Romatoloji

547 soru

Soru 101Soru →

6565 yaşında kadın hasta, yaklaşık 33 aydır her iki dizinde hareketle artan ağrı şikayeti varken, sol dizinde dün sabah aniden başlayan şiddetli ağrı, şişlik ve kızarıklık nedeniyle başvuruyor. Fizik muayenede sol diz eklemi ileri derecede hassas, sıcak ve efüzyonlu saptanıyor. Hastanın çekilen diz grafisinde menisküslerde ve eklem kıkırdağında lineer kalsifikasyonlar (kondrokalsinozis) izleniyor.

Eklem aspirasyonu sonrası elde edilen sinovyal sıvı bulguları şöyledir:

ParametreDeğer
Lökosit Sayısı28.000/mm328.000/mm^3
PNL Oranı%82\%82
GörünümBulanık, sarı

Bu hastada polarize ışık mikroskobunda görülmesi beklenen kristal özelliği ve en olası tanı eşleşmesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pozitif çift kırılımlı romboid şeklinde kristaller - Kalsiyum pirofosfat depo hastalığı

Cevap

Zayıf pozitif çift kırılımlı, romboid şekilli kristaller kalsiyum pirofosfat depo hastalığı (yalancı gut) için karakteristiktir.
Hastanın kliniği (yaşlı kadın, dizde akut artrit) ve radyolojik bulgusu (kondrokalsinozis), kalsiyum pirofosfat depo hastalığı (CPPD) için çok tipiktir. Bu hastalıkta sinovyal sıvı mikroskopisinde zayıf pozitif çift kırılımlı, romboid veya çubuk şeklinde kristaller görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguları değerlendir.
Yaşlı bir hastada akut monoartrit (diz) ve grafide lineer kondrokalsinozis varlığı saptandı.
Kondrokalsinozis, kalsiyum pirofosfat kristallerinin kıkırdakta birikimini gösteren spesifik bir radyolojik bulgudur.
2
Sinovyal sıvı inflamasyon düzeyini kontrol et.
Lökosit sayısının 28.000/mm328.000/mm^3 ve PNL oranının %82\%82 olması inflamatuar bir artriti gösterir.
Septik artrit ve kristal artropatileri bu düzeyde lökositoza neden olabilir; ayırıcı tanı için mikroskopi şarttır.
3
Kristal özelliklerini eşleştir.
Radyolojik ve klinik tablo ile uyumlu olan pozitif çift kırılımlı romboid kristaller belirlendi.
Gut (negatif, iğne) ve Yalancı gut (pozitif, romboid) kristal mikroskopisi ile kesin olarak ayrılır.

Anahtar Kavram

Kalsiyum pirofosfat depo hastalığı (yalancı gut), tipik olarak diz gibi büyük eklemleri tutan, grafide kondrokalsinozis ile karakterize ve sinovyal sıvıda pozitif çift kırılımlı romboid kristallerin görüldüğü bir kristal artropatisidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 102Soru →

14 yıldır seropozitif Romatoid Artrit (RA) tanısıyla takip edilen ancak tedavilerini düzensiz kullanan 55 yaşındaki erkek hasta, bacaklarda giderek artan şişlik ve köpüklü idrar yapma şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede kan basıncı 110/70110/70 mmHg, pretibial (+++) ödem ve metakarpofalangeal eklemlerde sinovit saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin 1.41.4 mg/dL, albümin 2.22.2 g/dL ölçülüyor. 24 saatlik idrarda 6.56.5 gram protein saptanıyor. Yapılan böbrek biyopsisinde glomerüllerde amorf eozinofilik madde birikimi ve Kongo kırmızısı boyası ile polarize ışıkta yeşil yansıma izleniyor.

Bu hastada saptanan böbrek komplikasyonunun patogenezi dikkate alındığında, ilerlemeyi durdurmak için en etkili ve öncelikli tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum Amiloid A (SAA) üretimini azaltmak için Tocilizumab veya Anti-TNF gibi güçlü anti-inflamatuar ajanların başlanması

Cevap

Romatoid Artrit zemininde gelişen AA amiloidozun temel tedavisi, altta yatan inflamasyonun güçlü biyolojik ajanlarla (özellikle Anti-IL-6 veya Anti-TNF) baskılanmasıdır.
Romatoid Artrit gibi kronik inflamatuar hastalıklarda gelişen AA amiloidozun temel nedeni, inflamasyon sitokinleri (özellikle IL-6) etkisiyle karaciğerden aşırı 'Serum Amiloid A' (SAA) sentezlenmesidir. Tedavinin ana hedefi SAA seviyesini düşürmektir. Bu nedenle, inflamasyonu agresif şekilde baskılayan Tocilizumab (IL-6 inhibitörü) veya TNF blokerleri en etkili tedavi seçeneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve biyopsi bulgularını tanımla
Uzun süreli RA + Nefrotik Sendrom + Kongo kırmızısı pozitifliği = AA (Sekonder) Amiloidoz.
Kongo kırmızısı ile 'elma şekeri yeşili' yansıma amiloidoz için patognomoniktir. RA, AA amiloidozun en sık nedenlerinden biridir.
2
Patofizyolojik mekanizmayı belirle
AA amiloidoz, karaciğerden sentezlenen akut faz reaktanı Serum Amiloid A (SAA) proteininin dokularda birikmesiyle oluşur.
SAA sentezi, pro-inflamatuar sitokinler (özellikle IL-6, IL-1 ve TNF-alfa) tarafından uyarılır.
3
Tedavi hedefini belirle
SAA üretimini durdurmak için sitokin üretimini (inflamasyonu) kaynağında kesmek gerekir.
Serum SAA düzeylerinin normale döndürülmesi, böbrek fonksiyonlarının korunması ve hatta iyileşmesi (rezorpsiyon) ile koreledir.
4
Seçenekleri değerlendir
Tocilizumab (Anti-IL-6) veya Anti-TNF ajanlar, SAA sentezini en güçlü şekilde baskılayan ajanlardır.
Kolşisin FMF'de etkilidir (pirin yolağı), RA'da ise ana tedavi ajanı değildir.

Anahtar Kavram

Sekonder (AA) Amiloidoz Tedavisi

İpuçları

1
Hastanın böbreklerinde biriken madde, kronik inflamasyona yanıt olarak karaciğer tarafından üretilen bir akut faz reaktanından köken almaktadır.
2
AA amiloidozun 'AA'sı 'Serum Amiloid A' proteininden gelir. Bu proteinin üretimi en çok IL-6 ve TNF sitokinlerine bağlıdır.
3
FMF hastalarında amiloidozu önlemek için Kolşisin kullanılır, ancak Romatoid Artrit'te esas olan, hastalığın kendi inflamatuar aktivitesini (DAS28 skorunu) düşürmektir.

Daha Fazla Pratik

Romatoid vaskülit ile amiloidozun klinik ayrımlarını (nöropati vs nefropati) gözden geçiriniz.

Alternatif Yöntem

Eğer biyolojik ajanlar kontrendike olsaydı, JAK inhibitörleri gibi diğer güçlü anti-romatizmal ilaçlar da inflamasyonu baskılayarak SAA üretimini azaltmak için düşünülebilirdi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 103Soru →

2323 yaşında erkek hasta, bilinen Ailevi Akdeniz Ateşi (FMFFMF) tanısı ile 1.51.5 mg/gün kolşisin kullanmaktadır. Son bir yıldır klinik olarak hiç atağı olmadığını belirten hastanın fizik muayenesi normaldir. Yapılan rutin laboratuvar kontrollerinde Serum Amiloid A (SAASAA) düzeyi 4545 mg/L (N<10N < 10 mg/L) ve 2424 saatlik idrarda proteinüri 250250 mg/gün saptanmıştır.

Bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kolşisin dozunun artırılması

Cevap

Subklinik inflamasyonu baskılamak ve amiloidozu önlemek amacıyla kolşisin dozunun artırılması en uygun yaklaşımdır.
Ailevi Akdeniz Ateşi'nde (FMFFMF) temel tedavi hedefi amiloidoz gelişimini önlemektir. Hastanın klinik atağı olmamasına rağmen Serum Amiloid A (SAASAA) düzeyinin yüksek olması ve mikroproteinürinin başlaması, subklinik inflamasyonun devam ettiğini gösterir. Bu durumda yapılması gereken ilk basamak, kolşisin dozunun tolere edilebilen maksimum düzeye (2−32-3 mg/gün) çıkarılmasıdır. Klinik atakların yokluğu, inflamasyonun tamamen kontrol altında olduğu anlamına gelmez.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve laboratuvar bulgularının analizi
Hasta klinik olarak remisyonda (atak yok) ancak biyokimyasal olarak (yüksek SAA) ve renal olarak (mikroproteinüri) subklinik inflamasyon devam ediyor.
FMF hastalarında tedavi hedefi sadece ağrılı atakları durdurmak değil, amiloidoz gelişimini engellemektir.
2
Mevcut kolşisin dozunun yeterliliğinin değerlendirilmesi
1.51.5 mg/gün dozunun inflamasyonu tam baskılayamadığı saptandı.
SAA düzeyinin 1010 mg/L'nin altında tutulması hedeflenir; üzerindeki değerler amiloidoz riskini artırır.
3
Tedavi değişikliği kararı
Kolşisin dozunun artırılması (2−32-3 mg/gün hedeflenerek).
Dirençli vaka kabul edilmeden önce kolşisin dozu tolere edilen en üst sınıra çıkarılmalıdır.

Anahtar Kavram

FMF'de subklinik inflamasyonun (yüksek SAA) klinik ataklar olmasa bile amiloidoz riski taşıması ve kolşisin doz artırımı gerektirmesi.

Daha Fazla Pratik

MEFV mutasyonları arasında amiloidoz riski en yüksek olan M694V homozigotluğu ve kolşisin direnci kriterlerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 104Soru →

64 yaşında erkek hasta, son 24 saattir sağ dizinde ve sol ayak bileğinde gelişen, üzerine basmasına engel olan şiddetli ağrı, kızarıklık ve şişlik şikayetiyle acil servise başvuruyor.

Özgeçmiş: İskemik kardiyomiyopati (EF: %30), Evre 4 Kronik Böbrek Yetmezliği (GFR:22 ml/dakGFR: 22 \text{ ml/dak}) ve peptik ülser öyküsü mevcut.
Mevcut İlaçlar: Furosemid, Enalapril, Aspirin 100 mg100 \text{ mg}, Allopurinol 100 mg100 \text{ mg} (idame).
Fizik Muayene: Sağ diz ve sol ayak bileği sıcak, eritemli ve ileri derecede hassas. Topuklarda tofüs şüpheli nodüller izleniyor.
Laboratuvar: Serum Ürik Asit: 9.8 mg/dL9.8 \text{ mg/dL}, Kreatinin: 3.4 mg/dL3.4 \text{ mg/dL}.

Aşağıdaki tabloda hastanın sağ dizinden alınan eklem sıvısı analizi sunulmuştur:

ParametreDeğer
GörünümBulanık, sarı
Lökosit Sayısı48.000/mm348.000/mm^3 (%90 PNL)
Polarize Mikroskopiİğne şeklinde, güçlü negatif çift kırılım gösteren kristaller
Gram BoyamaMikroorganizma görülmedi

Bu hastanın akut atağının yönetiminde en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İntraartiküler veya sistemik düşük-orta doz glukokortikoid tedavisi başlanması

Cevap

Kalp yetmezliği, Evre 4 böbrek yetmezliği ve peptik ülser öyküsü olan bu hastada akut gut atağı tedavisinde en uygun seçenek sistemik veya intraartiküler glukokortikoid uygulamasıdır.
Hastada Evre 4 kronik böbrek yetmezliği (GFR<30GFR < 30) ve dekompanse olmaya meyilli düşük ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetmezliği mevcuttur. NSAİİ'ler hem renal fonksiyonları bozar hem de sodyum-su tutulumu yaparak kalp yetmezliğini kötüleştirir. Kolşisin ise bu GFR düzeyinde toksisite riski (nöromiyopati) nedeniyle önerilmez. Glukokortikoidler (oral, parenteral veya intraartiküler) bu komplikasyonlardan kaçınmak için tercih edilen birinci basamak ajandır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve eklem sıvısını değerlendir
Lökosit sayısı 48.000/mm348.000/mm^3 ve negatif çift kırılımlı iğne kristaller akut gut artritini doğrular.
Septik artrit dışlanmalı ve kristal tipi belirlenmelidir.
2
Komorbiditeleri ve kontrendikasyonları analiz et
GFR < 30 (NSAİİ ve Kolşisin riskli), EF %30 (NSAİİ sıvı yükü riski), Peptik ülser (NSAİİ riskli).
Tedavi seçiminde güvenlik profilini belirlemek için zorunludur.
3
En uygun ilacı seç
Glukokortikoidler bu kısıtlamalar altında en güvenli opsiyondur.
Kontrendike ilaçlardan kaçınarak inflamasyonu kontrol altına almak hedeflenir.

Anahtar Kavram

Böbrek ve kalp yetmezliği olan hastalarda akut gut tedavisinde ilaç seçimi.

Daha Fazla Pratik

Akut atak tedavisi sonrası hedef ürat seviyesini ve böbrek yetmezliğinde doz ayarı gereken ürat düşürücü tedavileri gözden geçirin.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 105Soru →

3232 yaşında kadın hasta; son 33 aydır belirginleşen halsizlik, her iki el bileği ve dizlerinde ağrı, güneşe maruziyet sonrası yüzde kızarıklık ve ağız içinde tekrarlayan aft şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenesinde her iki yanak üzerinde yerleşen ve nazolabial sulkusu koruyan eritematöz döküntü (malar raş) izleniyor. Laboratuvar tetkiklerinde ANA 1:6401:640 homojen patern pozitif, anti-dsDNA pozitif ve C3C_3 düzeyi düşük saptanıyor. Sistemik lupus eritematozus (SLE) tanısı alan bu hastada, tanıya özgüllüğü (spesifitespesifite) çok yüksek olan ancak anti-dsDNA'nın aksine hastalık aktivitesi veya lupus nefriti varlığı ile korelasyon göstermeyen otoantikor aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-Smith (Anti-Sm) antikoru

Cevap

Sistemik lupus eritematozus tanısında özgüllüğü en yüksek olan ancak hastalık aktivitesini takipte kullanılmayan antikor Anti-Smith (Anti-Sm) antikorudur.
Doğru yanıt olan seçenek, SLE için en yüksek özgüllüğe (%99) sahip antikorlardan birini belirtmektedir. Anti-Smith (Anti-Sm) antikoru, SLE sınıflandırma kriterlerinde yer alır ancak anti-dsDNA'nın aksine düzeyi hastalık seyrindeki alevlenmelerden veya organ tutulumlarından etkilenmez.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir.
Genç kadın hasta, malar raş, artralji, fotosensitivite ve ağızda aft bulguları SLE ile uyumludur.
SLE tanısı için gerekli olan klinik kriterlerin varlığını doğrulamak.
2
Laboratuvar bulgularını analiz et.
ANA, anti-dsDNA pozitifliği ve kompleman düşüklüğü SLE tanısını destekler.
Tanısal antikorların ve aktivite belirteçlerinin (dsDNA ve kompleman) durumunu görmek.
3
Otoantikor özelliklerini karşılaştır.
Anti-dsDNA ve Anti-Sm her ikisi de SLE için çok özgüldür; ancak dsDNA aktiviteyle değişirken, Sm değişmez.
Soruda istenen 'aktivite ile korelasyon göstermeme' kriterine uyan antikoru seçmek.

Anahtar Kavram

SLE'de anti-dsDNA ve anti-Sm antikorlarının tanısal özgüllüğü yüksektir; ancak sadece anti-dsDNA düzeyi hastalık aktivitesi ve nefrit ile korelasyon gösterir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 106Soru →

4545 yaşında kadın hasta; yaklaşık 66 aydır her iki el küçük eklemlerinde ve el bileklerinde ağrı, şişlik ve sabahları 11 saatten uzun süren tutukluk şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde her iki el metakarpofalangeal (MKP) ve proksimal interfalangeal (PİP) eklemlerde bilateral hassasiyet ve şişlik saptanıyor. Bu hastada düşünülen ön tanı için özgüllüğü (spesifitesi) en yüksek olan laboratuvar testi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-siklik sitrüline peptid (Anti-CCP)

Cevap

Anti-siklik sitrüline peptid (Anti-CCP)
Vignette'de tanımlanan simetrik küçük eklem artriti ve sabah tutukluğu olan hastada en olası tanı Romatoid Artrit'tir. Anti-siklik sitrüline peptid (Anti-CCP) antikorları, RA tanısında Romatoid Faktör'e (RF) benzer duyarlılığa (%70-80) sahip olmakla birlikte, %95-98 gibi çok yüksek bir özgüllüğe sahiptir. Bu nedenle RA tanısını doğrulamada en değerli laboratuvar testidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Simetrik küçük eklem tutulumu (MKP, PİP) ve uzun süreli sabah tutukluğu (>1 saat), tipik olarak Romatoid Artrit (RA) klinik tablosunu işaret eder.
RA tanısında anamnez ve fizik muayene bulguları temeldir.
2
Tanısal testlerin değerlendirilmesi
RF duyarlıdır ancak özgüllüğü düşüktür; Anti-CCP ise RA için en yüksek özgüllüğe sahip markerdır.
Doğru ayırıcı tanı ve kesin tanı için laboratuvar testlerinin özgüllük oranları bilinmelidir.

Anahtar Kavram

Romatoid Artrit tanısında Anti-CCP, RF'ye göre çok daha yüksek özgüllüğe (%95-98) sahiptir.
Tahmini Süre:45s
Soru 107Soru →

42 yaşında kadın hasta, 5 yıldır Raynaud fenomeni ve sklerodaktili tanısıyla izlenmektedir. Son 4 aydır artan nefes darlığı ve merdiven çıkarken zorlanma şikayetleri üzerine başvuruyor. Fizik muayenede omuz ve kalça kuşağı kas gücü 4/54/5, akciğer bazallerinde bilateral ince krepitan (velcro) ralleri mevcuttur. Laboratuvar incelemesinde Kreatin Kinaz (CK) düzeyi 26002600 U/L (N<170N < 170) saptanmıştır. Solunum fonksiyon testinde (SFT) restriktif patern ve difüzyon kapasitesinde (DLCODLCO) azalma izlenmiştir. Bu hastadaki klinik tabloyu (Sistemik Skleroz ve Polimiyozit birlikteliği) en iyi açıklayan otoantikor aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-PM-Scl

Cevap

Sistemik skleroz ve polimiyozit bulgularının bir arada görüldüğü 'sklermiyozit' tablosunda en olası antikor Anti-PM-Scl'dir.
Hastada hem sistemik skleroz (Raynaud fenomeni, sklerodaktili) hem de enflamatuar miyozit (proksimal kas güçsüzlüğü, belirgin CK yüksekliği) bulguları mevcuttur. Bu iki hastalığın bir arada görüldüğü tablo 'sklermiyozit' (scleromyositis) olarak adlandırılır ve bu tablonun en karakteristik serolojik belirteci Anti-PM-Scl antikorudur. Ayrıca hastadaki interstisyel akciğer hastalığı bulguları bu antikorun seyriyle uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Raynaud ve sklerodaktili (SSc bulguları) ile proksimal kas güçsüzlüğü ve yüksek CK (Miyozit bulguları) bir arada.
Hastanın hangi hastalık spektrumunda olduğunu belirlemek için.
2
Pulmoner tutulumun değerlendirilmesi
Velcro ralleri, restriktif SFT ve düşük DLCO, İnterstisyel Akciğer Hastalığı'nı (İAH) gösterir.
Sistemik skleroz alt tiplerini ve olası komplikasyonları ayırt etmek için.
3
Spesifik antikor eşleştirmesi
SSc/PM overlap sendromuna özgü olan Anti-PM-Scl antikoru tanıyı destekler.
Klinik tabloyu açıklayan en spesifik laboratuvar belirtecini bulmak için.

Anahtar Kavram

Sistemik Skleroz Overlap Sendromları ve Antikor Özgüllüğü
Soru 108Soru →

3838 yaşında kadın hasta; Raynaud fenomeni, el parmaklarında şişlik (puffypuffy handshands), artralji ve proksimal kas güçsüzlüğü şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede sklerodaktili ve sinovit saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde ANA 1/6401/640 granüler patern ve Anti-U 11 RNP pozitifliği (+1/10.000+1/10.000 titre) saptanırken; Anti-dsDNA, Anti-Sm ve Anti-Scl-7070 negatif bulunuyor. Karma (Miks) Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD) ön tanısı alan bu hastada, aşağıdakilerden hangisinin görülmesi en az olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Diffüz proliferatif glomerulonefrit

Cevap

Karma Bağ Dokusu Hastalığında (MCTD) ciddi renal tutulum olan diffüz proliferatif glomerulonefrit görülmesi en az olasıdır.
Karma Bağ Dokusu Hastalığında (MCTD) böbrek tutulumu hastaların sadece %25'inden azında görülür ve bu tutulum tipik olarak membranöz nefropati şeklindedir. Seçeneklerde sunulan diffüz proliferatif glomerulonefrit ise Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) için karakteristiktir ve MCTD tanısını sorgulatacak bir bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını değerlendirerek tanıyı netleştirin.
Hastada Raynaud fenomeni, parmaklarda şişlik (puffy hands), miyozit, artrit bulguları ve yüksek titrede Anti-U1 RNP pozitifliği olması Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD) tanısını koydurur.
MCTD tanısı için yüksek titrede Anti-U1 RNP pozitifliği ile birlikte SLE, Sistemik Skleroz ve Polimiyozit özelliklerinin bir arada bulunması gerekir.
2
MCTD'nin karakteristik klinik seyrini ve komplikasyonlarını gözden geçirin.
MCTD'de akciğer tutulumu (özellikle Pulmoner Arteriyel Hipertansiyon), özofagus dismotilitesi ve trigeminal nöropati sık görülürken; ciddi santral sinir sistemi ve ciddi böbrek tutulumu nadirdir.
MCTD, kendisini oluşturan diğer bağ dokusu hastalıklarının (özellikle SLE) aksine, diffüz proliferatif glomerulonefrit gibi ağır böbrek tutulumlarından genellikle 'sakınan' bir hastalıktır.
3
Seçenekleri ayırıcı tanı açısından analiz edin.
Diffüz proliferatif glomerulonefrit SLE'nin bir parçasıdır ancak MCTD'de böbrek tutulumu %10-25 gibi düşük bir oranda görülür ve bu tutulum genellikle membranöz nefropati formundadır.
MCTD'nin ayırıcı tanısında 'nadir görülenler' bilgisi (şiddetli renal ve SSS tutulumu olmaması) tanısal kriterler kadar değerlidir.

Anahtar Kavram

Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD), yüksek titrede Anti-U1 RNP pozitifliği ile karakterize olup; SLE, Sistemik Skleroz ve Polimiyozit özelliklerinin bir karışımıdır ancak ciddi renal (DPGN gibi) ve ciddi SSS tutulumu nadirdir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 109Soru →

5454 yaşında kadın hasta, 1010 yıldır devam eden Raynaud fenomeni, yüz bölgesinde telenjektaziler ve parmak uçlarında ağrılı kalsinozis şikayetleri ile takiplidir. Son 66 aydır giderek artan nefes darlığı ile başvuran hastanın fizik muayenesinde; cilt sertleşmesinin metakarpofalangeal eklemlerin distali ile sınırlı olduğu (sklerodaktili) görülüyor. Akciğer oskültasyonunda raller saptanmıyor, ancak kalp oskültasyonunda ikinci kalp sesinin pulmoner odağında sertleşme (P2P_2 sertliği) ve triküspit odakta 2/62/6 sistolik üfürüm duyuluyor.

Hastanın solunum fonksiyon testi (SFTSFT) sonuçları şöyledir:

ParametreÖlçülen Değer (%\mathit{\%} Beklenen)
FVCFVC%88\%88
FEV1/FVCFEV_1/FVC%82\%82
DLCODLCO%38\%38

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastada görülmesi en muhtemel otoantikor ve gelişen pulmoner komplikasyon eşleşmesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-sentromer antikor - Pulmoner arteriyel hipertansiyon

Cevap

Anti-sentromer antikor pozitifliği ile birlikte görülen pulmoner arteriyel hipertansiyon, sınırlı kutanöz sistemik sklerozun tipik bir geç komplikasyonudur.
Hastanın klinik tablosu (uzun süreli Raynaud, kalsinozis, sınırlı cilt tutulumu) sınırlı kutanöz sistemik skleroz (lcSSc) ile uyumludur. Fizik muayenedeki P2P_2 sertliği ve triküspit üfürümü ile SFT'deki izole DLCODLCO düşüklüğü (normal FVCFVC ile birlikte), parankimal bir hastalık yerine pulmoner arteriyel hipertansiyonu (PAH) işaret eder. lcSSc formunda en sık görülen antikor anti-sentromerdir ve bu antikor PAH gelişimi için önemli bir belirteçtir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik alt tipin belirlenmesi
Sınırlı kutanöz sistemik skleroz (lcSSc)
Raynaud fenomeni, telenjektazi, kalsinozis ve dirsek distaliyle sınırlı cilt tutulumu (CREST bulguları) bu alt tipe işaret eder.
2
Solunum fonksiyon testlerinin (SFT) yorumlanması
İzole DLCO düşüklüğü
FVCFVC ve FEV1/FVCFEV_1/FVC oranının normal olması restriktif veya obstrüktif bir akciğer hastalığını dışlarken, %40\%40'ın altındaki DLCODLCO değeri pulmoner vasküler tutulumu (PAH) gösterir.
3
Klinik ve laboratuvar bulgularının birleştirilmesi
PAH ve Anti-sentromer ilişkisi
lcSSc formunda anti-sentromer antikor %60-90 oranında pozitiftir ve bu hastalarda PAH gelişme riski, diffüz forma göre daha yüksektir.

Anahtar Kavram

Sistemik skleroz alt tiplerinde (Sınırlı vs Diffüz) akciğer tutulum paternlerinin ve antikor özgüllüklerinin ayrımı.

Daha Fazla Pratik

Sistemik sklerozda Scl-70 pozitifliği olan bir hastada gelişen nefes darlığında SFT ve HRCT bulgularını PAH vakalarıyla karşılaştırınız.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 110Soru →

5454 yaşında kadın hasta; son 66 ayda ellerinden başlayıp kollara, yüze ve gövdeye yayılan cilt sertleşmesi, eklem ağrıları ve soğukta ellerde morarma şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede metakarpofalangeal eklemleri aşan yaygın deri kalınlaşması, gövdede yamalı hipopigmentasyon alanları ("salt and pepper" görünümü) ve bilateral tendon sürtünme sesleri saptanıyor. Takibinin ikinci haftasında hastada aniden gelişen 195/115195/115 mmHgmmHg kan basıncı yüksekliği, idrar çıkışında azalma ve kreatinin düzeyinde bazale göre 2,52,5 kat artış gözleniyor. Periferik yaymada şistositler saptanıyor.

Bu hastada mevcut klinik tablo ve gelişen akut komplikasyon riski ile en güçlü ilişkisi olan otoantikor aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-RNA polimeraz III

Cevap

Sistemik sklerozda diffüz cilt tutulumu ve renal kriz tablosu ile en ilişkili antikor Anti-RNA polimeraz III'tür.
Vakadaki klinik tablo, diffüz kutanöz sistemik skleroz zemininde gelişen Skleroderma Renal Krizi'ni (SRC) tarif etmektedir. Anti-RNA polimeraz III antikoru, %98-100 özgüllükle sistemik skleroza işaret eder ve özellikle diffüz deri tutulumu, tendon sürtünme sesleri ve skleroderma renal krizi ile çok güçlü ilişkilidir. Ayrıca bu antikorun pozitifliği, skleroderma başlangıcıyla eş zamanlı (senkron) neoplazi riski ile de ilişkilendirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Yaygın cilt sertleşmesi (proksimal tutulum), tendon sürtünme sesleri ve 'salt and pepper' görünümü diffüz kutanöz sistemik sklerozu (dcSSc) işaret eder.
Tanıyı belirlemek için deri tutulumunun yaygınlığı kritiktir.
2
Akut komplikasyonu tanımla
Ani gelişen hipertansiyon, oligüri, kreatinin artışı ve periferik yaymada şistositler (MAHA bulgusu) Skleroderma Renal Krizi'dir (SRC).
Sistemik sklerozun en mortal komplikasyonlarından birini tanımak tedaviyi ve prognozu belirler.
3
Komplikasyon-antikor ilişkisini kur
Anti-RNA polimeraz III antikoru, hem diffüz deri tutulumu hem de SRC gelişimi için en spesifik risk faktörüdür.
Spesifik otoantikorlar sistemik sklerozda organ tutulum paternlerini öngörmede kullanılır.

Anahtar Kavram

Skleroderma Renal Krizi (SRC) riski ile Anti-RNA polimeraz III antikoru arasındaki güçlü korelasyon.

Daha Fazla Pratik

Sistemik sklerozda RNA polimeraz III pozitifliği saptanan hastalarda senkron malignite taraması yapılması gerektiğini unutmayın.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 111Soru →

3232 yaşında erkek hasta, sol bacakta ani gelişen ağrı ve şişlik şikayetiyle başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde yılda en az 44 kez tekrarlayan ağrılı oral aftlar ve 22 yıl önce skrotal bölgede saptanan, yaklaşık 1010 günde skatris (iz) bırakarak iyileşen ülser öyküsü mevcuttur. Yapılan fizik muayenede sol bacakta gode bırakan ödem ve baldıra basmakla ağrı saptanıyor. Venöz Doppler ultrasonografide sol femoral ve popliteal venlerde akut tromboz izleniyor. Akciğer grafisi ve diğer sistem muayeneleri doğal olan bu hastada, venöz trombozun tedavisi için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sistemik glukokortikoidler ile birlikte azatioprin, siklofosfamid veya siklosporin gibi immünsupresif ajanların başlanması

Cevap

Sistemik glukokortikoidler ile birlikte azatioprin, siklofosfamid veya siklosporin gibi immünsupresif ajanların başlanması
Behçet hastalığı, Chapel Hill 2012 sınıflandırmasına göre 'değişken çaplı damar vasküliti' (variable vessel vasculitis) olarak tanımlanır. Bu hastalıkta gelişen venöz trombozlar, damar duvarındaki inflamasyona (vaskülit) ikincildir ve trombüsler damar duvarına sıkıca yapışıktır (bu nedenle emboli riski düşüktür). EULAR (European Alliance of Associations for Rheumatology) önerilerine göre, akut derin ven trombozunda tedavinin temelini yüksek doz glukokortikoidler ve azatioprin, siklofosfamid veya siklosporin gibi immünsupresif ajanlar oluşturur. Antikoagülanlar ise ancak pulmoner arter anevrizması dışlandıktan sonra ve seçilmiş vakalarda immünsupresiflere ek olarak düşünülebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik değerlendirme ve tanı koyma
Tekrarlayan oral aftlar, skatris bırakan genital ülserler ve vasküler tutulum (DVT) bulguları ile hastaya Behçet Hastalığı tanısı konur.
Uluslararası Behçet Hastalığı kriterleri (ICBD) ve klinik bulgular bu tanıyı destekler.
2
Vasküler tutulumun patogenezini belirleme
Behçet hastalığında venöz trombozun temel nedeninin bir 'trombofili' durumu değil, damar duvarındaki inflamasyon (vaskülit) olduğu saptanır.
Patogenezi anlamak, tedavinin antikoagülasyon değil immünsupresyon olması gerektiğini gösterir.
3
EULAR tedavi önerilerini uygulama
Derin ven trombozu (DVT) gelişen Behçet hastalarında glukokortikoidlere ek olarak azatioprin, siklofosfamid veya siklosporin gibi bir immünsupresif başlanmasına karar verilir.
İnflamasyonun baskılanması hem trombüsün ilerlemesini durdurur hem de nüksleri önler.

Anahtar Kavram

Behçet hastalığında vasküler tutulum (venöz tromboz) tedavisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 112Soru →

58 yaşında erkek hasta; son üç aydır devam eden ateş, halsizlik, 12 kg ağırlık kaybı ve özellikle yemeklerden sonra şiddetli hale gelen karın ağrısı şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın tıbbi öyküsünde son bir ayda gelişen dirençli hipertansiyon ve sağ ayakta kuvvetsizlik (düşük ayak) mevcuttur. Fizik muayenede kan basıncı 175/110175/110 mmHg, nörolojik muayenede ise mononöritis mültipleks ile uyumlu nöropatik bulgular saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde; sedimantasyon hızı 105105 mm/saat, HBsAg (+), HBeAg (+), ANCA paneli negatif saptanıyor. İdrar tetkikinde ise 1+1+ proteinüri saptanırken, eritrosit silindiri veya belirgin hematüri saptanmıyor. Bu hastadaki klinik tablo ve Chapel Hill 2012 sınıflamasına göre olası tanı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu hastalık Chapel Hill 2012 sınıflamasında 'küçük damar vasküliti' kategorisinde sınıflandırılır ve patolojisinde tipik olarak nekrotizan granülomlar izlenir.

Cevap

Chapel Hill 2012 sınıflamasında 'orta çaplı damar vasküliti' olarak tanımlanan ve granülom içermeyen bu hastalıkla ilgili yanlış ifade, küçük damar vasküliti olduğu ve granülom izlendiğini belirten seçenektir.
Doğru yanıt olan seçenek yanlıştır çünkü Poliarteritis Nodosa (PAN), Chapel Hill 2012 sınıflamasına göre 'orta çaplı damar vasküliti' kategorisindedir. Ayrıca, PAN patolojisinde nekrotizan granülomlar izlenmez; granülomatöz inflamasyon Granülomatoz Polianjiitis (GPA) ve Eozinofilik Granulomatoz Polianjiitis (EGPA) için karakteristiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
B-tipi semptomlar (ateş, kilo kaybı) + Karın anjinası (mezenterik iskemi) + Mononöritis mültipleks (düşük ayak) + Yeni başlangıçlı HTN + Hepatit B seropozitifliği.
Bu kombinasyon klasik Poliarteritis Nodosa (PAN) tablosuna işaret eder.
2
Böbrek ve akciğer bulgularını değerlendir.
İdrarda eritrosit silindiri yok (Glomerülonefrit dışlanıyor), akciğer semptomu yok.
PAN'ı Mikroskobik Polianjiitis (MPA) ve Granülomatoz Polianjiitis (GPA) gibi küçük damar vaskülitlerinden ayıran en önemli kriter glomerülonefrit ve akciğer tutulumunun olmamasıdır.
3
Chapel Hill 2012 sınıflamasını hatırla.
PAN = Orta çaplı damar vasküliti. MPA/GPA = Küçük damar vasküliti.
Sınıflandırma damar çapına göre yapılır; PAN müsküler orta çaplı arterleri tutar.
4
Patolojik özellikleri gözden geçir.
PAN'da segmental transmural nekrotizan inflamasyon izlenir; granülom izlenmez.
Granülomatöz inflamasyon sadece GPA ve EGPA için karakteristiktir.

Anahtar Kavram

Poliarteritis Nodosa (PAN), orta çaplı müsküler arterleri tutan, akciğerleri ve glomerülleri koruyan, sıklıkla Hepatit B ile ilişkili olan ve granülom içermeyen nekrotizan bir vaskülittir.

Daha Fazla Pratik

Vaskülitlerde ANCA pozitifliği ve damar çapı sınıflamasını içeren bir tabloyu tekrar gözden geçiriniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 113Soru →

5656 yaşında erkek hasta, 1212 yıldır Romatoid Artrit (RARA) tanısıyla takip edilmektedir. Son 66 aydır eforla artan nefes darlığı ve kuru öksürük şikayeti olan hastanın fizik muayenesinde akciğer bazallerinde bilateral ince (velkro) raller duyuluyor. Çekilen yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografide (HRCTHRCT) akciğer bazallerinde ve subplevral alanlarda belirgin bal peteği görünümü (honeycombinghoneycombing) ve traksiyon bronşektazileri saptanıyor. Solunum fonksiyon testlerinde (SFTSFT) restriktif patern ve karbonmonoksit difüzyon kapasitesinde (DLCODLCO) azalma görülüyor. Bu klinik tabloda en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Romatoid artrit ilişkili interstisyel akciğer hastalığı (UIPUIP paterni)

Cevap

Romatoid artrit ilişkili interstisyel akciğer hastalığı (UIPUIP paterni) bu klinik tablo için en olası tanıdır.
Romatoid artritli hastalarda en sık görülen ciddi akciğer tutulumu interstisyel akciğer hastalığıdır. Özellikle erkeklerde, sigara içenlerde ve yüksek titrede RF/Anti−CCPRF/Anti-CCP pozitifliği olanlarda risk artmıştır. Fizik muayenedeki velkro raller ve HRCTHRCT'deki bal peteği görünümü ile traksiyon bronşektazileri, interstisyel fibrozisin (UIPUIP paterni) tipik bulgularıdır. Bu tabloya SFTSFT'de restriktif patern ve DLCODLCO düşüklüğü eşlik eder.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın demografik ve klinik risk faktörlerini değerlendir.
Erkek cinsiyet, ileri yaş (5656), sigara öyküsü ve uzun süreli RARA öyküsü, interstisyel akciğer hastalığı (I˙AHİAH) için risk faktörleridir.
RARA-İAH özellikle seropozitif erkek sigara içicilerinde daha sık görülür.
2
Fizik muayene ve radyolojik bulguları analiz et.
Velkro raller ve HRCTHRCT'de bazal/subplevral bal peteği görünümü UIPUIP (Olağan İnterstisyel Pnömoni) paternine işaret eder.
RARA seyrinde en sık görülen I˙AHİAH paterni UIPUIP'dir.
3
SFTSFT bulgularıyla tanıyı doğrula.
Restriktif patern ve DLCODLCO düşüklüğü parankimal bir tutulumu (fibrozis) destekler.
Parankimal akciğer hastalıkları akciğer volümlerini ve difüzyon kapasitesini azaltır.

Anahtar Kavram

Romatoid Artrit Ekstra-artiküler Tutulumu: İnterstisyel Akciğer Hastalığı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 114Soru →

Otuz sekiz yaşında kadın hasta, bacaklarında başlayıp kollarına ilerleyen ani başlangıçlı yaygın kas güçsüzlüğü şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenede derin tendon refleksleri azalmış, motor güç proksimalde 2/52/5, distalde 3/53/5 olarak değerlendiriliyor. Laboratuvar tetkiklerinde; serum K+:2,4 mEq/LK^+: 2,4 \text{ mEq/L}, Na+:138 mEq/LNa^+: 138 \text{ mEq/L}, Cl−:114 mEq/LCl^-: 114 \text{ mEq/L}, HCO3−:14 mEq/LHCO_3^-: 14 \text{ mEq/L} ve arteriyel kan gazında pH:7,26pH: 7,26 saptanıyor. Eş zamanlı bakılan idrar pHpH'sı 6,86,8 olup idrar anyon açığı pozitif bulunuyor. Özgeçmişinde uzun süredir devam eden gözlerde batma ve ağız kuruluğu şikayetleri olan bu hastada, altta yatan etiyolojiyi doğrulamak için aşağıdaki antikorlardan hangisinin pozitif saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-Ro (SS-A)

Cevap

Anti-Ro (SS-A) antikoru, Sjögren Sendromu tanısında en olası pozitif bulgudur.
Hastada saptanan hiperkloremi̇k metabolik asidoz, alkali idrar (pH:6,8pH: 6,8) ve derin hipokalemi kombinasyonu Distal Renal Tübüler Asidoz (Tip 1) için karakteristiktir. Tip 1 RTA, potasyum kaybına bağlı olarak hipokalemik periyodik paralizi kliniğine yol açabilir. Sjögren Sendromu, renal tübüllerdeki lenfositik infiltrasyon nedeniyle Tip 1 RTA'nın en önemli romatolojik nedenlerinden biridir. Sicca semptomları (ağız ve göz kuruluğu) bu tanıyı destekler ve Sjögren tanısında Anti-Ro (SS-A) antikor pozitifliği en olası bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Asit-baz ve elektrolit analizi yapılması
Düşük pHpH (7,267,26), düşük HCO3HCO_3 (1414) ve yüksek ClCl (114114) ile hiperkloremi̇k metabolik asidoz ve şiddetli hipokalemi (2,42,4) saptandı.
Hastanın klinik tablosunun (güçsüzlük) biyokimyasal temelini anlamak için gereklidir.
2
Renal asidifikasyon kapasitesinin değerlendirilmesi
Sistemik asidoza rağmen idrar pHpH'sının >5,5> 5,5 (6,86,8) olması Distal Renal Tübüler Asidoz (Tip 1) tanısını koydurur.
Tip 1 RTA, toplayıcı tübüllerde hidrojen iyonu salınımındaki defekti gösterir.
3
Klinik bulgularla sistemik hastalık ilişkisinin kurulması
Ağız ve göz kuruluğu (sicca kompleksi), hastadaki dRTA'nın nedeninin Sjögren Sendromu olduğunu gösterir.
Sjögren Sendromu, tübülointerstisyel nefrit yoluyla dRTA'ya en sık neden olan romatolojik hastalıktır.
4
Etiyolojik otoantikorun belirlenmesi
Sjögren Sendromu'nda Anti-Ro (SS-A) ve Anti-La (SS-B) antikorları tanısal öneme sahiptir.
Anti-Ro antikoru Sjögren hastalarının büyük çoğunluğunda pozitif saptanır.

Anahtar Kavram

Sjögren Sendromu'nun ekstraglandüler tutulumlarından biri olan Distal (Tip 1) Renal Tübüler Asidoz, şiddetli hipokalemiye bağlı periyodik paralizi ile prezante olabilir.

Alternatif Yöntem

Laboratuvar verilerinden Anyon Açığı (AA) hesaplandığında: 138−(114+14)=10138 - (114 + 14) = 10 (Normal AA). Normal AA'lı metabolik asidozlar (hiperkloremi̇k) dRTA veya diyaredir. İdrar AA'nın pozitif olması renal kaynaklı bir asidozu (dRTA) kesinleştirir.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 115Soru →

5252 yaşında kadın hasta, 1010 yıldır ellerinde soğukta soluklaşma ve parmak uçlarında sertleşme şikayetleri ile takip edilmektedir. Fizik muayenesinde sklerodaktili ve yüzde telanjiektaziler saptanıyor. Son 33 aydır giderek artan efor dispnesi tanımlayan hastanın solunum fonksiyon testlerinde FEV1/FVCFEV_1/FVC oranı ve FVCFVC değerleri normal sınırlarda, ancak DLCODLCO (karbonmonoksit difüzyon kapasitesi) beklenenin %45\%45'i olarak (belirgin düşük) saptanıyor. Bu hastada klinik tabloyu açıklayan en olası tanı ve ilişkili otoantikor aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pulmoner arteriyel hipertansiyon - Anti-sentromer antikor

Cevap

Pulmoner arteriyel hipertansiyon ve ilişkili olan anti-sentromer antikor pozitifliği
Hastada sklerodaktili ve telanjiektazi gibi bulgular limited sistemik sklerozu (lSSc) düşündürmektedir. Solunum fonksiyon testlerinde FVCFVC'nin normal olup DLCODLCO'nun belirgin düşük saptanması, parankimal bir tutulumdan ziyade pulmoner vasküler yatağın etkilendiğini (PAH) gösterir. Limited SSc formunda PAH gelişimi ile en güçlü ilişkili otoantikor anti-sentromer antikordur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir
Uzun süreli Raynaud fenomeni, sklerodaktili ve yüzde telanjiektaziler limited sistemik skleroz (lSSc) lehinedir.
Hastanın cilt tutulumunun distalde sınırlı olması limited formu düşündürür.
2
Solunum fonksiyon testini (SFT) yorumla
Normal FVC'ye rağmen izole DLCO düşüklüğü, pulmoner parankimal bir sorundan ziyade vasküler bir soruna (Pulmoner Arteriyel Hipertansiyon) işaret eder.
Restriktif akciğer hastalığında (İAH) hem FVC hem de DLCO düşük bulunur.
3
Antikor ve komplikasyon eşleşmesini doğrula
Limited SSc olgularında anti-sentromer antikor varlığı, geç dönemde pulmoner arteriyel hipertansiyon (PAH) gelişimi için güçlü bir risk faktörüdür.
Tanısal özgüllük ve prognostik öngörü için antikorlar kritiktir.

Anahtar Kavram

Limited sistemik sklerozda (CREST sendromu) görülen izole DLCO düşüklüğü, pulmoner arteriyel hipertansiyonun erken göstergesidir ve sıklıkla anti-sentromer antikor pozitifliği ile birliktedir.

Daha Fazla Pratik

Sistemik sklerozda renal kriz gelişimi için en önemli risk faktörü olan yüksek doz kortikosteroid kullanımını ve tedavide ACE inhibitörlerinin yerini tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 116Soru →

Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF) tanısıyla 5 yıldır düzenli olarak günde 1,5 mg kolşisin kullanan ve atakları remisyonda olan 42 yaşındaki erkek hasta, şiddetli kas ağrıları, proksimal kas güçsüzlüğü, bulantı ve koyu renkli idrar yapma şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Öyküsünden, 5 gün önce sinüzit tanısıyla bir antibiyotik tedavisine başlandığı öğreniliyor. Fizik muayenede alt ekstremitelerde proksimal kas gücü 3/5 olarak değerlendiriliyor, nörolojik muayenede derin tendon refleksleri azalmış bulunuyor. Laboratuvar tetkiklerinde CK: 4500 U/L, AST: 180 U/L, ALT: 120 U/L, Kreatinin: 1,8 mg/dL ve lökosit: 2800/mm³ (lökopeni) saptanıyor.

Bu klinik tablonun gelişmesine neden olma olasılığı en yüksek olan antibiyotik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Klaritromisin

Cevap

Bu tabloyu en olası açıklayan ilaç Klaritromisin'dir.
Sorudaki vaka, tipik bir Kolşisin Toksisitesi tablosudur. Kolşisin terapötik aralığı dar olan bir ilaçtır ve sitokrom P450 3A4 (CYP3A4) enzimi ile metabolize edilir. Klaritromisin ve Eritromisin gibi makrolid grubu antibiyotikler, güçlü CYP3A4 inhibitörleridir. Bu ilaçların kolşisin ile birlikte kullanımı, kolşisin metabolizmasını durdurarak kan düzeyinin toksik seviyelere çıkmasına neden olur. Kolşisin toksisitesi klinik olarak; gastrointestinal semptomlar (bulantı, kusma, diyare), kemik iliği baskılanması (lökopeni, trombositopeni), karaciğer enzim yüksekliği ve rabdomiyoliz (ciddi kas ağrısı, yüksek CK, miyoglobinüri) ile karakterize 'kolşisin nöromiyopatisi' tablosuna yol açar. Bu nedenle FMF hastalarında makrolidlerden kaçınılmalı veya kolşisin dozu kesilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu analiz et
Kolşisin kullanan bir hastada yeni başlanan antibiyotik sonrası rabdomiyoliz (yüksek CK, kas ağrısı), kemik iliği baskılanması (lökopeni) ve karaciğer enzim yüksekliği gelişmiştir.
Bu bulgular, klasik 'Kolşisin İntoksikasyonu' (Nöromiyopati ve çoklu organ tutulumu) tablosudur.
2
Kolşisin farmakokinetiğini hatırla
Kolşisin, karaciğerde CYP3A4 enzimi ile metabolize edilir ve P-glikoprotein (P-gp) ile atılır.
Bu yolakları inhibe eden ilaçlar kolşisin düzeyini toksik seviyelere çıkarır.
3
Seçeneklerdeki antibiyotiklerin etkileşim potansiyelini değerlendir
Klaritromisin (ve Eritromisin), güçlü bir CYP3A4 ve P-gp inhibitörüdür.
Diğer seçenekler (beta-laktamlar, doksisiklin, levofloksasin) bu enzim üzerinde güçlü inhibitör etkiye sahip değildir.

Anahtar Kavram

Kolşisin ile ilaç etkileşimleri (CYP3A4 inhibitörleri)

İpuçları

1
Hastanın tablosu (lökopeni, yüksek CK, kas güçsüzlüğü) bir FMF atağı değil, kullanılan ilaca bağlı bir zehirlenme (toksisite) tablosudur.
2
Kolşisin, karaciğerde CYP3A4 enzimi tarafından metabolize edilir. Seçeneklerdeki ilaçlardan hangisi bu enzimi güçlü şekilde bloke eder?
3
Makrolid grubu antibiyotikler (örn. '...misin' ile bitenler) CYP3A4'ü inhibe ederek kolşisin, statin gibi ilaçların kan düzeyini toksik seviyeye çıkarır.

Daha Fazla Pratik

Kolşisin toksisitesinde ilk yapılması gereken tedavi yaklaşımı nedir?
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 117Soru →

6565 yaşında erkek hasta, sağ kasık bölgesinde yoğunlaşan ve uyluk ön yüzüne yayılan ağrı şikayetiyle başvuruyor. Ağrının yürümekle ve merdiven çıkmakla arttığı, istirahatle geçtiği belirtiliyor. Fizik muayenede kalça eklem hareketleri, özellikle iç rotasyonun ağrılı ve kısıtlı olduğu saptanıyor. Bu klinik tabloya sahip bir hastada, en olası tanıyı destekleyen radyolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eklem aralığında daralma, subkondral skleroz ve osteofit oluşumu

Cevap

Eklem aralığında daralma, subkondral skleroz ve osteofit oluşumu bulgularının saptanmasıdır.
Hastanın ağrısı mekanik karakterdedir (yürümekle artan, dinlenmekle azalan) ve fizik muayenesinde kalça iç rotasyonu kısıtlıdır. Bu klinik tablo primer kalça osteoartriti (koksartroz) ile tam uyumludur. Osteoartritin radyolojik belirtileri arasında eklem aralığında asimetrik daralma, subkondral kemikte yoğunlaşma (skleroz), marjinal osteofitler ve subkondral kistler yer alır.

Adım Adım Çözüm

1
Ağrı karakterinin analizi
Mekanik ağrı (hareketle artan, istirahatle azalan)
Osteoartriti enflamatuar artritlerden ayırmak için en kritik ilk adımdır.
2
Klinik lokalizasyon ve fizik muayene değerlendirmesi
Kasık ağrısı ve iç rotasyon kısıtlılığı
Kalça ekleminin gerçek artiküler ağrısı genellikle kasıkta hissedilir ve kısıtlılık osteoartriti (koksartroz) düşündürür.
3
Radyolojik doğrulama
Eklem aralığında asimetrik daralma, skleroz ve osteofitler
Osteoartrit tanısı klinik ve radyolojik bulguların kombinasyonu ile konur.

Anahtar Kavram

Kalça osteoartritinde (koksartroz) mekanik karakterde ağrı, iç rotasyon kısıtlılığı ve tipik radyolojik bulgular (daralma, skleroz, osteofit) tanı koydurucudur.

Daha Fazla Pratik

Kalça osteoartriti olan bir hastada gelişebilecek 'Trendelenburg yürüyüşü'nün hangi kas zayıflığına bağlı olduğunu gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 118Soru →

4242 yaşında kadın hasta, her iki el bileği ve metakarpofalangeal eklemlerinde 22 aydır devam eden simetrik ağrı ve şişlik ile sabahları 11 saatten uzun süren eklem sertliği şikayetleriyle romatoloji polikliniğine başvuruyor. Bu klinik tablo ile öncelikle Romatoid Artrit düşünülen hastada, tanıyı kesinleştirmek için kullanılan aşağıdaki laboratuvar parametrelerinden hangisinin özgüllüğü (spesifitesi) en yüksektir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-siklik sitrülinlenmiş peptid (Anti-CCP)

Cevap

Romatoid Artrit tanısında özgüllüğü en yüksek olan laboratuvar belirteci Anti-siklik sitrülinlenmiş peptid (Anti-CCP) antikorudur.
Anti-siklik sitrülinlenmiş peptid (Anti-CCP) antikorları, Romatoid Artrit tanısında %95\%95 ve üzerinde özgüllüğe sahiptir. Erken tanı koymada ve erozif seyirli hastalığı öngörmede Romatoid Faktör'den daha üstündür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Hastada simetrik küçük eklem artriti (el bileği, MKF) ve uzun süren sabah sertliği mevcut, bu bulgular Romatoid Artrit için tipiktir.
Tanısal sürece başlamadan önce klinik şüpheyi doğrulamak gerekir.
2
Laboratuvar belirteçlerinin tanısal değerlerini karşılaştır.
RF duyarlıdır ancak spesifitesi (yaklaşık %85\%85) kısıtlıdır; Anti-CCP ise benzer duyarlılıkta olup %95\%95'in üzerinde spesifiteye sahiptir.
TUS sınavında sıklıkla sorulan 'en özgül' veya 'en duyarlı' ayrımı tanısal algoritmada kritiktir.

Anahtar Kavram

Anti-CCP antikorlarının Romatoid Artrit tanısındaki yüksek spesifitesi ve prognostik değeri.

İpuçları

1
Soruda testin 'duyarlılığı' değil, hastalığa 'özgüllüğü' (spesifitesi) sorulmaktadır.

Daha Fazla Pratik

ACR/EULAR 2010 tanı kriterlerinde serolojinin (RF ve Anti-CCP) puanlamasını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 119Soru →

2222 yaşında bilinen Ailevi Akdeniz Ateşi (FMFFMF) tanılı erkek hasta, son bir haftadır devam eden şiddetli bacak ağrısı, halsizlik ve 39∘C39^\circ C’ye varan yüksek ateş şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde her iki alt ekstremitede yaygın kas hassasiyeti ve pretibial bölgede hafif ödem saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde eritrosit sedimantasyon hızı 110110 mm/saat, C-reaktif protein (CRPCRP) 180180 mg/L ve kreatin kinaz (CKCK) düzeyi normal sınırlarda saptanıyor. Hastanın rutin atakları genellikle 22 gün sürmekte olup karın ağrısı ile seyretmektedir. Bu klinik tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Protrakte febril miyalji sendromu

Cevap

Protrakte febril miyalji sendromu, FMF hastalarında görülen ve yüksek ateş ile birlikte haftalarca süren şiddetli miyalji ile karakterize olan tablodur.
Protrakte febril miyalji sendromu (PFMS), Ailevi Akdeniz Ateşi hastalarında görülen, tipik ataktan daha uzun süren (5-45 gün), pretibial ödemin eşlik edebildiği, kreatin kinaz (CK) düzeyi normal olan ve yüksek ateş ile seyreden bir tablodur. Bu vaka, süresi ve laboratuvar bulgularıyla bu tanıma tam uymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik süreyi değerlendir
Sürenin 1 haftayı geçmesi tipik FMF atağından uzaklaştırır.
Tipik FMF atakları 1-3 günde sınırlanır.
2
Kas enzimlerini ve inflamasyon belirteçlerini incele
CK düzeyi normal iken sedimantasyon ve CRP çok yüksektir.
CK yüksekliği miyozit veya rabdomiyolizi gösterir; normal CK düzeyi inflamatuar miyaljiyi (PFMS) destekler.
3
Ayırıcı tanı yap
FMF zemininde gelişen pretibial ödem ve uzamış miyalji birleşimi PFMS tanısını koydurur.
Bu tablo kortikosteroid tedavisine dramatik yanıt vermesiyle de tanınır.

Anahtar Kavram

Protrakte febril miyalji sendromu (PFMS), FMF'in nadir fakat karakteristik bir miyalji formudur.
Soru 120Soru →

42 yaşında erkek hasta; son 3 aydır tekrarlayan sinüzit atakları, burun kanaması, öksürük ve nefes darlığı şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenesinde burun kökünde çökme (semer burun deformitesi) ve akciğer bazallerinde ralller saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde kreatinin: 2,22,2 mg/dLmg/dL bulunurken, idrar mikroskopisinde her sahada bol eritrosit ve eritrosit silendirleri görülüyor. Akciğer grafisinde her iki akciğerde kaviter nodüler lezyonlar izleniyor.

Bu hastada klinik tabloyu en duyarlı ve özgül şekilde destekleyen laboratuvar bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-proteinaz 3 (Anti-PR3) pozitifliği

Cevap

Anti-proteinaz 3 (Anti-PR3) pozitifliği
Hastadaki semer burun deformitesi, tekrarlayan sinüzit, kaviter akciğer nodülleri ve hematüri ile giden klinik tablo Granülomatöz Polianjiit (GPA) tanısını güçlü bir şekilde düşündürmektedir. Bu hastalık için en spesifik laboratuvar belirteci, indirekt immünofloresan (IIF) yönteminde c-ANCA paternine karşılık gelen ve ELISA yöntemiyle saptanan Anti-proteinaz 3 (Anti-PR3) antikorlarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Hastada üst solunum yolu (sinüzit, semer burun), alt solunum yolu (kaviter nodüller) ve böbrek (glomerulonefrit) tutulumundan oluşan karakteristik triad mevcuttur.
Bu triad Granülomatöz Polianjiit (GPA - eski adıyla Wegener) tanısı için tipiktir.
2
Şüphelenilen hastalık için en özgül serolojik testi belirle.
Anti-proteinaz 3 (Anti-PR3) / c-ANCA.
GPA hastalarının %90'ından fazlasında c-ANCA (Anti-PR3) pozitifliği saptanır ve bu bulgu hastalık için yüksek özgüllüğe sahiptir.

Anahtar Kavram

Vaskülitlerde ANCA serolojisi ve özgüllüğü
Tahmini Süre:1m 0s
ÖncekiSayfa 6 / 28Sonraki
Romatoloji Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 6 | Examkin