ve sedimentasyon yüksekliği gibi sistemik semptomlara yol açmaları tipik bir klinik özelliktir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve morfolojik verileri sentezle.
Sol atriyal kitle, sistemik bulgular (ateş, ESR artışı) ve miksos stroma içindeki lepidik/yıldızsı hücreler kardiyak miksomayı işaret eder.
Miksomalar erişkinlerde en sık görülen primer kalp tümörüdür ve tipik olarak interatriyal septumda sol atriyal tarafta yerleşir.
2
Hücresel kökeni ve fonksiyonel özellikleri değerlendir.
Miksoma hücreleri pluripotent mezenşimal hücrelerden türeyen multipotansiyel hücrelerdir.
Bu hücrelerin IL−6IL-6 salgılaması, tümörün neden vaskülit veya enfeksiyonu taklit eden sistemik bulgular verdiğini açıklar.
3
Diğer primer ve sekonder kalp tümörleri ile karşılaştır.
Rabdomyom (spider cells), papiller fibroelastom (kapak yerleşimi) ve metastatik tümörler (genel sıklık) elenir.
Soruda tarif edilen mikroskopik 'lepidik' büyüme paterni miksoma için patognomonik bir morfolojik özelliktir.

Key Concept

Kardiyak Miksoma Patogenezi ve Morfolojisi
Question 111Question →

Kronik romatizmal kalp hastalığına bağlı olarak gelişen ileri derece mitral darlığı tanılı bir hastanın klinik seyri ve beklenen morfolojik değişiklikleri değerlendirildiğinde, aşağıdakilerden hangisinin gelişmesi beklenmez?

Show answer & explanation

Answer: Sol ventrikül hipertrofisi

Answer

Sol ventrikül hipertrofisi (Mitral darlığında sol ventrikül doluşu azaldığı için hipertrofi görülmez)
Mitral darlığında sol ventrikül (LV) doluşu kısıtlanır. LV üzerinde herhangi bir basınç veya hacim yükü oluşmadığı için hipertrofi gelişmesi beklenmez; aksine, LV normal boyutta kalabilir veya azalmış doluşa bağlı olarak 'disuse' atrofisine uğrayabilir. Diğer tüm seçenekler, mitral darlığının kapak öncesinde yarattığı kronik basınç ve hacim yükünün bilinen sonuçlarıdır.

Step-by-Step Solution

1
Patolojinin primer lokalizasyonunu ve etkisini belirleyin.
Mitral kapak darlığı, sol atriumdan sol ventriküle kan geçişini engeller.
Bu engel, kapak öncesi (proksimal) basınç artışına ve kapak sonrası (distal) doluş azalmasına neden olur.
2
Kapak öncesindeki (sol atrium ve pulmoner sistem) değişiklikleri analiz edin.
Sol atriumda dilatasyon, staz (trombüs riski), AF ve pulmoner konjesyon gelişir.
Sol atrium, darlığı kompanse etmek için genişlemek zorundadır.
3
Kapak sonrasındaki (sol ventrikül) değişikliği değerlendirin.
Sol ventrikül doluşu azaldığı için iş yükü artmaz, dolayısıyla hipertrofi beklenmez.
Hipertrofi bir adaptasyon yanıtıdır ve basınç veya hacim yükü gerektirir; mitral darlığında sol ventrikül üzerinde böyle bir yük yoktur.

Key Concept

Mitral darlığının hemodinamik etkileri ve odacık adaptasyonları

Hints

1
Hipertrofi gelişmesi için o odacığın üzerine binen iş yükünün (basınç veya hacim) artması gerekir.

Practice More

Aort darlığı ile mitral darlığının sol ventrikül üzerindeki etkilerini karşılaştırınız.
Estimated Time:1m 15s
Question 112Question →

Ventriküler septal defektler (VSDVSD), klinik pratikte en sık karşılaşılan konjenital kalp anomalisidir. Çoğu olguda morfolojik olarak triküspit kapağın septal yaprağına yakın yerleşimli bir açıklık izlenir. VSDVSD'nin morfolojik özellikleri ve klinik seyri göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Küçük defektlerin (RogerRoger hastalığı) çoğu asemptomatiktir ve yaşamın erken dönemlerinde spontan olarak kapanabilir.

Answer

Küçük ventriküler septal defektlerin (RogerRoger hastalığı) çoğu asemptomatiktir ve çocukluk döneminde spontan olarak kapanabilir.
Küçük ventriküler septal defektler (RogerRoger hastalığı), genellikle asemptomatik seyreder ve ventrikül büyümesi ile birlikte dokuların defekti daraltması sonucu kendiliğinden kapanabilir. Bu, VSDVSD klinik seyrinde sık gözlenen benign bir durumdur.

Step-by-Step Solution

1
VSDVSD prevalansını ve en sık görülen morfolojik tipi belirle.
VSDVSD en sık görülen konjenital kalp hastalığıdır ve %90\%90 oranında membranöz septum yerleşimlidir.
Doğru anatomik lokalizasyonu bilmek tipik klinik seyri anlamak için temeldir.
2
Defekt boyutuna göre klinik seyri analiz et.
Küçük defektler genellikle semptom vermezken, büyük defektler erken dönemde kalp yetmezliği bulgularına yol açar.
Şant miktarını belirleyen temel faktör defektin çapıdır.
3
Küçük defektlerin doğal seyrini değerlendir.
Küçük membranöz VSDVSD'lerin %50\%50'den fazlası çocuklukta kendiliğinden kapanır.
RogerRoger hastalığı olarak bilinen bu durum cerrahi müdahale gerektirmeyebilir.

Key Concept

VSDVSD'de en sık görülen tip membranöz septum yerleşimli olandır ve küçük defektlerin spontan kapanma oranı yüksektir.

Hints

1
En sık görülen VSDVSD tipinin anatomik yerleşimini hatırlayın (membranöz vs musküler).
2
Soldan sağa şantlı hastalıkların başlangıçta siyanoz yapıp yapmadığını düşünün.
3
RogerRoger hastalığı terimi, küçük ve genellikle kendiliğinden kapanan defektleri tanımlamak için kullanılır.

Practice More

VSD seyrinde sağ ventrikül morfolojisindeki değişiklikleri ve Eisenmenger sendromu histopatolojisini tekrar edin.
Estimated Time:1m 15s
Question 113Question →

5555 yaşında, 4040 paket/yıl sigara öyküsü olan erkek hasta, giderek artan nefes darlığı ve öksürük şikayetiyle başvuruyor. Çekilen toraks bilgisayarlı tomografisinde sol ana bronşu tamamen tıkayan santral yerleşimli kitle ve buna bağlı olarak sol akciğerin tamamen söndüğü izleniyor. Görüntülemede mediastinal yapıların ve trakeanın sol tarafa (lezyon tarafına) yer değiştirdiği saptanıyor.

Bu hastadaki akciğer bulgularının temelinde yatan patofizyolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Resorpsiyon atelektazisi

Answer

Resorpsiyon atelektazisi (hava yolu tıkanıklığı ve mediastenin lezyon tarafına çekilmesi ile karakterize)
Vakada tanımlanan ana bronş tıkanıklığı (kitlesel obstrüksiyon), distaldeki havanın dolaşıma emilmesine ve ilgili akciğer lobunun veya tamamının sönmesine neden olur. Bu durum resorpsiyon atelektazisi olarak adlandırılır. Karakteristik olarak, azalan akciğer hacmi nedeniyle mediastinal yapılar etkilenen tarafa doğru çekilir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verileri analiz et
Sol ana bronşta tam tıkanıklık ve sol akciğerde hacim kaybı saptandı.
Atelektazi tipini belirlemek için tetikleyici faktörün (tıkanıklık vs. bası) tanımlanması gerekir.
2
Mediastinal yer değiştirmeyi değerlendir
Trakea ve mediasten etkilenen tarafa (sola) çekilmiştir.
Resorpsiyon ve kontraksiyon atelektazilerinde mediasten lezyon tarafına çekilirken, kompresyon atelektazisinde karşı tarafa itilir.
3
Etiyoloji ve mekanizmayı eşleştir
Tümör kitlesine bağlı tıkanıklık resorpsiyon atelektazisi tanımına uymaktadır.
Tıkanıklık sonucu distaldeki hava emilir (resorbe olur) ve akciğer söner.

Key Concept

Atelektazi tipleri arasındaki en önemli farklar etiyoloji ve mediastinal shift yönüdür.

Practice More

Resorpsiyon atelektazisinin diğer sık nedenleri olan mukus tıkaçları (astım, bronşektazi) ve çocuklarda yabancı cisim aspirasyonlarını gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 114Question →

5252 yaşında erkek hasta, esansiyel hipertansiyon tanısıyla tiyazid grubu bir diüretik başlanmasından 22 hafta sonra hafif ateş, yaygın eritematöz döküntü ve eforla artan nefes darlığı şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan endomiyokardiyal biyopsi incelemesinde; interstisyel alanda belirgin ödemle birlikte lenfosit, makrofaj ve çok sayıda eozinofilden oluşan inflamatuar infiltrasyon izleniyor. Miyositlerde nekroz saptanmadığına göre, bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hipersensitivite miyokarditi

Answer

İlaç kullanımına sekonder gelişen, interstisyel eozinofilik infiltrasyonun izlendiği ve miyosit nekrozunun eşlik etmediği tablo Hipersensitivite miyokarditidir.
Hipersensitivite miyokarditi, özellikle diüretikler (tiyazid), antibiyotikler (sulfonamidler, penisilin) ve antikonvülzanlar gibi ilaçlara karşı gelişen bir aşırı duyarlılık reaksiyonudur. Histopatolojik olarak miyositlerde belirgin bir nekroz izlenmemesi ve interstisyel alanda eozinofillerin baskın olduğu inflamatuar infiltrat görülmesi en tipik özelliğidir. Klinik olarak döküntü ve ateş gibi sistemik bulgular sıklıkla eşlik eder.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Tiyazid kullanımı (ilaç maruziyeti), ateş ve döküntü varlığı aşırı duyarlılık reaksiyonunu düşündürür.
Hipersensitivite miyokarditi sıklıkla ilaçlara karşı gelişen bir Tip 4 hipersensitivite yanıtıdır.
2
Morfolojik bulguları analiz et.
İnterstisyel ödem ve eozinofillerden zengin inflamasyon saptanmıştır.
Eozinofiller, bu tip miyokarditlerin histopatolojik ayırt edici özelliğidir.
3
Ayırıcı tanı kriterlerini kontrol et.
Miyosit nekrozunun olmaması, dev hücreli veya viral miyokardit gibi daha yıkıcı formları dışlar.
Hipersensitivite tipinde miyositlerde genellikle kalıcı hasar/nekroz izlenmez.

Key Concept

Hipersensitivite miyokarditi, ilaç reaksiyonlarına bağlı olarak gelişen, interstisyel eozinofilik infiltratla karakterize ve genellikle iyi prognozlu bir miyokardit tipidir.

Practice More

Dev hücreli miyokardit ile hipersensitivite miyokarditini morfolojik ve klinik seyir (prognoz) açısından karşılaştırınız.
Estimated Time:1m 15s
Question 115Question →

3838 yaşında, sigara öyküsü olmayan kadın hasta; son 66 aydır giderek artan nefes darlığı, kuru öksürük ve bacaklarının ön yüzünde ağrılı kırmızı nodüller şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde her iki akciğer bazalinde ince raller ve pretibial bölgede eritema nodozum ile uyumlu lezyonlar saptanıyor. Akciğer grafisinde bilateral hiler lenfadenopati izleniyor. Solunum fonksiyon testlerinde FVCFVC değerinin beklene düzeyin %65\%65'i olduğu, FEV1/FVCFEV_1/FVC oranının ise %85\%85 olduğu saptanıyor. Bu hastadan alınan transbronşiyal akciğer biyopsisinde aşağıdakilerden hangisinin görülmesi en olasıdır?

Show answer & explanation

Answer: Non-kazeifiye epiteloid hücreli granülomlar ve Schaumann cisimcikleri

Answer

Non-kazeifiye epiteloid hücreli granülomlar ve Schaumann cisimcikleri
Sarkoidoz, restriktif akciğer hastalığı kliniğiyle başvuran ve biyopsisinde nekroz içermeyen (non-kazeifiye) epiteloid granülomlar ile Schaumann cisimciklerinin görüldüğü bir patolojidir. Bilateral hiler lenfadenopati ve eritema nodozum varlığı bu tanıyı destekleyen en güçlü bulgulardır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve radyolojik bulguları değerlendir.
Bilateral hiler lenfadenopati ve eritema nodozum birlikteliği, sistemik bir granülomatöz hastalık olan Sarkoidozu işaret eder.
Sarkoidoz, akciğer tutulumu ve cilt bulgularıyla (eritema nodozum) karakterize bir hastalıktır.
2
Solunum fonksiyon testi (SFT) verilerini analiz et.
Düşük FVCFVC ve normal/artmış FEV1/FVCFEV_1/FVC oranı (%85\%85) restriktif bir akciğer paternini doğrular.
Restriktif hastalıklarda akciğer hacimleri azalırken hava yolları açık kaldığı için oran korunur veya artar.
3
Hastalığa özgü histopatolojik bulguyu belirle.
Sarkoidozun karakteristik histolojik özelliği non-kazeifiye epiteloid granülomlardır. Bu granülomlar içinde kalsifiye Schaumann cisimcikleri veya yıldız şeklinde asteroid cisimcikleri görülebilir.
Ayırıcı tanıda nekrozun olmaması (non-kazeifiye) Sarkoidozu Tüberkülozdan ayıran en önemli özelliktir.

Key Concept

Sarkoidoz, restriktif paternli solunum fonksiyon bozukluğu ve non-kazeifiye granülomatöz inflamasyon ile karakterize sistemik bir hastalıktır.
Estimated Time:1m 30s
Question 116Question →

Hipertrofik kardiyomiyopati (HKMHKM), miyokardda asimetrik septal hipertrofi ve mikroskobik olarak miyofiberlerde düzensizleşme (disarraydisarray) ile karakterize, otozomal dominant geçişli bir hastalıktır. Bu hastalığın patogenezinde en sık hangi hücresel komponenti kodlayan genlerde mutasyon izlenir?

Show answer & explanation

Answer: Sarkomer proteinleri

Answer

Hipertrofik kardiyomiyopati patogenezinde en sık sarkomer proteinlerini kodlayan genlerde mutasyon izlenir.
Hipertrofik kardiyomiyopati patogenezinde en sık sarkomer proteinlerini kodlayan genlerde (başta β\beta-miyozin ağır zinciri olmak üzere miyozin bağlayıcı protein CC ve troponin TT) mutasyonlar saptanır. Bu mutasyonlar kontraktiliteyi artırarak ve miyofiber dizilimini bozarak hipertrofiye yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Hastalık tanımını analiz et
Tanım, genetik geçişli bir kalp kası hastalığı olan hipertrofik kardiyomiyopatiyi (HKMHKM) işaret etmektedir.
HKM, miyositlerdeki hipertrofi ve dizilim bozukluğu ile karakterize primer bir kardiyomiyopatidir.
2
Genetik ve moleküler temeli hatırla
HKM olgularının %100\%100'ü genetiktir ve mutasyonlar en sık kontraktil üniteyi etkiler.
Patogenezde en sık etkilenen yapılar sarkomer bileşenleridir (özellikle β\beta-miyozin ağır zinciri ve miyozin bağlayıcı protein CC).
3
Diğer kardiyomiyopati tipleriyle karşılaştır
Hücre iskeleti proteinleri mutasyonları genellikle dilate kardiyomiyopati (DKMDKM) ile ilişkilidir.
Ayırıcı tanıda moleküler mekanizmaların bilinmesi doğru sınıflandırma için kritiktir.

Key Concept

Hipertrofik kardiyomiyopati bir 'sarkomer proteinleri hastalığı' iken, dilate kardiyomiyopati sıklıkla 'hücre iskeleti proteinleri hastalığı' olarak kabul edilir.

Alternative Method

Hastalığın adındaki 'Hipertrofik' kelimesinden yola çıkarak, kasılma birimi olan 'sarkomerin' daha aktif veya sorunlu olması gerektiğini düşünerek sarkomer proteinlerine ulaşılabilir.
Estimated Time:45s
Question 117Question →

64 yaşında, 40 paket/yıl sigara öyküsü olan erkek hasta, öksürük ve nefes darlığı şikayetleriyle başvuruyor. Çekilen akciğer tomografisinde sağ akciğer hilusunda santral yerleşimli, 4 cm4 \text{ cm} çapında kitle tespit ediliyor. Laboratuvar incelemesinde serum kalsiyum düzeyi 13.2 mg/dL13.2 \text{ mg/dL} (N:8.5−10.5N: 8.5-10.5) olarak ölçülüyor. Bu hastadan alınan biyopsi örneğinde, tümör hücrelerinin aşağıdaki belirteçlerden hangisini eksprese etmesi en olasıdır?

Show answer & explanation

Answer: p40

Answer

Santral yerleşim, ağır sigara öyküsü ve paraneoplastik hiperkalsemi bulguları yassı hücreli (skuamöz) karsinomu işaret eder; bu tümörün karakteristik belirteci p40'tır.
Vakada sunulan santral yerleşimli kitle ve paraneoplastik hiperkalsemi (PTHrp üretimi kaynaklı) kombinasyonu, akciğerin yassı hücreli (skuamöz) karsinomu için klasiktir. Bu tümörün tanısında p40 ve p63 belirteçleri oldukça spesifik ve duyarlıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verileri analiz et
Hasta yaşlı, ağır sigara içicisi, santral (hiler) yerleşimli kitleye ve belirgin hiperkalsemiye (13.2 mg/dL13.2 \text{ mg/dL}) sahiptir.
Akciğer kanserlerinde yerleşim ve paraneoplastik sendromlar ayırıcı tanıda kritiktir.
2
Olası tümör tipini belirle
Santral yerleşim + Hiperkalsemi (PTHrp üretimi) = Skuamöz Hücreli Karsinom.
Küçük hücreli karsinom da santraldir ancak hiperkalsemi değil, SIADH veya Cushing ile ilişkilidir.
3
İlgili tümörün immünohistokimyasal profilini seç
Skuamöz hücreli karsinom tanısında p40 ve p63 pozitifliği beklenir.
p40, yassı hücreli farklılaşmanın en duyarlı ve özgül göstergesidir.

Key Concept

Akciğerin skuamöz hücreli karsinomu; santral yerleşim, sigara ilişkisi ve PTHrp salınımına bağlı hiperkalsemi ile karakterizedir; tanısal olarak p40/p63 pozitiftir.
Estimated Time:1m 15s
Question 118Question →

30 yaşında erkek hasta, son aylarda giderek artan nefes darlığı, inatçı kuru öksürük ve her iki gözde kızarıklık şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan oftalmolojik muayenesinde bilateral anterior üveit saptanıyor. Solunum fonksiyon testlerinde (SFT); zorlu vital kapasite (FVCFVC) değerinin beklenen değerin %60'ı olduğu, FEV1/FVCFEV_1/FVC oranının ise %86 düzeyinde korunduğu görülüyor. Hastaya uygulanan transbronşiyal akciğer biyopsisinde, alveol septalarında kazeifikasyon nekrozu içermeyen, birbirine sıkıca tutunmuş epiteloid histiyositlerden oluşan granülomatöz lezyonlar izleniyor.

Bu hastadaki klinik tablo ve histopatolojik bulgulara yol açan hastalık sürecinde, aşağıdaki patolojik özelliklerden veya hücresel bulgulardan hangisinin izlenme olasılığı en yüksektir?

Show answer & explanation

Answer: Dev hücrelerin sitoplazmasında, kalsiyum ve proteinden zengin lameller yapılı Schaumann cisimcikleri ile yıldız biçimli asteroid cisimcikler

Answer

Hastanın kliniği ve biyopsi bulguları Sarkoidoz ile uyumludur; bu nedenle dev hücrelerin sitoplazmasında Schaumann cisimcikleri ve asteroid cisimcikler saptanması beklenir.
Hastada saptanan bilateral üveit, efor dispnesi ve SFT'de izlenen restriktif patern (düşük FVC, korunmuş FEV1/FVC oranı) sistemik bir hastalık olan Sarkoidoz tablosunu oluşturmaktadır. Transbronşiyal biyopside saptanan kazeifikasyon nekrozu içermeyen (non-kazeifiye) granülomlar bu tanıyı kesinleştirir. Sarkoidozda, epiteloid hücreli granülomların içindeki çok çekirdekli dev hücrelerin sitoplazmasında kalsiyum ve protein tuzlarından oluşan konsantrik lameller yapılı Schaumann cisimcikleri ile yıldız biçimli asteroid cisimcikler sıkça izlenen karakteristik mikroskobik inklüzyonlardır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik belirtileri ve SFT sonuçlarını değerlendir.
Bilateral üveit gibi sistemik bulguların yanında FVC'nin %60'a düşmesi ve FEV1/FVC oranının %86 düzeyinde korunması restriktif akciğer hastalığı paternini gösterir.
SFT'de FEV1/FVC'nin normal veya artmış olup FVC'nin düşük olması restriktif hastalıkların, azalmış olması ise obstrüktif hastalıkların temel bulgusudur.
2
Biyopside elde edilen histopatolojik verileri analiz et.
Akciğer dokusunda kazeifikasyon nekrozu içermeyen (non-kazeifiye), sıkı kümelenmiş epiteloid hücreli granülomlar saptanmıştır.
Non-kazeifiye granülomlar tüberküloz gibi enfeksiyöz nedenleri büyük ölçüde dışlar ve sarkoidoz tanısını güçlü bir şekilde destekler.
3
Hastalığa özgü mikroskobik hücresel belirteçleri tanı.
Sarkoidoz hastalığında granülomlar içerisinde yer alan çok çekirdekli dev hücrelerde (Langhans veya yabancı cisim dev hücreleri) Schaumann cisimcikleri ve asteroid cisimcikler görülür.
Bu inklüzyonlar sarkoidoza patognomonik olmasa da, hastalık sürecinin ve non-kazeifiye granülomların çok karakteristik mikroskobik eşlikçileridir.

Key Concept

Sarkoidoz Patolojisi ve Restriktif Akciğer Hastalıklarına Yaklaşım
Question 119Question →

Dismorfik yüz hatları, düşük yerleşimli kulaklar ve yarık damak saptanan 33 günlük bir yenidoğanda yapılan ekokardiyografik incelemede; ventriküler septal defekt üzerinde yerleşmiş, hem sağ hem de sol ventrikülden kan alan ve tüm dolaşımı (sistemik, pulmoner, koroner) besleyen tek bir geniş arteriyel damar kökü saptanmıştır. Bu klinik tabloya eşlik eden kardiyak patolojinin gelişiminde rol oynayan temel embriyolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Trunkokonalsırtların (spiral septum) oluşumu için gerekli nöral krista hücrelerinin göç kusuru

Answer

Persistan trunkus arteriozus gelişimindeki temel mekanizma, trunkokonalsırtların (spiral septum) oluşumu için gerekli olan nöral krista hücrelerinin göç kusurudur.
Persistan trunkus arteriozus (PTA), embriyolojik dönemde trunkus arteriozusu aorta ve pulmoner artere ayıran trunkokonal septumun (spiral septum) gelişmemesi sonucu oluşur. Bu septumun oluşumu için nöral krista hücrelerinin 3.3., 4.4. ve 6.6. faringeal arklar ile kardiyak çıkış yoluna göç etmesi gereklidir. DiGeorge sendromunda (22q1122q11 delesyonu) bu göç kusurlu olduğu için hem kraniofasiyal anomaliler (yarık damak, düşük kulak) hem de PTA gibi kardiyak çıkış yolu defektleri birlikte görülür.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve morfolojik bulguları analiz et.
Dismorfik yüz, hipokalsemi (DiGeorge şüphesi) ve kalpten çıkan tek bir geniş damar varlığı 'Persistan Trunkus Arteriozus' (PTA) tanısını koydurur.
PTA, embriyonik trunkus arteriozusun aorta ve pulmoner artere bölünemediği nadir bir anomalidir.
2
Embriyolojik gelişim sürecini hatırla.
Trunkus arteriozus ve bulbus kordis'in bölünmesi için nöral krista hücrelerinin trunkokonalsırtlara göç ederek spiral septumu oluşturması gerekir.
Nöral krista hücreleri hem yüz kemikleri/bezleri (DiGeorge semptomları) hem de kardiyak çıkış yolu gelişimi için kritiktir.
3
Tanı ile mekanizmayı eşleştir.
DiGeorge sendromu (22q1122q11 delesyonu) nöral krista hücre kusurlarıyla karakterizedir ve bu durum PTA gelişiminden sorumludur.
PTA vakalarının yaklaşık %30−%40\%30-\%40'ında DiGeorge sendromu eşlik eder.

Key Concept

Nöral krista hücrelerinin göç kusuru, persistan trunkus arteriozus ve DiGeorge sendromu birlikteliğinin temelini oluşturur.
Question 120Question →

5858 yaşında erkek hasta, sol kola yayılan ani başlangıçlı şiddetli substernal göğüs ağrısı şikayetiyle acil servise başvurmuştur. Yapılan incelemeler sonucu miyokard enfarktüsü tanısı alan hasta, yatışının 4.4. gününde hayatını kaybetmiştir. Otopsisinde sol ventrikül anterior duvarda hiperemik kenarlı, yumuşak, sarı-boz renkli bir alan izlenmiştir. Bu hastanın miyokard dokusundan alınan örneklerin mikroskobik incelemesinde aşağıdakilerden hangisinin görülmesi en olasıdır?

Show answer & explanation

Answer: Makrofaj infiltrasyonu ve nekrotik miyositlerin fagositozu

Answer

Makrofaj infiltrasyonu ve nekrotik miyositlerin fagositozu
Miyokard enfarktüsü sonrası 3−73-7. günler arasında mikroskobik olarak nötrofiller azalmaya başlar ve nekrotik miyositlerin kenarlarından başlayan yoğun bir makrofaj infiltrasyonu ile fagositoz süreci gözlenir. Makroskobik olarak bu dönem, enfarkt alanının en yumuşak (miyomalazi) ve rüptür riskinin en yüksek olduğu dönemdir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik seyrini ve zamanlamayı analiz et
Hasta miyokard enfarktüsü sonrası 4.4. günde ölmüştür.
Miyokard enfarktüsünde histopatolojik değişiklikler zamana bağımlı olarak ilerler.
2
Enfarktüs sonrası 3−73-7. gün aralığındaki mikroskobik değişiklikleri hatırla
Bu evrede nötrofiller apoptoza giderken, makrofajlar nekrotik debrisin fagositozu için sahneye çıkar.
İnflamatuar yanıtın akut fazdan subakut faza geçişi bu dönemde gerçekleşir.

Key Concept

Miyokard enfarktüsü sonrası morfolojik değişikliklerin kronolojik sıralaması.

Practice More

Miyokard enfarktüsünün rüptür komplikasyonlarının (serbest duvar, septum, papiller kas) en sık hangi günlerde görüldüğünü tekrar ediniz.
Estimated Time:1m 30s
PreviousPage 6 / 24Next
Kardiyovasküler ve Solunum Sistemi Patolojisi Practice Questions — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 6 | Examkin