Romatoloji

547 soru

Soru 21Soru

4242 yaşında erkek hasta, 1010 yıldır ankilozan spondilit tanısıyla takip edilmektedir. Maksimum dozda iki farklı non-steroid anti-inflamatuar ilaç kullanımına rağmen klinik yanıt alınamayan (BASDAI:5,6BASDAI: 5,6) hastanın yapılan fizik muayenesinde sağ dizde artrit ve aksiyal tutulum bulguları saptanıyor. Özgeçmişinde Crohn hastalığı öyküsü olan bu hastada, inflamatuar bağırsak hastalığında alevlenmeye yol açabileceği için biyolojik tedavi seçiminde tercih edilmemesi gereken ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sekukinumab

Cevap

Sekukinumab, inflamatuar bağırsak hastalığı olan spondiloartropati hastalarında alevlenmeye yol açabileceği için tercih edilmemelidir.
Sekukinumab bir interlökin-17A (IL17AIL-17A) inhibitörüdür. Klinik çalışmalarda bu ajanın inflamatuar bağırsak hastalıklarını (IBH) tetikleyebileceği veya mevcut Crohn hastalığını alevlendirebileceği gösterilmiştir. Bu nedenle eşlik eden İBH varlığında aksiyal spondiloartrit tedavisi için monoklonal anti-TNFTNF antikorları (infliksimab, adalimumab gibi) öncelikle tercih edilirken, IL17IL-17 inhibitörlerinden kaçınılır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın tedavi gereksinimini değerlendir
Hasta 22 farklı NSAI˙I˙NSAİİ tedavisine yanıtsızdır ve BASDAIBASDAI skoru 44'ün üzerindedir (5,65,6), bu durum biyolojik tedavi (örneğin anti-TNFTNF veya IL17IL-17 inhibitörü) endikasyonu oluşturur.
Aksiyal spondiloartrit rehberlerinde NSAI˙I˙NSAİİ yanıtsızlığı durumunda biyolojik ajanlara geçiş önerilir.
2
Eşlik eden hastalıkları kontrol et
Hastanın özgeçmişinde Crohn hastalığı (İBH) mevcuttur.
Spondiloartropatiler sıklıkla inflamatuar bağırsak hastalıkları ile birliktelik gösterir ve tedavi seçimi her iki durumu da kapsamalıdır.
3
İlaçların yan etki ve kontrendikasyon profilini incele
IL17IL-17 yolağının inhibisyonu bağırsak mukozal bariyer bütünlüğünü bozabilir; bu nedenle sekukinumab gibi ajanlar İBH alevlenmesine yol açabilir.
IL17AIL-17A inhibitörlerinin kullanımı İBH varlığında veya riskinde kontrendike veya riskli kabul edilir.

Anahtar Kavram

IL17AIL-17A inhibitörleri (Sekukinumab, İksekizumab), ankilozan spondilitte etkin olsalar da Crohn hastalığı veya Ülseratif Kolit'i tetikleyebilirler.

Daha Fazla Pratik

İnflamatuar bağırsak hastalığına eşlik eden spondiloartropatilerde periferik artrit tiplerini (Tip 1 ve Tip 2) ve bunların bağırsak aktivitesiyle ilişkisini gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 22Soru

Elli iki yaşında kadın hasta, bilinen primer Sjögren sendromu tanısıyla takip edilmektedir. Son dönemde bacaklarında palpabl purpura tarzında döküntüler ve her iki parotis bezinde sebat eden ağrısız şişlik şikayetleri başlamıştır. Laboratuvar tetkiklerinde; lökopeni (2.800/mm32.800/mm^3), kompleman C4C4 düzeyinde belirgin düşüklük (5mg/dL5 mg/dL, N: 154515-45) ve romatoid faktör pozitifliği saptanmıştır. Bu hastada aşağıdakilerden hangisinin gelişme riski en yüksektir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: B hücreli non-Hodgkin lenfoma

Cevap

B hücreli non-Hodgkin lenfoma
Sjögren sendromunda lenfoma (özellikle MALT tipi) gelişimi en korkulan komplikasyonlardan biridir. Klinik çalışmalarda persistent parotis bezi büyümesi, bacaklarda purpura varlığı, lökopeni ve laboratuvarda düşük C4 seviyeleri ile kriyoglobulineminin varlığı, bu hastaların lenfoma geliştirme riskinin çok yüksek olduğunu göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Hastada Sjögren sendromu zemininde parotis büyümesi ve purpura (vaskülit göstergesi) mevcuttur.
Sjögren'de lenfoproliferasyonun maligniteye dönüşüm sinyallerini belirlemek gerekir.
2
Laboratuvar verilerini analiz et.
Lökopeni, düşük C4 seviyesi ve RF pozitifliği saptandı.
Hipokomplemantemi ve kriyoglobulinemi ile ilişkili RF pozitifliği, lenfoma riski için kritik laboratuvar belirteçleridir.
3
Risk faktörlerini birleştirerek sonuca ulaş.
Belirtilen bulgular eşliğinde lenfoma riski genel topluma göre yaklaşık 40-60 kat artmıştır.
Primer Sjögren sendromunda lenfoma gelişimi için en önemli klinik belirteçler parotis büyümesi ve purpura; laboratuvar belirteçleri ise düşük C4 ve kriyoglobulinemidir.

Anahtar Kavram

Sjögren Sendromunda Lenfoma Prediktörleri

Daha Fazla Pratik

Sjögren sendromunda tanı kriterlerini ve minör tükürük bezi biyopsisindeki 'Focus Score' kavramını tekrar ediniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 23Soru

5858 yaşında erkek hasta; son 22 aydır halsizlik, ateş ve 88 kg kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde her iki alt ekstremitede palpabl purpuraları saptanan hastanın laboratuvar incelemesinde; kreatinin 2.42.4 mg/dL, idrar sedimentinde eritrosit silindirleri ve proteinüri (1.21.2 g/gün) saptanıyor. Akciğer grafisinde bilateral yama tarzında infiltrasyonlar (alveoler kanama ile uyumlu) izlenen ve P-ANCA (anti-MPO) pozitifliği saptanan bu hastada en olası tanı ve bu tanının Chapel Hill sınıflamasındaki yeri aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mikroskobik polianjiit - Küçük damar vasküliti

Cevap

Mikroskobik polianjiit - Küçük damar vasküliti
Hastadaki palpabl purpura, glomerülonefrit (kreatinin artışı ve eritrosit silindirleri) ve alveoler kanama (akciğer infiltrasyonları) bulguları küçük damar tutulumunu gösterir. P-ANCA (anti-MPO) pozitifliği ve üst solunum yolu tutulumunun (granülom) olmaması, tabloyu Mikroskobik polianjiit (MPA) tanısına yönlendirir. Chapel Hill sınıflamasına göre MPA, küçük damar vaskülitleri grubundadır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik triadın (palpabl purpura, glomerülonefrit, pulmoner tutulum) analiz edilmesi.
Hastada sistemik bir küçük damar vasküliti tablosu (pulmoner-renal sendrom) olduğu saptandı.
Purpura, eritrosit silindirleri (glomerülonefrit) ve akciğer infiltrasyonları küçük damar tutulumunun tipik göstergeleridir.
2
Serolojik verilerin (P-ANCA/anti-MPO) değerlendirilmesi.
P-ANCA pozitifliği, ANCA ilişkili vaskülitler (MPA, GPA, EGPA) içinde ayırıcı tanı yapılmasını sağlar.
Anti-MPO (P-ANCA) en sık Mikroskobik Polianjiit'te görülür.
3
Üst solunum yolu ve astım sorgulamasının yapılması.
Üst solunum yolu tutulumu (sinüzit vb.) olmaması GPA'dan, astım/eozinofili olmaması EGPA'dan uzaklaştırır.
MPA, GPA'dan farklı olarak granülom içermez ve üst solunum yolunu koruma eğilimindedir.
4
Chapel Hill 2012 sınıflamasına göre damar çapının belirlenmesi.
Mikroskobik polianjiit, küçük damar vaskülitleri kategorisinde yer alır.
Glomerül ve akciğer kapillerleri gibi en küçük damar yapılarını tuttuğu için bu kategoridedir.

Anahtar Kavram

Mikroskobik polianjiit (MPA), P-ANCA (anti-MPO) pozitifliği ile seyreden, akciğer ve böbrek tutulumunun ön planda olduğu, granülom içermeyen bir küçük damar vaskülitidir.

Daha Fazla Pratik

ANCA ilişkili vaskülitler arasındaki (GPA, MPA, EGPA) patolojik ve klinik farkları özetleyen bir tabloyu incelemek kalıcılığı artıracaktır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 24Soru

32 yaşında erkek hasta; sağ el 2. parmağında belirgin şişlik ("sosis parmak" görünümü), el tırnaklarında yaygın küçük çukurcuklar (pitting) ve sağ dizinde yaklaşık 2 aydır devam eden ağrı ve şişlik şikayeti ile başvuruyor. Hastanın fizik muayenesinde aktif psöriyatik cilt lezyonu saptanmıyor ancak babasının uzun yıllardır yaygın psöriyazis nedeniyle tedavi gördüğü öğreniliyor. Laboratuvar tetkiklerinde Romatoid Faktör (RF) negatif, sedimentasyon hızı 3535 mm/saat ve CRP 1212 mg/L (N < 5) bulunuyor. Bu hasta için CASPAR (Classification Criteria for Psoriatic Arthritis) sınıflama kriterlerine göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplam 4 puan alır ve psöriyatik artrit tanısı için yeterli kriteri karşılar.

Cevap

Hastanın CASPAR kriterlerine göre toplam 4 puan alarak psöriyatik artrit tanısı için yeterli kriteri karşılaması doğrudur.
CASPAR kriterleri çerçevesinde, hastada saptanan asimetrik artrit giriş kriterini sağlar. Puanlama yapıldığında; babada psöriyazis öyküsü 1 puan, tırnaklardaki pitting (distrofi) 1 puan, parmaktaki sosis görünümü (daktilit) 1 puan ve RF negatifliği 1 puan olmak üzere toplam 4 puan elde edilir. Tanı için 3 puan yeterli olduğundan, hasta psöriyatik artrit tanısı alır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik bulgularını CASPAR giriş kriteri açısından değerlendir.
Asimetrik artrit (sağ diz) ve daktilit varlığı enflamatuar bir eklem hastalığına işaret eder, CASPAR değerlendirmesi için uygundur.
CASPAR kriterlerini uygulamak için hastada enflamatuar artiküler hastalık (eklem, omurga veya entezit) bulunmalıdır.
2
Psöriyazis kanıtı için puan hesapla.
Aktif lezyon yok (0 puan), ancak babada (birinci derece akraba) psöriyazis öyküsü var (+1 puan).
Aktif psöriyazis 2 puan, kişisel veya aile öyküsü 1 puan kazandırır.
3
Diğer klinik ve laboratuvar kriterlerini puanla.
Tırnak pittingi (+1 puan), daktilit (+1 puan) ve RF negatifliği (+1 puan).
Tırnak distrofisi, negatif RF ve mevcut/geçmiş daktilit CASPAR kriterlerinde her biri 1 puandır.
4
Toplam puanı eşik değerle karşılaştır.
1(Aileo¨yku¨su¨)+1(Tırnak)+1(Daktilit)+1(RFNegatiflig˘i)=41 (Aile öyküsü) + 1 (Tırnak) + 1 (Daktilit) + 1 (RF Negatifliği) = 4 puan. Eşik değer olan 3\geq 3 puan aşılmıştır.
CASPAR kriterlerine göre 3 veya daha fazla puan alan hastalar psöriyatik artrit tanısı alır.

Anahtar Kavram

Psöriyatik artrit tanısında CASPAR sınıflama kriterleri ve puanlama sistemi.

Alternatif Yöntem

CASPAR kriterlerini hatırlarken 'cilt-tırnak-negatif RF-daktilit-kemik oluşumu' beşlisini aklınızda tutun. Cilt lezyonu aktifse 2, değilse (öykü varsa) 1 puan olduğunu unutmayın.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 25Soru

Ellerde soğukla tetiklenen solukluk ve morarma, parmaklarda sosis benzeri şişlik (daktilit) ve yaygın eklem ağrıları şikayetleri ile başvuran 34 yaşındaki kadın hastanın fizik muayenesinde proksimal kas gücünde azalma saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde lökopeni ve yüksek titrede ANA pozitifliği mevcutken, Anti-dsDNA ve Anti-Sm negatif bulunuyor. Bu hasta için en olası tanıya yönelik en spesifik otoantikor aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-U1 RNP

Cevap

En olası tanı Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD) olup, en spesifik otoantikor Anti-U1 RNP'dir.
Hastada Raynaud fenomeni, parmaklarda şişlik (puffy fingers), artrit ve miyozit gibi Sistemik Lupus Eritematozus (SLE), Sistemik Skleroz (SSc) ve Polimiyozit (PM) hastalıklarına ait özelliklerin bir arada bulunması 'Karma Bağ Dokusu Hastalığı'nı (MCTD) düşündürür. MCTD tanısı için serolojik olmazsa olmaz (sine qua non) bulgu, yüksek titrede Anti-U1 RNP antikorunun pozitifliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Raynaud fenomeni, puffy fingers (parmaklarda şişlik), artralji ve miyozit (kas güçsüzlüğü) bulguları mevcut. Bu tablo SLE, Sistemik Skleroz ve Polimiyozit özelliklerinin bir arada olduğunu (overlap) gösterir.
Miks semptomlar tek bir hastalıktan ziyade bir overlap sendromunu veya MCTD'yi düşündürmelidir.
2
Laboratuvar verilerini değerlendir
ANA pozitif ancak SLE'ye özgü Anti-dsDNA ve Anti-Sm negatif.
Bu durum saf SLE tanısından uzaklaştırır ve diğer ANA pozitif romatolojik hastalıkları ön plana çıkarır.
3
Tanıyı kesinleştir
SLE, Skleroderma ve Polimiyozit bulgularının karışımı ile giden ve yüksek titrede Anti-U1 RNP pozitifliği ile karakterize hastalık Karma Bağ Dokusu Hastalığıdır (MCTD).
MCTD tanısı için Anti-U1 RNP pozitifliği şarttır.

Anahtar Kavram

Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD); SLE, Sistemik Skleroz ve Polimiyozit bulgularının bir arada görülmesi ve yüksek titrede Anti-U1 RNP pozitifliği ile karakterizedir.
Soru 26Soru

Kırk sekiz yaşındaki kadın hasta, yaklaşık iki yıldır devam eden ağız ve göz kuruluğu şikayetleri ile başvuruyor. Özgeçmişinde tekrarlayan diş çürükleri ve halsizlik tarifliyor. Fizik muayenede bilateral parotis bezlerinde ağrısız büyüme ve oral mukozada kuruluk saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde hipokalemi, klor yüksekliği ve normal anyon açıklı metabolik asidoz (Renal Tübüler Asidoz Tip 1 ile uyumlu) tespit ediliyor.

Bu hastanın en olası tanısını desteklemek amacıyla öncelikle istenmesi gereken otoantikor profili aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-Ro (SS-A) ve Anti-La (SS-B)

Cevap

Anti-Ro (SS-A) ve Anti-La (SS-B) antikorları içeren seçenek
Vakada tanımlanan hasta, Sjögren Sendromu'nun klasik klinik bulguları olan ağız ve göz kuruluğu (sicca kompleksi), parotis büyümesi ve sistemik tutulum bulgusu olan renal tübüler asidoz (hipokalemik metabolik asidoz) tablosunu sergilemektedir. Bu tanı için en spesifik ve tanı kriterlerinde de yer alan otoantikorlar Anti-Ro (SS-A) ve Anti-La (SS-B)'dir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını analiz et
Ağız/göz kuruluğu (sicca), parotis büyümesi ve Renal Tübüler Asidoz (hipokalemik metabolik asidoz) birlikteliği saptandı.
Bu triad (Sicca + Parotis + RTA) Primer Sjögren Sendromu için oldukça karakteristiktir.
2
Ön tanıya uygun spesifik otoantikorları belirle
Sjögren Sendromu tanısını doğrulamak için Anti-Ro (SS-A) ve Anti-La (SS-B) test edilmelidir.
Bu antikorlar Sjögren Sendromu'nun tanı kriterlerinde yer alır ve hastalıkla en güçlü ilişkiye sahip serolojik belirteçlerdir.

Anahtar Kavram

Sjögren Sendromu'nun klinik (kserostomi, kseroftalmi, parotis büyümesi) ve laboratuvar (RTA) bulguları ile ilişkili serolojik tanı (Anti-Ro/SS-A ve Anti-La/SS-B).
Soru 27Soru

2929 yaşında gebe hasta, bilinen primer Sjögren sendromu tanısıyla romatoloji polikliniğine başvuruyor. Yapılan laboratuvar tetkiklerinde Anti-Ro (SS-A) ve Anti-La (SS-B) antikorları yüksek titreli pozitif saptanıyor.

Bu hastanın bebeğinde gelişebilecek olan neonatal lupus tablosunda, aşağıdaki klinik bulgulardan hangisinin kalıcı (geri dönüşümsüz) olması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Konjenital tam kalp bloğu

Cevap

Konjenital tam kalp bloğu
Doğru seçenek olan konjenital tam kalp bloğu, neonatal lupusun en ciddi komplikasyonudur. Anti-Ro ve Anti-La antikorları fetusta atriyoventriküler düğümde inflamasyon ve ardından fibrozise yol açar. Bu yapısal hasar geliştikten sonra, maternal antikorlar bebek dolaşımından temizlense bile ileti bozukluğu düzelmez ve kalıcı hale gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik durumunu ve antikor profilini analiz et.
Hasta Sjögren sendromu tanılı bir gebe ve Anti-Ro/Anti-La antikorları pozitiftir.
Neonatal lupus riski bu antikorların plasentadan geçişiyle ilişkilidir.
2
Neonatal lupus bulgularını sınıflandır.
Deri, karaciğer ve kan bulguları geçici; kalp bloğu ise kalıcıdır.
Maternal antikorlar bebekten temizlenince organ fonksiyonları normale döner ancak ileti sistemindeki fibrozis geri dönüşümsüzdür.
3
Kalıcı olan hasarı belirle.
Konjenital tam kalp bloğu.
Fetal AV tam blok geliştiğinde bu durum kalıcıdır ve sıklıkla pacemaker gerektirir.

Anahtar Kavram

Sjögren sendromu ve SLE'de görülen Anti-Ro (SS-A) ve Anti-La (SS-B) antikorları plasentayı geçerek fetusta neonatal lupusa neden olabilir; bu tabloda kalp bloğu dışındaki tüm bulgular geçicidir.
Soru 28Soru

20 yıldır seropozitif Romatoid Artrit (RA) tanısıyla takip edilen 58 yaşındaki erkek hasta, son üç gündür aniden gelişen sol ayak bileğini yukarı kaldıramama (düşük ayak) ve sağ el bileğinde yanıcı tarzda ağrı şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenede tırnak yataklarında küçük enfarktlar, bacaklarda livedo retikülaris görünümü ve sol peroneal sinir trasesinde hassasiyet saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde Eritrosit Sedimentasyon Hızı (ESH) 85 mm/saat bulunurken, serum C3 ve C4 düzeylerinin belirgin düşük olduğu gözleniyor. İdrar tetkiki normal olan hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Romatoid vaskülit

Cevap

Romatoid vaskülit
Sorudaki hasta, Romatoid Vaskülit için klasik risk faktörlerine (uzun süreli seropozitif hastalık, erkek cinsiyet) ve klinik bulgulara sahiptir. 'Düşük ayak' (peroneal sinir felci) ve eldeki uyuşma, vasa nervorumların iskemisine bağlı gelişen asimetrik bir nöropati olan Mononöritis Multipleks tablosudur. Tırnak yatağı enfarktları ve livedo retikülaris deri vaskülitini gösterir. Hipokomplementemi (düşük C3-C4), RA vaskülitinin immün kompleks aracılı patogenezini destekleyen kritik bir laboratuvar bulgusudur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın risk profilini belirle
Uzun süreli (20 yıl) ve seropozitif RA öyküsü olan erkek hasta. Bu profil RA'nın ekstra-artiküler komplikasyonları için yüksek risk taşır.
Romatoid vaskülit tipik olarak hastalığı uzun süredir devam eden seropozitif erkek hastalarda görülür.
2
Nörolojik bulguları yorumla
Sol düşük ayak (peroneal sinir) ve sağ el ağrısı (asimetrik tutulum).
Bu tablo 'Mononöritis Multipleks' olarak adlandırılır ve vaskülitik nöropatinin en tipik bulgusudur.
3
Deri ve laboratuvar bulgularını birleştir
Tırnak yatağı enfarktları, livedo retikülaris ve hipokomplementemi (düşük C3, C4).
Deri bulguları küçük/orta damar vaskülitini, düşük kompleman ise immün kompleks tüketimini gösterir. Bu bulgular Romatoid Vaskülit tanısını doğrular.

Anahtar Kavram

Romatoid Artritin nadir fakat ciddi bir komplikasyonu olan Romatoid Vaskülit; uzun süreli hastalık, erkek cinsiyet, düşük kompleman düzeyleri ve mononöritis multipleks ile karakterizedir.

İpuçları

1
Hastanın 20 yıllık Romatoid Artrit öyküsü, şikayetlerinin 'yeni bir hastalık'tan ziyade mevcut hastalığın bir komplikasyonu olduğunu düşündürmelidir.
2
Sol ayakta düşük ayak ve sağ elde uyuşma olması 'asimetrik' bir sinir tutulumunu (Mononöritis Multipleks) gösterir. Bu durum genellikle damarsal (vaskülitik) kökenlidir.
3
Romatoid Artritli bir hastada, tırnak yatağı enfarktları ve düşük kompleman düzeyleri (C3, C4) sistemik bir vaskülit tablosunun geliştiğinin en güçlü kanıtıdır.

Daha Fazla Pratik

Felty Sendromu ile Romatoid Vaskülit arasındaki klinik farkları (nötropeni vs nöropati) inceleyen bir soru çözünüz.

Alternatif Yöntem

Laboratuvar bulgularından yola çıkarak; düşük C3 ve C4 seviyeleri immün kompleks hastalığını işaret eder. Seçenekler arasında immün kompleks aracılı ve RA ile ilişkili olan tek seçenek Romatoid Vaskülit'tir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 29Soru

7474 yaşında erkek hasta, son 33 haftadır yeni başlangıçlı sağ taraflı şiddetli baş ağrısı ve yemek yerken belirginleşen çene ağrısı şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde son 66 aydır devam eden omuz ve kalça kuşağında ağrı ile sabah tutukluğu öyküsü mevcuttur. Fizik muayenesinde sağ temporal arter trasesi üzerinde hassasiyet ve nabız dolgunluğunda azalma saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde eritrosit sedimentasyon hızı (ESH) 9898 mm/saat olarak bulunuyor. Bu klinik tabloya göre, en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dev hücreli arterit

Cevap

Yaşlı bir hastada yeni başlangıçlı baş ağrısı, çene kladikasyosu ve polimiyalji romatika birlikteliği ile seyreden tablo Dev Hücreli Arterit'tir.
Dev hücreli arterit, 5050 yaş üzerindeki bireylerde en sık görülen sistemik vaskülittir. Tipik olarak temporal arter gibi kranial arterleri tutar. Yeni başlangıçlı baş ağrısı, çiğneme sırasında ortaya çıkan çene ağrısı (çene kladikasyosu), temporal arterde hassasiyet veya nabız kaybı ve çok yüksek sedimentasyon hızı (>50>50 veya 100100 mm/saat) tanı koydurucudur. Hastaların yaklaşık %50\%50'sine omuz ve kalça kuşağında ağrı ve tutuklukla seyreden polimiyalji romatika eşlik eder.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın yaşını ve demografik verilerini analiz et.
Hasta 7474 yaşında ve erkektir. Dev hücreli arterit (DHA) genellikle 5050 yaş üzerindeki bireyleri etkiler.
Vaskülit ayırıcı tanısında yaş en önemli ipuçlarından biridir.
2
Spesifik kranial ve sistemik semptomları değerlendir.
Yeni başlangıçlı tek taraflı baş ağrısı, çene ağrısı (kladikasyo) ve temporal arter hassasiyeti mevcuttur.
Çene kladikasyosu DHA için oldukça spesifik bir bulgudur.
3
Eşlik eden romatolojik tabloyu ve laboratuvar bulgularını incele.
Polimiyalji Romatika (omuz/kalça ağrısı ve sabah tutukluğu) ve çok yüksek ESH (>50>50 mm/saat) saptanmıştır.
DHA hastalarının yaklaşık yarısında PMR eşlik eder; yüksek sedimentasyon tanı kriterlerinden biridir.
4
Chapel Hill sınıflandırmasına göre tanı koy.
Büyük damar vasküliti olan Dev Hücreli Arterit tanısına ulaşılır.
Verilen klinik ve laboratuvar bulguları Chapel Hill kriterlerine göre DHA ile tam uyumludur.

Anahtar Kavram

Dev hücreli arterit, 5050 yaş üstü hastalarda kranial arterleri tutan, çene kladikasyosu ve polimiyalji romatika ile karakterize bir büyük damar vaskülitidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 30Soru

2727 yaşında erkek hasta, homozigot M694VM694V mutasyonu ile Ailevi Akdeniz Ateşi (FMFFMF) tanısıyla takip edilmektedir. Düzenli olarak günde 22 mg kolşisin kullanan hasta, son 1,51,5 yıldır hiç klinik atak (karın ağrısı, ateş, plörit vb.) geçirmediğini belirtmektedir. Fizik muayenesi doğal olan hastanın yapılan rutin kontrollerinde; serum kreatinin 0,90,9 mg/dL, albümin 4,14,1 g/dL, Serum Amiloid A (SAASAA) 160160 mg/L (N < 1010), CRPCRP 1414 mg/L (N < 55) ve spot idrarda protein/kreatinin oranı 0,40,4 (N < 0,20,2) olarak saptanmıştır. Bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kolşisin dozunun maksimum tolere edilen düzeye (33 mg/gün) çıkarılması ve subklinik inflamasyon sürerse biyolojik ajan (IL-1 inhibitörü) eklenmesi

Cevap

Kolşisin dozunun artırılması ve subklinik inflamasyon devam ederse IL-1 inhibitörüne geçilmesi en uygun yaklaşımdır.
Doğru yaklaşım, kolşisin dozunu maksimum tolere edilen düzeye (33 mg/gün) çıkararak inflamasyonu baskılamaya çalışmak ve buna rağmen SAASAA yüksekliği ile proteinüri devam ederse Anakinra veya Canakinumab gibi IL-1 inhibitörlerini tedaviye eklemektir. M694VM694V homozigot hastalar 'Fenotip II' (hiç atak geçirmeden direkt amiloidozla başvurma) veya subklinik inflamasyon üzerinden amiloidoz geliştirme açısından çok yüksek risk altındadır. Bu nedenle tedavi hedefi sadece atakların kesilmesi değil, ataklar arasında da SAASAA düzeyinin normal sınırlara çekilmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın risk profilini değerlendir
M694VM694V homozigotluğu amiloidoz için en ağır risk faktörüdür.
Genotip-fenotip korelasyonuna göre M694VM694V mutasyonu daha şiddetli seyir ve erken amiloidoz ile ilişkilidir.
2
Subklinik inflamasyon varlığını kontrol et
Hastanın atak geçirmemesine rağmen SAASAA ve CRPCRP düzeyleri yüksektir.
Ataksız dönemde SAASAA düzeyinin >10>10 mg/L olması AA tipi amiloidoz gelişimi için bağımsız bir risk faktörüdür.
3
Böbrek tutulumunu analiz et
Protein/kreatinin oranının 0,40,4 olması erken dönem böbrek hasarını (proteinüri) gösterir.
FMFFMF hastalarında proteinüri, genellikle amiloidozun ilk klinik işaretidir.
4
Tedavi değişikliğine karar ver
Kolşisin dozu maksimize edilmeli, yanıt alınamazsa IL-1 blokajına geçilmelidir.
Güncel kılavuzlar, subklinik inflamasyonun devamını kolşisin direnci/yetersizliği olarak kabul eder ve biyolojik ajan kullanımını önerir.

Anahtar Kavram

FMF'de Subklinik İnflamasyon ve Amiloidoz Profilaksisi

Daha Fazla Pratik

AA tipi amiloidozun geri dönüşümlü olabileceği ve IL-1 inhibitörlerinin bu süreçteki rolünü inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 31Soru

5252 yaşında kadın hasta, 1010 yıldır primer Sjögren sendromu tanısıyla takip edilmektedir. Anti-Ro (SS-A) antikoru pozitif olan hastada son bir yıldır ilerleyici efor dispnesi ve balgamsız öksürük şikayetleri gelişmiştir. Çekilen yüksek çözünürlüklü akciğer tomografisinde (HRCT); bilateral orta ve alt zonlarda daha belirgin buzlu cam dansiteleri, interlobüler septal kalınlaşmalar ve bunlara eşlik eden, peribronkovasküler yerleşimli, ince duvarlı multipl kistler izlenmektedir. Bu klinik ve radyolojik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lenfositik interstisyel pnömoni

Cevap

Lenfositik interstisyel pnömoni
Sjögren sendromu, akciğerde farklı tutulum paternlerine yol açabilir ancak 'ince duvarlı kistik yapılar' ve yaygın buzlu cam dansiteleriyle karakterize olan patern Lenfositik İnterstisyel Pnömoni (LIP)'dir. LIP, Sjögren sendromu, HIV enfeksiyonu ve immün yetmezlik durumlarında sık görülen, alveoler duvarların yoğun lenfositik infiltrasyonu ile giden bir hastalıktır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik zemini analiz et
Hasta primer Sjögren sendromu tanısına sahip ve Anti-Ro pozitif.
Sjögren sendromu, akciğer tutulumu açısından riskli bir romatolojik hastalıktır.
2
Radyolojik bulguları değerlendir
HRCT'de buzlu cam dansiteleri ve özellikle 'ince duvarlı kistler' saptandı.
İnce duvarlı kist yapısı, romatolojik hastalıklar içinde özellikle Sjögren sendromu ile ilişkili Lenfositik İnterstisyel Pnömoni (LIP) için ayırt edicidir.
3
Ayırıcı tanı yap
NSIP'te kist yoktur, UIP'te bal peteği vardır, LIP ise Sjögren'de kistik akciğer tutulumunun en olası nedenidir.
LIP, Sjögren sendromu ile güçlü bir ilişkiye sahip olup, kistik interstisyel hastalıklar içinde önemli bir yer tutar.

Anahtar Kavram

Sjögren sendromuna eşlik eden Lenfositik İnterstisyel Pnömoni (LIP) ve HRCT bulguları.

Daha Fazla Pratik

Sjögren sendromunda gelişen LIP lezyonlarının, B-hücreli lenfoma gelişimi açısından bir risk faktörü veya öncül lezyon olabileceğini göz önünde bulundurunuz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 32Soru

4545 yaşındaki kadın hasta, sistemik skleroz tanısıyla romatoloji polikliniğinde izlenmektedir. Son zamanlarda artış gösteren efor dispnesi ve kuru öksürük şikayetleri üzerine yapılan fizik muayenesinde akciğer bazallerinde bilateral ince krepitan (velcro) raller duyuluyor. Laboratuvar incelemesinde Anti-Scl-70 (anti-topoizomeraz I) antikoru pozitif saptanıyor.

Bu hastada interstisyel akciğer hastalığı gelişimini değerlendirmek amacıyla yapılan solunum fonksiyon testinde (SFTSFT) aşağıdakilerin hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: FVCFVC değerinde azalma, FEV1/FVCFEV1/FVC oranının normal veya artmış olması ve DLCODLCO değerinde azalma

Cevap

Sistemik sklerozda Anti-Scl-70 pozitifliği ile ilişkili interstisyel akciğer hastalığında FVCFVC azalır, FEV1/FVCFEV1/FVC normal kalır veya artar ve DLCODLCO azalır.
Sistemik sklerozlu hastalarda Anti-Scl-70 (Anti-topoizomeraz I) pozitifliği, interstisyel akciğer hastalığı (İAH) gelişimi için en spesifik laboratuvar göstergesidir. İAH, akciğerlerde restriktif bir bozukluğa yol açar. Bu tabloda akciğer hacimleri (özellikle Zorlu Vital Kapasite - FVCFVC) azalır, havayolu akımı etkilenmediği için Tiffeneau oranı (FEV1/FVCFEV1/FVC) normal kalır veya akciğer parankiminin geri tepme basıncı arttığı için hafifçe yükselebilir. Ayrıca alveol-kapiller membrandaki kalınlaşma ve fibrozis nedeniyle gaz değişimi bozulur ve Difüzyon Kapasitesi (DLCODLCO) belirgin şekilde düşer.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar verilerinin analizi
Anti-Scl-70 (+) ve velcro raller varlığı, hastada interstisyel akciğer hastalığı (İAH) lehinedir.
Yaygın tip sistemik sklerozda Anti-Scl-70 antikoru parankimal fibrozis (İAH) için güçlü bir risk faktörüdür.
2
Akciğer tutulum tipine göre SFT paterninin belirlenmesi
İAH, restriktif bir akciğer hastalığı paternine yol açar.
Akciğer parankimindeki fibrozis akciğerin kompliyansını azaltarak hacimlerin küçülmesine neden olur.
3
SFT parametrelerinin yorumlanması
FVCFVC \downarrow, FEV1/FVCFEV1/FVC \geq normal, DLCODLCO \downarrow.
Restriktif paternlerde tüm hacimler simetrik azaldığı için oran korunur; difüzyon yüzeyi bozulduğu için DLCODLCO da düşer.

Anahtar Kavram

Sistemik Sklerozda Akciğer Tutulumu Ayrımı (İAH vs. PAH)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 33Soru

6262 yaşında erkek hasta, dirençli hipertansiyon nedeniyle yaklaşık 88 aydır hidralazin kullanmaktadır. Son 22 haftadır halsizlik, ateş, yaygın eklem ağrısı ve nefes alırken batan yan ağrısı şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenesinde bilateral akciğer bazallerinde matite ve her iki el bileğinde hassasiyet saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde ANAANA 1:6401:640 (homojen patern) pozitif saptanırken; anti-dsDNA ve anti-Sm antikorları negatif, kompleman (C3C3, C4C4) düzeyleri ise normal bulunuyor. Bu hastada tanıyı desteklemek için istenmesi en uygun laboratuvar testi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-histon antikorları

Cevap

İlaçla indüklenen lupus tanısını destekleyen en spesifik laboratuvar bulgusu anti-histon antikorlarının pozitifliğidir.
İlaçla indüklenen lupus (DIL) tablosunda hastaların %95'ten fazlasında anti-histon antikorları pozitif bulunur. Vaka sorusundaki hidralazin kullanımı, normal kompleman düzeyleri ve anti-dsDNA negatifliği bu tanıyı destekleyen klasik bulgulardır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir
Hidralazin kullanımı, plöritik ağrı ve artralji varlığı ilaçla indüklenen lupusu düşündürür.
Hidralazin, prokainamid ve izoniazid gibi ilaçlar lupus benzeri sendroma yol açabilir.
2
Laboratuvar verilerini idiyopatik SLE ile karşılaştır
Anti-dsDNA negatifliği ve normal kompleman düzeyleri idiyopatik SLE'den uzaklaştırır.
İlaçla indüklenen lupusta genellikle kompleman düşüklüğü ve anti-dsDNA pozitifliği görülmez.
3
Tanısal antikor seçimi yap
Anti-histon antikorları bu tabloda en yüksek duyarlılığa sahip testtir.
Otoantikor özgüllüğü romatolojik değerlendirmede ayırıcı tanının temelidir.

Anahtar Kavram

İlaçla indüklenen lupus (DIL) laboratuvar tanısında anti-histon antikorlarının yüksek duyarlılığı.
Soru 34Soru

6565 yaşında kadın hasta, sağ dizinde 2424 saattir devam eden şiddetli ağrı, şişlik ve ısı artışı şikayetiyle acil servise başvuruyor. Özgeçmişinde hipertansiyon ve evre 33 kronik böbrek yetmezliği öyküsü bulunan hastanın 55 yıldır hidroklorotiyazid kullandığı öğreniliyor. Fizik muayenede sağ diz eklemi ileri derecede hassas, eritemli ve efüzyonlu saptanıyor; eritemin eklem sınırlarını aşarak pretibial bölgeye doğru yayıldığı izleniyor. Laboratuvar incelemesinde serum ürik asit düzeyi 5.85.8 mg/dL, lökosit sayısı 12.50012.500/mm³ ve CRP 110110 mg/L bulunuyor. Yapılan eklem aspirasyonunda sinovyal sıvı lökosit sayısı 62.00062.000/mm³ (%92 nötrofil hakimiyeti) olarak saptanıyor.

Bu hasta için en olası tanı ve tanıyı kesinleştirmek için yapılması gereken en uygun işlem aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gut artriti - Sinovyal sıvının polarize ışık mikroskobunda iğne şeklinde, negatif çift kırılımlı kristallerin gösterilmesi

Cevap

Gut artriti tanısı, sinovyal sıvıda polarize ışık mikroskobunda iğne şeklinde ve kuvvetli negatif çift kırılımlı monosodyum ürat kristallerinin gösterilmesi ile kesinleştirilir.
Doğru yaklaşım gut artritini düşünmek ve polarize ışık mikroskobunda iğne şeklinde, negatif çift kırılımlı monosodyum ürat (MSU) kristallerini görmektir. Hastadaki kronik böbrek yetmezliği ve diüretik kullanımı gut için klasik risk faktörleridir. Ayrıca gut, periartiküler dokuları etkileyerek pretibial bölgede selülit benzeri (psödoselülit) bir görüntü oluşturabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik risk faktörlerini değerlendir.
Hasta postmenopozal kadın, KBY ve diüretik kullanımı mevcut; bu faktörler ürik asit atılımını azaltarak gut riskini artırır.
Gut risk faktörlerini bilmek ayırıcı tanıda ilk adımdır.
2
Laboratuvar verilerini yorumla.
Serum ürik asit düzeyinin normal olması (5.85.8 mg/dL) akut atağı dışlamaz; sinovyal lökosit sayısının 60.00060.000/mm³ olması hem septik artrit hem de kristal artropatilerinde görülebilir.
Akut inflamasyon sırasında ürat düzeyleri yalancı normal çıkabilir.
3
Kesin tanı yöntemini belirle.
Ayırıcı tanıda 'altın standart' polarize ışık mikroskopisidir.
Enfeksiyon ve kristal ayrımı tedavi stratejisini tamamen değiştirir.

Anahtar Kavram

Gut artritinde sinovyal sıvı lökosit sayısı septik artrit düzeylerine (>50.000>50.000/mm³) ulaşabilir; kesin tanı için mikroskopik kristal analizi şarttır.
Soru 35Soru

Halsizlik ve bacaklarındaki döküntüler nedeniyle polikliniğe başvuran 5252 yaşındaki kadın hastanın fizik muayenesinde; her iki alt ekstremitede basmakla solmayan, ağrısız, palpabl purpurik lezyonlar saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde; eritrosit sedimentasyon hızı 6868 mm/saat, romatoid faktör (RFRF) 210210 IU/mL (N: <20<20), C4C4 düzeyi 33 mg/dL (N: 1515-4545) ve C3C3 düzeyi 7878 mg/dL (N: 8080-160160) olarak ölçülüyor. İdrar analizinde 2+2+ proteinüri saptanan hastanın özgeçmişinde 1010 yıldır devam eden ve tedavi edilmemiş kronik Hepatit C enfeksiyonu öyküsü bulunmaktadır. Bu klinik ve laboratuvar bulguları temelinde, hastada gelişen vaskülit tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kriyoglobulinemik vaskülit

Cevap

Kriyoglobulinemik vaskülit
Bu vakada palpabl purpura, artralji ve halsizlikten oluşan Meltzer triadı mevcuttur. Laboratuvar bulgularında saptanan romatoid faktör (RF) pozitifliği ve özellikle kompleman 4 (C4C4) düzeyindeki belirgin düşüklük (kompleman tüketimi), Hepatit C öyküsü ile birleştiğinde en olası tanı Kriyoglobulinemik Vaskülit'tir. Kriyoglobulinler, RF aktivitesi gösteren immün kompleksler olup klasik yolak üzerinden komplemanı tüketirler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik triadı değerlendir
Meltzer triadı (purpura, artralji, halsizlik) saptandı.
Kriyoglobulinemik vaskülitin klasik klinik sunumunu belirlemek için.
2
Laboratuvar bulgularını analiz et
Yüksek RF ve çok düşük C4 düzeyi saptandı.
Kriyoglobulinlerin RF aktivitesi göstermesi ve klasik yolak üzerinden komplemanı tüketmesi tanıda ayırt edicidir.
3
Etiyolojik ilişkiyi kur
Hepatit C enfeksiyonu varlığı vaskülit ile ilişkilendirildi.
Mikst kriyoglobulinemilerin (Tip II ve III) %90'dan fazlası HCV ile ilişkilidir.

Anahtar Kavram

HCV ile ilişkili mikst kriyoglobulinemik vaskülitte tipik olarak Meltzer triadı, RF pozitifliği ve belirgin C4 düşüklüğü görülür.

Daha Fazla Pratik

Vaskülitlerde ANCA tipleri (c-ANCA vs p-ANCA) ve spesifik antikor hedefleri (PR3 vs MPO) konusunu gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 36Soru

2828 yaşında kadın hasta, son 33 aydır devam eden yaygın eklem ağrısı ve halsizlik şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde belirgin bir sinovit saptanmıyor ancak yüzde güneşe maruziyet sonrası artan eritematöz döküntüleri (malar raş) mevcut. Laboratuvar incelemesinde ANA 1:3201:320 (homojen) pozitif, lökosit sayısı 3200/mm33200/mm^3, C3C3 ve C4C4 düzeyleri düşük saptanıyor. Bu hastada, EULAR/ACR 2019 sınıflama kriterlerine göre aşağıdaki bulgulardan hangisinin saptanması tanısal puanlamaya en yüksek ek katkıyı sağlar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Böbrek biyopsisinde Evre III veya IV lupus nefriti

Cevap

Böbrek biyopsisinde Evre III veya IV lupus nefriti saptanması, EULAR/ACR 2019 kriterlerinde 1010 puan ile en yüksek ağırlığa sahip bulgudur.
Böbrek biyopsisinde Evre III veya IV lupus nefriti saptanması, EULAR/ACR 2019 kriter setinde yer alan en yüksek puanlı kriterdir (1010 puan). Bu bulgu, giriş kriteri sağlandığı takdirde tek başına tanı eşiğini doldurmaya yeterlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Giriş kriterini kontrol et
ANA 1:3201:320 pozitifliği girişi sağlar.
EULAR/ACR 2019 kriterlerine göre ANA 1:80\geq 1:80 olması zorunlu giriş kriteridir.
2
Mevcut klinik ve laboratuvar puanlarını hesapla
Malar raş (66 puan) + Lökopeni (33 puan) + Düşük C3C3 ve C4C4 (44 puan) = 1313 puan.
Hastanın mevcut bulguları tanı eşiği olan 1010 puanın üzerindedir.
3
Ek bulguların puan katkısını karşılaştır
Böbrek biyopsisi (Evre III/IV) 1010 puan, Anti-dsDNA/Sm 66 puan, Proteinüri 44 puan, APL 22 puan.
Sınıflama sisteminde en yüksek ağırlıklı tekil kriter renal biyopsi bulgularıdır.

Anahtar Kavram

EULAR/ACR 2019 SLE Sınıflama Kriterleri ve Puan Ağırlıkları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 37Soru

3434 yaşında kadın hasta; el parmaklarında soğukla tetiklenen renk değişikliği, ellerde şişlik ve son bir aydır merdiven çıkarken zorlanma şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde her iki el parmaklarında proksimal interfalangeal eklemleri de kapsayan yaygın ödem ("puffy" el) ve omuz kuşağı kaslarında hassasiyet saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde elde edilen bulgular aşağıdadır:

TetkikSonuçReferans Aralık
AST120 U/L120\ U/L0400 - 40
ALT90 U/L90\ U/L0410 - 41
Kreatin Kinaz (CK)1800 U/L1800\ U/L3017030 - 170
ANA Titresi1:12801:1280Negatif
ANA PaterniBenekli (Speckled)-

Bu hastada tanıyı kesinleştirmek için istenmesi gereken en özgül otoantikor aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-U1 RNP

Cevap

Hastanın klinik ve laboratuvar bulguları ışığında en özgül otoantikor Anti-U1 RNP'dir.
Hastada saptanan Raynaud fenomeni, ellerde 'puffy' görünüm ve laboratuvarda saptanan CK yüksekliği (miyozit), Sistemik Lupus Eritematozus (SLE), Sistemik Skleroz ve Polimiyozit özelliklerinin iç içe geçtiği Mikst Bağ Dokusu Hastalığı'nı (MBDH) işaret eder. MBDH tanısında en karakteristik ve özgül bulgu, yüksek titrede benekli patern ANA ile birlikte Anti-U1 RNP pozitifliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların sentezini yapmak.
Raynaud fenomeni, el parmaklarında yaygın ödem (puffy hands) ve proksimal kas güçsüzlüğü (miyozit) birlikteliği saptandı.
Bu kombinasyon, farklı bağ dokusu hastalıklarının özelliklerini taşıyan bir 'overlap' sendromuna işaret eder.
2
Laboratuvar verilerini yorumlamak.
Belirgin CK yüksekliği ve çok yüksek titrede (1:12801:1280) benekli (speckled) ANA pozitifliği görüldü.
Yüksek titreli benekli ANA, Mikst Bağ Dokusu Hastalığı (MBDH) için tipik bir laboratuvar bulgusudur.
3
Tanısal antikor eşleştirmesi yapmak.
MBDH tanısı için gerekli olan majör serolojik kriter belirlendi.
MBDH tanısı için yüksek titreli Anti-U1 RNP pozitifliği şarttır.

Anahtar Kavram

Mikst Bağ Dokusu Hastalığı (MBDH) tanısı, SLE, Sistemik Skleroz ve Polimiyozit klinik özelliklerinin bir arada bulunması ve serolojik olarak yüksek titrede Anti-U1 RNP pozitifliği ile konur.

Daha Fazla Pratik

MBDH hastalarında en sık ölüm nedeninin pulmoner hipertansiyon olduğunu unutmayınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 38Soru

3535 yaşında kadın hasta, son 22 aydır her iki el metakarpofalangeal (MKFMKF) ve proksimal interfalangeal (PI˙FPİF) eklemlerinde simetrik ağrı, şişlik ve sabahları yaklaşık 22 saat süren eklem tutukluğu şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede belirtilen eklemlerde hassasiyet ve simetrik sinovit saptanıyor; distal interfalangeal (DI˙FDİF) eklemler ise doğal bulunuyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Romatoid Artrit

Cevap

Klinik tablo simetrik küçük eklem tutulumu ve uzun süreli sabah tutukluğu ile uyumlu olduğu için en olası tanı Romatoid Artrit'tir.
Hastanın 3535 yaşında kadın olması (en sık görülen demografik), simetrik küçük eklem tutulumu (MKF ve PİF), sabah tutukluğunun 11 saatten uzun sürmesi ve semptom süresinin 66 haftayı aşması Romatoid Artrit (RA) tanısı için klasik bir prezentasyondur. RA'da DİF eklemlerinin korunması ayırıcı tanıda önemli bir ipucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik semptomlarını ve süresini analiz et.
Semptomların 22 aydır sürmesi (>6>6 hafta) ve 22 saatlik sabah tutukluğu enflamatuar bir artriti düşündürür.
Romatoid Artrit tanısında semptom süresinin 66 haftadan uzun olması önemli bir kriterdir.
2
Eklem tutulum paternini değerlendir.
MKF ve PİF eklemlerinde simetrik tutulum mevcuttur; DİF eklemleri korunmuştur.
Romatoid Artrit tipik olarak elin küçük eklemlerini (MKF, PİF) simetrik tutarken, DİF eklemlerini koruma eğilimindedir.
3
Ayırıcı tanıları gözden geçir.
Osteoartrit, Psoriyatik Artrit ve Ankilozan Spondilit'e ait karakteristik bulgular (DİF tutulumu, aksiyel baskınlık, kısa sabah tutukluğu) hastada bulunmamaktadır.
Fizik muayenede DİF eklemlerinin doğal olması ve tutulumun simetrik küçük eklem polisinoviti şeklinde olması tanıyı Romatoid Artrit'e yönlendirir.

Anahtar Kavram

Romatoid Artrit'in klinik tanı kriterleri: simetrik küçük eklem tutulumu ve enflamatuar sabah tutukluğu.

Daha Fazla Pratik

Romatoid Artrit tanısını kesinleştirmek için en spesifik laboratuvar testi olan Anti-CCP antikorlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 39Soru

4242 yaşında kadın hasta, çocukluktan beri süregelen alerjik rinit ve son 1010 yıldır ağır seyreden bronşiyal astım öyküsü ile izlenmektedir. Son 33 aydır astım ataklarının sıklaştığını, bacaklarında mor döküntüler başladığını ve sağ ayağında güç kaybı geliştiğini ifade ediyor. Fizik muayenede her iki alt ekstremitede palpe edilebilen purpuralar ve sağda "düşük ayak" (peroneal sinir tutulumu) saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin 11,8g/dL11,8 g/dL, lökosit 15.200/mm315.200/mm^3 (%38 eozinofil), sedimentasyon 82mm/saat82 mm/saat, CRP 48mg/L48 mg/L ve p-ANCA pozitifliği saptanıyor.

Bu hasta için en olası tanı olan Eozinofilik Granülomatoz Polianjitis (Churg-Strauss) ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: P-ANCA (Anti-MPO) pozitifliği saptanan hastalarda; kardiyak tutulum, kalp yetmezliği ve miyokardiyal fibrozis gelişme riski ANCA negatif olanlara göre daha yüksektir.

Cevap

ANCA negatif olan hastalarda kardiyak tutulum riskinin daha yüksek olması nedeniyle, ANCA pozitifliğinin kardiyak risk faktörü olduğunu belirten ifade yanlıştır.
Eozinofilik Granülomatoz Polianjitis (EGPA) hastalarında ANCA pozitifliği ile klinik seyir arasında önemli bir korelasyon vardır. ANCA pozitif (genellikle p-ANCA/anti-MPO) hastalarda purpura ve mononöritis mültipleks gibi vaskülitik bulgular ile nekrotizan glomerülonefrit daha sık izlenirken; ANCA negatif hastalarda eozinofilik doku infiltrasyonu daha baskındır ve bu durumun en ciddi sonucu miyokardit, perikardit ve miyokardiyal fibrozis gibi kardiyak tutulumlardır. Dolayısıyla ANCA pozitifliği kardiyak tutulum için bir risk faktörü değil, tam tersine daha düşük risk göstergesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Astım öyküsü, belirgin periferik eozinofili (>> %10), mononöritis mültipleks (düşük ayak) ve palpabl purpura birlikteliği Eozinofilik Granülomatoz Polianjitis (EGPA) tanısını koydurur.
Vaka sunumundaki tüm bileşenler ACR tanı kriterleri ile uyumludur.
2
ANCA durumu ile klinik fenotip arasındaki ilişkiyi değerlendir
EGPA'da p-ANCA pozitifliği yaklaşık %40 oranındadır. ANCA pozitifliği 'vaskülitik fenotip' (sinir ve böbrek tutulumu) ile; ANCA negatifliği ise 'eozinofilik fenotip' (kalp tutulumu) ile ilişkilidir.
Hastalığın prognozunu ve tutulum yerlerini öngörmek için bu ayrım kritiktir.
3
Yanlış seçeneği belirle
Seçeneklerdeki 'ANCA pozitifliğinin kardiyak tutulum riskini artırdığı' iddiası, gerçekte ANCA negatif hastalarda bu riskin daha yüksek olması nedeniyle hatalıdır.
Tersine ilişki söz konusudur.

Anahtar Kavram

EGPA'da ANCA durumu ve klinik fenotip ilişkisi: ANCA (+) = Vaskülit (Sinir/Böbrek), ANCA (-) = Kardiyak Tutulum.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 40Soru

6565 yaşında bir kadın hasta, her iki dizinde merdiven çıkarken ve uzun süre yürümekle artan, istirahatle ise hafifleyen ağrı şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde diz eklemlerinde hareketle krepitasyon saptanan ve sabahları eklemlerindeki tutukluğun yaklaşık 1515 dakika sürdüğü öğrenilen bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osteoartrit

Cevap

Osteoartrit, hastanın tariflediği mekanik ağrı ve kısa süreli sabah tutukluğu ile en uyumlu tanıdır.
Doğru seçenek olan osteoartrit; ileri yaşta, hareketle artan (mekanik) ağrı, fizik muayenede krepitasyon ve genellikle 30 dakikadan kısa süren sabah tutukluğu ile karakterize en sık görülen eklem hastalığıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Ağrı karakterinin analiz edilmesi
Hastanın ağrısının hareketle (merdiven çıkma, yürüme) artıp istirahatle azalması, ağrının 'mekanik' karakterde olduğunu gösterir.
Osteoartriti inflamatuar artritlerden ayıran en temel klinik özellik ağrının mekanik doğasıdır.
2
Sabah tutukluğu süresinin değerlendirilmesi
1515 dakikalık tutukluk süresi, osteoartrit için tipik olan '3030 dakikadan kısa' sınırına uygundur.
İnflamatuar süreçlerde (Romatoid artrit gibi) sabah tutukluğu genellikle 11 saatin üzerindedir.
3
Fizik muayene bulgularının yorumlanması
Krepitasyon saptanması, eklem kıkırdağındaki dejenerasyonu ve yüzeylerin birbirine sürtünmesini işaret eder.
Krepitasyon osteoartrit tanısını destekleyen önemli bir fizik muayene bulgusudur.

Anahtar Kavram

Osteoartrit tanısında mekanik ağrı karakteri ve sabah tutukluğu süresinin önemi
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 2 / 28Sonraki
Romatoloji Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 2 | Examkin