Göğüs Hastalıkları

453 soru

Soru 21Soru

6565 yaşında erkek hasta, pnömoni tanısıyla izlenirken gelişen şiddetli nefes darlığı nedeniyle yoğun bakım ünitesine yatırılıyor. Çekilen akciğer grafisinde bilateral yaygın infiltrasyonlar saptanıyor ve klinik değerlendirme ile ekokardiyografi sonucunda sol kalp yetmezliği (kardiyojenik ödem) dışlanıyor. Hastanın %50\%50 konsantrasyonda oksijen (FiO2:0,5FiO_2: 0,5) desteği altında bakılan arteriyel kan gazında PaO2PaO_2 değeri 6060 mmHgmmHg olarak ölçülüyor. Berlin kriterlerine göre bu hastadaki ARDS tablosunun şiddeti aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Orta ARDS

Cevap

Berlin kriterlerine göre PaO2/FiO2PaO_2 / FiO_2 (P/FP/F) oranı 120120 (60/0,560 / 0,5) olan bu hasta 'Orta ARDS' kategorisindedir.
Doğru cevap 'Orta ARDS' seçeneğidir. Berlin kriterlerine göre ARDS tanısı için akut başlangıç, akciğer grafisinde bilateral opasite, kardiyojenik nedenlerin dışlanması ve PEEP5PEEP \geq 5 cmH2OcmH_2O altında hipoksemi varlığı (P/F<300P/F < 300) gereklidir. Bu hastada P/FP/F oranı 60/0,5=12060 / 0,5 = 120 olarak hesaplandığı için 100100 ile 200200 arasındaki değerleri kapsayan 'Orta' kategoriye girmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
P/FP/F oranını hesaplayın.
60/0,5=12060 / 0,5 = 120
ARDS şiddetini belirlemek için parsiyel oksijen basıncının (PaO2PaO_2) inspire edilen oksijen fraksiyonuna (FiO2FiO_2) oranı kullanılır.
2
Berlin kriterleri eşik değerleri ile karşılaştırın.
100<120200100 < 120 \leq 200 aralığı
Berlin kriterlerine göre 100100-200200 arası Orta, 200200-300300 arası Hafif, 100100 altı ise Ağır ARDS'dir.

Anahtar Kavram

ARDS Şiddet Sınıflandırması (Berlin Kriterleri)

Daha Fazla Pratik

ARDS'li bir hastada mortaliteyi azalttığı kanıtlanmış olan düşük tidal volümlü koruyucu ventilasyon stratejilerini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 22Soru

56 yaşında erkek hasta, son bir aydır artan nefes darlığı ve sağ yan ağrısı şikayetleriyle başvuruyor. Özgeçmişinde 12 yıldır simetrik el bileği ve metakarpofalangeal eklem şişlikleri olduğu, ancak son 3 yıldır takiplere gitmediği öğreniliyor. Toraks görüntülemesinde sağ tarafta orta düzeyde plevral efüzyon saptanıyor. Tanısal torasentez örneğinin analizi şöyledir:

* Görünüm: Bulanık, sarı-yeşil
* Glukoz: 18 mg/dL
* pH: 7.08
* LDH: 1350 U/L (Serum LDH: 220 U/L)
* Hücre sayımı: %85 lenfosit hakimiyeti
* Adenozin Deaminaz (ADA): 28 U/L

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Romatoid plörit

Cevap

Romatoid plörit
Verilen olguda uzun süreli eklem şikayetleri (romatoid artrit ile uyumlu) ve plevral sıvı analizinde karakteristik 'çok düşük glukoz' (18 mg/dL) bulgusu mevcuttur. Romatoid plörit, glukozun en düşük saptandığı plevral efüzyon nedenlerinden biridir (sıklıkla <30 mg/dL). Ayrıca LDH yüksekliği (>700 U/L sık görülür), düşük pH ve lenfosit hakimiyeti bu tanıyı destekler. Erkek hastalarda romatoid artritin plevral tutulumu kadınlara göre daha sıktır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik öyküsünü analiz et
Simetrik el bileği ve eklem tutulumu, tedavi edilmemiş kronik bir süreci (Romatoid Artrit olasılığı) işaret etmektedir.
Zemin hastalığı belirlemek, efüzyonun nedenini anlamak için ilk adımdır.
2
Plevral sıvı özelliklerini değerlendir
Eksuda vasfında sıvı (yüksek LDH). En dikkat çekici bulgu glukozun 18 mg/dL (çok düşük) olmasıdır.
Plevral sıvı glukozunun <30 mg/dL olması ayırıcı tanıyı önemli ölçüde daraltır.
3
Düşük glukozlu efüzyon nedenlerini ele
Glukozu bu kadar düşüren başlıca nedenler: Romatoid plörit, ampiyem, malignite, tüberküloz. Lenfosit hakimiyeti ve düşük ADA tüberkülozu ve akut ampiyemi (nötrofil hakimiyeti olurdu) uzaklaştırır.
Romatoid plörit klasik olarak çok düşük glukoz, düşük pH ve yüksek LDH ile seyreder.

Anahtar Kavram

Romatoid plöritin ayırıcı tanısındaki en karakteristik özellik, plevral sıvı glukozunun çok düşük (<30 mg/dL) olmasıdır.
Soru 23Soru

5858 yaşında erkek hasta, son bir yıldır giderek artan nefes darlığı ve sabahları olan öksürük şikayetiyle başvuruyor. Özgeçmişinde 4040 paket-yıl sigara kullanımı mevcut olan hastanın fizik muayenesinde ekspiryum süresi uzamış olarak saptanıyor. Hastaya yapılan solunum fonksiyon testi (SFT) sonuçları aşağıdadır:

ParametreBazal DeğerPost-BronkodilatörBeklenen Değer (%)
FEV1/FVC0,550,550,620,62>0,70> 0,70
FEV11,61,6 L1,751,75 L%52\%52
FVC2,92,9 L2,82,8 L%78\%78

Bu bulgulara göre hastanın tanısı için aşağıdakilerden hangisi en doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Post-bronkodilatör FEV1/FVC oranının 0,700,70'in altında kalması, hastada sabit hava yolu obstrüksiyonu (KOAH) olduğunu gösterir.

Cevap

Post-bronkodilatör FEV1/FVC oranının 0,700,70 altında olması nedeniyle tanı KOAH'tır.
GOLD kılavuzlarına göre KOAH tanısı için post-bronkodilatör FEV1/FVC oranının <0,70< 0,70 olması altın standarttır. Bu hastada oran 0,620,62 olarak kalmıştır ve tam bir düzelme izlenmemiştir. Sigara öyküsü ve fizik muayene bulguları da bu tanıyı desteklemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
FEV1/FVC oranını değerlendir.
Hem bazal (0,550,55) hem de post-bronkodilatör (0,620,62) oranlar 0,700,70'in altındadır.
Bu durum havayolu obstrüksiyonunun bronkodilatör ile tam olarak düzelmediğini (sabit obstrüksiyon) gösterir.
2
Reversibiliteyi hesapla.
FEV1 artışı 150150 mL ve %9,3\%9,3 seviyesindedir.
Anlamlı reversibilite kriteri olan >200> 200 mL ve >%12> \%12 artış sağlanmamıştır; bu durum KOAH ile uyumludur.
3
Klinik öykü ile birleştir.
4040 paket-yıl sigara ve kronik semptomlar KOAH tanısını destekler.
İleri yaş ve ağır sigara öyküsü olan bir hastada sabit obstrüksiyon KOAH'ı işaret eder.

Anahtar Kavram

Sabit hava yolu obstrüksiyonu tanısı için bronkodilatör sonrası FEV1/FVC oranının 0,700,70 altında olması gerekir.

Daha Fazla Pratik

Hastanın GOLD 2024 sınıflamasına göre hangi grupta (A, B, E) olduğunu ve başlangıç tedavisini belirleyin.

Alternatif Yöntem

SFT sonuçlarını yorumlarken önce orana (FEV1/FVC) bakın. Eğer oran <0,70< 0,70 ise obstrüksiyon vardır. Sonra bu oranın bronkodilatör ile 0,700,70 üzerine çıkıp çıkmadığına bakın. Çıkmıyorsa tanı KOAH'tır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 24Soru

65 yaşında erkek hasta, 20 yıldır KOAH tanısıyla takip edilmektedir. Halen uzun etkili beta-agonist (LABA) ve uzun etkili muskarinik antagonist (LAMA) kombinasyonu kullanmaktadır. Son 6 aydır alevlenme geçirmeyen hastanın fizik muayenesinde siyanoz gözlenmiyor, ancak bacaklarda gode bırakan (++/++) ödem saptanıyor. Ekokardiyografide sağ ventrikül dilatasyonu ve pulmoner hipertansiyon bulguları izleniyor.

Oda havasında alınan arter kan gazı sonuçları şöyledir:

ParametreDeğer
pH7.42
PaCO245 mmHg
PaO258 mmHg
SaO2%89
HCO326 mmol/L

Bu hasta için uzun süreli oksijen tedavisi (USOT) kararı açısından aşağıdakilerden hangisi en uygundur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Günde en az 15 saat sürekli oksijen tedavisi başlanmalıdır.

Cevap

Günde en az 15 saat sürekli oksijen tedavisi başlanmalıdır.
Doğru seçenek USOT başlanmasını önerendir. KOAH'ta Uzun Süreli Oksijen Tedavisi (USOT) endikasyonları şunlardır: 1) PaO2 ≤ 55 mmHg veya SaO2 ≤ %88 (Mutlak endikasyon). 2) PaO2 56-59 mmHg veya SaO2 %89 iken beraberinde periferik ödem, konjestif kalp yetmezliği bulgusu veya Hematokrit > %55 (Polistemi) olması. Bu hastada PaO2 58 mmHg olup ikinci gruba girmektedir ve fizik muayenede ödem, ekoda sağ kalp bulguları olduğu için endikasyon vardır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın arter kan gazı değerlerini incele
PaO2 58 mmHg olarak saptanmıştır.
KOAH'ta oksijen tedavisi endikasyonu PaO2 değerine göre belirlenir.
2
Uzun Süreli Oksijen Tedavisi (USOT) kriterlerini hatırla
Mutlak endikasyon: PaO2 ≤ 55 mmHg. Şartlı endikasyon: PaO2 56-59 mmHg VE (Kor pulmonale, Ödem veya Hematokrit > %55).
Sınırda hipoksemisi olan hastalarda (56-59 mmHg) tedavi için ek kriterler aranır.
3
Hastadaki ek bulguları değerlendir
Hastada periferik ödem ve ekokardiyografide sağ kalp yüklenme bulguları (pulmoner hipertansiyon/sağ ventrikül dilatasyonu) mevcuttur.
Bu bulgular doku hipoksisinin kronik etkilerini (kor pulmonale) gösterir.
4
Kriterleri hastaya uygula
PaO2 58 mmHg (56-59 aralığında) + Ödem/Sağ Kalp Yetersizliği Bulgusu = USOT Endikedir.
Rehberlere göre bu hasta grubunda mortaliteyi azaltmak için günde en az 15 saat oksijen verilmelidir.

Anahtar Kavram

Stabil KOAH hastalarında PaO2 56-59 mmHg aralığında olsa bile, periferik ödem, polistemi (Hct > %55) veya pulmoner hipertansiyon (kor pulmonale) varlığında Uzun Süreli Oksijen Tedavisi (USOT) endikedir.

İpuçları

1
Hastanın PaO2 değerinin 55 mmHg sınırının hemen üzerinde olduğuna dikkat edin.
2
Oksijen tedavisi kararı verilirken sadece kan gazına değil, hipoksinin vücutta yarattığı kronik etkilere (ödem, sağ kalp) de bakılır.
3
PaO2 56-59 mmHg aralığındayken ödem veya polistemi varsa sürekli oksijen tedavisi gerekir.

Daha Fazla Pratik

KOAH alevlenmesinde akut oksijen tedavisi hedefleri ve hiperkapni riski üzerine bir soru çözülmesi önerilir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 25Soru

3838 yaşında erkek hasta, bir havacılık şirketinde elektronik devre montaj ve hassas metal alaşım teknisyeni olarak çalışmaktadır. Son 11 yıldır giderek artan efor dispnesi ve kuru öksürük şikayetleriyle başvuruyor. Özgeçmişinde 33 paket-yıl sigara öyküsü mevcut olup 88 yıl önce sigarayı bırakmıştır. Fizik muayenede her iki akciğer orta ve üst zonlarda belirgin olmak üzere inspiratuar ince raller duyuluyor. Solunum fonksiyon testlerinde (SFT) FEV1/FVC:%86FEV_1/FVC: \%86 ve zorunlu vital kapasite (FVCFVC): beklenenin %62\%62'si olarak saptanıyor. Yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografide (HRCT); her iki akciğer üst loblarında belirgin, peribronkovasküler ve subpleural yerleşimli granülomatöz mikronodüller ile bilateral hiler lenfadenopati izleniyor. Yapılan transbronşiyal akciğer biyopsisinde non-kazeifiye granülomatöz inflamasyon saptandığına göre, bu hastada öncelikle düşünülmesi gereken tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kronik berilyum hastalığı

Cevap

Kronik berilyum hastalığı
Kronik berilyum hastalığı, havacılık, uzay, elektronik ve seramik gibi endüstrilerde berilyum içeren toz veya dumanların solunması sonucu gelişen granülomatöz bir hastalıktır. HRCT'de sarkoidozda olduğu gibi üst lob yerleşimli peribronkovasküler mikronodüller ve bilateral hiler lenfadenopati izlenir. Histopatolojik olarak non-kazeifiye granülomlar görülür. Hastanın mesleki öyküsü bu tanıyı sarkoidozdan ayıran en temel özelliktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve SFT bulgularını değerlendir
Dispne, kuru öksürük ve SFT'de restriktif patern (FEV1/FVCFEV_1/FVC yüksek, FVCFVC düşük) bir interstisyel akciğer hastalığına işaret eder.
Hastanın semptomlarının ve solunum fonksiyonlarının tipik restriktif akciğer hastalığı tablosuna uyup uymadığını belirlemek için.
2
Radyolojik ve patolojik verileri analiz et
HRCT'de üst lob mikronodülleri ve hiler LAP ile biyopsi sonucu gelen non-kazeifiye granülomlar, tabloyu sarkoidoz/berilyum spektrumuna sokar.
Hastalığın patolojik sürecini (granülomatöz inflamasyon) ve anatomik dağılımını belirlemek için.
3
Mesleki öykü ile ayırıcı tanı yap
Havacılık ve elektronik endüstrisinde berilyum maruziyeti, sarkoidozdan ayırımda en kritik ipucudur.
Klinik ve patolojik olarak sarkoidozdan ayırt edilemeyen Kronik Berilyum Hastalığı'nı (KBH) yakalamak için.
4
Tanıyı kesinleştir
Hastanın mesleki maruziyeti ve granülomatöz tablosu birleştiğinde en olası tanı Kronik Berilyum Hastalığıdır.
Sarkoidoz tanısı koymadan önce dışlanması gereken 'sarkoidoz taklitçisi' mesleki maruziyeti doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Kronik Berilyum Hastalığı (KBH), sarkoidozun klinik, radyolojik ve histopatolojik 'ikizidir'; ayrım ancak mesleki öykü ve Berilyum Lenfosit Proliferasyon Testi (BeLPT) ile yapılır.

İpuçları

1
Hastanın çalıştığı 'havacılık ve elektronik' sektörü, bazı spesifik metal maruziyetleri için risk teşkil eder.

Daha Fazla Pratik

Berilyum lenfosit proliferasyon testi (BeLPT) hakkında bilgi edinerek bu hastalığın sarkoidozdan laboratuvar düzeyinde nasıl ayrıldığını çalışın.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 26Soru

4545 yaşında kadın hasta, aşırı miktarda asetilsalisilik asit alımı sonrası acil servise getiriliyor. İlk muayenesinde konfüzyonu, kulak çınlaması ve belirgin taşipnesi mevcut. Yatışının 1212. saatinde solunum sıkıntısı derinleşen hasta entübe ediliyor. Mekanik ventilatörde %70\%70 (0,700,70) FiO2FiO_2 ve 1010 cmH2OcmH_2O PEEPPEEP desteği altında alınan arter kan gazında PaO2:63PaO_2: 63 mmHgmmHg saptanıyor. Akciğer grafisinde bilateral yaygın yamalı opasiteler izleniyor. Santral venöz basıncı 66 mmHgmmHg olup ekokardiyografide kalp boşlukları ve kapakları normal değerlendiriliyor.

Berlin kriterlerine göre bu hastadaki klinik tablo ve altta yatan patofizyoloji ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ağır (severe) ARDS tablosundadır ve temel patoloji alveolo-kapiller membran permeabilite artışıdır.

Cevap

Ağır (severe) ARDS tablosundadır ve temel patoloji alveolo-kapiller membran permeabilite artışıdır.
Hastanın PaO2/FiO2PaO_2/FiO_2 oranı 9090 olarak hesaplanmıştır. Berlin kriterlerine göre 100100 mmHgmmHg ve altındaki oranlar, en az 55 cmH2OcmH_2O PEEPPEEP desteği altında 'Ağır ARDS' olarak tanımlanır. ARDS'nin temel patofizyolojik mekanizması, alveolo-kapiller membrandaki hasara bağlı olarak gelişen permeabilite artışı ve proteinden zengin sıvının alveol içine sızmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Oksijenizasyon indeksinin (PaO2/FiO2PaO_2/FiO_2 oranı) hesaplanması
63/0,70=9063 / 0,70 = 90
Berlin kriterlerine göre ARDS şiddetini belirlemek için en önemli parametredir.
2
Berlin kriterlerine göre şiddet sınıflandırması
9010090 \leq 100 olduğu için 'Ağır' (Severe) ARDS
Hafif: 200-300, Orta: 100-200, Ağır: <100 (en az 55 cmH2OcmH_2O PEEP altında).
3
Kardiyojenik nedenlerin dışlanması
Normal EKO ve 66 mmHgmmHg CVP ile non-kardiyojenik ödem teyidi
ARDS tanısı için ödemin kalp yetmezliği veya sıvı yüklenmesi ile tam açıklanamaması gerekir.
4
Patofizyolojik mekanizmanın belirlenmesi
Alveolo-kapiller membran permeabilite artışı
ARDS'nin temelinde inflamasyona ikincil gelişen vasküler sızıntı ve protein zengin ödem sıvısı yer alır.

Anahtar Kavram

ARDS Tanı ve Sınıflandırma (Berlin Kriterleri)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 27Soru

4848 yaşında erkek hasta, yaklaşık 11 hafta önce geçirdiği grip benzeri tablo (halsizlik, yaygın kas ağrısı, kuru öksürük) sonrası düzelme dönemindeyken; son 2424 saat içinde aniden başlayan titreme, yüksek ateş, pürülan balgam ve nefes darlığı şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde; dezoryantasyon mevcut, kan basıncı: 85/50mmHg85/50 mmHg, nabız: 120/dak120/dak, solunum sayısı: 32/dak32/dak, ateş: 39.4C39.4^{\circ}C ölçülüyor. Sağ akciğer üst ve orta alanlarda krepitan ralleri duyuluyor. Akciğer grafisinde bilateral yama tarzında infiltratlar ve sağ üst lobda kavitasyon (pnömatosel) saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde BUN: 32mg/dL32 mg/dL ve lökosit sayısı: 3.200/μL3.200/\mu L olarak bulunuyor.

Bu hasta için en olası etken ve CURB65CURB-65 skoru aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: *Staphylococcus aureus* - Skor 44

Cevap

En olası etken *Staphylococcus aureus* ve CURB65CURB-65 skoru 44 olarak hesaplanır.
İnfluenza enfeksiyonunu takiben gelişen, radyolojide kavitasyon (pnömatosel) ve klinik tabloda lökopeni ile seyreden ağır pnömonilerde en olası patojen *Staphylococcus aureus*'tur. Hastanın CURB65CURB-65 kriterleri incelendiğinde; dezoryantasyon (C), 32mg/dL32 mg/dL BUN (U), 32/dak32/dak solunum hızı (R) ve 85/50mmHg85/50 mmHg kan basıncı (B) olmak üzere toplam 44 puan aldığı görülmektedir. 33 ve üzeri puanlar genellikle yoğun bakım ihtiyacına işaret eder.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Post-influenza (grip sonrası) dönemde ani kötüleşme, yüksek ateş, kavitasyon (pnömatosel) ve lökopeni mevcuttur.
Bu kombinasyon, özellikle Panton-Valentine lökosidin (PVL) pozitif suşların neden olduğu ağır *Staphylococcus aureus* pnömonisi için karakteristiktir.
2
CURB65CURB-65 skorunu hesapla.
C (Konfüzyon/Dezoryantasyon): Mevcut (+1), U (BUN > 19mg/dL19 mg/dL): 3232 (+1), R (Solunum hızı 30/dak\geq 30/dak): 3232 (+1), B (Kan basıncı <90/60mmHg< 90/60 mmHg): 85/5085/50 (+1), 6565 (Yaş 65\geq 65): 4848 yaşında (0). Toplam: 44 puan.
Pnömoninin şiddetini ve yatış yerini belirlemek için standardize skorlama sistemleri kullanılır.

Anahtar Kavram

Post-influenza ikincil bakteriyel pnömonilerde en olası ve en ağır seyirli etken *Staphylococcus aureus*'tur.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 28Soru

6262 yaşında kadın hasta, çocukluk çağında geçirdiği poliomiyelit sekeli olan şiddetli kifoskolyoz ve son zamanlarda artan nefes darlığı ile sabahları belirginleşen künt karakterde baş ağrısı şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan solunum fonksiyon testlerinde (SFTSFT) şu bulgular saptanıyor:

* FVCFVC: beklenenin %45\%45'i
* FEV1FEV_1: beklenenin %48\%48'i
* FEV1/FVCFEV_1/FVC: %88\%88
* TLCTLC (Toplam Akciğer Kapasitesi): beklenenin %50\%50'si
* RVRV (Rezidüel Volüm): beklenenin %85\%85'i
* DLCODLCO (Karbonmonoksit Difüzyon Kapasitesi): beklenenin %92\%92'si

Bu hastada saptanan RV/TLCRV/TLC oranındaki artışın en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Göğüs duvarı deformitesine bağlı olarak ekspiryumun kısıtlanması ve akciğerlerin tam boşaltılamaması

Cevap

Göğüs duvarı deformitesine bağlı olarak ekspiryumun kısıtlanması ve akciğerlerin tam boşaltılamaması nedeniyle RV/TLC oranı artmıştır.
Hastada saptanan yüksek FEV1/FVC oranı ve düşük TLC, restriktif bir akciğer hastalığına işaret eder. Normal DLCO değeri ise bu restriksiyonun akciğer parankiminden değil, ekstrapulmoner nedenlerden (bu vakada kifoskolyoz) kaynaklandığını doğrular. Kifoskolyoz ve bazı nöromüsküler hastalıklarda, göğüs kafesinin mekanik rijilitesi veya kas güçsüzlüğü nedeniyle akciğerler ekspiryum sırasında minimum hacme kadar sönemez. Bu durum rezidüel volümün (RV) beklenenden daha yüksek kalmasına neden olurken, toplam kapasite (TLC) azalmıştır; sonuç olarak RV/TLC oranı yükselir.

Adım Adım Çözüm

1
SFT parametrelerini (FEV1/FVC ve TLC) analiz et.
FEV1/FVCFEV_1/FVC >%70> \%70 ve TLCTLC beklenenin <%80<\%80'i olduğu için hastada restriktif patern mevcuttur.
Restriktif akciğer hastalıklarında akciğer hacimleri (TLC, FVC) azalırken havayolu akımı korunur.
2
DLCO değerini yorumlayarak restriksiyonun tipini belirle.
DLCODLCO değerinin normal (%92\%92) olması parankimal hastalıkları dışlar, ekstrapulmoner (göğüs duvarı veya nöromüsküler) bir restriksiyonu destekler.
Parankimal hastalıklarda (örn. fibrozis) gaz alışveriş yüzeyi bozulduğu için DLCO düşerken, göğüs duvarı hastalıklarında parankim sağlam olduğu için DLCO korunur.
3
Kifoskolyozda akciğer hacim dağılımını (RV/TLC) değerlendir.
Göğüs kafesi rijilitesi nedeniyle hasta akciğerlerini tam boşaltamaz, bu yüzden RVRV (Rezidüel Volüm) göreceli olarak yüksek kalırken TLCTLC azalır; bu da RV/TLCRV/TLC oranını artırır.
Parankimal restriksiyonlarda RV ve TLC birlikte azalırken, göğüs duvarı kısıtlamalarında RV'nin toplam kapasite içindeki payı artar.

Anahtar Kavram

Ekstrapulmoner restriksiyon (göğüs duvarı hastalıkları) ile parankimal restriksiyonun SFT ve DLCO ile ayırıcı tanısı.
Soru 29Soru

3232 yaşında kadın hasta, bir bankada memur olarak çalışmaktadır. Hiç sigara öyküsü yoktur. Son 66 aydır giderek artan kuru öksürük ve eforla gelen nefes darlığı şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde akciğer oskültasyonu normal bulunurken, her iki bacak ön yüzünde ağrılı ve eritemli nodüler lezyonlar (eritema nodozum) saptanıyor. Çekilen yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografide (HRCTHRCT) bilateral hiler lenfadenopati ve üst loblarda perilinfatik dağılımlı milimetrik nodüller izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sarkoidoz

Cevap

En olası tanı sarkoidozdur.
Sarkoidoz, bilinmeyen bir nedenle oluşan, granülomatöz bir sistemik hastalıktır. Genç-orta yaşlı kadınlarda daha sıktır. Bilateral hiler lenfadenopati hastalığın en tipik radyolojik bulgusudur. Hastada görülen eritema nodozum (ağrılı, eritemli pretibial nodüller) sarkoidozda sık görülen bir ekstrapulmoner bulgudur ve bu tabloya Löfgren sendromu adı verilir. Akciğer oskültasyonunun normal olması (rallerin yokluğu), tipik hiler LAP ve perilinfatik nodüller sarkoidozu diğer interstisyel hastalıklardan ayırır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın demografik ve klinik özelliklerini analiz et.
Genç kadın hasta (3232 yaş), banka memuru (belirgin mesleki maruziyet yok), hiç sigara içmemiş, 66 aydır süren progresif dispne ve öksürük.
Sarkoidoz genellikle genç ve orta yaşlı erişkinleri, özellikle kadınları etkiler.
2
Ekstrapulmoner bulguları değerlendir.
Pretibial bölgede ağrılı eritemli nodüller (eritema nodozum) saptanmıştır.
Eritema nodozum, sarkoidozun sık görülen deri bulgularından biridir ve Löfgren sendromunun bir parçasıdır.
3
Radyolojik bulguları yorumla.
HRCTHRCT'de bilateral hiler lenfadenopati ve perilinfatik nodüller mevcuttur.
Bilateral hiler lenfadenopati sarkoidoz için en karakteristik radyolojik bulgudur.
4
Bulguları birleştirerek tanıya ulaş.
Klinik, fizik muayene ve radyolojinin birleşimi en güçlü şekilde sarkoidozu işaret eder.
Bilateral hiler LAP, eritema nodozum, artralji ve ateşten oluşan tablo Löfgren sendromu olarak bilinir ve sarkoidozun akut bir formudur.

Anahtar Kavram

Sarkoidozda bilateral hiler lenfadenopati ve eritema nodozum birlikteliği tanısal açıdan çok değerlidir.

İpuçları

1
Hastanın yaşına, cinsiyetine ve bacaklarındaki ağrılı nodüllere odaklanın.
Tahmini Süre:45s
Soru 30Soru

3535 yaşında erkek hasta, 33 haftadır devam eden sol yan ağrısı, akşamları yükselen ateş ve halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede sol akciğer bazalinde solunum sesleri azalmış ve perküsyonla matite saptanıyor. Torasentez sıvısı analizinde; protein 4.54.5 g/dLg/dL (serum protein 6.86.8 g/dLg/dL), LDH 480480 U/LU/L (serum LDH 300300 U/LU/L), glukoz 5555 mg/dLmg/dL, adenozin deaminaz (ADA) 7575 U/LU/L ve hücre sayımında %90\%90 lenfosit hakimiyeti saptanıyor. Tüberküloz plörizisi ön tanısıyla takip edilen bu hastada, plevral sıvı özellikleri ve tanısal yöntemlerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tanısal duyarlılığı en yüksek olan yöntem plevral sıvının mikobakteri kültürüdür.

Cevap

Tanısal duyarlılığı en yüksek olan yöntemin plevral sıvı kültürü olduğunu belirten ifade yanlıştır; plevra biyopsisi çok daha yüksek duyarlılığa sahiptir.
Tüberküloz plörizisinde plevral sıvıdaki mikobakteri yükü düşüktür. Bu nedenle plevral sıvının yayma ve kültür duyarlılığı oldukça düşük kalırken (%2040\%20-40), plevra biyopsisinde hem kazeifiye granülomların görülmesi hem de doku kültürü ile tanı koyma olasılığı çok daha yüksektir (%7080\%70-80). Bu nedenle plevra biyopsisi tanıda altın standart kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını analiz edin.
Hastada eksüda vasfında, lenfosit hakimiyetli ve yüksek ADA düzeyine sahip plevral efüzyon saptanmıştır.
Bu bulgular tüberküloz plörizisi için oldukça tipiktir.
2
Tüberküloz plörizisinde kullanılan tanısal testlerin duyarlılıklarını karşılaştırın.
Sıvı yayması (<%5<\%5) ve sıvı kültürü (<%40<\%40) düşük verimli iken, plevra biyopsisi (>%70>\%70) en yüksek verimlidir.
Tüberküloz plörizisi paucibacillary (az basilli) bir tablodur, bu nedenle biyopsi ile granülom görülmesi veya doku kültürü daha değerlidir.
3
Yardımcı plevral sıvı bulgularını değerlendirin.
Mezotel hücresi azlığı (<%5<\%5) ve ADA yüksekliği tüberkülozu destekler.
İnflamasyonun plevrayı kaplaması mezotel dökülmesini azaltır; ADA ise T-lenfosit aktivasyonunu gösterir.

Anahtar Kavram

Tüberküloz plörizisi tanısında plevra biyopsisi, sıvı kültüründen çok daha yüksek duyarlılığa sahiptir.
Soru 31Soru

3535 yaşında erkek hasta, sağ yan ağrısı, ateş ve pas rengi balgam şikayetiyle başvuruyor. Çekilen akciğer grafisinde sağ alt lobda konsolidasyon ve eşlik eden plevral sıvı saptanıyor. Hastaya toplumdan edinilmiş pnömoni tanısıyla uygun dozda ampirik antibiyotik tedavisi başlanıyor. Tedavinin 7272. saatinde ateşi düşmeyen hastaya yapılan torasentezde plevral sıvı biyokimyası; pH:7,05pH: 7,05, glukoz: 3535 mg/dL ve LDH:1250LDH: 1250 U/L olarak saptanıyor. Gram boyamada mikroorganizma görülmüyor. Bu aşamada yapılması gereken en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kapalı su altı drenajı (göğüs tüpü) uygulamak

Cevap

Komplike parapnömonik efüzyon kriterleri (pH < 7,207,20, glukoz < 6060 mg/dL, LDH > 10001000 U/L) varlığında en uygun yaklaşım göğüs tüpü ile drenaj (kapalı su altı drenajı) uygulanmasıdır.
Pnömoni seyri sırasında gelişen plevral sıvılara parapnömonik efüzyon denir. Eğer bu sıvıda pH < 7,207,20, glukoz < 4040-6060 mg/dL veya LDH > 10001000 U/L ise 'komplike parapnömonik efüzyon' olarak adlandırılır. Gram boyamasında bakteri görülmesi veya kültürde üreme olması sıvıyı direkt 'ampiyem' yapar. Her iki durumda da (komplike efüzyon ve ampiyem) antibiyotik tedavisine ek olarak sıvının acilen göğüs tüpü (kapalı su altı drenajı) ile boşaltılması gerekir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını değerlendir
Pnömoni tedavisi altında ateşi düşmeyen hastada plevral sıvı varlığı saptandı.
Tedaviye yanıtsızlıkta komplikasyon (efüzyon, ampiyem, apse) dışlanmalıdır.
2
Torasentez bulgularını analiz et
pH<7,20pH < 7,20 (7,057,05), glukoz < 6060 mg/dL (3535) ve LDH>1000LDH > 1000 U/L (12501250) saptandı.
Bu biyokimyasal değerler sıvının 'komplike' olduğunu ve kendiliğinden rezorbe olmayacağını gösterir.
3
Tedavi planını belirle
Acil göğüs tüpü takılması kararı alındı.
Komplike parapnömonik efüzyon ve ampiyemde tıbbi tedaviye ek olarak mekanik drenaj zorunludur.

Anahtar Kavram

Parapnömonik efüzyonların yönetiminde torasentez bulgularına göre drenaj kararı verilmesi.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 32Soru

4545 yaşında erkek hasta, 33 gündür devam eden ateş, öksürük ve sağ yan ağrısı şikâyetiyle başvuruyor. Özgeçmişinde ek hastalık saptanmıyor. Fizik muayenesinde; ateşi 38.5C38.5^{\circ}C, nabzı 105/dakika105/dakika, solunum sayısı 32/dakika32/dakika ve kan basıncı 115/75115/75 mmHgmmHg ölçülüyor. Dinlemekle sağ akciğer alt alanda raller duyuluyor. Laboratuvar incelemesinde kan üre azotu (BUNBUN) 2626 mg/dLmg/dL ve beyaz küre sayısı 14.500/mm314.500/mm^3 saptanıyor. Akciğer grafisinde sağ alt lobda konsolidasyon izleniyor. Bu hastada CURB-65 skoruna göre en uygun klinik yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hastaneye yatırılarak parenteral sefalosporin ve makrolid kombinasyonu başlanması

Cevap

Hastaneye yatırılarak parenteral sefalosporin ve makrolid kombinasyonu başlanması en uygun yaklaşımdır.
Hastanın CURB-65 skoru hesaplandığında; kan üre azotu (BUNBUN) 2626 mg/dLmg/dL (>19>19 mg/dLmg/dL) olması sebebiyle 11 puan, solunum sayısının 32/dakika32/dakika (30/dakika\geq 30/dakika) olması sebebiyle 11 puan almaktadır. Toplam 22 puan alan hastalar orta risk grubunda kabul edilir ve hastaneye yatırılarak tedavi edilmeleri önerilir. Servis şartlarında yatan hastalarda ampirik tedavi sefalosporin ve makrolid kombinasyonu şeklinde planlanır.

Adım Adım Çözüm

1
CURB-65 skorunun hesaplanması
BUN (2626 mg/dLmg/dL > 1919 mg/dLmg/dL) → 11 puan; Solunum hızı (32/dakika32/dakika 30\geq 30) → 11 puan; Diğer kriterler (Konfüzyon, Kan basıncı, Yaş 65\geq 65) negatif → 00 puan. Toplam skor = 22.
Toplumda gelişen pnömonilerde yatış kararını belirlemek için standart skorlama sistemleri kullanılır.
2
Skora göre yatış yerinin belirlenmesi
CURB-65 skoru 22 olan hastalar orta risk grubundadır ve hastaneye yatış (servis) önerilir.
Skor 0-1 ayaktan, skor 2 hastaneye yatış, skor 3 ve üzeri yoğun bakım ihtiyacı açısından değerlendirme gerektirir.
3
Tedavi protokolünün seçilmesi
Hastaneye yatırılan pnömoni hastalarında ampirik olarak parenteral 3. kuşak sefalosporin + makrolid kombinasyonu veya solunumsal florokinolon monoterapisi başlanır.
Streptococcus pneumoniae ve atipik etkenleri kapsayan geniş spektrumlu tedavi gereklidir.

Anahtar Kavram

Toplumda gelişen pnömonilerde CURB-65 skoruna göre hastaneye yatış endikasyonu ve ampirik tedavi seçimi.

Daha Fazla Pratik

CURB-65 kriterlerine ek olarak PSI (Pneumonia Severity Index) skorlamasını da çalışmanız önerilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 33Soru

Kronik öksürük ve yaklaşık 1.51.5 yıldır ilerleyici nefes darlığı şikayeti olan 7070 yaşındaki emekli öğretmenin özgeçmişinde 4545 paket-yıl sigara kullanımı mevcuttur. Fizik muayenesinde her iki akciğer bazalinde inspiratuar ince raller (velcro raller) ve parmaklarda çomaklaşma saptanıyor. Çekilen yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografide (HRCT); akciğer bazallerinde ve subplevral alanlarda baskın, bal peteği (honeycombing) görünümü ile traksiyon bronşektazileri izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdiyopatik pulmoner fibrozis

Cevap

İdiyopatik pulmoner fibrozis
İdiyopatik pulmoner fibrozis (İPF), 6060 yaş üzeri ve sigara öyküsü olan erkeklerde daha sık görülen, progresif bir fibrotik akciğer hastalığıdır. Fizik muayenede duyulan inspiratuar ince (velcro) raller ve çomak parmak karakteristik bulgulardır. HRCT'de izlenen bazal ve subplevral yerleşimli bal peteği (honeycombing) görünümü ile birlikte traksiyon bronşektazisi 'Olağan İnterstisyel Pnömoni' (UIP) paterni olarak adlandırılır ve bu klinik tabloda İPF için tanısal değer taşır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
İleri yaş (7070 yaş), yoğun sigara öyküsü ve kronik progresif efor dispnesi saptandı.
İnterstisyel akciğer hastalıklarında demografik veriler ve semptom süresi ayırıcı tanıda kritiktir.
2
Fizik muayene bulgularını yorumla
Velcro raller ve çomak parmak bulguları belirlendi.
Bilateral bazal velcro raller ve çomak parmak, fibrotik interstisyel akciğer hastalıkları (özellikle IPF) için tipiktir.
3
Radyolojik bulguları değerlendir
HRCT'de subplevral, bazal baskın bal peteği (honeycombing) ve traksiyon bronşektazisi (UIP paterni) izlendi.
HRCT'de saptanan UIP (Olağan İnterstisyel Pnömoni) paterni, başka bir neden bulunamadığında idiyopatik pulmoner fibrozis tanısı koydurur.

Anahtar Kavram

İdiyopatik Pulmoner Fibrozis (İPF) Tanı Kriterleri ve UIP Paterni
Tahmini Süre:50s
Soru 34Soru

7575 yaşında erkek hasta, ani gelişen nefes darlığı, sağ taraflı batıcı yan ağrısı ve az miktarda kan tükürme (hemoptizi) şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 135/85mmHg135/85 mmHg, nabız 94/dak94/dak, solunum sayısı 22/dak22/dak ve oda havasında SpO2SpO_2 %9494 ölçülüyor. Akciğer oskültasyonu doğal saptanırken, Wells skoru ile klinik olasılık "düşük" (22 puan) olarak hesaplanıyor. Yapılan laboratuvar tetkiklerinde D-dimer düzeyi 680ng/mL680 ng/mL (referans: <500ng/mL<500 ng/mL) saptanıyor. Bu hasta için en uygun bir sonraki yaklaşım hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pulmoner emboli tanısı dışlanmalı ve ileri tetkik planlanmamalıdır.

Cevap

Pulmoner emboli tanısı dışlanmalı ve ileri tetkik planlanmamalıdır.
Hemodinamik olarak stabil olan ve pulmoner emboli (PE) klinik olasılığı (Wells skoruna göre) düşük veya orta olan hastalarda tanısal yaklaşım D-dimer testi ile başlar. 5050 yaşın üzerindeki hastalarda, D-dimer testinin özgüllüğünü artırmak için 'yaş düzeltmeli eşik değer' (yas\c×10ng/mLyaş \times 10 ng/mL) kullanılır. 7575 yaşındaki bu hasta için eşik değer 750ng/mL750 ng/mL olup, hastanın 680ng/mL680 ng/mL olan sonucu bu değerin altındadır. Bu durum, düşük klinik olasılıklı bir hastada PE tanısını dışlamak için yeterlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik olasılık ve hastanın yaşını değerlendir.
Wells skoru 22 (düşük olasılık) ve yaş 7575.
D-dimer yorumlamasında hastanın klinik olasılığı ve yaşı algoritmayı belirler.
2
Yaş düzeltmeli D-dimer eşik değerini hesapla.
75×10=750ng/mL75 \times 10 = 750 ng/mL.
5050 yaş üzerindeki hastalarda düşük/orta klinik olasılık durumunda eşik değer yas\c×10yaş \times 10 olarak alınır.
3
Hastanın D-dimer sonucunu eşik değerle karşılaştır.
680ng/mL<750ng/mL680 ng/mL < 750 ng/mL.
Hastanın değeri yaşa göre düzeltilmiş eşik değerin altında kalmaktadır.
4
Tanısal kararı ver.
Pulmoner emboli (PE) tanısı dışlanır.
Düşük klinik olasılık ve negatif D-dimer (yaş düzeltmeli) varlığında PE dışlanması güvenlidir.

Anahtar Kavram

Yaş düzeltmeli D-dimer kullanımı

Daha Fazla Pratik

Yüksek riskli (hemodinamik olarak instabil) hastalarda tanısal algoritmanın BTPA veya ekokardiyografi ile başladığını hatırlayınız.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 35Soru

62 yaşında erkek hasta, son 1 yıldır giderek artan efor dispnesi ve balgamsız öksürük şikayetleriyle başvuruyor. Özgeçmişinde 40 paket-yıl sigara öyküsü mevcut. Fizik muayenesinde bilateral akciğer bazallerinde "velcro" tipi ince inspiratuar raller duyuluyor ve el parmaklarında çomaklaşma saptanıyor. Solunum fonksiyon testlerinde (SFT) FEV1/FVCFEV_1/FVC oranının normal olduğu, ancak total akciğer kapasitesinin (TLCTLC) ve difüzyon kapasitesinin (DLCODLCO) azaldığı görülüyor. Yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografide (HRCT) subplevral ve bazal bölgelerde bal peteği görünümü ile traksiyon bronşektazileri saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdiyopatik Pulmoner Fibrozis

Cevap

Verilen klinik ve radyolojik bulgular ışığında en olası tanı İdiyopatik Pulmoner Fibrozis (IPF) seçeneğidir.
İdiyopatik Pulmoner Fibrozis (IPF), tipik olarak 60 yaş üstü erkeklerde, progresif dispne, kuru öksürük ve fizik muayenede her iki bazalde duyulan karakteristik velcro raller ile seyreder. Radyolojik olarak HRCT'de görülen subplevral, bazal baskın bal peteği görünümü ve traksiyon bronşektazileri, Olağan İnterstisyel Pnömoni (UIP) paterni olarak adlandırılır ve başka bir neden (romatolojik hastalık, ilaç toksisitesi vb.) yoksa IPF tanısı koydurur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptom ve bulguları değerlendir.
İleri yaş, sigara öyküsü, progresif dispne, kuru öksürük, çomak parmak ve velcro raller interstisyel akciğer hastalığını (İAH) destekler.
Bu bulgular tipik olarak akciğer parankimindeki fibrozisi yansıtır.
2
Solunum fonksiyon testlerini (SFT) yorumla.
Normal FEV1/FVCFEV_1/FVC ve düşük TLCTLC restriktif patern olduğunu; azalmış DLCODLCO ise gaz değişim alanının daraldığını gösterir.
İnterstisyel tutulum akciğer hacimlerini daraltır ve alveol-kapiller membranı kalınlaştırır.
3
HRCT bulgularını analiz et.
Bazal ve subplevral yerleşimli bal peteği (honeycombing) ve traksiyon bronşektazisi "UIP" (Olağan İnterstisyel Pnömoni) paternini tanımlar.
UIP paterni, İdiyopatik Pulmoner Fibrozis için tanı koydurucu radyolojik kriterdir.

Anahtar Kavram

İdiyopatik Pulmoner Fibrozis'in (IPF) tanısında fizik muayenedeki velcro raller, çomak parmak ve HRCT'deki UIP (bal peteği) paterni altın standarttır.

İpuçları

1
Fizik muayenedeki 'velcro raller' tipik bir interstisyel akciğer hastalığı bulgusudur.
2
HRCT'deki 'bal peteği görünümü' akciğerdeki geri dönüşümsüz fibrozisi temsil eder.
3
Bazal yerleşimli bal peteği görünümü UIP paterni olarak adlandırılır ve bu paternin en sık nedeni IPF'dir.

Daha Fazla Pratik

IPF tedavisinde kullanılan antifibrotik ajanları (Nintedanib ve Pirfenidon) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 36Soru

4848 yaşında kadın hasta, çocukluk döneminde geçirdiği ağır nekrotizan pnömoni sonrası başlayan ve yıllardır devam eden; özellikle sabahları artan, günlük yaklaşık yarım çay bardağı kadar pürülan balgam çıkarma ve eforla gelen nefes darlığı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede bilateral akciğer bazallerinde inspiratuar kaba rallar ve çomak parmak saptanıyor. Hastanın solunum fonksiyon testi (SFTSFT) bulguları aşağıdaki tabloda verilmiştir:

ParametreÖlçülen DeğerBeklenen Değer (%)
FEV1FEV_11.851.85 L5555
FVCFVC3.603.60 L8888
FEV1/FVCFEV_1/FVC5151-
Reversibilite%4\%4-

Bu hastada kesin tanıyı koymak için çekilen yüksek çözünürlüklü akciğer tomografisinde (YC\cBTYÇBT) görülmesi en olası karakteristik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bronş lümen çapının, eşlik eden pulmoner arter çapından daha geniş olması

Cevap

Bronş lümen çapının, eşlik eden pulmoner arter çapından daha geniş olması
Hastanın çocukluk çağı nekrotizan enfeksiyon öyküsü, kronik pürülan balgam çıkarma ve fizik muayenedeki çomak parmak ile kaba rallar bronşektazi tanısını güçlü bir şekilde desteklemektedir. SFTSFT'de FEV1/FVCFEV_1/FVC oranının %70\%70'in altında olması (5151) obstrüktif bir patern olduğunu, reversibilitenin negatif olması ise bu tablonun astım olmadığını gösterir. Bronşektazinin YC\cBTYÇBT'deki en karakteristik bulgusu, bronş lümeninin komşu pulmoner arterden daha geniş izlendiği 'taşlı yüzük' (signet ring) belirtisidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi.
Bronşektazi ön tanısı.
Çocukluk çağında geçirilmiş ağır pnömoni öyküsü, kronik pürülan balgam ve çomak parmak bronşektazi için tipik klinik üçlüdür.
2
Solunum fonksiyon testi (SFT) sonuçlarının yorumlanması.
Obstrüktif patern ve negatif reversibilite.
FEV1/FVCFEV_1/FVC oranının %70\%70'in altında olması (5151) obstrüksiyonu, reversibilitenin düşük olması ise astımdan uzaklaşılmasını sağlar.
3
Karakteristik radyolojik bulgunun belirlenmesi.
Taşlı yüzük (signet ring) belirtisi.
Bronşektazide bronşlar genişleyerek komşu arter çapını geçer, bu da YÇBT'de en spesifik tanısal bulgudur.

Anahtar Kavram

Bronşektazi tanısında klinik ipuçları, obstrüktif SFT paterni ve karakteristik YÇBT bulguları.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 37Soru

3838 yaşında, hayatı boyunca hiç sigara içmemiş olan bir kadın hasta, son 22 yıldır giderek artan efor dispnesi şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde her iki akciğer bazalinde solunum seslerinin azaldığı ve ekspiryumun uzadığı saptanıyor. Hastanın yapılan laboratuvar incelemesinde ASTAST ve ALTALT düzeyleri hafif yüksek (22 kat) saptanmış olup, özgeçmişinde babasının 4848 yaşında karaciğer yetmezliği nedeniyle kaybedildiği öğreniliyor. Hastanın solunum fonksiyon testi (SFTSFT) ve difüzyon kapasitesi (DLCODLCO) sonuçları aşağıdadır:

ParametreÖlçülen DeğerBeklenen (%)
FEV1/FVCFEV_1/FVC0.620.62>0.70> 0.70
FEV1FEV_11.9L1.9 L5858
TLCTLC7.8L7.8 L125125
RVRV3.6L3.6 L150150
DLCODLCO11.5mL/dak/mmHg11.5 mL/dak/mmHg4545

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alfa-1 antitripsin eksikliği

Cevap

Sunulan klinik tablo, laboratuvar bulguları ve SFT verileri ışığında en olası tanı Alfa-1 antitripsin eksikliğidir.
Alfa-1 antitripsin eksikliği, sigara içmeyen genç erişkinlerde obstrüktif akciğer hastalığı ve amfizem gelişiminin en önemli nedenlerinden biridir. Bu hastalıkta akciğerin alt loblarında (bazallerinde) belirgin panasinat amfizem gelişir ve buna bağlı olarak SFT'de obstrüksiyon, hiperenflasyon ve belirgin DLCO düşüklüğü gözlenir. Ayrıca hastanın karaciğer enzimlerinin yüksek olması ve ailedeki erken yaşta siroz öyküsü, hatalı katlanmış proteinlerin karaciğerde birikmesiyle ilişkili olan bu sistemi hastalığı destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Solunum fonksiyon testlerini (SFT) analiz et.
FEV1/FVC<0.70FEV_1/FVC < 0.70 olması obstrüktif bir patern olduğunu, TLCTLC ve RVRV artışı ise hiperenflasyon ve hava hapsini gösterir.
Hastanın temel solunum bozukluğunu tanımlamak için.
2
Difüzyon kapasitesini (DLCODLCO) değerlendir.
DLCODLCO'nun beklenenin %45\%45'i olması, alveolar-kapiller yüzeyde ciddi bir kayıp (amfizem) olduğunu gösterir.
Obstrüktif paternin ayırıcı tanısında astım (normal/yüksek DLCODLCO) ile amfizemi (düşük DLCODLCO) ayırt etmek için.
3
Klinik ipuçlarını (yaş, sigara öyküsü, fizik muayene, aile öyküsü) birleştir.
Genç yaş (3838), hiç sigara içmemiş olma, bazal yerleşimli tutulum ve ailede erken yaşta karaciğer hastalığı öyküsü, panasinat amfizem tipini düşündürür.
Spesifik bir etiyoloji belirlemek için.
4
En olası tanıyı belirle.
Tüm bulgular (obstrüksiyon + düşük DLCODLCO + bazal tutulum + karaciğer tutulumu) Alfa-1 antitripsin eksikliği ile tam uyumludur.
Kesin tanıya ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Difüzyon kapasitesi (DLCO), obstrüktif akciğer hastalıklarının ayırıcı tanısında kritik öneme sahiptir; amfizemli hastalarda alveolar duvar destrüksiyonu nedeniyle düşerken, astımlı hastalarda genellikle korunur.

Daha Fazla Pratik

Alfa-1 antitripsin eksikliğinde replasman tedavisi endikasyonlarını ve beklenen serum eşik değerlerini (<57mg/dL<57 mg/dL) gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 38Soru

3838 yaşında kadın hasta, son 11 yıldır sinsi başlangıçlı nefes darlığı ve özellikle merdiven çıkarken çabuk yorulma şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde sigara kullanımı yok ve fizik muayenesinde akciğer oskültasyonu tamamen doğal saptanıyor. Akciğer grafisinde parankimal infiltrasyon veya plevral patoloji izlenmiyor. Yapılan solunum fonksiyon testinde (SFTSFT) şu sonuçlar elde ediliyor:

* FEV1/FVCFEV_1/FVC: %84\%84
* FVCFVC: %62\%62 (Beklenenin yüzdesi)
* TLCTLC (Pletismografik): %66\%66 (Beklenenin yüzdesi)
* DLCODLCO: %96\%96 (Beklenenin yüzdesi)

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastada altta yatan nedeni belirlemek için yapılması gereken en uygun tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Maksimal inspiratuar ve ekspiratuar basınç (MIPMIP ve MEPMEP) ölçümü

Cevap

Restriktif patern gösteren ancak difüzyon kapasitesi (DLCO) normal olan bir hastada, solunum kas gücünü değerlendiren maksimal inspiratuar ve ekspiratuar basınçların (MIP ve MEP) ölçümü yapılmalıdır.
Hastada saptanan düşük FVCFVC ve TLCTLC değerleri restriktif bir paterne işaret etmektedir. Restriktif paternle beraber DLCODLCO'nun normal sınırlarda olması, akciğer parankiminin (alveol-kapiller membran) sağlam olduğunu gösterir. Bu tablo genellikle nöromüsküler hastalıklar, diyafram disfonksiyonu veya göğüs duvarı deformitelerinde görülür. Bu nedenle solunum kas gücünü yansıtan maksimal inspiratuar ve ekspiratuar basınç ölçümü (MIPMIP ve MEPMEP), altta yatan nöromüsküler bir zayıflığı belirlemek için en uygun sonraki adımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Solunum fonksiyon testi (SFT) parametrelerini analiz etmek.
Düşük FVCFVC ve TLCTLC değerleri ile birlikte normal FEV1/FVCFEV_1/FVC oranı saptanarak 'restriktif patern' doğrulanır.
Hastanın nefes darlığının obstrüktif mi yoksa restriktif mi olduğunu belirlemek için gereklidir.
2
Karbonmonoksit difüzyon kapasitesi (DLCODLCO) sonucunu yorumlamak.
Restriktif paternle birlikte DLCODLCO'nun normal (%96\%96) olması, parankimal bir akciğer hastalığından ziyade ekstrapulmoner bir nedeni işaret eder.
Parankimal hastalıklarda (örneğin IPF) gaz değişim alanı azaldığı için DLCO tipik olarak düşüktür.
3
Ekstrapulmoner restriksiyon nedenlerini değerlendirmek.
Nöromüsküler hastalıklar (Myasthenia Gravis, ALS vb.) ve göğüs duvarı deformiteleri ön plana çıkar.
Fizik muayenenin ve akciğer grafisinin doğal olması parankimal patolojileri daha da uzaklaştırır.
4
Tanısal ilerleme için solunum kas gücünü test etmek.
Maksimal inspiratuar (MIPMIP) ve ekspiratuar (MEPMEP) basınç ölçümü yapılır.
Bu ölçümler nöromüsküler hastalıklara bağlı solunum kas zayıflığını göstermede en hassas yöntemlerdir.

Anahtar Kavram

Restriktif paternin ayırıcı tanısında DLCO'nun kullanımı ve nöromüsküler hastalıklar.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 39Soru

5252 yaşında erkek hasta, son 22 haftadır giderek artan nefes darlığı ve sağ yan ağrısı şikayetiyle başvuruyor. Özgeçmişinde 1010 yıldır romatoid artrit tanısı ile takip edildiği ve tedavisine düzenli devam etmediği öğreniliyor. Fizik muayenede sağ akciğer bazalinde solunum sesleri alınamıyor ve perküsyonda matite saptanıyor. Çekilen akciğer grafisinde sağda plevral efüzyon izleniyor. Yapılan diagnostik torasentezde elde edilen plevral sıvı analiz sonuçları aşağıdadır:

ParametrePlevral SıvıSerum
Protein4.24.2 g/dL6.86.8 g/dL
LDH14501450 U/L260260 U/L
Glikoz1414 mg/dL9595 mg/dL
pH7.057.05-

Sıvının sitolojik incelemesinde bol miktarda hücresel debris, lenfositler ve multinükleer dev hücreler görüldüğüne göre, bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Romatoid plörezi

Cevap

Romatoid plörezi
Verilen vakada plevral sıvı analizinde saptanan protein ve LDH oranları sıvının eksüda karakterinde olduğunu göstermektedir. Eksüda karakterindeki sıvılarda glikozun 3030 mg/dL'nin altında olması; romatoid plörezi, ampiyem ve bazen maligniteyi düşündürür. Romatoid artrit öyküsü olan bir hastada plevral sıvıda aşırı düşük glikoz seviyeleri (<1520< 15-20 mg/dL), yüksek LDH (>1000> 1000 U/L) ve düşük pH, romatoid plörezi için karakteristiktir. Ayrıca sitolojide görülen multinükleer dev hücreler (romatoid nodül hücreleri) bu tanıyı destekleyen spesifik bir bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Light Kriterleri Değerlendirmesi
Plevra/Serum Protein oranı 4.2/6.8=0.614.2/6.8 = 0.61 (>0.5> 0.5) ve Plevra/Serum LDH oranı 1450/260=5.51450/260 = 5.5 (>0.6> 0.6)
Sıvının eksüda karakterinde olduğunu doğrulamak için.
2
Glikoz ve pH Analizi
Glikoz 1414 mg/dL (belirgin düşük) ve pH 7.057.05 (asidik)
Düşük glikozlu eksüda nedenlerini (RA, ampiyem, malignite, tüberküloz) daraltmak için.
3
Klinik ve Sitolojik Korelasyon
Romatoid artrit öyküsü ve sitolojide multinükleer dev hücre varlığı
Ayırıcı tanıda ampiyemi dışlayıp romatoid plöreziye yönelmek için.

Anahtar Kavram

Romatoid plörezi, plevral sıvı analizinde en düşük glikoz seviyelerinin (<30< 30 mg/dL) görüldüğü eksüda nedenlerinden biridir ve klinik öykü ile tanı konur.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 40Soru

Eforla artan nefes darlığı şikayetiyle başvuran 34 yaşındaki kadın hastanın fizik muayenesinde akciğer sesleri doğal olarak izleniyor. Akciğer grafisinde parankimal patoloji saptanmıyor ve hemogram parametreleri normal bulunuyor. Hastaya yapılan solunum fonksiyon testinin sonuçları aşağıdaki gibidir:

ParametreÖlçülen Değer (% Beklenen)
FEV1_1%92
FVC%94
FEV1_1/FVC%88
DLCO%45

Buna göre, bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pulmoner arter hipertansiyonu

Cevap

Spirometri değerleri normal olmasına rağmen izole DLCO düşüklüğü görülen hastalarda en olası tanı pulmoner arter hipertansiyonudur.
Sorudaki hasta tablosu 'İzole DLCO Düşüklüğü' senaryosudur. FEV 1_1/FVC ve FVC değerlerinin normal olması obstrüktif (örn. KOAH/Amfizem) veya belirgin restriktif (örn. İleri evre fibrozis) akciğer hastalıklarını dışlar. Spirometrik bulgular tamamen normalken DLCO'nun düşük olduğu üç temel durum vardır: 1) Anemi (Hemogram normal denilerek dışlanmış), 2) Erken dönem parankimal hastalıklar, 3) Pulmoner vasküler hastalıklar (Pulmoner Hipertansiyon, Kronik PE). Seçenekler arasında bu tabloya uyan en uygun tanı pulmoner arter hipertansiyonudur.

Adım Adım Çözüm

1
Spirometri verilerini analiz et.
FEV 1_1 (%92) ve FVC (%94) normal, FEV 1_1/FVC oranı (%88) normaldir. Yani obstrüksiyon veya restriksiyon yoktur.
Hastanın temel ventilasyon mekaniğinin normal olduğunu belirlemek için.
2
DLCO (Difüzyon Kapasitesi) değerini yorumla.
DLCO %45 ile belirgin şekilde azalmıştır.
Gaz değişiminde bir bozukluk olduğunu saptamak için.
3
Normal spirometri ile birlikte düşük DLCO nedenlerini değerlendir.
Anemi, erken dönem interstisyel akciğer hastalığı veya pulmoner vasküler hastalıklar düşünülmelidir. Hemogram normal olduğu için anemi dışlanır; en olası tanı pulmoner vasküler patolojidir.
Ayırıcı tanıyı daraltarak doğru seçeneğe ulaşmak için.

Anahtar Kavram

İzole DLCO düşüklüğü

İpuçları

1
Önce FEV 1_1/FVC oranına bakarak obstrüksiyon olup olmadığına karar verin.
2
Spirometri tamamen normal (obstrüksiyon veya restriksiyon yok), ancak gaz alışverişi (DLCO) bozuk.
3
Hava yolları açık ve akciğer hacimleri normalken difüzyon bozuksa, sorun ya kanda (anemi) ya da akciğer damarlarındadır.

Daha Fazla Pratik

DLCO yüksekliği yapan nedenleri (Alveolar hemoraji, Polisitemi, Soldan sağa şant) gözden geçirin.

Alternatif Yöntem

DLCO'yu etkileyen faktörleri 'Yüzey alanı kaybı (Amfizem)', 'Membran kalınlaşması (Fibrozis)' ve 'Vasküler/Hemoglobin sorunları' olarak gruplandırıp elemeye gidebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 2 / 23Sonraki
Göğüs Hastalıkları Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 2 | Examkin