İnce ve Kalın Bağırsak Hastalıkları

502 soru

Soru 1Soru

6464 yaşında erkek hasta, paroksizmal flushing (yüzde kızarma), günde 44-55 kez olan sulu diyare ve kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde 2424 saatlik idrarda 55-HIAA ve serum Kromogranin A düzeyleri belirgin yüksek saptanıyor. Kolonoskopide çekumda yerleşimli bir adenokarsinom izleniyor. Yapılan cerrahi eksplorasyonda çekumdaki kitleye ek olarak; terminal ileumda 1.51.5 cm çapında sert bir kitle, komşu mezenter kökünde kalsifiye ve "yıldızvari" (starburst) desmoplastik reaksiyon gösteren fikse lenf nodu konglometresi ile karaciğerde her iki lobda multipl metastatik odaklar saptanıyor.

Bu klinik tablo ve hastalık yönetimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hastadaki karsinoid sendrom bulgularının varlığı, portal dolaşıma salınan serotonin ve diğer vazoaktif mediyatörlerin karaciğerdeki ilk geçiş etkisinden (first-pass effect) kurtularak sistemik dolaşıma geçtiğinin (genellikle karaciğer metastazı varlığının) kanıtıdır.

Cevap

Karsinoid sendromun gelişmesi için mediyatörlerin karaciğerdeki ilk geçiş metabolizmasından kurtulması gerekir, bu da genellikle karaciğer metastazlarının varlığını gösterir.
Karsinoid sendromun patofizyolojisindeki en kritik nokta serotoninin karaciğer tarafından metabolize edilmesidir. İnce bağırsak (midgut) kaynaklı tümörlerin salgıları portal ven yoluyla karaciğere gider. Karaciğerdeki MAO enzimi bu maddeleri sistemik dolaşıma ulaşmadan inaktive eder. Eğer bir hastada karsinoid sendrom bulguları varsa, bu durum salgıların ya karaciğerdeki yoğun metastazlar nedeniyle inaktive edilemediğini ya da salgının doğrudan sistemik dolaşıma (bronşiyal karsinoidler veya PFO varlığı gibi) geçtiğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastadaki semptomlar ve laboratuvar bulguları (5-HIAA yüksekliği, flushing, diyare) değerlendirilir.
Vaka bir 'Midgut Nöroendokrin Tümör (Karsinoid)' ve eşlik eden 'Karsinoid Sendrom' olarak tanımlanır.
Terminal ileum yerleşimi midgut kökenli olduğunu, sistemik bulgular ise sendromun varlığını gösterir.
2
Serotonin metabolizması ve karaciğerin rolü analiz edilir.
Portal dolaşımdaki serotonin karaciğerde inaktive edildiği için, sendromun görülmesi karaciğerin baypas edildiğini (metastaz veya PFO gibi şantlar) kanıtlar.
Normalde karaciğer serotonin'i 5-HIAA'ya çevirerek inaktive eder ve sistemik dolaşıma serotonin geçişini engeller.
3
Eşlik eden çekum adenokarsinomu ve cerrahi plan değerlendirilir.
İnce bağırsak NET'lerinde %25 oranında eş zamanlı ikinci bir primer malignite (adenokarsinom gibi) görüldüğü hatırlanır ve palyatif rezeksiyon gerekliliği saptanır.
Desmoplastik reaksiyon bağırsak iskemisine yol açabileceği için primer odak rezeke edilmelidir.

Anahtar Kavram

Midgut karsinoidlerinde karsinoid sendrom gelişebilmesi için serotoninin karaciğer tarafından inaktive edilememesi (karaciğer metastazı veya ekstraportal drenaj) şarttır.

Daha Fazla Pratik

Karsinoid krizi sırasında intraoperatif yönetimde epinefrin kullanımının neden kontrendike olduğunu inceleyin.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 2Soru

42 yaşında erkek hasta, son 5 gündür giderek artan yaygın karın ağrısı, bulantı ve iştahsızlık şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde Protein C eksikliği nedeniyle takip edildiği öğreniliyor. Fizik muayenesinde batında hafif distansiyon ve yaygın hassasiyet saptanırken; defans, rebound veya organomegali saptanmıyor. Laboratuvar incelemesinde lökosit sayısı 15.800/mm315.800/mm^3, laktat düzeyi 3.4mmol/L3.4 mmol/L ve pH:7.32pH: 7.32 olarak bulunuyor. Çekilen kontrastlı batın BT'de ince bağırsak duvarlarında yaygın ödem ve 'target' (hedef tahtası) görünümü ile süperiyor mezenterik ven lümeninde kontrast tutulumu izlenmeyen hipodens alan saptanıyor.

Bu klinik tablo ve radyolojik bulgular ışığında en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mezenter venöz tromboz

Cevap

Mezenter venöz tromboz
Doğru seçenek olan mezenter venöz tromboz; hastadaki 5 günlük progresif ağrı (subakut seyir), bilinen Protein C eksikliği (hiperkoagülabilite) ve BT'deki süperiyor mezenterik ven dolum defekti bulgularıyla tam uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik seyrin analizi
Hastanın ağrısının 5 gündür devam etmesi, akut arteriyel emboli (dakikalar/saatler) yerine subakut bir süreci (venöz tromboz) düşündürür.
Mezenter venöz trombozu, arteriyel tıkanıklıklara göre daha sinsi ve uzun süreli bir başlangıç gösterir.
2
Risk faktörlerinin değerlendirilmesi
Protein C eksikliği bir hiperkoagülabilite durumudur.
Mezenter venöz trombozunun etiyolojisinde %75-80 oranında kalıtsal veya edinsel trombofili durumları yer alır.
3
Radyolojik bulguların yorumlanması
BT'de SMV'de dolum defekti ve bağırsak duvarında ödem saptanması.
BT anjiyografi veya kontrastlı BT, venöz mezenter iskemide süperiyor mezenterik vende trombusu ve duvar ödemini göstermede altın standarttır.

Anahtar Kavram

Mezenter venöz trombozu (MVT), arteriyel iskemiden daha yavaş gelişir ve genellikle altta yatan bir trombofili (Protein C/S eksikliği, Faktör V Leiden vb.) ile ilişkilidir.
Soru 3Soru

6464 yaşında erkek hasta, 22 gündür devam eden ve giderek şiddetlenen karın ağrısı şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde ateş 38,7C38,7^\circ C, nabız 115/dakika115/dakika ve kan basıncı 105/65mmHg105/65 mmHg olarak saptanıyor. Karın muayenesinde tüm kadranlarda belirgin rijidite (tahta karın) ve rebound hassasiyeti mevcut. Çekilen kontrastlı batın BT incelemesinde sigmoid kolonda divertikülit ile uyumlu duvar kalınlaşması, perikolik yağ dokuda kirlenme ve batın içerisinde pelvisten diyafram altına kadar uzanan yaygın serbest sıvı izleniyor; ancak serbest hava saptanmıyor. Bu hasta için en olası Hinchey evresi ve en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hinchey III - Acil laparotomi ve Hartmann prosedürü

Cevap

En olası tablo Hinchey III (yaygın pürülan peritonit) olup en uygun tedavi yaklaşımı acil laparotomi ve Hartmann prosedürüdür.
Hastada yaygın peritonit bulguları (defans, rebound) ve BT'de yaygın serbest sıvı saptanması, Hinchey Evre III (pürülan peritonit) ile uyumludur. Bu evrede acil laparotomi yapılarak perfore segmentin rezeksiyonu ve Hartmann prosedürü (veya seçilmiş vakalarda primer anastomoz + saptırıcı stoma) uygulanmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguların değerlendirilmesi
Tüm kadranlarda defans/rebound olması yaygın peritoniti; BT'de yaygın sıvı saptanması ise Evre III veya IV'ü düşündürür.
Hinchey evrelemesi cerrahi kararı için kritiktir.
2
Serbest hava yokluğunun yorumlanması
BT'de serbest hava olmaması perforasyonu ekarte ettirmez; pürülan peritonit (Evre III) tablosunda hava görülmeyebilir.
Mikroperforasyonlar sadece sıvı geçişine izin verebilir.
3
Tedavi yönteminin belirlenmesi
Yaygın peritonit (Evre III/IV) varlığında acil cerrahi (rezeksiyon + uç kolostomi veya anastomoz) zorunludur.
Sepsis ve mortalite riskini azaltmak için kaynak kontrolü gereklidir.

Anahtar Kavram

Hinchey Evrelemesi ve Cerrahi Endikasyonlar

Daha Fazla Pratik

Hinchey evrelemesine göre abse çapının drenaj kararındaki (genellikle >34>3-4 cm) etkisini tekrar edin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 4Soru

Sol alt kadran ağrısı ve yüksek ateş şikayetiyle getirilen 6262 yaşındaki kadın hastanın fizik muayenesinde sol alt kadranda belirgin hassasiyet ve lokalize defans saptanıyor; ancak tüm batında yaygın peritonit bulgusu izlenmiyor. Hastanın ateşi 38,8C38,8^\circ C, nabzı 105/dk105/dk ve kan basıncı 115/70115/70 mmHg'dir. Laboratuvar tetkiklerinde lökosit sayısı 17.200/mm317.200/mm^3 ve CRP düzeyi yüksek saptanıyor. Çekilen kontrastlı batın BT'sinde sigmoid kolon duvarında kalınlaşma ile beraber, pelviste yerleşimli, sigmoid kolondan bağımsız 55 cm çapında apse ile uyumlu sıvı koleksiyonu izleniyor; serbest hava saptanmıyor. Bu klinik tabloya göre, hasta için en uygun yönetim stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ultrasonografi veya BT eşliğinde perkütan drenaj ve intravenöz antibiyoterapi

Cevap

Hinchey evre II (pelvik apse) tanısı alan ve apsesi 55 cm çapında olan stabil hastada en uygun yaklaşım perkütan drenaj ve intravenöz antibiyoterapidir.
Hastada saptanan bulgular (pelviste kolondan bağımsız 55 cm apse) Hinchey evre II ile uyumludur. Güncel cerrahi yaklaşımlarda Hinchey evre II divertikülitte, apse boyutu 343-4 cm'nin üzerinde ise radyolojik (BT veya USG) eşliğinde perkütan drenaj ve intravenöz antibiyoterapi en uygun ve ilk seçilecek tedavi yöntemidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik verileri analiz et
Lokalize hassasiyet, ateş, lökositoz ve BT'de pelviste yerleşimli 55 cm apse saptandı.
Hastanın Hinchey sınıflamasına göre evresini belirlemek için gereklidir.
2
Hinchey evresini belirle
Hinchey evre II (pelvik veya uzak intraabdominal apse) tanısı konuldu.
Evre II olması, mezosigmoid dışındaki pelvik bölgede lokalize bir apse varlığına dayanır.
3
Apse boyutuna göre tedavi kararı ver
55 cm çapındaki apse için perkütan drenaj endikedir.
Genellikle 343-4 cm'den büyük apselerin sadece antibiyotikle iyileşme şansı düşüktür; drenaj tedavi başarısını artırır.

Anahtar Kavram

Hinchey evrelemesine göre divertikülit yönetimi: Hinchey II hastalarında apse >3 cm ise perkütan drenaj uygulanır.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 5Soru

7171 yaşında erkek hasta, uzun yıllardır kronik kabızlık nedeniyle laksatif kullanmaktadır. Son 2424 saattir giderek artan karın ağrısı ve belirgin karın şişliği şikayetiyle acil servise başvurur. Fizik muayenesinde batın ileri derecede distandü ve timpanik karakterdedir; ancak palpasyonda defans veya rebound saptanmamıştır. Direkt batın grafisinde sigmoid volvulus ile uyumlu görünüm izlenmesi üzerine hastaya acil rektosigmoidoskopik detorsiyon yapılmış ve klinik dekompresyon sağlanmıştır. Bu hastada yüksek olan nüks riskini önlemek amacıyla izlenmesi gereken en uygun klinik yönetim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aynı hastanede yatış sürecinde elektif sigmoid rezeksiyonu yapılması

Cevap

Başarılı sigmoidoskopik detorsiyon sonrası aynı hastanede yatış sürecinde elektif sigmoid rezeksiyonu yapılması en uygun yaklaşımdır.
Sigmoid volvulusu olan hastalarda sigmoidoskopik detorsiyon %80-90 oranında başarı sağlar, ancak bu işlem sonrası nüks oranları çok yüksektir (%50-90). Bu nedenle, detorsiyon ile stabil hale gelen hastaların taburcu edilmeden önce aynı yatış sürecinde elektif sigmoid rezeksiyonu ile tedavi edilmeleri standart yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın stabilite ve peritonit durumunun değerlendirilmesi
Hasta stabil ve peritonit bulgusu yoksa ilk adım endoskopik dekompresyondur.
Peritonit olmayan vakalarda non-operatif redüksiyon başarı şansı yüksektir.
2
Rektosigmoidoskopi ile detorsiyon ve rektal tüp uygulaması
Lümen açılır, gaz ve gaita deşarjı ile batın distansiyonu geriler.
Mekanik tıkanıklığın acil olarak giderilmesi sağlanır.
3
Kesin tedavi planlaması
Aynı yatış sürecinde (genellikle 48-72 saat sonra) elektif rezeksiyon planlanır.
Sigmoid volvulusu detorsiyon sonrası yüksek nüks potansiyeline sahiptir ve cerrahi tek kesin tedavi yöntemidir.

Anahtar Kavram

Sigmoid volvulusunda non-operatif detorsiyon sonrası yüksek nüks riski nedeniyle aynı hastanede yatış döneminde elektif cerrahi (rezeksiyon) gereklidir.

Daha Fazla Pratik

Çekal volvulus ile sigmoid volvulus arasındaki yönetim farklarını (çekal volvulusta cerrahinin ilk seçenek olması gibi) gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 6Soru

5454 yaşında erkek hasta, son 66 aydır devam eden aralıklı sulu ishal ve yüzde kızarma atakları şikayetleriyle başvuruyor. Hastada ayrıca son dönemde unutkanlık ve özellikle güneşe maruz kalan el sırtı gibi bölgelerde hiperpigmente, deskuame deri döküntüleri (dermatit) saptanıyor. Yapılan tetkiklerde distal ileum yerleşimli nöroendokrin tümör ve multipl karaciğer metastazı saptanıyor. Bu hastadaki klinik tablo ve cerrahi yönetim ilkeleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hastadaki dermatit ve demans bulguları, triptofanın serotonin sentezine aşırı kayması sonucu niasin (B3B_3 vitamini) eksikliğine bağlı gelişen pellegra tablosuyla ilişkilidir.

Cevap

Hastadaki dermatit ve demans bulguları, triptofanın serotonin sentezine aşırı kayması sonucu niasin (B3B_3 vitamini) eksikliğine bağlı gelişen pellegra tablosuyla ilişkilidir.
Karsinoid sendromda, tümör hücreleri vücuttaki triptofanın büyük bir kısmını serotonin üretmek için kullanır. Triptofan aynı zamanda niasin (B3B_3 vitamini) sentezinde kullanılan bir öncüldür. Niasin sentezi için yeterli triptofan kalmadığında pellegra tablosu (dermatit, diyare ve demans) gelişir. Bu hastada ileum yerleşimi ve karaciğer metastazı varlığı karsinoid sendrom ve dolayısıyla pellegra riskini artıran temel unsurlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu analiz et.
Hastada flushing (yüz kızarması), ishal, dermatit ve unutkanlık (demans) semptomları mevcuttur. Bu bulgular karsinoid sendroma eklenen pellegra tablosuna işaret eder.
Karsinoid sendromun klasik triadı olan flushing ve diyareye pellegra bulgularının eşlik etmesi, triptofanın aşırı tüketildiğini gösterir.
2
Patofizyolojik mekanizmayı değerlendir.
Triptofan aminoasiti normalde niasin (B3B_3) sentezi için kullanılır. Ancak nöroendokrin tümörlerde triptofanın büyük kısmı serotonin sentezine kayar.
Niasin sentezinin yetersiz kalması, pellegra (dermatit, diyare, demans) gelişimine yol açar.
3
Tanı ve cerrahi ilkeleri doğrula.
Tanıda 2424 saatlik idrarda 5HIAA5-HIAA ve serum Kromogranin A kullanılır. Cerrahi yönetimde multicentrik odaklara ve geniş mezenterik rezeksiyona dikkat edilmeli, kriz için oktreotid hazırlanmalıdır.
Yanlış seçenekleri dışlayarak en kapsamlı ve doğru mekanizmayı temsil eden seçeneğe ulaşılır.

Anahtar Kavram

Karsinoid sendromda triptofan metabolizmasının serotonin yönüne kayması sonucu gelişen niasin eksikliği (Pellegra).

Daha Fazla Pratik

Karsinoid sendromun cerrahi tedavisinde mezenterik kökteki desmoplastik reaksiyonun yol açtığı 'güneş ışını' (sunburst) radyolojik görünümü ve bağırsak iskemisi riskini araştırınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 7Soru

7474 yaşında erkek hasta, uzun yıllardır devam eden kronik konstipasyon ve laksatif kullanımı öyküsüyle acil servise başvuruyor. Son 2424 saattir giderek artan karın ağrısı, bulantı ve aşırı şişkinlik şikayetleri mevcut. Fizik muayenesinde karın ileri derecede distandü ve timpanik saptanıyor; ancak defans veya rebound izlenmiyor. Ayakta direkt karın grafisinde sol alt kadrandan sağ üst kadrana uzanan, lümeni genişlemiş ve "kahve çekirdeği" görünümü veren tipik bir bağırsak ansı izleniyor. Hastaya yapılan acil sigmoidoskopide bükülme odağı geçilerek detorsiyon sağlanıyor ve bol miktarda gaz-gaita çıkışı oluyor. Ancak işlem sırasında mukoza incelendiğinde, bükülme bölgesinde yaygın siyahi renk değişikliği, frajilite ve yer yer mukoza dökülmeleri saptanıyor. Bu klinik tabloda izlenmesi gereken en uygun yönetim stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Acil laparotomi ve gangrenöz segmentin rezeksiyonu

Cevap

Mukozada gangren bulguları saptanan sigmoid volvulus vakalarında, endoskopik detorsiyon başarılı olsa bile acil cerrahi rezeksiyon uygulanmalıdır.
Sigmoid volvulus vakalarında endoskopik detorsiyonun temel amacı cerrahiyi elektif şartlara çekmektir. Ancak mukoza incelemesinde gangren (nekroz) saptanması, işlemin teknik başarısından bağımsız olarak acil cerrahi endikasyonu doğurur. Bu durumda gangrenöz segment rezeke edilmeli ve peritonit riski nedeniyle genellikle proksimal stoma (Hartmann) tercih edilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguların değerlendirilmesi
Kronik konstipasyon öyküsü, distansiyon ve 'kahve çekirdeği' bulgusu ile sigmoid volvulus tanısı konur.
Sigmoid volvulus, Türkiye'de mekanik kolon tıkanıklıklarının en sık nedenlerinden biridir.
2
İlk müdahale olarak sigmoidoskopik detorsiyon uygulanması
Bükülme noktası geçilerek dekompresyon sağlanır ve mukoza canlılığı kontrol edilir.
Stabil hastalarda ilk tercih endoskopik redüksiyondur.
3
Mukoza canlılığının yorumlanması
Siyahi renk değişikliği ve mukoza dökülmeleri transmural gangrenin göstergesidir.
Endoskopik başarı mukoza nekrozunu ortadan kaldırmaz.
4
Cerrahi kararının verilmesi
Acil laparotomi ile nekrotik segmentin rezeksiyonu (genellikle Hartmann prosedürü) gerçekleştirilir.
Gangrenöz bağırsak varlığında mortaliteyi azaltmanın tek yolu acil rezeksiyondur.

Anahtar Kavram

Sigmoid volvulus yönetiminde endoskopik detorsiyonun başarısı mukoza canlılığına bağlıdır; nekroz varlığında cerrahi kaçınılmazdır.

Alternatif Yöntem

Hemodinamisi çok stabil olan ve generalize peritoniti olmayan seçilmiş vakalarda, rezeksiyon sonrası primer anastomoz ve proksimal saptırıcı stoma denenebilir; ancak gangren varlığında klasik yaklaşım Hartmann prosedürüdür.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8Soru

6868 yaşında kadın hasta, son 4848 saattir devam eden iştahsızlık, bulantı ve sağ alt kadran ağrısı ile acil servise başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde sağ alt kadranda derin palpasyonla hassasiyet saptanırken, sol alt kadrana yapılan derin palpasyon sırasında hastanın sağ alt kadranında ağrı hissettiği (Rovsing belirtisi) görülüyor. Ateşi 37.4C37.4^\circ C ve lökosit sayısı 9.800/mm39.800/mm^3 (72%72\% nötrofil) olarak ölçülüyor. Bu hastadaki klinik tablo ve yönetim süreci ile ilgili aşağıdakilerden hangisi en doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geriatrik popülasyonda klinik bulguların silik olması tanıda gecikmeye yol açar; bu grupta perforasyon oranları genç erişkinlere göre belirgin şekilde daha yüksektir.

Cevap

Geriatrik popülasyonda akut apandisit genellikle atipik seyreder ve tanıdaki gecikme nedeniyle perforasyon oranları çok daha yüksektir.
Geriatrik popülasyonda akut apandisit vakalarında ağrı eşiğinin yüksek olması, karın duvarı kaslarının zayıflığı nedeniyle defans/rebound bulgularının silik olması ve sistemik inflamatuar yanıtın (ateş, lökositoz) daha az belirgin olması tanıda gecikmelere neden olur. Ayrıca apendiküler arterdeki vasküler yetersizlikler perforasyonun daha erken ve daha sık (%50-70 oranında) görülmesine yol açarak mortaliteyi artırır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın demografik verilerini ve semptom süresini analiz et.
6868 yaşında (geriatrik) ve 4848 saattir (uzamış süre) devam eden şikayetler mevcut.
Yaşlı hastalarda hastalık daha hızlı ilerlerken semptomlar daha geç fark edilebilir.
2
Fizik muayene ve laboratuvar bulgularını değerlendir.
Rovsing (+) ancak ateş ve lökosit sayısı normal sınırlarda.
Geriatrik grupta inflamatuar belirteçlerin normal olması akut cerrahi patolojiyi dışlamaz.
3
Klinik sonuçları birleştirerek en olası risk faktörünü belirle.
Tanıda gecikme ve artmış perforasyon riski.
Apendiküler arterin aterosklerotik değişiklikleri ve omentumun sınırlama yeteneğinin azalması perforasyonu kolaylaştırır.

Anahtar Kavram

Geriatrik Akut Apandisit Prezentasyonu

Daha Fazla Pratik

Geriatrik hastalarda apandisit perforasyonu sonrası gelişebilecek 'pileflebit' (portal ven trombozu) komplikasyonunun klinik bulgularını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 9Soru

İnce bağırsak tıkanıklıklarının (ileus) fizyopatolojik sürecinde; lümen içi basınç dinamikleri, mukoza bariyer fonksiyonu ve sistemik metabolik yanıtlar, tıkanıklığın seviyesine ve strangülasyon varlığına göre değişkenlik gösterir. Bu süreçte gelişen asit-baz dengesizlikleri ve vasküler komplikasyonların mekanizması düşünüldüğünde, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Distal ince bağırsak tıkanıklıklarında, proksimaldekilerin aksine, sodyum ve bikarbonattan zengin intestinal sıvıların lümen içinde sekestrasyonu sonucu, strangülasyon gelişmeden de metabolik asidoz tablosu görülebilir.

Cevap

Distal ince bağırsak tıkanıklıklarında, bikarbonattan zengin sıvıların lümende birikmesi nedeniyle iskemi olmasa bile metabolik asidoz gelişebilir.
İnce bağırsak tıkanıklıklarında metabolik yanıt tıkanıklığın seviyesine göre değişir. Proksimal tıkanıklıklarda mide asidi (HClHCl) kusma ile dışarı atıldığı için sistemik olarak hipokalemik hipokloremi ve metabolik alkaloz görülür. Ancak distal (ileum seviyesi) tıkanıklıklarda kusma daha geç ve azdır; bunun yerine lümen içerisinde sodyum ve bikarbonattan zengin intestinal sekresyonlar birikir (üçüncü boşluğa kaçış/sekestrasyon). Bu alkali sıvıların dolaşımdan çekilmesi, hastada strangülasyon (iskemi) gelişmese dahi metabolik asidoz tablosunun ortaya çıkmasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Tıkanıklık seviyesine göre sıvı kaybı karakterini analiz et.
Proksimal tıkanıklıkta H+H^+ ve ClCl^- kaybı (kusma) baskındır; distalde ise bikarbonat ve sodyum sekestrasyonu baskındır.
Vücudun asit mi yoksa baz mı kaybettiğini belirlemek asit-baz dengesini anlamak için kritiktir.
2
Strangülasyonun vasküler fizyopatolojisini değerlendir.
Düşük basınçlı venöz sistemin (2020 mmHg civarı) arteriyel sistemden önce kapanacağı belirlenir.
Strangülasyonun neden hemorajik karakterde olduğunu ve hangi basınç eşiklerinde başladığını saptamak cerrahi karar için önemlidir.
3
Sistemik yanıtların zamanlamasını kontrol et.
Bariyer fonksiyonunun bozulması (iskemi) ile translokasyonun perforasyondan önce başladığı görülür.
Şokun nedenini (hipovolemik vs. septik/toksik) ayırt etmeye yardımcı olur.

Anahtar Kavram

İnce bağırsak tıkanıklıklarında metabolik tabloyu belirleyen temel faktör tıkanıklığın seviyesidir; distal tıkanıklıklar baz (bikarbonat) kaybı nedeniyle asidoza eğilimlidir.

Daha Fazla Pratik

İnce bağırsak tıkanıklıklarında 'paradoksal asidüri' mekanizmasını ve böbreğin hacim koruma çabasını tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 10Soru

5252 yaşında kadın hasta, ince bağırsak volvulusu nedeniyle yapılan masif ince bağırsak rezeksiyonu (60 cm60\text{ cm} proksimal jejunum bırakılmış) sonrası postoperatif 1010. gündedir. Hastanın total parenteral beslenme almasına rağmen günlük 3 litreyi3\text{ litreyi} bulan yüksek hacimli, sıvı karakterde dışkılaması mevcuttur. Bu hastada erken dönemdeki yüksek hacimli diyarenin en olası patofizyolojik mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gastrin feedback inhibisyonunun kaybına bağlı gelişen gastrik asit hipersekresyonu

Cevap

Gastrin feedback inhibisyonunun kaybına bağlı gelişen gastrik asit hipersekresyonu en olası mekanizmadır.
Masif ince bağırsak rezeksiyonu sonrasında mide asit salgısını inhibe eden enterogastronların (sekretin, CCK, somatostatin vb.) üretildiği bağırsak yüzeyi kaybolur. Bu durum hipergastrinemiye ve buna ikincil olarak mideden aşırı asit sekresyonuna neden olur. Bu asit yükü, hem kalan kısa bağırsak segmentinin emilim kapasitesini aşar hem de lümendeki pH değerini düşürerek sindirim enzimlerinin etkinliğini bozar, sonuçta yüksek hacimli diyare gelişir.

Adım Adım Çözüm

1
Vakanın klinik zamanlamasını değerlendir
Postoperatif 1010. gün (erken dönem) ve masif rezeksiyon mevcut.
Kısa bağırsak sendromunda erken dönem (akut faz) komplikasyonları ile adaptasyon dönemi farklarını ayırt etmek gerekir.
2
Hormonal değişiklikleri analiz et
Bağırsak rezeksiyonu ile sekretin ve kolesistokinin (CCK) gibi mide asidini baskılayan hormonlar azalmıştır.
İnce bağırsak mukoza kaybı, mide üzerindeki 'intestinal faz' inhibisyonunun kalkmasına yol açar.
3
Sonucu belirle
Gelişen hipergastrinemi mide asidini artırır ve diyare hacmini büyütür.
Aşırı asit yükü, ince bağırsak emilim kapasitesini aşar ve pankreatik enzimleri inaktive ederek malabsorbsiyonu şiddetlendirir.

Anahtar Kavram

Kısa bağırsak sendromunun akut fazında gastrik hipersekresyon gelişimi.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 11Soru

72 yaşında kadın hasta, 4 saat önce aniden başlayan, periumbilikal bölgede yerleşen ve analjeziklere yanıt vermeyen çok şiddetli karın ağrısı ile acil servise başvuruyor. Özgeçmişinde kronik atriyal fibrilasyonu olan ve antikoagülan tedavisini aksatan hastanın fizik muayenesinde batın rahat, defans ve rebound saptanmıyor; ancak hasta palpasyonla orantısız derecede şiddetli ağrı tanımlıyor. Laboratuvar incelemesinde lökosit sayısı 16.800/μL16.800/\mu L ve laktat düzeyi 4.54.5 mmol/L (Normal: <2) olarak saptanıyor.

Bu hastada tanıyı kesinleştirmek için en uygun ilk tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilgisayarlı tomografi (BT) anjiyografi

Cevap

Akut mezenter iskemisi şüphesinde altın standart ve en uygun ilk tetkik bilgisayarlı tomografi (BT) anjiyografidir.
Doğru yanıt olan BT anjiyografi, günümüzde akut mezenter iskemi tanısında yüksek duyarlılık ve özgüllüğü nedeniyle ilk tercih edilen ve altın standart kabul edilen görüntüleme yöntemidir. Atriyal fibrilasyonu olan bir hastada aniden başlayan ve fizik muayene bulguları ile açıklanamayacak kadar şiddetli olan karın ağrısı, aksi kanıtlanana kadar akut mezenter iskemi olarak kabul edilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını birleştir
Atriyal fibrilasyon (emboli kaynağı) ve 'fizik muayene ile orantısız şiddetli ağrı' akut mezenter iskemi (AMİ) için tipiktir.
Erken tanı, bağırsak nekrozunu önlemek için kritiktir.
2
Laboratuvar bulgularını yorumla
Lökositoz ve yüksek laktat düzeyi doku iskemisini ve metabolik bozulmayı destekler.
Laktat yüksekliği bağırsak duvarında hipoksi ve anaerobik metabolizmanın başladığını gösterir.
3
Tanısal yöntemi belirle
BT anjiyografi, vasküler tıkanıklığın yerini ve bağırsak duvarındaki değişiklikleri hızla gösterir.
Hızlı tanı, hastanın revaskülarizasyon şansını artırır ve mortaliteyi düşürür.

Anahtar Kavram

Akut Mezenter İskemisinde 'Fizik Muayene - Ağrı Uyumsuzluğu' ve BT Anjiyografi Önceliği

Daha Fazla Pratik

Mezenter iskemi tanısı konulan bir hastada, bağırsak canlılığını değerlendirmek ve revaskülarizasyon planlamak için bir sonraki adımın cerrahi eksplorasyon (laparotomi) olduğunu unutmayın.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 12Soru

3232 yaşında kadın hasta, meme başında akıntı ve ele gelen kitle şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde hastanın makrosefalik olduğu, yüz bölgesinde (özellikle periorofisiyal) çok sayıda keratotik papül (trikilemmoma) ve dilde papillomatöz lezyonlar olduğu dikkat çekiyor. Yapılan kolonoskopisinde rektum ve sigmoid kolonda yoğunlaşan çok sayıda hamartomatöz polip saptanıyor. Bu klinik tabloya ve saptanması beklenen genetik mutasyona göre, bu hastada aşağıdaki malignitelerden hangisinin gelişme riski en yüksektir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Foliküler tiroid karsinomu

Cevap

Foliküler tiroid karsinomu
Vakada tanımlanan makrosefali, dildeki papillomatöz yapılar, yüzdeki trikilemmomalar ve hamartomatöz polipler Cowden sendromu (PTEN mutasyonu) tanısı için tipiktir. Bu sendromda en sık görülen ekstrakolonik malignite meme kanseri olsa da, tiroid kanseri (özellikle foliküler tip) çok karakteristik bir ilişkidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Makrosefali, yüzdeki trikilemmomalar, oral papillomlar ve hamartomatöz polipler Cowden sendromunu işaret eder.
Bu bulgular PTEN Hamartom Tümör Sendromu (PHTS) spektrumunun patognomonik özellikleridir.
2
Genetik mutasyonun belirlenmesi
Cowden sendromunda sorumlu gen PTENPTEN (10q23) mutasyonudur.
PTEN, hücre büyümesini ve apoptozu düzenleyen bir tümör supresör gendir.
3
Ekstrakolonik malignite risklerinin değerlendirilmesi
Hastada en yüksek riskli maligniteler sırasıyla meme kanseri, foliküler tiroid kanseri ve endometrium kanseridir.
Cowden sendromunda tiroid kanseri riski %10-35 arasındadır ve histoloji tipik olarak folikülerdir.

Anahtar Kavram

Cowden Sendromu (PTEN Mutasyonu) ve Malignite İlişkisi

Daha Fazla Pratik

Diğer hamartomatöz polipozis sendromlarının (Peutz-Jeghers, Juvenil Polipozis) ekstrakolonik malignite profillerini karşılaştırınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 13Soru

5656 yaşında erkek hasta, Crohn hastalığına bağlı ince bağırsak obstrüksiyonu nedeniyle opere ediliyor. Postoperatif 10.10. günde insizyon hattından yüksek debili (12001200 ml/gün) enterokutan fistül gelişiyor. Hastada aktif intraabdominal apse veya yaygın peritonit saptanmıyor; sepsisi kontrol altına alınarak sıvı-elektrolit dengesi TPN ve intravenöz sıvılarla stabilize ediliyor. Bu hastanın enterokutan fistül yönetimi ve prognozu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Spontan kapanmayan fistüllerde definitif cerrahi girişim için en uygun zamanlama, fistülün başlangıcından sonraki 484-8 haftalık süreçtir; çünkü bu dönemde intraabdominal yapışıklıklar henüz vaskülarize olmamıştır.

Cevap

Spontan kapanmayan enterokutan fistüllerde cerrahi için en uygun zamanlama, inflamasyonun yatıştığı ve yapışıklıkların yumuşadığı 363-6 ay sonrasıdır; ilk 484-8 hafta (yaklaşık 131-3 ay arası) cerrahi için en riskli dönemdir.
Enterokutan fistüllerde cerrahi zamanlaması kritiktir. Fistül oluştuktan sonraki ilk birkaç haftadan sonra batın içinde yoğun bir inflamasyon ve yapışıklık süreci (obliteratif peritonit) başlar. Bu dönemde (33 hafta - 33 ay arası) cerrahi yapmak teknik olarak çok zordur ve yeni fistüllere yol açar. İdeal cerrahi zamanlama, dokuların yumuşadığı 363-6 ay sonrasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Stabilizasyon fazını değerlendir
Sepsis kontrolü ve sıvı resüsitasyonu sağlandıktan sonra beslenme desteği başlanmalıdır.
Yüksek debili fistüllerde ilk öncelik hemodinamik stabilitedir.
2
Spontan kapanmayı engelleyen faktörleri (FRIEND) incele
Mukoza-cilt devamlılığı (epitelizasyon), yabancı cisim, distal obstrüksiyon, radyasyon, enfeksiyon/IBD ve neoplazi spontan kapanmayı engeller.
Bu faktörlerin varlığında cerrahi kaçınılmaz hale gelir.
3
Cerrahi zamanlamasını belirle
Fistül oluştuktan sonraki 33 hafta ile 33 ay arası dönem 'obliteratif peritonit' nedeniyle cerrahi için kontrendikedir.
Bu dönemde yapılacak diseksiyonlar multipl yeni enterotomilere ve yüksek mortaliteye yol açar.

Anahtar Kavram

Enterokutan fistül yönetiminde 'FRIEND' kriterleri ve cerrahi zamanlaması (obliteratif peritonit fazı).

Daha Fazla Pratik

Fistül yönetiminde 'FRIEND' mnemonik kriterlerini tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 14Soru

4848 yaşında kadın hasta, adeziv ince bağırsak obstrüksiyonu nedeniyle yapılan cerrahiden 77 gün sonra, proksimal jejunal seviyeden günlük yaklaşık 2200 mL2200\text{ mL} debili enterokutan fistül gelişimi ile başvuruyor. Hastanın hemodinamik stabilizasyonu sağlanmış, elektrolit bozuklukları düzeltilmiş ve Total Parenteral Nütrisyon (TPN) başlanmıştır. Radyolojik değerlendirmede fistülün distalinde yaklaşık 200 cm200\text{ cm} fonksiyonel ince bağırsak segmenti ve sağlam kolon yapısı olduğu saptanmıştır. Sepsisi olmayan ve karın içi apse odağı saptanmayan bu hastada, TPN bağımlılığını azaltmak ve bağırsak adaptasyonunu uyarmak için uygulanması gereken en uygun beslenme stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fistül proksimalinden gelen içeriğin toplanıp distal bağırsak segmentine verilmesi (Fistuloklizis)

Cevap

Proksimal fistülden gelen içeriğin toplanarak distal segmentin lümenine verilmesi (fistuloklizis) en uygun stratejidir.
Doğru yaklaşım olan fistuloklizis, fistül ağzından proksimalden gelen içeriğin bir kateter yardımıyla toplanıp distal lümene verilmesidir. Bu yöntem, proksimal yerleşimli yüksek debili fistüllerde distal bağırsağın sindirim ve emilim kapasitesinden yararlanılmasını sağlar. Böylece hastanın TPN'ye olan bağımlılığı azalır, sıvı-elektrolit dengesi daha kolay korunur ve bağırsak adaptasyonu uyarılır.

Adım Adım Çözüm

1
Fistülün anatomik ve fizyolojik özelliklerini değerlendir.
Fistül proksimal yerleşimli, yüksek debili (>500 mL/gu¨n>500\text{ mL/gün}) ve distalinde 200 cm200\text{ cm} gibi yeterli bir bağırsak segmenti mevcut.
Yönetim stratejisi fistülün debisine ve distal bağırsağın kullanılabilirliğine göre belirlenir.
2
Sepsis kontrolü ve metabolik stabilizasyonu onayla.
Sepsis yok, elektrolitler düzeltilmiş ve TPN ile nütrisyonel destek başlamış.
Enteral beslenme girişimleri öncesi hastanın hemodinamik ve metabolik olarak stabil olması şarttır.
3
Distal bağırsak segmentini beslenme amacıyla kullanma yöntemini seç.
Fistuloklizis (reinfüzyon) tekniği tercih edilir.
Fistuloklizis, hastanın kendi sindirim enzimlerini ve safra tuzlarını geri kazanmasını sağlar, distal mukoza atrofisini engeller ve karaciğer fonksiyonlarını korur.

Anahtar Kavram

Fistuloklizis (Enteroclysis/Reinfusion)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 15Soru

Akut gelişen sol alt kadran ağrısı ve 38,8C38,8^\circ C ateş ile başvuran 5252 yaşındaki kadın hastanın fizik muayenesinde sol alt kadranda hassasiyet ve lokalize defans saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde lökositoz (16.500/mm316.500/mm^3) izleniyor. Kontrastlı abdominal bilgisayarlı tomografide (BT) sigmoid divertikülit ile uyumlu bulgulara ek olarak, pelvik bölgede (Douglas çukurunda) sigmoid kolondan ayrı yerleşimli 55 cm çapında apse izleniyor. Bu hasta için en uygun yönetim şekli aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilgisayarlı tomografi eşliğinde perkütan drenaj ve intravenöz antibiyotik

Cevap

Bilgisayarlı tomografi eşliğinde perkütan drenaj ve intravenöz antibiyotik tedavisi uygulanmalıdır.
Hastada saptanan klinik tablo Hinchey Evre II (pelvik/uzak apse) divertikülit ile uyumludur. Bu evrede, özellikle çapı 343-4 cm'den büyük olan apselerde BT eşliğinde perkütan drenaj ve intravenöz antibiyotik tedavisi en uygun yaklaşımdır. Bu yöntem hastayı acil ve morbiditesi yüksek cerrahilerden (Hartmann gibi) koruyarak, ileride elektif şartlarda rezeksiyon yapılmasına olanak sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguları değerlendir.
Hastada sigmoid divertikülite eşlik eden, kolondan uzak yerleşimli (pelvik) 55 cm'lik apse saptandı.
Tedavi stratejisini belirlemek için Hinchey evrelemesi yapılmalıdır.
2
Hinchey evrelemesini belirle.
Bulgular Hinchey Evre II (uzak apse) ile uyumludur.
Evre I perikolik apseleri, Evre II ise pelvis veya karın içindeki uzak apseleri kapsar.
3
Apsenin boyutuna göre müdahale kararı ver.
Apse boyutu 55 cm (> 343-4 cm) olduğu için perkütan drenaj endikedir.
Büyük apseler tek başına antibiyotik tedavisine zayıf yanıt verir ve drenaj başarı şansını artırır.

Anahtar Kavram

Hinchey Evre II Divertikülit Yönetimi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 16Soru

Karın ağrısı ve şişkinlik şikayetiyle acil servise başvuran bir hastada yapılan fizik muayenede, karın distansiyonunun yaygın olduğu, ancak bağırsak seslerinin ileri derecede azaldığı (hipoaktif) saptanmıştır. Bu hastada altta yatan sürecin mekanik bir ince bağırsak tıkanıklığından ziyade paralitik (adinamik) ileus olduğunu en güçlü şekilde destekleyen klinik veya radyolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ayakta direkt batın grafisinde hem ince bağırsaklarda hem de kolonda yaygın gaz distansiyonu izlenmesi

Cevap

Ayakta direkt batın grafisinde (ADBG) hem ince hem de kalın bağırsak anslarında yaygın gaz dağılımının izlenmesi, sürecin paralitik ileus lehine olduğunu gösteren en anlamlı bulgudur.
Doğru seçenek, paralitik ileusun fizyopatolojik temelini radyolojik olarak yansıtmaktadır. Paralitik ileusta, motilite kaybı tüm gastrointestinal sistemi kapsar. Bu nedenle radyolojik incelemede ince bağırsaklar, kolon ve rektumda yaygın gaz dağılımı izlenir. Mekanik tıkanıklıklarda ise tıkanıklık noktasının distalindeki kolon segmentleri genellikle kollabedir ve gaz içermez.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik muayene bulgularını analiz et.
Hastada distansiyon var ancak bağırsak sesleri hipoaktif. Bu durum hem geç evre mekanik tıkanıklıkta hem de paralitik ileusta görülebilir.
Mekanik tıkanıklığın başlangıcında sesler hiperaktiftir, ancak bağırsak yorulduğunda veya strangülasyon geliştiğinde azalabilir.
2
Mekanik ve paralitik süreçleri radyolojik olarak karşılaştır.
Mekanik tıkanıklıkta tıkanıklık seviyesinin proksimalinde dilatasyon, distalinde (kolonda) ise gazsızlık (kollabe görünüm) izlenir.
Paralitik ileusta ise nörojenik veya metabolik nedenlerle tüm bağırsak segmentlerinde motilite durduğundan gaz tüm anslara yayılır.
3
Ayırıcı tanıda gaz dağılım paternini kullan.
Rektum ve kolonda gazın izlenmesi, ince bağırsaklardaki dilatasyona eşlik ediyorsa tanı paralitik ileustur.
Bu patern, bağırsak içeriğinin bir noktada mekanik olarak durdurulmadığını, tüm sistemin adinamik olduğunu kanıtlar.

Anahtar Kavram

Paralitik ileus ile mekanik tıkanıklığın ayırıcı tanısında gaz dağılım paterninin önemi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 17Soru

4242 yaşında erkek hasta, 1515 yıldır Crohn hastalığı tanısıyla takip edilmektedir. Son 66 ayda tekrarlayan karın ağrısı, kusma ve şişkinlik atakları tanımlayan hastanın yapılan enteroklizisinde; proksimal jejenumda 44 cm, distal jejenumda 33 cm ve terminal ileumda 1515 cm uzunluğunda darlık segmentleri saptanmıştır. Proksimal jejenal darlığın bulunduğu bölgede mezenterik flegmon ve bağırsak lümeni ile mezenter arasında fistül traktı izlenmektedir.

Bu hastada flegmon ve fistülün eşlik ettiği proksimal jejenal darlık segmenti için en uygun cerrahi yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Segmenter rezeksiyon ve primer anastomoz

Cevap

Darlık bölgesinde flegmon ve fistül eşlik ettiği için en uygun cerrahi yaklaşım segmenter rezeksiyondur.
Crohn hastalığı cerrahisinde 'bağırsak koruyucu' yaklaşım esastır ve striktüroplasti sıkça uygulanır. Ancak, darlık bölgesinde flegmon, aktif apse, fistül veya malignite şüphesi bulunması durumunda striktüroplasti yapılması dikiş güvenliği ve küratif yaklaşım açısından sakıncalıdır. Bu vakada flegmon ve fistül varlığı nedeniyle ilgili segmentin rezeksiyonu en uygun yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve radyolojik verilerini analiz et.
Hastada multipl ince bağırsak darlıkları (striktürler) mevcut, ancak bir segmentte flegmon ve fistül var.
Crohn cerrahisinde temel prensip bağırsak koruyucu yaklaşımdır, ancak komplikasyon varlığında strateji değişir.
2
Striktüroplasti ve rezeksiyon endikasyonlarını karşılaştır.
Kısa darlıklarda normalde Heineke-Mikulicz striktüroplasti düşünülür; fakat flegmon, apse ve fistül striktüroplasti için mutlak kontrendikasyondur.
İnflamasyonun şiddetli olduğu, doku bütünlüğünün bozulduğu flegmonlu sahalarda striktüroplasti dikiş hattı kaçağı riskini aşırı artırır.
3
En güvenli cerrahi seçeneği belirle.
Komplikasyonlu (flegmonlu) segment rezeke edilmeli, diğer darlıklar (jejenumdaki diğer kısa darlık ve ileumdaki uzun darlık) için bağırsak koruyucu teknikler düşünülmelidir.
Rezeksiyon, hastalıklı ve komplikasyonlu odağın vücuttan uzaklaştırılmasını sağlayarak sepsisi önler.

Anahtar Kavram

Crohn hastalığında darlık bölgesinde flegmon, apse, fistül veya malignite şüphesi varlığı striktüroplasti için mutlak kontrendikasyondur; bu durumda rezeksiyon yapılmalıdır.
Soru 18Soru

48 yaşında kadın hasta, maraton koşucusu olup uzun süredir laksatif kullanımını gerektiren kronik konstipasyon öyküsü mevcuttur. Son 24 saattir devam eden ani başlangıçlı kramp tarzı karın ağrısı, kusma ve belirgin karın şişliği ile acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde batın distandü ve timpanik olup; palpasyonda sağ alt kadranda 'boşluk' hissi (Dance belirtisi benzeri) alınırken, sol üst kadranda hassas bir kitle saptanıyor. Ayakta direkt batın grafisinde (ADBG), apeksi sol üst kadrana (sol hipokondriyum) yönelmiş, genişlemiş bir kolon segmentine ait 'kahve çekirdeği' (coffee bean) görünümü izleniyor. Acil laparotomide çekumun kendi mezosu etrafında 360360^\circ döndüğü, terminal ileumun da bu rotasyona katıldığı ve çekum duvarında serozal yırtıklar oluştuğu görülüyor. Detorsiyon sonrası bağırsak rengi düzeliyor (viable). Bu hasta için en uygun cerrahi tedavi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sağ hemikolektomi ve primer ileotransversostomi

Cevap

Çekal volvulus saptanan ve duvarında serozal yırtıklar bulunan ancak viable olan hastada en uygun tedavi sağ hemikolektomi ve primer ileotransversostomidir.
Çekal volvulus olgularında kesin tedavi yaklaşımı sağ hemikolektomi ve primer ileotransversostomidir. Bağırsak segmenti viable olsa dahi, çekopeksi gibi sabitleme yöntemlerinin %40'lara varan nüks riski taşıması ve serozal yırtıkların varlığı, rezeksiyonu en güvenli ve etkili seçenek haline getirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguların analizi
Sağ alt kadranın boş olması ve apeksi sol üst kadrana bakan kahve çekirdeği görünümü, sigmoid volvulustan ziyade çekal volvulus tanısını koydurur.
Çekal volvulusun apeksi sol üst kadrana (LUQ) bakarken, sigmoid volvulusun apeksi sağ üst kadrana (RUQ) yönelir.
2
Bağırsak canlılığının ve duvar bütünlüğünün değerlendirilmesi
Bağırsağın viable olması olumlu bir bulgudur ancak serozal yırtıklar duvarın aşırı distandü olduğunu ve risk altında olduğunu gösterir.
Serozal yırtıklar tam kat perforasyon öncesi bir uyarıdır ve basit manevralarla nüks riskinin alınmaması gerektiğini gösterir.
3
Cerrahi yöntemin seçilmesi
Sağ hemikolektomi (rezeksiyon) ve primer ileotransversostomi kararı verilir.
Çekal volvulusda çekopeksi veya tüp çekostomi nüks ve morbidite riskleri nedeniyle artık önerilmemektedir; rezeksiyon kesin çözüm sunar.

Anahtar Kavram

Çekal volvulusda bağırsak canlı olsa bile nüks riskini önlemek için rezeksiyon (sağ hemikolektomi) ve primer anastomoz tercih edilen yöntemdir.

Daha Fazla Pratik

Çekal volvulus ile sigmoid volvulus arasındaki radyolojik farkları ve tedavi algoritmalarını karşılaştırarak pekiştirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 19Soru

5959 yaşında kadın hasta, 55 saat önce aniden başlayan, periumbilikal bölgede lokalize, çok şiddetli ve analjeziklere yanıt vermeyen karın ağrısı ile acil servise başvuruyor. Özgeçmişinde 22 yıl önce mitral kapak replasmanı yapıldığı ve antikoagülan tedavisini aksattığı öğreniliyor. Fizik muayenede batın serbest, defans ve rebound saptanmıyor; ancak hastanın ağrısı muayene bulguları ile orantısız derecede şiddetli seyrediyor. Laboratuvar incelemesinde lökosit sayısı 17.500/mm317.500/mm^3 ve hafif metabolik asidoz saptanıyor. Bu hastada kesin tanı için yapılması gereken en uygun ilk tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kontrastlı bilgisayarlı tomografi anjiyografi

Cevap

Kesin tanı için yapılması gereken en uygun ilk tetkik kontrastlı bilgisayarlı tomografi anjiyografidir.
Akut mezenter iskemi şüphesinde (özellikle mitral kapak replasmanı gibi emboli kaynağı olan hastalarda orantısız ağrı varlığında), kontrastlı bilgisayarlı tomografi anjiyografi %90'ın üzerinde duyarlılık ve özgüllük ile tanı koydurucu altın standart yöntemdir. Hem vasküler tıkanıklığı hem de bağırsak canlılığını değerlendirmeye olanak sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Muayene bulgusu ile orantısız şiddetli ağrı, AF veya kapak replasmanı öyküsü akut mezenter iskemiyi (AMİ) düşündürür.
AMİ tanısında en kritik ipucu fizik muayenenin başlangıçta yalancı bir rahatlık vermesidir.
2
Tanısal modalitenin seçilmesi
Altın standart olan çok kesitli BT anjiyografi planlanır.
Vasküler tıkanıklığın yerini ve bağırsak duvarındaki değişiklikleri en hızlı ve duyarlı gösteren yöntemdir.
3
Laboratuvar bulguları ile korelasyon
Lökositoz ve metabolik asidoz tanıyı destekleyen, ancak geç evreyi işaret edebilen bulgulardır.
Bağırsak nekrozu başladığında laktat düzeyi ve lökosit sayısı hızla yükselir.

Anahtar Kavram

Akut mezenter iskemide tanısal yaklaşım

Daha Fazla Pratik

Kronik mezenter iskemi tanısında kullanılan en duyarlı yöntemi ve 'postprandiyal ağrı' (abdominal angina) semptomunu gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 20Soru

58 yaşında erkek hasta, ani başlayan, periumbilikal bölgede lokalize, çok şiddetli ve "katlanılamaz" olarak tanımladığı karın ağrısı şikayetiyle acil servise başvuruyor. Özgeçmişinde 3 hafta önce geçirilmiş anterior miyokard enfarktüsü öyküsü mevcut olan hastanın fizik muayenesinde; batın rahat, defans ve rebound saptanmıyor ancak hastanın ağrısı muayene bulguları ile orantısız derecede şiddetlidir. Laboratuvar tetkiklerinde; lökosit sayısı 18.500/mm318.500/mm^3, pH:7,24pH: 7,24, HCO3:15mEq/LHCO_3: 15 mEq/L ve laktat: 5,2mmol/L5,2 mmol/L olarak saptanıyor.

Bu hasta için en olası tanıda kesinleşmek için yapılması gereken en uygun tetkik hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kontrastlı bilgisayarlı tomografi anjiyografi

Cevap

Kontrastlı bilgisayarlı tomografi anjiyografi, akut mezenter iskemi şüphesinde yapılması gereken en uygun ve kesinleştirici tetkiktir.
Vakadaki klinik tablo (miyokard enfarktüsü sonrası emboli riski, muayene ile uyumsuz şiddetli ağrı) tipik bir akut mezenterik iskemi sunumudur. Bu durumda bağırsak nekrozu gelişmeden hızlıca tanı konulması hayati önem taşır. Kontrastlı bilgisayarlı tomografi anjiyografi, tıkanıklığın yerini (genellikle SMA çıkışından 3-10 cm sonra) ve bağırsak duvarındaki ödem, pnömatozis gibi bulguları en iyi gösteren tetkiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını ve risk faktörlerini değerlendir.
Hastanın yeni geçirilmiş MI öyküsü (sol ventrikül mural trombüs riski) ve muayene ile orantısız şiddetli ağrısı akut mezenter iskemiye (AMI) işaret eder.
AMI, kardiyovasküler hastalıkları olan yaşlılarda ani başlayan karın ağrısının en korkulan nedenlerinden biridir.
2
Laboratuvar bulgularını analiz et.
Belirgin lökositoz (18.500/mm318.500/mm^3) ve laktik asidoz (pH:7,24pH: 7,24, Laktat: 5,25,2), bağırsak iskemisinin ve olası nekrozun sistemik yansımalarıdır.
İskemi derinleştikçe anaerobik metabolizma sonucu laktat yükselir ve metabolik asidoz derinleşir.
3
En uygun tanısal görüntüleme yöntemini seç.
Kontrastlı BT anjiyografi ile vasküler tıkanıklık seviyesi ve bağırsak duvarındaki değişiklikler saptanır.
BT anjiyografi, yüksek duyarlılık ve özgüllüğü nedeniyle akut yönetimde geleneksel anjiyografinin yerini almıştır.

Anahtar Kavram

Akut mezenter iskemide 'fizik muayene bulguları ile orantısız şiddetli ağrı' en tipik klinik bulgudur ve tanı BT anjiyografi ile konur.

Daha Fazla Pratik

Mezenter iskemi tanısı konulan bir hastada cerrahi yönetim prensiplerini ve bağırsak canlılığını değerlendirme yöntemlerini (örneğin; ikinci bakış/second-look cerrahisi) tekrar edin.
Tahmini Süre:2m 30s
Sayfa 1 / 26Sonraki