Temel Cerrahi Prensipler

398 soru

Soru 21Soru

Cerrahi alan enfeksiyonlarında (CAE) saptanan etken mikroorganizmalar ve bu enfeksiyonların klinik/tanısal özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cerrahi kesi hattından (insizyondan) pürülan drenaj gelmesi, 'organ/boşluk' tipi cerrahi alan enfeksiyonu tanısı için birincil kriterdir.

Cevap

Cerrahi kesi hattından pürülan drenaj gelmesinin organ/boşluk tipi enfeksiyon için birincil kriter olduğu ifadesi yanlıştır.
Doğru yanıt olan ifadede belirtilen 'kesi hattından pürülan drenaj gelmesi' durumu, CDC kriterlerine göre İnsizyonel CAE (Yüzeyel veya Derin) için bir tanı kriteridir. Organ/boşluk tipi CAE tanısı için enfeksiyonun insizyon dışında, ameliyatla açılan veya manipüle edilen bir anatomik bölgede (pelvis, subfrenik alan vb.) olması ve buradaki apsenin radyolojik, cerrahi veya drenden (stab insizyon yoluyla yerleştirilen) gelen pürülan akıntı ile kanıtlanması gerekir.

Adım Adım Çözüm

1
Cerrahi alan enfeksiyonlarının (CAE) anatomik sınıflamasını hatırla.
CAE; Yüzeyel İnsizyonel, Derin İnsizyonel ve Organ/Boşluk olmak üzere üç kategoriye ayrılır.
Tanı kriterleri bu anatomik seviyelere göre farklılık gösterir.
2
İnsizyonel CAE kriterlerini değerlendir.
Cilt kesisinden (insizyon hattından) gelen pürülan akıntı, yüzeyel veya derin insizyonel CAE'yi tanımlar.
Enfeksiyonun drenaj yolu ana kesi hattıdır.
3
Organ/Boşluk CAE kriterlerini analiz et.
Tanı için radyolojik olarak apse saptanması, re-operasyonda apse görülmesi veya insizyon dışındaki bir drenden pürülan drenaj gelmesi gereklidir.
Organ/boşluk CAE, insizyonun derinindeki anatomik boşlukları (örn. periton boşluğu) ilgilendirir.

Anahtar Kavram

Cerrahi Alan Enfeksiyonu (CAE) Sınıflandırma Kriterleri

İpuçları

1
Cerrahi alan enfeksiyonu (CAE) tanısında drenajın nereden geldiği (ana kesi hattı mı yoksa başka bir yer mi) sınıflama için kritiktir.

Daha Fazla Pratik

Cerrahi alan sınıflaması (Temiz, Temiz-Kontamine vb.) ile CAE tipleri arasındaki farkları tekrar etmek yararlı olacaktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 22Soru

7070 yaşında erkek hasta, periferik arter hastalığı nedeniyle elektif aortobifemoral bypass cerrahisi planlanmaktadır. Özgeçmişinde 33 yıl önce geçirilmiş miyokard enfarktüsü (MIMI), iyi kontrollü tip 22 diabetes mellitus (oraloral antidiabetik kullanıyor), hipertansiyon ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAHKOAH) mevcuttur. Fizik muayenesinde ekstrasistolleri saptanmış, laboratuvar tetkiklerinde serum kreatinin düzeyi 1.6 mg/dL1.6\ mg/dL, albümin düzeyi 3.2 g/dL3.2\ g/dL olarak ölçülmüştür. Hasta düz yolda yavaş tempoda yürüyebilmekte ancak merdiven çıkarken nefes darlığı yaşamaktadır (MET<4MET < 4).

Bu hastanın preoperatif değerlendirmesi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum albümin düzeyinin 3.5 g/dL3.5\ g/dL altında olması, postoperatif pulmoner komplikasyonlar (PPKPPK) için güçlü bir bağımsız risk faktörüdür.

Cevap

Serum albümin düzeyinin 3.5 g/dL3.5\ g/dL altında olmasının postoperatif pulmoner komplikasyonlar için güçlü bir bağımsız risk faktörü olduğu ifadesi doğrudur.
Cerrahi dışı faktörler değerlendirildiğinde, serum albümin düzeyinin 3.5 g/dL3.5\ g/dL altında olması postoperatif pulmoner komplikasyonların (PPKPPK) en güçlü bağımsız öngördürücülerinden biridir. Bu değer, çoğu zaman solunum fonksiyon testlerinden (SFTSFT) daha anlamlı sonuçlar verir.

Adım Adım Çözüm

1
Kardiyak risk indeksini hesapla
RCRI = 22 puan (Yüksek riskli cerrahi + İskemik kalp hastalığı öyküsü)
Lee indeksinde; tip 2 DM sadece insülin kullanılıyorsa, kreatinin ise >2.0 mg/dL>2.0\ mg/dL ise puan kazandırır.
2
ASA sınıflandırmasını belirle
ASA III
Hastanın aktiviteyi kısıtlayan ancak hayatı anlık tehdit etmeyen ağır sistemik hastalıkları mevcuttur.
3
Pulmoner risk faktörlerini analiz et
Albumin <3.5 g/dL<3.5\ g/dL olması temel risk faktörüdür
Hipobüminemi, postoperatif akciğer komplikasyonları için en güvenilir bağımsız göstergelerden biridir.

Anahtar Kavram

Preoperatif pulmoner ve kardiyak risk faktörlerinin eşik değerleri (Lee İndeksi ve Albümin düzeyi).
Soru 23Soru

3535 yaşında erkek hastaya, gastrointestinal kanama nedeniyle eritrosit süspansiyonu transfüzyonu yapılmaktadır. Transfüzyon başladıktan 4545 dakika sonra hastanın vücut sıcaklığı 37,237,2 ^\circ C'den 38,938,9 ^\circ C'ye yükseliyor. Hastada titreme dışında ek bir şikayet saptanmıyor; kan basıncı 120/80120/80 mmHg, nabız 8888/dakika ve idrar rengi normal olarak değerlendiriliyor. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Febril non-hemolitik transfüzyon reaksiyonu

Cevap

İzole ateş ve titreme ile seyreden, hemodinamik parametrelerin ve idrar renginin normal olduğu bu tabloda en olası tanı febril non-hemolitik transfüzyon reaksiyonudur.
Febril non-hemolitik transfüzyon reaksiyonu, transfüzyon sırasında veya sonrasında vücut sıcaklığının başka bir açıklama olmaksızın en az 11 ^\circ C artmasıdır. Vaka örneğinde hastanın ateşi 1,71,7 ^\circ C artmış, ancak kan basıncı ve idrar bulguları normal kalmıştır. Bu tablo, depolanan kan ürünündeki lökositlerden salınan sitokinlerin (IL-1, IL-6, TNF-alfa) etkisiyle oluşur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Hastada transfüzyonun erken döneminde (4545 dakika) 1,71,7 ^\circ C'lik bir ateş yükselmesi ve titreme mevcut.
Tanı için semptomların başlangıç zamanı ve karakteri kritiktir.
2
Hayatı tehdit eden durumları dışla
Kan basıncı normal (hipotansiyon yok), idrar rengi normal (hemoglobinüri/hemoliz yok), solunum sıkıntısı yok.
Akut hemolitik reaksiyon ve sepsis gibi ağır komplikasyonların dışlanması gerekir.
3
En olası tanıyı belirle
İzole ateş yükselmesi febril non-hemolitik transfüzyon reaksiyonu (FNHTR) ile uyumludur.
FNHTR, kan ürünlerinde depolama sırasında biriken sitokinlere veya donör lökositlerine karşı gelişen antikorlara bağlı oluşan en sık transfüzyon komplikasyonlarından biridir.

Anahtar Kavram

Febril non-hemolitik transfüzyon reaksiyonu (FNHTR), transfüzyon sırasında görülen en yaygın reaksiyon olup, tanısı diğer ciddi nedenlerin dışlanmasıyla konulan selim bir tablodur.

Daha Fazla Pratik

Febril reaksiyonları önlemek için kullanılan 'lökosit azaltılması' (leukoreduction) yönteminin diğer avantajlarını (CMV bulaşının azaltılması vb.) gözden geçirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

FNHTR tanısı koymak için genellikle 'dışlama tanısı' yöntemi kullanılır. Eğer ateşle birlikte hemoliz (koyu idrar, ikter), sepsis (şok) veya alerji (döküntü) bulguları yoksa, tablo FNHTR olarak değerlendirilir.
Tahmini Süre:45s
Soru 24Soru

35 yaşında erkek hasta, toraks sol parasternal bölgeden delici kesici alet yaralanması sonrası acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 80/50mmHg80/50 mmHg, nabız 120/dak120/dak ve santral venöz basınç (CVPCVP) 18mmHg18 mmHg (N:28mmHgN: 2-8 mmHg) saptanıyor. Boyun venöz dolgunluğu olan hastada kalp seslerinin derinden geldiği fark ediliyor. Bu klinik tabloya sahip bir hastada beklenen hemodinamik parametrelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Diyastolik basınçlarda (CVPCVP, PCWPPCWP) birbirine eşitlenme görülür

Cevap

Diyastolik basınçlarda (CVP, PCWP) birbirine eşitlenme görülür
Kardiyak tamponadda, perikard boşluğundaki basınç artışı tüm kalp boşluklarını eşit derecede etkiler. Bu durum, diyastol sırasında sağ atriyum, sağ ventrikül, pulmoner arter diyastolik basıncı ve pulmoner kapiller uç basıncının (PCWPPCWP) perikardiyal basınçla aynı düzeye gelmesine (eşitlenmesine) neden olur. Bu, tamponadı diğer şok türlerinden ayıran temel bir hemodinamik özelliktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Beck triadı (hipotansiyon, boyun venöz dolgunluğu, derinden gelen kalp sesleri) saptandı.
Penetran göğüs yaralanması sonrası bu bulgular kardiyak tamponadı işaret eder.
2
Şok tipinin belirlenmesi
Obstrüktif şok (Kardiyak Tamponad).
Kalbin diyastolik dolumunun perikardiyal sıvı/kan nedeniyle kısıtlanması obstrüktif bir mekanizmadır.
3
Hemodinamik parametrelerin analizi
COCO ↓, CVPCVP ↑, PCWPPCWP ↑, SVRSVR ↑.
Tamponadda kalbin dıştan basıya uğraması sonucu intrakardiyak basınçlar yükselir ve diyastolik basınçların eşitlenmesi patognomoniktir.

Anahtar Kavram

Kardiyak tamponadda diyastolik basınçların eşitlenmesi (Equalization of diastolic pressures)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 25Soru

4545 yaşında erkek hasta, şiddetli epigastrik ağrı ve sırtına kuşak tarzında yayılan ağrı şikayetiyle acil servise başvuruyor. Akut nekrotizan pankreatit tanısıyla yoğun bakım ünitesine yatırılan hastaya agresif sıvı resüsitasyonu başlanıyor. Yatışının 2424. saatinde toplam 99 litre kristaloid verilmiş olan hastanın idrar çıkışının azaldığı, solunum sıkıntısının arttığı ve batın distansiyonunun belirginleştiği gözleniyor. Yapılan invaziv hemodinamik monitorizasyonda elde edilen veriler şöyledir:

- Kan Basıncı: 80/5580/55 mmHg
- Nabız: 128/dak128/dak (Sinüzal taşikardi)
- Santral Venöz Basınç (CVPCVP): 1919 mmHg
- Pulmoner Kapiller Uç Basıncı (PCWPPCWP): 2121 mmHg
- Kardiyak İndeks (CICI): 1.91.9 L/dak/m2L/dak/m^2
- Sistemik Vasküler Rezistans (SVRSVR): 17501750 dynessn/cm5dynes\cdot sn/cm^5
- İntraabdominal Basınç (I˙ABİAB): 2828 mmHg

Bu hastanın klinik durumu ve hemodinamik verileri değerlendirildiğinde, hipotansiyonun temel nedeni ve en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Abdominal kompartman sendromu; acil dekompresif laparotomi

Cevap

Hipotansiyonun nedeni abdominal kompartman sendromuna bağlı gelişen obstrüktif benzeri şok tablosudur ve tedavisi acil dekompresif laparotomidir.
Abdominal kompartman sendromu (AKS), karın içi basıncın 2020 mmHg'nin üzerine çıkması ve buna organ disfonksiyonunun eşlik etmesiyle karakterizedir. Mekanik olarak yükselen karın içi basıncı diyaframı sefalik yönde iter; bu da intratorasik basıncı ve dolayısıyla perikardiyal basıncı artırır. Sonuç olarak, ölçülen santral venöz basınç ve pulmoner kapiller uç basıncı yüksek çıkar ancak gerçek ventriküler dolum basıncı (transmural basınç) düşüktür. Venöz dönüşün (preloadpreload) azalması kardiyak indeksi düşürürken, kompansatuar sempatik yanıt SVRSVR'yi yükseltir. I˙ABİAB değerinin 2525 mmHg'yi geçtiği durumlarda kesin tedavi dekompresif laparotomidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
Hastada agresif sıvı tedavisi sonrası karın distansiyonu, oligüri ve hipotansiyon gelişmiş.
Bu bulgular abdominal kompartman sendromu (AKS) için yüksek şüphe uyandırır.
2
İntraabdominal basıncı (I˙ABİAB) değerlendir
I˙AB=28İAB = 28 mmHg bulunmuş.
I˙AB>20İAB > 20 mmHg ve eşlik eden yeni organ yetmezliği (hipotansiyon, oligüri) AKS tanısını kesinleştirir.
3
Hemodinamik parametreleri yorumla
CVPCVP ve PCWPPCWP yüksek, CICI düşük, SVRSVR yüksek.
AKS'de diyaframın yukarı itilmesi intratorasik basıncı artırır; bu da CVPCVP ve PCWPPCWP değerlerinin intravasküler hacimden bağımsız olarak yüksek ölçülmesine (yalancı yükseklik) neden olur. Aslında transmural basınçlar ve venöz dönüş düşüktür.
4
Tedavi kararını ver
Dekompresif laparotomi.
Grade IV AKS (I˙AB>25İAB > 25 mmHg) tıbbi tedaviye yanıt vermez ve acil cerrahi dekompresyon gerektirir.

Anahtar Kavram

Abdominal Kompartman Sendromu Hemodinamiği
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 26Soru

6565 yaşında erkek hasta, mezenter vasküler tıkanıklık nedeniyle opere ediliyor ve geniş ince bağırsak rezeksiyonu yapılıyor. Postoperatif dönemde "frozen abdomen" (donmuş karın) ve proksimal anastomoz kaçağı saptanan hastaya santral venöz kateter üzerinden Total Parenteral Beslenme (TPN) başlanıyor. TPN infüzyonu devam ederken hastada ani gelişen nefes darlığı, göğüs ağrısı ve kan basıncında düşme saptanıyor. Bu hastanın beslenme yönetimi ve klinik tablosu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ani gelişen solunum sıkıntısı ve hipotansiyon durumunda hava embolisinden şüphelenilmeli; hasta sol lateral dekübit ve Trendelenburg pozisyonuna alınmalıdır.

Cevap

Ani gelişen solunum sıkıntısı ve hipotansiyon durumunda hava embolisinden şüphelenilmeli; hasta sol lateral dekübit ve Trendelenburg pozisyonuna alınmalıdır.
Doğru seçenek, TPN'in ciddi bir mekanik komplikasyonu olan hava embolisini ve bunun acil yönetimini (Durant manevrası) tanımlamaktadır. Santral kateter üzerinden TPN alan hastalarda hava embolisi geliştiğinde, hastayı sol lateral dekübit ve Trendelenburg pozisyonuna almak, havanın sağ ventrikülün apeksinde toplanmasını sağlayarak pulmoner arter çıkış yolunun tıkanmasını önler.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın beslenme yolunu değerlendir.
Frozen abdomen ve proksimal kaçak nedeniyle enteral beslenme kontrendikedir, TPN endikasyonu mevcuttur.
Gastrointestinal sistemin kullanılamadığı durumlarda parenteral beslenme zorunludur.
2
Klinik tabloyu analiz et.
TPN infüzyonu sırasında ani gelişen dispne ve hipotansiyon, santral kateter komplikasyonlarını akla getirir.
Mekanik bir komplikasyon olan hava embolisi veya pnömotoraks bu tabloya neden olabilir.
3
Tanısal ipuçlarını değerlendir.
Hava embolisi şüphesinde Durant manevrası uygulanmalıdır.
Havanın sağ ventrikül içinde hapsolmasını sağlamak ve pulmoner çıkışı serbest bırakmak için pozisyon kritiktir.

Anahtar Kavram

Cerrahi beslenmede yol seçimi (Enteral vs Parenteral) ve TPN'in mekanik/metabolik komplikasyonlarının yönetimi.

Alternatif Yöntem

Hava embolisi şüphesinde oskültasyonda duyulan 'değirmen çarkı' (mill-wheel) üfürümü tanı için karakteristiktir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 27Soru

3535 yaşında kadın hasta, elektif total abdominal histerektomi operasyonu geçiriyor. Operasyon sırasında cerrahi hemostazın tam sağlandığı gözleniyor. Ancak postoperatif 3636. saatte cerrahi drenden ani başlayan 600600 cc taze kanama ve insizyon hattında belirgin hematom gelişiyor. Hastanın yapılan laboratuvar incelemeleri aşağıdadır:

TetkikSonuçReferans Aralığı
Protrombin Zamanı (PT)12.412.4 sn111411 - 14 sn
Aktive Parsiyel Tromboplastin Zamanı (aPTT)3131 sn253525 - 35 sn
Trombosit Sayısı245.000245.000 /mm³150.000450.000150.000 - 450.000 /mm³
Fibrinogen320320 mg/dL200400200 - 400 mg/dL
Kanama Zamanı66 dk292 - 9 dk

Bu hastada klinik tabloya neden olan en olası patolojiyi kesinleştirmek için yapılması gereken tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üre erime testi (55 M üre testi)

Cevap

Faktör XIII eksikliğini saptamak için fibrin pıhtısının stabilitesini ölçen üre erime testi (5M üre veya %1 monokloroasetik asit) yapılmalıdır.
Doğru seçenek olan üre erime testi, Faktör XIII eksikliğinin tanısında altın standarttır. Faktör XIII, fibrin polimerleri arasında kovalent çapraz bağlar oluşturarak pıhtıyı stabilize eder. Bu faktörün eksikliğinde oluşan pıhtı mekanik olarak zayıftır ve fibrinolize karşı dirençsizdir. Klinik olarak operasyon sırasında hemostaz normal görünür, ancak 24-48 saat sonra pıhtının erken çözülmesiyle 'gecikmiş kanama' gelişir. PT ve aPTT sadece fibrin monomer oluşumuna kadar olan süreci ölçtüğü için Faktör XIII eksikliğinde bu testler tamamen normal bulunur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun analiz edilmesi
Postoperatif gecikmiş kanama (24-48 saat) saptandı.
Cerrahi sırasında sağlanan hemostazın daha sonra bozulması, pıhtı stabilitesinde bir sorun olduğunu düşündürür.
2
Laboratuvar verilerinin yorumlanması
PT, aPTT, Trombosit sayısı ve Kanama zamanı normal bulundu.
Rutin testlerin normal olması, koagülasyon kaskadının fibrin oluşumuna kadar olan kısmının (yolaklar ve trombosit tıkacı) sağlam olduğunu gösterir.
3
Faktör XIII (Fibrin stabilize edici faktör) rolünün değerlendirilmesi
Tanı için özel bir test gerektiği anlaşıldı.
Faktör XIII, fibrin monomerlerini çapraz bağlayarak stabil pıhtı oluşturur. Eksikliğinde pıhtı oluşur ancak dayanıksızdır ve hızla çözülür. Rutin testler bu aşamayı ölçemez.

Anahtar Kavram

Faktör XIII eksikliği, rutin koagülasyon testlerinin (PT, aPTT) normal olduğu, ancak klinik olarak ciddi ve gecikmiş kanamaların görüldüğü karakteristik bir tablodur.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 28Soru

3232 yaşında erkek hasta, araç dışı trafik kazası sonrası gelişen multipl travma nedeniyle acil servise getiriliyor. Belirgin solunum sıkıntısı olan hasta entübe ediliyor ve pozitif basınçlı ventilasyon başlanıyor. Ventilasyonun başlamasından kısa bir süre sonra hastanın kan basıncı 110/70110/70 mmHgmmHg'den 65/3565/35 mmHgmmHg'ye düşüyor, nabız 135/dk135/dk (zayıf) olarak ölçülüyor. Fizik muayenede trakeanın sola deviye olduğu, sağ hemitoraksın solunuma katılımının azaldığı ve perküsyonda hipersonorite alındığı saptanıyor. Pulmoner arter kateteri (Swan-Ganz) ile yapılan ölçümlerde şu değerler elde ediliyor:

* Santral Venöz Basınç (CVP): 2222 mmHgmmHg
* Pulmoner Kapiller Uç Basınç (PCWP): 1212 mmHgmmHg
* Kardiyak İndeks (CI): 1.81.8 L/dk/m2L/dk/m^2
* Sistemik Vasküler Rezistans (SVR): 22002200 dynessn/cm5dynes\cdot sn/cm^5

Bu klinik ve hemodinamik tabloya göre, hastada gelişen şok tablosunun en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tansiyon pnömotoraks

Cevap

Klinik bulgular (trakeal deviasyon, hipersonorite) ve pozitif basınçlı ventilasyon sonrası gelişen obstrüktif şok tablosu, CVP'nin PCWP'den belirgin yüksek olmasıyla birlikte değerlendirildiğinde tansiyon pnömotoraks tanısını koydurur.
Tansiyon pnömotoraks, intratorasik basıncın aşırı artması sonucu vena cava baskısı ile venöz dönüşü engelleyen bir obstrüktif şok nedenidir. Pozitif basınçlı ventilasyon bu süreci hızlandırır. Hemodinamik olarak; düşük CI, yüksek SVR ve yüksek CVP görülür. Özellikle sol kalbe dolumun (PCWP) sağ kalbe dolum basıncından (CVP) daha düşük kalması, obstrüksiyonun kalbin dışından (torasik boşluktan) kaynaklandığını destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Hemodinamik parametrelerin genel şok kategorisini belirleme
Düşük Kardiyak İndeks (1.81.8) ve yüksek Sistemik Vasküler Rezistans (22002200) tablonun 'Soğuk Şok' (Hipovolemik, Kardiyojenik veya Obstrüktif) olduğunu gösterir.
Vücut düşük kardiyak çıktıyı kompanse etmek için vazokonstrüksiyona gider.
2
Dolum basınçlarını (CVP ve PCWP) analiz etme
CVP (2222) ve PCWP (1212) değerleri hipovolemiyi dışlar (hipovolemide her ikisi de düşüktür).
Dolum basınçlarının yüksekliği kalbe kan dönüşünün engellendiğini veya kalp yetmezliğini gösterir.
3
CVP ve PCWP arasındaki farkı (gradyanı) yorumlama
CVP'nin (2222) PCWP'den (1212) belirgin yüksek olması, obstrüksiyonun 'sol kalp öncesinde' (pre-left heart) olduğunu gösterir.
Kardiyak tamponadda basınçlar eşitlenirken, tansiyon pnömotoraksta intratorasik basınç artışı venöz dönüşü sağ atrium düzeyinde engeller, bu da CVP'yi PCWP'ye kıyasla daha fazla artırır.

Anahtar Kavram

Obstrüktif şok türlerinde (Tansiyon PTX ve Tamponad) hemodinamik ayırıcı tanı: Tamponadda CVP \approx PCWP (eşitlenme), Tansiyon PTX'te CVP >> PCWP.

Daha Fazla Pratik

Kardiyak tamponaddaki 'Equalization of pressures' fenomenini ve Beck Triadı'nı tekrar edin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 29Soru

4848 yaşında kadın hasta, şiddetli karın ağrısı ve kusma şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Serum amilaz düzeyi 15001500 U/L saptanıyor ve kontrastlı abdomen BT'de pankreasta %40\%40 nekroz izleniyor. "Şiddetli akut pankreatit" tanısıyla yoğun bakım ünitesine yatırılan ve hemodinamisi stabil olan hastanın beslenme planı yapılacaktır. Bu hastada uygulanacak beslenme desteği ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi en doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hemodinamisi stabil olan bu hastada enteral beslenme, parenteral beslenmeye göre sepsis ve enfeksiyöz komplikasyon riskini azaltır.

Cevap

Hemodinamisi stabil olan şiddetli akut pankreatitli hastalarda enteral beslenme, enfeksiyöz komplikasyon riskini azaltması nedeniyle tercih edilen yöntemdir.
Doğru olan ifade, enteral beslenmenin parenteral beslenmeye (TPN) göre daha az enfeksiyöz komplikasyon riski taşımasıdır. Bağırsak bariyer fonksiyonunu koruyarak barsak kaynaklı enfeksiyonları (translokasyon) önlemesi, enteral beslenmenin en büyük avantajıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunun ve beslenme gereksiniminin belirlenmesi
Şiddetli akut pankreatit tanısı ve yüksek metabolik stres durumu
Bu hastalarda beslenme desteği mortalite ve morbiditeyi etkileyen kritik bir adımdır.
2
Beslenme yolu seçimi için enteral ve parenteral yöntemlerin karşılaştırılması
Bağırsak çalışıyorsa ve hasta stabilse enteral yolun üstünlüğü
Enteral beslenme, bağırsak mukoza bütünlüğünü koruyarak bakteriyel translokasyonu ve dolayısıyla pankreatik nekroz enfeksiyonu riskini azaltır.
3
En uygun stratejinin belirlenmesi
Nazojujenal veya nazogastrik yolla erken enteral beslenme
Güncel kılavuzlar, şiddetli pankreatitte parenteral beslenme yerine mümkünse erken enteral beslenmeyi önermektedir.

Anahtar Kavram

Cerrahi beslenmede temel kural: Bağırsak çalışıyorsa (gut works), enteral yol her zaman parenteral yola tercih edilmelidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 30Soru

4545 yaşında erkek hasta, son 11 haftadır devam eden epigastrik ağrı ve her yemekten sonra fışkırır tarzda kusma şikayetiyle başvuruyor. Hastanın fizik muayenesinde dehidratasyon bulguları ve "succussion splash" saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde saptanan değerler şöyledir:

ParametreDeğer
pHpH7.527.52
pCO2pCO_24848 mmHgmmHg
HCO3HCO_3^-3838 mEq/LmEq/L
Na+Na^+140140 mEq/LmEq/L
ClCl^-8888 mEq/LmEq/L
K+K^+3.03.0 mEq/LmEq/L

Bu verilere göre, hastadaki en olası asit-baz bozukluğu ve beklenen idrar bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipokloremik hipokalemik metabolik alkaloz - Paradoksal asidüri

Cevap

Hipokloremik hipokalemik metabolik alkaloz ve buna eşlik eden paradoksal asidüri
Verilen kan gazı değerlerinde pH'ın 7.527.52 olması alkalemiyi, HCO3HCO_3'ın 3838 mEq/LmEq/L olması ise primer metabolik alkalozu gösterir. Pilor stenozu gibi fışkırır tarzda kusmaya yol açan cerrahi durumlarda HClHCl kaybı nedeniyle hipokloremik ve hipokalemik metabolik alkaloz gelişir. Bu hastada dehidratasyona bağlı hacim açığı olduğunda, böbrek tübüllerinde sodyumu geri emmek için potasyum ve klor eksikliğinden dolayı hidrojen salgılanır. Bu durum, sistemik alkaloz olmasına rağmen idrarın asidik olması (paradoksal asidüri) ile sonuçlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Kan gazı pH değerini analiz et.
pH=7.52pH = 7.52 (>7.45> 7.45).
pH değerinin normalden yüksek olması hastada alkalemi olduğunu gösterir.
2
Primer asit-baz bozukluğunu belirle.
HCO3=38HCO_3^- = 38 mEq/LmEq/L (Yüksek).
HCO3HCO_3^- artışı alkalemi ile aynı yöndedir, bu da primer bozukluğun metabolik alkaloz olduğunu kanıtlar.
3
Solunumsal kompansasyonu değerlendir.
Beklenen pCO2=40+[0.7×(3824)]=49.8pCO_2 = 40 + [0.7 \times (38 - 24)] = 49.8 mmHgmmHg.
Ölçülen pCO2pCO_2 (4848 mmHgmmHg), beklenen kompansasyon sınırları içindedir.
4
Klinik tablo ve elektrolitlere göre idrar bulgusunu yorumla.
Paradoksal asidüri.
Kusmaya bağlı hacim kaybı, böbrekte Na+Na^+ geri emilimini artırır. ClCl^- ve K+K^+ eksikliği nedeniyle Na+Na^+ geri emilimi H+H^+ salgılanmasıyla dengelenir, bu da sistemik alkaloz varken idrarın asidik olmasına yol açar.

Anahtar Kavram

Hipokloremik hipokalemik metabolik alkaloz ve paradoksal asidüri mekanizması

Daha Fazla Pratik

Paradoksal asidürinin tedavisi için asit verilmesi yerine izotonik salin (0.9%NaCl0.9\% NaCl) ve potasyum replasmanı yapılmasının nedenini araştırınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 31Soru

6868 yaşında erkek hasta, rektum kanseri nedeniyle yapılan cerrahi sonrası postoperatif 4.4. günde anastomoz kaçağı ve pelvik sepsis tablosuyla tekrar opere ediliyor. Batın içi yaygın kontaminasyon saptanan hastaya uç kolostomi açılarak yoğun bakıma alınıyor. Postoperatif dönemde vazopressör desteği gereksinimi olmayan ancak fizik muayenesinde yaygın periferik ödemi ve laboratuvar tetkiklerinde hipoalbüminemisi (Albumin:2.0Albumin: 2.0 g/dL) saptanan hastanın beslenme yönetimi planlanıyor. Bu hastanın beslenme yönetimi ve santral parenteral beslenme (TPN) komplikasyonları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Enteral beslenme ile hedeflenen kalori gereksiniminin %6060'ına ulaşılamadığı durumlarda, parenteral beslenme desteğinin (supplemental PN) eklenmesi için genellikle postoperatif 7107-10 gün beklenmelidir.

Cevap

Kritik cerrahi hastalarda enteral beslenme ile hedeflenen kaloriye tam ulaşılamasa dahi, parenteral desteğin eklenmesi için genellikle 7-10 gün beklenmesi önerilmektedir.
Kritik hastalarda ve postoperatif sepsis tablolarında enteral beslenme (EN) altın standarttır. Eğer EN ile hastanın kalori hedeflerine ulaşılamıyorsa, parenteral beslenmenin (supplemental PN) eklenmesi için acele edilmemeli; hastanın metabolik olarak stabilize olması için genellikle postoperatif 7-10 gün beklenmesi akademik ve klinik olarak kabul görmüş en güvenli yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik durumunu ve beslenme yolu endikasyonunu değerlendir.
Hasta sepsis tablosunda olsa da hemodinamik olarak stabildir (vazopressör desteği yok). Bu durumda gut barrier'ı korumak için enteral yol (EN) ilk tercihtir.
Enteral beslenme bakteriyel translokasyonu önler ve sepsiste mukozal bütünlüğü korur.
2
EN yetersizliği durumunda TPN'e geçiş zamanlamasını analiz et.
Özellikle sepsisli hastalarda erken dönemde parenteral besleme eklenmesi enfeksiyon riskini ve metabolik yükü artırabilir. Kılavuzlar 7-10 günlük bir beklemeyi (supplemental PN için) önermektedir.
Erken TPN'in (ilk 48-72 saat) sepsisli hastalarda prognoza olumlu etkisi saptanmamıştır.
3
TPN komplikasyonlarını (mekanik ve metabolik) ayırt et.
Hava embolisinde sol lateral dekübit pozisyonu hayat kurtarıcıdır. Hepatobiliyer komplikasyonlar ise genellikle aşırı kalori ve enteral uyarı eksikliğinden kaynaklanır.
Seçeneklerdeki diğer yönetim hatalarını (sağ yan yatış, dekstroz artışı, hızlı kalori yüklemesi) ekarte etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Cerrahi Beslenme Stratejileri ve TPN Komplikasyon Yönetimi

Daha Fazla Pratik

Kritik hastalarda enteral beslenmenin non-oklüziv mezenterik iskemi (NOMI) riski yarattığı durumları (şok, yüksek doz vazopressör) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 32Soru

3232 yaşında erkek hasta, ateşli silah yaralanması sonrası acil servise getiriliyor. Hastanın fizik muayenesinde konfüzyon, soğuk ve soluk ekstremiteler saptanıyor. Kan basıncı 75/4575/45 mmHgmmHg, nabız 130/dk130/dk ve solunum sayısı 28/dk28/dk olarak ölçülüyor. Bu hastada gelişen hipovolemik şok tablosunda, doku perfüzyonunu korumaya yönelik gelişen primer kompansatuar yanıt aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sistemik vasküler dirençte (SVRSVR) artış

Cevap

Hipovolemik şokta vücudun temel kompansasyon mekanizması, sempatik sistem aracılığıyla gelişen periferik vazokonstrüksiyon ve buna bağlı sistemik vasküler direnç (SVRSVR) artışıdır.
Hipovolemik şokta temel sorun intravasküler hacim kaybıdır. Bu durum kardiyak debiyi düşürür. Organizma, ortalama arteriyel basıncı koruyabilmek için baroreseptörler aracılığıyla sempatik sistemi aktive eder. Bu aktivasyon sonucunda hem kalp hızı artar hem de periferik damarlarda vazokonstrüksiyon gelişerek sistemik vasküler direnç (SVRSVR) yükseltilir. Bu nedenle soğuk ve soluk ekstremiteler karakteristik bir bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun tanımlanması
Travma sonrası hipotansiyon, taşikardi ve soğuk ekstremiteler hipovolemik şoku işaret eder.
Tanı konulması, beklenen hemodinamik değişikliklerin öngörülmesi için şarttır.
2
Patofizyolojik sürecin analizi
Akut kan kaybı \rightarrow Venöz dönüş azalması \rightarrow Preload düşüşü \rightarrow Kardiyak debi (COCO) azalması.
Şokun tipine göre birincil bozulan parametreyi belirlemek gerekir.
3
Kompansasyon mekanizmasının belirlenmesi
Sempatik deşarj \rightarrow Taşikardi ve periferik vazokonstrüksiyon (SVRSVR artışı).
Vücut, kan basıncını (MAP = CO ×\times SVR) korumak için SVR'yi artırır.

Anahtar Kavram

Hipovolemik şokta hemodinamik profil: Düşük CVP/PCWP, düşük CO ve yüksek SVR.

Daha Fazla Pratik

Kardiyojenik ve septik şokun SVR ve PCWP değerleri açısından farklarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:45s
Soru 33Soru

6969 yaşında erkek hasta, mide adenokarsinomu nedeniyle elektif total gastrektomi planıyla yatırılıyor. Özgeçmişinde 55 ay önce geçirilmiş miyokard enfarktüsü (MIMI) öyküsü mevcut olup hasta insülin bağımlı diyabet nedeniyle takip edilmektedir. Fizik muayenesinde juguler venöz dolgunluk ve bilateral bazallerde ince raller saptanan hastanın laboratuvar tetkiklerinde kreatinin 2.3 mg/dL2.3\ mg/dL ve serum albümin 3.1 g/dL3.1\ g/dL olarak bulunuyor. Efor kapasitesi 4 MET4\ MET’in altında olan bu hastanın preoperatif değerlendirmesiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sigaranın operasyondan 121-2 hafta önce bırakılması, havayolu irritabilitesini ve sekresyonları azaltarak postoperatif dönemde akciğer riskini anlamlı düzeyde düşürür.

Cevap

Sigaranın operasyondan sadece 121-2 hafta önce bırakılması postoperatif pulmoner riskleri azaltmaz, aksine sekresyon retansiyonu riskini geçici olarak artırabilir.
Sigaranın cerrahi öncesi bırakılması gereken ideal süre 88 haftadır. Operasyondan sadece 121-2 hafta önce sigarayı bırakmak, siliyer epitel aktivitesinin artmasına rağmen balgam miktarının ve viskozitesinin henüz azalmaması nedeniyle postoperatif sekresyon retansiyonu ve atelektazi riskini paradoxal olarak artırabilir. Bu durum TUS sınavlarında sıkça sorgulanan klasik bir preoperatif bilgi basamağıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın Revize Kardiyak Risk İndeksi (RCRI/Lee) puanını hesapla
İntraperitoneal cerrahi (11), MI öyküsü (11), KKY bulguları (11), insülin kullanımı (11) ve kreatinin >2.0> 2.0 (11) ile toplam 55 puan.
Lee indeksi non-kardiyak cerrahide major kardiyak olay riskini belirlemek için en sık kullanılan güncel skorlamadır.
2
Goldman İndeksi parametrelerini ağırlıklarına göre karşılaştır
JVD/S3 (1111 puan) > MI < 66 ay (1010 puan) > Yaş > 7070 (55 puan, bu hastada 00) > İntraperitoneal cerrahi (33 puan).
Goldman kriterleri spesifik fizik muayene ve laboratuvar bulgularına dayalı bir risk sınıflaması sunar.
3
Postoperatif pulmoner risk faktörlerini ve sigara bırakma zamanlamasını analiz et
Sigara bırakma süresi en az 484-8 hafta olmalıdır; kısa süreli bırakma sekresyon klirensini zorlaştırabilir.
Havayolu siliyer fonksiyonlarının düzelmesi ve bronşiyal irritabilitenin azalması için cerrahi öncesi uzun bir süreye ihtiyaç vardır.

Anahtar Kavram

Preoperatif Kardiyak ve Pulmoner Risk Skorlaması
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 34Soru

5555 yaşında kadın hasta, strangüle olmayan mekanik ince bağırsak tıkanıklığı ön tanısıyla yatırılmış; nazogastrik (NG) dekompresyon ve intravenöz sıvı tedavisi ile takip edilmektedir. Yatışının 3. gününde hastada hafif taşikardi ve idrar miktarında azalma gözleniyor. Çekilen arter kan gazı ve laboratuvar sonuçları aşağıda verilmiştir:

ParametreDeğer
pH7.407.40
pCO2pCO_24040 mmHgmmHg
HCO3HCO_3^-2525 mEq/LmEq/L
Na+Na^+140140 mEq/LmEq/L
ClCl^-9393 mEq/LmEq/L
Albumin4.04.0 g/dLg/dL

Bu hastadaki asit-baz durumu ile ilgili en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Artmış anyon açıklı metabolik asidoz ve metabolik alkaloz

Cevap

Artmış anyon açıklı metabolik asidoz ve metabolik alkaloz (Mikst bozukluk)
Hastanın anyon açığı (140(93+25)=22140 - (93 + 25) = 22 mEq/LmEq/L) normalin üzerindedir, bu da artmış anyon açıklı metabolik asidozu gösterir. Ancak asidoz varlığına rağmen bikarbonatın normal sınırlarda (2525 mEq/LmEq/L) kalması, başlangıç bikarbonatının çok daha yüksek olduğunu düşündürür. Düzeltilmiş bikarbonat (25+(2212)=3525 + (22-12) = 35 mEq/LmEq/L) normal değer olan 2424'ün üzerinde olduğu için, tabloya bir metabolik alkalozun eşlik ettiği kesinleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Birincil parametreleri değerlendir.
pH 7.407.40, pCO2pCO_2 4040 ve HCO3HCO_3^- 2525 değerlerinin tamamı normal sınırlardadır.
İlk bakışta normal görünen kan gazında 'gizli' bir bozukluk olup olmadığını anlamak için elektrolitlerle anyon açığı hesaplanmalıdır.
2
Anyon Açığını (AGAG) hesapla.
AG=Na+(Cl+HCO3)=140(93+25)=22AG = Na^+ - (Cl^- + HCO_3^-) = 140 - (93 + 25) = 22 mEq/LmEq/L.
Normal anyon açığı 12±212 \pm 2 mEq/LmEq/L'dir. 2222 değeri, ortamda artmış anyon açıklı bir metabolik asidoz (muhtemelen prerenal azotemi veya laktik asidoz) olduğunu kanıtlar.
3
Düzeltilmiş (Kayıp öncesi) Bikarbonat değerini (DeltaDeltaDelta-Delta) hesapla.
ΔAG=2212=10\Delta AG = 22 - 12 = 10. Düzeltilmiş HCO3=O¨lc\cu¨lenHCO3+ΔAG=25+10=35HCO_3^- = Ölçülen HCO_3^- + \Delta AG = 25 + 10 = 35 mEq/LmEq/L.
Eğer sadece asidoz olsaydı, bikarbonatın çok daha düşük olması gerekirdi. Düzeltilmiş bikarbonatın 2424'ün üzerinde (3535) olması, hastada eş zamanlı bir metabolik alkalozun (NG kayıplarına bağlı) olduğunu gösterir.

Anahtar Kavram

Normal pH ve bikarbonat değerlerine rağmen, anyon açığı (AGAG) yüksekse mutlaka bir asit-baz bozukluğu vardır ve 'düzeltilmiş bikarbonat' hesaplanarak mikst bozukluklar dışlanmalıdır.

Daha Fazla Pratik

Benzer bir vakada pH'ın düşük, ancak anyon açığının normal olduğu durumları (örneğin diyare veya renal tübüler asidoz) çalışmak faydalı olabilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 35Soru

Kırk yaşında erkek hasta, geçirdiği araç içi trafik kazası sonrası epidural hematom nedeniyle opere ediliyor. Postoperatif 44. gününde hastada konfüzyon gelişiyor. Yapılan fizik muayenede kan basıncı 85/5585/55 mmHg, nabız 115115/dakika ve santral venöz basınç (CVP) 11 cm H2OH_2O olarak saptanıyor. Hastanın son 2424 saatlik idrar çıkışının 55 litre olduğu ve yatışından itibaren 44 kg kaybettiği belirleniyor.

Laboratuvar incelemesi:
- Serum Na+Na^+: 125125 mEq/L
- Serum K+K^+: 4.44.4 mEq/L
- Serum ClCl^-: 9292 mEq/L
- Serum HCO3HCO_3^-: 2424 mEq/L
- pH: 7.397.39
- İdrar Na+Na^+: 145145 mEq/L
- İdrar Ozmolaritesi: 580580 mOsm/kg

Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serebral tuz kaybı sendromu

Cevap

Serebral tuz kaybı sendromu
Doğru seçenek olan serebral tuz kaybı sendromu; MSS patolojisi (kafa travması, cerrahi, SAH) sonrası renal sodyum kaybına bağlı gelişen hipovolemik hiponatremi tablosudur. Hastadaki hipotansiyon, taşikardi, düşük CVP (11 cm H2OH_2O) ve poliüri bu tanıyı destekleyen temel bulgulardır.

Adım Adım Çözüm

1
Serum sodyum düzeyini değerlendir
Serum Na+Na^+ değeri 125125 mEq/L saptanarak hipotonik hiponatremi tanısı konur.
Sodyum değerinin 135135 mEq/L altında olması hiponatremidir ve eşlik eden düşük serum ozmolaritesi hipotonik durumu gösterir.
2
Hastanın volüm durumunu analiz et
Hipotansiyon (85/5585/55 mmHg), taşikardi, çok düşük CVP (11 cm H2OH_2O) ve kilo kaybı hastanın hipovolemik olduğunu gösterir.
Serebral tuz kaybı ile Uygunsuz ADH (UADHS) arasındaki en temel fark volüm durumudur.
3
İdrar sodyumu ve çıkışını değerlendir
Yüksek idrar sodyumu (145145 mEq/L) ve poliüri (55 L/gün), sodyum kaybının renal kaynaklı olduğunu kanıtlar.
Renal sodyum kaybına bağlı hipovolemi gelişmesi serebral tuz kaybının patognomonik özelliğidir.
4
Klinik bağlamla birleştir
Kafa travması/cerrahisi sonrası gelişen hipovolemik hiponatremi tablosunda serebral tuz kaybı tanısına varılır.
MSS patolojileri hem UADHS hem de serebral tuz kaybını tetikleyebilir ancak sadece ikincisinde volüm kaybı mevcuttur.

Anahtar Kavram

Serebral Tuz Kaybı Sendromu ve Uygunsuz ADH (UADHS) ayırıcı tanısında en kritik kriter hastanın volüm durumudur (Hipovolemi vs Övolemi).

Daha Fazla Pratik

Serebral tuz kaybı tedavisinde sıvı kısıtlamasının (UADHS tedavisi gibi) kontrendike olduğunu ve agresif izotonik/hipertonik sıvı replasmanı gerektiğini unutmayınız.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 36Soru

Erken gestasyonel dönemdeki (ilk iki trimester) fetal yara iyileşmesinin, erişkin tipi yara iyileşmesinden farklı olarak "skarsız" (rejeneratif) bir şekilde tamamlandığı bilinmektedir. Bu rejeneratif sürecin moleküler temelleri üzerine yapılan bir araştırmada, yara yerindeki sitokin ve büyüme faktörü profili incelenmektedir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi fetal yara iyileşmesinin skarsız tamamlanmasında rol oynayan temel moleküler farklılıklardan biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-inflamatuar bir sitokin olan IL-10 seviyesinin yüksek, IL-6 ve IL-8 seviyelerinin ise düşük olması

Cevap

Fetal yara iyileşmesinde anti-inflamatuar bir sitokin olan IL-10 seviyesinin yüksek, pro-inflamatuar sitokinler olan IL-6 ve IL-8 seviyelerinin düşük olması rejeneratif iyileşmenin temel belirleyicilerinden biridir.
Fetal yara iyileşmesi sırasında dokuda anti-inflamatuar karakterde olan IL10IL-10 seviyeleri belirgin şekilde yüksektir. Aynı zamanda pro-inflamatuar olan IL6IL-6 ve IL8IL-8 seviyeleri erişkin yarasına oranla çok düşüktür. Bu denge, inflamatuar fazın çok kısa sürmesini ve nötrofil akışının minimal olmasını sağlayarak dokunun fibrozis yerine rejenerasyon ile iyileşmesine imkan tanır.

Adım Adım Çözüm

1
Fetal ve erişkin yara iyileşmesi arasındaki temel farkı tanımla.
Fetal iyileşme rejeneratif (skarsız), erişkin iyileşme ise fibrotiktir (skatrisli).
Bu iki süreç arasındaki moleküler sinyal yolaklarını ayırt etmek gerekir.
2
İnflamatuar hücre ve sitokin profilini analiz et.
Fetal yarada nötrofiller azdır; IL-10 (anti-inflamatuar) yüksektir, IL-6/IL-8 (pro-inflamatuar) düşüktür.
İnflamasyonun derecesi skar oluşumu ile doğrudan ilişkilidir.
3
Büyüme faktörü izoformlarını karşılaştır.
TGF-beta 1 ve 2 (fibrotik) fetal dönemde düşük, TGF-beta 3 (anti-fibrotik) ise yüksektir.
TGF-beta izoformları arasındaki denge doku onarımının niteliğini belirler.
4
Doğru moleküler profili içeren seçeneği belirle.
Yüksek IL-10 ve düşük IL-6/8 profili fetal rejenerasyonun karakteristiğidir.
Bu profil, fetal yaradaki baskılanmış inflamatuar yanıtı açıklar.

Anahtar Kavram

Fetal yara iyileşmesinin skarsız (rejeneratif) olmasının temelinde düşük inflamatuar yanıt, yüksek anti-inflamatuar sitokin (IL-10) ve anti-fibrotik büyüme faktörü (TGF-beta 3) profili yatar.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 37Soru

6060 yaşında kadın hastaya sol kolon tümörü nedeniyle elektif sigmoid rezeksiyon uygulanmıştır. Postoperatif 1818. günde dikiş hattında ağrı ve 38.2C38.2^{\circ}C ateş ile başvuran hastanın fizik muayenesinde; cilt ve cilt altı dokusu doğal görünümde olup, derin dokulardan (fasya ve kas düzeyinden) pürülan akıntı geldiği gözlenmiştir. Yapılan bilgisayarlı tomografide batın içerisinde (organ/boşluk) herhangi bir koleksiyon saptanmamıştır. Bu klinik tablo, Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) sınıflamasına göre aşağıdakilerden hangisi ile tanımlanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Derin insizyonel cerrahi alan enfeksiyonu

Cevap

Derin insizyonel cerrahi alan enfeksiyonu
Doğru cevap olan 'Derin insizyonel cerrahi alan enfeksiyonu', CDC kriterlerine göre enfeksiyonun ameliyatı takip eden ilk 3030 gün içinde gelişmesi (bu vakada 1818. gün), insizyonun derin dokularını (fasya ve kas tabakaları) tutması ve organ/boşluk bölgesinde bir koleksiyon izlenmemesi ile tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Enfeksiyonun zamanlamasını değerlendir
Postoperatif 1818. gün, CDC'nin insizyonel enfeksiyonlar için belirlediği 3030 günlük sınırın içindedir.
Cerrahi alan enfeksiyonu (CAE) tanısı için sürenin belirlenmesi gerekir.
2
Anatomik derinliği belirle
Muayenede cilt altının sağlam olması ancak fasya düzeyinden pürülan akıntı gelmesi, enfeksiyonun 'derin' planda olduğunu gösterir.
Yüzeyel ve derin enfeksiyon ayrımı tutulan anatomik tabakalara göre yapılır.
3
Organ/boşluk tutulumunu kontrol et
Bilgisayarlı tomografide batın içi koleksiyon saptanmaması, enfeksiyonun organ/boşluk tipinde olmadığını teyit eder.
Derin insizyonel enfeksiyonlar fasyada sınırlıdır, periton boşluğunu içermez.

Anahtar Kavram

Cerrahi Alan Enfeksiyonu (CAE) Anatomik Sınıflandırması

İpuçları

1
Enfeksiyonun hangi anatomik katmanları (cilt, fasya, organ boşluğu) etkilediğine odaklanın.

Daha Fazla Pratik

İmplant (yama vb.) kullanılan cerrahilerde insizyonel enfeksiyon tanı süresinin 9090 güne uzadığını unutmayın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 38Soru

5050 yaşında erkek hasta, mide kanseri nedeniyle yapılan total gastrektomi operasyonunun 5.5. gününde cerrahi servisinde takip edilmektedir. Hastada ani başlayan ateş (39C39^\circ C), taşikardi (110/dk110/dk) ve hipotansiyon (90/6090/60 mmHgmmHg) gelişiyor. Fizik muayenede insizyon hattında hassasiyet ve pürülan akıntı saptanıyor.

Arteryel kan gazı analizi değerleri aşağıdadır:

ParametreDeğer
pH7.307.30
pCO2pCO_23232 mmHgmmHg
HCO3HCO_31616 mEq/LmEq/L
Na+Na^+140140 mEq/LmEq/L
ClCl^-104104 mEq/LmEq/L

Bu hastadaki asit-baz tablosu aşağıdakilerden hangisi ile tanımlanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Metabolik asidoz

Cevap

Hastanın düşük pH ve düşük bikarbonat değerlerine sahip olması nedeniyle tanı metabolik asidozdur.
Hastanın kan gazı analizinde pH 7.307.30 (asidoz) ve HCO3HCO_3 1616 mEq/LmEq/L (metabolik) saptanmıştır. Sepsis kliniği ile uyumlu olan bu tablo, doku perfüzyonunun bozulması sonucu gelişen bir metabolik asidozdur.

Adım Adım Çözüm

1
pH değerini değerlendirerek asidoz/alkaloz ayrımını yap.
pH 7.307.30 (<7.35<7.35), tablo asidoz lehinedir.
pH asit-baz dengesinin genel yönünü belirleyen ilk parametredir.
2
HCO3HCO_3 ve pCO2pCO_2 değerlerini inceleyerek birincil bozukluğu belirle.
HCO3HCO_3 1616 mEq/LmEq/L (<22<22 mEq/LmEq/L) seviyesindedir.
Düşük bikarbonat düzeyi asidozun metabolik kaynaklı olduğunu gösterir.
3
Solunumsal kompansasyonu değerlendir.
pCO2pCO_2 3232 mmHgmmHg (<35<35 mmHgmmHg) olarak ölçülmüştür.
Metabolik asidoza yanıt olarak vücut hiperventilasyon ile CO2CO_2 atarak pH'ı yükseltmeye çalışır (kompansasyon).

Anahtar Kavram

Metabolik asidoz tanısı düşük pH ve düşük HCO3HCO_3 değerleri ile konur; cerrahi hastalarda sepsis veya doku hipoperfüzyonu sonucu laktik asit birikimi en sık nedenlerden biridir.

İpuçları

1
Öncelikle pH değerine bakarak asidoz mu yoksa alkaloz mu olduğuna karar verin.

Daha Fazla Pratik

Anyon açığı (Anion Gap) hesabını yaparak metabolik asidozun nedenlerini (laktik asidoz, ketoasidoz vb.) sınıflandırmayı çalışın.
Tahmini Süre:45s
Soru 39Soru

7272 yaşında erkek hastaya, rektum kanseri nedeniyle elektif "Abdominoperineal Rezeksiyon (APR)" planlanmaktadır. Özgeçmişinde penisilin kullanımına bağlı "anafilaktik şok" öyküsü olduğu bilinen hastanın, preoperatif hazırlıkları tamamlanmıştır. Bu hastada cerrahi alan enfeksiyonu (CAE) profilaksisi için en uygun antimikrobiyal rejim ve uygulama zamanlaması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siprofloksasin (400 mg400 \text{ mg}) + Metronidazol (500 mg500 \text{ mg}); Siprofloksasin infüzyonuna insizyondan 120120 dakika önce başlanarak

Cevap

Rektum cerrahisi için uygun spektrumu kapsayan (Gram negatif + anaerob), penisilin anafilaksisi ile uyumlu Florokinolon (Siprofloksasin) ve Metronidazol kombinasyonunun, Florokinolon için gereken 120120 dakikalık ön süreyle uygulanmasıdır.
Rektum cerrahisi (APR) hem Gram negatif enterik basilleri hem de anaerobları kapsayan profilaksi gerektirir. Penisilin anafilaksisi öyküsü olan hastalarda beta-laktam grubu antibiyotiklerden (Sefazolin, Sefoksitin vb.) kaçınılmalıdır. Bu durumda en uygun seçeneklerden biri Florokinolon (Siprofloksasin) + Metronidazol kombinasyonudur. Florokinolonlar ve Vankomisin, doku konsantrasyonunun uygun seviyeye ulaşması ve uzun infüzyon süreleri nedeniyle insizyondan 120120 dakika önce başlanmalıdır (diğer antibiyotikler için bu süre genellikle 6060 dakikadır).

Adım Adım Çözüm

1
Vakanın cerrahi türünü ve yara sınıfını belirle.
Rektum cerrahisi (APR) 'Temiz-Kontamine' (Sınıf II) bir girişimdir ve kolorektal flora (Gram negatif ve anaeroblar) hedeflenmelidir.
Profilaktik antibiyotik seçimi operasyon bölgesindeki olası patojenlere göre yapılır.
2
Hastanın alerji öyküsünü değerlendir.
Penisilin anafilaksisi varlığı, tüm beta-laktam grubunun (penisilinler, sefalosporinler, karbapenemler) kullanımını kısıtlar.
Gerçek anafilaksi öyküsünde sefalosporinler ile çapraz reaksiyon riski hayati tehlike arz eder.
3
Uygun alternatif antibiyotik grubunu seç.
Florokinolon (Siprofloksasin) + Metronidazol veya Klindamisin + Gentamisin uygun alternatiflerdir.
Bu kombinasyonlar beta-laktam içermez ve kolorektal cerrahi için yeterli spektrum sağlar.
4
Antibiyotiğin farmakokinetik özelliklerine göre zamanlamayı belirle.
Siprofloksasin ve Vankomisin gibi uzun infüzyon gerektiren ilaçlar insizyondan 120120 dakika önce; Sefazolin, Metronidazol gibi ilaçlar 6060 dakika önce başlanmalıdır.
İnsizyon anında doku konsantrasyonunun MİK değerinin üzerinde olması hedeflenir.

Anahtar Kavram

Cerrahi profilakside antibiyotik zamanlaması ilaç yarı ömrü ve infüzyon süresine bağlıdır; Florokinolon ve Vankomisin için bu süre 120120 dakikadır.
Soru 40Soru

4545 yaşında erkek hasta, ateşli silah yaralanması sonrası yapılan multipl ince bağırsak rezeksiyonlarını takiben postoperatif 10.10. günde, karın ön duvarındaki insizyondan bol miktarda intestinal içerik gelmesi üzerine değerlendiriliyor. Fistül debisi günlük 18001800 mLmL olarak ölçülen ve son 11 ayda %15 kilo kaybı saptanan belirgin kaşektik hastada, beslenme yönetimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Proksimal fistül içeriğinin veya enteral mamaların distal bağırsak açıklığından verilmesi (fistüloklizis), hem beslenmeyi sağlar hem de TPN ilişkili kolestaz ve kateter enfeksiyonu riskini azaltır.

Cevap

Proksimal fistül içeriğinin distal bağırsak segmentine verilmesi (fistüloklizis), beslenme desteği sağlarken TPN komplikasyonlarını azaltan etkili bir yöntemdir.
Doğru yaklaşım olan fistüloklizis, proksimal fistüllerden kaybedilen intestinal içeriğin veya özel mamaların, fistülün distalindeki bağırsak açıklığından geri verilmesidir. Bu yöntem, bağırsak mukozasının bütünlüğünü korur, TPN'in en önemli metabolik komplikasyonlarından olan kolestaz ve steatozu önler ve santral kateter kullanımına bağlı mekanik/enfeksiyöz komplikasyon riskini azaltır.

Adım Adım Çözüm

1
Fistül debisi ve yerleşiminin değerlendirilmesi
Günlük 18001800 mLmL (yüksek debili) ve proksimal yerleşimli enterokutan fistül saptandı.
Fistülün yönetimi ve beslenme yolu seçimi debiye ve anatomik lokalizasyona bağlıdır.
2
Beslenme yolu seçeneklerinin karşılaştırılması
Yüksek debili proksimal fistüllerde TPN standarttır ancak distal segment uygunsa fistüloklizis değerlendirilmelidir.
Enteral yol (fistüloklizis aracılığıyla) parenteral yola göre daha fizyolojik ve düşük komplikasyon riskine sahiptir.
3
Refeeding sendromu riskinin yönetilmesi
Kaşektik hastada düşük kalori ile başlanmalı ve elektrolitler (P, K, Mg) yakından takip edilmelidir.
Ciddi malnütrisyonu olan hastalarda agresif beslenme ölümcül elektrolit kaymalarına yol açabilir.

Anahtar Kavram

Yüksek debili enterokutan fistüllerde, distal bağırsak segmenti uygunsa fistüloklizis (distal enteral beslenme) TPN'e bağlı hepatosteatoz, kolestaz ve sepsis riskini azaltan üstün bir yöntemdir.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 2 / 20Sonraki
Temel Cerrahi Prensipler Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 2 | Examkin