Hematoloji ve Onkoloji

409 soru

Soru 81Soru →

5 yaşında bir erkek çocuk, son iki haftadır giderek artan bacaklarda güçsüzlük, yürüme güçlüğü ve yeni başlayan idrar kaçırma şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenede alt ekstremitelerde kas gücü kaybı ve hiperrefleksi saptanmıştır. Çekilen spinal MR incelemesinde T12-L1 düzeyinde spinal korda bası yapan epidural bir kitle izlenmiştir. Batın ultrasonografisinde ise paraaortik bölgede 1,5 cm çapında tek bir lenf nodu saptanmıştır. Epidural kitleden yapılan biyopsi sonucu t(8;14)t(8;14) pozitif Burkitt lenfoma ile uyumlu gelmiştir. Hastanın kemik iliği aspirasyonunda blast oranı %2\%2 bulunmuş ve beyin omurilik sıvısı (BOS) sitolojisi negatif olarak değerlendirilmiştir.

Bu hasta için en uygun Murphy (St. Jude) evresi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evre III

Cevap

Murphy (St. Jude) evrelemesine göre hastanın evresi Evre III'tür.
Çocukluk çağı Non-Hodgkin Lenfomalarında (NHL) kullanılan Murphy (St. Jude) evreleme sisteminde, paraspinal veya epidural kitlelerin varlığı, diğer tutulum bölgelerinden bağımsız olarak hastayı doğrudan Evre III kategorisine sokar. Bu vakada epidural kitle saptandığı için, paraaortik lenf nodu tutulumu diyaframın aynı tarafında olsa dahi hastalık Evre III'tür.

Adım Adım Çözüm

1
Tanının ve tutulum yerlerinin belirlenmesi
Burkitt lenfoma; epidural kitle ve paraaortik lenf nodu mevcut.
Evreleme yapabilmek için tüm hastalık odaklarının anatomik konumu netleştirilmelidir.
2
Kemik iliği ve merkezi sinir sistemi (MSS) durumunun değerlendirilmesi
Kemik iliği blastı %2\%2 (negatif), BOS sitolojisi negatif.
%25\%25 altındaki ilik tutulumu Evre IV lehinedir ancak MSS tutulumu (BOS pozitifliği veya kraniyal sinir tutulumu) yoktur. Epidural kitle MSS tutulumu sayılmaz.
3
Murphy (St. Jude) evreleme kriterlerinin uygulanması
Epidural tutulum doğrudan Evre III kriteridir.
Murphy sisteminde intratorasik tümörler, yaygın intraabdominal hastalık ve tüm paraspinal/epidural kitleler diğer bulgulardan bağımsız olarak Evre III kabul edilir.

Anahtar Kavram

Murphy (St. Jude) Evrelemesinde Epidural Tutulum

Daha Fazla Pratik

Murphy evrelemesinde intratorasik yerleşimli (mediastinal) tümörlerin de doğrudan Evre III kabul edildiğini hatırlayınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 82Soru →

66 yaşında evre IV nöroblastoma tanısıyla izlenen bir erkek çocuk, son iki gündür giderek şiddetlenen sırt ağrısı ve bu sabah başlayan bacaklarını hareket ettirememe şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenede her iki alt ekstremitede motor güç 1/51/5, derin tendon reflekslerinde artış ve mesane glob saptanıyor. Bu hastada spinal kord basısı (medüller bası) şüphesiyle yapılması gereken en uygun ilk basamak yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Acil spinal MR görüntüleme planlanması ve intravenöz yüksek doz deksametazon başlanması

Cevap

Acil spinal MR görüntüleme planlanması ve intravenöz yüksek doz deksametazon başlanması en uygun yaklaşımdır.
Spinal kord basısı (medüller bası), pediatrik onkolojik hastaların yaklaşık %5\%5'inde görülen ve kalıcı nörolojik hasarı önlemek için hızlı müdahale gerektiren bir acildir. Sırt ağrısı, motor güçsüzlük ve otonomik disfonksiyon (idrar retansiyonu gibi) varlığında altın standart tanı yöntemi spinal MR'dır. Medikal yönetimde vazojenik ödemi hızla azaltmak amacıyla yüksek doz intravenöz deksametazon başlanması en öncelikli adımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların (sırt ağrısı, motor kayıp, mesane distansiyonu) onkolojik bir acil olan spinal kord basısına işaret ettiğini fark et.
Medüller bası ön tanısı.
Paraparezi ve sfinkter kusuru nörolojik bir acildir.
2
Vazojenik ödemi azaltmak ve nörolojik hasarın ilerlemesini durdurmak için ilaç uygula.
Deksametazon tedavisi.
Kortikosteroidler kitle çevresindeki ödemi azaltarak basıyı hafifletir.
3
Tanıyı kesinleştirmek ve bası seviyesini belirlemek için en duyarlı görüntüleme yöntemini iste.
Spinal MR görüntüleme.
MR, yumuşak doku ve kord basısını göstermede altın standarttır.

Anahtar Kavram

Spinal Kord Basısı Yönetimi

Alternatif Yöntem

Eğer MR'a ulaşılamıyorsa, BT miyelografi alternatif olarak kullanılabilir ancak MR ilk tercihtir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 83Soru →

12 aylık bir erkek çocuk, halsizlik ve solukluk yakınmasıyla polikliniğe getirilmiştir. Öyküsünden 4. aydan itibaren ek gıda olarak yoğun miktarda inek sütü aldığı, kırmızı et tüketmediği öğrenilmiştir. Fizik muayenesinde konjonktivalarda solukluk ve hafif taşikardi saptanmıştır. Hastaya ait laboratuvar verileri aşağıda sunulmuştur:

TetkikSonuç
Hemoglobin (Hb)8.58.5 g/dL
Ortalama Eritrosit Hacmi (MCV)6262 fL
Eritrosit Dağılım Genişliği (RDW)%19.5\%19.5
Eritrosit (RBC) Sayısı3.8×10123.8 \times 10^{12}/L
Serum Demiri2222 μ\mug/dL
Total Demir Bağlama Kapasitesi (TDBK)480480 μ\mug/dL
Ferritin66 ng/mL

Bu verilere dayanarak, hastadaki aneminin en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Demir eksikliği anemisi

Cevap

Demir eksikliği anemisi
Hastanın kliniği (erken inek sütü alımı) ve laboratuvar bulguları (düşük ferritin, yüksek TDBK, yüksek RDW ve Mentzer indeksi > 13) demir eksikliği anemisi tanısı için karakteristiktir. Demir eksikliği anemisinde eritrosit üretimi yetersiz olduğu için eritrosit (RBC) sayısı genellikle düşüktür ve hücre boyutları arasındaki fark (RDW) artmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Anemi tipini belirle
Hb: 8.58.5 g/dL (Düşük) ve MCV: 6262 fL (Düşük)
Hastada mikrositer bir anemi tablosu mevcuttur.
2
Eritrosit indekslerini ve demir parametrelerini değerlendir
RDW: %19.5\%19.5 (Yüksek), Ferritin: 66 ng/mL (Düşük), TDBK: 480480 μ\mu g/dL (Yüksek)
Yüksek RDW ve düşük ferritin, demir depolarının tükendiğini ve demir eksikliği anemisini gösterir.
3
Ayırıcı tanı için Mentzer İndeksini hesapla
62/3.8=16.362 / 3.8 = 16.3
Mentzer indeksinin 13'ten büyük olması demir eksikliği anemisini, 13'ten küçük olması talasemi taşıyıcılığını destekler.

Anahtar Kavram

Demir eksikliği anemisinde mikrositoz, yüksek RDW, düşük ferritin ve yüksek TDBK temel laboratuvar bulgularıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 84Soru →

5 yas¸ında5\text{ yaşında} bir erkek çocuk; yaklaşık bir aydır devam eden iştahsızlık, bacak ağrısı, halsizlik ve vücudunda morluklar şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde solukluk, alt ekstremitelerde yaygın peteşi ve ekimozlar saptanıyor. Batın muayenesinde kosta yayını 3 cm3\text{ cm} geçen karaciğer ve 4 cm4\text{ cm} geçen dalak palpe ediliyor. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin 6.8 g/dL6.8\text{ g/dL}, trombosit 18.000/mm318.000/\text{mm}^3, lökosit 35.000/mm335.000/\text{mm}^3 bulunuyor. Periferik yaymada %75\%75 oranında dar sitoplazmalı lenfoblastlar izleniyor. Bu hastada tanıyı kesinleştirmek için yapılacak kemik iliği aspirasyonunda görülmesi beklenen en olası histokimyasal özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Blastlarda Periyodik asit-Schiff (PAS) pozitifliği

Cevap

Blastlarda Periyodik asit-Schiff (PAS) pozitifliği
Hastanın klinik sunumu (solukluk, morluk, hepatosplenomegali, kemik ağrısı) ve periferik yaymadaki lenfoblast varlığı Akut Lenfoblastik Lösemi (ALL) tanısını koydurur. ALL'de blastların histokimyasal boyanmasında Periyodik asit-Schiff (PAS) pozitifliği en karakteristik ve beklenen bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Hastada pansitopeni (anemi, trombositopeni), hepatosplenomegali ve bacak ağrısı mevcuttur.
Bu tablo pediatrik yaş grubunda öncelikle Akut Lenfoblastik Lösemi'yi (ALL) düşündürür.
2
Laboratuvar ve yayma bulgularının analizi
Periferik yaymada izlenen lenfoblastlar ve klinik tablo ALL tanısını desteklemektedir.
Tanıyı kesinleştirmek için kemik iliği aspirasyonunda lenfoblastların morfolojik ve histokimyasal özellikleri incelenmelidir.
3
Histokimyasal ayırıcı tanının yapılması
Lenfoblastlar PAS (+) boyanırken, AML'de görülen miyeloblastlar MPO (+) boyanır.
PAS boyası ALL'de tanısal bir ipucudur ve lenfoblastların glikojen içeriği nedeniyle bloklar halinde pozitiflik verir.

Anahtar Kavram

Akut Lenfoblastik Lösemi (ALL) tanısında lenfoblastlar Periyodik asit-Schiff (PAS) ile pozitif, Miyeloperoksidaz (MPO) ile negatif boyanır.

İpuçları

1
Çocuklarda pansitopeni ve organomegali ile seyreden en sık maligniteyi düşünün.
2
Lenfoblastlar ile miyeloblastların histokimyasal ayırıcı tanısında kullanılan boyaları hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Akut lösemilerde risk sınıflandırmasını belirleyen t(12;21)t(12;21) ve t(9;22)t(9;22) gibi sitogenetik anomalileri gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 85Soru →

88 yaşındaki erkek çocuk, ağır Hemofili A tanısıyla rekombinant Faktör VIIIVIII replasman tedavisi almaktadır. Son dönemde gelişen diz eklemi kanamasının (hemartrozhemartroz) standart doz faktör replasmanına rağmen kontrol altına alınamadığı görülüyor. Yapılan laboratuvar analizlerinde saptanan bulgular aşağıdadır:

Test / UygulamaSonuç (Saniye)Referans (Saniye)
Hasta aPTT828225−3525 - 35
Hasta PT121211−1411 - 14
1:11:1 Karıştırma Testi (Hemen)3232-
1:11:1 Karıştırma Testi (37∘C37^{\circ}C, 22 saat inkübasyon)7878-
Normal Plazma Kontrol (37∘C37^{\circ}C, 22 saat inkübasyon)3131-

Bu klinik ve laboratuvar verilerine dayanarak, hastada gelişen tabloyu açıklayan en olası mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Faktör VIII inhibitörü gelişimi

Cevap

Hastada gelişen klinik tabloyu en iyi açıklayan durum Faktör VIII inhibitörü gelişimidir.
Hemofili A hastalarında Faktör VIII'e karşı gelişen antikorlar (inhibitörler), faktör replasman tedavisine klinik yanıtsızlığın en sık nedenidir. Laboratuvarda karıştırma testinde, inhibitörlerin Faktör VIII'i nötralize etmesi için belirli bir süre ve sıcaklık (37∘C37^{\circ}C, 1−21-2 saat) gerektiğinden, hemen yapılan testte aPTT normal sınırlara inerken inkübasyon sonrası tekrar uzaması tanı koydurucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et.
Bilinen Hemofili A hastasında standart doz faktör replasmanına yanıt alınamayan aktif bir kanama (hemartrozhemartroz) mevcuttur.
Replasman tedavisine yanıtsızlık, faktöre karşı antikor (inhibitör) gelişmiş olabileceğini düşündüren en önemli klinik ipucudur.
2
Koagülasyon testlerini değerlendir.
PT normal, aPTT belirgin uzamış (8282 sn).
İntrinsik yolaktaki bir defekt (Faktör VIIIVIII, IXIX, XIXI veya XIIXII eksikliği/inhibitörü) aPTT süresini uzatır.
3
Karıştırma (MixingMixing) testi dinamiklerini yorumla.
Hemen yapılan 1:11:1 karıştırmada aPTT düzelirken (3232 sn), 37∘C37^{\circ}C'de 22 saatlik inkübasyon sonrası aPTT tekrar uzamıştır (7878 sn).
Faktör VIIIVIII inhibitörleri (IgG yapısındaki antikorlar) zaman ve sıcaklık bağımlı kinetik gösterir. İnkübasyon süresi, antikorların normal plazmadan gelen faktör VIIIVIII'i nötralize etmesine olanak tanır.
4
Ayırıcı tanı yap.
Zaman bağımlı uzama saptanması faktör eksikliği veya lupus antikoagulanından ziyade spesifik inhibitörü işaret eder.
Lupus antikoagulanında hemen yapılan testte de uzama sürer; basit eksikliklerde ise inkübasyon sonrası düzelme devam eder.

Anahtar Kavram

Faktör VIII inhibitörlerinin kinetik özelliği (Zaman ve sıcaklık bağımlı nötralizasyon)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 86Soru →

1010 aylık bir erkek bebek; 44 aylıktan itibaren sadece taze keçi sütü ile beslendiği öyküsüyle, belirgin solukluk ve halsizlik yakınmasıyla getiriliyor. Fizik muayenesinde büyüme ve gelişme basamaklarının yaşına uygun olduğu, nörolojik muayenesinde ise herhangi bir patoloji saptanmadığı görülüyor. Laboratuvar incelemesinde Hb: 7.2 g/dL7.2 \text{ g/dL}, MCV: 108 fL108 \text{ fL}, lökosit: 6.500/mm36.500/\text{mm}^3, trombosit: 210.000/mm3210.000/\text{mm}^3 bulunuyor. Periferik yaymada makrositoz ve hipersegmente nötrofiller izleniyor.

Bu bebekte aşağıdakilerden hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Normal serum metilmalonik asit düzeyi

Cevap

Normal serum metilmalonik asit düzeyi saptanması en olasıdır.
Doğru seçenek olan metilmalonik asit düzeyinin normal olması, folat eksikliğini vitamin B12B_{12} eksikliğinden ayıran en önemli laboratuvar farkıdır. Keçi sütü folat açısından oldukça fakir bir besin kaynağıdır ve bu öykü folat eksikliğine işaret eder. Ayrıca hastada nörolojik bulgu olmaması da bu tanıyı destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Diyet öyküsünü ve risk faktörlerini değerlendir.
Taze keçi sütü folat bakımından çok fakirdir; sadece bu sütle beslenenlerde folat eksikliği gelişir.
Megaloblastik aneminin etiyolojisini belirlemek için beslenme öyküsü kritiktir.
2
Klinik bulguları yorumla.
Nörolojik muayenenin normal olması folat eksikliğini, vitamin B12B_{12} eksikliğinden ayırmada önemli bir ipucudur.
Vitamin B12B_{12} eksikliğinde subakut kombine dejenerasyon gibi nörolojik bulgular beklenirken, folat eksikliğinde genellikle görülmez.
3
Biyokimyasal ayırıcı tanı parametrelerini karşılaştır.
Folat eksikliğinde homosistein artar ancak metilmalonik asit (MMA) normaldir.
MMA sadece vitamin B12B_{12} bağımlı bir reaksiyonda (metilmalonil-KoA'nın süksinil-KoA'ya dönüşümü) kullanılır.

Anahtar Kavram

Folat eksikliğinde serum metilmalonik asit (MMA) düzeyi normaldir, homosistein düzeyi ise artmıştır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 87Soru →

Üç yaşında bir kız çocuk, tekrarlayan burun kanaması ve vücudunda kolay morarma şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde bacaklarda ve gövdede yaygın peteşiler saptanmış; karaciğer ve dalak büyüklüğü ise saptanmamıştır. Laboratuvar incelemelerinde; hemoglobin 12 g/dL12 \text{ g/dL}, lökosit 8.500/mm38.500/\text{mm}^3, trombosit sayısı 250.000/mm3250.000/\text{mm}^3, MPV 9 fL9 \text{ fL}, kanama zamanı 16 dakika16 \text{ dakika} (Normal: 2−72-7), PT 12 saniye12 \text{ saniye} ve aPTT 26 saniye26 \text{ saniye} bulunmuştur. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glanzmann trombastenisi

Cevap

Vakada normal trombosit sayısı ve normal MPV değerlerine rağmen uzamış kanama zamanı ve normal koagülasyon testleri saptanması, tanı olarak Glanzmann trombastenisini işaret eder.
Doğru seçenek olan hastalıkta, trombositlerin yüzeyindeki glikoprotein IIb/IIIa (GPIIb/IIIa) reseptör kompleksinin eksikliği veya kusuru söz konusudur. Bu durum, trombositlerin fibrinojen aracılığıyla birbirine bağlanmasını (agregasyon) engeller. Hastada trombosit sayısı, büyüklüğü (MPV) ve pıhtılaşma faktörlerini ölçen testler (PT, aPTT) tamamen normaldir; ancak fonksiyonel bozukluk nedeniyle kanama zamanı belirgin şekilde uzamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların (peteşi, burun kanaması) değerlendirilmesi
Bulgular bir primer hemostaz (trombosit veya damar duvarı) bozukluğunu düşündürmektedir.
Peteşi ve mukozal kanamalar primer hemostaz kusurlarının tipik göstergesidir.
2
Trombosit sayısı ve morfolojisinin (MPV) analizi
Trombosit sayısı (250.000/mm3250.000/\text{mm}^3) ve MPV (9 fL9 \text{ fL}) normaldir.
Normal değerler ITP ve Bernard-Soulier gibi trombositopenik durumları dışlar.
3
Koagülasyon testlerinin (PT, aPTT) incelenmesi
PT ve aPTT değerleri normal sınırlardadır.
Normal koagülasyon testleri Hemofili gibi sekonder hemostaz bozukluklarını dışlar.
4
Diferansiyel tanı sentezi
En olası tanı Glanzmann trombastenisidir.
Normal trombosit parametreleri ve normal koagülasyon testleri eşliğinde izole kanama zamanı uzaması, tipik olarak GPIIb/IIIa eksikliğine bağlı agregasyon kusurunu gösterir.

Anahtar Kavram

Glanzmann trombastenisinde trombosit sayısı ve morfolojisi normaldir, ancak agregasyon kusuru nedeniyle kanama zamanı uzamıştır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 88Soru →

44 yaşında bir erkek çocuk, yaklaşık 22 aydır giderek artan dengesizlik ve sabahları olan baş ağrısı şikayetleriyle getiriliyor. Beyin MRG incelemesinde dördüncü ventriküle bası yapan, serebellar vermis yerleşimli kitle saptanıyor. Tümörün total rezeksiyonu sonrası patolojik inceleme sonucu 'desmoplastik medulloblastom' olarak raporlanıyor. Hastanın fizik muayenesinde yüzde multipl bazal hücreli karsinomlar, çenede odontojenik keratokistler ve kosta anomalileri (bifid kosta) saptanıyor. Bu hastada altta yatan sendrom ve sorumlu genetik mutasyon aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gorlin sendromu - PTCH1PTCH1 mutasyonu

Cevap

Gorlin sendromu - PTCH1PTCH1 mutasyonu
Hastadaki medulloblastom (özellikle desmoplastik tip), multipl bazal hücreli karsinomlar, çene kistleri ve kosta anomalileri birlikteliği tipik Gorlin sendromunu tanımlar. Bu sendrom, SHH yolağında görevli PTCH1PTCH1 genindeki mutasyonlar sonucu ortaya çıkar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguların sentezi
Serebellar vermis yerleşimi ve ataksi bulguları pediatrik yaş grubunda öncelikle medulloblastomu düşündürür.
Medulloblastom çocukluk çağının en sık malign beyin tümörüdür ve posterior fossada yerleşir.
2
Patolojik varyantın değerlendirilmesi
Desmoplastik medulloblastom tanısı, Sonic Hedgehog (SHH) sinyal yolağı aktivasyonu ile ilişkilidir.
Desmoplastik tip, moleküler sınıflamada SHH alt grubunda yer alma olasılığı en yüksek varyanttır.
3
Ekstrakraniyal bulguların analizi
Bazal hücreli karsinomlar, odontojenik keratokistler ve bifid kosta varlığı Nevoid Bazal Hücreli Karsinom Sendromu (Gorlin Sendromu) tanısını koydurur.
Bu bulgular Gorlin sendromunun majör tanı kriterleri arasındadır.
4
Genetik eşleştirme
Gorlin sendromundan sorumlu gen PTCH1PTCH1 (Patched 1) genidir.
PTCH1PTCH1 mutasyonu, SHH yolağının sürekli aktif kalmasına neden olarak tümör gelişimini tetikler.

Anahtar Kavram

Gorlin Sendromu (Nevoid Bazal Hücreli Karsinom Sendromu) ve Medulloblastom İlişkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 89Soru →

18 aylık bir erkek çocuk, belirgin solukluk ve huzursuzluk şikayetleri ile polikliniğe getiriliyor. Öyküsünden, çocuğun günde yaklaşık 1000 mL1000 \, mL inek sütü tükettiği ve iki gün önce yüksek ateşle seyreden bir üst solunum yolu enfeksiyonu geçirdiği öğreniliyor. Fizik muayenede konjonktivalarda solukluk saptanırken, karaciğer ve dalak palpasyonla ele gelmiyor. Hastanın laboratuvar sonuçları aşağıda sunulmuştur:

ParametreSonuç
Hemoglobin (Hb)8.4 g/dL8.4 \, g/dL
MCV60 fL60 \, fL
RBC (Eritrosit sayısı)3.5×1012/L3.5 \times 10^{12}/L
RDW%20.2\%20.2
Serum Demiri25 μg/dL25 \, \mu g/dL
DBK (Toplam Demir Bağlama Kapasitesi)465 μg/dL465 \, \mu g/dL
Ferritin32 ng/mL32 \, ng/mL
Periferik YaymaHipokromi, belirgin mikrositoz, anizositoz

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Demir eksikliği anemisi

Cevap

Demir eksikliği anemisi tanısı, hastanın yüksek RDW, yüksek Mentzer indeksi ve yüksek DBK değerlerine dayanmaktadır; enfeksiyon varlığı ferritini yalancı olarak normal sınırlara çekmiştir.
Hastada saptanan mikrositik anemiye (MCV: 60 fL60 \, fL) eşlik eden yüksek RDW (%20.2\%20.2) ve 1313'ün üzerindeki Mentzer indeksi (17.117.1), demir eksikliği anemisini (DEA) güçlü bir şekilde destekler. Demir eksikliği tanısında ferritin değerinin 12 ng/mL12 \, ng/mL altında olması altın standarttır; ancak ferritinin bir akut faz reaktanı olduğu ve enfeksiyon/inflamasyon durumlarında yalancı olarak yükselebileceği bilinmelidir. Hastadaki geçirilmiş ateşli enfeksiyon ferritin değerini 32 ng/mL32 \, ng/mL düzeyine çekmiştir. Ancak Toplam Demir Bağlama Kapasitesinin (DBK) 465 μg/dL465 \, \mu g/dL gibi yüksek bir değerde olması, demir eksikliği tanısını kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Anemi tipinin belirlenmesi için MCV ve RDW değerlerini analiz edin.
MCV (60 fL60 \, fL) düşük (mikrositik) ve RDW (%20.2\%20.2) yüksek (anizositoz) saptandı.
Mikrositik anemi ayırıcı tanısında ilk adım morfolojik indekslerin değerlendirilmesidir.
2
Mentzer indeksi hesaplamasını yapın (MCV/RBCMCV / RBC).
60/3.5=17.160 / 3.5 = 17.1 olarak hesaplandı.
Mentzer indeksinin 1313'den büyük olması demir eksikliği anemisini, 1313'den küçük olması ise talasemi taşıyıcılığını destekler.
3
Demir parametrelerini ve hastanın klinik öyküsünü birlikte yorumlayın.
Serum demiri düşük (25 μg/dL25 \, \mu g/dL), DBK yüksek (465 μg/dL465 \, \mu g/dL) ve ferritin normal (32 ng/mL32 \, ng/mL) saptandı.
Ferritin bir akut faz reaktanıdır; hastanın geçirdiği ateşli enfeksiyon, normalde düşük olması gereken ferritin düzeyini yalancı olarak yükseltmiştir (maskelenmiş ferritin).
4
Ayırıcı tanıları dışlayarak en olası tanıyı belirleyin.
Düşük RBC sayısı ve yüksek DBK değerleri talasemi ve kronik hastalık anemisini dışlayarak demir eksikliği anemisini doğrular.
Talasemide RBC sayısı genellikle yüksek, kronik hastalık anemisinde ise DBK düşüktür.

Anahtar Kavram

Demir eksikliği anemisinde ferritin düzeyinin enfeksiyon veya inflamasyon varlığında (akut faz reaksiyonu) yalancı normal saptanabileceği unutulmamalıdır.

Alternatif Yöntem

Laboratuvar verileriyle Mentzer indeksi ve RDW/RBC oranı (Ricerca indeksi) gibi formüller kullanılarak, talasemi ve demir eksikliği arasındaki ayrım hızlıca yapılabilir.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 90Soru →

Dokuz yaşında bir kız çocuk, tekrarlayan burun kanamaları ve halsizlik şikayetleri ile polikliniğe getiriliyor. Öyküsünden kısa boyluluk ve doğuştan at nalı böbrek nedeniyle takipli olduğu öğreniliyor. Fizik muayenesinde hiperpigmente cilt lezyonları, mikrosefali, her iki radiusun kısa olduğu ve her iki el baş parmağının izlenmediği saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde Hb:6,8 g/dLHb: 6,8\ g/dL, lökosit sayısı: 2.200/mm32.200/mm^3 (mutlak nötrofil sayısı: 800/mm3800/mm^3), trombosit sayısı: 18.000/mm318.000/mm^3, retikülosit oranı: %0,4\%0,4 ve MCV:105 fLMCV: 105\ fL olarak ölçülüyor. Bu hastada saptanan klinik ve laboratuvar bulgularının altında yatan temel patofizyolojik mekanizma hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: DNA tamir mekanizmalarındaki kalıtsal bozukluk

Cevap

Hastadaki klinik bulgular ve pansitopeni, DNA tamir mekanizmalarındaki bozuklukla karakterize olan Fanconi Aplastik Anemisi'ni işaret etmektedir.
Hastada saptanan kısa boy, radius ve baş parmak anomalileri, at nalı böbrek ve ciltteki hiperpigmente lekeler (cafe-au-lait), pansitopeni tablosuyla birleştiğinde Fanconi Aplastik Anemisi tanısını doğrular. Bu hastalığın temel patofizyolojik mekanizması, DNA çift zincir kırıklarının ve çapraz bağlarının onarılmasından sorumlu olan genlerdeki mutasyonlar sonucu gelişen DNA tamir bozukluğudur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik bulgularını (somatik anomaliler) değerlendir.
Kısa boy, at nalı böbrek, radius/baş parmak yokluğu ve cilt lezyonları saptandı.
Bu bulgular kalıtsal kemik iliği yetersizliği sendromları arasında en sık görülen Fanconi Aplastik Anemisi (FAA) için tipiktir.
2
Laboratuvar verilerini analiz et.
Derin pansitopeni ve makrositoz (MCV:105 fLMCV: 105\ fL) olduğu görüldü.
FAA'da pansitopeniye eşlik eden makrositoz ve fetal hemoglobin (HbF) artışı karakteristik erken bulgulardır.
3
Hastalığın patofizyolojisini tanımla.
FAA, DNA çapraz bağlarının tamir edilememesi (DNA onarım defekti) sonucu oluşur.
FANC gen ailesindeki mutasyonlar, hücrelerin DNA hasarına karşı aşırı duyarlı olmasına ve erken kök hücre tükenmesine yol açar.

Anahtar Kavram

Fanconi Aplastik Anemisi, DNA tamir defekti sonucu gelişen, somatik anomaliler ve pansitopeni ile seyreden kalıtsal bir hastalıktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 91Soru →

22 yaşında bir erkek çocuk, karın şişliği ve iştahsızlık şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Çekilen batın tomografisinde; batın sol üst kadranda yerleşen, orta hattı geçen, aorta ve mezenterik damarları çevreleyen (encasement), içinde yaygın kalsifikasyonlar barındıran solid bir kitle saptanıyor.

Bu hastadaki en olası tanı düşünüldüğünde, aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kitlenin renal ven içine invazyon göstererek vena kava inferiora uzanması tipik bir özelliğidir.

Cevap

Kitlenin renal ven içine invazyon göstererek vena kava inferiora uzanması nöroblastomun değil, Wilms tümörünün tipik bir özelliğidir.
Soruda tanımlanan orta hattı geçen, kalsifikasyon içeren ve damarları çevreleyen (encasement) kitle nöroblastom tanısını kesinleştirir. Nöroblastom damarları sarmalar ancak damar lümenine invazyon yapması beklenmez. Renal ven ve vena kava inferior içine tümör trombusu uzanımı Wilms tümörü için klasik bir bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguları değerlendir.
Orta hattı geçen, damarları çevreleyen (encasement) ve kalsifikasyon içeren kitle nöroblastomu işaret eder.
Wilms tümörü genellikle orta hattı geçmez, kalsifikasyon nadirdir ve damarları çevrelemek yerine itme eğilimindedir.
2
Nöroblastomun karakteristik özelliklerini gözden geçir.
VMA/HVA yüksekliği, N-myc amplifikasyonu, opsoklonus-miyoklonus sendromu ve tanı anında yüksek metastaz oranı nöroblastomun özellikleridir.
Hastalığın biyokimyasal, genetik ve klinik seyri bu bulgularla uyumludur.
3
Damar ilişkisini analiz et.
Renal ven ve vena kava inferior invazyonu Wilms tümörü için karakteristiktir.
Nöroblastom damarları sarmalar (encasement) ancak lümen içine invazyon yapması beklenmez.

Anahtar Kavram

Nöroblastom ve Wilms tümörü arasındaki radyolojik ve klinik farklar (Vasküler invazyon vs. Çevreleme)
Soru 92Soru →

Hızla büyüyen karın şişliği ve karın ağrısı şikayetiyle getirilen 8 yaşındaki bir çocukta, yapılan doku biyopsisinin histopatolojik incelemesinde; yaygın malign lenfositler arasında serpilmiş berrak sitoplazmalı makrofajların oluşturduğu "yıldızlı gökyüzü" (starry sky) görünümü saptanmıştır. Bu klinik ve histopatolojik bulgularla en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Burkitt lenfoma

Cevap

Histopatolojik olarak saptanan 'yıldızlı gökyüzü' (starry sky) görünümü Burkitt lenfoma tanısı için tipiktir.
Burkitt lenfoma, histopatolojik incelemede 'yıldızlı gökyüzü' (starry sky) manzarası ile tanınan, oldukça agresif bir B hücreli Non-Hodgkin lenfoma türüdür. Bu görünüm, malign lenfoid hücreler arasında serpilmiş ve içlerinde hücresel kalıntılar barındıran (tingible body) soluk sitoplazmalı makrofajlar tarafından oluşturulur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Çocuk yaş grubunda hızla büyüyen abdominal kitle, Non-Hodgkin Lenfoma (özellikle Burkitt tipi) olasılığını güçlendirir.
Burkitt lenfoma, insan vücudunda en hızlı çoğalan tümörlerden biridir ve sıklıkla abdominal yerleşimle prezante olur.
2
Histopatolojik bulguyu analiz et.
Yıldızlı gökyüzü görünümü saptandı.
Bu görünüm, koyu boyanan malign lenfositlerin oluşturduğu zeminde, apoptotik hücreleri yiyen (tingible body) berrak sitoplazmalı makrofajların varlığıyla oluşur.
3
Bulguyu hastalıkla eşleştir.
Burkitt lenfoma tanısına ulaşılır.
Yıldızlı gökyüzü görünümü Burkitt lenfoma için patognomonik sayılabilecek kadar karakteristiktir.

Anahtar Kavram

Burkitt lenfomanın histopatolojik tanısında 'yıldızlı gökyüzü' (starry sky) görünümü en spesifik bulgudur.
Soru 93Soru →

1313 yaşında bir erkek çocuk, yaklaşık 22 haftadır devam eden kuru öksürük ve nefes darlığı şikayetleriyle getiriliyor. Fizik muayenesinde yüzde ve boyunda ödem ile venöz dolgunluk artışı (superior vena kava sendromu bulguları) saptanıyor. Çekilen toraks tomografisinde ön mediastende geniş kitle ve plevral efüzyon izleniyor. Plevral sıvı sitolojisinde T-hücreli lenfoblastik lenfoma ile uyumlu blastik hücreler saptanıyor. Kemik iliği aspirasyonu ve santral sinir sistemi (BOS) incelemeleri normal olarak değerlendiriliyor. Bu hasta için St. Jude (Murphy) evreleme sistemine göre en olası evre aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evre III

Cevap

St. Jude (Murphy) evreleme sistemine göre intratorasik yerleşimli (mediastinal) Non-Hodgkin lenfomalar Evre III olarak kabul edilir.
Çocukluk çağı Non-Hodgkin lenfomalarında (NHL) kullanılan St. Jude (Murphy) evreleme sistemine göre; mediastinal, plevral veya timik yerleşimli tüm primer intratorasik tümörler, kemik iliği veya MSS tutulumu yoksa doğrudan Evre III olarak kabul edilir. Bu hastada ön mediastinal kitle ve plevral efüzyon saptanması, kemik iliği ve MSS'nin ise temiz olması bu tanımı tam olarak karşılar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun ve tümör yerleşiminin analiz edilmesi
Hastada ön mediastinal kitle ve T-hücreli lenfoblastik lenfoma (NHL) saptanmıştır.
Evreleme sistemini seçmek için lenfoma tipini ve primer odağı belirlemek gerekir.
2
Yayılım durumunun (uzak metastaz) değerlendirilmesi
Kemik iliği ve santral sinir sistemi incelemeleri normaldir (disemine hastalık yok).
Evre IV olasılığını dışlamak için bu bölgelerin kontrolü kritiktir.
3
St. Jude (Murphy) evreleme kriterlerinin uygulanması
Primer intratorasik tümörlerin (mediastinal, plevral, timik) varlığı doğrudan Evre III kriteridir.
St. Jude sistemi, anatomik yerleşime göre spesifik bir sınıflandırma sunar.

Anahtar Kavram

St. Jude (Murphy) Evreleme Sistemi

Alternatif Yöntem

Lenfoblastik lenfoma (LBL) ile Akut Lenfoblastik Lösemi (ALL) ayrımı kemik iliği blast oranına dayanır. Kemik iliğinde blast oranı %25'in üzerindeyse ALL, altındaysa LBL tanısı öncelik kazanır. Evreleme sisteminde ise Murphy (St. Jude) sistemi NHL için standarttır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 94Soru →

1010 aylık bir bebek, her iki el ve ayak sırtında ani başlayan ağrılı şişlik ve belirgin huzursuzluk şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde belirgin konjonktival solukluk saptanırken, el ve ayak parmaklarında simetrik, ısı artışı olmayan ancak oldukça hassas yumuşak doku şişliği (daktilit) izleniyor. Laboratuvar incelemelerinde hemoglobin değeri 7.87.8 g/dLg/dL saptanıyor ve periferik yaymada polikromazi ile karakteristik "oraklaşmış" (sickle) eritrositler görülüyor.

Bu hastada kesin tanıyı koymak için yapılması gereken en uygun tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hemoglobin elektroforezi

Cevap

Kesin tanı için hemoglobin elektroforezi yapılmalıdır.
Vakada tarif edilen daktilit (el-ayak sendromu), orak hücreli anemide (OHA) mikrovasküler tıkanıklığa ve iskemiye bağlı gelişen tipik bir vazooklüzif kriz bulgusudur. Genellikle 66 aydan sonra, fetal hemoglobin (HbFHbF) düzeyleri azalıp anormal hemoglobin (HbSHbS) düzeyi arttığında ortaya çıkar. Periferik yaymada oraklaşmış eritrositlerin görülmesi tanıyı kuvvetle destekler. Hemoglobin elektroforezi, HbSHbS varlığını ve oranını göstererek OHA (HbSSHbSS) tanısını kesinleştiren yöntemdir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir
1010 aylık bebekte daktilit (el-ayak sendromu) ve anemi saptandı.
Daktilit, süt çocukluğu döneminde orak hücreli aneminin (OHA) ilk klinik belirtisidir.
2
Morfolojik bulguları yorumla
Periferik yaymada orak hücrelerin (sickle cells) görülmesi hemoglobinopatiyi doğrular.
HbS polimerizasyonu eritrositlerin karakteristik orak şeklini almasına neden olur.
3
Tanısal testi belirle
Hemoglobin varyantlarını ayırmak için elektroforez yöntemi seçildi.
Kesin tanı, HbA'nın yokluğunu ve baskın HbS varlığını gösteren elektroforez ile konur.

Anahtar Kavram

Orak hücreli anemide süt çocukluğu döneminin karakteristik ilk bulgusu daktilit (el-ayak sendromu), kesin tanı yöntemi ise hemoglobin elektroforezidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 95Soru →

66 yaşında bir erkek çocuk, idrar yolu enfeksiyonu nedeniyle sülfametoksazol-trimetoprim tedavisi başlandıktan 22 gün sonra gelişen halsizlik, solukluk ve idrar renginde koyulaşma şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde skleralar ikterik saptanırken, organomegali saptanmıyor. Laboratuvar tetkiklerinde hemoglobin 7.07.0 g/dL, retikülosit %1010, serum indirekt bilirubini 3.83.8 mg/dL ve LDH 11001100 U/L (yüksek) bulunuyor. Periferik yaymada "ısırılmış hücreler" (bite cells) ve polikromazi izleniyor.

Bu hastada ön tanıyı doğrulamak amacıyla yapılan eritrosit içi enzim ölçümünün normal saptanması durumunda, bu sonucu açıklayan en olası mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Genç eritrosit ve retikülositlerdeki enzim düzeyinin yaşlı hücrelere göre daha yüksek olması

Cevap

Akut hemoliz sırasında enzim düzeyi düşük olan yaşlı eritrositler öncelikle yıkıldığı ve dolaşıma enzim içeriği zengin genç retikülositler girdiği için enzim düzeyi yalancı normal saptanabilir.
Glikoz-6-fosfat dehidrogenaz (G6PD) enzimi eritrositler olgunlaştıkça azalır. Eksiklik durumunda oksidatif stresle karşılaşıldığında, enzim düzeyi en düşük olan yaşlı eritrositler hızla parçalanır. Buna karşılık, kemik iliğinden dolaşıma yeni çıkan retikülositler ve genç eritrositler daha yüksek enzim aktivitesine sahiptir. Akut hemoliz atağı sırasında ölçülen enzim düzeyi, bu genç hücrelerin baskınlığı nedeniyle normal sınırlarda saptanabilir. Bu nedenle kesin tanı için hemoliz durduktan ve retikülosit sayısı normale döndükten sonra (2−32-3 ay sonra) testin tekrarlanması gerekir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun değerlendirilmesi
Oksidatif bir ilaç (Bactrim) sonrası gelişen akut hemoliz bulguları (anemi, sarılık, koyu idrar) saptandı.
Oksidatif stresle tetiklenen hemoliz tablolarında G6PD eksikliği öncelikli tanıdır.
2
Laboratuvar ve periferik yayma bulgularının analizi
Yüksek retikülosit, indirekt bilirubinemi ve 'ısırılmış hücreler' (bite cells) izlendi.
Isırılmış hücreler, dalak makrofajlarının Heinz cisimciklerini eritrosit içinden çıkarmasıyla oluşur ve G6PD eksikliği için karakteristiktir.
3
Enzim ölçüm zamanlamasının yorumlanması
Akut atak sırasında retikülositlerin artışı, enzim seviyesini normal gibi gösterebilir.
G6PD seviyesi retikülositlerde en yüksektir ve hücre yaşlandıkça azalır; eksiklik durumunda yaşlı hücreler önce yıkılır.

Anahtar Kavram

G6PD eksikliğinde akut hemoliz atağı sırasında retikülositoz nedeniyle enzim düzeyi yalancı normal (false-negative) saptanabilir; kesin tanı için atak geçtikten 6−86-8 hafta sonra ölçüm yapılmalıdır.

Daha Fazla Pratik

Herediter sferositozda tanısal test olan EMA bağlama testi ve ozmotik frajilite testinin prensiplerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 96Soru →

1010 yaşındaki erkek çocuk, sol bacağında yaklaşık 66 aydır devam eden ağrı şikayetiyle getiriliyor. Ağrının özellikle geceleri arttığı ve çocuk tarafından kullanılan asetilsalisilik asit (aspirin) ile tamamen geçtiği belirtiliyor. Fizik muayenede femur orta kesiminde hafif hassasiyet dışında bulgu saptanmıyor. Çekilen radyografide femur diyafizinde 11 cm çapında, çevresi yoğun sklerotik kemik ile çevrili radyolüsent bir odak (nidus) saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osteoid osteoma

Cevap

Osteoid osteoma
Doğru cevap olan osteoid osteoma, 22 cm'den küçük radyolüsent bir nidus ve çevresinde yoğun skleroz ile karakterize benign bir kemik tümörüdür. En tipik özelliği gece ağrısı olması ve bu ağrının salisilatlar (aspirin) ile dramatik şekilde düzelmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların analizi
Gece ağrısı ve aspirin (salisilat) kullanımı ile ağrının dramatik şekilde düzelmesi saptandı.
Bu klinik tablo osteoid osteoma tanısı için en güçlü ipucudur.
2
Radyolojik bulguların yorumlanması
Diyafiz yerleşimli, 11 cm boyutunda (küçük) radyolüsent nidus ve çevresel skleroz görüldü.
Lezyonun boyutu ve nidus yapısı benign bir kemik tümörü olan osteoid osteomayı destekler.
3
Ayırıcı tanı yapılması
Boyutun 22 cm'den küçük olması osteoblastomu; klinik seyir ve radyolojik görünüm ise malign tümörleri dışladı.
Osteoblastom genellikle 22 cm'den büyüktür ve aspirin yanıtı zayıftır; malign tümörlerde ise aspirinle tam geçmeyen ağrı ve agresif periost reaksiyonları görülür.

Anahtar Kavram

Osteoid osteoma tanısında klinik (aspirin yanıtı) ve radyolojik (nidus boyutu) kriterlerin birlikteliği.

Daha Fazla Pratik

Osteoid osteomanın tedavisinde radyofrekans ablasyon ve cerrahi eksizyon seçeneklerini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 97Soru →

Fizik muayenesinde belirgin diş eti hipertrofisi (gingival hiperplazi) saptanan ve yapılan tetkikler sonucunda akut miyeloid lösemi (AML) tanısı alan bir çocukta, bu klinik bulgu aşağıdaki AML alt tiplerinden hangisi için en karakteristiktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut monoblastik lösemi (AML-M5)

Cevap

Akut monoblastik lösemi (AML-M5), monositik seriden köken alan blastların diş eti gibi yumuşak dokulara infiltrasyonu sonucu oluşan diş eti hipertrofisi ile karakterizedir.
Akut monoblastik lösemi (AML-M5), monositik seriye ait blastların yüksek infiltrasyon kapasitesi nedeniyle sıklıkla diş eti hipertrofisi, deri lezyonları ve hepatosplenomegali ile karakterize bir klinik tablo sunar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastadaki spesifik klinik bulguyu tanımlayın.
Bulgu: Diş eti hipertrofisi (gingival hiperplazi).
Lösemi tiplerini ayırt etmede ekstramedüller (ilik dışı) tutulum yerleri önemli bir ipucudur.
2
Diş eti tutulumu ile ilişkili hücre serisini hatırlayın.
Monositik hücre serisi (monoblastlar) doku infiltrasyonuna en yatkın seridir.
Monositik diferansiyasyon gösteren lösemilerde diş eti, deri (lösemi kutis) ve SSS tutulumu sıktır.
3
Uygun FAB (French-American-British) sınıflamasını eşleştirin.
AML-M4 (Miyelomonoblastik) ve AML-M5 (Monoblastik) tipleri monositik bileşen içerir.
Seçenekler arasında bu özelliği taşıyan en spesifik tip Akut monoblastik lösemidir (M5).

Anahtar Kavram

AML-M4 ve M5 alt tiplerinde blastların diş eti, deri ve santral sinir sistemine infiltrasyonu (ekstramedüller tutulum) karakteristiktir.
Tahmini Süre:45s
Soru 98Soru →

İki yaşında insüline bağımlı diyabet tanısı alan ve dört yaşında sensörinöral işitme kaybı saptanan bir kız çocuk, belirgin solukluk ve halsizlik nedeniyle getiriliyor. Fizik muayenesinde hepatosplenomegali saptanmıyor. Hastanın laboratuvar bulguları aşağıda sunulmuştur:

ParametreSonuç
Hemoglobin7.4 g/dL7.4\text{ g/dL}
Ortalama eritrosit hacmi (MCV)115 fL115\text{ fL}
Retikülosit%0.4\%0.4
Serum Vitamin B12B_{12}450 pg/mL450\text{ pg/mL} (Normal)
Serum Folat12 ng/mL12\text{ ng/mL} (Normal)

Periferik yaymada hipersegmente nötrofiller görülürken, kemik iliği incelemesinde megaloblastik değişikliklerin yanı sıra halka sideroblastlar izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rogers sendromu

Cevap

Rogers sendromu (Tiamine yanıtlı megaloblastik anemi)
Vakada tanımlanan megaloblastik anemi, sensörinöral işitme kaybı ve tip 1 dışı insüline bağımlı diyabet birlikteliği Rogers sendromu (Tiamine yanıtlı megaloblastik anemi) için patognomoniktir. Hastalarda B12B_{12} ve folat düzeyleri normaldir çünkü sorun bu vitaminlerin eksikliği değil, tiamin taşıyıcısındaki (SLC19A2SLC19A2 gen mutasyonu) kusurdur. Kemik iliğinde halka sideroblastların görülmesi de bu tabloya eşlik edebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik triadın belirlenmesi
Megaloblastik anemi + Diyabet + Sensörinöral işitme kaybı
Hastada saptanan üç temel klinik bulgu spesifik bir sendromu işaret eder.
2
Laboratuvar verilerinin analizi
Makrositoz, hipersegmente nötrofiller ve normal vitamin düzeyleri saptandı.
Vitamin B12B_{12} ve folat düzeylerinin normal olması, besinsel eksiklik dışı megaloblastik süreçleri düşündürür.
3
Kemik iliği bulgularının yorumlanması
Halka sideroblastların varlığı
Rogers sendromunda megaloblastik değişikliklere ek olarak sideroblastik değişiklikler de görülebilir.
4
Ayırıcı tanı ve sonuca ulaşma
Rogers sendromu tanısı konuldu.
Triadın tamamını (anemi, DM, işitme kaybı) karşılayan tek seçenek budur.

Anahtar Kavram

Rogers sendromu (Tiamine Yanıtlı Megaloblastik Anemi - TRMA), yüksek doz tiamin tedavisine yanıt veren, nadir görülen otozomal resesif bir transport kusurudur.

İpuçları

1
Hastanın vitamin B12B_{12} ve folat düzeylerinin normal olması, sorunun bu vitaminlerin metabolizması dışında bir taşıma kusuru olabileceğini düşündürür.
2
Anemi, diyabet ve sağırlık triadını içeren sendromu hatırlayın.
3
Bu hastalıkta megaloblastik anemi yüksek doz tiamin (B1B_1) tedavisine yanıt verir.

Daha Fazla Pratik

Tiamin taşıyıcı protein mutasyonlarının genetik geçişini ve bu sendromdaki diyabetin tip 1 diyabetten farklarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 99Soru →

Vücudunda morluklar ve halsizlik şikayetiyle getirilen 55 yaşındaki bir erkek çocuğun fizik muayenesinde boyunun yaş grubuna göre kısa olduğu (<3.<3. persentil) ve her iki el başparmağının hipoplazik olduğu görülüyor. Laboratuvar tetkikleri aşağıda sunulmuştur:

ParametreSonuç
Hemoglobin6.56.5 g/dL
Beyaz Küre2.200/mm32.200/mm^3
Trombosit35.000/mm335.000/mm^3
Retikülosit%0.2\%0.2

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fanconi aplastik anemisi

Cevap

Fanconi aplastik anemisi
Doğru yanıt olan seçenek Fanconi aplastik anemisini belirtmektedir. Bu hastalık, en sık görülen kalıtsal kemik iliği yetmezliği sendromudur. Klinik olarak pansitopeniye ek olarak kısa boy, mikrosefali, başparmak ve radius anomalileri, kafe-au-lait lekeleri gibi fiziksel bulgularla karakterizedir. Olguda sunulan laboratuvar değerleri pansitopeniyi, fiziksel bulgular ise bu spesifik kalıtsal sendromu doğrulamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Laboratuvar değerlerini analiz et
Hemoglobin, beyaz küre ve trombosit sayılarının düşük olması (pansitopeni) ve retikülosit düşüklüğü kemik iliği yetmezliğini gösterir.
Kemik iliği üretim yapamadığında her üç seri de azalır.
2
Fizik muayene bulgularını değerlendir
Kısa boy ve başparmak hipoplazisi, durumun kalıtsal bir sendrom olduğunu düşündürür.
Edinsel durumlarda bu tür doğumsal yapısal anomaliler görülmez.
3
Klinik tabloyu birleştir
Kalıtsal kemik iliği yetmezliği sendromları arasında pansitopeni ve radyolojik/başparmak anomalilerinin en sık görüldüğü tablo Fanconi aplastik anemisidir.
Fanconi aplastik anemisi, en sık görülen kalıtsal pansitopeni nedenidir.

Anahtar Kavram

Kalıtsal Kemik İliği Yetmezliği Sendromları Ayrımı

İpuçları

1
Hastada hemoglobin, beyaz küre ve trombositlerin hepsinin düşük olduğuna (pansitopeni) dikkat edin.

Daha Fazla Pratik

Fanconi aplastik anemisinde kesin tanı için kullanılan 'Diepoksibütan (DEB) ile indüklenen kromozom kırılma testi'ni gözden geçirin.
Tahmini Süre:45s
Soru 100Soru →

12 yaşında bir erkek çocuk, yaklaşık 3 aydır devam eden ve geceleri şiddetlenen sol bacak ağrısı ile şişlik şikayeti ile polikliniğe getiriliyor. Yapılan fizik muayenede sol femurun diyafiz bölgesinde hassas, sert ve fikse bir kitle saptanıyor. Çekilen direkt radyografide kitlenin olduğu bölgede "soğan zarı" (onion skin) görünümü veren periost reaksiyonu izleniyor. Bu hasta için en olası tanı ve beklenen genetik translokasyon aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ewing sarkomu - t(11;22)t(11;22)

Cevap

Ewing sarkomu ve t(11;22)t(11;22) translokasyonu
Vakadaki çocukta görülen femurun diyafiz yerleşimi ve direkt radyografideki 'soğan zarı' periost reaksiyonu Ewing sarkomu için tipiktir. Ewing sarkomu olgularının yaklaşık %90'ında t(11;22)(q24;q12)t(11;22)(q24;q12) translokasyonu izlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik muayene ve radyolojik bulguları analiz etme
Uzun kemik diyafizinde kitle ve 'soğan zarı' periost reaksiyonu saptandı.
Ewing sarkomu tipik olarak diyafizde yerleşir ve soğan zarı periost reaksiyonu oluşturur.
2
Genetik belirteçleri değerlendirme
Ewing sarkomu vakalarının çoğunda t(11;22)t(11;22) translokasyonu bulunur.
Bu translokasyon EWS/FLI1EWS/FLI1 füzyon genini oluşturarak tümör oluşumuna neden olur.

Anahtar Kavram

Ewing sarkomu; diyafiz yerleşimi, soğan zarı radyolojisi ve t(11;22)t(11;22) translokasyonu ile karakterizedir.

Daha Fazla Pratik

Osteosarkomda görülen radyolojik bulguları (Codman üçgeni, güneş ışınları) tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 5 / 21Sonraki
Hematoloji ve Onkoloji Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 5 | Examkin