Romatoloji

414 soru

Soru 41Soru

55 yaşında bir kız çocuk, çocukluk döneminden itibaren yaklaşık ayda bir tekrarlayan, 131-3 gün süren ateş ve derin nefes almakla şiddetlenen yan ağrısı şikayetleriyle getiriliyor. Fizik muayenede plevral frotman saptanıyor ve hastaya Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF) tanısı konuluyor. Bu hastalığın patogenezinden sorumlu olan, MEFVMEFV geni tarafından kodlanan ve 'marenostrin' olarak da bilinen protein aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pirin (Pyrin)

Cevap

FMF hastalığının patogenezinden sorumlu olan ve lökositlerde eksprese edilen protein Pirin (veya marenostrin) proteinidir.
Doğru yanıt olan seçenek, FMF hastalığının patogenezinde kritik rol oynayan ve MEFV geni tarafından kodlanan proteini ifade eder. Pirin (marenostrin), lökositlerde eksprese edilir ve nötrofil aktivasyonunu baskılayarak inflamasyonu sınırlar; mutasyonu sonucu bu kontrol mekanizması bozulur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Tekrarlayan ateş, serozit (plevrit) ve kısa atak süresi (131-3 gün) FMF tanısını destekler.
Hastanın semptomları tipik bir otoinflamatuar atakla uyumludur.
2
Genetik temeli hatırla
FMF hastalığı, 16.16. kromozomun kısa kolunda yer alan MEFVMEFV genindeki mutasyonlar sonucu oluşur.
Hastalığın otozomal resesif geçişli moleküler temelini belirlemek için gereklidir.
3
Gen-protein ilişkisini kur
MEFVMEFV geni, inflamatuar yanıtta rol oynayan 'Pirin' (marenostrin) proteinini kodlar.
Pirin, inflamozom kompleksinin kontrolünde görev yaparak IL-1 üretimini düzenler.

Anahtar Kavram

Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF), MEFVMEFV genindeki mutasyon sonucu 'Pirin' proteininin işlev bozukluğu ile karakterize, en sık görülen otoinflamatuar hastalıktır.

İpuçları

1
FMF'den sorumlu olan genin adını (MEFVMEFV) düşünün.
2
Bu proteinin diğer adı 'Akdeniz' kelimesinden türetilen 'marenostrin'dir.
Tahmini Süre:50s
Soru 42Soru

Sekiz yaşındaki erkek hasta, yaklaşık sekiz haftadır devam eden sol diz ve sağ ayak bileğindeki şişlik ile sağ topuk ağrısı şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Sabahları uyandığında belinde tutukluk olduğunu ve gün içinde hareket ettikçe bu durumun azaldığını ifade ediyor. Son dönemde geçirilmiş ateşli hastalık, ishal veya idrar yolu enfeksiyonu öyküsü bulunmuyor. Fizik muayenesinde; sol diz ve sağ ayak bileğinde artrit bulguları saptanırken, sağ Aşil tendonu yapışma yerinde basmakla şiddetli hassasiyet tespit ediliyor. Laboratuvar testlerinde akut faz reaktanları yüksek, ASO titresi normal düzeyde ve HLA-B27 testi pozitif bulunuyor. Aile öyküsünden, babasının ankilozan spondilit nedeniyle takip edildiği öğreniliyor.

Bu hastadaki en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Entezit ilişkili artrit

Cevap

Entezit ilişkili artrit
Bu hastada 6 haftadan uzun süren artrit tablosuna entezit (Aşil tendonu hassasiyeti) eşlik etmektedir. Ayrıca hastanın 6 yaşından büyük bir erkek olması, istirahatle artan ve hareketle azalan inflamatuvar karakterli bel ağrısı tanımlaması, HLA-B27 testinin pozitif olması ve birinci derece akrabasında ankilozan spondilit öyküsü bulunması, ILAR (Uluslararası Romatoloji Birlikleri Ligi) kriterlerine göre doğrudan entezit ilişkili artrit tanısını koydurur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın demografik özelliklerini ve semptom süresini değerlendir.
8 yaşında erkek çocuk ve şikayetler 8 haftadır (6 haftadan uzun) devam etmektedir.
Jüvenil idiyopatik artrit (JİA) sınıflaması için semptomların 6 haftadan uzun sürmesi ve hastanın 16 yaşından küçük olması gerekir.
2
Klinik muayene bulgularını analiz et.
Artrit (diz ve ayak bileği), entezit (Aşil tendonu hassasiyeti) ve inflamatuvar bel ağrısı mevcuttur.
Artrit ve entezitin bir arada olması entezit ilişkili artrit (ERA) için temel tanı kriteridir.
3
Laboratuvar sonuçlarını ve aile öyküsünü değerlendir.
HLA-B27 pozitifliği ve birinci derece akrabada (baba) ankilozan spondilit öyküsü bulunmaktadır.
Bu bulgular ILAR kriterlerine göre ERA tanısını destekleyen majör kriterlerdir.
4
Diğer olası tanıları dışla.
Enfeksiyon öyküsü yok (Reaktif artrit dışlanır), ASO normal (Akut romatizmal ateş dışlanır), akut başlangıç yok (Septik artrit dışlanır).
Ayırıcı tanı yapılarak doğru JİA alt tipine ve kesin tanıya ulaşılır.

Anahtar Kavram

Entezit ilişkili artrit (ERA) ILAR tanı kriterleri
Soru 43Soru

1414 yaşında bir kız hasta, yaklaşık 44 aydır devam eden yaygın vücut ağrısı, yorgunluk ve uyku bozukluğu şikayetleri ile başvuruyor. Ağrılarının özellikle sabahları daha belirgin olduğunu, gün boyunca yorgun hissettiğini ve uykusunun dinlendirici olmadığını belirtiyor. Fizik muayenesinde eklemlerde şişlik, ısı artışı veya hareket kısıtlılığı saptanmıyor; ancak vücudun belirli anatomik bölgelerinde yaygın hassasiyet (hassas noktalar) saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde tam kan sayımı, eritrosit sedimentasyon hızı (ESH) ve C-reaktif protein (CRP) düzeyleri normal sınırlarda bulunuyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Juvenil primer fibromiyalji sendromu

Cevap

Kronik yaygın ağrı, yorgunluk ve uyku bozukluğu ile birlikte normal fizik muayene ve laboratuvar bulguları olan adolesan hastada en olası tanı juvenil primer fibromiyalji sendromudur.
Juvenil primer fibromiyalji sendromu (JPFS), genellikle adolesan kızlarda görülen, en az 33 aydır devam eden yaygın vücut ağrısı, yorgunluk, uyku bozukluğu ve sabah sertliği ile karakterize bir durumdur. Fizik muayenede objektif bir inflamasyon bulgusu (artrit) veya kas güçsüzlüğü saptanmaz, ancak belirli anatomik bölgelerde hassasiyet mevcuttur. Laboratuvar tetkiklerinin tamamen normal olması tanıyı destekleyen en önemli bulgulardandır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öyküdeki anahtar semptomların analizi
Kronik yaygın ağrı (>3>3 ay), yorgunluk ve dinlendirici olmayan uyku saptandı.
Juvenil primer fibromiyalji sendromunun (JPFS) en karakteristik klinik özelliklerini belirlemek için gereklidir.
2
Fizik muayene ve laboratuvar verilerinin değerlendirilmesi
Artrit yokluğu, hassas noktaların (tender points) varlığı ve normal inflamatuar belirteçler (ESH, CRP) görüldü.
Organik ve inflamatuar romatizmal hastalıkları dışlamak için kritik bir adımdır.
3
Ayırıcı tanı ve final karar
İnflamatuar hastalıklar (JİA, SLE, Dermatomiyozit) ve yaşa/zamanlamaya uymayan benign durumlar (Büyüme ağrıları) dışlanarak JPFS tanısına ulaşıldı.
Hastanın yaş grubu ve semptom kompleksinin bütüncül değerlendirmesi doğru tanıyı sağlar.

Anahtar Kavram

Juvenil Primer Fibromiyalji Sendromu (JPFS), adolesanlarda görülen, inflamatuar olmayan, kronik yaygın ağrı sendromudur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 44Soru

Sağ dizinde şişlik ve sol topuk bölgesinde ağrı şikayetleri yaklaşık 44 aydır süregelen 1010 yaşındaki bir erkek hastanın fizik muayenesinde; sağ dizde belirgin efüzyon, sol Achilles tendonu yapışma yerinde hassasiyet ve Schober testinde kısıtlılık saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde romatoid faktör (RF) ve antinükleer antikor (ANA) negatif, eritrosit sedimentasyon hızı (4242 mm/saat) yüksek ve HLA-B27 pozitif bulunuyor. Aile öyküsünden; ağabeyinde Crohn hastalığına eşlik eden sakroiliit olduğu, kız kardeşinde ise yaygın plak tipi psoriasis bulunduğu öğreniliyor. Bu hasta, ILAR (International League of Associations for Rheumatology) sınıflama kriterlerine göre hangi jüvenil idiyopatik artrit (JIA) kategorisinde değerlendirilmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Farklılaşmamış artrit

Cevap

Farklılaşmamış artrit, hastanın ILAR kriterlerine göre bir kategoriye (ERA) girmesine rağmen, birinci derece akrabada psoriasis bulunması şeklindeki dışlama kriteri nedeniyle girdiği sınıflama grubudur.
Doğru cevap olan farklılaşmamış artrit, hastanın klinik olarak entezit ile ilişkili artrit (ERA) grubuna girmesine rağmen, kız kardeşindeki (birinci derece akraba) psoriasis varlığı nedeniyle bu gruptan dışlanması sonucunda ulaşılan tanıdır. Ayrıca hasta, psoriyatik JIA için gerekli olan ek minör kriterleri (daktilit veya tırnak bulgusu) karşılamadığı için o gruba da dahil edilemez.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları ERA (Entezit ile İlişkili Artrit) kriterleri açısından değerlendir
Hasta; 6 yaşından büyük, erkek, asimetrik artrit, entezit, inflamatuar bel ağrısı (Schober kısıtlılığı), HLA-B27 pozitifliği ve birinci derece akrabada (ağabey) IBD ilişkili sakroiliit öyküsüne sahiptir. Bu bulgularla ERA kriterlerini tam olarak karşılar.
ERA tanısı için artrit+entezit veya ikisinden biriyle birlikte HLA-B27, aile öyküsü, anterior üveit veya 6 yaş üstü erkek olma gibi kriterlerin varlığı gereklidir.
2
ILAR dışlama kriterlerini (Exclusion Criteria) kontrol et
Hastanın kız kardeşinde (birinci derece akraba) psoriasis olması, ERA kategorisi için mutlak bir dışlama kriteridir.
ILAR kriterlerine göre, hastanın kendisinde veya birinci derece akrabasında psoriasis öyküsü varsa, hasta ERA grubuna dahil edilemez.
3
Psoriyatik JIA kriterlerini kontrol et
Hastada psoriasis yoktur. Psoriasis yokluğunda artrit + şu kriterlerden 2 tanesi gereklidir: 1. Daktilit, 2. Tırnak bulguları (pitting/onkoliz), 3. Birinci derece akrabada psoriasis. Hastada sadece 3. kriter (kız kardeş) mevcuttur. Bu nedenle Psoriyatik JIA tanısı da konulamaz.
Tanı kriterlerinin eksik kalması nedeniyle hasta bu gruba da dahil edilemez.
4
Kategorizasyon sonucuna ulaş
Hasta hiçbir gruba tam uymadığı veya dışlama kriteri nedeniyle gruptan çıktığı için 'Farklılaşmamış Artrit' olarak sınıflandırılır.
Tanımı gereği, birden fazla gruba uyan veya hiçbir gruba uymayan/dışlanan hastalar bu kategoriye girer.

Anahtar Kavram

ILAR JIA Sınıflamasında Dışlama Kriterleri (Exclusion Criteria)
Soru 45Soru

1212 yaşında bir erkek çocuk, geçmişinde tekrarlayan ateş ve peritonit atakları olması üzerine M694V/M694VM694V/M694V homozigot mutasyonu saptanarak Ailevi Akdeniz Ateşi (FMFFMF) tanısı almıştır. Hasta 22 mg/gün kolşisin (yaşına göre tolere edilen maksimum doz) tedavisi altındadır ve son 1818 aydır hiç klinik atak geçirmemiştir. Ancak poliklinik kontrollerinde, son 66 ayda farklı zamanlarda yapılan üç ayrı ölçümde Serum Amiloid A (SAASAA) düzeyleri sırasıyla 115115 mg/L, 9898 mg/L ve 102102 mg/L (Normal <10<10 mg/L) saptanmıştır. Hastanın fizik muayenesi normal olup, tam idrar tetkikinde proteinüri saptanmamıştır. Bu aşamada ikincil (AAAA) amiloidoz gelişimini önlemek için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tedaviye IL1IL-1 inhibitörü (anakinra veya canakinumab) eklenmesi

Cevap

Maksimum doz kolşisin tedavisine rağmen subklinik inflamasyonu devam eden hastada tedaviye IL1IL-1 inhibitörü eklenmelidir.
Ailevi Akdeniz Ateşi yönetiminde temel amaç AAAA amiloidozunu önlemektir. M694VM694V mutasyonu taşıyan bireylerde, klinik atak olmasa dahi SAASAA düzeyinin sürekli yüksek seyretmesi (subklinik inflamasyon) amiloidoz için bağımsız bir risk faktörüdür. EULAR tavsiyelerine göre, maksimum tolere edilen kolşisin dozuna rağmen SAASAA veya CRPCRP yüksekliği devam eden hastalarda biyolojik tedaviler (Anakinra, Canakinumab gibi IL1IL-1 inhibitörleri) düşünülmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın genetik riskini ve mevcut durumunu analiz et.
M694VM694V homozigot mutasyonu amiloidoz için en yüksek risk faktörüdür. Hasta klinik olarak atak geçirmese de biyokimyasal olarak aktif inflamasyon halindedir.
Amiloidoz gelişimi sadece klinik ataklara değil, interiktal (atak dışı) dönemdeki kronik inflamasyona bağlıdır.
2
Mevcut ilaç dozunu ve tedavi yanıtını değerlendir.
Hasta halihazırda yaşına uygun maksimum kolşisin dozunu (22 mg/gün) almaktadır ancak SAASAA düzeyleri normalin 1010 katından fazla seyretmektedir.
EULAR kriterlerine göre, maksimum tolere edilen dozda inflamasyonun baskılanamaması kolşisin direnci/yetersizliği olarak kabul edilir.
3
Uluslararası kılavuzlara (EULAR/PRINTO) göre bir sonraki basamağı belirle.
Maksimum doz kolşisin ile kontrol altına alınamayan inflamasyon varlığında biyolojik ajanlara (IL1IL-1 inhibitörleri) geçilmelidir.
IL1IL-1 yolu, pirin inflamozom aktivasyonunun temel efektörüdür ve kolşisin dirençli olgularda en etkili tedavi seçeneğidir.

Anahtar Kavram

FMF'de subklinik inflamasyon yönetimi ve kolşisin direnci kriterleri.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 46Soru

Eklemlerde ağrı ve sabah tutukluğu şikayetiyle izlenen 1414 yaşındaki kız hastanın takiplerinde, el sırtında ve parmaklarda belirgin gode bırakmayan ödem (puffypuffy fingersfingers) ve RaynaudRaynaud fenomeni geliştiği görülüyor. Laboratuvar incelemesinde çok yüksek titrasyonda AntiU1RNPAnti-U1RNP pozitifliği saptanan bu çocuk için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Miks bağ dokusu hastalığı

Cevap

Miks bağ dokusu hastalığı
Miks bağ dokusu hastalığı, çocuklarda sıklıkla Raynaud fenomeni ve parmaklarda ödem (puffy fingers) ile başlar. En karakteristik laboratuvar bulgusu çok yüksek titrasyondaki Anti-U1RNP pozitifliğidir. Bu hastalık; Sistemik Lupus Eritematozus, Sistemik Skleroz ve Polimiyozit/Dermatomiyozit klinik özelliklerinin bir arada (overlap) bulunduğu bir tablodur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Hastada Raynaud fenomeni, parmaklarda ödem (puffy fingers) ve artralji saptandı.
Bu bulgular sistemik lupus eritematozus, sistemik skleroz ve polimiyozit hastalıklarının özelliklerini içerir.
2
Serolojik veriyi değerlendir
Laboratuvarda yüksek titrasyonda Anti-U1RNP pozitifliği saptandı.
Anti-U1RNP, Miks Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD) için spesifik ve tanısal bir belirteçtir.
3
Örtüşme sendromu (Overlap) varlığını doğrula
Klinik ve laboratuvar bulguları birleştiğinde Miks Bağ Dokusu Hastalığı tanısına ulaşılır.
Birden fazla bağ dokusu hastalığının özelliğinin tek bir hastalıkta toplanması ve U1RNP pozitifliği bu tanıyı kesinleştirir.

Anahtar Kavram

Miks Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD), yüksek titreli Anti-U1RNP antikorları ile karakterize; SLE, sistemik skleroz ve polimiyozit özelliklerinin bir arada görüldüğü bir örtüşme sendromudur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 47Soru

2020 aylık bir kız çocuk, son 88 haftadır sol dizinde şişlik ve sabahları yataktan kalkarken belirginleşen hareket kısıtlılığı şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde sol dizde efüzyon ve sıcaklık artışı saptanırken, diğer eklemler doğal bulunuyor. Laboratuvar tetkiklerinde ANAANA (+) (1:3201:320 sulandırımda), RFRF (-) ve ESRESR 3232 mm/saat olarak saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı ve görme kaybı riskini önlemek amacıyla uygulanması gereken üveit tarama sıklığı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Oligoartiküler JİA — 33 ayda bir

Cevap

Oligoartiküler JİA tanısı konulmalı ve üveit açısından 33 ayda bir oftalmolojik muayene yapılmalıdır.
Oligoartiküler JİA tanısı alan, hastalığı 77 yaşından önce başlayan ve ANAANA testi pozitif olan hastalar kronik anterior üveit açısından en yüksek risk grubundadır. Bu hastaların ilk birkaç yıl boyunca her 33 ayda bir yarık lamba muayenesi ile taranması gerekmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Eklem tutulum sayısı ve süresini değerlendir
Tek eklem (monoartrit) ve 88 hafta sürmesi (>6>6 hafta) nedeniyle JİA tanısı doğrulanır ve oligoartiküler tip olarak sınıflandırılır.
JİA tanısı için artritin 1616 yaşından önce başlaması ve en az 66 hafta sürmesi şarttır.
2
Üveit risk faktörlerini analiz et
Hastanın yaşının <7<7 olması, oligoartiküler tipte olması ve ANAANA pozitifliği bulunması en yüksek risk grubunda olduğunu gösterir.
Kronik asemptomatik üveit, oligoartiküler JİA'lı küçük yaştaki ANAANA (+) kız çocuklarında en sık görülür.
3
Taramayı planla
Yüksek risk grubundaki bu hastaya her 33 ayda bir biyomikroskopik (yarık lamba) muayene önerilir.
Üveit genellikle semptom vermediğinden körlüğü önlemek için düzenli tarama hayatidir.

Anahtar Kavram

Juvenil İdiopatik Artrit alt tiplerinde üveit tarama sıklığı, hastalığın başlangıç yaşına, tutulan eklem sayısına ve ANAANA durumuna göre belirlenir.
Soru 48Soru

Fizik muayenesinde kollar arasında belirgin sistolik kan basıncı farkı (>10> 10 mmHg) saptanan, üst ekstremite nabızları zayıf olan ve literatürde 'nabızsızlık hastalığı' olarak da bilinen vaskülit aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Takayasu arteriti

Cevap

Takayasu arteriti
Takayasu arteriti, aorta ve onun ana dallarını tutan granülomatoz bir panarterittir. Damar lümenindeki daralma (stenoz) veya oklüzyon nedeniyle ekstremite nabızlarında zayıflama/kayıp ve kan basıncı ölçümlerinde anlamlı farklar ortaya çıkar; bu nedenle 'nabızsızlık hastalığı' olarak tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların (nabız zayıflığı ve kollar arası kan basıncı farkı) değerlendirilmesi
Büyük damar tutulumu (aort ve dalları) lehine bulgular saptandı
Vaskülitlerde tutulan damar çapı klinik tabloyu belirleyen en önemli faktördür
2
Vaskülitlerin damar çapına göre sınıflandırılması
Büyük damar vaskülitleri arasında Takayasu arteriti ön plana çıkar
Çocukluk çağında kollar arası tansiyon farkı ve nabızsızlık Takayasu için patognomoniktir

Anahtar Kavram

Büyük Damar Vaskülitleri ve Takayasu Arteriti
Tahmini Süre:45s
Soru 49Soru

1313 yaşında, sistemik lupus eritematozus (SLESLE) tanısıyla izlenen bir kız hastanın rutin kontrolünde; son bir ayda idrar miktarında azalma ve bacaklarda şişlik şikayeti başladığı öğreniliyor. Laboratuvar incelemesinde; serum C3C3 ve C4C4 düzeyleri normal sınırlarda, antidsDNAanti-dsDNA düzeyi ise önceki değerleriyle benzer şekilde orta düzeyde pozitif (1:1601:160) saptanıyor. Tam idrar tetkikinde; proteinüri (3+3+) ve her mikroskobik alanda çok sayıda dismorfik eritrosit ile eritrosit silendirleri gözleniyor.

Bu hastada klinik olarak şüphelenilen aktif proliferatif lupus nefriti varlığını ve renal hastalık aktivitesini göstermede; antidsDNAanti-dsDNA ve kompleman düzeylerine göre daha yüksek prediktif değere sahip olan biyobelirteç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-C1q antikoru

Cevap

Aktif proliferatif nefrit şüphesinde, özellikle kompleman düzeylerinin normal olduğu durumlarda Anti-C1q antikorları en değerli biyobelirteçtir.
Anti-C1q antikorları, kompleman sisteminin klasik yolağının ilk bileşeni olan C1q'ya karşı gelişir. Lupus nefritli hastaların böbrek biyopsilerinde glomerüllerde yoğun C1q birikimi izlenir. Bu antikorların serum düzeyi, özellikle proliferatif (Sınıf III ve IV) nefriti olan çocuklarda çok yüksek bulunur ve renal alevlenmeleri öngörmede anti-dsDNA'dan daha başarılıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
Hastada proteinüri ve aktif idrar sedimenti (eritrosit silendirleri) olması, akut bir renal alevlenmeyi (Lupus Nefriti) işaret eder.
Tedavi altındaki SLE hastalarında yeni gelişen renal bulgular aktivite artışı olarak değerlendirilmelidir.
2
Standart laboratuvar belirteçlerini değerlendir
C3, C4 ve anti-dsDNA düzeylerinin stabil veya normal olması, klasik aktivite kriterlerinin bu hastada yetersiz kaldığını gösterir.
Kompleman düzeyleri bazen tüketim ile üretim arasındaki denge nedeniyle veya genetik varyasyonlar sonucu yanıltıcı olabilir.
3
Spesifik biyobelirteç seçimi yap
Lupus nefriti patogenezinde dokuda kompleman aktivasyonu kritik rol oynar; bu süreçle en ilişkili antikor seçilmelidir.
Anti-C1q antikorları, glomerüllerde biriken C1q moleküllerine bağlanarak inflamasyonu artırır ve proliferatif nefrit varlığında %90'ın üzerinde duyarlılığa sahiptir.

Anahtar Kavram

Anti-C1q antikorlarının proliferatif lupus nefriti aktivitesindeki prediktif değeri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 50Soru

16 yaşında bir kız hasta; son bir haftadır halsizlik, öksürük ve idrar miktarında azalma şikayetleriyle getiriliyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 150/95150/95 mmHg ölçülüyor ve her iki akciğer bazalinde raller duyuluyor. Laboratuvar tetkiklerinde hemoglobin 99 g/dL, kan üre azotu (BUN) 5050 mg/dL, kreatinin 2.22.2 mg/dL saptanıyor. Tam idrar tetkikinde her sahada 304030-40 eritrosit ve eritrosit silendirleri görülüyor. Serolojik incelemesinde p-ANCA (anti-miyeloperoksidaz) pozitifliği saptanan bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mikroskobik polianjiitis

Cevap

Mikroskobik polianjiitis
Hastada saptanan hızlı seyirli böbrek yetmezliği bulguları (yüksek kreatinin, eritrosit silendirleri) ve akciğer tutulumu (öksürük, raller) bir pulmoner-renal sendrom tablosunu işaret eder. p-ANCA (anti-MPO) pozitifliği ve üst solunum yolu tutulumuna dair bir veri olmaması, bu tabloyu Mikroskobik polianjiitis için tipik hale getirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Hastada hipertansiyon, idrar miktarında azalma ve eritrosit silendirleri (nefritik sendrom/RPGN bulguları) ile öksürük (olası alveoler kanama) mevcuttur.
Vaskülitlerin organ tutulum paternini belirlemek tanıda ilk adımdır.
2
Serolojik belirteçleri değerlendir
p-ANCA (anti-MPO) pozitifliği saptanmıştır.
ANCA ile ilişkili vaskülitlerin (GPA, MPA, EGPA) ayırıcı tanısında antikor tipi kritiktir.
3
Ayırıcı tanı yap
Üst solunum yolu bulgusu olmaması ve p-ANCA pozitifliği tanıyı Mikroskobik polianjiitis'e yönlendirir.
GPA'da c-ANCA, PAN'da ise glomerulonefrit eksikliği ayırıcı tanıda anahtar rol oynar.

Anahtar Kavram

Mikroskobik polianjiitis (MPA), küçük damarları tutan, nekrotizan glomerulonefrit ve sıklıkla pulmoner kapillerit (alveoler kanama) ile seyreden, p-ANCA pozitifliği ile karakterize bir vaskülittir.
Soru 51Soru

1515 aylık erkek çocuk, yaşamın ilk aylarından itibaren yaklaşık 121-2 ayda bir tekrarlayan, 464-6 gün süren yüksek ateş, karın ağrısı ve ishal şikayetleriyle getirilmiştir. Annesi, ateşli dönemlerde çocuğun boynunda şişlikler fark ettiğini ve atakların genellikle aşı uygulamalarını takip eden günlerde başladığını belirtmektedir. Fizik muayenede atak sırasında servikal lenfadenopati ve hafif splenomegali saptanmıştır. Ataklar arası dönemde klinik ve laboratuvar bulguları tamamen normale dönen hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mevalonat Kinaz Eksikliği (Hiper-IgD Sendromu)

Cevap

Mevalonat Kinaz Eksikliği (Hiper-IgD Sendromu), karakteristik olarak erken başlangıçlı periyodik ateş, lenfadenopati, ishal ve aşılama ile tetiklenen ataklarla karakterize bir otoinflamatuar hastalıktır.
Mevalonat Kinaz Eksikliği (HIDS), genellikle yaşamın ilk yılında başlayan, 373-7 gün süren tekrarlayan ateş atakları ile karakterizedir. Ataklara sıklıkla ağrılı servikal lenfadenopati, karın ağrısı, kusma, ishal ve makülopapüler döküntü eşlik eder. Atakların %509050-90 oranında aşılama gibi immün sistemi uyaran durumlarla tetiklenmesi bu hastalık için oldukça karakteristik bir bilgidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Hasta 1515 aylık (erken başlangıç), ateş süresi 464-6 gün, eşlik eden bulgular lenfadenopati, ishal ve splenomegali.
Otoinflamatuar hastalıkların ayrımında başlangıç yaşı ve atak süresi en önemli kriterlerdir.
2
Tetikleyici faktörü değerlendir
Atakların aşılamadan sonra başlaması saptanmıştır.
Aşılama sonrası atak tetiklenmesi Mevalonat Kinaz Eksikliği (HIDS) için oldukça özgül bir ipucudur.
3
Ayırıcı tanı yap
Kısa süreli (131-3 gün) ateş ve serozit olmaması FMF'yi, çok uzun süreli ateş olmaması TRAPS'ı dışlar.
Vakadaki spesifik semptom kombinasyonu (ishal + LAP + aşı tetiklemesi) Mevalonat Kinaz Eksikliği tanısını doğrular.

Anahtar Kavram

Otoinflamatuar hastalıklarda ayırıcı tanı: Hiper-IgD Sendromu/Mevalonat Kinaz Eksikliği vakalarında aşı tetiklemesi ve gastrointestinal semptomlar tanısal değer taşır.

Daha Fazla Pratik

Bu hastanın tanısını kesinleştirmek için idrarda atak sırasında mevalonik asit düzeyine bakılabilir veya MVK geni mutasyon analizi yapılabilir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 52Soru

Dokuz yaşındaki bir erkek çocuk, son iki gündür belirginleşen bacak ağrısı, karın ağrısı ve döküntü şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde her iki alt ekstremite ve kalça bölgesinde simetrik dağılım gösteren, basmakla solmayan ve dokunmakla kabarık hissedilen purpurik lezyonlar saptanmıştır. Hastanın laboratuvar incelemeleri şu şekildedir:

TetkikSonuçReferans Aralığı
Hemoglobin12.5g/dL12.5 g/dL11.514.5g/dL11.5 - 14.5 g/dL
Lökosit11.000/mm311.000/mm^34.50013.500/mm34.500 - 13.500/mm^3
Trombosit285.000/mm3285.000/mm^3150.000450.000/mm3150.000 - 450.000/mm^3
C3 kompleman110mg/dL110 mg/dL90180mg/dL90 - 180 mg/dL
C4 kompleman25mg/dL25 mg/dL1040mg/dL10 - 40 mg/dL
Tam İdrar AnaliziNormal-

Bu hastanın klinik seyri ve prognozuyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hastalığın uzun dönem morbiditesinden sorumlu en önemli faktör renal tutulumdur; başlangıç idrar bulguları normal olsa da hasta en az 6 ay boyunca izlenmelidir.

Cevap

Hastalığın uzun dönem morbiditesinden sorumlu olan en kritik faktör renal tutulumdur ve başlangıçtaki idrar bulguları normal olsa dahi hastanın en az altı ay süreyle düzenli olarak izlenmesi gereklidir.
Henoch-Schönlein Purpurası (HSP) hastalarında uzun dönem morbiditeyi belirleyen en önemli faktör böbrek tutulumudur. Vakaların çoğunda idrar bulguları ilk haftalarda normale dönerken, bazı hastalarda renal tutulum haftalar veya aylar sonra gelişebilir. Bu nedenle, başlangıçta idrar tetkiki normal olan hastalar dahi hipertansiyon ve proteinüri/hematüri gelişimi açısından en az 6 ay (bazı protokollerde 1 yıl) süreyle düzenli olarak izlenmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Palpabl purpura, normal trombosit sayısı ve multisistem tutulum (GI, eklem) Henoch-Schönlein Purpurası (IgA Vasküliti) tanısını doğrular.
HSP tanısı için palpabl purpura temel kriterdir ve trombositopeninin olmaması (ITP'den ayrım) şarttır.
2
Laboratuvar verilerinin analizi
Kompleman düzeylerinin (C3, C4) normal olması ve trombositlerin normal olması vaskülit tanısını destekler.
Düşük kompleman düzeyleri post-streptokokal GN veya SLE gibi diğer nedenleri akla getirirdi.
3
Prognoz ve takip planının belirlenmesi
Renal tutulumun en önemli uzun dönem komplikasyon olduğu ve geç ortaya çıkabileceği saptanır.
HSP hastalarının yaklaşık %1-2'sinde son dönem böbrek yetmezliği gelişebilir; bu risk takip gerektirir.

Anahtar Kavram

Henoch-Schönlein Purpurası'nda (HSP) renal tutulumun prognostik önemi ve izlem süresi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 53Soru

1111 yaşında bir erkek çocuk; üç haftadır süregelen ateş, halsizlik, kilo kaybı ve özellikle yemeklerden sonra belirginleşen şiddetli karın ağrısı şikayetleriyle getiriliyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 140/95140/95 mmHg (9999. persentil üzerinde) saptanıyor; her iki bacakta livedo reticularis ve palpabl purpuralar izleniyor. Skrotal muayenesinde sağ testiste hassasiyet ve ödem saptanan hastanın laboratuvar incelemesinde sedimentasyon hızı 9292 mm/saat, lökositoz ve HBsAg pozitifliği saptanıyor. Akciğer grafisi ve tam idrar tetkiki normal bulunan bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Poliarteritis nodosa (PAN)

Cevap

Poliarteritis nodosa (PAN)
Hastada görülen sistemik bulgulara (ateş, kilo kaybı) eşlik eden livedo reticularis, postprandial karın ağrısı (mezenterik iskemi/abdominal anjina), testiküler hassasiyet (orşit) ve belirgin hipertansiyon, Poliarteritis nodosa (PAN) için tipik bir klinik tablodur. Özellikle Hepatit B (HBsAg) pozitifliği, PAN tanısını güçlü bir şekilde destekleyen klasik bir tetikleyicidir. Ayrıca PAN'ın akciğer tutulumu yapmaması ve idrar tetkikinin normal olması (glomerülonefrit yokluğu), onu küçük damar vaskülitlerinden (MPA ve GPA) ayıran en temel özelliklerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Hastada sistemik (ateş, kilo kaybı), deri (livedo, purpura), gastrointestinal (postprandial ağrı), genital (orşit) ve renal (hipertansiyon) tutulum saptandı.
Çoklu organ tutulumu sistemik bir vasküliti düşündürür.
2
Ayırıcı tanı için spesifik ipuçlarını değerlendir.
HBsAg pozitifliği ve abdominal anjina bulguları saptandı.
Hepatit B birlikteliği ve mezenterik arter tutulumu PAN için oldukça karakteristiktir.
3
Dışlayıcı bulguları kontrol et.
Akciğer grafisinin ve idrar tetkikinin (glomerülonefrit yokluğu) normal olduğu görüldü.
PAN, akciğerleri koruması ve küçük damarları (kapillerleri) tutmamasıyla (glomerülonefrit yapmamasıyla) MPA ve GPA'dan ayrılır.
4
Tanıyı kesinleştir.
Poliarteritis nodosa (PAN) tanısına ulaşıldı.
Bulguların tamamı PAN'ın ACR/EULAR tanı kriterleri ve klasik klinik seyri ile uyumludur.

Anahtar Kavram

Poliarteritis nodosa (PAN), orta boy damarları tutan, akciğer tutulumu yapmayan ve sıklıkla abdominal anjina, orşit ve Hepatit B ile ilişkili olan nekrotizan bir vaskülittir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 54Soru

88 yaşında bir erkek çocuk, son 11 yıldır haftada 232-3 gece uykudan ağlayarak uyandıran, her iki uyluk ve baldır bölgesinde hissedilen ağrı şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Ağrının özellikle fiziksel aktivitesinin yoğun olduğu günlerde arttığı, masajla azaldığı ve sabahları çocuğun tamamen sağlıklı olduğu öğreniliyor. Fizik muayenesinde eklemlerde şişlik, ısı artışı veya hareket kısıtlılığı saptanmıyor; nörolojik muayene normal bulunuyor. Bu klinik tabloya göre en olası tanı ve bir sonraki aşamada en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Büyüme Ağrısı - Aileye durumun selim olduğu bilgisi verilerek semptomatik izlem (masaj, ısı uygulaması)

Cevap

Büyüme ağrısı tanısı konulmalı, aileye durumun selim doğası anlatılmalı ve ağrı anında masaj veya sıcak uygulama gibi semptomatik yöntemler önerilmelidir.
Büyüme ağrısı, okul öncesi ve okul çağı çocuklarında görülen en yaygın non-artiküler kas-iskelet ağrısı nedenidir. Tanı tipik olarak klinik özelliklerle konur: ağrı bilateraldir (baldır, uyluk, diz arkası), akşam veya gece uykudan uyandıracak kadar şiddetli olabilir, fiziksel aktivitenin yoğun olduğu günlerde artar, masajla rahatlar ve sabah çocuk tamamen normaldir. Fizik muayenede hiçbir patoloji saptanmaması tanıyı doğrular. Bu durumda ileri tetkik gerekmez; ailenin durumun iyi seyirli olduğu konusunda bilgilendirilmesi ve destekleyici tedavi yeterlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik özellikleri analiz et.
Hasta 3-12 yaş aralığında, bilateral alt ekstremite ağrısı var, ağrı uykudan uyandırıyor ama sabah tamamen geçiyor ve FM normal.
Büyüme ağrısının tipik yaş grubu ve klinik prezentasyonunu doğrulamak için.
2
Ayırıcı tanıdaki 'kırmızı bayrak' (red flag) bulgularını kontrol et.
Tek taraflı ağrı, sabah sertliği, sistemik bulgu (ateş, kilo kaybı) veya FM'de patoloji saptanmadı.
Malignite, enfeksiyon veya inflamatuar artrit gibi ciddi nedenleri dışlamak için.
3
En uygun yönetim planını belirle.
Tanı klinik olarak 'Büyüme Ağrısı' (Benign Noktürnal Ekstremite Ağrısı) ile uyumludur; ileri tetkik gerekmez.
Gereksiz laboratuvar ve radyolojik incelemelerden kaçınarak ailenin kaygısını gidermek için.

Anahtar Kavram

Büyüme Ağrısı (Benign Noktürnal Ekstremite Ağrısı) tanı kriterleri ve konservatif yaklaşım.

Daha Fazla Pratik

Büyüme ağrısı tanısı konulan çocuklarda, hangi durumlarda (tek taraflı ağrı, ateş, topallama) tanının tekrar gözden geçirilmesi gerektiğini inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 55Soru

6 yaşında erkek çocuk, 3 yaşından itibaren başlayan, yaklaşık 2 ayda bir tekrarlayan, 232-3 gün süren yüksek ateş (39C39^\circ C) ve şiddetli karın ağrısı atakları şikayetiyle getirilmiştir. Karın ağrısına bazen nefes alırken batan tarzda göğüs ağrısı da eşlik etmektedir. Fizik muayenesinde sağ ayak bileği ve ayağın dorsal yüzünde yaklaşık 88 cm çapında, keskin sınırlı, sıcak, ağrılı ve eritemli bir lezyon saptanmıştır. Atak dışında yapılan muayenesi ve laboratuvar bulguları tamamen normal olan hastanın amcasının kronik böbrek yetmezliği nedeniyle diyalize girdiği öğrenilmiştir.

Bu klinik tablo ve aile öyküsü dikkate alındığında, en olası tanı ve hastada saptanan deri lezyonuna verilen isim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ailevi Akdeniz Ateşi - Erizipel benzeri eritem

Cevap

Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF) ve bu hastalığa özgü deri bulgusu olan erizipel benzeri eritem.
Hastanın klinik tablosu (tekrarlayan kısa süreli ateş, karın ağrısı ve plevrit bulgusu olan göğüs ağrısı), FMF için klasik bir sunumdur. Ayak bileği çevresindeki spesifik döküntü olan 'erizipel benzeri eritem', FMF'nin tanısal değeri yüksek bir deri bulgusudur. Ayrıca ailedeki diyaliz öyküsü, FMF zemininde gelişen renal amiloidozu destekleyen önemli bir veridir.

Adım Adım Çözüm

1
Ateş ve ağrı ataklarının süresini değerlendir
Atakların 2-3 gün sürmesi, FMF tanısı için tipik bir süredir (genellikle 1-3 gün).
Otoinflamatuar hastalıkların ayırıcı tanısında atak süresi en kritik belirleyicidir.
2
Deri lezyonunun karakterini ve yerleşimini analiz et
Ayak bileği çevresinde yerleşen, keskin sınırlı ve ağrılı eritem, FMF'ye özgü 'erizipel benzeri eritem'dir.
Bu lezyon selülit veya erizipel ile karışabilir ancak kendiliğinden gerilemesi ve tekrarlayıcı olması ayırıcıdır.
3
Aile öyküsü ve komplikasyon riskini birleştir
Amcanın diyalize girmesi, FMF'nin en korkulan komplikasyonu olan sekonder (AA) amiloidozu düşündürür.
Tedavi edilmeyen veya mutasyon yükü ağır (örneğin M694V) olan hastalarda kronik inflamasyon amiloidoza yol açar.

Anahtar Kavram

Ailevi Akdeniz Ateşi'nde (FMF) atak süresi, serozit bulguları ve patognomonik deri lezyonlarının tanınması.
Soru 56Soru

55 yaşında bir kız çocuk, 66 gündür devam eden 39,5C39,5^\circ\text{C} ateş, her iki gözde kızarıklık ve vücudunda yaygın döküntü şikayetleriyle getiriliyor. Fizik muayenesinde bilateral non-pürülan konjonktivit, dudaklarda çatlama, çilek dili görünümü ve el sırtlarında belirgin ödem saptanıyor. Bu hastada koroner arter anevrizması gelişme riskini azaltmak için başlanması gereken en uygun ilk basamak tedavi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İntravenöz immünoglobulin (IVIG) ve yüksek doz aspirin

Cevap

İntravenöz immünoglobulin (IVIG) ve yüksek doz aspirin kombinasyonu
Vakadaki klinik bulgular (uzamış ateş, bilateral non-pürülan konjonktivit, mukoza değişiklikleri, ekstremite ödemi ve döküntü) tipik bir Kawasaki hastalığına işaret etmektedir. Kawasaki hastalığının tedavisinde temel amaç vasküliti kontrol altına almak ve koroner arter anevrizmalarını önlemektir. Bu amaçla standart ilk basamak tedavi, semptomların başlamasından sonraki ilk 1010 gün içinde (mümkünse ilk 77 gün) uygulanan intravenöz immünoglobulin (IVIG) ve yüksek doz aspirindir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
55 günden uzun süren ateş ile birlikte konjonktivit, oral mukoza değişiklikleri ve ekstremite ödemi saptandı.
Kawasaki hastalığı tanısı için klinik kriterlerin (ateş + 4/5 kriter) karşılanıp karşılanmadığını belirlemek gerekir.
2
Tanının konulması
Hasta 'Klasik Kawasaki Hastalığı' tanısı alır.
Tanı kriterleri tam olarak karşılandığı için spesifik tedaviye geçilmelidir.
3
Tedavi protokolünün belirlenmesi
IVIG (2 g/kg2\text{ g/kg}) ve yüksek doz aspirin (8080-100 mg/kg/gu¨n100\text{ mg/kg/gün}) başlanması kararlaştırılır.
Bu kombinasyonun koroner arter anevrizması sıklığını %\% 25'lerden %\% 5'in altına düşürdüğü kanıtlanmıştır.

Anahtar Kavram

Kawasaki Hastalığı Akut Dönem Tedavisi

Daha Fazla Pratik

IVIG tedavisi alan bir çocukta canlı aşıların (KKK ve suçiçeği gibi) kaç ay ertelenmesi gerektiğini tekrar ediniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 57Soru

1010 yaşında bir kız çocuk, son üç aydır devam eden merdiven çıkarken zorlanma, saçlarını tararken kollarında çabuk yorulma ve göz kapaklarında morumsu şişlik şikayetleriyle getiriliyor. Fizik muayenesinde metakarpofalangeal eklemler üzerinde eritematöz papüller ve tırnak yatağı kapillerlerinde belirgin genişlemeler saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde kreatin kinaz (CKCK) ve laktat dehidrogenaz (LDHLDH) düzeyleri yüksek bulunuyor.

Bu hasta için en olası tanı olan **Juvenil Dermatomiyozit (JDMJDM) ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır**?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tırnak yatağı kapilleroskopisinde izlenen kapiller kaybı (dropoutdropout) ve dallanmış kapiller yapılar, mikrovasküler hasarın azaldığını ve remisyonun yaklaştığını gösteren olumlu bir bulgudur.

Cevap

Tırnak yatağındaki kapiller kaybının (dropout) iyi prognozla ilişkili olduğunu belirten ifade yanlıştır; bu bulgu şiddetli mikrovasküler hasarı ve kronik seyri işaret eder.
Tırnak yatağı kapilleroskopisinde saptanan kapiller kaybı (dropoutdropout), mikrovasküler yataktaki hasarın şiddetini ve vasküler deplesyonu yansıtır. Bu bulgu, hastalığın remisyona girdiğini veya iyi huylu seyredeceğini değil; aksine kronik seyir, sistemik tutulum (örneğin GI˙ vasküliti) veya yetersiz yanıtla ilişkilendirilen olumsuz bir prognostik göstergedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını analiz etmek.
Heliotrop raş (göz kapaklarında morluk), Gottron papülleri (eklem üzeri döküntü), proksimal güçsüzlük ve enzim yüksekliği Juvenil Dermatomiyozit (JDMJDM) tanısını destekler.
Vignette'deki bulguların hangi spesifik hastalıkla örtüştüğünü belirlemek için gereklidir.
2
Tanı kriterlerini (BohanBohan ve PeterPeter) değerlendirmek.
Karakteristik döküntüye ek olarak proksimal kas güçsüzlüğü, kas enzimlerinin (CKCK, LDHLDH, ASTAST, ALTALT, AldolazAldolaz) yüksekliği, tipik EMGEMG bulguları ve biyopsideki inflamasyon kriterlerinden üçünün varlığı 'kesin' tanı kriteridir.
Tanısal doğruluğu ve kriterlerin karşılanma düzeyini belirlemek için gereklidir.
3
Tırnak yatağı bulgularının klinik önemini yorumlamak.
Kapiller dilatasyon ve kanamalar hastalık aktivitesiyle ilişkilidir; ancak kapiller kaybı (dropoutdropout), mikrovasküler hasarın kalıcı veya şiddetli olduğunu ve genellikle kötü prognozu gösterir.
Hastanın seyrini ve mikrovasküler tutulumun ağırlığını anlamak için kritiktir.

Anahtar Kavram

JDMJDM Tanı Kriterleri ve Mikrovaskülopati Bulguları

Daha Fazla Pratik

Anti-p155/140 (TIF1-gamma) ve Anti-NXP2 antikorlarının JDM klinik seyri ve kalsinozis riski üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 58Soru

1111 yaşında kız çocuk; son 22 aydır ağız içinde tekrarlayan ağrısız yaralar, saçlarında seyrelme ve güneş maruziyeti sonrası yanaklarında belirginleşen döküntü şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde malar eritem (kelebek döküntü), damakta ağrısız ülserler ve diffüz alopesi saptanmıştır. Hastanın laboratuvar sonuçları aşağıdadır:

ParametreDeğer
Hemoglobin9.59.5 g/dL
Lökosit3.2003.200/mm³
Trombosit120.000120.000/mm³
İdrar Proteini2+2+
Mikroskobik HematüriPozitif

Bu hastada tanıyı kesinleştirmek için istenmesi gereken, özgüllüğü en yüksek olan otoantikor aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-çift sarmallı DNA (Anti-dsDNA)

Cevap

Sistemik Lupus Eritematozus tanısında özgüllüğü en yüksek olan ve hastalık aktivitesi/nefrit ile ilişkili olan antikor Anti-çift sarmallı DNA'dır (Anti-dsDNA).
Anti-dsDNA antikoru, SLE tanısında %95'in üzerinde bir özgüllüğe sahiptir. Bu vakadaki gibi nefrit (proteinüri ve hematüri) varlığında düzeyi genellikle yükselir ve hastalığın seyrini izlemek için kullanılır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Hastada malar eritem, ağrısız oral ülserler ve alopesi mevcuttur; bu bulgular SLE için tipiktir.
SLE tanısı için ACR/SLICC kriterlerinde yer alan mukokütanöz bulguların tespiti ilk adımdır.
2
Laboratuvar bulgularının analizi
Anemi, lökopeni, trombositopeni (pansitopeni) ve nefrit (proteinüri/hematüri) bulguları saptanmıştır.
Hematolojik tutulum ve böbrek tutulumu SLE'nin sistemik doğasını ve ciddiyetini gösterir.
3
En özgül otoantikorun seçilmesi
Anti-dsDNA (veya Anti-Smith) istenmelidir.
ANA tarama testi olarak duyarlıdır ancak Anti-dsDNA tanı koydurucu özgüllüğe sahiptir ve nefrit takibinde değerlidir.

Anahtar Kavram

Pediatrik SLE tanısında Anti-dsDNA antikoru, hem yüksek özgüllüğü hem de lupus nefriti ve hastalık aktivitesi ile olan korelasyonu nedeniyle kritik öneme sahiptir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 59Soru

1313 yaşında bir erkek çocuk; ellerde yaygın şişlik, eklem ağrısı ve soğuk havada parmak uçlarında beyazlaşma ve sonrasında morarma şikayetleri ile getirilmiştir. Fizik muayenede parmaklarda "puffy" (ödemli) görünüm, proksimal kaslarda hafif güçsüzlük ve el sırtında deri sertleşmesi izlenmektedir. Laboratuvar incelemesinde antinükleer antikor (ANAANA) 1:12801:1280 titrede benekli (speckledspeckled) patern ile pozitif saptanmıştır. Klinik bulguları sistemik lupus eritematozus, sistemik skleroz ve polimiyozit ile örtüşme gösteren bu hastada, tanıyı kesinleştirmek için istenmesi gereken en spesifik laboratuvar bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: AntiU1Anti-U1 ribonükleoprotein (AntiU1RNPAnti-U1RNP) antikoru

Cevap

Miks bağ dokusu hastalığı tanısı için en spesifik bulgu olan yüksek titrede Anti-U1RNP antikorudur.
Vakada tanımlanan Raynaud fenomeni, ödemli parmaklar, deri sertliği ve miyozit bulgularının birlikteliği tipik bir Miks Bağ Dokusu Hastalığı (MBDH) tablosudur. Bu hastalıkta ANAANA benekli paternde çok yüksek titrelerde pozitiftir ve tanı için en spesifik marker AntiU1RNPAnti-U1RNP antikorudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Hastada Raynaud fenomeni, ödemli parmaklar (puffy fingers), deri sertliği (skleroderma bulguları) ve kas güçsüzlüğü (miyozit bulguları) saptanmıştır.
Bu bulguların bir arada olması, birden fazla bağ dokusu hastalığının özelliklerini içeren bir "örtüşme sendromu" düşündürür.
2
Laboratuvar verilerinin yorumlanması
ANAANA pozitifliği ve özellikle "benekli" (speckled) patern belirlenmiştir.
Benekli patern, Miks Bağ Dokusu Hastalığı (MBDH) ve SLESLE gibi durumlarda sık görülür.
3
Ayırıcı tanı ve spesifik marker tespiti
MBDH tanısı için olmazsa olmaz kriter yüksek titreli AntiU1RNPAnti-U1RNP antikorudur.
MBDH; SLESLE, sistemik skleroz ve polimiyozit bulgularının kombinasyonudur ve AntiU1RNPAnti-U1RNP ile karakterizedir.

Anahtar Kavram

Miks Bağ Dokusu Hastalığı (MBDH), yüksek titreli Anti-U1RNP antikoru varlığı ile karakterize olan; SLE, sistemik skleroz ve polimiyozit klinik bulgularının birleşiminden oluşan bir örtüşme sendromudur.

İpuçları

1
Hastadaki bulguların birden fazla romatolojik hastalığa (Lupus, Skleroderma, Miyozit) benzediğine dikkat edin.
2
ANAANA paterninin "benekli" olması ve bu klinik tabloya en çok eşlik eden spesifik antikoru hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Miks bağ dokusu hastalığında en sık mortalite nedeninin pulmoner hipertansiyon olduğunu unutmayın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 60Soru

1414 yaşında erkek çocuk, yaklaşık 55 aydır devam eden sağ dizde şişlik ve sabahları belirginleşen bel ağrısı şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde sağ dizde artrit bulguları, bel hareketlerinde kısıtlılık (Schober testi pozitif) ve her iki topuk (Aşil tendonu yapışma yeri) bölgesinde palpasyonla hassasiyet saptanıyor. Öyküsünden 66 ay önce sağ gözünde ağrılı kızarıklık ve fotofobi ile seyreden bir atak geçirdiği öğreniliyor. Laboratuvar tetkiklerinde RF ve ANA negatif, HLA-B27 pozitif olarak saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Entezit ile ilişkili artrit

Cevap

Entezit ile ilişkili artrit, 66 yaşından büyük erkek çocuklarda görülen, alt ekstremite artriti, entezit ve sıklıkla HLA-B27 pozitifliği ile seyreden bir JİA alt tipidir.
Entezit ile ilişkili artrit (ERA), genellikle 66 yaşından büyük erkek çocukları etkileyen, asimetrik büyük eklem artriti (özellikle alt ekstremite) ve entezit ile karakterizedir. ILAR kriterlerine göre artrit ve entezit varlığı tanı koydurucudur. Ayrıca hastadaki Schober testi pozitifliği (aksiyel tutulum), HLA-B27 pozitifliği ve akut semptomatik üveit öyküsü bu tanının tipik özellikleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
1414 yaş, erkek cinsiyet, 55 aydır süren (kronik) monoartrit ve inflamatuar bel ağrısı (Schober testi pozitif).
Hastanın demografik özellikleri ve tutulum paterni spondiloartropati grubuna işaret eder.
2
Eklem dışı ve laboratuvar bulguları değerlendir
Entezit (topuk ağrısı), akut semptomatik üveit öyküsü, HLA-B27 pozitifliği, RF ve ANA negatifliği.
Bu bulgular ILAR kriterlerinde Entezit ile ilişkili artrit (ERA) için tanımlanan destekleyici kriterlerdir.
3
ILAR Sınıflama Kriterlerini uygula
Artrit + Entezit mevcudiyeti tanıyı koydurur; ayrıca HLA-B27 pozitifliği ve akut üveit gibi ek kriterler tanıyı destekler.
Uluslararası sınıflama kriterlerine göre en uygun kategori seçilmelidir.

Anahtar Kavram

Entezit ile İlişkili Artrit (ERA) Tanı Kriterleri
ÖncekiSayfa 3 / 21Sonraki
Romatoloji Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 3 | Examkin