Romatoloji

414 soru

Soru 21Soru

77 yaşında bir erkek çocuk, yaklaşık 66 aydır devam eden, özellikle hareketli geçen günlerin akşamında belirginleşen ve bazen gece uykudan uyandıran bacak ağrısı şikayetiyle başvuruyor. Ağrının her iki bacakta simetrik olduğu, uyluk ve baldır bölgesinde hissedildiği, sabahları tamamen geçtiği ve çocuğun günlük aktivitelerini etkilemediği öğreniliyor. Fizik muayenesi ve büyüme-gelişimi normal saptanan bu hastada, aşağıdakilerden hangisinin varlığı "büyüme ağrısı" (growing pains) tanısından uzaklaştırarak altta yatan organik bir patolojiyi (malignite, enfeksiyon veya inflamatuar süreç) düşündürmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ağrının sadece tek taraflı (unilateral) olması ve gün boyu sürmesi

Cevap

Ağrının tek taraflı (unilateral) olması ve gün boyu sürmesi durumu, büyüme ağrısı tanısından uzaklaştıran bir alarm bulgusudur.
Büyüme ağrıları (growing pains) tanısı için ağrının bilateral, simetrik, akşam veya gece saatlerinde olması ve fizik muayenenin normal olması gerekir. Ağrının tek taraflı (unilateral) olması, gün boyu sürmesi veya fizik muayenede lokal hassasiyet/şişlik gibi bulguların eşlik etmesi; malignite, enfeksiyon veya inflamatuar artrit gibi ciddi organik patolojileri düşündüren alarm bulgularıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik sunumu değerlendir.
77 yaşında çocukta bilateral, gece gelen ve sabah düzelen bacak ağrısı, tipik büyüme ağrısı (growing pains) tablosudur.
Büyüme ağrıları genellikle 33-1212 yaş arası çocuklarda, akşam/gece saatlerinde, bilateral ve fizik muayenesi normal olan çocuklarda görülür.
2
Organik patoloji ayırıcı tanısını yap.
Tek taraflı ağrı, lokal hassasiyet, ateş, kilo kaybı ve gündüz devam eden ağrı 'kırmızı bayrak' (alarm bulgusu) olarak kabul edilir.
Malignite (örneğin lösemi, osteosarkom) veya enfeksiyonlar (osteomiyelit) genellikle asimetrik ve ilerleyici ağrı ile başvurur.
3
Seçenekleri karşılaştırarak en riskli bulguyu saptal.
Tek taraflı ve sürekli ağrı organik süreçleri işaret eder.
Büyüme ağrıları simetriktir ve çocuk sabah uyandığında tamamen asemptomatiktir.

Anahtar Kavram

Büyüme ağrılarında alarm bulguları (tek taraflılık, sistemik bulgular, gündüz ağrısı) varlığında organik nedenler araştırılmalıdır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 22Soru

1111 yaşında bir kız çocuk; yaklaşık 44 aydır giderek artan ses kısıklığı, stridor ve nefes darlığı şikayetleriyle getirilmiştir. Öyküsünden bu şikayetleri nedeniyle daha önce "astım" tanısı aldığı ve inhaler steroid tedavisi kullanmasına rağmen klinik yanıt alınamadığı öğrenilmiştir. Yapılan fizik muayenede subglottik bölgede belirgin daralma saptanmıştır. Laboratuvar incelemesinde eritrosit sedimentasyon hızı 9292 mm/saat, CC-reaktif protein 1515 mg/dL (N: <0.50.5) bulunmuş; idrar analizinde ise mikroskobik hematüri ve +2+2 proteinüri saptanmıştır. Bu klinik tabloya göre, en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Granülomatoz polianjitis

Cevap

Granülomatoz polianjitis (Wegener), üst solunum yolu tutulumu (subglottic stenoz) ve glomerülonefrit bulgularının bir arada görüldüğü en olası tanıdır.
Granülomatoz polianjitis (GPA), pediatrik vaskülitler arasında üst solunum yolu (subglottik bölge, sinüsler), akciğer parankimi ve böbrek tutulumuyla karakterize olan temel hastalıktır. Subglottik stenoz, çocukluk çağı GPA vakalarında yetişkinlere göre daha sık görülür ve genellikle astım gibi obstrüktif akciğer hastalıklarıyla karıştırılarak tanıda gecikmelere yol açar. Hastadaki yüksek inflamasyon belirteçleri ve glomerülonefrit bulguları tanıyı desteklemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların lokalizasyonunu belirle.
Hastada hem üst solunum yolu (subglottik stenoz/stridor) hem de böbrek tutulumu (hematüri/proteinüri) mevcuttur.
Vaskülitlerin sınıflandırılması damar çapına ve tutulan organ sistemlerine göre yapılır.
2
Küçük ve orta çaplı damar vaskülitleri arasında ayırıcı tanı yap.
Glomerülonefrit varlığı küçük damar vaskülitlerini (ANCA ilişkili vaskülitler: GPA, MPA, EGPA) ön plana çıkarır.
Poliarteritis nodosa (PAN) orta çaplı damar vaskülitidir ve tipik olarak glomerülonefrite neden olmaz.
3
Üst solunum yolu darlığını (subglottik stenoz) spesifik vaskülitle eşleştir.
Subglottik stenoz, Granülomatoz polianjitis (GPA) hastalarının %1010-2020'sinde görülen ve tanı koydurucu olabilen spesifik bir bulgudur.
Bu bulgu MPA veya EGPA'da bu sıklıkta ve karakterde görülmez.

Anahtar Kavram

ANCA ilişkili küçük damar vaskülitlerinde (özellikle GPA) üst solunum yolu ve böbrek tutulumu triadının değerlendirilmesi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 23Soru

1212 yaşında, jimnastik yapan bir kız çocuk, fiziksel aktivite sonrası artan yaygın eklem ağrıları ile başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde hipermobilite saptanan ve "Benign Hipermobilite Sendromu" tanısı konulan bu hastanın yönetiminde aşağıdakilerden hangisi ilk etapta önerilmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eklem çevresi kaslarını güçlendirici egzersizler

Cevap

Benign hipermobilite sendromu yönetiminde eklem çevresi kaslarını güçlendirici egzersizler önerilmelidir.
Doğru seçenek olan kas güçlendirici egzersizler, hipermobil eklemlerin stabilitesini sağlayarak mikrotravmaları ve buna bağlı gelişen mekanik ağrıları önler. Bu, benign hipermobilite sendromunun yönetimindeki en etkili konservatif yöntemdir.

Adım Adım Çözüm

1
Tanının belirlenmesi
Hasta benign hipermobilite sendromuna sahiptir.
Jimnastik geçmişi, aktivite sonrası ağrı ve muayenede hipermobilite bulguları tanıyı destekler.
2
Patofizyolojinin değerlendirilmesi
Eklem laksitesi kas yorgunluğuna ve mekanik ağrıya neden olmaktadır.
Bağlardaki aşırı esneklik, eklemi desteklemek için kaslara binen yükü artırır.
3
Yönetim stratejisinin seçilmesi
Kas güçlendirme ve koruma teknikleri.
Güçlü kaslar eklemi stabilize ederek bağların üzerindeki yükü alır ve ağrıyı azaltır.

Anahtar Kavram

Benign hipermobilite sendromunda temel tedavi; eğitim, eklem koruma teknikleri ve kas güçlendirici egzersizlerdir.
Tahmini Süre:45s
Soru 24Soru

1212 yaşında erkek çocuk, yaklaşık 33 aydır devam eden sol dizinde şişlik ve hareket kısıtlılığı ile her iki topuğunda sabahları belirginleşen ağrı şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde sol dizde artrit ve bilateral Aşil tendiniti ile uyumlu entesit bulguları saptanıyor.

Spondiloartropati (Entesit ile İlişkili Artrit) ön tanısı düşünülen bu hastada, aşağıdaki laboratuvar bulgularından hangisinin pozitif bulunma olasılığı en yüksektir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: HLAB27HLA-B27 pozitifliği

Cevap

Spondiloartropati tanısı düşünülen hastada en sık eşlik eden laboratuvar bulgusu HLAB27HLA-B27 pozitifliğidir.
Hastada görülen asimetrik alt ekstremite artriti ve Aşil tendon yapışma yerindeki hassasiyet (entesit), ILAR kriterlerine göre Entesit ile İlişkili Artrit (EİA) tanısını destekler. Bu hastalık grubunda HLAB27HLA-B27 pozitifliği hastaların büyük çoğunluğunda saptanır ve tanısal değeri yüksektir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
1212 yaş erkek, asimetrik büyük eklem artriti (diz) ve entesit (Aşil tendiniti).
Bu tablo çocukluk çağında Entesit ile İlişkili Artrit (EİA) için tipiktir.
2
Laboratuvar ilişkilerini değerlendir.
Spondiloartropatilerde (EİA, Ankilozan Spondilit, Reaktif Artrit) güçlü bir genetik ilişki vardır.
HLAB27HLA-B27 bu hastalık grubunda en yüksek korelasyonu gösteren testtir.

Anahtar Kavram

Çocukluk çağı spondiloartropatilerinde (özellikle EİA) asimetrik alt ekstremite artriti, entesit ve HLAB27HLA-B27 birlikteliği karakteristiktir.
Tahmini Süre:45s
Soru 25Soru

Dört yaşında bir kız çocuk; altı gündür devam eden 39,2C39,2^\circ\text{C} ateş, gövdede yaygın polimorfik döküntü ve huzursuzluk şikayetleriyle getiriliyor. Fizik muayenesinde bilateral non-pürülan konjonktivit, dudaklarda kuruma ve çatlama, çilek dili görünümü, sağ servikal bölgede 2 cm2\text{ cm} çapında tek taraflı lenfadenopati ve ellerde sert ödem saptanıyor. Klinik olarak Kawasaki hastalığı tanısı konulan ve intravenöz immünglobulin (IVIG) tedavisi başlanan bu hasta için aşağıdakilerden hangisi en uygun yaklaşımdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kızamık-Kızamıkçık-Kabakulak (KKK) ve suçiçeği gibi canlı aşıların uygulanması 11 ay süreyle ertelenmelidir.

Cevap

IVIG tedavisi sonrası canlı aşılar (KKK, suçiçeği) 11 ay ertelenmelidir.
Kawasaki hastalığında kullanılan yüksek doz IVIG (2 g/kg2\text{ g/kg}), vücutta uzun süre kalan pasif antikorlar sağlar. Bu antikorlar, KKK (Kızamık-Kızamıkçık-Kabakulak) ve suçiçeği gibi canlı zayıflatılmış aşıların vücutta çoğalarak bağışıklık oluşturmasını engeller. Bu nedenle, aşıdan beklenen verimin alınabilmesi için bu tür canlı aşıların uygulaması 11 ay ertelenmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Dirençli ateş + konjonktivit + oral mukoza değişikliği + lenfadenopati + ekstremite ödemi saptanmıştır.
Kawasaki hastalığı tanısı için 5 gün ve üzeri ateş ile birlikte 5 ana kriterden en az 4'ünün olması gerekir (Klasik Kawasaki).
2
Tedavi protokolünün belirlenmesi
Hastaya IVIG (2 g/kg2\text{ g/kg}) ve yüksek doz aspirin başlanması uygundur.
IVIG, koroner arter anevrizma riskini belirgin şekilde azaltan standart tedavidir.
3
Uzun dönem izlem ve aşılama planı
Canlı aşıların 11 ay ötelenmesi kararlaştırılır.
IVIG içindeki pasif antikorlar, canlı aşı virüslerinin replikasyonunu engelleyerek aşı etkinliğini azaltır.

Anahtar Kavram

Kawasaki hastalığında IVIG tedavisi sonrası aşılama takvimi yönetimi

İpuçları

1
Hastada klasik Kawasaki hastalığı bulguları mevcuttur (6 gün ateş + 4 kriter).
2
IVIG tedavisi, vücuda dışarıdan yoğun antikor verilmesi işlemidir.
3
Canlı aşıların etkinliği, vücuttaki dolaşan antikor miktarına bağlıdır; yüksek antikor seviyesi aşı virüsünü etkisiz hale getirir.

Daha Fazla Pratik

İnkomplet Kawasaki hastalığı için Amerikan Kalp Cemiyeti (AHA) tanı algoritmasını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 26Soru

16 yaşında erkek hasta, yaklaşık bir yıldır sırt bölgesinde belirginleşen kamburluk ve özellikle okulda uzun süre oturduktan sonra artan künt bir sırt ağrısı şikayetiyle getiriliyor. Fizik muayenede torakal kifozda artış saptanıyor ve hastanın öne eğilmesi istendiğinde (Adam's öne eğilme testi) bu eğriliğin düzelmediği, aksine daha belirgin bir köşelenme gösterdiği gözleniyor. Hastanın nörolojik muayenesi ve laboratuvar testleri (sedimantasyon, CRP) normal sınırlarda saptanıyor. Bu hastada Scheuermann hastalığı tanısını kesinleştirmek için lateral radyografide saptanması gereken temel kriter aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Birbirine komşu en az üç vertebra korpusunda 55^{\circ} veya daha fazla anterior kamaşma saptanması

Cevap

Birbirine komşu en az üç vertebra korpusunda 55^{\circ} veya daha fazla anterior kamaşma saptanması
Doğru seçenek, Scheuermann hastalığının klasik radyolojik tanımı olan Sorensen kriterlerini içermektedir. Yapısal bir kifoz olan bu durumda, vertebraların ön kısımlarının arka kısımlarına göre daha az gelişmesi sonucu 'kamaşma' meydana gelir ve bu durumun tanısal değeri olması için ardışık üç vertebrada en az 5 derecelik bir açı oluşturması gerekir.

Adım Adım Çözüm

1
Kifozun karakterini belirle
Adam's testi ile düzelmeyen eğrilik fiks (yapısal) bir kifozu gösterir.
Postural kifoz öne eğilmekle düzelirken, Scheuermann gibi yapısal bozukluklar belirginleşir.
2
Klinik ipuçlarını değerlendir
Adolesan erkek, aktiviteyle artan sırt ağrısı ve gibbus varlığı Scheuermann lehinedir.
Bu demografik ve klinik tablo mekanik kökenli yapısal omurga ağrılarının tipik sunumudur.
3
Radyolojik tanı kriterlerini uygula
Sorensen kriterleri: En az 3 ardışık vertebrada 5\geq 5^{\circ} anterior kamaşma.
Kesin tanı için vertebraların büyüme plaklarındaki yapısal bozulmanın sayısal olarak kanıtlanması gerekir.

Anahtar Kavram

Scheuermann Hastalığı Tanı Kriterleri

Daha Fazla Pratik

Spondilolizis ve spondilolistezis arasındaki farkları ve 'Stork testi'nin klinik önemini gözden geçirin.

Alternatif Yöntem

Klinik olarak hastanın duvarda sırtını dikleştirememesi (fiks deformite) yapısal kifoz şüphesini artırır; ancak kesin tanı her zaman radyolojik kamaşma kriterine dayanır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 27Soru

Kollarını başının üzerine kaldırmada zorlanan ve diz kapaklarında sertleşmiş, kızarık döküntüleri olan 66 yaşındaki bir kız çocukta, fizik muayenede heliotrop döküntü ve proksimal kaslarda simetrik güçsüzlük saptanmıştır. Laboratuvar incelemesinde kreatin kinaz (CKCK) ve laktat dehidrogenaz (LDHLDH) düzeyleri yüksek bulunan bu hastada, tanıyı desteklemek amacıyla kullanılan Bohan ve Peter kriterleri arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antinükleer antikor (ANA) pozitifliği

Cevap

Antinükleer antikor (ANA) pozitifliği, JDM tanısında kullanılan klasik Bohan ve Peter kriterleri arasında yer almaz.
Bohan ve Peter kriterleri; simetrik proksimal kas güçsüzlüğü, kas enzim yüksekliği, miyopatik EMG bulguları, inflamatuar miyozit biyopsi bulguları ve karakteristik döküntüden oluşur. Antinükleer antikor (ANA) pozitifliği bu beş ana kriter arasında bulunmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve laboratuvar bulgularını değerlendir.
Proksimal güçsüzlük, karakteristik döküntü ve enzim yüksekliği JDM tanısını düşündürür.
Tanı sürecinde hangi kriterlerin resmi sınıflamada yer aldığını belirlemek gerekir.
2
Bohan ve Peter tanı kriterlerini hatırla.
5 ana kriter: Proksimal güçsüzlük, enzim yüksekliği, EMG bulguları, biyopsi kanıtı ve döküntü.
JDM tanısı için bu kriterlerin varlığı sorgulanmalıdır.
3
Seçeneklerdeki yardımcı laboratuvar bulgularını filtrele.
ANA pozitifliği tanıyı desteklese de kriter seti dışındadır.
TUS sınavında kriter setleri arasındaki ince ayrımlar sıklıkla sorgulanır.

Anahtar Kavram

Bohan ve Peter Kriterleri

Daha Fazla Pratik

JDM tanısı almış bir çocukta gelişebilecek en ciddi gastrointestinal komplikasyonları (perforasyon, vaskülit vb.) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 28Soru

44 yaşında bir erkek çocuk, yaklaşık 11 aydır süregelen merdiven çıkarken zorlanma, oturduğu yerden kalkarken güçlük çekme ve üst göz kapaklarında morumsu (heliotropik) döküntü şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde metakarpofalangeal eklemler üzerinde Gottron papülleri görülüyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum kreatin kinaz (CKCK) ve aspartat aminotransferaz (ASTAST) değerleri yaş sınırının oldukça üzerinde saptanıyor. Bu klinik tabloya göre, çocuk için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Juvenil dermatomiyozit

Cevap

Juvenil dermatomiyozit
Juvenil dermatomiyozit seçeneği doğrudur çünkü hastadaki üst göz kapaklarında morarma (heliotrop döküntü) ve eklem üzerindeki kızarık papüller (Gottron papülleri) bu hastalık için patognomoniktir. Proksimal kas güçsüzlüğü ve buna eşlik eden kas enzim yükselmesi de tabloyu tamamlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Proksimal kas güçsüzlüğü (merdiven çıkma zorluğu) ve deri bulguları (Heliotrop döküntü, Gottron papülleri) saptandı.
Bu bulgular pediatrik yaş grubunda inflamatuar miyopatilere yönlendirir.
2
Laboratuvar verilerini yorumla.
CKCK ve ASTAST gibi kas kaynaklı enzimlerin yüksekliği doğrulandı.
Enzim yüksekliği, klinik güçsüzlüğün kas dokusundaki aktif hasara (miyozit) bağlı olduğunu kanıtlar.
3
Tanıyı netleştir.
Juvenil dermatomiyozit tanısına ulaşıldı.
Bohan ve Peter tanı kriterlerine göre; karakteristik deri döküntüleri, proksimal kas güçsüzlüğü ve enzim yüksekliği tanıyı koydurur.

Anahtar Kavram

Juvenil dermatomiyozit; heliotrop döküntü, Gottron papülleri ve proksimal kas güçsüzlüğü triadı ile karakterize pediatrik bir inflamatuar miyopatidir.
Tahmini Süre:45s
Soru 29Soru

88 yaşında bir kız çocuk; özellikle okulda hareketli geçen günlerin akşamında ortaya çıkan, her iki bacakta hissedilen, masajla rahatlayan ancak bazen uykudan uyandıran künt ağrılar nedeniyle getiriliyor. Anne, çocuğun sabah uyandığında tamamen sağlıklı olduğunu ve gün boyu normal hareket ettiğini belirtiyor. Fizik muayenesinde eklem hareket açıklıkları normal saptanan ve laboratuvar tetkiklerinde hiçbir anormallik bulunmayan bu hasta için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fiziksel aktivite miktarındaki artış ağrıların tetiklenmesine neden olabilir.

Cevap

Büyüme ağrılarında fiziksel aktivite miktarındaki artışın ağrıları tetikleyebileceği ifadesi doğrudur.
Büyüme ağrıları (benign nocturnal limb pains of childhood), tipik olarak 33-1212 yaş arası çocuklarda görülen, fiziksel aktivitenin yoğun olduğu günlerin akşamında veya gecesinde artış gösteren, bilateral ve fizik muayenesi normal olan bir tablodur. Bu nedenle fiziksel aktivite ile ağrının tetiklenmesi beklenen bir durumdur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik özelliklerini analiz et.
Hastada akşamları ortaya çıkan, bilateral, masajla rahatlayan ve sabahları kaybolan ağrılar mevcuttur. Fizik muayene ve laboratuvar tetkikleri normaldir.
Bu tablo pediatrik yaş grubunda sık görülen 'Büyüme Ağrıları' (Benign nocturnal limb pains of childhood) ile tam uyumludur.
2
Büyüme ağrılarının tetikleyici faktörlerini ve ayırt edici özelliklerini değerlendir.
Büyüme ağrılarında ağrının yoğun fiziksel aktivite sonrası arttığı bilinmektedir. İnflamatuar bulguların (sabah tutukluğu, laboratuvar yüksekliği, kısıtlılık) yokluğu tanıyı destekler.
Mekanik ve benign ağrılar genellikle aktivite ile ilişkili olup dinlenme ve basit müdahalelerle (masaj, sıcak uygulama) düzelir.

Anahtar Kavram

Büyüme Ağrıları (Benign Nocturnal Limb Pains of Childhood) özellikleri
Tahmini Süre:45s
Soru 30Soru

1010 yaşında bir erkek çocuk, 33 haftadır devam eden ateş, kilo kaybı, yaygın kas ağrısı ve bacaklarında ağrılı şişlikler şikayetiyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde kan basıncı 145/95145/95 mmHg (>95>95. persentil) ölçülmüştür. Alt ekstremitelerde livedo reticularis ve pretibial bölgede palpasyonla ağrılı subkütan nodüller saptanmıştır. Laboratuvar incelemesinde sedimentasyon ve CRP yüksekliği dışında; tam kan sayımı, tam idrar tetkiki ve ANCA testleri normal sınırlarda bulunmuştur.

Bu hasta için en olası tanıyı kesinleştirmede en yardımcı tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Renal veya mezenterik anjiyografide mikroanevrizmaların gösterilmesi

Cevap

Renal veya mezenterik anjiyografide mikroanevrizmaların gösterilmesi
Hastada saptanan ateş, kilo kaybı, sistemik hipertansiyon, livedo reticularis ve subkütan nodüller klasik Çocukluk Çağı Poliarteritis Nodosa (PAN) klinik tablosudur. PAN, orta çaplı müsküler arterleri tutan nekrotizan bir vaskülittir. En önemli özelliklerinden biri glomerülleri tutmamasıdır, bu nedenle idrar tetkiki genellikle normaldir. Tanı için en karakteristik ve yardımcı bulgu, renal veya mezenterik arter anjiyografisinde 'tespih tanesi' görünümü veren mikroanevrizmaların saptanmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Uzamış ateş, kilo kaybı, hipertansiyon ve spesifik cilt bulguları (livedo reticularis, nodüller)
Sistemik bir vaskülit tablosunu doğrulamak için
2
Damar çapını ve organ tutulumunu belirle
Orta çaplı arter tutulumu (nodül ve renal arter kaynaklı hipertansiyon), glomerül tutulumu yok (idrar normal)
Vaskülit tiplerini birbirinden ayırmak için (PAN vs. küçük damar vaskülitleri)
3
Ayırıcı tanı ve altın standart tetkiki seç
Tanı Poliarteritis Nodosa (PAN); en karakteristik bulgu anjiyografideki mikroanevrizmalar
Kesin tanı için ACR/EULAR kriterlerine uygun en özgün bulguyu belirlemek için

Anahtar Kavram

Poliarteritis Nodosa (PAN), orta çaplı arterleri tutan, glomerülleri koruyan, anjiyografide mikroanevrizmalarla karakterize nekrotizan bir vaskülittir.
Soru 31Soru

88 yaşında bir erkek çocuk, son 33 haftadır yataktan kalkarken ve merdiven çıkarken zorlanma, üst göz kapaklarında morumsu renk değişikliği ve ödem şikayetiyle getiriliyor. Fizik muayenesinde proksimal kas gruplarında belirgin simetrik güçsüzlük saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum kreatin kinaz (CKCK) ve aldolaz düzeyleri yüksek bulunuyor.

Bohan ve Peter kriterlerine göre bu hastada "kesin" (definitedefinite) juvenil dermatomiyozit tanısı koyabilmek için döküntüye ek olarak aşağıdakilerden hangisinin varlığı gereklidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kas biyopsisinde perifasiküler atrofi ve inflamasyon saptanması

Cevap

Bohan ve Peter kriterlerine göre kesin tanı için döküntüye ek olarak 'kas biyopsisinde perifasiküler atrofi ve inflamasyon saptanması' kriterinin karşılanması gereklidir.
Bohan ve Peter kriterleri beş temel bulguya dayanır: 1. Simetrik proksimal kas güçsüzlüğü, 2. Tipik deri döküntüsü (Heliotrop döküntü veya Gottron papülleri), 3. Kas enzimlerinde (CK, aldolaz, LDH vb.) yükseklik, 4. Myopatik EMG bulguları, 5. Kas biyopsisinde perifasiküler atrofi ve inflamasyon. Juvenil dermatomiyozit tanısı için döküntü mutlaka olmalıdır. Kesin (definitedefinite) tanı için döküntüye ek olarak diğer 4 kriterden 3'ü bulunmalıdır. Sorudaki hastada döküntü + 2 kriter (güçsüzlük ve enzim) zaten bulunmaktadır. Bir kriter daha eklendiğinde (biyopsi veya EMG) kesin tanı konulur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın mevcut kriterlerini belirle
Döküntü (Heliotrop), proksimal kas güçsüzlüğü ve kas enzim yüksekliği mevcuttur.
Tanı basamaklarını hesaplamak için mevcut bulguların kriter listesindeki karşılığını bilmek gerekir.
2
Bohan ve Peter tanı sınıflamasını hatırla
Kesin (DefiniteDefinite) tanı = Tipik döküntü + 3 diğer kriter (Güçsüzlük, Enzim, EMG, Biyopsi).
Tanının kesinleşmesi için kaç kriterin eksik olduğunu bulmak gerekir.
3
Eksik kriteri seçeneklerden bul
Mevcut olan döküntü + 2 kriter (güçsüzlük ve enzim) toplamda 3 eder. Kesin tanı için 1 kriter daha gereklidir; bu da seçeneklerdeki kas biyopsisidir.
Döküntüye ek olarak 3 kriterin tamamlanması kesin tanıyı sağlar.

Anahtar Kavram

Juvenil Dermatomiyozit Bohan ve Peter Tanı Kriterleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 32Soru

7 yaşında bir erkek çocuk, son 3 aydır devam eden merdiven çıkarken zorlanma, sandalyeden kalkarken güçlük çekme ve kollarını yukarı kaldırarak saçlarını tararken çabuk yorulma şikayetleri ile getiriliyor. Fizik muayenesinde proksimal kas gruplarında belirgin simetrik güçsüzlük, üst göz kapaklarında ödemli viyolasé (eritematöz-mor) renk değişikliği ve metakarpofalangeal eklemlerin dorsal yüzeylerinde eritematöz, atrofik papüller saptanıyor. Tırnak yatağı muayenesinde periungual telanjiektaziler dikkati çekiyor. Laboratuvar incelemesinde serum Kreatin Kinaz (CKCK), Laktat Dehidrogenaz (LDHLDH) ve Aldolaz düzeyleri yaş sınırının üstünde bulunuyor. Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Juvenil Dermatomiyozit

Cevap

Juvenil Dermatomiyozit
Hastada tarif edilen üst göz kapaklarında viyolasé renk değişikliği (Heliotrop döküntü) ve eklem dorsalindeki papüller (Gottron papülleri), simetrik proksimal kas güçsüzlüğü ile birleştiğinde Juvenil Dermatomiyozit tanısı için tipiktir. Tırnak yatağındaki periungual telanjiektaziler ise vaskülopatiyi ve hastalık aktivitesini destekleyen önemli bir yardımcı bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Hastada simetrik proksimal kas güçsüzlüğü (merdiven çıkma ve saç tarama zorluğu) mevcuttur.
Proksimal miyopati inflamatuar kas hastalıklarının temel klinik özelliğidir.
2
Dermatolojik bulguların analizi
Heliotrop döküntü (göz kapaklarında morarma) ve Gottron papülleri (eklem üzerindeki papüller) saptanmıştır.
Bu döküntüler Juvenil Dermatomiyozit için patognomoniktir.
3
Laboratuvar verilerinin yorumlanması
CKCK, LDHLDH ve Aldolaz yüksekliklerinin saptanması.
Kas enzimlerindeki artış, kas liflerinde inflamasyon ve hasar olduğunu gösterir.
4
Bohan ve Peter tanı kriterlerinin uygulanması
Tanı kesinleşir.
Karakteristik döküntüye ek olarak proksimal güçsüzlük ve enzim yüksekliği tanı koydurur.

Anahtar Kavram

Juvenil Dermatomiyozit tanısı; karakteristik döküntüler (Heliotrop döküntü, Gottron papülleri), simetrik proksimal kas güçsüzlüğü ve artmış kas enzimleri ile konur.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 33Soru

6 yaşında bir erkek çocuk, son bir yıldır yaklaşık ayda bir tekrarlayan, 2-3 gün süren ateş ve şiddetli karın ağrısı şikayetleri ile başvuruyor. Öyküsünden ataklar sırasında karın ağrısına bazen diz ekleminde şişlik ve ağrının eşlik ettiği, ataklar dışında hastanın tamamen sağlıklı olduğu öğreniliyor. Genetik analizinde MEFVMEFV geninde M694VM694V homozigot mutasyonu saptanan hastada, atak sıklığını azaltmak ve sekonder (AA) amiloidoz gelişimini önlemek için başlanması gereken ilk seçenek tedavi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kolşisin

Cevap

Kolşisin
Ailevi Akdeniz Ateşi tanısı alan hastalarda tedavinin temel taşı kolşisindir. Kolşisin hem atak sıklığını ve şiddetini azaltır hem de hastaların yaklaşık %99'unda amiloidoz gelişimini önleyerek böbrek yetmezliği riskini ortadan kaldırır. M694VM694V mutasyonu amiloidoz açısından en riskli mutasyon olduğu için bu hastada tedaviye hemen başlanması kritiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların ve genetik sonucun değerlendirilmesi
Tekrarlayan ateş, serozit (karın ağrısı), artrit ve M694VM694V mutasyonu ile FMF tanısı kesinleşir.
Tedaviye başlamadan önce tanının doğrulanması gerekir.
2
Tedavi hedeflerinin belirlenmesi
Atakların kontrol altına alınması ve uzun dönemde AA tipi amiloidozun önlenmesi hedeflenir.
FMF yönetimindeki en kritik amaç hayatı tehdit eden renal amiloidozu engellemektir.
3
İlk seçenek ilacın seçilmesi
Kolşisin tedavisi başlanır.
Kolşisin, mikrotübül polimerizasyonunu engelleyerek inflamasyonu baskılayan ve etkinliği kanıtlanmış tek birinci basamak ilaçtır.

Anahtar Kavram

Ailevi Akdeniz Ateşi'nde (FMF) ilk seçenek ve hayat kurtarıcı profilaktik tedavi Kolşisin'dir.

Daha Fazla Pratik

Kolşisin yan etkileri (özellikle diyare) ve kolşisin direnci durumunda bir sonraki basamak tedavileri inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 34Soru

77 yaşında bir kız çocuk, son 1111 haftadır sağ diz ve sol ayak bileğinde şişlik, ağrı ve sabahları belirginleşen hareket kısıtlılığı şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Öyküsünde ateş, döküntü veya yakın zamanda geçirilmiş enfeksiyon saptanmayan hastanın fizik muayenesinde etkilenen eklemlerde belirgin efüzyon saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde antinükleer antikor (ANA) pozitifliği dışında özellik saptanmıyor.

Bu hasta için en olası tanı ve eşlik edebilecek asemptomatik komplikasyonları saptamak için yapılması gereken tarama sıklığı aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Oligoartiküler JİA — 33 ayda bir yarık lamba muayenesi

Cevap

Oligoartiküler JİA tanısı ve körlük riskine karşı 3 ayda bir yapılan yarık lamba muayenesi
Hastanın yaşı (7 yaş < 16 yaş), semptom süresi (11 hafta > 6 hafta) ve etkilenen eklem sayısı (2 eklem <= 4) oligoartiküler JİA tanısını kesinleştirir. JİA hastalarında, özellikle ANA pozitifliği olanlarda, kronik anterior üveit en korkulan asemptomatik komplikasyondur. Körlüğü önlemek için bu hastaların her 3-4 ayda bir (ideali 3 ay) yarık lamba (slit-lamp) muayenesi ile taranması gerekir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin JİA tanı kriterlerine göre değerlendirilmesi
Hasta 16 yaşından küçük, artrit süresi 6 haftayı geçmiş (11 hafta) ve tutulan eklem sayısı 4'ten azdır (2 eklem).
Bu bulgular hastayı oligoartiküler Juvenil İdiopatik Artrit (JİA) kategorisine sokar.
2
ANA pozitifliğinin klinik öneminin belirlenmesi
ANA pozitifliği, oligoartiküler JİA'da asemptomatik kronik anterior üveit gelişme riskini belirgin şekilde artırır.
Üveit erken evrede bulgu vermediğinden rutin tarama körlüğü önlemek için kritiktir.
3
Tarama sıklığının belirlenmesi
ANA pozitifliği olan düşük yaş grubundaki oligoartiküler JİA hastalarında tarama her 3 ayda bir yapılmalıdır.
Güncel pediatrik romatoloji kılavuzları risk grubuna göre bu sıklığı önermektedir.

Anahtar Kavram

Oligoartiküler JİA tanısı ve ANA pozitifliğine bağlı üveit tarama yönetimi.
Tahmini Süre:50s
Soru 35Soru

Özgeçmişinde belirgin bir hastalık öyküsü bulunmayan 1515 yaşındaki erkek hasta, bacaklarda şişlik ve halsizlik şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede pretibial (++)(++) ödem saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde albumin 2.22.2 g/dLg/dL, total protein 4.84.8 g/dLg/dL ve idrarda 4.54.5 g/gu¨ng/gün proteinüri saptanıyor. Böbrek biyopsisinde AA tipi amiloid depolanması görülüyor. Ayrıntılı sorgulamada hastanın daha önce hiç tekrarlayan ateş veya karın ağrısı atağı geçirmediği öğreniliyor. Yapılan genetik analizde M694VM694V homozigot mutasyonu saptanan bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tip 2 Ailevi Akdeniz Ateşi

Cevap

Tip 2 Ailevi Akdeniz Ateşi (Fenotip II)
Doğru yanıt olan Tip 2 Ailevi Akdeniz Ateşi, klinik olarak tekrarlayan ateş ve serözit atakları (Tip 1) görülmeden önce, kronik subklinik inflamasyon nedeniyle AA tipi amiloidozun geliştiği klinik formdur. M694VM694V homozigot mutasyonu, amiloidoz gelişimi için en güçlü genetik risk faktörlerinden biridir ve Tip 2 prezantasyonda sık görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Hastada nefrotik sendrom (ödem, hipoalbuminemi, masif proteinüri) saptandı.
Amiloidoz böbrek glomerüllerinde birikerek protein kaçağına yol açar.
2
Biyopsi ve öykü verilerini birleştir
AA tipi amiloidoz saptandı ancak klinik atak (ateş, ağrı) öyküsü yok.
AA amiloidozu vücuttaki kronik otoinflamasyonun bir sonucudur.
3
Genetik veriyi yorumla
M694VM694V homozigot mutasyonu tanıyı FMF olarak kesinleştirdi.
Atak olmaksızın amiloidoz ile prezente olan FMF tablosu Tip 2 olarak tanımlanır.

Anahtar Kavram

Tip 2 FMF (Fenotip II), klinik ataklar başlamadan önce AA tipi amiloidoz gelişimi ile karakterizedir.

Daha Fazla Pratik

FMF hastalarında amiloidoz gelişimini önlemek için kolşisin tedavisinin doz ve uyum takibini inceleyen sorulara göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 36Soru

2,52,5 yaşında bir kız çocuk, yaklaşık 1010 haftadır devam eden sağ diz ve sol ayak bileğinde şişlik ve sabahları belirginleşen hareket kısıtlılığı şikayeti ile polikliniğe getiriliyor. Öyküsünden ateş, döküntü veya geçirilmiş enfeksiyon saptanmıyor. Fizik muayenede belirtilen eklemlerde efüzyon, sıcaklık artışı ve hareket kısıtlılığı mevcut; diğer sistem muayeneleri doğal bulunuyor. Laboratuvar incelemesinde; ANA: 1:3201:320 pozitif (homojen), RF: negatif, ESH: 3838 mm/saat ve CRP: 1,41,4 mg/dL (N: <0,5<0,5) saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı ve klinik yönetimde uygulanması gereken en uygun üveit tarama sıklığı aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Oligoartiküler juvenil idiopatik artrit — 3 ayda bir yarık lamba muayenesi

Cevap

En olası tanı oligoartiküler juvenil idiopatik artrittir ve üveit riski nedeniyle her 3 ayda bir yarık lamba muayenesi ile takip edilmelidir.
Hastada 66 haftadan uzun süren, 44'ten az eklemi tutan ve 1616 yaşından önce başlayan artrit tablosu mevcuttur. Bu bulgular oligoartiküler JİA tanısını koydurur. Başlangıç yaşının 77 yaşından küçük olması ve ANA pozitifliği, hastayı kronik anterior üveit açısından 'en yüksek risk' grubuna sokar. Bu gruptaki hastaların hastalık başlangıcından itibaren ilk 44 yıl boyunca her 33 ayda bir yarık lamba muayenesi ile taranması gerekmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları ve artrit süresini değerlendir.
1010 haftadır süren ve 22 eklemi tutan artrit, kronik bir inflamatuar süreci ve oligoartiküler tutulumu gösterir.
JİA tanısı için artritin en az 66 hafta sürmesi şarttır; eklem sayısının 44 veya daha az olması 'oligoartiküler' olarak sınıflandırılır.
2
Risk faktörlerini (yaş ve laboratuvar) analiz et.
Hastanın 2,52,5 yaşında olması (<7<7 yaş) ve ANA pozitifliği, kronik anterior üveit gelişimi için en yüksek risk grubunda olduğunu kanıtlar.
Oligoartiküler JİA'da ANA pozitifliği ve erken başlangıç yaşı, asemptomatik ancak körlüğe yol açabilen üveit için en önemli belirteçlerdir.
3
Uluslararası tarama protokolüne göre izlem planını belirle.
Yüksek riskli gruptaki bu hastada ilk 44 yıl boyunca her 33 ayda bir oftalmolojik değerlendirme yapılmalıdır.
Üveit genellikle asemptomatik seyrettiği için yarık lamba (biomikroskopi) ile düzenli tarama hayati önem taşır.

Anahtar Kavram

Juvenil İdiopatik Artrit Sınıflandırması ve Üveit Tarama Protokolleri
Soru 37Soru

88 yaşında bir kız çocuk; göz kapaklarında morumsu renk değişikliği, el eklemlerinin üzerinde kızarık döküntüler ve merdiven çıkarken zorlanma şikayetleri ile polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenede heliotrop döküntü ve Gottron papülleri saptanan hastada, tanıyı doğrulamak için aşağıdaki laboratuvar bulgularından hangisinin saptanması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum kreatin kinaz (CKCK) ve laktat dehidrogenaz (LDHLDH) düzeylerinde artış

Cevap

Serum kreatin kinaz (CKCK) ve laktat dehidrogenaz (LDHLDH) düzeylerinde artış
Vakada tanımlanan heliotrop döküntü (göz kapaklarında morumsu renk değişimi) ve Gottron papülleri (eklem üzerindeki döküntüler) proksimal kas güçsüzlüğü ile birleştiğinde Juvenil Dermatomiyozit tanısını koydurur. Bohan ve Peter tanı kriterlerine göre, deri bulgularına eşlik eden serum kas enzimlerindeki (CKCK, LDHLDH, ASTAST, ALTALT, aldolaz) yükselme tanıyı destekleyen en önemli laboratuvar bulgusudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Heliotrop döküntü, Gottron papülleri ve proksimal kas güçsüzlüğü saptandı.
Bu bulgular Juvenil Dermatomiyozit (JDMJDM) için patognomonik ve tipiktir.
2
Tanı kriterlerinin (Bohan ve Peter) hatırlanması
Tanı için deri döküntüsüne ek olarak proksimal güçsüzlük, kas enzimi yüksekliği, EMG veya biyopsi bulguları gereklidir.
Kas enzimlerindeki (CK, LDH vb.) artış, kas inflamasyonunu ve yıkımını gösteren objektif bir laboratuvar kanıtıdır.

Anahtar Kavram

Juvenil Dermatomiyozit tanısında klinik bulgulara (heliotrop döküntü, Gottron papülleri, proksimal güçsüzlük) eşlik eden serum kas enzimi yüksekliği temel tanısal bileşendir.
Tahmini Süre:45s
Soru 38Soru

Altı yaşında bir erkek çocuk, son iki aydır bacaklarında ağrı, merdiven çıkarken zorlanma ve annesinin ifadesine göre 'gözlerinde geçmeyen şişlik' şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenede periorbital bölgede ödem ve morumsu eritem, diz ve dirseklerin ekstansör yüzlerinde hafif skuamlı eritematöz plaklar saptanıyor. Nörolojik muayenede proksimal kas gruplarında 3/5 kuvvet kaybı ve Gowers belirtisinin pozitif olduğu görülüyor. Serum kreatin kinaz (CK) düzeyi 5500 U/L olarak ölçülüyor. Bu hastanın kas biyopsisinde aşağıdakilerden hangisinin görülmesi, en olası tanıyı kesin olarak doğrular ve diğer inflamatuar miyopatilerden ayırır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Perifasiküler atrofi ve perivasküler B hücre/CD4+ T hücre infiltrasyonu

Cevap

Perifasiküler atrofi ve perivasküler B hücre/CD4+ T hücre infiltrasyonu
Soruda tarif edilen vaka, proksimal kas güçsüzlüğü ve tipik deri bulguları (heliotrop döküntü, Gottron papülleri) ile Juvenil Dermatomiyozit (JDM) ile uyumludur. JDM'nin patogenezinde, kas damarlarını hedef alan kompleman aracılı (C5b-9) vaskülopati rol oynar. Bu vaskülopati sonucu gelişen iskemi, kas fasikülünün özellikle dış kısmındaki (perifasiküler) liflerin küçülmesine ve dejenerasyonuna neden olur. Bu görünüme 'perifasiküler atrofi' denir ve JDM için tanı koydurucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik senaryoyu analiz et
6 yaş erkek hasta, proksimal kas güçsüzlüğü (merdiven çıkamama, Gowers pozitif), heliotrop döküntü (periorbital ödem/eritem) ve Gottron papülleri (diz/dirsek eritematöz plaklar) mevcut. CK yüksekliği inflamatuar kas hastalığını gösteriyor.
Bu bulgular klasik Juvenil Dermatomiyozit (JDM) tablosunu işaret etmektedir.
2
Ayırıcı tanıları değerlendir
DMD kas güçsüzlüğü yapar ama döküntü yapmaz. Polimiyozit döküntüsüz seyreder. JDM hem kas hem deri tutulumu ile karakterizedir.
Heliotrop döküntü ve Gottron papülleri JDM için patognomoniktir.
3
Histopatolojik bulguyu belirle
JDM, hümoral immünite (B hücresi) ve kompleman aracılı bir mikroanjiopatidir. Bu durum, kas fasikülünün periferindeki (damarlara en yakın ancak perfüzyonu en bozuk) liflerde atrofiye yol açar.
Perifasiküler atrofi, JDM'yi diğer inflamatuar miyopatilerden (örn. Polimiyozit) ayıran en özgül biyopsi bulgusudur.

Anahtar Kavram

JDM'nin patogenezi hümoral kaynaklı vaskülopatiye dayanır ve kas biyopsisindeki karakteristik yansıması 'Perifasiküler Atrofi'dir.
Soru 39Soru

1414 yaşındaki bir erkek hasta; son iki haftadır artan öksürük, nefes darlığı ve idrar renginde koyulaşma şikayetleriyle başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin 8,58,5 g/dL, serum kreatinin 2,42,4 mg/dL saptanıyor. Akciğer tomografisinde yaygın alveoler infiltratlar (hemoraji ile uyumlu) izleniyor. Serumda perinükleer boyanma gösteren antinötrofil sitoplazmik antikor (pANCA/antiMPOp-ANCA / anti-MPO) pozitifliği saptanıyor. Böbrek biyopsisinde "pauci-immün" nekrotizan kresentik glomerulonefrit izleniyor. Bu hastada aşağıdaki klinik veya radyolojik bulgulardan hangisinin varlığı, tanının Mikroskobik Polianjitis (MPA) yerine Granülomatoz Polianjitis (GPA) olduğunu en güçlü şekilde destekler?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akciğer tomografisinde kavitasyonel nodüllerin saptanması

Cevap

Akciğer tomografisinde kavitasyonel nodüllerin saptanması, Granülomatoz Polianjitis (GPA) tanısını Mikroskobik Polianjitis (MPA) tanısından ayıran en spesifik bulgudur.
Akciğer tomografisinde kavitasyonel nodüllerin saptanması, Granülomatoz Polianjitis (GPA) tanısını Mikroskobik Polianjitis (MPA) tanısından ayıran en önemli klinik ve radyolojik özelliklerden biridir. GPA granülomatöz bir vaskülit iken, MPA'da granülom oluşumu izlenmez. Her iki hastalık da pauci-immün nekrotizan kresentik glomerulonefrit ve alveoler hemoraji yapabilir; ancak kavitasyon varlığı GPA için karakteristiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın temel klinik tablosunu tanımla.
Hasta pulmoner-renal sendrom (hemoptizi + hematüri) ve pauci-immün GN ile başvurmuştur.
Bu tablo ANCA ilişkili vaskülitlerin (GPA, MPA, EGPA) ortak prezentasyonudur.
2
GPA ve MPA arasındaki benzerlikleri analiz et.
Her iki hastalık da küçük damar vaskülitidir, ANCA pozitiftir ve böbrekte pauci-immün nekrotizan kresentik GN yapar.
Bu benzerlikler nedeniyle tanı koymak için ayırt edici klinik/radyolojik ipuçları aranmalıdır.
3
GPA'ya özgü 'granülomatöz' özellikleri belirle.
GPA'da üst solunum yolu tutulumu (sinüzit, semer burun), biyopside granülomlar ve akciğerde kavitasyonel nodüller izlenir.
MPA'da ise granülomatöz inflamasyon ve kavitasyon beklenmez; tutulum sadece küçük damar vasküliti düzeyindedir.
4
Soru kökündeki seçenekler arasında en güçlü ayırıcıyı seç.
Akciğerde kavitasyonel nodül varlığı GPA lehine en güçlü kanıttır.
Diğer bulgular (kresent, p-ANCA, alveoler hemoraji) her iki hastalıkta da görülebilir.

Anahtar Kavram

ANCA ilişkili vaskülitlerin ayırıcı tanısında kavitasyon ve granülom varlığı
Soru 40Soru

Dört buçuk yaşındaki erkek çocuk, geceleri ağlayarak uyanmasına neden olan bacak ağrıları sebebiyle polikliniğe getiriliyor. Aile, bu durumun yaklaşık üç aydır sürdüğünü, ağrı başladığında çocuğun bacaklarını ovalamalarını istediğini ifade ediyor. Gündüzleri parkta koşup oynayan hastanın kas iskelet sistemi muayenesinde şişlik, kızarıklık veya eklem hareket kısıtlılığı izlenmiyor.

Bu hastanın değerlendirmesinde, ön planda düşünülen tanıyı ekarte ettirerek 'kırmızı bayrak' olarak kabul edilmesi gereken ve ileri görüntüleme gerektiren özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ağrının her seferinde sağ tibianın proksimalinde tek bir noktada odaklanması

Cevap

Ağrının her seferinde sağ tibianın proksimalinde tek bir noktada odaklanması
Büyüme ağrıları (benign kas iskelet sistemi ağrıları) klinik olarak iki taraflı olma eğilimindedir ve bacakların derin dokularında (baldır, uyluk ön yüzü, popliteal çukur) yaygın bir sızı şeklinde hissedilir. Ağrının tek taraflı olması ve özellikle kemik üzerinde spesifik bir noktada lokalize olması (nokta hassasiyeti), osteoid osteoma gibi kemik tümörleri veya osteomiyelit gibi organik patolojiler açısından çok önemli bir 'kırmızı bayrak' bulgusudur. Bu durum saptandığında hastaya mutlaka direkt grafi gibi ileri görüntüleme tetkikleri planlanmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Vakadaki klinik tablonun analiz edilmesi
Geceleri uyandıran, masajla geçen, gündüzleri tamamen asemptomatik olan ve fizik muayenesi normal olan çocuk saptanır.
Bu bulgularla ön planda 'büyüme ağrıları' (benign noktürnal ekstremite ağrıları) tanısına gidilir.
2
Büyüme ağrılarının temel özelliklerinin hatırlanması
Ağrıların tipik olarak iki taraflı olduğu, baldır ve uyluk gibi derin dokularda yaygın hissedildiği doğrulanır.
Tanının benign karakterini doğrulamak için klinik paternin eksiksiz bilinmesi gerekir.
3
Ayırıcı tanıdaki 'kırmızı bayrak' bulgularının değerlendirilmesi
Tek taraflı, asimetrik ve kemik üzerinde spesifik bir noktaya lokalize olan ağrının benign olamayacağı saptanır.
Nokta hassasiyeti ve tek taraflılık; osteoid osteoma, enfeksiyon veya tümör gibi mutlaka görüntüleme gerektiren organik patolojilere işaret eder.

Anahtar Kavram

Büyüme ağrılarında ayırıcı tanı ve kırmızı bayrak (alarm) bulgularının tespiti
ÖncekiSayfa 2 / 21Sonraki
Romatoloji Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 2 | Examkin