Romatoloji

547 soru

Soru 121Soru →

3030 yaşında kadın hasta; son 22 haftadır devam eden 38.5∘C38.5^{\circ}C ateş ve halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan incelemelerde enfeksiyon odağı saptanmayan hastanın laboratuvar tetkiklerinde lökosit sayısı 3,200/mm33,200/mm^3 (WBCWBC) ve ANAANA 1:6401:640 (homojen) pozitif saptanıyor.

20192019 EULAR/ACREULAR/ACR sistemik lupus eritematozus (SLESLE) sınıflama kriterlerine göre, bu hastada tanının kesinleşmesi için aşağıdaki bulgulardan hangisinin eklenmesi tek başına yeterli değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Proteinüri (1.2g/gu¨n1.2 g/gün)

Cevap

Proteinüri (1.2g/gu¨n1.2 g/gün)
20192019 EULAR/ACREULAR/ACR kriterlerine göre tanı için eşik değer 1010 puandır. Soruda verilen hastada 'Ateş' (22 puan) ve 'Lökopeni' (33 puan) ile halihazırda 55 puan toplanmıştır. Seçenekler incelendiğinde; Akut perikardit, Anti−SmAnti-Sm pozitifliği, Artrit ve Malar raş'ın her biri 66 puan değerindedir ve toplam puanı 1111'e çıkararak tanıyı kesinleştirir. Ancak proteinüri (>0.5g/gu¨n>0.5 g/gün) sadece 44 puan kazandırdığı için toplam puan 99 kalmakta ve tanı için tek başına yeterli olmamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Giriş kriterini kontrol et
ANAANA 1:6401:640 pozitif (Giriş kriteri sağlanmış, puanlamaya geçilebilir)
20192019 EULAR/ACREULAR/ACR kriterlerine göre puanlama yapılabilmesi için ANAANA pozitifliği (≥1:80\geq 1:80) şarttır.
2
Mevcut klinik bulguların puanlarını hesapla
Ateş (>38.3∘C>38.3^{\circ}C): 22 puan, Lökopeni (<4,000/mm3<4,000/mm^3): 33 puan. Toplam: 55 puan
Hastada enfeksiyon dışı nedenli ateş ve hematolojik tutulum mevcuttur.
3
Tanı eşiği için gereken puanı belirle
10−5=510 - 5 = 5 puan daha gereklidir
SLESLE tanısı için en az 11 klinik kriter içermek kaydıyla toplamda ≥10\geq 10 puan toplanmalıdır.
4
Seçeneklerdeki bulguların puan ağırlıklarını karşılaştır
Proteinüri: 44 puan. Diğer tüm seçenekler: 66 puan
Proteinüri (>0.5g/gu¨n>0.5 g/gün) 44 puan kazandırdığından toplamı 99 yapar ve tanıyı kesinleştirmez.

Anahtar Kavram

2019 EULAR/ACR SLE Sınıflama Kriterleri ve Puan Ağırlıkları
Soru 122Soru →

6565 yaşında, vücut kitle indeksi 35kg/m235 kg/m^2 olan kadın hasta, yaklaşık 22 yıldır devam eden ve son 11 aydır merdiven inip çıkarken şiddetlenen sağ diz ağrısı şikayetiyle başvuruyor. Hastanın ağrısı istirahatle azalmakta, sabahları yaklaşık 1010 dakika süren tutukluk eşlik etmektedir. Diz grafisinde medial kompartmanda eklem aralığında daralma, subkondral skleroz ve osteofitler izleniyor. Kilo verme ve parasetamol tedavisine rağmen ağrısı kontrol altına alınamayan hastanın fizik muayenesinde; diz eklem hareketleri tüm yönlere ağrılı ve krepitasyon mevcut olup, tibia proksimal medialinde, eklem çizgisinin yaklaşık 33 cm aşağısında palpasyonla şiddetli nokta hassasiyeti saptanıyor. Bu hastada diz ağrısının şiddetlenmesine neden olan en olası klinik durum aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pes anserinus bursiti

Cevap

Pes anserinus bursiti
Pes anserinus bursiti; sartorius, gracilis ve semitendinosus kaslarının tendonlarının birleşerek tibiaya yapıştığı bölgede yer alan bursa enflamasyonudur. Diz osteoartriti olan, özellikle obez orta yaş ve yaşlı kadınlarda merdiven inip çıkarken artan medial diz ağrısının en yaygın nedenidir. Fizik muayenede eklem hattının yaklaşık 2−52-5 cm aşağısındaki medial bölgede saptanan nokta hassasiyeti tanı koydurucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguları değerlendir
Hastada osteoartrit (OA) ile uyumlu mekanik ağrı, kısa süreli sabah tutukluğu ve radyolojik olarak eklem aralığında daralma/osteofit mevcuttur.
Primer tanıyı doğrulamak ve ağrının karakterini anlamak için gereklidir.
2
Lokal hassasiyetin anatomik yerini belirle
Hassasiyet tibia proksimal medialinde, eklem çizgisinin 33 cm distalindedir.
Diz çevresi ağrılarında intraartiküler ve periartiküler ayrımı yapmak için palpasyon noktası kritiktir.
3
Risk faktörleri ve eşlik eden durumları eşleştir
Obezite ve diz osteoartriti olan kadınlarda pes anserinus bursiti en sık görülen ağrı şiddetlenme nedenlerinden biridir.
Anatomik lokasyon (sartorius, gracilis ve semitendinosus tendonlarının yapışma yeri) bu tanıya yönlendirir.

Anahtar Kavram

Pes anserinus bursiti, özellikle obez ve diz osteoartriti olan kadın hastalarda, eklem hattının medial-distalinde gelişen ve OA ağrısını taklit edebilen veya şiddetlendirebilen önemli bir periartiküler ağrı nedenidir.

Daha Fazla Pratik

Osteoartritli bir hastada kalça ağrısı varlığında iç rotasyon kısıtlılığının ilk bulgu olduğunu ve kasık ağrısının dize yansıyabileceğini unutmayın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 123Soru →

2525 yaşında kadın hasta, çocukluğundan beri Ailevi Akdeniz Ateşi (FMFFMF) tanısı ile takip edilmektedir. Genetik analizinde MEFVMEFV geninde homozigot M694VM694V mutasyonu saptanan hasta, günde 2 mg2\ mg kolşisin kullanmaktadır. Son 33 aydır haftada 2−32-3 kez tekrarlayan, kramp tarzında karın ağrısı ve ishal şikayetleri olması üzerine hekimine başvurmuştur. Bu ataklar sırasında hastanın ateşi saptanmamış; bakılan CRPCRP ve serum amiloid A (SAA)serum\ amiloid\ A\ (SAA) düzeyleri normal sınırlarda bulunmuştur. Hekimi tarafından kolşisin direnci düşünülerek doz 3 mg/gu¨n3\ mg/gün’e çıkarılmış, ancak hastanın şikayetleri daha da şiddetlenmiştir.

Bu hasta için en olası durum ve yapılması gereken en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kolşisin intoleransı; kolşisin dozu azaltılmalı veya günlük doz bölünerek (fraksiyone) verilmelidir.

Cevap

Hastada objektif inflamasyon bulgularının (CRP, SAA) normal olması ve doz artışıyla semptomların kötüleşmesi nedeniyle tablo kolşisin intoleransı olarak değerlendirilmeli; doz azaltılmalı veya bölünerek verilmelidir.
Doğru seçenek olan kolşisin intoleransı durumu; hastanın karın ağrısı ve ishal şikayetlerinin objektif inflamasyon belirteçleri (CRPCRP, SAASAA) normal iken görülmesi ve ilacın dozu artırıldığında şikayetlerin şiddetlenmesi ile karakterizedir. FMFFMF ataklarında akut faz reaktörleri yükselmek zorundadır. Kolşisin, mikrotübül inhibisyonu üzerinden barsak mukozasında motilite artışına ve malabsorpsiyona yol açarak doza bağımlı gastrointestinal yan etkilere neden olabilir. Bu durumda en uygun yaklaşım, ilacı kesmek yerine dozu bölerek vermek veya tolere edilen düzeye çekmektir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar uyumunu değerlendir.
Hastanın karın ağrısı ve ishal atakları sırasında CRPCRP ve SAASAA düzeylerinin normal olması, bu semptomların aktif bir FMFFMF atağına bağlı olmadığını gösterir.
Aktif FMFFMF atakları neredeyse her zaman belirgin akut faz reaktörü yüksekliği ile karakterizedir.
2
Tedavi yanıtını ve doz ilişkisini analiz et.
Kolşisin dozunun 2 mg2\ mg’dan 3 mg3\ mg’a çıkarılmasının şikayetleri şiddetlendirmesi, gastrointestinal toksisiteye işaret eder.
Kolşisin, doz bağımlı olarak ishal, bulantı ve kramp tarzında karın ağrısı yapabilen bir ilaçtır.
3
Ayırıcı tanıda diğer otoinflamatuar durumları dışla.
TRAPSTRAPS ve HI˙DSHİDS gibi tablolar objektif inflamasyon (yüksek CRPCRP) gerektirir ve ilaç doz artışıyla semptomatik kötüleşme göstermezler.
Semptomların ilaç müdahalesiyle senkronize değişimi tanısal bir ipucudur.
4
En uygun yönetim stratejisini belirle.
İlacın yan etkisini yönetmek için dozun bölünerek verilmesi (örneğin 0.5 mg×40.5\ mg \times 4 veya 1 mg×21\ mg \times 2) veya tolere edilebilen maksimum doza düşülmesi gerekir.
Amiloidoz profilaksisi için kolşisin hayati olsa da, intolerans durumunda hastanın tedaviye uyumu bozulacağından doz düzenlemesi şarttır.

Anahtar Kavram

FMF yönetiminde kolşisin direnci (objektif inflamasyon varlığı) ile kolşisin intoleransı (ilaca bağlı yan etkiler) arasındaki ayırıcı tanı.

Daha Fazla Pratik

Kolşisin direnci tanımında kullanılan 'atak sıklığı' ve 'atak dışı SAA düzeyi' kriterlerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 124Soru →

54 yaşında kadın hasta; son iki aydır artan halsizlik, gezici eklem ağrıları ve bacaklarında tekrarlayan kırmızı-mor renkli döküntüler nedeniyle polikliniğe başvuruyor. Özgeçmişinde 20 yıl önce geçirilmiş komplike bir doğum ve kan transfüzyonu öyküsü olduğu öğreniliyor. Fizik muayenede alt ekstremitelerde palpabl purpura ve nörolojik muayenede her iki ayak tabanında hipoestezi saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde; Serum Kreatinin: 1.5 mg/dL, AST: 68 U/L, ALT: 75 U/L olarak ölçülüyor. İmmünolojik incelemede C4 düzeyi belirgin düşük, C3 düzeyi normal ve Romatoid Faktör (RF) yüksek titrede pozitif bulunuyor.

Bu hastanın en olası tanısı ve altta yatan etiyolojik faktör aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Esansiyel Miks Kriyoglobülinemi - Hepatit C Virüsü

Cevap

HCV enfeksiyonu ile ilişkili Esansiyel Miks Kriyoglobülinemi
Sorudaki vaka klasik Meltzer Triadı (purpura, artralji, halsizlik) ile başvuran bir vaskülit hastasıdır. En kritik laboratuvar bulgusu izole C4 düşüklüğü (hipokomplementemi) ve Romatoid Faktör (RF) pozitifliğidir. Miks kriyoglobülinemide (Tip II), monoklonal IgM (RF aktivitesine sahiptir), poliklonal IgG ile kompleks oluşturur. Bu durum klasik kompleman yolunu aktive ederek C4 düzeyini düşürür. Ayrıca hastanın transfüzyon öyküsü ve enzim yüksekliği Hepatit C enfeksiyonunu işaret eder. HCV, miks kriyoglobülineminin en sık (%90) nedenidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik triadı tanıla
Halsizlik, Artralji, Palpabl Purpura (Meltzer Triadı)
Bu üçlü bulgu küçük damar vasküliti olan kriyoglobülineminin klasik başvuru şeklidir.
2
Laboratuvar ipuçlarını değerlendir
Düşük C4, Normal C3, RF Pozitifliği
Tip II (Miks) Kriyoglobülinemide monoklonal IgM (RF aktivitesi gösterir), poliklonal IgG'ye bağlanır. Bu kompleksler klasik kompleman yolunu aktive ederek C4'ü tüketir.
3
Etiyolojik ilişkiyi kur
Hepatit C Virüsü (HCV) ilişkisi
Miks kriyoglobülinemi olgularının %80-90'ından Hepatit C virüsü sorumludur. Hastadaki kan transfüzyonu ve karaciğer enzim yüksekliği bu tanıyı destekler.

Anahtar Kavram

Miks Kriyoglobülinemi Tanısal Özellikleri: Palpabl Purpura + Düşük C4 + RF Pozitifliği + HCV İlişkisi

İpuçları

1
Hastada romatolojik bir hastalık (RF pozitif) gibi görünse de, karaciğer enzim yüksekliği ve kan transfüzyonu öyküsü viral bir etiyolojiyi işaret ediyor.
2
Düşük C4 düzeyi ve RF pozitifliği kombinasyonu, 'Kriyoglobülinemi' için çok spesifik bir laboratuvar bulgusudur.

Daha Fazla Pratik

Bu hastada böbrek biyopsisi yapılırsa, ışık mikroskopisinde 'Membranoproliferatif Glomerülonefrit (MPGN)' paterni görülmesi beklenir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 125Soru →

56 yaşında kadın hasta, yaklaşık 3 yıldır devam eden ve son zamanlarda artış gösteren el parmaklarında ağrı, şişlik ve şekil bozukluğu şikayetleriyle romatoloji polikliniğine başvuruyor. Hastanın anamnezinden, ağrılarının elini kullandıkça arttığı ancak dönem dönem parmak uçlarında istirahatle de olan şiddetli ağrı, kızarıklık ve sıcaklık artışı atakları yaşadığı öğreniliyor. Fizik muayenede her iki el 2. ve 3. distal interfalangeal (DIP) ve proksimal interfalangeal (PIP) eklemlerde palpasyonla hassas, sert nodüler şişlikler ve deformiteler saptanıyor. Metakarpofalangeal (MCP) eklemler ve el bilekleri hareket açıklığı doğal olup hassasiyet izlenmiyor. Laboratuvar tetkiklerinde Eritrosit Sedimentasyon Hızı (ESH) 32 mm/saat, C-Reaktif Protein (CRP) hafif yüksek saptanırken, Romatoid Faktör (RF) ve Anti-CCP negatif bulunuyor. Çekilen el radyografisinde DIP ve PIP eklemlerde eklem aralığında daralma, subkondral skleroz ve eklem yüzeyinin ortasında 'martı kanadı' (gull-wing) görünümü oluşturan santral erozyonlar izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eroziv Osteoartrit

Cevap

Eroziv Osteoartrit
Hastada tarif edilen tablo Eroziv Osteoartrit ile uyumludur. Eroziv OA, primer osteoartritin agresif bir alt formudur ve tipik olarak postmenopozal kadınlarda görülür. Klinik olarak klasik OA bulgularına (Heberden ve Bouchard nodülleri) ek olarak, akut inflamatuar ataklar (ağrı, şişlik, kızarıklık) görülür. Tanının en önemli anahtarı radyolojik görünümdür: Eklem yüzeyinin ortasında oluşan erozyonlar ve yanlardaki osteofitler 'martı kanadı' (gull-wing) veya 'testere dişi' görünümünü oluşturur. Laboratuvarda RF ve Anti-CCP negatiftir, ancak akut faz reaktanları (ESH, CRP) hafif yüksek olabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu analiz et
DIP ve PIP eklemlerde ağrı, şekil bozukluğu ve nodüller (Heberden/Bouchard) var. Klasik OA bulguları mevcut ancak 'inflamatuar ataklar' (kızarıklık, sıcaklık) eklenmiş.
Mekanik sorunun yanı sıra inflamatuar bir komponentin olduğunu gösterir.
2
Tutulan eklemleri değerlendir
DIP ve PIP tutulmuş, MCP ve el bileği korunmuş.
Bu dağılım Romatoid Artrit (MCP, el bileği tutar) ve Hemokromatozdan (2. ve 3. MCP tutar) uzaklaştırır; Osteoartrit veya Psöriyatik Artrit düşündürür.
3
Laboratuvar ve Radyolojik bulguları birleştir
Seronegatif (RF-, Anti-CCP-). Radyografide 'martı kanadı' (gull-wing) erozyonlar var.
'Martı kanadı' görünümü Eroziv Osteoartrit için patognomonik (tanı koydurucu) bir bulgudur. Psöriyatik artritte 'kalem-hokka' görünümü beklenirdi.

Anahtar Kavram

Eroziv Osteoartritin Ayırıcı Tanısı

İpuçları

1
Hastanın eklem tutulum paterni (DIP/PIP) klasik Osteoartrit ile uyumlu ancak 'inflamasyon' ve 'erozyon' varlığı kafa karıştırıcı olabilir.
2
Romatoid Artrit neredeyse her zaman DIP eklemleri korur (tutmaz).
3
Radyografideki 'martı kanadı' (gull-wing) görünümü bu hastalığın en spesifik bulgusudur.

Daha Fazla Pratik

Psöriyatik Artrit ve Eroziv OA arasındaki radyolojik farkları (kalem-hokka vs martı kanadı) pekiştirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 126Soru →

32 yaşında kadın hasta, iki yıldır devam eden Raynaud fenomeni, son birkaç aydır belirginleşen el sırtında ve parmaklarda şişlik (puffy hands), el küçük eklemlerinde ağrı ve proksimal kas güçsüzlüğü şikayetleriyle romatoloji polikliniğine başvuruyor. Fizik muayenesinde metakarpofalangeal eklemlerde sinovit ve oskültasyonda pulmoner odakta S2S_2 sertliği saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde ANA 1:12801:1280 (granüler patern) ve romatoid faktör pozitifliği saptanıyor. Bu hastada tanıyı kesinleştirmek için bakılması gereken en spesifik laboratuvar parametresi ve bu klinik tabloda en sık görülen ölüm nedeni aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-U1 RNP antikorları — Pulmoner arteriyel hipertansiyon

Cevap

Bu hastada tanı için bakılması gereken en spesifik parametre Anti-U1 RNP antikorlarıdır ve en sık ölüm nedeni pulmoner arteriyel hipertansiyondur.
Verilen klinik vaka (Raynaud, puffy hands, miyozit, artrit) klasik bir Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD) sunumudur. MCTD tanısı koyabilmek için yüksek titrede Anti-U1 RNP pozitifliği şarttır. Bu hastalarda interstisyel akciğer hastalığı görülse de, mortalitenin en sık nedeni pulmoner arteriyel hipertansiyondur. Fizik muayenedeki S2S_2 sertliği de bu duruma yönelik bir ipucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Raynaud fenomeni, puffy hands (şiş parmaklar), sinovit ve proksimal kas güçsüzlüğü varlığı.
Bu bulguların kombinasyonu SLE, Sistemik Skleroz ve Polimiyozit özelliklerinin iç içe geçtiği bir 'Overlap' (örtüşme) sendromunu düşündürür.
2
Laboratuvar verilerinin yorumlanması
Yüksek titrede granüler patern ANA (1:12801:1280) ve RF pozitifliği.
Yüksek titrede granüler ANA, genellikle Anti-RNP varlığına işaret eder ve Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD) için tipiktir.
3
Tanının netleştirilmesi
Karma Bağ Dokusu Hastalığı (Sharp Sendromu).
MCTD tanısı için yüksek titrede Anti-U1 RNP pozitifliği zorunludur.
4
Prognostik değerlendirme
S2S_2 sertliği fizik muayenede pulmoner hipertansiyonun erken bir bulgusudur.
MCTD hastalarında uzun dönem izlemde mortaliteden en sorumlu tutulan komplikasyon pulmoner arteriyel hipertansiyondur.

Anahtar Kavram

Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD) tanısı için Anti-U1 RNP antikorları zorunludur ve bu hastalıktaki en sık ölüm nedeni pulmoner arteriyel hipertansiyondur.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 127Soru →

Fotosensitivite, artralji ve halsizlik şikayetleri olan 29 yaşındaki kadın hastanın laboratuvar incelemesinde lökopeni (3200/mm³) saptanıyor. Böbrek fonksiyon testleri ve idrar analizi normal bulunan hastanın immünolojik taramasında; ANA pozitif (1:320), Anti-dsDNA negatif ve Anti-Sm negatif saptanırken, Anti-Ro (SSA) antikorunun yüksek titrede pozitif olduğu görülüyor.

Bu klinik ve serolojik tabloya sahip hastada, gebelik durumunda aşağıdaki komplikasyonlardan hangisinin gelişme riski en yüksektir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yenidoğanda konjenital kalp bloğu

Cevap

Yenidoğanda konjenital kalp bloğu
Verilen vakada Anti-dsDNA negatif ancak Anti-Ro (SSA) pozitiftir. Anti-Ro antikorları, SLE'li veya Sjögren sendromlu annelerin bebeklerinde görülebilen 'Neonatal Lupus' tablosunun en önemli nedenidir. Bu antikorlar plasentadan geçerek fetal kalp iletim dokusuna zarar verebilir ve kalıcı konjenital kalp bloğuna (AV blok) yol açabilir. Bu nedenle Anti-Ro pozitif gebeler fetal ekokardiyografi ile yakından izlenmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve laboratuvar profilini analiz et
SLE bulguları (fotosensitivite, artralji, lökopeni, ANA+) mevcut; ancak Anti-dsDNA negatif ve Anti-Ro (SSA) pozitif.
Antikor profili spesifik riskleri belirlemek için ayrıştırılmalıdır.
2
Anti-Ro (SSA) antikorunun spesifik klinik ilişkilerini hatırla
Anti-Ro pozitifliği; Subakut Kutanöz Lupus, Sjögren Sendromu ve Neonatal Lupus (özellikle konjenital kalp bloğu) ile ilişkilidir.
Bu antikor, gebelikte plasentadan geçerek fetüsü etkileyebilen en önemli risk faktörlerinden biridir.
3
Diğer seçenekleri ele
Nefrit (Anti-dsDNA), Erozif artrit (RA), Renal kriz (Skleroderma) ve İlaç lupusu (Anti-histon) bu profille uyumlu değildir.
Soruda verilen spesifik antikor profili (Ro+, dsDNA-) doğrudan neonatal risklere işaret eder.

Anahtar Kavram

Anti-Ro (SSA) antikorları, SLE'li gebelerde neonatal lupus ve konjenital kalp bloğu riskini artıran en önemli serolojik belirteçtir.

İpuçları

1
Bu hastadaki antikor profili (Anti-Ro pozitifliği), özellikle gebelik sırasında fetüs için spesifik bir risk oluşturur.
2
Anti-dsDNA'nın negatif olması ciddi böbrek tutulumu riskinin şu an için düşük olduğunu düşündürürken, pozitif olan antikor 'Neonatal Lupus' ile ilişkilidir.

Daha Fazla Pratik

Neonatal lupus sendromunun kutanöz bulgularının geçici olduğunu, ancak kalp bloğunun kalıcı olabileceğini hatırlayınız.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 128Soru →

Romatoid Artrit (RARA) şüphesi olan bir hastada, tanı koymada özgüllüğü (specificityspecificity) en yüksek olan ve hastalığın progresif (erozif) seyri ile yakından ilişkili olan laboratuvar testi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-siklik sitrülinlenmiş peptid (Anti-CCP)

Cevap

Romatoid Artrit tanısında özgüllüğü en yüksek olan laboratuvar testi Anti-siklik sitrülinlenmiş peptid (Anti-CCP) antikorudur.
Anti-siklik sitrülinlenmiş peptid (Anti-CCP) antikorları, Romatoid Artrit için %95-98 gibi çok yüksek bir özgüllüğe sahiptir. Bu özelliğiyle, özellikle erken evre hastalarda tanının doğrulanmasında ve hastalığın erozif (eklem hasarı yapan) seyredeceğinin öngörülmesinde en değerli parametredir.

Adım Adım Çözüm

1
RA tanısında kullanılan ana serolojik belirteçleri belirle.
Ana belirteçler Romatoid Faktör (RFRF) ve Anti-siklik sitrülinlenmiş peptid (Anti−CCPAnti-CCP)'dir.
Bu iki antikor, ACR/EULAR 2010 tanı kriterlerinde yer alan temel laboratuvar parametreleridir.
2
Belirteçlerin tanısal performanslarını karşılaştır.
RFRF ve Anti−CCPAnti-CCP benzer duyarlılığa (%70-80) sahiptir; ancak Anti−CCPAnti-CCP'nin özgüllüğü (%95-98) RFRF'den (%80-85) belirgin şekilde yüksektir.
Yüksek özgüllük, test pozitif olduğunda hastalığın var olma olasılığının daha yüksek olduğu anlamına gelir.
3
Prognostik önemi değerlendir.
Anti-CCP pozitifliği, daha agresif ve eklem erozyonu ile giden bir hastalık seyrini öngörür.
Erozif eklem hasarı ile Anti-CCP titreleri arasında klinik bir korelasyon mevcuttur.

Anahtar Kavram

Anti-CCP'nin Romatoid Artrit tanısındaki yüksek özgüllüğü ve prognostik değeri.

İpuçları

1
Bu antikor, eklem sıvısındaki proteinlerin sitrülinlenmesi sonucu oluşur.

Daha Fazla Pratik

RA tanısında ACR/EULAR 2010 kriterlerindeki puanlama sistemini ve eklem tutulum sayısının puana etkisini gözden geçirin.
Tahmini Süre:30s
Soru 129Soru →

2828 yaşında kadın hasta, son 11 yıl içinde iki kez derin ven trombozu (DVT) öyküsü ile başvuruyor. Fizik muayenesinde her iki bacakta livedo reticularis dikkati çekiyor. Laboratuvar tetkiklerinde aktive parsiyel tromboplastin zamanı (aPTT) 5858 saniye (N:26−36N: 26-36 sn) olarak saptanıyor. Normal plazma ile yapılan karışım (mixing) testi sonrası aPTT süresinin kısalmadığı (düzelmediği) gözleniyor. Bu hastada tanıyı kesinleştirmek amacıyla istenmesi gereken en uygun tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lupus antikoagülanı doğrulama testleri (örneğin DRVVT)

Cevap

Lupus antikoagülanı doğrulama testleri (örneğin DRVVT)
Hastanın klinik tablosu (tekrarlayan tromboz ve livedo reticularis) ile laboratuvar bulguları (uzamış aPTT ve karışım testi ile düzelmeme) tipik bir Lupus antikoagülanı varlığına işaret eder. Lupus antikoagülanı, antifosfolipid antikorlarından biridir ve in vitro ortamda pıhtılaşma faktörlerinin bağlandığı fosfolipidlere tutunarak aPTT süresini yapay olarak uzatır. Bu durumun doğrulanması için fosfolipid konsantrasyonunun değiştirildiği DRVVT gibi özel testler kullanılır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Genç kadın hastada tekrarlayan venöz trombozlar ve livedo reticularis varlığı Antifosfolipid Sendromu'nu (AFS) düşündürür.
AFS, hiperkoagülabilite ve karakteristik cilt bulguları ile seyreder.
2
Koagülasyon testlerini yorumla.
aPTT'nin uzamış olması ve karışım (mixing) testi ile düzelmemesi, kanda pıhtılaşma faktörü eksikliği değil, bir 'inhibitör' olduğunu gösterir.
Mixing testinde normal plazma eklenmesine rağmen süre kısalmıyorsa, ortamda pıhtılaşma reaksiyonunu engelleyen bir madde (genellikle lupus antikoagülanı) vardır.
3
Lupus antikoagülanı (LA) özelliğini hatırla.
LA, in vitro (test tüpünde) pıhtılaşma süresini (aPTT) uzatırken, in vivo (vücutta) tromboza yol açar.
LA, pıhtılaşma kaskadındaki fosfolipid yüzeylere bağlanarak reaksiyonu yavaşlatır.
4
Doğrulama testini belirle.
LA tanısı için seyreltilmiş Russell Viper Venom Testi (DRVVT) gibi fosfolipid bağımlı özel testler gereklidir.
Standart koagülasyon testleri tarama amaçlıdır, spesifik tanı için fosfolipid bağımlılığı kanıtlanmalıdır.

Anahtar Kavram

Lupus antikoagülanı paradoksu ve laboratuvar tanısı

Daha Fazla Pratik

Antifosfolipid sendromu tanısı için diğer iki ana kriter olan antikardiyolipin ve anti-beta2 glikoprotein I antikorlarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 130Soru →

Primer Sjögren sendromu tanısında güncel olarak kullanılan 2016 ACR/EULAR sınıflandırma kriterleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-La (SS-B) antikor pozitifliği, puanlama sisteminde yer alan majör serolojik kriterlerden biridir.

Cevap

Anti-La (SS-B) antikor pozitifliğinin puanlama sisteminde yer aldığı ifadesi yanlıştır; çünkü bu antikor 2016 ACR/EULAR kriterlerinden çıkarılmıştır.
2016 ACR/EULAR kriterlerinde Anti-La (SS-B) antikor pozitifliği artık bir kriter olarak kabul edilmemektedir. Puanlama sisteminde sadece Anti-Ro (SS-A) antikoruna 3 puan verilir.

Adım Adım Çözüm

1
Sjögren sendromu tanı kriterlerinin gözden geçirilmesi
2016 ACR/EULAR kriterleri; biyopsi (3), Anti-Ro (3), oküler boyama (1), Schirmer (1) ve tükürük akış hızı (1) parametrelerini içerir.
Tanı koymak için hangi bulguların kaç puan değerinde olduğunu belirlemek gerekir.
2
Serolojik kriterlerin spesifik kontrolü
Anti-Ro (SS-A) kriterlerde yer alırken, Anti-La (SS-B) güncel puanlama tablosunda bulunmaz.
Eski kriterlerde yer alan Anti-La'nın güncel versiyondan çıkarıldığını hatırlamak çeldiriciyi elemeyi sağlar.
3
Tanı eşiğinin doğrulanması
Toplam puanın 4 veya üzeri olması durumunda hastaya primer Sjögren sendromu tanısı konur.
Seçeneklerde verilen puanlama ve eşik değerlerinin doğruluğunu teyit etmek.

Anahtar Kavram

2016 ACR/EULAR Sjögren Sendromu Sınıflandırma Kriterleri

İpuçları

1
Sjögren sendromu tanısında serolojik ve histopatolojik bulgular en yüksek puanı alır.
2
2016 revizyonu ile bazı otoantikorlar, bağımsız bir tanısal değer taşımadıkları için sistemden çıkarılmıştır.
3
Anti-Ro ve Anti-La genellikle birlikte bulunur; ancak yeni kriterlerde sadece Anti-Ro'ya puan verilir.

Daha Fazla Pratik

Sjögren sendromunda lenfoma gelişimi için risk faktörlerini (hipokomplemanemi, purpura) tekrar edin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 131Soru →

5454 yaşında kadın hasta, her iki elinin özellikle işaret ve orta parmak uçlarındaki ağrılı şişlikler nedeniyle başvuruyor. Ağrısının gün içinde el işi yapmakla arttığı, istirahatle azaldığı; sabahları ise yaklaşık 1010 dakika süren kısa süreli bir tutukluk olduğu öğreniliyor. Fizik muayenede her iki el distal interfalangeal (DİF) eklemlerde sert, nodüler şişlikler izlenirken, metakarpofalangeal (MKF) eklemlerin ve el bileklerinin korunmuş olduğu saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde romatoid faktör (RF) negatif ve eritrosit sedimentasyon hızı normal (12 mm/saat12 \text{ mm/saat}) bulunuyor. Bu hastanın etkilenen eklemlerinde aşağıdaki radyolojik bulgulardan hangisinin saptanması en az olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Periartiküler osteoporoz

Cevap

Periartiküler osteoporoz bulgusu romatoid artrit gibi enflamatuar artropatilerde görülür; osteoartritte ise subkondral skleroz (kemik yoğunlaşması) ve osteofit oluşumu karakteristiktir.
Periartiküler osteoporoz, eklem çevresindeki kemik yoğunluğunun azalmasıdır ve bu durum romatoid artrit gibi enflamatuar süreçlerde sinovitin bir sonucu olarak ortaya çıkar. Osteoartrit ise non-enflamatuar, dejeneratif bir süreçtir; etkilenen eklemlerde yük binmesine bağlı olarak subkondral kemikte yoğunlaşma (subkondral skleroz) görülür, kemik kaybı (osteoporoz) beklenmez.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik paternin analizi
Mekanik karakterli ağrı (hareketle artan), kısa süreli sabah tutukluğu (<30 dk) ve DİF eklem tutulumu (Heberden nodülleri) saptandı.
Bu tablo, yaş ve cinsiyetle de uyumlu olarak primer nodal osteoartriti (OA) işaret eder.
2
Laboratuvar ve muayene verilerinin dışlayıcı tanıda kullanımı
Negatif RF, normal sedimentasyon hızı ve MKF/bilek eklemlerinin korunmuş olması saptandı.
Bu veriler hastayı enflamatuar karakterli olan ve tipik olarak DİF eklemleri koruyan Romatoid Artrit (RA) tanısından uzaklaştırır.
3
Radyolojik bulguların değerlendirilmesi
OA'da beklenen bulgular: Eklem aralığında daralma, osteofitler, subkondral skleroz ve kistlerdir.
Periartiküler osteoporoz ve marjinal erozyonlar ise OA'nın değil, enflamatuar artritlerin (RA gibi) temel radyolojik özellikleridir.

Anahtar Kavram

Osteoartrit (OA) radyolojisinde 'skleroz ve osteofitler' ön plandayken, Romatoid Artrit (RA) radyolojisinde 'osteoporoz ve erozyonlar' ön plandadır.

Daha Fazla Pratik

Eroziv osteoartritin radyolojik olarak 'martı kanadı' (gull-wing) görünümü ile karakterize olduğunu ve nodal OA'ya göre daha enflamatuar seyrettiğini hatırlayınız.

Alternatif Yöntem

Tutulan eklem lokasyonuna göre eleme yapılabilir: DİF eklemlerin baskın tutulumu ve mekanik ağrı doğrudan OA veya PsA düşündürür. Ancak normal laboratuvar değerleri ve nodüler yapı OA lehinedir. Radyolojik olarak 'ekleme eklenen' (osteofit, skleroz) bulgular OA'da, 'eklemden eksilen' (osteoporoz, erozyon) bulgular RA'da görülür.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 132Soru →

3434 yaşında erkek hasta, 55 yıldır Behçet hastalığı tanısıyla takip edilmektedir. Son bir haftadır sağ bacağında giderek artan şişlik ve ağrı şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde sağ bacak çapının sol bacağa göre 44 cm daha geniş olduğu, pretibial ödem ve hassasiyet saptanıyor. Venöz Doppler ultrasonografide sağ iliofemoral derin ven trombozu (DVT) izleniyor. Hastanın toraks bilgisayarlı tomografisinde pulmoner arter anevrizması saptanmıyor.

Bu hastada venöz trombozun yönetimi için en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yüksek doz glukokortikoid ve azatioprin kombinasyonuna başlanması

Cevap

Doğru yaklaşım, yüksek doz glukokortikoid ve azatioprin kombinasyonuna başlanmasıdır.
Behçet hastalığı, 2012 Chapel Hill sınıflandırmasına göre 'değişken çaplı damar vasküliti' olarak tanımlanır. Bu hastalıkta gelişen venöz trombozların temel nedeni, ven duvarındaki enflamasyondur (vaskülit). EULAR önerilerine göre, akut derin ven trombozu yönetiminde glukokortikoidler ve azatioprin (alternatif olarak siklosporin-A veya siklofosfamid) gibi immünsüpresif ilaçlar tedavinin temelini oluşturur. Bu tedavi, damar duvarındaki enflamasyonu baskılayarak hem yeni trombozların oluşumunu hem de pıhtının organizasyonunu sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosu ve tanı geçmişini değerlendir.
Hasta bilinen Behçet tanılıdır ve yeni gelişen iliofemoral DVT'si mevcuttur (vasküler Behçet).
Behçet hastalığında vasküler tutulum, prognozu belirleyen en önemli faktörlerden biridir.
2
Hastalığın patogenezini analiz et.
Behçet'te tromboz, damar duvarındaki vasa vasorumların enflamasyonu (vaskülit) ve endotel hasarı sonucu gelişir.
Tedavinin hedefini belirlemek için trombozun mekanizmasını anlamak kritiktir.
3
Uluslararası rehberlere (EULAR) göre tedavi seçimini yap.
Derin ven trombozu olan hastalarda kortikosteroidler ile birlikte azatioprin, siklosporin veya siklofosfamid gibi immünsüpresifler başlanmalıdır.
Enflamasyon baskılanmadığı sürece pıhtının lümen ile yapışması zayıftır ve nüks riski çok yüksektir.
4
Antikoagülanların risk ve gerekliliğini sorgula.
Pulmoner arter anevrizması (PAA) varlığında antikoagülanlar ölümcül hemoptiziye yol açabilir. PAA olmasa bile, vasküler Behçet'te antikoagülanların faydası tartışmalıdır.
Behçet trombozunda pıhtı damar duvarına sıkıca yapışık olduğundan emboli riski düşüktür; bu nedenle öncelik antikoagülasyonda değil, immünsüpresyondadır.

Anahtar Kavram

Behçet hastalığında vasküler tutulum (venöz tromboz) tedavisi
Soru 133Soru →

3838 yaşında kadın hasta; son 22 haftadır hızla ilerleyen nefes darlığı ve ellerinde ağrılı yaralar şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde avuç içlerinde ve parmak eklemlerinin yan yüzlerinde hiperkeratotik, ağrılı vaskülopatik papüller (ters Gottron papülleri) saptanıyor. Proksimal kas gücü 5/55/5 olan hastanın laboratuvar incelemesinde Kreatin Kinaz (CKCK) düzeyi normal sınırlarda (120120 U/LU/L) bulunuyor. Toraks Bilgisayarlı Tomografisi'nde (BT) her iki akciğerde yaygın buzlu cam manzarası ve hızla ilerleyen interstisyel akciğer hastalığı (ILDILD) ile uyumlu bulgular izleniyor. Bu hastada saptanan klinik tablo ve akciğer tutulumu riski ile en güçlü ilişkisi olan otoantikor aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-MDA5

Cevap

Anti-MDA5 antikoru, klinik olarak amiyopatik dermatomiyozit ve prognozu kötü olan hızla ilerleyen interstisyel akciğer hastalığı (RP-ILD) ile karakterize tabloyu açıklar.
Anti-MDA5 antikoru (Melanoma Differentiation-Associated gene 5), dermatomiyozit spektrumunda 'amiyopatik' veya 'hipomiyopatik' seyreden (kas tutulumu olmayan veya çok az olan), avuç içi papüller ve dijital ülserler gibi ağır vaskülopatik bulgular gösteren ve en önemlisi hızla ilerleyen interstisyel akciğer hastalığına (RP−ILDRP-ILD) neden olan spesifik bir belirteçtir. Bu tablonun mortalitesi oldukça yüksektir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Kas gücü normal (5/55/5) ve CKCK düzeyi normal. Bu durum 'Amiyopatik Dermatomiyozit' lehinedir.
Tanıya giden ilk adım hastanın miyozit varlığını dışlamaktır.
2
Spesifik deri bulgularını değerlendir.
Avuç içinde ağrılı papüller ve parmak uçlarında ülserler (vaskülopati) dermatomiyozitin özel bir alt grubunu işaret eder.
Ters Gottron papülleri Anti-MDA5 pozitifliği için tipiktir.
3
Akciğer tutulumu ve antikor ilişkisini kur.
Hızla ilerleyen buzlu cam manzarası (RP−ILDRP-ILD), Anti-MDA5 antikorunun en korkulan komplikasyonudur.
Bu hastaların prognozu akciğer tutulumu nedeniyle oldukça kötüdür.

Anahtar Kavram

Anti-MDA5 pozitif Dermatomiyozit: Amiyopatik seyir, vaskülopatik deri lezyonları ve hızla ilerleyen interstisyel akciğer hastalığı (RP-ILD) üçlemesi.

Daha Fazla Pratik

Anti-MDA5 pozitif hastalarda akciğer tutulumunun tedavisi agresiftir; kombine immünsüpresif tedaviler (steroid + siklofosfamid + kalsinörin inhibitörleri) erken dönemde düşünülmelidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 134Soru →

6262 yaşında tip 22 diabetes mellitus tanılı erkek hasta, son aylarda giderek artan sırt ağrısı, katılık hissi ve özellikle katı gıdaları yutarken gelişen zorluk (disfaji) şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenede torakal spinal mobilitede hafif kısıtlılık saptanıyor, ancak nörolojik muayene ve periferik eklem muayenesi doğal bulunuyor. Torakal vertebra radyografisinde üst üste en az dört vertebra korpusunun anterolateralinde, intervertebral disk aralıklarına taşan "akan mum alevi" görünümünde ossifikasyonlar izleniyor. Bu hastanın klinik ve radyolojik tablosu değerlendirildiğinde, tanıyı destekleyen en karakteristik özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İntervertebral disk mesafelerinin korunmuş olması ve sakroiliak eklemlerin normal bulunması

Cevap

İntervertebral disk mesafelerinin korunmuş olması ve sakroiliak eklemlerin normal bulunması
Hastadaki tablo, özellikle yaşlı, diyabetik erkeklerde görülen ve omurgada geniş, akan mum alevi şeklinde kalsifikasyonlarla karakterize Diffüz İdiyopatik İskelet Hiperostozu (DISH) ile tam uyumludur. Bu hastalığın en önemli radyolojik tanı kriterlerinden biri, ossifikasyonlara rağmen intervertebral disk mesafelerinin korunması ve sakroiliak eklemlerin inflamatuar/eroziv bir değişikliğe uğramamış olmasıdır. Ayrıca servikal veya üst torakal bölgedeki büyük anterior osteofitler özofagusa bası yaparak disfajiye yol açabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir
Diyabetik yaşlı erkek hastada sırt ağrısı ve anterior osteofitlere bağlı disfaji (yutma güçlüğü) varlığı tespit edildi.
DISH (Forestier hastalığı), metabolik sendrom ve diabetes mellitus ile güçlü ilişkilidir ve büyük anterior osteofitler özofagusa bası yaparak disfajiye neden olabilir.
2
Radyolojik kriterleri analiz et
En az 44 komşu vertebrada sürekli ossifikasyon ("akan mum alevi") izlenmesi DISH kriterlerini karşılamaktadır.
Resmi tanı kriterleri (Resnick kriterleri), birbirini takip eden en az dört vertebra cismi boyunca ossifikasyonun devam etmesini gerektirir.
3
Ayırıcı tanı kriterlerini kontrol et
Tablonun dejeneratif spondiloz veya ankilozan spondilit olmadığını doğrulamak için disk ve sakroiliak eklem durumuna bakıldı.
DISH'i dejeneratif osteoartritten ayıran en önemli özellik disk mesafesinin korunmasıdır; ankilozan spondilitten ayıran ise sakroiliit ve faset eklem ankilozunun olmamasıdır.

Anahtar Kavram

Diffüz İdiyopatik İskelet Hiperostozu (DISH) Tanı Kriterleri

Daha Fazla Pratik

DISH ve ankilozan spondilit arasındaki radyolojik farkları (sindesmofit vs. hiperostoz) içeren bir tabloyu incelemek faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 135Soru →

2424 yaşında erkek hasta, sağ diz ve sol ayak bileğinde ani gelişen ağrılı şişlik ve kızarıklık şikayetiyle başvuruyor. Hastanın öyküsünden yaklaşık 22 hafta önce korumasız cinsel ilişki sonrası üretral akıntı ve dizüri şikayetlerinin olduğu, son birkaç gündür ise her iki gözünde kızarıklık ve yanma geliştiği öğreniliyor. Fizik muayenede ayak tabanlarında ağrısız, hiperkeratotik püstüler lezyonlar (keratodermakeratoderma blennorrhagicumblennorrhagicum) saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Reaktif Artrit

Cevap

Hastanın klinik tablosu (artrit, üretrit, konjonktivit) ve deri bulguları dikkate alındığında en olası tanı Reaktif Artrit'tir.
Hastada saptanan asimetrik oligoartrit, geçirilmiş üretrit öyküsü, konjonktivit ve karakteristik cilt bulgusu olan keratoderma blennorrhagicum varlığı tipik Reaktif Artrit tablosudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların birleştirilmesi
Üretrit + Konjonktivit + Asimetrik Artrit triadı saptandı.
Bu triad klasik olarak Reaktif Artrit (eskiden Reiter sendromu) için karakteristiktir.
2
Deri bulgusunun analizi
Keratoderma blennorrhagicum saptandı.
Bu bulgu Reaktif Artrit hastalarının yaklaşık %15'inde görülen ve tanıya yardımcı olan spesifik bir lezyondur.
3
Etiyolojik bağlantının kurulması
Cinsel temas sonrası (Chlamydia kaynaklı) tetiklenen bir tablo.
Reaktif Artrit, sıklıkla ürogenital veya enterik enfeksiyonlardan haftalar sonra gelişen bir spondiloartropatidir.

Anahtar Kavram

Reaktif artrit, karakteristik triadı ve deri bulguları ile tanınan, enfeksiyon sonrası gelişen bir spondiloartropatidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 136Soru →

On yıldır Raynaud fenomeni ve sınırlı cilt tutulumu nedeniyle takip edilen 5252 yaşındaki kadın hastanın son aylarda giderek artan nefes darlığı şikayeti başlamıştır. Fizik muayenesinde akciğer oskültasyonu normal olarak değerlendirilmiş, ancak kardiyak muayenede S2S_2 sertliği saptanmıştır. Solunum fonksiyon testlerinde FEV1/FVCFEV_1/FVC oranı ve akciğer volümleri normal bulunmuş; ancak karbonmonoksit difüzyon kapasitesi (DLCODL_{CO}) beklenen değerin %45\%45'i olarak ölçülmüştür. Ekokardiyografide pulmoner arter sistolik basıncı 5050 mmHgmmHg saptanan bu hastada, görülmesi en olası otoantikor aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-sentromer

Cevap

Anti-sentromer antikoru, sınırlı sistemik skleroz hastalarında görülen ve pulmoner arteriyel hipertansiyon riskini artıran spesifik belirteçtir.
Hastanın klinik tablosu (uzun süreli Raynaud, sınırlı cilt tutulumu) ve tetkik bulguları (normal akciğer volümleri, izole DLCODL_{CO} düşüklüğü, artmış pulmoner arter basıncı) sınırlı kutanöz sistemik skleroz zemininde gelişen pulmoner arteriyel hipertansiyonu tanımlar. Bu tabloya en sık eşlik eden antikor anti-sentromerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik fenotipin belirlenmesi
Sınırlı kutanöz sistemik skleroz (lcSSc)
On yıldır devam eden Raynaud fenomeni ve sınırlı cilt tutulumu lcSSc (eski adıyla CREST sendromu) lehinedir.
2
Akciğer tutulum tipinin ayırıcı tanısı
Pulmoner Arteriyel Hipertansiyon (PAH)
Normal akciğer sesleri, normal akciğer volümleri ancak izole DLCODL_{CO} düşüklüğü ve EKO'da artmış pulmoner basınç PAH'ı gösterir (İnterstisyel hastalıkta volümler düşük olurdu).
3
Serolojik eşleştirme
Anti-sentromer pozitifliği
lcSSc ve PAH birlikteliğinde en spesifik antikor anti-sentromerdir.

Anahtar Kavram

Sistemik sklerozda izole DLCODL_{CO} düşüklüğü, interstisyel akciğer hastalığından ziyade pulmoner arteriyel hipertansiyonu düşündürür ve bu durum sınırlı tip (anti-sentromer pozitif) sklerodermada daha sıktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 137Soru →

4848 yaşında kadın hasta; her iki elinde soğukla tetiklenen soluklaşma ve sonrasında morarma, parmak uçlarında iyileşmeyen küçük yaralar ve son 66 aydır giderek artan nefes darlığı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde cilt sertleşmesinin el parmakları ve el sırtı ile sınırlı olduğu (sklerodaktili), dirsek proksimalinde ve gövdede cilt tutulumu olmadığı gözleniyor. Akciğer oskültasyonunda bazallerde bilateral ince krepitan raller duyuluyor. Laboratuvar tetkiklerinde ANA 1:3201:320 nükleoler patern saptanıyor. Bu hastada hangi otoantikorun pozitif saptanması, hastanın klinik fenotipi (sınırlı tutulum) ile uyumlu olup interstisyel akciğer hastalığı ve pulmoner arteriyel hipertansiyon gelişimi için en güçlü öngördürücü laboratuvar bulgusudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-Th/To

Cevap

Sınırlı sistemik sklerozda nükleoler patern ile birlikte hem interstisyel akciğer hastalığı hem de pulmoner arteriyel hipertansiyon riskini en iyi öngören antikor Anti-Th/To antikorudur.
Anti-Th/To antikoru, sınırlı tip sistemik skleroz (lcSSc) hastalarında yaklaşık %22-55 oranında görülür. İndirekt immünofloresan (İİF) testinde 'nükleoler' boyanma paterni oluşturur. Bu antikorun pozitifliği, sınırlı cilt tutulumu olan hastalarda hem interstisyel akciğer hastalığı (İAH) hem de pulmoner arteriyel hipertansiyon (PAH) gelişme riskinin, Anti-sentromer pozitif hastalara göre çok daha yüksek olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik fenotipi belirle
Hastada Raynaud fenomeni ve dirsek distaliyle sınırlı cilt tutulumu (sklerodaktili) olması 'Sınırlı (Limited) Sistemik Skleroz' tanısını düşündürür.
Cilt tutulumunun yayılımı, sistemik skleroz alt tiplerini ayırmada temel kriterdir.
2
ANA paternini analiz et
Nükleoler patern (nükleollerin boyanması), Anti-Th/To, Anti-U3 RNP, Anti-RNA polimeraz I/III ve Anti-Pm/Scl gibi antikorlar için karakteristiktir.
ANA paternleri, olası otoantikor hedefleri hakkında önemli ipuçları sunar.
3
Organ tutulumu ve antikor ilişkisini kur
Akciğer bazallerindeki raller interstisyel akciğer hastalığını (İAH) gösterir. Anti-Th/To pozitifliği, sınırlı tip sklerodermada hem İAH hem de PAH riskini anlamlı düzeyde artıran spesifik bir belirteçtir.
Anti-sentromer sınırlı tipte sık olsa da İAH riski düşüktür; Anti-Th/To ise kötü akciğer prognozu ile ilişkilidir.

Anahtar Kavram

Sistemik sklerozda otoantikorların klinik fenotip, ANA paterni ve prognoz (organ tutulumu) ile spesifik eşleşmeleri.

Daha Fazla Pratik

Sistemik sklerozda otoantikorların ANA paternleri ile birlikte sınıflandırıldığı bir tabloyu incelemek, bu karmaşık konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 138Soru →

5555 yaşında kadın hasta, her iki elinde yaklaşık 1010 yıldır devam eden ağrı ve ilerleyici şekil bozukluğu şikayetiyle başvuruyor. Hastanın öyküsünden sabahları eklemlerindeki sertliğin 11 saatten uzun sürdüğü öğreniliyor. Fizik muayenede; her iki el metakarpofalangeal (MKFMKF) eklemlerde ulnar deviasyon, proksimal interfalangeal (PI˙FPİF) eklemlerde hiperekstansiyon ve distal interfalangeal (DI˙FDİF) eklemlerde fleksiyon postürü saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde Romatoid Faktör (RFRF) negatif, anti-siklik sitrülinlenmiş peptid (anti-CCP) ise yüksek titrede pozitif bulunuyor.

Bu hasta ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-CCP pozitifliği, bu hastada erozif seyir ve radyolojik progresyon riskinin yüksek olduğunu gösterir.

Cevap

Anti-CCP pozitifliğinin erozif seyir ve radyolojik progresyon riskinin yüksek olduğunu belirten ifade doğrudur.
Anti-CCP antikorları Romatoid Artrit tanısında %95\%95 civarında yüksek bir özgüllüğe sahiptir. Yüksek titrede Anti-CCP pozitifliği olan hastalar, radyolojik olarak eklem hasarı (erozyon) ve kötü prognoz açısından en yüksek risk grubunda yer alırlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Hastada simetrik küçük eklem tutulumu, ulnar deviasyon ve kuğu boynu deformitesi (PİF hiperekstansiyonu + DİF fleksiyonu) mevcuttur. Bu tablo kronik ve ilerlemiş bir Romatoid Artrit (RA) vakasını desteklemektedir.
Tanısal süreci başlatmak için tipik fizik muayene bulgularını tanımlamak gerekir.
2
Laboratuvar parametrelerinin analizi
RF negatif olmasına rağmen Anti-CCP yüksek titrede pozitiftir. Bu durum seronegatif (RF açısından) ancak seropozitif (Anti-CCP açısından) RA tanısını doğrular.
Antikorların tanısal ve ayırıcı tanıdaki rollerini belirlemek gerekir.
3
Prognoz tayini
Anti-CCP antikorlarının varlığı, özellikle radyolojik olarak eklem erozyonlarının gelişeceğini ve hastalığın daha agresif seyredeceğini öngören en güçlü faktörlerden biridir.
Anti-CCP'nin sadece tanısal değil, aynı zamanda prognostik bir belirteç olduğunu anlamak soruyu çözmek için kritiktir.

Anahtar Kavram

Anti-CCP antikorlarının Romatoid Artrit'teki tanısal özgüllüğü ve prognostik değeri (erozyon riski).

İpuçları

1
RF negatifliği RA tanısını dışlamaz; seronegatif RA tanımı mevcuttur.
2
El parmaklarındaki PİF ve DİF eklemlerinin pozisyonlarını gözünüzde canlandırın: Kuğu boynuna benzeyen hangisidir?
3
Anti-CCP, RA için RF'den daha spesifiktir ve erozyon riskini öngörmede çok değerlidir.

Daha Fazla Pratik

RA'nın ekstraartiküler bulgularını (Caplan, Felty, plevral efüzyon glukoz düzeyi) tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 139Soru →

2727 yaşında erkek hasta, 55 aydır devam eden, sabahları yarım saatten fazla süren bel tutukluğu ve ağrısı ile romatoloji polikliniğine başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde iki kez akut anterior üveit atağı geçirdiği öğreniliyor. Bu hastadaki bel ağrısının 'inflamatuar' karakterde olduğunu destekleyen en tipik özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Egzersiz ve hareketle ağrının azalması

Cevap

İnflamatuar bel ağrısının en tipik özelliği egzersiz ve hareketle ağrının azalmasıdır.
İnflamatuar bel ağrısı (İBA), Spondiloartropatilerin temel klinik özelliğidir. Bu ağrı tipi tipik olarak sinsi başlar, sabah tutukluğu ile birliktedir ve en önemli ayırıcı özelliği egzersiz/hareketle düzelirken istirahatle artmasıdır. Vakada sunulan üveit öyküsü de bu tanıyı destekleyen güçlü bir ekstra-artiküler bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu analiz et.
27 yaşında erkek, kronik (5 ay), sabah tutukluğu olan bel ağrısı ve üveit öyküsü mevcuttur.
Genç yaşta başlayan kronik bel ağrısı ve üveit birlikteliği Spondiloartropati (SpA) grubunu (özellikle Ankilozan Spondilit) düşündürür.
2
İnflamatuar bel ağrısı (İBA) kriterlerini değerlendir.
İBA kriterleri: Sinsi başlangıç, 40 yaş öncesi başlangıç, egzersizle düzelme, istirahatle düzelmeme ve gece ağrısı.
Mekanik ağrıyı inflamatuar ağrıdan ayırt etmek tanı koymanın ilk basamağıdır.
3
Seçenekler arasından İBA'yı en iyi tanımlayan bulguyu seç.
Egzersiz ve hareketle ağrının azalması seçeneği İBA için patognomonik niteliktedir.
Spondiloartropatilerde inflamatuar süreç hareketle mobilize olurken, hareketsizlik (istirahat) ağrıyı artırır.

Anahtar Kavram

İnflamatuar Bel Ağrısı (İBA) ve Spondiloartropati (SpA) Klinik Özellikleri

Alternatif Yöntem

ASAS (Uluslararası Spondiloartrit Değerlendirme Derneği) kriterlerini hatırlayarak eleme yöntemi kullanılabilir.
Tahmini Süre:45s
Soru 140Soru →

6767 yaşında kadın hasta, her iki dizinde yaklaşık 22 yıldır devam eden, özellikle merdiven inip çıkarken artan ve dinlenmekle azalan ağrı şikayetiyle başvuruyor. Hastanın sabahları eklemlerinde yaklaşık 1010 dakika süren bir tutukluk hissettiği öğreniliyor. Fizik muayenede diz eklemlerinde hareketle krepitasyon ve hafif kemik genişlemeleri saptanıyor; ancak ısı artışı veya belirgin efüzyon izlenmiyor. Laboratuvar incelemesinde eritrosit sedimentasyon hızı (1212 mm/saat) ve C-reaktif protein (33 mg/L) düzeyleri normal sınırlarda bulunuyor. Bu hastanın diz grafisinde aşağıdakilerden hangisinin saptanması en az olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Juksta-artiküler osteoporoz

Cevap

Juksta-artiküler osteoporoz seçeneği, osteoartrit kliniği ile uyumlu bu hastada görülmesi beklenmeyen bir bulgudur.
Juksta-artiküler osteoporoz (veya periartiküler osteoporoz), eklem çevresindeki kemik mineral yoğunluğunun kaybıdır ve Romatoid Artrit gibi inflamatuar sinovit ile giden hastalıkların erken radyolojik işaretidir. Osteoartrit ise kıkırdak yıkımı ve buna yanıt olarak gelişen kemik hipertrofisi (skleroz ve osteofit) ile karakterize mekanik bir hastalıktır; bu nedenle kemik yoğunluğunda lokal bir azalma değil, aksine subkondral bölgede artış (skleroz) beklenir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
Hasta 6565 yaş üstü, mekanik karakterli ağrı (aktiviteyle artan, dinlenmekle azalan) ve kısa süreli sabah tutukluğu (<30<30 dakika) tarifliyor.
Osteoartrit ile inflamatuar artritlerin (örneğin Romatoid Artrit) ayrımını yapmak için ağrı karakteri ve tutukluk süresi kritiktir.
2
Fizik muayene ve laboratuvar bulgularını değerlendir
Krepitasyon ve kemik genişlemesi (osteofit belirtisi) varken; sedimentasyon ve CRP gibi inflamatuar belirteçler normaldir.
Osteoartrit non-inflamatuar bir süreçtir; bu nedenle sistemik inflamasyon göstergeleri genellikle normal kalır.
3
Radyolojik bulguları karşılaştır
Osteoartritte asimetrik daralma, skleroz, osteofit ve kist beklenirken; inflamatuar artritlerde erozyon ve juksta-artiküler osteoporoz beklenir.
Soru, osteoartritin radyolojik özelliklerini ayırt etme yetisini ölçmektedir.

Anahtar Kavram

Osteoartritin (OA) radyolojik bulguları mekanik stresle ilişkilidir (skleroz, osteofit); inflamatuar bulgular (erozyon, periartiküler osteoporoz) OA'da izlenmez.

Daha Fazla Pratik

Osteoartritin el tutulumunda görülen Heberden ve Bouchard nodüllerinin yerleşim yerlerini ve eroziv osteoartritin 'martı kanadı' (seagull wing) görünümünü inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 7 / 28Sonraki
Romatoloji Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 7 | Examkin