Paraneoplastik Sendromlar

56 soru

Soru 1Soru

4040 paket-yıl sigara öyküsü bulunan 5252 yaşında erkek hasta; son 22 aydır ilerleyen öksürük, iştahsızlık ve 55 kg kilo kaybı nedeniyle başvuruyor. Fizik muayenesinde el parmaklarında belirgin çomaklaşma (clubbing) saptanırken; el bilekleri ve ayak bileklerinde bilateral, simetrik hassasiyet ve şişlik izleniyor. Çekilen uzun kemik grafilerinde distal tibia ve radiusta periost reaksiyonu (periostit) görülüyor. Akciğer tomografisinde sağ üst lobda periferal yerleşimli 33 cm çapında kitle saptanan bu hastada, mevcut klinik tabloya en sık neden olan akciğer kanseri histopatolojik tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Adenokarsinom

Cevap

Mevcut klinik tablo (çomak parmak ve periostit) hipertrofik pulmoner osteoartropatiyi işaret etmektedir ve bu durum en sık adenokarsinom ile ilişkilidir.
Hastada tarif edilen çomaklaşma, el ve ayak bileklerinde simetrik ağrı/şişlik ve radyolojik olarak saptanan periostit, 'Hipertrofik Pulmoner Osteoartropati' (HOA) tablosunu tanımlar. Bu sendrom, küçük hücreli dışı akciğer kanserlerinde (KHDAK) daha sık görülür ve bu grup içerisinde en güçlü ilişki adenokarsinom iledir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Çomak parmak, simetrik eklem ağrıları ve radyolojik periostit varlığı Hipertrofik Pulmoner Osteoartropati (HOA) tanısını koydurur.
HOA, akciğer malignitelerinin seyrinde görülen klasik bir paraneoplastik sendromdur.
2
Primer tümörün özelliklerini değerlendir.
Sigara öyküsü ve periferal yerleşimli bir akciğer kitlesi mevcuttur.
Periferal yerleşim hem adenokarsinom hem de büyük hücreli karsinom için tipiktir.
3
Sendrom ve tümör tipi eşleştirmesi yap.
Akciğer kanserleri arasında HOA ve çomak parmak ile en sık ilişkili tip adenokarsinomdur.
Paraneoplastik sendromların spesifik tümör tipleriyle olan yüksek korelasyonu ayırıcı tanıda kritiktir.

Anahtar Kavram

Hipertrofik Pulmoner Osteoartropati (HOA) ve Adenokarsinom İlişkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 2Soru

62 yaşında erkek hasta, son 3 aydır giderek artan bacaklarda güçsüzlük, ağız kuruluğu ve kabızlık şikayetleri ile başvuruyor. Nörolojik muayenede, alt ekstremite proksimal kaslarında güç kaybı ve derin tendon reflekslerinde azalma (hipoaktivite) saptanıyor. Tekrarlayan izometrik kasılmalar sonrasında hastanın kas gücünde ve refleks yanıtlarında geçici bir düzelme olduğu (fasilitasyon) gözleniyor. Toraks bilgisayarlı tomografisinde sağ akciğer santral yerleşimli bir kitle izleniyor.

Bu hastadaki klinik tabloya en sık eşlik eden malignite aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Küçük hücreli akciğer karsinomu

Cevap

Küçük hücreli akciğer karsinomu ile ilişkili Lambert-Eaton Miyastenik Sendromu (LEMS)
Hastada tarif edilen klinik tablo Lambert-Eaton Miyastenik Sendromu (LEMS) ile uyumludur. LEMS'in karakteristik özellikleri: 1) Proksimal kas güçsüzlüğü (özellikle alt ekstremite), 2) Otonomik disfonksiyon (ağız kuruluğu, impotans, kabızlık), 3) Derin tendon reflekslerinde azalma veya kayıp, 4) Kısa süreli egzersiz sonrası güçte ve reflekslerde geçici artış (fasilitasyon). LEMS, paraneoplastik sendromlar arasında en sık görülenlerden biridir ve vakaların %60'ında altta yatan bir malignite bulunur. Bu malignitelerin büyük çoğunluğu (%80 üzeri) Küçük Hücreli Akciğer Karsinomu'dur (SCLC).

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Proksimal kas güçsüzlüğü, hiporefleksi, otonomik disfonksiyon (ağız kuruluğu, kabızlık) ve egzersizle güçte geçici artış (fasilitasyon) saptandı.
Bu bulgular triadı (Kas güçsüzlüğü + Otonomik tutulum + Hiporefleksi) Lambert-Eaton Miyastenik Sendromu (LEMS) için tipiktir.
2
Ayırıcı tanıyı yap
Myasthenia Gravis (MG) dışlandı.
MG'de egzersizle kas gücü azalır (yorulma), derin tendon refleksleri genellikle korunmuştur ve otonomik bulgular beklenmez. Hastadaki fasilitasyon (düzelme) LEMS lehinedir.
3
Paraneoplastik ilişkiyi belirle
LEMS vakalarının yaklaşık %50-60'ı paraneoplastiktir ve en sık Küçük Hücreli Akciğer Karsinomu (KHAK) ile birliktedir.
Bu tümörler P/Q tipi voltaj kapılı kalsiyum kanallarına karşı antikor oluşumunu tetikler.

Anahtar Kavram

Lambert-Eaton Miyastenik Sendromu (LEMS); proksimal güçsüzlük, otonomik bozukluk ve egzersizle düzelen hiporefleksi ile karakterizedir ve en sık Küçük Hücreli Akciğer Karsinomu ile ilişkilidir.
Soru 3Soru

Halsizlik ve bacaklarda güçsüzlük şikayetiyle başvuran 5959 yaşındaki erkek hastanın öyküsünden 4545 paket-yıl sigara içtiği öğreniliyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 165/95165/95 mmHgmmHg ölçülüyor; ciltte yaygın hiperpigmentasyon ve proksimal kaslarda belirgin atrofi eşlik etmeyen güçsüzlük saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum potasyum düzeyi 2.62.6 mEq/LmEq/L, açlık kan şekeri 220220 mg/dLmg/dL ve venöz kan gazında pH:7.52pH: 7.52, HCO3:34HCO_3^-: 34 mEq/LmEq/L bulunuyor. Çekilen toraks tomografisinde sol hilusta mediastinal lenfadenopatilerin eşlik ettiği santral yerleşimli kitle saptanıyor. Bu hastada izlenen klinik ve laboratuvar bulgularına neden olan en olası tümör tipi ve paraneoplastik sendrom eşleşmesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Küçük hücreli akciğer kanseri - Ektopik ACTH salınımı

Cevap

En olası klinik tablo küçük hücreli akciğer kanserine bağlı gelişen ektopik ACTH salınımıdır.
Küçük hücreli akciğer kanseri ve ektopik ACTH salınımı eşleşmesi, hastadaki hızlı gelişen Cushing sendromu tablosunu (hipertansiyon, hipokalemi, alkaloz ve hiperpigmentasyon) mükemmel şekilde açıklar. Ektopik üretimde, pituiter Cushing'e kıyasla metabolik bozukluklar (hipokalemi) klasik cushingoid görünümden (sentral obezite vb.) daha ön plandadır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Hipertansiyon, hiperpigmentasyon ve proksimal güçsüzlük saptandı.
Ektopik ACTH salınımında ACTH'nın melanosit stimüle edici etkisi (hiperpigmentasyon) ve kortizol fazlalığının mineralokortikoid etkisi (hipertansiyon) görülür.
2
Laboratuvar verilerinin yorumlanması
Hipokalemi (2.62.6 mEq/LmEq/L), metabolik alkaloz ve hiperglisemi saptandı.
Yüksek düzeydeki kortizol, böbrekteki 11β11\beta-HSD2 enzimini doyurarak mineralokortikoid reseptörlerini uyarır, bu da potasyum kaybına ve alkaloz gelişimine neden olur.
3
Tümör tipi ile eşleştirme
Santral yerleşimli kitle ve ektopik ACTH birlikteliği kuruldu.
Küçük hücreli akciğer kanseri (KHAK), ektopik hormon üretimi (ACTH, ADH) açısından en yüksek riskli tümördür.

Anahtar Kavram

Ektopik ACTH sendromu, KHAK hastalarında hızlı gelişen hipokalemik metabolik alkaloz ve hipertansiyon ile karakterizedir.

Daha Fazla Pratik

Ektopik ACTH ile pituiter Cushing arasındaki ayırıcı tanıda kullanılan yüksek doz deksametazon baskılama testi ve CRH testi sonuçlarını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 4Soru

Ağır tütün kullanımı olan 66 yaşındaki bir erkek hastada; iştahsızlık, kabızlık ve bilinç bulanıklığı saptanıyor. Akciğer tomografisinde santral yerleşimli kitle izlenen hastanın biyokimyasal değerleri aşağıdaki tabloda verilmiştir:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Kalsiyum14,214,2 mg/dL8,510,58,5-10,5
Fosfor2,12,1 mg/dL2,54,52,5-4,5
Albumin4,04,0 g/dL3,55,03,5-5,0
PTH66 pg/mL106510-65
1,25-(OH)₂ Vitamin D1212 pg/mL207620-76
Nefrogenik cAMPArtmış-

Bu klinik ve laboratuvar bulguları temel alındığında, hastadaki paraneoplastik tabloya ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hiperkalseminin temel patofizyolojik mekanizması, kitlenin doğrudan kemik dokusuna invazyonu ve lokal osteolitik aktivite artışıdır.

Cevap

Hiperkalseminin temel patofizyolojik mekanizması, kitlenin doğrudan kemik dokusuna invazyonu ve lokal osteolitik aktivite artışıdır ifadesi yanlıştır.
Hiperkalseminin temel patofizyolojik mekanizmasının doğrudan kemik invazyonu olduğunu belirten ifade yanlıştır çünkü hastadaki laboratuvar bulguları (düşük PTH, düşük fosfor, artmış nefrogenik cAMP ve saptanan PTHrP etkisi) tipik bir 'Humoral Hiperkalsemi' tablosunu göstermektedir. Bu tablo, tümörün kemiğe metastaz yapmasından bağımsız olarak, salgıladığı PTHrP'nin sistemik dolaşım yoluyla kemik ve böbreklerdeki PTH reseptörlerini uyarmasıyla oluşur.

Adım Adım Çözüm

1
Laboratuvar verilerini analiz et.
Hastada hiperkalsemi (14,214,2 mg/dL), hipofosfatemi (2,12,1 mg/dL) ve baskılanmış PTH (66 pg/mL) mevcut.
Bu profil, paratiroid dışı bir kaynaktan gelen PTH benzeri bir etkiyi (PTHrP) düşündürür.
2
Nefrogenik cAMP ve 1,25-D düzeylerini yorumla.
İdrar cAMP artışı PTH-1 reseptör aktivasyonunu doğrular; 1,25-D düşüklüğü ise tabloyu primer hiperparatiroidizmden ayıran önemli bir ipucudur.
PTHrP, renal 1-alfa hidroksilazı PTH kadar güçlü uyarmaz.
3
Mekanizmayı tanımla ve seçeneklerle eşleştir.
Tablo Humoral Hiperkalsemi (HHM) ile uyumludur, lokal osteolitik aktivite ile değil.
HHM, tümörden salınan sistemik faktörlerle (başlıca PTHrP) oluşur.

Anahtar Kavram

Maligniteye bağlı humoral hiperkalsemi (HHM) en sık skuamöz hücreli karsinomda görülür ve PTHrP aracılıdır; bu durum kemik metastazlarından bağımsız bir sistemik süreçtir.

Daha Fazla Pratik

Küçük hücreli akciğer kanserinde görülen ektopik ACTH ve SIADH tablolarının biyokimyasal ayrımını gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 5Soru

6262 yaşında erkek hasta, son 22 aydır giderek artan merdiven çıkarken zorlanma ve kollarını yukarı kaldırmakta güçlük çekme şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde; her iki üst göz kapağında morumsu-eritemli döküntü (heliotrop raş) ve el parmak eklemleri üzerinde (metakarpofalangeal ve proksimal interfalangeal) hafif kabarık, eritemli, pullu plaklar (Gottron papülleri) izleniyor. Hastanın 5050 paket-yıl sigara öyküsü mevcut. Laboratuvar incelemesinde; Kreatin Kinaz (CK): 42004200 U/L (N: 2020020-200), LDH: 850850 U/L (N: 100250100-250) ve AST: 180180 U/L (N: 5405-40) saptanıyor. Bu hastada paraneoplastik bir süreçten şüpheleniliyorsa, aşağıdaki otoantikorlardan hangisinin pozitif saptanması eşlik eden bir malignite olasılığını en yüksek kılar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-TIF1-γ\gamma (p155/140)

Cevap

Malignite olasılığını en çok artıran otoantikor Anti-TIF1-γ\gamma (p155/140) antikoru'dur.
Anti-TIF1-γ\gamma (Transcription Intermediary Factor 1-γ\gamma) antikoru, yetişkin dermatomiyozit vakalarında paraneoplastik süreçler ile en güçlü ilişkisi olan antikordur; bu antikor pozitif olan yetişkinlerde malignite sıklığı %6060-8080 arasındadır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu tanımlama
Proksimal kas güçsüzlüğü, heliotrop raş ve Gottron papülleri ile birlikte yüksek kas enzimleri (CK, LDH), hastanın Dermatomiyozit (DM) olduğunu gösterir.
Dermatomiyozit, karakteristik deri bulguları ve miyozit ile seyreden bir inflamatuar miyopatidir.
2
Paraneoplastik risk faktörlerini değerlendirme
İleri yaş (>60>60), yoğun sigara öyküsü ve dermatomiyozit tanısı bir arada olduğunda paraneoplastik süreç (özellikle akciğer kanseri) riski %3030-4040 seviyelerine kadar çıkar.
Dermatomiyozit, yetişkinlerde paraneoplastik olarak en sık görülen inflamatuar miyopatidir.
3
Spesifik antikor-malignite ilişkisini kurma
Anti-TIF1-γ\gamma (p155/140) veya Anti-NXP2 (p140) antikorlarının varlığı, yetişkin DM hastalarında malignite riskini belirgin şekilde artırır.
Bu antikorlar karsinogenez süreçleriyle ilişkili nükleer proteinlere karşı gelişir ve paraneoplastik DM için yüksek spesifiteye sahiptir.

Anahtar Kavram

Yetişkinlerde yeni tanı konulan Dermatomiyozit, paraneoplastik bir süreç olabilir ve Anti-TIF1-γ\gamma antikoru bu riski gösteren en güçlü belirteçtir.

Daha Fazla Pratik

Dermatomiyozit tanısı alan her yetişkin hastada ilk 2 yıl içinde kanser taramasının (BT, kolonoskopi, kadınlarda pelvik muayene) yapılması gerektiğini unutmayın.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 6Soru

64 yaşında erkek hasta, 45 paket-yıl sigara öyküsü ile birlikte son 4 aydır devam eden öksürük ve kilo kaybı şikayetlerine ek olarak, özellikle uyluk ve omuz çevresinde belirginleşen halsizlik nedeniyle başvuruyor. Hastanın klinik ve laboratuvar bulguları aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:

ParametreBulgular
Proksimal Kas GücüSabahları 2/52/5, egzersiz sonrası 4/54/5
Derin Tendon Refleksleri (DTR)İstirahatte arefleksik; 15 sn maksimal izometrik kontraksiyon sonrası zayıf pozitif
Otonomik BulgularBelirgin ağız kuruluğu, impotans, konstipasyon
Serum Kalsiyum / Fosfor9.29.2 mg/dL / 3.13.1 mg/dL
Akciğer GrafisiSağ hiler bölgede 44 cm çapında kitle

Bu hastada altta yatan temel patofizyolojik mekanizma ve en olası elektrofizyolojik (EMG) bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Presinaptik voltaj bağımlı kalsiyum kanallarına karşı antikor gelişimi - Ardışık sinir uyarım testinde yüksek frekanslı stimülasyon ile amplitüdde belirgin artış (inkrement)

Cevap

Presinaptik voltaj bağımlı kalsiyum kanallarına karşı antikor gelişimi - Ardışık sinir uyarım testinde yüksek frekanslı stimülasyon ile amplitüdde inkrement
Vakadaki proksimal güçsüzlüğün egzersizle düzelmesi, arefleksinin egzersiz sonrası geri gelmesi ve ağız kuruluğu/impotans gibi otonomik bulgular Lambert-Eaton miyastenik sendromunun (LEMS) temel özellikleridir. Bu tablo, presinaptik voltaj bağımlı kalsiyum kanallarına karşı gelişen antikorların asetilkolin salınımını azaltması sonucu oluşur. Tanıda EMG'de yüksek frekanslı uyarım ile amplitüdün %100'den fazla artması (inkrement) en spesifik bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Proksimal kas güçsüzlüğü, egzersizle düzelme (facilitation), arefleksinin egzersiz sonrası geri gelmesi (post-tetanik potansiyelizasyon) ve otonomik bulgular (ağız kuruluğu, impotans).
Bu bulgular Lambert-Eaton miyastenik sendromu (LEMS) için spesifiktir.
2
Altta yatan malignite ve antikor eşleştirmesi
Sigara öyküsü ve hiler kitle Küçük Hücreli Akciğer Kanseri (KHAK) ile uyumludur; KHAK vakalarının %1-3'ünde LEMS görülür.
LEMS, P/Q tipi voltaj bağımlı kalsiyum kanallarına (VGCC) karşı gelişen antikorlar nedeniyle oluşur.
3
Elektrofizyolojik bulgunun belirlenmesi
Düşük frekanslı stimülasyonda dekrement görülse de, yüksek frekanslı stimülasyon (>20>20 Hz) veya kısa süreli maksimal egzersiz sonrası amplitüdde belirgin artış (inkrement) saptanır.
Hızlı uyarı veya egzersiz, kalsiyumun presinaptik terminalde birikmesini sağlayarak asetilkolin salınımını geçici olarak artırır.

Anahtar Kavram

Lambert-Eaton miyastenik sendromunun presinaptik VGCC antikorları ve karakteristik elektrofizyolojik inkrement bulgusu.

Alternatif Yöntem

Klinik olarak DTR'lerin egzersizle geri gelmesi (facilitation), paraneoplastik tablolar arasında sadece LEMS'e özgüdür. Bu ipucu ile diğer şıklar elenebilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7Soru

6464 yaşında erkek hasta, son 22 haftadır giderek artan konfüzyon, bulantı ve kabızlık şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Özgeçmişinde 4545 paket-yıl sigara öyküsü mevcut. Fizik muayenesinde dehidratasyon bulguları saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde; serum kalsiyumu 14.214.2 mg/dL, albümin 3.83.8 g/dL, fosfor 2.22.2 mg/dL ve klor 9595 mEq/L bulunuyor. Çekilen akciğer grafisinde sol üst lobda kavitasyon gösteren 44 cm'lik kitle izleniyor. Yapılan ileri tetkiklerde paratiroid hormon (PTH) düzeyi <55 pg/mL (N: 106510-65), PTH-ilişkili protein (PTHrP) düzeyi ise yüksek saptanıyor.

Bu hastadaki paraneoplastik tablo ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum 1,251,25-dihidroksivitamin D (1,25(OH)2D1,25(OH)_2D) düzeyinin artmış olması beklenir.

Cevap

Serum 1,251,25-dihidroksivitamin D düzeyinin artmış olması beklenmez, aksine genellikle düşük veya normal saptanır.
Maligniteye bağlı humoral hiperkalsemide (HHM) temel mediyatör olan PTHrP, böbrekteki 1-alfa hidroksilaz enzimini aktive etme konusunda PTH kadar etkin değildir. Bu nedenle, primer hiperparatiroidide izlenen 1,25(OH)2D1,25(OH)_2D yüksekliğinin aksine, HHM'de bu vitaminin düzeyi genellikle baskılanmış veya düşük-normal seviyededir. Artmış olması beklenmez.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et.
Sigara öyküsü, kavitasyonlu kitle ve derin hiperkalsemi (Ca>14Ca > 14 mg/dL) varlığı, akciğerin yassı hücreli karsinomuna bağlı 'Maligniteye Bağlı Humoral Hiperkalsemi' (HHM) tablosunu düşündürür.
Yassı hücreli karsinom, PTHrP üretimi ile en sık hiperkalsemi yapan akciğer malignitesidir.
2
Biyokimyasal belirteçleri değerlendir.
PTH baskılanmış, PTHrP yüksek, fosfor düşük saptanmıştır.
PTHrP, PTH reseptörü (PTH1R) üzerinden etki göstererek hiperkalsemi ve hipofosfatemi yapar; ancak negatif feedback ile endojen PTH'yı baskılar.
3
PTHrP ve PTH arasındaki fizyolojik farkları karşılaştır.
PTHrP; PTH'dan farklı olarak böbrekteki 1-alfa hidroksilaz enzimini çok zayıf uyarır ve kemik formasyonunu (yapımını) baskılar.
Bu fark nedeniyle HHM'de 1,25(OH)2D1,25(OH)_2D düzeyi, primer hiperparatiroidinin aksine düşük veya normaldir.

Anahtar Kavram

PTHrP ve PTH arasındaki nefrojenik 1-alfa hidroksilaz aktivasyonu farkı.

Daha Fazla Pratik

Primer hiperparatiroidi, HHM ve sarkoidoz/lenfomadaki kalsiyum-vitamin D dengesi farklarını bir tablo üzerinden tekrar ediniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 8Soru

Son 33 haftadır gelişen belirgin proksimal kas güçsüzlüğü, hiperpigmentasyon ve dirençli hipertansiyon şikayetleriyle başvuran 6161 yaşında erkek hastanın 5050 paket-yıl sigara kullanım öyküsü saptanmıştır. Laboratuvar incelemesinde glukoz 290290 mg/dL, potasyum (K+K^+) 2.12.1 mEq/L ve plazma ACTH düzeyi 400400 pg/mL (N: 0460-46) olarak ölçülmüş; toraks bilgisayarlı tomografisinde hiler yerleşimli bir kitle izlenmiştir. Bu hastada saptanan dirençli hipokalemik metabolik alkalozun patogenezinden sorumlu olan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çok yüksek düzeydeki kortizolün 11β11\beta-hidroksisteroid dehidrogenaz tip 2 enzimini doyurarak mineralokortikoid reseptörlerini uyarması

Cevap

Çok yüksek düzeydeki kortizolün 11β11\beta-hidroksisteroid dehidrogenaz tip 2 enzimini doyurarak mineralokortikoid reseptörlerini uyarması
Doğru seçenek olan mineralokortikoid reseptör uyarımı, ektopik ACTH durumunda izlenen ağır elektrolit bozukluklarını açıklar. Normalde kortizol ve mineralokortikoid reseptörleri arasındaki etkileşim 11β11\beta-HSD2 enzimi ile engellenir; ancak ektopik üretimde kortizol seviyeleri bu enzimin kapasitesini aşar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını analiz et
Ağır sigara öyküsü olan bir hastada hiler kitle (Küçük Hücreli Akciğer Kanseri lehine), ACTH yüksekliği, hipertansiyon, hiperglisemi ve hiperpigmentasyon varlığı Ektopik ACTH Sendromunu işaret eder.
Ektopik ACTH, tipik Cushing sendromu bulgularının (stria, bufalo hörgücü) oluşmasına vakit kalmadan hızlı bir klinik seyirle belirgin elektrolit bozuklukları ve pigmentasyon artışı yapar.
2
Hipokaleminin nedenini saptama
Aşırı kortizol üretimi, böbrek distal tübüllerinde kortizolü inaktif kortizona dönüştüren 11β11\beta-HSD2 enzimini doyurur (saturasyon).
Bu durum, kortizolün mineralokortikoid reseptörlerine (MR) bağlanarak sodyum tutulumu ve potasyum atılımını tetiklemesine neden olur.

Anahtar Kavram

Ektopik ACTH sendromunda gelişen ağır hipokalemik alkalozun nedeni, aşırı kortizolün renal mineralokortikoid reseptörlerini aktive etmesidir (Apparent Mineralocorticoid Excess).

Daha Fazla Pratik

Ektopik ACTH ve Hipofizer Cushing arasındaki ayırıcı tanıda kullanılan Yüksek Doz Deksametazon Baskılama Testi bulgularını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 9Soru

65 yaşında erkek hasta, 4040 paket-yıl sigara öyküsü ve son 22 aydır devam eden öksürük şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan görüntüleme çalışmalarında santral yerleşimli bir akciğer kitlesi saptanan hastada, bu tabloya eşlik eden paraneoplastik sendromun yassı hücreli (skuamöz) karsinom için tipik olduğu ifade ediliyor.

Buna göre, bu hastada aşağıdaki laboratuvar bulgularından hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum kalsiyum düzeyinde artış (Hiperkalsemi)

Cevap

Yassı hücreli (skuamöz) akciğer kanserinde ektopik PTHrP üretimine bağlı olarak serum kalsiyum düzeyinde artış (hiperkalsemi) görülmesi beklenir.
Yassı hücreli akciğer kanseri, ektopik PTHrP (paratiroid hormon ilişkili peptid) üretimi yaparak hiperkalsemiye neden olan en yaygın akciğer malignitesidir. Bu durum, paratiroid hormonunun (PTH) baskılanması ancak kalsiyumun yükselmesi ile karakterizedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın mevcut kanser tipini belirle.
Hasta yassı hücreli (skuamöz) akciğer kanseri tanısına sahiptir.
Soruda paraneoplastik sendromun bu tip için tipik olduğu belirtilmiştir.
2
Yassı hücreli kanser ile ilişkili paraneoplastik sendromu hatırla.
En tipik sendrom hiperkalsemidir.
Yassı hücreli kanser hücreleri PTHrP (Paratiroid Hormon İlişkili Peptid) salgılayarak kemikten kalsiyum mobilizasyonuna neden olur.
3
Diğer seçeneklerdeki sendromların hangi kanser tipiyle ilişkili olduğunu kontrol et.
Hiponatremi, ACTH artışı, Lambert-Eaton ve serebellar dejenerasyon Küçük Hücreli Akciğer Kanseri (KHAK) bulgularıdır.
Paraneoplastik sendromlar ile tümör tipleri arasındaki eşleşme TUS için temel bir bilgidir.

Anahtar Kavram

Yassı hücreli (skuamöz) akciğer kanseri paraneoplastik hiperkalsemi (PTHrP) ile, küçük hücreli akciğer kanseri ise SIADH ve ektopik ACTH ile ilişkilidir.

Daha Fazla Pratik

Küçük hücreli akciğer kanserinde görülen elektrolit bozukluklarını (hiponatremi, hipokalemi) inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 10Soru

6262 yaşında erkek hasta, 4545 paket-yıl sigara öyküsü ile son 33 aydır devam eden öksürük, iştahsızlık ve 88 kg kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Hasta son haftalarda özellikle el ve ayak bileklerinde belirginleşen sızlayıcı tarzda kemik ağrısı ve şişlikten yakınıyor. Fizik muayenede her iki el parmaklarında çomaklaşma (clubbing) ve distal ekstremitelerde palpasyonla hassasiyet saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum kalsiyum, sodyum ve potasyum düzeyleri normal sınırlarda saptanmıştır. Akciğer grafisinde sağ akciğer alt lob periferinde 44 cm çapında nodüler kitle izleniyor.

Bu klinik tablo için en olası paraneoplastik tanı ve bu tabloyla en sık ilişkili akciğer kanseri tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipertrofik osteoartropati - Adenokarsinom

Cevap

Hipertrofik osteoartropati ve akciğer adenokarsinomu birlikteliği bu tablo için en olası tanıdır.
Hastada görülen çomak parmak, uzun kemiklerin distal uçlarında hassasiyet ve sızlayıcı kemik ağrısı, akciğer kanserinin önemli bir paraneoplastik göstergesi olan hipertrofik osteoartropatiye (Pierre-Marie-Bamberger sendromu) işaret eder. Bu tablo, en sık küçük hücreli dışı akciğer kanserleri, özellikle de periferik yerleşimli adenokarsinom ile birliktelik gösterir. Laboratuvar değerlerinin normal olması (kalsiyum, sodyum) diğer yaygın sendromları (hiperkalsemi, SIADH) dışlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz etme
Çomak parmak (clubbing) + Distal kemik ağrısı/hassasiyeti + Periferik akciğer kitlesi saptandı.
Hastanın semptom kümesini tanımlamak için gereklidir.
2
Paraneoplastik sendromu tanımlama
Bu tablo, 'Hipertrofik Osteoartropati' (diğer adıyla Pierre-Marie-Bamberger sendromu) olarak tanımlanır.
Çomaklaşma ve periost reaksiyonu birlikteliği bu sendroma özgüdür.
3
Tümör tipi ile eşleştirme
Hipertrofik osteoartropati en sık adenokarsinom (küçük hücreli dışı) ile ilişkilidir.
Küçük hücreli akciğer kanseri genellikle endokrin sendromlarla (SIADH, Cushing, LEMS) ilişkilidir, iskelet sistemi sendromları ise adenokarsinomda daha sıktır.

Anahtar Kavram

Hipertrofik Osteoartropati (HOA), akciğer adenokarsinomu ile en sık ilişkili olan, çomak parmak ve periostit ile seyreden bir paraneoplastik sendromdur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 11Soru

6262 yaşında kadın hasta, 4040 paket-yıl sigara öyküsü mevcut. Son 22 haftadır giderek artan dengesizlik, baş dönmesi ve gözlerinde kontrol edemediği hızlı hareketler şikayetiyle başvuruyor. Nörolojik muayenesinde her yöne konjuge, kaotik, aritmik ve hızlı göz hareketleri (opsoklonus) ile birlikte ekstremitelerde miyoklonik sıçramalar ve belirgin trunkal ataksi saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum sodyum: 138 mEq/L138\ mEq/L, kalsiyum: 9.4 mg/dL9.4\ mg/dL ve glukoz: 105 mg/dL105\ mg/dL ölçülüyor. Çekilen toraks bilgisayarlı tomografisinde sol hiler bölgede mediastinal lenfadenopatilerin eşlik ettiği 2.5 cm2.5\ cm çapında kitle izleniyor. Bu hastadaki klinik tablodan sorumlu olması en olası paraneoplastik antikor aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-Ri (ANNA-2)

Cevap

Bu hastada saptanan opsoklonus-miyoklonus sendromuna en sık eşlik eden paraneoplastik antikor Anti-Ri (ANNA-2)'dir.
Opsoklonus-miyoklonus sendromu, erişkinlerde nadir görülen ancak paraneoplastik olarak önemli bir tablodur. Küçük hücreli akciğer kanseri (KHAK) veya meme kanseri olan hastalarda Anti-Ri (ANNA-2) antikoru varlığı bu klinik tablo için karakteristiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Hastada 'opsoklonus' (dans eden gözler), 'miyoklonus' (kas sıçramaları) ve 'ataksi' (dengesizlik) triadı mevcuttur.
Opsoklonus-miyoklonus-ataksi sendromu, erişkinlerde paraneoplastik bir sürecin (özellikle akciğer veya meme kanseri) habercisi olabilir.
2
Metabolik nedenleri dışla
Serum sodyum (138 mEq/L138\ mEq/L), kalsiyum (9.4 mg/dL9.4\ mg/dL) ve glukoz (105 mg/dL105\ mg/dL) düzeylerinin normal olması, semptomların elektrolit bozukluğuna bağlı olmadığını gösterir.
Paraneoplastik sendrom tanısı koymadan önce benzer nörolojik bulgu verebilecek metabolik tabloların dışlanması gerekir.
3
Radyolojik bulguyla antikor eşleştirmesi yap
Hiler kitle (KHAK ön tanısı) ile opsoklonus-miyoklonus sendromu birlikteliğinde en spesifik belirteç Anti-Ri antikoru arayışıdır.
Anti-Ri (ANNA-2), bu sendromla en sık ilişkilendirilen nöronal çekirdek antikorudur.

Anahtar Kavram

Paraneoplastik Opsoklonus-Miyoklonus Sendromu ve Anti-Ri (ANNA-2) İlişkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 12Soru

65 yaşında erkek hasta, son üç aydır kollarında ve bacaklarında yer değiştiren kızarıklık, şişlik ve ağrılı sertlikler şikayetiyle başvuruyor. Özgeçmişinde bilinen bir kronik hastalık öyküsü bulunmuyor. Fizik muayenede sağ ön kolda ve sol uyluk iç yüzünde yüzeyel ven traseleri boyunca eritemli, palpasyonla hassas ve kordon benzeri lezyonlar saptanıyor. Hastanın sorgulamasında son 6 ayda 8 kg istemsiz kilo kaybı ve künt vasıflı epigastrik ağrı tariflediği öğreniliyor. Bu hastadaki klinik tablo ile ilişkili olma olasılığı en yüksek olan malignite aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pankreas adenokarsinomu

Cevap

Pankreas adenokarsinomu
Soruda tarif edilen klinik tablo Trousseau Sendromu olarak da bilinen gezici (migratuar) yüzeyel tromboflebittir. Bu durum, özellikle gövde ve ekstremitelerde yer değiştiren, ağrılı, kırmızı, kordon benzeri subkütan venöz trombozlarla karakterizedir. Trousseau sendromu, klasik bir paraneoplastik sendrom olup en sık Pankreas Adenokarsinomu (özellikle gövde ve kuyruk tümörleri) ile ilişkilidir. Ayrıca akciğer ve mide gibi diğer müsin salgılayan adenokarsinomlarda da görülebilir. Hastadaki kilo kaybı ve epigastrik ağrı da pankreas malignitesi tanısını destekleyen kuvvetli bulgulardır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Gezici (migratuar), ağrılı, eritemli kordon benzeri yüzeyel venöz yapılar = Trousseau Sendromu (Gezici Yüzeyel Tromboflebit).
Hastanın tarif ettiği yer değiştiren şişlik ve kızarıklıklar, tipik gezici tromboflebit bulgusudur.
2
Eşlik eden semptomları değerlendir
İstemsiz kilo kaybı ve epigastrik ağrı.
Bu semptomlar gastrointestinal sistem, özellikle pankreas kaynaklı bir maligniteyi işaret eder.
3
Paraneoplastik sendrom ile maligniteyi eşleştir
Trousseau sendromu en güçlü şekilde müsinöz adenokarsinomlar, özellikle de Pankreas Kanseri ile ilişkilidir.
Tümör hücrelerinden salınan prokoagülan maddeler (doku faktörü vb.) hiperkoagülobiliteye neden olur.

Anahtar Kavram

Trousseau Sendromu (Gezici Yüzeyel Tromboflebit) ve Malignite İlişkisi
Soru 13Soru

6767 yaşında erkek hasta, son iki haftadır sabahları uyanmakta zorluk, konfüzyon ve soğuk terleme şikayetleri ile acil servise getiriliyor. Özgeçmişinde 3535 paket-yıl sigara öyküsü bulunan hastanın fizik muayenesinde sağ bazalde solunum seslerinde azalma saptanıyor. Acil serviste yapılan tetkiklerinde plazma glukoz düzeyi 42 mg/dL42 \text{ mg/dL} olarak ölçülüyor. Hastada saptanan diğer laboratuvar bulguları şu şekildedir:

- Serum İnsülin: <2 μU/mL<2 \text{ μU/mL} (Düşük)
- C-peptid: 0.2 ng/mL0.2 \text{ ng/mL} (Düşük)
- Proinsülin: Düşük
- Büyüme Hormonu (GH): Düşük

Çekilen toraks BT'de plevral yerleşimli 14 cm14 \text{ cm} çapında, heterojen iç yapıda, düzgün sınırlı mezenşimal kitle izleniyor. Karaciğer ve diğer abdominal organlar normal olarak değerlendiriliyor.

Bu hastadaki hipoglisemi tablosundan sorumlu en muhtemel paraneoplastik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: "Büyük" İnsülin benzeri büyüme faktörü-2 (IGF-2) üretimi

Cevap

Plevral mezenşimal tümör varlığında, insülin ve C-peptidin baskılandığı derin hipogliseminin en muhtemel nedeni "Büyük" IGF-2 üretimidir.
Hastadaki derin açlık hipoglisemisine karşın insülin, C-peptid ve büyüme hormonunun baskılanmış olması, insülin dışı bir hümoral ajanı düşündürür. Dev plevral mezenşimal tümörlerin varlığında saptanan bu paraneoplastik tabloya Doege-Potter sendromu denir. Buradaki temel mekanizma, tümörün yüksek miktarda 'büyük' (big) IGF-2 (insülin benzeri büyüme faktörü-2) sentezlemesidir. Bu molekül, insülin reseptörlerini aktive ederek hipoglisemiye yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını analiz et
Hipoglisemiye eşlik eden düşük insülin, düşük C-peptid ve düşük GH seviyeleri saptandı.
Bu kombinasyon, hipogliseminin insülin dışı bir faktör tarafından tetiklendiğini ve negatif geri bildirim ile endojen insülin salgılanmasının baskılandığını gösterir.
2
Görüntüleme bulgularını değerlendir
Toraksta dev plevral mezenşimal kitle (Doege-Potter sendromu için tipik) izlendi.
Plevral mezenşimal tümörler ve bazı hepatosellüler karsinomlar, paraneoplastik hipogliseminin klasik nedenleridir.
3
Mekanizmayı tanımla
Tümörden salınan prekürsör (büyük) IGF-2'nin insülin benzeri etkileri.
Bu moleküller dolaşımda serbest halde bulunarak insülin reseptörlerine bağlanır, glukozun periferik dokularca alımını artırır ve karaciğerden glukoz çıkışını baskılar.

Anahtar Kavram

Non-Islet Cell Tumor Hypoglycemia (NICTH) ve Doege-Potter Sendromu
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 14Soru

58 yaşında erkek hasta, son iki haftadır artan halsizlik, kabızlık, sık idrara çıkma ve bilinç bulanıklığı şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Öyküsünden 35 paket-yıl sigara kullandığı öğreniliyor. Fizik muayenede cilt turgoru ve tonusu azalmış, mukozalar kuru olarak saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde serum kalsiyum düzeyi 14.2 mg/dL, fosfor düzeyi 1.9 mg/dL ve parathormon (PTH) düzeyi < 5 pg/mL (baskılanmış) olarak bulunuyor. Toraks bilgisayarlı tomografisinde sağ hiler bölgede 4 cm çapında santral yerleşimli kitle izleniyor. Tüm vücut kemik sintigrafisinde metastaz saptanmıyor. Bu klinik tabloya neden olması en muhtemel akciğer malignitesi histolojik alt tipi ve altta yatan patofizyolojik mekanizma aşağıdakilerin hangisinde doğru eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yassı hücreli akciğer karsinomu – Parathormon ilişkili protein (PTHrP) salınımı

Cevap

Yassı hücreli akciğer karsinomu – Parathormon ilişkili protein (PTHrP) salınımı
Hastada saptanan ciddi hiperkalsemi, hipofosfatemi ve baskılanmış PTH düzeyi, kemik metastazı olmamasıyla birlikte değerlendirildiğinde 'Malignitenin Hümoral Hiperkalsemisi' tanısını koydurur. Bu tablonun en sık nedeni tümör tarafından salgılanan Parathormon İlişkili Protein (PTHrP) molekülüdür. Akciğer kanserleri arasında PTHrP salınımı ve hiperkalsemi ile en güçlü ilişkiyi gösteren histolojik tip Yassı (Skuamöz) Hücreli Karsinomdur. Santral yerleşimli kitle ve sigara öyküsü de yassı hücreli karsinom ile uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve laboratuvar bulgularını analiz et
Hiperkalsemi (14.2 mg/dL), Hipofosfatemi (1.9 mg/dL), Baskılanmış PTH (<5 pg/mL) ve kemik metastazı yokluğu.
Bu bulgular primer hiperparatiroidizmi dışlar (PTH düşük) ve kemik metastazına bağlı lokal osteolizi dışlar (sintigrafi temiz). Tablo paraneoplastik (hümoral) hiperkalsemi ile uyumludur.
2
Hümoral hiperkalseminin mekanizmasını belirle
Parathormon ilişkili protein (PTHrP) artışı.
PTHrP, PTH reseptörlerine bağlanarak kemikten kalsiyum rezorbsiyonunu artırır ve böbrekten atılımı azaltır, ancak serum PTH düzeyini baskılar.
3
Bu sendromla en sık ilişkili akciğer kanseri tipini eşleştir
Yassı (Skuamöz) hücreli akciğer karsinomu.
Malignitenin hümoral hiperkalsemisi (PTHrP kaynaklı) en sık yassı hücreli akciğer karsinomu ile ilişkilidir. Küçük hücreli karsinom daha çok nöroendokrin sendromlarla (SIADH, Cushing) seyreder.

Anahtar Kavram

Malignitenin hümoral hiperkalsemisi, genellikle yassı hücreli karsinom tarafından salgılanan PTHrP (Parathormon ilişkili protein) nedeniyle oluşur; laboratuvar tablosunda hiperkalsemi, hipofosfatemi ve baskılanmış PTH görülür.

İpuçları

1
Hastadaki elektrolit tablosu (Yüksek Kalsiyum, Düşük Fosfor) PTH etkisine benzemektedir, ancak PTH düzeyi baskılanmıştır.
2
Bu durum, PTH reseptörlerini uyarabilen ancak immünoassay testlerinde PTH olarak ölçülmeyen başka bir molekülün (PTHrP) varlığını düşündürür.
3
Paraneoplastik sendromlar içinde PTHrP salınımı en sık Yassı (Skuamöz) Hücreli Akciğer Karsinomu ile ilişkilidir.

Daha Fazla Pratik

Benzer bir klinik tabloda PTH düzeyinin yüksek olduğu (ektopik PTH) nadir durumları ve ayırıcı tanısını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 15Soru

5656 yaşında, 3535 paket-yıl sigara öyküsü olan erkek hasta; son üç aydır el ve ayak bileklerinde giderek artan ağrı, şişlik ve iştahsızlık şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde el parmaklarında belirgin çomak parmak izlenirken; el bileği, tibia ve fibula distal uçlarının palpasyonunda kemik üzerinde şiddetli hassasiyet saptanıyor. Ekstremite radyografilerinde uzun kemiklerin distal diyafizlerinde simetrik "periostal yeni kemik oluşumu" (periostit) izleniyor. Akciğer tomografisinde periferik yerleşimli, 33 cm çapında kitle saptanan bu hastada en olası klinik tablo ve akciğer kanseri tipi eşleşmesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipertrofik osteoartropati — Adenokarsinom

Cevap

Hipertrofik osteoartropati ve adenokarsinom eşleşmesi doğrudur.
Hastada tarif edilen çomak parmak, simetrik eklem ağrıları ve radyolojik olarak uzun kemiklerde saptanan lineer periost reaksiyonu (periostit), Hipertrofik Osteoartropati (HOA) tablosudur. Bu tablo, akciğer kanserlerinden en sık adenokarsinom (ve diğer küçük hücreli dışı karsinomlar) ile ilişkilidir. Küçük hücreli karsinomda çomak parmak veya HOA gelişmesi beklenmez.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz etme
Hastada çomak parmak, simetrik eklem ağrısı ve kemik hassasiyeti mevcuttur.
Bu üçlü klinik tablo, paraneoplastik bir sendrom olan hipertrofik osteoartropatiyi (HOA) düşündürür.
2
Radyolojik bulguları değerlendirme
Uzun kemiklerin distal diyafizlerinde saptanan periostal yeni kemik oluşumu (periostit) tanıyı doğrular.
Periostit, HOA'nın (Pierre-Marie-Bamberger sendromu) patognomonik radyolojik bulgusudur.
3
Tümör tipi ve lokalizasyonunu ilişkilendirme
Periferik yerleşimli kitle ve HOA varlığı en sık adenokarsinom ile ilişkilidir.
Birçok paraneoplastik sendrom küçük hücreli karsinom ile ilişkiliyken, HOA ve çomak parmak tipik olarak küçük hücreli dışı akciğer kanserlerinde (özellikle adenokarsinom) görülür; küçük hücreli karsinomda bu bulgulara rastlanması beklenmez.

Anahtar Kavram

Hipertrofik osteoartropati (HOA), çomak parmak ve periostit ile karakterize olup, küçük hücreli karsinomda görülmez; en sık adenokarsinom ile ilişkilidir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 16Soru

6565 yaşında, 4545 paket-yıl sigara öyküsü olan erkek hasta; son 33 aydır devam eden öksürük, iştahsızlık ve 66 kg zayıflama şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde bilateral el parmaklarında belirgin çomaklaşma (clubbingclubbing), el ve ayak bileklerinde ise palpasyonla ağrılı, simetrik şişlik ve hassasiyet saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum kalsiyum, sodyum ve potasyum düzeyleri normal sınırlarda saptanırken; çekilen direkt grafilerde distal radius ve ulna metafizlerinde periost reaksiyonu izleniyor. Bu hastadaki klinik tablo ve eşlik etmesi en muhtemel akciğer kanseri tipi aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipertrofik osteoartropati - Adenokarsinom

Cevap

Hastada saptanan bulgular Hipertrofik Osteoartropati (HOA) ile uyumludur ve bu tablo en sık akciğerin Adenokarsinomu ile ilişkilidir.
Hastada tarif edilen çomaklaşma, simetrik artralji ve uzun kemiklerin distalinde izlenen periost reaksiyonu, 'Hipertrofik Osteoartropati' (HOA) tanısını koydurur. HOA, akciğerin küçük hücreli dışı karsinomlarında (en sık adenokarsinom) görülen karakteristik bir paraneoplastik sendromdur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Parmaklarda çomaklaşma, simetrik eklem ağrısı ve uzun kemiklerde radyolojik periost reaksiyonu saptandı.
Bu bulgular klasik bir paraneoplastik sendrom olan Hipertrofik Osteoartropati triadını oluşturur.
2
Laboratuvar verilerini değerlendir
Kalsiyum ve sodyum düzeylerinin normal olması, hiperkalsemi (PTHrP) ve SIADH olasılığını dışlar.
Ayırıcı tanıda diğer yaygın paraneoplastik sendromları ekarte etmek için biyokimyasal belirteçler kullanılır.
3
Sendromu histolojik tiple eşleştir
Hipertrofik osteoartropati, küçük hücreli dışı akciğer kanserleri (NSCLC) içinde en sık adenokarsinom ile birliktelik gösterir.
TUS sınavında sık sorgulanan yüksek verimli (high-yield) bir klinik eşleştirmedir.

Anahtar Kavram

Hipertrofik Osteoartropati (HOA), akciğer adenokarsinomu ile en sık ilişkili olan paraneoplastik sendromdur.

Daha Fazla Pratik

Diğer bir dermatolojik-paraneoplastik bulgu olan 'Acanthosis Nigricans'ın en sık hangi gastrointestinal malignite ile ilişkili olduğunu inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Akciğer kanserlerinde paraneoplastik sendromları 'S' kuralı ile hatırlayabilirsiniz: Squamous (Yassı) - Santral yerleşim - Sigara ile çok ilişkili - Secreting PTHrP (Hiperkalsemi). Bunun dışındaki periferik yerleşimli Adenokarsinomda ise HOA ön plandadır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 17Soru

64 yaşında, 5050 paket-yıl sigara öyküsü olan erkek hasta; halsizlik, iştahsızlık ve hafif konfüzyon nedeniyle getiriliyor. Göğüs tomografisinde sol hiler bölgede 44 cm çapında, mediastinal lenfadenopatilerin eşlik ettiği kitle saptanıyor. Fizik muayenesinde övolemik görünümde olan hastanın laboratuvar bulguları aşağıdadır:

- Serum Sodyumu (Na+Na^+): 122122 mEq/L
- Serum Osmolalitesi: 252252 mOsm/kg
- İdrar Osmolalitesi: 580580 mOsm/kg
- İdrar Sodyumu: 7575 mEq/L
- Serum Ürik Asit: 2.22.2 mg/dL

Acil serviste hastaya 11 litre %0.9 izotonik sodyum klorür (osmolalite 308\approx 308 mOsm/L) infüzyonu yapılıyor. İnfüzyon sonunda hastanın serum sodyum düzeyinin 119119 mEq/L'ye gerilediği saptanıyor.

Bu hastada serum sodyum düzeyindeki düşüşün en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdrar osmolalitesinin infüze edilen sıvının osmolalitesinden belirgin yüksek olması

Cevap

İdrar osmolalitesinin infüze edilen sıvının osmolalitesinden belirgin yüksek olması
Doğru yanıt, hastanın idrar osmolalitesinin verilen sıvının osmolalitesinden yüksek olmasına dayanır. Küçük hücreli akciğer kanserinde sık görülen UADHS tablosunda böbrekler idrarı ileri derecede konsantre eder. Eğer hastaya verilen sıvının osmolalitesi (örneğin %0.9 NaCl ≈ 308 mOsm/L), hastanın idrar osmolalitesinden (580 mOsm/kg) düşükse; vücut infüze edilen tuzu idrarla atarken tuzu çözmek için gerekenden daha fazla su almış olur ve bu fazla suyu geri emerek hiponatremiyi derinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
Ağır sigara öyküsü ve santral kitle (muhtemelen Küçük Hücreli Akciğer Kanseri), övolemik hiponatremi, düşük serum osmolalitesi ve yüksek idrar osmolalitesi/sodyumu.
Bu bulgular klasik Uygunsuz ADH Sendromu (UADHS) tanısını doğrular.
2
İzotonik sıvı yanıtını analiz et
Verilen sıvının osmolalitesi (308308 mOsm/L), hastanın idrar osmolalitesinden (580580 mOsm/L) çok daha düşüktür.
Böbrek, verilen sıvının içindeki tuzu (308308 mOsm) atmak için sadece yaklaşık 530530 mL suya ihtiyaç duyar (308/580308/580), geri kalan yaklaşık 470470 mL saf suyu vücutta tutar.
3
Net sonucu belirle
Sıvı infüzyonu sonrası vücutta net "serbest su" artışı meydana gelir.
UADHS'de idrar osmolalitesinin altındaki herhangi bir sıvı infüzyonu hiponatremiyi kötüleştirebilir (paradoksal yanıt).

Anahtar Kavram

Uygunsuz ADH Sendromu'nda (UADHS) serbest su klirensi ve izotonik sıvı paradoksu
Soru 18Soru

66 yaşında, 50 paket-yıl sigara öyküsü olan ve akciğerinde santral yerleşimli bir kitle saptanan erkek hasta; son bir haftadır giderek artan iştahsızlık, konsantrasyon güçlüğü ve dengesizlik şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenesinde mukoza ve cilt turgoru normal, kan basıncı 125/80125/80 mmHg ölçülüyor ve periferik ödem saptanmıyor. Laboratuvar incelemesinde serum sodyumu 121121 mEq/L, ürik asit 2.62.6 mg/dL, kan üre azotu (BUN) 88 mg/dL, idrar sodyumu 5555 mEq/L ve idrar ozmolalitesi 620620 mOsm/kg ölçülüyor. Hastaya 500500 mL 0.9% NaCl0.9\% \ NaCl infüzyonu yapıldıktan sonra bakılan kontrol serum sodyum düzeyi 118118 mEq/L olarak saptanıyor.

Bu hastada serum sodyum düzeyinin infüzyon sonrası düşmesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnfüze edilen sodyumun idrarla atılmasına rağmen, idrar ozmolalitesinin infüzyon sıvısı ozmolalitesinden yüksek olması nedeniyle suyun tutulması

Cevap

İnfüzyon sonrası sodyumun düşme nedeni, idrar ozmolalitesinin infüzyon sıvısı ozmolalitesinden yüksek olması sonucu sodyumun atılıp serbest suyun tutulmasıdır.
Küçük hücreli akciğer kanserinde otonom salınan ADH, böbreklerden su geri emilimini maksimuma çıkarır. Hastanın idrar ozmolalitesi (620620 mOsm/kg), izotonik salinin ozmolalitesinden (308308 mOsm/L) çok daha yüksektir. Bu durumda böbrekler infüzyonla gelen sodyumu kolayca atarken, gelen suyun büyük bir kısmını tutar. Sonuç olarak plazma hacmi genişler ve sodyum düzeyi daha da düşer. Bu fenomen UADHS tanısında 'izotonik salin testi' olarak da bilinir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını değerlendir.
Hasta övolemik, hiponatremik, düşük ürik asit/BUN değerlerine sahip ve idrar sodyumu/ozmolalitesi yüksek. Bu tablo Uygunsuz ADH Sendromu (UADHS) ile uyumludur.
UADHS, santral yerleşimli küçük hücreli akciğer kanserinde en sık görülen paraneoplastik sendromdur.
2
İzotonik salin infüzyonunun ozmolalitesini hesapla.
0.9% NaCl0.9\% \ NaCl çözeltisi yaklaşık 308308 mOsm/L ozmolaliteye sahiptir.
İnfüzyonun serum sodyumuna etkisini anlamak için idrar ozmolalitesi ile karşılaştırmak gerekir.
3
İnfüzyon sıvısı ve idrar ozmolalitesini karşılaştır.
Hastanın idrar ozmolalitesi (620620 mOsm/kg), infüzyon sıvısından (308308 mOsm/L) belirgin şekilde yüksektir.
Böbrek, yüksek ADH etkisiyle idrarı konsantre etmeye devam eder. Verilen 308308 mOsm yükü atabilmek için sadece yaklaşık 500500 mL idrara ihtiyaç duyar, geri kalan 'serbest su' vücutta tutulur.

Anahtar Kavram

Uygunsuz ADH Sendromu'nda (UADHS) izotonik salin infüzyonu, idrar ozmolalitesi infüzyon sıvısından yüksekse hiponatremiyi paradoksal olarak derinleştirir.

Daha Fazla Pratik

UADHS tedavisinde sıvı kısıtlamasına yanıt vermeyen hastalarda vazopressin reseptör antagonistlerinin (vaptanlar) rolünü gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 19Soru

5757 yaşında, 3535 paket-yıl sigara öyküsü olan erkek hasta; öksürük, halsizlik ve son iki haftadır belirginleşen kabızlık şikayetleriyle başvuruyor. Toraks bilgisayarlı tomografisinde (BT) sağ hiler bölgede 44 cm çaplı, santral yerleşimli bir kitle saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum kalsiyum düzeyi 13.813.8 mg/dL ve PTH düzeyi 66 pg/mL (normal aralık: 156515-65 pg/mL) olarak bulunuyor. Bu hastadaki hiperkalseminin kemik metastazlarından ziyade hümoral (paraneoplastik) kaynaklı olduğunu en güçlü şekilde destekleyen ek laboratuvar bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum fosfor düzeyinin düşük saptanması

Cevap

Hümoral (paraneoplastik) hiperkalsemiyi kemik metastazlarından ayıran en önemli biyokimyasal bulgu serum fosfor düzeyinin düşük saptanmasıdır.
Serum fosfor düzeyinin düşük saptanması hümoral hiperkalsemi için karakteristiktir. Skuamöz hücreli akciğer kanserinden salınan PTHrP, böbrek tübüllerinde PTH reseptörlerini uyararak idrarla fosfor atılımını artırır ve kan fosfor düzeyini düşürür. Kemik metastazlarında ise bu etki görülmediğinden fosfor genellikle normal veya yüksektir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Ağır sigara öyküsü ve santral kitle, hiperkalsemi ile birleştiğinde Skuamöz hücreli akciğer kanserini düşündürür.
Skuamöz hücreli karsinom, PTHrP (Paratiroid Hormon ilişkili Peptid) salgılayarak en sık paraneoplastik hiperkalsemiye yol açan akciğer kanseridir.
2
Biyokimyasal parametreleri karşılaştır
PTHrP, böbreklerdeki PTH reseptörlerine bağlanarak proksimal tübülde fosfor geri emilimini azaltır (fosfatüri).
Hümoral hiperkalsemide PTH benzeri bu etki nedeniyle fosfor düşerken, lokal osteolitik kemik metastazlarında fosfor genellikle normal veya yüksektir.
3
Ayırıcı tanıyı doğrula
Hipofosfatemi varlığı, sürecin hümoral (sistemik) bir PTHrP etkisi olduğunu kanıtlar.
PTHrP salınımı kemik sintigrafisi normal olsa bile yaygın hiperkalsemi ve hipofosfatemi yapabilen bir 'uzak etkidir'.

Anahtar Kavram

Hümoral Hiperkalsemi Mekanizması (PTHrP)
Soru 20Soru

6464 yaşında, 4040 paket-yıl sigara öyküsü olan erkek hasta; son iki haftadır belirginleşen halsizlik, iştahsızlık ve zaman zaman olan konsantrasyon güçlüğü şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 120/80 mmHg120/80 \text{ mmHg}, kalp hızı 75/dk75/\text{dk} olup, hidrasyon durumu euvolemik (ödem yok, turgor doğal, juguler venöz dolgunluk normal) olarak değerlendiriliyor. Laboratuvar incelemesinde serum sodyum düzeyi 124 mEq/L124 \text{ mEq/L}, serum osmolalitesi 255 mOsm/kg255 \text{ mOsm/kg}, idrar osmolalitesi 480 mOsm/kg480 \text{ mOsm/kg} ve idrar sodyumu 45 mEq/L45 \text{ mEq/L} saptanıyor. Bu klinik ve laboratuvar bulgularına en sık neden olan akciğer kanseri tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Küçük hücreli karsinom

Cevap

Küçük hücreli karsinom
Hastadaki euvolemik hiponatremi, düşük serum osmolalitesi ve konsantre idrar (yüksek idrar osmolalitesi ve sodyumu) bulguları Uygunsuz ADH Sendromu (SIADH) için klasiktir. Küçük hücreli akciğer karsinomu, tüm akciğer kanserleri arasında SIADH gelişiminden en sık sorumlu olan ve ektopik ADH salınımı yapan tiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar verilerinin analizi
Hastada hiponatremi (<135 mEq/L<135 \text{ mEq/L}), düşük serum osmolalitesi (<280 mOsm/kg<280 \text{ mOsm/kg}), yüksek idrar osmolalitesi (>100 mOsm/kg>100 \text{ mOsm/kg}) ve yüksek idrar sodyumu (>40 mEq/L>40 \text{ mEq/L}) saptanmıştır.
Bu bulgular, hastanın klinik olarak euvolemik olmasıyla birleştiğinde Uygunsuz ADH Sendromu (SIADH) tanısını doğrular.
2
Paraneoplastik ilişkilendirme
SIADH, ektopik ADH salınımı yapan tümörlerle ilişkilidir.
Akciğer kanserleri arasında küçük hücreli karsinom, nöroendokrin kökenli olması nedeniyle SIADH'ın en sık nedenidir.

Anahtar Kavram

Uygunsuz ADH Sendromu (SIADH) ve Küçük Hücreli Akciğer Kanseri İlişkisi
Tahmini Süre:1m 15s
Sayfa 1 / 3Sonraki