Yenidoğan Enfeksiyonları (Sepsis ve TORCH)

37 soru

Soru 1Soru

Prenatal dönemde çiğ et tüketimi öyküsü olan ve gebelik takipleri düzenli yapılmayan bir anneden, 39. gebelik haftasında doğan erkek bebeğin fizik muayenesinde; makrosefali ve hepatosplenomegali saptanıyor. Göz muayenesinde bilateral koryoretinit, kraniyal görüntülemede ise serebral kortekste yaygın kalsifikasyonlar ve hidrosefali izleniyor. Bebeğin annesinde doğum öncesinde ateş, döküntü veya erken membran rüptürü öyküsü bulunmuyor. Lomber ponksiyon incelemesinde; hücre sayısı 12/mm312/\text{mm}^3, glukoz 55 mg/dL55\text{ mg/dL} ve protein 1250 mg/dL1250\text{ mg/dL} saptanıyor.

Bu hastanın medikal yönetimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi en uygundur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antiparaziter tedaviye ek olarak günlük tedavi planına kortikosteroid eklenmelidir.

Cevap

BOS protein düzeyinin 1000 mg/dL1000\text{ mg/dL} üzerinde olması nedeniyle tedaviye kortikosteroid eklenmelidir.
Hastada saptanan makrosefali, yaygın intrakraniyal kalsifikasyonlar ve koryoretinit bulguları konjenital toksoplazmozis tanısını koydurur. Bu enfeksiyonda BOS protein değerinin 1000 mg/dL1000\text{ mg/dL} üzerinde olması, santral sinir sistemindeki şiddetli inflamasyonu gösterir ve komplikasyonları azaltmak amacıyla standart antiparaziter tedaviye (pirimetamin, sülfadiazin) prednizolon eklenmesini gerektirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik triadın değerlendirilmesi
Hidrosefali (makrosefali), intrakraniyal kalsifikasyonlar ve koryoretinit
Bu klasik triad (Sabin-Feldman triadı) konjenital toksoplazmozis için karakteristiktir.
2
Diğer TORCH etkenlerinden ayırım
CMV'de kalsifikasyonlar periventrikülerdir ve mikrosefali görülür; Toksoplazmozis'te ise kalsifikasyonlar yaygındır ve makrosefali (hidrosefaliye bağlı) sıktır.
Tedavi protokolünü belirlemek için doğru etkenin tanımlanması gerekir.
3
BOS protein düzeyinin yorumlanması
BOS proteini 1250 mg/dL1250\text{ mg/dL} (eşik değer olan 1000 mg/dL1000\text{ mg/dL}'nin üzerindedir).
Yüksek protein seviyesi, şiddetli inflamasyonu ve obstrüktif hidrosefali riskini gösterir.
4
Tedavi modifikasyonunun belirlenmesi
Pirimetamin, sülfadiazin ve folinik asit tedavisine prednizolon eklenmesi.
BOS proteininin 1000 mg/dL1000\text{ mg/dL}'yi aşması veya görmeyi tehdit eden aktif koryoretinit varlığı steroid endikasyonudur.

Anahtar Kavram

Konjenital toksoplazmoziste kortikosteroid kullanım endikasyonları.

Daha Fazla Pratik

Konjenital CMV ve Toksoplazmozis arasındaki görüntüleme farklarını (mikrosefali vs makrosefali, kalsifikasyon yerleşimi) tekrar edin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 2Soru

2626. gebelik haftasında, 820 g820\text{ g} olarak doğan bir preterm bebek; postnatal 2222. gününde klinik durumunda bozulma, solunum desteği ihtiyacında artış, batın distansiyonu ve insülin ihtiyacı doğuran dirençli hiperglisemi tablosuyla değerlendiriliyor. Laboratuvar incelemesinde yeni gelişen belirgin trombositopeni (35.000/mm335.000/\text{mm}^3) saptanan ve kan kültüründe *Candida albicans* üremesi olan bu bebekte; antifungal tedaviye başlanmasının yanı sıra hematojen yayılım odaklarını belirlemek amacıyla mutlaka yapılması gereken tetkikler aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Göz dibi muayenesi ve renal ultrasonografi

Cevap

Göz dibi muayenesi ve renal ultrasonografi
Yenidoğan döneminde *Candida* sepsisi saptandığında, hematojen yayılımın sık görüldüğü odakların taranması kritik önem taşır. Bu odakların başında retina (endoftalmi) ve böbrek toplayıcı sistemleri (renal fungal toplar/miçetomlar) gelmektedir. Bu nedenle tanı anında tedaviye başlanmalı ve tüm hastalara göz dibi muayenesi ile renal ultrasonografi yapılmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Preterm bebekte geç başlangıçlı sepsis tablosuna eşlik eden dirençli hiperglisemi ve derin trombositopeni, fungal enfeksiyon (özellikle *Candida*) için tipik uyarıcılardır.
VLBW (Çok düşük doğum ağırlıklı) bebeklerde kandidemi riski yüksektir ve bu laboratuvar bulguları tanısal şüpheyi artırır.
2
Tanı konulduktan sonraki yönetim adımlarını belirle.
Kan kültüründe *Candida* üremesi konfirme edildiğinde, tedaviye ek olarak sistemik yayılım odaklarının taranması zorunludur.
Candida türleri hematojen yolla birçok organa yayılabilir; neonatal dönemde özellikle retina ve böbrek tutulumu sıktır.
3
Tarama tetkiklerini seç.
Endoftalmiyi dışlamak için indirekt oftalmoskopi (göz dibi muayenesi) ve renal miçetomları (fungal topları) saptamak için renal ultrasonografi yapılmalıdır.
Bu iki odak, kandidemili her bebekte asemptomatik olsa dahi taranması gereken 'altın standart' bölgelerdir.

Anahtar Kavram

Neonatal Kandidemide Viseral Yayılım Taraması

Alternatif Yöntem

Kandidemi şüphesinde BOS incelemesi, idrar kültürü ve ekokardiyografi de tam bir evreleme için yapılabilir; ancak 'viseral tarama' dendiğinde akla ilk gelen ikili oftalmolojik ve renal incelemedir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 3Soru

3939. gebelik haftasında, 2500 g2500\text{ g} ağırlığında doğan bir yenidoğanın yapılan fizik muayenesinde mikrosefali, hepatosplenomegali, bilateral korioretinit ve hidrosefali saptanıyor. Çekilen kraniyal bilgisayarlı tomografide intraserebral yaygın (diffüz) kalsifikasyonlar izleniyor. Lomber ponksiyon tetkikinde BOS proteini 1100 mg/dL1100\text{ mg/dL} olarak saptanıyor. Bu bebekte en olası etken aşağıdakilerden hangisidir ve tedaviye kortikosteroid eklenmesinin temel gerekçesi nedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toxoplasma gondii; BOS protein miktarının 1000 mg/dL1000\text{ mg/dL} üzerinde olması

Cevap

En olası etken Toxoplasma gondii olup, tedaviye kortikosteroid eklenmesinin temel gerekçesi BOS protein miktarının 1000 mg/dL1000\text{ mg/dL} üzerinde olmasıdır.
Klinik senaryoda sunulan hidrosefali, korioretinit ve diffüz intrakraniyal kalsifikasyonlar, konjenital toksoplazmozis tanısı için tipiktir. Konjenital toksoplazmozis tedavisinde temel ilaçlar pirimetamin, sülfadiazin ve folinik asittir. Ancak BOS protein düzeyinin 1000 mg/dL1000\text{ mg/dL} üzerinde olması veya görmeyi tehdit eden (maküler) aktif korioretinit varlığında, inflamatuar süreci kontrol altına almak amacıyla tedaviye prednizolon (kortikosteroid) eklenmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Mikrosefali, korioretinit, hidrosefali ve diffüz kalsifikasyonlar saptandı.
Bu bulgular Sabin triadı (korioretinit, hidrosefali, kalsifikasyon) ile uyumlu olup konjenital toksoplazmozisi düşündürür.
2
Kalsifikasyon dağılımını değerlendir.
Yaygın (diffüz) parankimal kalsifikasyonlar görüldü.
Periventriküler kalsifikasyonlar CMV için tipikken, diffüz kalsifikasyonlar toksoplazmozis için karakteristiktir.
3
BOS protein düzeyini ve tedavi endikasyonlarını değerlendir.
BOS proteini 1100 mg/dL1100\text{ mg/dL} (eşik değer 1000 mg/dL1000\text{ mg/dL}'nin üzerinde).
Konjenital toksoplazmozis tedavisinde (Pirimetamin+Sülfadiazin+Folinik asit) aktif korioretinit veya BOS proteininin 1000 mg/dL1000\text{ mg/dL} üzerinde olması durumunda tedaviye Prednizolon eklenir.

Anahtar Kavram

Konjenital toksoplazmozis klinik triadı ve kortikosteroid kullanım endikasyonları.

Daha Fazla Pratik

Konjenital CMV ve Toksoplazmozis ayrımında kalsifikasyonların yeri ve işitme kaybı sıklığını karşılaştırınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 4Soru

2222 günlük bir erkek bebek; huzursuzluk ve sol bacağını hareket ettirmeme şikayeti ile getiriliyor. Öyküsünden annenin gebelik takiplerinin olmadığı ve sifiliz yönünden taranmadığı öğreniliyor. Fizik muayenede; sol alt ekstremitede aktif hareket yokluğu ve pasif hareketle artan ağrı (psödoparalizi), avuç içi ve ayak tabanlarını da kapsayan generalize deskuamatif makülopapüler döküntü ve hepatosplenomegali saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde; bebekte RPR titresi 1:81:8, annede 1:41:4 bulunuyor. Bebeğin beyin omurilik sıvısı (BOS) incelemesinde protein 4040 mg/dL, hücre 22/mm 3^3 (lenfosit) saptanıyor; BOS-VDRL ise reaktif (pozitif) bulunuyor. Bu hastanın tanısı ve yönetimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: BOS biyokimyası ve hücre sayısı normal olsa dahi, BOS-VDRL pozitifliği nörosifiliz tanısı için yeterlidir ve tedavi 1010 güne tamamlanmalıdır.

Cevap

BOS-VDRL pozitifliği nörosifiliz tanısı için tek başına yeterli bir kriterdir ve klinik bulgularla birlikte parenteral penisilin tedavisinin 10 güne tamamlanmasını gerektirir.
Vaka sunumunda psödoparalizi, hepatosplenomegali ve tipik döküntüleri olan bir bebekte annenin tedavi almamış olması konjenital sifiliz tanısını koydurur. Nörosifiliz tanısında BOS-VDRL testi düşük duyarlılığa sahip olsa da özgüllüğü çok yüksektir. Dolayısıyla BOS hücre sayısı veya protein düzeyi normal sınırlarda kalsa bile, BOS-VDRL'nin reaktif olması nörosifiliz varlığını gösterir ve bu durum intravenöz kristalize penisilin G tedavisinin 101410-14 güne tamamlanmasını zorunlu kılar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Psödoparalizi (Parrot belirtisi), avuç içi/ayak tabanını tutan döküntü ve hepatosplenomegali konjenital sifilizi düşündürür.
Yenidoğanda bu semptom kompleksi TORCH paneli içinde en çok sifilize spesifiktir.
2
Serolojik titresinin yorumlanması
Bebekteki titrenin anneden düşük olması enfeksiyonu dışlamaz çünkü anne tedavi edilmemiştir.
Maternal tedavi yetersiz veya yoksa, bebek asemptomatik olsa bile enfekte kabul edilir; semptomatik bebekte ise tanı kesindir.
3
BOS bulgularının analizi
BOS protein ve hücresi normal olsa da BOS-VDRL pozitiftir.
BOS-VDRL düşük sensitiviteye (%30-70) ancak çok yüksek spesifiteye sahiptir; reaktif olması nörosifiliz tanısı koydurur.
4
Tedavi planının oluşturulması
Kristalize Penisilin G, intravenöz, 101410-14 gün.
Nörosifiliz varlığında veya şüphesinde tedavi süresi mutlaka 1010 günün üzerine tamamlanmalıdır.

Anahtar Kavram

Konjenital sifilizde nörosifiliz tanısı ve maternal tedavi öyküsüne göre yönetim prensipleri.

Daha Fazla Pratik

Konjenital sifilizde tedaviye yanıt olarak RPR titrelerinin takibini ve titrelerin ne zaman negatifleşmesi gerektiğini içeren senaryoları çalışın.

Alternatif Yöntem

Radyolojik olarak uzun kemik grafileri çekilerek Wimberger belirtisi (proksimal tibianın medialinde kemik destrüksiyonu) aranması tanıyı destekleyen ek bir adım olabilir.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 5Soru

Otuz iki yaşındaki anneden, miadında, 22502250 gram ağırlığında (SGA) doğan bir kız bebeğin yapılan fizik muayenesinde mikrosefali, hepatosplenomegali ve gövdede yaygın peteşial döküntüler saptanmıştır. Çekilen kraniyal ultrasonografide lateral ventriküllerin çevresinde hiperekojen odaklar (periventriküler kalsifikasyonlar) izlenmiştir. Bu klinik tabloya göre, bebekte en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Konjenital sitomegalovirüs enfeksiyonu

Cevap

Konjenital sitomegalovirüs enfeksiyonu
Vakada sunulan mikrosefali, düşük doğum ağırlığı (SGA) ve hepatosplenomegali bulguları genel bir TORCH tablosuna işaret ederken, kraniyal ultrasonografide saptanan 'periventriküler kalsifikasyonlar' sitomegalovirüs (CMV) enfeksiyonu için patognomonik kabul edilen bir bulgudur. CMV, dünyada en sık görülen konjenital enfeksiyondur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Bebekte SGA, mikrosefali ve peteşi gibi intrauterin enfeksiyon (TORCH) bulguları mevcut.
Bu bulgular fetüsün anne karnında bir enfeksiyona maruz kaldığını gösterir.
2
Görüntüleme bulgusunu değerlendir
Periventriküler (ventrikül komşuluğunda) kalsifikasyonlar saptanmış.
Kalsifikasyonun yeri, TORCH etkenlerini birbirinden ayıran en spesifik bulgudur.
3
Tanıyı netleştir
Periventriküler yerleşim CMV'yi, yaygın parankimal yerleşim ise Toksoplazmayı işaret eder.
Vakada periventriküler kalsifikasyon belirtildiği için en olası tanı CMV enfeksiyonudur.

Anahtar Kavram

Konjenital enfeksiyonlarda (TORCH) intrakraniyal kalsifikasyon paternleri ayrıcı tanıda kritiktir: CMV'de periventriküler, Toksoplazmada yaygın parankimal kalsifikasyon görülür.

İpuçları

1
Bebeğin doğumda mikrosefali ve kalsifikasyonla gelmesi, enfeksiyonun erken fetal dönemde başladığını gösterir.
2
Kalsifikasyonların ventrikül duvarına komşu (periventriküler) olması, bir virüsün o bölgedeki germinal matriks tutulumunu yansıtır.
3
Toksoplazmada kalsifikasyonlar dağınıktır, periventriküler yerleşim ise en sık CMV'de görülür.

Daha Fazla Pratik

Konjenital CMV tanısında altın standart yöntemi (yaşamın ilk 3 haftasında idrar veya tükürükte PCR) gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 6Soru

Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde düşük doğum ağırlığı nedeniyle 1414 gündür izlenen ve göbek kateteri bulunan prematüre bir bebekte; emme isteğinde azalma, letarji ve tekrarlayan apne atakları gözleniyor. Yapılan tetkiklerinde sepsis bulguları saptanan bu bebekte, geç başlangıçlı nozokomiyal sepsisin en olası etkeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Koagülaz negatif stafilokoklar

Cevap

Geç başlangıçlı nozokomiyal sepsisin en olası etkeni koagülaz negatif stafilokoklardır.
Yenidoğanlarda 7272. saatten sonra gelişen enfeksiyonlar geç başlangıçlı sepsis olarak adlandırılır. Eğer bebek hastanede yatıyorsa ve kateter gibi invaziv bir girişim varsa, bu durum 'nozokomiyal' (hastane kaynaklı) sepsistir. Bu tablonun dünyada ve ülkemizde en sık görülen etkeni Koagülaz Negatif Stafilokoklardır (KNS).

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları ve zamanlamayı değerlendir.
Bebeğin 1414 günlük olması (72 saatten sonra), sepsisin 'geç başlangıçlı' (late-onset) olduğunu gösterir.
Yenidoğan sepsisi zamanlamaya göre erken ve geç başlangıçlı olarak ikiye ayrılır; 7272 saat kritik sınırdır.
2
Risk faktörlerini analiz et.
Prematüretite, yoğun bakım yatışı ve göbek kateteri varlığı nozokomiyal (hastane kaynaklı) bir etkene işaret eder.
Kateterler ve invaziv girişimler deri florasında bulunan mikroorganizmaların dolaşıma katılmasına neden olur.
3
En sık görülen etkeni belirle.
Hastanede yatan ve kateteri olan bebeklerde en sık görülen etken Koagülaz Negatif Stafilokoklardır (özellikle S. epidermidis).
Bu mikroorganizmalar hastane ortamında ve kateter yüzeylerinde biofilm oluşturarak enfeksiyona neden olurlar.

Anahtar Kavram

Yenidoğanlarda geç başlangıçlı nozokomiyal sepsisin epidemiyolojisi ve en sık etkenleri.
Tahmini Süre:45s
Soru 7Soru

Gebelik takibi yetersiz olan 20 yaşındaki anneden 38. gebelik haftasında 2400 gram (SGA) olarak doğan erkek bebek, yaşamının 2. haftasında burun tıkanıklığı ve kanlı-sulu burun akıntısı şikayetiyle getiriliyor. Fizik muayenesinde hepatosplenomegali, yaygın lenfadenopati ve özellikle avuç içi ile ayak tabanlarında belirgin olan, deskuamasyon gösteren makülopapüler döküntüler saptanıyor. Çekilen uzun kemik grafilerinde yaygın periostit ve tibianın proksimal medial metafizinde fokal destrüksiyon izleniyor.

Bu hastadaki klinik tabloya yol açan en olası konjenital enfeksiyon etkeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Treponema pallidum

Cevap

Treponema pallidum
Erken konjenital sifiliz (yaşamın ilk 2 yılı içindeki bulgular); inatçı, kanlı-pürülan burun akıntısı (snuffles), avuç içi ve ayak tabanlarını tutan makülopapüler/vezikülobüllöz deskuamatif döküntüler (sifilitik pemfigus), hepatosplenomegali ve yaygın lenfadenopati ile karakterizedir. Radyolojik olarak uzun kemiklerde osteokondrit, periostit ve özellikle proksimal tibial medial metafizde destrüksiyon (Wimberger bulgusu) son derece spesifiktir. Hastanın klinik senaryosundaki tüm bulgular Treponema pallidum enfeksiyonunu işaret etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik bulgularını (SGA, hepatosplenomegali, avuç içi ve ayak tabanı döküntüsü, kanlı burun akıntısı) analiz et.
Bulgular erken dönem konjenital enfeksiyonu (TORCH) işaret etmektedir.
SGA ve organomegali konjenital enfeksiyonların ortak bulgusu iken, döküntünün lokalizasyonu ve karakteri etkeni ayırt etmede kritiktir.
2
Burun akıntısı (snuffles) ve avuç içi-ayak tabanını tutan deskuamatif döküntünün hangi spesifik etkene ait olduğunu belirle.
Bu bulgular erken konjenital sifiliz için oldukça spesifik patognomonik işaretlerdir.
Diğer TORCH etkenleri farklı tipte döküntüler (örn. peteşi, vezikül) yapar ve kanlı rinit tablosu oluşturmazlar.
3
Radyolojik bulgu olan yaygın periostit ve tibial metafizer destrüksiyonu değerlendir.
Tibianın proksimal medial metafizindeki destrüksiyon 'Wimberger bulgusu' olarak bilinir ve sifilizi kesinleştirir.
Klinik ve radyolojik kanıtlar birleştirildiğinde tek uyumlu etkenin Treponema pallidum olduğu doğrulanır.

Anahtar Kavram

Erken dönem konjenital sifiliz tanısal klinik ve radyolojik bulguları
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 8Soru

2020 günlük erkek bebek, bacaklarında hareket kısıtlılığı ve bacaklarına dokunmakla artan huzursuzluk şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Öyküsünden annenin gebeliği süresince düzenli antenatal takip almadığı öğreniliyor. Fizik muayenede her iki alt ekstremitenin pasif hareketle çok ağrılı olduğu ve bebeğin bacaklarını hareket ettiremediği (psödoparalizi) gözleniyor. Uzun kemik grafilerinde femur ve tibiada simetrik periost reaksiyonu ve tibia proksimal medialinde dekalsifikasyon alanı (Wimberger belirtisi) izleniyor.

Bu klinik tabloya neden olan en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Treponema pallidum

Cevap

Treponema pallidum (Erken Konjenital Sifiliz)
Treponema pallidum tarafından oluşturulan konjenital sifiliz, doğumda veya yaşamın ilk haftalarında iskelet sistemi bulguları ile kendini gösterebilir. Uzun kemiklerin (özellikle femur ve tibia) metafiz bölgelerinde görülen osteokondrit, ağrıya bağlı olarak bebeğin ekstremitesini hareket ettirememesine (Parrot psödoparalizisi) neden olur. Radyografide tibia proksimal medial metafizindeki dekalsifikasyon (Wimberger belirtisi) ve simetrik periost reaksiyonu tanı için patognomonik kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulgunun tanımlanması
Ağrıya bağlı hareket kısıtlılığı (Parrot psödoparalizisi)
Yenidoğanda travma öyküsü olmadan görülen bu tablo, kemik tutulumunu (osteokondrit) düşündürür.
2
Radyolojik bulguların yorumlanması
Simetrik periostit ve Wimberger belirtisi
Tibia proksimal medialindeki dekalsifikasyon (Wimberger) sifiliz için oldukça spesifiktir.
3
Anamnez ve bulguların birleştirilmesi
Treponema pallidum enfeksiyonu tanısı
Düzensiz antenatal takip ve bu spesifik kemik bulguları konjenital sifilizi işaret eder.

Anahtar Kavram

Erken konjenital sifilizin iskelet sistemi bulguları (Osteokondrit ve Parrot Psödoparalizisi)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 9Soru

Doğumdan sonraki ilk günlerde burun tıkanıklığı ve serosanjinöz (kanlı) burun akıntısı şikayeti olan bir yenidoğanın fizik muayenesinde; avuç içi ve ayak tabanlarında deskuamasyon gösteren makulopapüler döküntüler, hepatosplenomegali ve generalize lenfadenopati saptanıyor. Bu klinik tablo aşağıdaki tanılardan hangisi için en karakteristiktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Konjenital sifiliz

Cevap

Konjenital sifiliz
Doğru yanıt olan konjenital sifilizde, yenidoğan döneminde 'snuffles' adı verilen kanlı veya serosanjinöz burun akıntısı tipiktir. Ayrıca döküntülerin avuç içi ve ayak tabanlarında görülmesi (pemphigus syphiliticus veya deskuamatif makulopapüler döküntü) bu tanı için oldukça karakteristiktir. Hepatosplenomegali ve lenfadenopati ise tabloya eşlik eden sistemik bulgulardır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Yenidoğanda kanlı burun akıntısı (snuffles) ve avuç içi/ayak tabanlarını tutan makulopapüler döküntü saptandı.
Bu bulgular yenidoğan döneminde spesifik bir enfeksiyonu işaret eder.
2
TORCH grubu etkenleri karşılaştır
Sifiliz dışındaki etkenlerde burun akıntısı ve bu tipte bir el-ayak döküntüsü beklenmez.
Ayırıcı tanıda patognomonik bulguları kullanmak doğru sonuca ulaştırır.
3
Tanıyı kesinleştir
Konjenital sifiliz tanısına karar verilir.
Snuffles ve deskuamatif döküntü birlikteliği sifiliz için karakteristiktir.

Anahtar Kavram

Konjenital Sifiliz Klinik Bulguları

İpuçları

1
Burun akıntısının kanlı olması ve döküntülerin yerleşim yerine dikkat edin.
2
'Snuffles' ifadesi tıbbi literatürde hangi enfeksiyonla özdeşleşmiştir?
3
Avuç içi ve ayak tabanını tutan döküntüler yenidoğanda en çok sifilizi düşündürür.

Daha Fazla Pratik

Konjenital sifilizin geç dönem bulguları olan Hutchinson dişleri ve semer burun deformitesini gözden geçirin.
Tahmini Süre:45s
Soru 10Soru

Miadında ve normal vajinal yolla doğan, postnatal 14.14. günündeki erkek bebek; ateş (38.9C38.9^\circ\text{C}), emmede azalma, uykuya meyil ve sağ kolda fokal klonik nöbet geçirme şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde ön fontanel bombeliği, gövdesinde yaygın peteşiyal döküntüler ve skleralarda ikter saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde total bilirubin 14 mg/dL14\text{ mg/dL}, direkt bilirubin 0.8 mg/dL0.8\text{ mg/dL} olarak ölçülüyor.

Lomber ponksiyon ile alınan beyin omurilik sıvısı (BOS) incelemesinde; lökosit 180/mm3180/\text{mm}^3 (%)80\%)80 mononükleer hücre), eritrosit 800/mm3800/\text{mm}^3, protein 120 mg/dL120\text{ mg/dL} ve glikoz 55 mg/dL55\text{ mg/dL} (eş zamanlı kan glikozu 80 mg/dL80\text{ mg/dL}) saptanıyor. BOS Gram boyamasında herhangi bir mikroorganizma görülmüyor.

Buna göre, bu hastadaki tabloya neden olan en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Herpes simpleks virüs tip 2

Cevap

Herpes simpleks virüs tip 2
Hastanın 14.14. günde başlayan fokal nöbetleri ve fontanel bombeliği akut santral sinir sistemi enfeksiyonunu göstermektedir. BOS incelemesinde mononükleer hücre hakimiyeti, normal glikoz seviyesi ve Gram boyamanın negatif olması tablonun bakteriyel değil, viral (aseptik) olduğunu kanıtlar. Özellikle BOS'ta lökosit artışına belirgin eritrosit yüksekliğinin (800/mm3800/\text{mm}^3) eşlik etmesi, beyinde hemorajik nekroza yol açan Herpes simpleks virüs (HSV) ensefaliti için patognomoniğe yakın bir bulgudur. Hastadaki indirekt hiperbilirubinemi yenidoğanın olağan sarılığı olup, TORCH hepatitini dışlar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunun zamanlamasını ve ana bulgularını analiz et
Postnatal 14. günde başlayan ateş, fontanel bombeliği ve fokal nöbetler akut bir santral sinir sistemi enfeksiyonuna işaret eder.
Yenidoğan döneminde nörolojik semptomların başlama zamanı konjenital (intrauterin) mi yoksa kazanılmış (postnatal/perinatal) bir enfeksiyon mu olduğunu ayırt etmeyi sağlar.
2
BOS bulgularını (Hücre, Glikoz, Protein) yorumla
BOS'ta mononükleer hücre hakimiyeti, normal glikoz (eş zamanlı kan şekerinin yarısından fazla) ve artmış protein aseptik (viral) menenjit ile uyumludur.
Bakteriyel ve viral etkenleri birbirinden ayırmak için en güvenilir yöntem BOS profilidir.
3
BOS'taki eritrosit varlığını ve klinik özel bulguları değerlendir
BOS'ta travmatik ponksiyon olmadan belirgin eritrosit görülmesi (800/mm3800/\text{mm}^3) hemorajik nekroz yapan Herpes simpleks virüs (HSV) ensefalitini spesifik olarak düşündürür.
HSV, temporal lobda hemorajik nekroz yaparak BOS'a eritrosit geçişine neden olan klasik bir viral etkendir.
4
Hastadaki sarılık ve döküntü bulgularını ayırıcı tanıda kullan
Direkt bilirubin normal (0.8 mg/dL0.8\text{ mg/dL}), artan kısım indirekt bilirubindir. Bu durum yenidoğanın uzamış fizyolojik/anne sütü sarılığı ile uyumludur, TORCH grubu enfeksiyonlardaki hepatite bağlı direkt hiperbilirubinemiyi ekarte ettirir.
Klinik senaryolardaki eşlik eden bulguların doğru (direkt vs indirekt) yorumlanması çeldiricileri elemeyi sağlar.

Anahtar Kavram

Neonatal HSV ensefaliti tanısında BOS profili analizi ve yenidoğan viral-bakteriyel menenjit ayrımı
Soru 11Soru

Gebelik takipleri sırasında sifiliz tanısı alan 2828 yaşındaki annenin, gebeliğinin 2222., 2323. ve 2424. haftalarında 2.42.4 milyon ünite Benzatin Penisilin G ile uygun şekilde tedavi edildiği öğreniliyor. Doğumdan önce yapılan son kontrollerinde maternal serolojik yanıtın yeterli olduğu belirtiliyor. Miadında (3939 hafta), vajinal yolla, 33503350 gram ağırlığında doğan bebeğin fizik muayenesinde herhangi bir patolojik bulgu saptanmıyor. Doğumda eş zamanlı bakılan maternal RPRRPR titresi 1:21:2 iken, bebeğin venöz kanından çalışılan RPRRPR titresi 1:81:8 olarak raporlanıyor. Bu yenidoğan için en uygun yönetim stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tam kan sayımı, uzun kemik grafileri ve beyin omurilik sıvısı (BOS) incelemesini içeren tam değerlendirme yapılmalı ve 10 gün süreyle intravenöz kristalize penisilin G tedavisi başlanmalıdır.

Cevap

Bebek titresi maternal titrenin 4 katı olduğu için tam değerlendirme (BOS, kan, grafi) yapılmalı ve 10 gün IV penisilin G tedavisi verilmelidir.
Bebek venöz kan RPR titresinin maternal titreden 4 kat (1:21:2 yerine 1:81:8) yüksek olması, konjenital sifiliz tanısı için en güçlü kanıtlardan biridir. Bu durumda bebek asemptomatik olsa dahi, CDC ve AAP rehberlerine göre 'Kesin veya Muhtemel Konjenital Sifiliz' (Senaryo 1) olarak kabul edilir. Bu bebeklere tam bir değerlendirme (BOS analizi, uzun kemik grafileri ve tam kan sayımı) yapılmalı ve ardından 10 gün süreyle intravenöz kristalize penisilin G tedavisi uygulanmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Maternal ve bebek serolojik titrelerini karşılaştır.
Maternal RPR 1:21:2, bebek RPR 1:81:8 (4 kat/2 dilüsyon fark).
Konjenital sifiliz tanısında en kritik laboratuvar kriteri bebek titresinin maternal titreden 4\geq 4 kat fazla olmasıdır.
2
Maternal tedavi öyküsünü değerlendir.
Anne uygun dozda penisilin almış ve tedavi doğumdan >4>4 hafta önce bitmiş (yeterli tedavi).
Annenin yeterli tedavi alması normalde riski azaltsa da, bebeğin titresindeki 4 kat artış bu durumu geçersiz kılar.
3
Tanısal kategoriyi belirle.
Senaryo 1: Kesin veya Muhtemel Konjenital Sifiliz.
Bebek titresi maternal titrenin 4 katı ise bebek asemptomatik olsa dahi bu kategoride değerlendirilir.
4
Yönetim planını oluştur.
Tam değerlendirme (BOS VDRL/hücre/protein, uzun kemik grafileri, tam kan sayımı) ve 10 gün IV Kristalize Penisilin G (200.000300.000200.000-300.000 ünite/kg/gün).
Aktif enfeksiyon kanıtı olan bebeklerde standart tedavi rejimi budur.

Anahtar Kavram

Bebek nontreponemal (RPR/VDRL) titresinin maternal titreden 4 kat (2 dilüsyon) yüksek olması, maternal tedavi öyküsünden bağımsız olarak tam değerlendirme ve 10 günlük paranteral tedavi gerektirir.

Daha Fazla Pratik

Konjenital sifilizde 'Parrot psödoparalizisi' ve 'Rovand'ın döküntüsü' gibi klinik eponimlerin patofizyolojisini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 12Soru

3838. gebelik haftasında, 28002800 g olarak doğan bir yenidoğanın fizik muayenesinde mikrosefali, hepatosplenomegali ve yaygın peteşiler saptanıyor. Yapılan kranial ultrasonografide lateral ventriküllerin çevresinde (periventriküler) kalsifikasyonlar izleniyor. Bu bebek için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Konjenital Sitomegalovirüs enfeksiyonu

Cevap

Konjenital Sitomegalovirüs enfeksiyonu en olası tanıdır; çünkü mikrosefali, peteşi/purpura ve periventriküler (ventrikül komşuluğunda) yerleşimli kalsifikasyonlar bu enfeksiyonun klasik triadını oluşturur.
Doğru yanıt olan seçenek, klinikteki mikrosefali ve peteşilerin yanında görüntülemedeki periventriküler kalsifikasyon bulgusuyla tam uyumludur. Konjenital CMV, yenidoğanlarda görülen en yaygın TORCH enfeksiyonudur ve kalsifikasyonların ventrikül komşuluğunda olması tipiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Mikrosefali, hepatosplenomegali ve peteşiler TORCH grubu enfeksiyonları düşündürür.
Bu bulgular intrauterin enfeksiyonların ortak özellikleridir.
2
Görüntüleme bulgularını (kranial kalsifikasyonlar) değerlendir.
Kalsifikasyonların 'periventriküler' yerleşimli olduğu saptandı.
Kalsifikasyonların yerleşimi TORCH etkenlerini birbirinden ayırmada en önemli ipucudur.
3
Ayırıcı tanı yap ve en uygun etkeni seç.
Periventriküler kalsifikasyonlar eşittir CMV.
Sitomegalovirüs (CMV) enfeksiyonu periventriküler tutulum yaparken, Toksoplazmozis diffüz parankimal tutulum yapar.

Anahtar Kavram

Konjenital CMV ve Toksoplazmozis ayrımında kalsifikasyon yerleşimi (Periventriküler vs Diffüz).

İpuçları

1
Görüntülemedeki kalsifikasyonların ventrikül duvarına olan komşuluğuna odaklanın.
2
Mikrosefali ve periventriküler kalsifikasyon ikilisi, en sık görülen konjenital viral enfeksiyonu işaret eder.
3
Kalsifikasyonlar diffüz (yaygın) olsaydı cevap Toksoplazmozis olurdu; periventriküler olduğu için yanıt değişir.

Daha Fazla Pratik

Konjenital CMV enfeksiyonu olan bir bebekte en sık görülen sekelin 'sensörinöral işitme kaybı' olduğunu unutmayın.
Tahmini Süre:50s
Soru 13Soru

2828 haftalık doğan ve yenidoğan yoğun bakım ünitesinde izlenen 1818 günlük bir prematüre bebekte, santral venöz kateterizasyon öyküsü mevcuttur. Bebeğin klinik takibinde ani gelişen apne, bradikardi, beslenme intoleransı ve abdominal distansiyon saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde lökopeni ve CRPCRP yüksekliği saptanan bu bebekte, geç başlangıçlı sepsis (LOSLOS) tablosundan sorumlu en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Koagülaz negatif stafilokoklar

Cevap

Koagülaz negatif stafilokoklar, yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde gelişen geç başlangıçlı sepsisin en yaygın etkenidir.
Geç başlangıçlı sepsis (7272 saatten sonra gelişen), genellikle hastane kaynaklı patojenlerle oluşur. Prematüre bebeklerde, yenidoğan yoğun bakım ünitesinde yatış süresi uzadıkça ve santral venöz kateter gibi girişimsel işlemler arttıkça enfeksiyon riski artar. Koagülaz negatif stafilokoklar (KNS), bu tür hastane kaynaklı yenidoğan sepsisi vakalarında en sık saptanan etkendir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun zamanlamasını değerlendir
1818. gününde belirti vermesi, durumun 'Geç Başlangıçlı Sepsis' (LOSLOS) olduğunu gösterir (>72>72 saat).
Sepsis etkenleri, başlangıç zamanına göre (erken vs geç) belirgin farklılık gösterir.
2
Risk faktörlerini analiz et
Prematürelik ve santral venöz kateter varlığı saptanmıştır.
Yabancı cisim varlığı, hastane kaynaklı patojenlerin kolonizasyonunu ve enfeksiyonunu kolaylaştırır.
3
En olası patojeni belirle
Bu klinik senaryoda en sık izole edilen etken Koagülaz negatif stafilokoklardır (özellikle Staphylococcus epidermidis).
Koagülaz negatif stafilokoklar, biyofilm oluşturma yetenekleri nedeniyle kateter enfeksiyonlarında birincil etkendir.

Anahtar Kavram

Geç Başlangıçlı Sepsis (LOSLOS) Patojenleri ve Risk Faktörleri

Daha Fazla Pratik

Erken başlangıçlı sepsis risk faktörlerini (PROM, maternal ateş) ve profilaksi endikasyonlarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 14Soru

Gebeliğinin 14.14. haftasında döküntülü bir hastalık geçirdiği bilinen ve hiçbir aşısı olmayan bir anneden, 38.38. gebelik haftasında 2200 g2200\text{ g} ağırlığında doğan erkek bebeğin fizik muayenesinde; sol bacağında belirgin atrofi (hipoplazi) ve aynı ekstremite üzerinde dermatomiyal dağılım gösteren zikzak tarzında skarlaşmış (sikatrisyel) deri lezyonları saptanıyor. Göz muayenesinde katarakt tespit edilen hastanın, kranial ultrasonografisinde kortikal atrofi izleniyor.

Bu bebeğin kliniğinden sorumlu olan en olası enfeksiyon etkeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Varicella zoster virüs

Cevap

Bu vakadaki en olası etken Varicella zoster virüs'tür. Ekstremite hipoplazisi ve sikatrisyel (skar) deri lezyonları konjenital suçiçeği enfeksiyonuna özgü bulgulardır.
Konjenital Varicella Sendromu, genellikle gebeliğin ilk 2020 haftasında geçirilen maternal suçiçeği enfeksiyonu sonucunda gelişir. Virüsün nörotropik ve teratojenik etkileri nedeniyle dermatomiyal dağılım gösteren zikzak tarzı sikatrisyel (skar) deri lezyonları ve o bölgedeki ekstremitede hipoplazi (atrofi) görülür. Bu bulgular sendrom için patognomoniktir. Ayrıca kortikal atrofi, katarakt ve koryoretinit gibi oküler/nörolojik sekeller tabloya eşlik eder. Vakada tanımlanan skarlaşmış deri lezyonları ve bacak atrofisi doğrudan bu sendromu işaret etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik bulgularının sentezlenmesi.
Gebeliğin erken döneminde annenin geçirdiği döküntülü hastalık sonrası bebekte sikatrisyel deri lezyonları, ekstremite hipoplazisi, kortikal atrofi ve katarakt saptanmıştır.
Ayırıcı tanıya gitmek için tüm fizik muayene ve görüntüleme anomalilerinin bir araya getirilmesi gereklidir.
2
Bulguların konjenital enfeksiyon etkenleriyle eşleştirilmesi.
TORCH grubu enfeksiyonları içinde, zikzak şeklinde uzanan skarlaşmış (sikatrisyel) lezyonlar ve ekstremite atrofisi yalnızca konjenital Varicella zoster virüs enfeksiyonunda görülür.
Her enfeksiyonun kendine özgü deri ve organ tutulum paternleri (örn. CMV'de peteşiyal döküntü, HSV'de veziküler döküntü) vardır ve ayrım bu özelliklerle yapılır.

Anahtar Kavram

Konjenital Varicella Sendromu'nun karakteristik fizik muayene bulguları (sikatrisyel deri lezyonları ve ekstremite hipoplazisi)
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 15Soru

Hiçbir prenatal takibi olmayan yabancı uyruklu bir anneden, 38. gebelik haftasında doğan kız bebek; intrauterin gelişme geriliği (IUGR), sarılık ve emme güçlüğü nedeniyle yenidoğan yoğun bakım ünitesine yatırılıyor. Fizik muayenede baş çevresinin 38 cm (>97. persentil) olduğu, hepatosplenomegali ve gövdede yaygın peteşiyal döküntülerin bulunduğu saptanıyor. Göz dibi bakısında bilateral koryoretinit, çekilen kraniyal bilgisayarlı tomografide ise parankim içine yayılmış diffüz kalsifikasyonlar ve ventriküler genişleme izleniyor.

Bu hasta için en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pirimetamin, sülfadiazin ve folinik asit kombinasyonu

Cevap

Pirimetamin, sülfadiazin ve folinik asit kombinasyonu
Vakada tanımlanan hidrosefali (makrosefali), koryoretinit ve intrakraniyal diffüz kalsifikasyonlar klasik Sabin Triadını oluşturur ve Konjenital Toksoplazmoz tanısını koydurur. CMV enfeksiyonunda da benzer bulgular (koryoretinit, peteşi) olabilir ancak CMV'de tipik olarak *mikrosefali* ve *periventriküler* kalsifikasyonlar görülür. Konjenital Toksoplazmozun standart tedavisi 1 yıl süreyle Pirimetamin, Sülfadiazin ve Folinik Asit kombinasyonudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Makrosefali (Hidrosefali), Koryoretinit, Diffüz İntrakraniyal Kalsifikasyonlar
Bu üçlü bulgu (Sabin Triadı) Konjenital Toksoplazmoz için karakteristiktir.
2
Ayırıcı tanıyı yap (CMV vs Toxo)
Toxo: Diffüz kalsifikasyon, Hidrosefali. CMV: Periventriküler kalsifikasyon, Mikrosefali.
Sorudaki 'diffüz kalsifikasyon' ve 'makrosefali' bulguları CMV'den uzaklaştırıp Toksoplazmoz tanısına götürür.
3
Tanıya yönelik tedaviyi belirle
Konjenital Toksoplazmoz tedavisi 1 yıl süreyle Pirimetamin + Sülfadiazin + Folinik Asit (kemik iliği süpresyonunu önlemek için) şeklindedir.
Doğru farmakolojik ajanı seçmek gerekir.

Anahtar Kavram

Konjenital Toksoplazmoz Tanısı ve Tedavisi (Sabin Triadı)

Daha Fazla Pratik

Konjenital CMV ve Toksoplazmoz arasındaki kalsifikasyon farkını gösteren radyolojik görüntüleri inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 16Soru

Beş günlük bir erkek bebek; huzursuzluk, beslenme güçlüğü ve solunum sıkıntısı nedeniyle yenidoğan yoğun bakım ünitesine yatırılıyor. Fizik muayenesinde taşikardi (210/dk210/dk), gallop ritmi, karaciğerin kosta kenarını 44 cm geçtiği (hepatomegali) ve periferik perfüzyonun bozuk olduğu saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde; AST:1450AST: 1450 U/LU/L, ALT:980ALT: 980 U/LU/L, troponin II düzeyinde belirgin yükseklik ve ekokardiyografide sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonunda ciddi azalma (%25\%25) izleniyor. Öyküsünden annenin doğumdan üç gün önce ateşli boğaz ağrısı ve yaygın kas ağrıları (miyalji) geçirdiği öğreniliyor.

Bu bebekte klinik tabloya neden olan en olası mikroorganizma hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Coxsackie B Virüs

Cevap

Bu klinik tabloya neden olan en olası etken Coxsackie B virüstür.
Vakada sunulan neonatal miyokardit (kalp yetmezliği bulguları, troponin yüksekliği, %25\%25 EF) ve eşlik eden hepatit tablosu, yaşamın ilk günlerinde özellikle Enterovirüs (en sık Coxsackie B) enfeksiyonları için karakteristiktir. Annenin doğum öncesi geçirdiği 'kas ağrılı ateşli hastalık' öyküsü, perinatal yolla geçen Coxsackie B virüsünü destekleyen çok güçlü bir veridir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Bebekte taşikardi, hepatomegali, gallop ritmi ve düşük EF (%25) saptanması, tablonun primer olarak bir miyokardit ve buna bağlı konjestif kalp yetmezliği olduğunu gösterir.
Tanıya gitmek için en baskın sistemik tutulumu belirlemek gerekir.
2
Eşlik eden organ tutulumlarının değerlendirilmesi
Belirgin transaminaz yüksekliği (AST/ALT>1000AST/ALT > 1000 U/LU/L) tabloya ağır hepatitin eşlik ettiğini kanıtlar.
Hepatit ve miyokardit birlikteliği neonatal viral enfeksiyonlar için ipucudur.
3
Maternal öykü ile korelasyon kurulması
Annenin doğumdan hemen önce geçirdiği ateşli miyalji tablosu (Pleurodynia/Bornholm hastalığı benzeri), Enterovirüs (Coxsackie) enfeksiyonu için spesifik bir risk faktörüdür.
Perinatal viral geçiş yollarını doğrulamak için maternal anamnez kritiktir.
4
Ayırıcı tanı ve kesinleştirme
Neonatal dönemde miyokardit ve hepatit birlikteliğinde, özellikle kalp bulguları ön plandaysa Coxsackie B (Enterovirüsler) ilk sırada düşünülür.
HSV dissemine formda daha çok karaciğer yetmezliği ve DIC ile gelirken, Coxsackie kalp yetmezliği ile karakterizedir.

Anahtar Kavram

Neonatal Enterovirüs (Coxsackie B) enfeksiyonu tipik olarak yaşamın ilk haftasında ağır miyokardit ve hepatit tablosu ile seyreder.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 17Soru

Otuz haftalık gebe olan bir kreş öğretmeninin yapılan prenatal ultrasonografik incelemesinde; fötusta asit, plevral efüzyon ve yaygın kafa derisi ödemi (hidrops fetalis) saptanıyor. Annenin tıbbi öyküsünde iki hafta önce eklem ağrıları ve yüzünde belirgin eritematöz döküntü olduğu öğreniliyor. Kordon kanı örneklemesinde bebekte şiddetli anemi ve retikülositopeni tespit edildiğine göre, bu klinik tabloya neden olan en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Parvovirüs B19

Cevap

Klinik tabloya neden olan en olası etken Parvovirüs B19'dur.
Parvovirüs B19, kemik iliğindeki eritroid progenitör hücreleri (P antijeni aracılığıyla) enfekte eder ve sitolitik etkisiyle eritropoezi durdurur. Fötusta bu durum ağır anemiye, yüksek debili kalp yetmezliğine ve sonuç olarak hidrops fetalise (asit, ödem, efüzyon) neden olur. Annenin mesleği (çocuklarla temas) ve döküntü/artrit öyküsü tanıyı destekleyen en güçlü verilerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Fötusta asit, efüzyon ve ödem (hidrops fetalis) ile birlikte şiddetli anemi ve retikülositopeni saptandı.
Hidropsun en sık enfeksiyöz nedenini ve aneminin tipini belirlemek için.
2
Maternal anamnezin analizi
Annenin kreş öğretmeni olması, döküntü ve poliartrit öyküsü Parvovirüs B19 (Beşinci hastalık) maruziyetine işaret eder.
Erişkinlerde Parvovirüs B19 enfeksiyonu sıklıkla eklem ağrıları ve döküntü ile seyreder.
3
Patofizyolojik korelasyon
Parvovirüs B19, fötal kemik iliğindeki eritroid öncül hücreleri hedef alarak lize eder.
Fötal hayatın kısalmış eritrosit ömrü nedeniyle eritropoezin durması hızla ağır anemiye ve kalp yetmezliğine yol açar.

Anahtar Kavram

Parvovirüs B19 enfeksiyonunun fötal eritropoezi baskılayarak hidrops fetalise neden olması.
Soru 18Soru

3939. gebelik haftasında olan ve planlı sezaryen doğumu bekleyen bir gebenin, 3636. gebelik haftasında yapılan tarama kültüründe vajinal Grup B Streptokok (GBS) kolonizasyonu saptanmıştır. Doğum eylemi başlamadan ve membran rüptürü gelişmeden elektif sezaryen operasyonu ile sağlıklı bir bebek dünyaya gelmiştir. Bu yenidoğan için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rutin yenidoğan bakımı uygulanmalı ve bebek klinik olarak izlenmelidir.

Cevap

Rutin yenidoğan bakımı uygulanmalı ve bebek klinik olarak izlenmelidir.
Grup B Streptokok (GBS) taşıyıcısı olan gebelerde, doğum eylemi başlamadan ve amniyotik membranlar açılmadan gerçekleştirilen elektif sezaryen operasyonlarında, bebeğe GBS geçiş riski ihmal edilecek kadar düşüktür. Bu nedenle anneye intrapartum antibiyotik profilaksisi (İAP) uygulanması gerekmez. Annenin İAP almasına gerek olmayan, miadında ve asemptomatik doğan bu bebeklerde rutin yenidoğan bakımı ve klinik gözlem en uygun yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Annenin GBS durumunu ve doğum şeklini değerlendir.
Anne GBS pozitif ancak doğum eylemi başlamadan, membranlar sağlamken elektif sezaryen yapılmıştır.
GBS profilaksi endikasyonlarını belirlemek için doğumun nasıl gerçekleştiği kritiktir.
2
Anne için intrapartum antibiyotik profilaksisi (İAP) gerekliliğini belirle.
Bu vakada anneye İAP verilmesi endike değildir.
Membran rüptürü ve doğum eylemi gerçekleşmeden yapılan sezaryenlerde GBS geçiş riski çok düşüktür.
3
Bebek için yönetim planı oluştur.
37 \geq 37 haftalık ve asemptomatik olan bu bebekte rutin izlem yeterlidir.
Annenin profilaksi almasına gerek duyulmayan bu güvenli senaryoda bebekte ek tetkik gerekmez.

Anahtar Kavram

Grup B Streptokok (GBS) profilaksi endikasyonları ve yenidoğan yönetimi.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 19Soru

3232. gebelik haftasında, 1550 g1550\text{ g} ağırlığında, erken membran rüptürü ve annede doğumdan bir hafta önce görülen ateşli bir hastalık öyküsüyle doğan bir yenidoğanın amniyon sıvısının "kirli-kahverengi" renkte olduğu saptanmıştır. Doğum sonrası ağır solunum yetmezliği ve hipotansiyon gelişen bebeğin fizik muayenesinde hepatosplenomegali ile birlikte gövde, farenks ve ekstremitelerde yaygın, milier tarzda, grimsi-pembe renkli granülomatöz papüler lezyonlar gözlenmiştir. Bu klinik tabloya neden olan en olası patojen aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Listeria monocytogenes

Cevap

Vakadaki klinik bulgular ve patognomonik granülomatöz papüller (Granulomatosis infantiseptica) nedeniyle en olası patojen Listeria monocytogenes'tir.
Listeria monocytogenes, transplasental yolla bulaştığında erken başlangıçlı ağır sepsis ve 'Granulomatosis infantiseptica' adı verilen tabloya yol açar. Bu tabloda en tipik bulgular; preterm doğum, kirli-kahverengi amniyon sıvısı ve vücutta yaygın grimsi-pembe granülomatöz papüllerdir. Ayrıca farenks ve visseral organlarda da granülomlar bulunabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Maternal öykü ve amniyon sıvısı özelliklerini analiz et.
Gebelikte ateşli hastalık öyküsü ve kirli-kahverengi amniyon sıvısı saptandı.
Listeria monocytogenes plasentada mikroapselere yol açarak amniyon sıvısının rengini bozar.
2
Cilt bulgularının tipini ve dağılımını değerlendir.
Yaygın, milier tarzda, grimsi-pembe granülomatöz papüller (Granulomatosis infantiseptica) saptandı.
Bu döküntü tipi yenidoğanda Listeria enfeksiyonu için tanı koydurucu bir bulgudur.
3
Ayırıcı tanıdaki diğer enfeksiyonları ekarte et.
Grup B Streptokok, Sifiliz ve HSV'nin karakteristik cilt bulgularının bu tabloya uymadığı belirlendi.
Sepsis etkenleri içinde sadece Listeria bu spesifik papüler lezyonlara neden olur.

Anahtar Kavram

Granulomatosis infantiseptica
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 20Soru

2626. gebelik haftasında, 850 g850\text{ g} ağırlığında doğan ve yenidoğan yoğun bakım ünitesinde santral venöz kateter ile izlenen bir prematüre bebekte; postnatal 1212. günde apne sayısında artış, mide rezidüsü ve letarji gelişmiştir. Tam kan sayımında lökopeni (4200/mm34200/\text{mm}^3) ve trombositopeni (85.000/mm385.000/\text{mm}^3) saptanan bebeğin kan kültüründe Gram pozitif kok kümeleri ürediği bildirilmiştir.

Bu klinik tabloda geç başlangıçlı yenidoğan sepsisine neden olan en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Koagülaz negatif stafilokoklar

Cevap

En olası etken koagülaz negatif stafilokoklardır.
Preterm doğan ve yenidoğan yoğun bakım ünitesinde izlenen bebeklerde, özellikle santral venöz kateter varlığında geç başlangıçlı sepsisin en sık etkeni koagülaz negatif stafilokoklardır (Staphylococcus epidermidis). Gram boyamasında 'kok kümeleri' şeklinde görülmeleri bu tanıyı destekleyen spesifik bir bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve başlangıç zamanını değerlendir.
Belirtilerin postnatal 12. günde başlaması 'geç başlangıçlı sepsis' tanımına girer.
Yenidoğan sepsisi, semptomların başladığı zamana göre erken (ilk 72 saat/7 gün) ve geç olarak ikiye ayrılır.
2
Risk faktörlerini ve mikroskobik bulguları analiz et.
Düşük doğum ağırlığı, prematürelik ve santral kateter varlığı geç sepsis riskini artırır; Gram pozitif kok kümeleri stafilokokları düşündürür.
Yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde yapılan invaziv girişimler ve damar içi kateterler belirli mikroorganizmalar için giriş kapısı oluşturur.
3
Epidemiyolojik verilere dayanarak en olası etkeni belirle.
Koagülaz negatif stafilokoklar (özellikle Staphylococcus epidermidis).
Modern yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde geç başlangıçlı sepsisin en sık görülen etkeni koagülaz negatif stafilokoklardır.

Anahtar Kavram

Geç başlangıçlı yenidoğan sepsisi etiyolojisi
Tahmini Süre:1m 30s
Sayfa 1 / 2Sonraki
Yenidoğan Enfeksiyonları (Sepsis ve TORCH) Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı | Examkin