Genel Pediatri

371 soru

Soru 41Soru

1414 yaşındaki bir erkek çocuk, rutin sağlık kontrolü amacıyla pediatri polikliniğine getiriliyor. Fizik muayenesinde boyu 162162 cm (5050. persantil), bilateral testis hacmi 1010 ml, penis boyunda belirgin artış ve pubik bölgede koyu renkli, kaba ve kıvırcık karakterde kıllanma saptanıyor. Aksiller kıllanmanın henüz başlamadığı görülürken, her iki areola altında 22 cm çapında, hafif hassas disk şeklinde doku palpe ediliyor. Bu adölesanın gelişimi ve tarama süreci ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu çocuğun bulunduğu evrede (TannerTanner 33) spermarşın gerçekleşmiş olması beklenir ve bu durum doruk boy uzama hızından (PHVPHV) yaklaşık bir yıl öncedir.

Cevap

Erkek çocuklarda spermarş genellikle Tanner evre 33 döneminde gerçekleşir ve bu evre doruk boy uzama hızından (PHVPHV) yaklaşık bir yıl öncedir.
Erkek pubertal gelişiminde spermarş (ilk ejakülasyon), genellikle Tanner evre 33 döneminde (13.513.5-14.514.5 yaş arası) ortaya çıkar. Bu durum, erkeklerde boy uzama hızının en yüksek seviyeye ulaştığı Tanner evre 44'ten yaklaşık bir yıl önce gerçekleşir. Bu sekans, kız çocuklarının aksine (kızlarda PHVPHV menarştan öncedir), erkeklerde üreme yeteneğinin kazanılmasının fiziksel büyüme hızının zirvesinden önce olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın fiziksel bulgularını Tanner evrelemesine göre sınıflandırın.
Testis hacminin 1010 ml olması, penis boyunda artış ve kaba-kıvırcık pubik kıllanma hastanın Tanner evre 33 (T3T3) döneminde olduğunu gösterir.
T2T2 testis hacmi 44-88 ml, T3T3 testis hacmi 1010-1212 ml'dir.
2
Erkek çocuklarda pubertal miltaşlarının (spermarş, PHVPHV, aksiller kıllanma) sırasını değerlendirin.
Spermarş genellikle T3T3'te, doruk boy uzama hızı (PHVPHV) ise T4T4'te gerçekleşir.
Erkeklerde üreme yeteneğinin kazanılması (T3T3), boy uzamasının zirve yapmasından (T4T4) daha önce gerçekleşir.
3
Eşlik eden diğer bulguları (jinekomasti ve psikososyal tarama) analiz edin.
Jinekomasti T3T3'te fizyolojiktir; HEADSSHEADSS taramasında ise hassas konular ebeveynsiz görüşülmelidir.
Adölesan sağlığında gizlilik, riskli davranışların tespiti için temel şarttır.

Anahtar Kavram

Erkek Puberte Sekansı ve Zamanlaması
Soru 42Soru

Yenidoğan tarama testleri için topuk kanı örneği alınması planlanan bir bebeğin, henüz 1818. saatteyken hastaneden taburcu edilmesine karar verilmiştir. Ulusal Yenidoğan Tarama Programı (NTPNTP) protokolüne göre, bu bebek için izlenmesi gereken en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Taburcu edilmeden önce ilk örnek alınmalı; ancak bebek bir haftalık olduğunda (tercihen 4848-7272. saatlerde) ikinci bir örnek mutlaka tekrarlanmalıdır.

Cevap

Bebek taburcu edilmeden önce ilk örnek alınmalı, ancak bebek bir haftalık olduğunda (tercihen 48-72. saatlerde) bu örnek tekrarlanmalıdır.
Ulusal Yenidoğan Tarama Programı protokolüne göre, eğer bebek doğumdan sonraki ilk 2424 saat içinde taburcu edilecekse, hastaneden ayrılmadan önce mutlaka ilk kan örneği alınmalıdır. Ancak bu örnek erken alındığı için (özellikle fenilketonüri taramasında beslenme süresinin kısalığı nedeniyle) bebek 11. haftasında (tercihen 4848-7272. saatlerde) tekrar kan örneği vermesi için en yakın sağlık kuruluşuna yönlendirilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Bebeğin taburculuk zamanını kontrol et.
Bebek 18 saatlik (24 saatten erken) taburcu ediliyor.
Tarama programı takibi için bebeğin sisteme dahil edilmesi zorunludur.
2
İlk örnek alım zamanını belirle.
Taburcu olmadan hemen önce ilk örnek alınır.
Hastaneden ayrılmadan önce örnek alınması, bebeğin izleme sistemine kaydedilmesini sağlar.
3
Tekrar örneği gerekliliğini değerlendir.
48-72. saatler arasında ikinci örnek istenir.
Fenilketonüri gibi metabolik hastalıkların doğru teşhisi için yeterli protein alımı ve konjenital hipotiroidide TSH dalgalanmasının (birth surge) geçmesi beklenmelidir.

Anahtar Kavram

Yenidoğan Tarama Programı Örnekleme Zamanlaması
Soru 43Soru

55 yaşında bir erkek çocuk, boy kısalığı şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Yapılan değerlendirmede aşağıdaki veriler saptanıyor:

ParametreDeğer
Güncel Boy101101 cm (<3.<3. persentil)
Güncel Vücut Ağırlığı16.516.5 kg (25.25. persentil)
33 Yaşındaki Boyu9494 cm (25.25. persentil)
Kemik Yaşı3.53.5 yaş
Anne Boyu152152 cm
Baba Boyu168168 cm

Bu klinik verilere göre, hastanın büyüme parametrelerinin değerlendirilmesiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi en doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yıllık büyüme hızı yaklaşık 3.53.5 cm olup persentil kaybı eşlik ettiği için büyüme hormonu eksikliği gibi patolojik nedenler öncelikle araştırılmalıdır.

Cevap

Yıllık büyüme hızı yaklaşık 3.53.5 cm olup persentil kaybı eşlik ettiği için büyüme hormonu eksikliği gibi patolojik nedenler öncelikle araştırılmalıdır.
Hastanın büyüme hızı (3.53.5 cm/yıl) yaş grubuna göre normal kabul edilen alt sınırın (55 cm/yıl) altındadır. Ayrıca 25.25. persentilden 3.3. persentil altına düşmesi (kanal kaybı), kemik yaşının geri olmasıyla birleştiğinde büyüme hormonu eksikliği veya hipotiroidi gibi patolojik durumları güçlü şekilde düşündürür.

Adım Adım Çözüm

1
Büyüme hızını hesapla
Büyüme hızı = (101 cm94 cm)/2 yıl=3.5 cm/yıl(101 \text{ cm} - 94 \text{ cm}) / 2 \text{ yıl} = 3.5 \text{ cm/yıl}
Çocukluk dönemi boyunca (4 yaş-puberte) normal büyüme hızı 565-6 cm/yıl'dır. 3.53.5 cm/yıl belirgin olarak düşüktür.
2
Persentil takibini değerlendir
Hastanın boyu 33 yaşında 25.25. persentil iken 55 yaşında <3.<3. persentile gerilemiştir.
Büyüme eğrilerinde kanal değişikliği (iki ana persentil çizgisi kadar sapma) her zaman patolojiktir ve araştırılmalıdır.
3
Hedef boyu (Midparental Height) hesapla
Hedef boy (erkek) = (152+168+13)/2=166.5 cm(152 + 168 + 13) / 2 = 166.5 \text{ cm}
Çocuğun genetik boy potansiyelini belirlemek için anne ve baba boyu üzerinden hesaplama yapılır.
4
Kemik yaşı ve büyüme hızı ilişkisini kur
Kemik yaşı (3.53.5 yaş) kronolojik yaştan (55 yaş) geridir.
Kemik yaşı geriliği hem yapısal gecikmede hem de patolojik (endokrin) nedenlerde görülebilir. Ayırıcı tanıda 'Büyüme Hızı' belirleyicidir; hızı düşükse patolojiktir.

Anahtar Kavram

Büyüme hızının değerlendirilmesi ve patolojik boy kısalığı ayrımı
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 44Soru

Yenidoğanlarda biotinidaz eksikliğinin erken tanısı amacıyla ülkemizde yürütülen ulusal tarama programı kapsamında, topuk kanı örneğinde (Guthrie kartı) değerlendirilen parametre aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Biotinidaz enzim aktivitesi

Cevap

Biotinidaz eksikliği taramasında kullanılan parametre, kuru kan örneğinde ölçülen biotinidaz enzim aktivitesidir.
Biotinidaz eksikliği taraması, ülkemizde Guthrie kartına alınan kuru kan örneğinde biotinidaz enziminin aktivitesinin kolorimetrik yöntemlerle ölçülmesi esasına dayanır. Aktivitenin saptanamaması durumunda test pozitif kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Ulusal Yenidoğan Tarama Programı'ndaki (NTP) hastalıklar ve belirteçlerini hatırla.
NTP'de FKÜ (Fenilalanin), Hipotiroidi (TSH), Biotinidaz Eksikliği, Kistik Fibrozis (İRT), SMA ve KAH yer alır.
Soruda sorulan biotinidaz eksikliğine özgü belirteci saptamak için bu ayrım gereklidir.
2
Biotinidaz eksikliği tarama yöntemini belirle.
Guthrie kartındaki kuru kan örneğinde biotinidaz enzim aktivitesinin varlığı/yokluğu incelenir.
Hastalığın fizyopatolojisi enzimin eksikliğine dayandığı için doğrudan enzim aktivitesi taranır.

Anahtar Kavram

Ulusal Yenidoğan Tarama Programı Belirteçleri

Daha Fazla Pratik

Diğer tarama hastalıklarının (özellikle KAH ve SMA) belirteçlerini ve tarama zamanlamalarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:45s
Soru 45Soru

Türkiye Ulusal Yenidoğan Tarama Programı (NTPNTP) protokolü kapsamında yürütülen biyotinidaz eksikliği taraması ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarama testi, kanda biyotinidaz enzim aktivitesinin kolorimetrik yöntemle kalitatif veya yarı-kantitatif olarak değerlendirilmesine dayanır.

Cevap

Biyotinidaz eksikliği tarama testi, kanda biyotinidaz enzim aktivitesinin kolorimetrik yöntemle kalitatif veya yarı-kantitatif değerlendirilmesi prensibiyle çalışır.
Biyotinidaz eksikliği taramasında, topuktan alınan filtre kağıdı örneklerinde biyotinidaz enziminin aktivitesi ölçülür. Kullanılan yöntem genellikle kolorimetrik bir yöntemdir ve enzimin varlığını/yokluğunu kalitatif veya yarı-kantitatif olarak gösterir. Bu yöntem, fenilketonüri gibi substrat birikimine dayanan taramalardan farklı olarak bebeğin beslenme durumundan bağımsızdır.

Adım Adım Çözüm

1
Tarama yönteminin belirlenmesi
Biyotinidaz taramasında metabolit (biotin gibi) düzeyine değil, enzim aktivitesine bakılır.
Enzim aktivitesinin taranması, metabolitlerin birikmesini beklemeden erken tanı konulmasını sağlar.
2
Beslenme ilişkisinin değerlendirilmesi
Beslenme durumu biyotinidaz aktivitesini fenilalanin düzeyinde olduğu kadar etkilemez.
Biyotinidaz bir enzimdir ve genetik olarak yokluğu/azlığı beslenmeden bağımsızdır.
3
Pozitif sonuç yönetimi
İlk test pozitifse ikinci örnek istenir; devam ediyorsa klinik değerlendirme ve serum kantitatif analizi yapılır.
Ulusal protokol, gereksiz tedavi ve paniği önlemek için basamaklı bir doğrulama süreci izler.

Anahtar Kavram

Biyotinidaz Eksikliği Tarama Protokolü

Daha Fazla Pratik

Biyotinidaz eksikliği olan bir çocukta tedavi başlanmazsa gelişebilecek nörolojik bulguları (nöbet, hipotoni, işitme kaybı) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 46Soru

Diyetinde protein alımı ciddi şekilde kısıtlı olan ve büyüme geriliği saptanan bir çocukta, mevcut klinik tablonun malnütrisyon alt tipini (Kwashiorkor) tanımlayabilmek için fizik muayenede saptanması zorunlu olan temel bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gode bırakan yaygın ödem

Cevap

Kwashiorkor tanısı için fizik muayenede gode bırakan yaygın ödemin saptanması zorunludur.
Diyetle protein alımının ciddi oranda eksik olduğu Kwashiorkor tablosunda, karaciğerde protein sentezi bozulur ve ağır hipoalbuminemi gelişir. Bu durum plazma onkotik basıncını düşürerek gode bırakan yaygın ödeme yol açar. Ödem, Kwashiorkor tanısını koyabilmek için klinik muayenede saptanması gereken en temel ve zorunlu bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastadaki temel besin eksikliğini belirle.
Protein alımının enerji alımına göre çok daha kısıtlı olduğu saptandı.
Bu durum Kwashiorkor klinik tablosunun temelidir.
2
Protein eksikliğinin patofizyolojik sonucunu hatırla.
Hipoalbuminemi ve buna bağlı onkotik basınç düşüşü.
Düşük albümin düzeyleri doku aralığına sıvı sızmasına neden olur.
3
Tanı için zorunlu klinik kriteri sorgula.
Gode bırakan ödem.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve klinik sınıflandırmalara göre Kwashiorkor'u Marasmus'tan ayıran temel ve zorunlu bulgu ödemdir.

Anahtar Kavram

Protein-enerji malnütrisyonu (PEM) sınıflandırmasında Kwashiorkor tanısı için ödem varlığı patognomonik ve zorunludur.

İpuçları

1
Bu malnütrisyon tipi 'ödemli protein-enerji malnütrisyonu' olarak da bilinir.
2
Protein eksikliğine bağlı karaciğerde sentezlenen ve onkotik basıncı sağlayan en önemli proteini düşünün.

Daha Fazla Pratik

Kwashiorkor ve Marasmus arasındaki temel farkları içeren bir karşılaştırma tablosunu inceleyin.
Tahmini Süre:45s
Soru 47Soru

9 yaşındaki bir kız çocuk, annesi tarafından her iki memesinde 'beze' fark edilmesi şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde her iki meme dokusunun areola sınırlarını aşmadan hafifçe yükseldiği ve areola çapının genişlediği, ancak pubik veya aksiller kıllanmanın henüz başlamadığı saptanıyor. Bu hastada saptanan ve kız çocuklarında pubertenin ilk fiziksel bulgusu olan bu klinik durum aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Telarş

Cevap

Kızlarda pubertenin ilk fiziksel bulgusu meme tomurcuklanması olan telarştır.
Kız çocuklarında pubertenin ilk klinik belirtisi, meme tomurcuklanması (breast budding) olarak bilinen telarştır. Tanner evrelemesine göre bu durum Meme Evre 2'ye karşılık gelir. Genellikle 8138-13 yaşları arasında ortaya çıkar ve hipotalamo-hipofizer-gonadal aksın aktive olduğunu (gonadarş) gösteren ilk güvenilir fiziksel bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik bulgusunu değerlendirin.
Meme dokusunda areola sınırlarını aşmayan belirginleşme (tomurcuklanma) saptandı.
Bu bulgu Tanner evrelemesine göre Meme Evre 2 (tomurcuklanma) olarak tanımlanır.
2
Pubertal olayların gerçekleşme sırasını hatırlayın.
Kız çocuklarının %90\%90'dan fazlasında pubertenin ilk bulgusu meme gelişimidir.
Gelişim basamaklarının doğru sırasını bilmek tanıda kritiktir.
3
Meme gelişiminin başlangıcını ifade eden terimi seçin.
Meme tomurcuklanmasına 'Telarş' denir.
Telarş, kızlarda pubertal (gonadal) aktivitenin başladığını gösteren ilk fiziksel işarettir.

Anahtar Kavram

Kızlarda pubertenin ilk fiziksel bulgusu telarştır (Tanner Evre 2).
Tahmini Süre:45s
Soru 48Soru

Anne sütünün biyokimyasal içeriği, immünolojik koruyuculuğu ve emzirme yönetimi ile ilgili klinik yaklaşımlar değerlendirildiğinde, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anne sütündeki temel immünoglobulin olan sekretuvar IgA (sIgAsIgA), bağırsak lümeninde patojenlerin mukozaya yapışmasını engelleyerek sistemik dolaşıma geçmeden lokal koruma sağlar.

Cevap

Sekretuvar IgA (sIgA), bağırsak lümeninde lokal koruma sağlar ve sistemik dolaşıma geçmez.
Sekretuvar IgA (sIgAsIgA), anne sütündeki temel immünolojik koruyucudur. Anne sütünün içindeki sIgAsIgA bebek tarafından emilmez; bunun yerine bağırsak mukozasında bir bariyer oluşturarak patojenlerin hücrelere yapışmasını (adhezyon) engeller ve böylece lokal bağışıklık sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Anne sütünün immünolojik bileşenlerini değerlendir.
sIgA, anne sütündeki temel antikor olup mucosal yüzeylerde (bağırsak gibi) patojenlerin tutunmasını engeller.
Bu antikorlar bebek tarafından emilmez, sadece lokal koruyuculuk sunarlar.
2
Anne sütü ve inek sütü protein yapısını karşılaştır.
Anne sütünde protein miktarı az (1.11.1 g/dL) ancak whey oranı yüksektir (60:4060:40); inek sütünde protein çoktur (3.33.3 g/dL) ancak kazein baskındır (20:8020:80).
Düşük kazein oranı bebekte yumuşak pıhtı oluşumunu ve kolay sindirimi sağlar.
3
Emzirme kontrendikasyonlarını gözden geçir.
HIV (gelişmiş ülkelerde), Galaktozemi ve aktif TB (ilk 2 hafta) kesin engeldir; ancak Hepatit B/C ve basit enfeksiyonlar engel değildir.
HBV'de bebeğin aşılanması/IG alması koruyucudur.

Anahtar Kavram

Anne sütünün biyokimyasal üstünlükleri ve immünolojik koruyucu mekanizmaları.

Daha Fazla Pratik

Anne sütündeki kalsiyum/fosfor oranının kalsiyum emilimi üzerindeki etkisini inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 49Soru

1818 aylık bir erkek çocuk, büyüme geriliği ve bacaklarda şişlik şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Yapılan fizik muayenesinde tartı/boy oranı <3<-3 SD, pretibial ödem (++++++) ve belirgin hepatomegali saptanıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) protokolüne göre ağır akut malnütrisyon tanısıyla hospitalize edilen ve "stabilizasyon fazı" tedavisi planlanan hastada, altta yatan "redüktif adaptasyon" (reductive adaptation) süreci ve buna bağlı gelişebilecek komplikasyonlar dikkate alındığında, uygulanacak tedavi yaklaşımıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi en doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hücresel sodyum/potasyum pompasının aktivitesindeki azalma nedeniyle hücre içi sodyum birikmiş olduğundan, dehidratasyon yönetiminde standart ORS yerine düşük sodyumlu ve yüksek potasyumlu ReSoMal tercih edilmelidir.

Cevap

Hücresel sodyum/potasyum pompasının aktivitesindeki azalma nedeniyle hücre içi sodyum birikmiş olduğundan, dehidratasyon yönetiminde standart sodyum miktarından daha az sodyum içeren ReSoMal solüsyonu kullanılmalıdır.
Doğru yaklaşım, hücresel sodyum/potasyum pompası işlevinin azaldığını ve hücre içinde sodyum birikimi olduğunu kabul ederek düşük sodyumlu solüsyon kullanmaktır. Ağır malnütrisyonlu çocuklarda "redüktif adaptasyon" nedeniyle sodyum pompaları verimli çalışmaz. Bu durum hücre içi sodyumun yüksek, potasyumun ise düşük kalmasına neden olur. Serum sodyumu düşük saptansa bile toplam vücut sodyumu artmış durumdadır. Bu nedenle, dehidratasyon durumunda standart ORS yerine sodyumu azaltılmış, potasyumu artırılmış olan ReSoMal solüsyonunun kullanılması kalp yetmezliği riskini önlemek için kritiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu ve patofizyolojik durumunu analiz etme.
Hastada Kwashiorkor (ödemli PEM) ve ağır akut malnütrisyon mevcuttur. Bu durumda vücut, enerjiyi korumak için "redüktif adaptasyon" sürecine girmiştir.
Vücut fonksiyonlarının yavaşladığı bu adaptasyon hali, tedavi stratejisini belirleyen temel unsurdur.
2
Hücresel düzeydeki elektrolit değişimlerini değerlendirme.
Hücre membranındaki Na+/K+Na^+/K^+ ATPaz pompa aktivitesi azalmıştır. Sonuç olarak hücre içine sodyum girerken, potasyum hücre dışına çıkarak idrarla kaybedilir.
Serum sodyum seviyesi düşük (dilüsyonel hiponatremi) olsa bile, hücre içi sodyum birikimi nedeniyle vücudun toplam sodyum yükü artmıştır.
3
Sodyum ve potasyum yönetimi için doğru solüsyonu belirleme.
Standart ORS (7575 mmol/L Na) bu hastalar için fazla sodyum içerir. ReSoMal (4545 mmol/L Na ve daha yüksek Potasyum/Magnezyum) kullanılmalıdır.
Yüksek sodyum yüklemesi, zaten hassas olan kardiyovasküler sistemde yüklenmeye ve kalp yetmezliğine neden olabilir.
4
Diğer stabilizasyon fazı kurallarını kontrol etme.
Demir tedavisi ertelenmeli, Vitamin A hemen verilmeli, hipoglisemi ve enfeksiyonla mücadele edilmelidir.
Yanlış zamanlanan müdahaleler (örneğin erken demir veya yüksek protein) oksidatif hasara veya karaciğer yetmezliğine yol açabilir.

Anahtar Kavram

Redüktif Adaptasyon ve PEM'de Elektrolit Yönetimi
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 50Soru

Zamanında (term), 34003400 gram ağırlığında, sağlıklı bir şekilde doğan ve sadece anne sütü ile beslenen bir bebeğin izleminde; T.C. Sağlık Bakanlığı protokollerine göre vitamin ve demir desteği uygulamaları ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: D vitamini desteği ilk haftadan itibaren 400400 IU/gu¨n\text{IU/gün}, demir desteği ise 4.4. ayda 121-2 mg/kg/gu¨n\text{mg/kg/gün} dozunda başlanmalıdır.

Cevap

Sağlıklı term bebeklerde D vitamini desteği ilk haftadan itibaren 400400 IU/gu¨n\text{IU/gün}, demir desteği ise 4.4. ayda 121-2 mg/kg/gu¨n\text{mg/kg/gün} dozunda başlanmalıdır.
Sağlıklı ve zamanında doğan bebeklerde D vitamini profilaksisi yaşamın ilk günlerinde/haftasında başlanarak 400400 IU/gu¨n\text{IU/gün} dozunda en az 11 yaşına kadar sürdürülür. Demir profilaksisi ise fetal depoların azaldığı 4.4. ayda 11 mg/kg/gu¨n\text{mg/kg/gün} (bazı kaynaklarda 121-2 mg/kg/gu¨n\text{mg/kg/gün}) dozunda başlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Vakanın özelliklerini analiz et.
Bebek zamanında (term) ve sağlıklı doğmuştur.
Vitamin ve mineral profilaksisi takvimi bebeğin matürasyonuna göre belirlenir.
2
D vitamini profilaksi kurallarını uygula.
T.C. Sağlık Bakanlığı önerisiyle tüm bebeklere doğumdan itibaren (ilk hafta içinde) 400400 IU/gu¨n\text{IU/gün} başlanır.
Raşitizm gelişimini önlemek için erken dönemde başlanması gereklidir.
3
Demir profilaksi zamanlamasını belirle.
Term bebeklerde fetal demir depoları 464-6 ay yeterli olduğundan, 4.4. ayda profilaktik demir desteği başlanır.
Sadece anne sütü alan bebeklerde 4.4. aydan itibaren demir eksikliği anemisi riski artar.

Anahtar Kavram

Term bebeklerde rutin mikrobesin profilaksisi zamanlaması ve dozları.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 51Soru

Nefrotik sendrom tanısıyla 2 mg/kg/gu¨n2\text{ mg/kg/gün} dozunda sistemik kortikosteroid tedavisi başlanan 5 yaşındaki bir çocukta, aşağıdaki aşılardan hangisinin uygulanması tedavi süresince kontrendikedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kızamık-Kızamıkçık-Kabakulak (KKK)

Cevap

Kızamık-Kızamıkçık-Kabakulak (KKK) aşısı, canlı bir aşı olduğu için yüksek doz steroid tedavisi altında uygulanmamalıdır.
Kızamık-Kızamıkçık-Kabakulak (KKK) aşısı canlı bir aşıdır. 2 mg/kg/gu¨n2\text{ mg/kg/gün} dozunda kortikosteroid kullanımı ağır immünsupresyon olarak kabul edilir ve bu durumda canlı aşıların uygulanması, aşı virüsünün kontrolsüz çoğalma riski nedeniyle kesinlikle kontrendikedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik durumunun ve aldığı tedavinin immün sistem üzerindeki etkisini değerlendir.
2 mg/kg/gu¨n2\text{ mg/kg/gün} dozunda steroid kullanımı, immünsupresif (bağışıklık sistemini baskılayan) bir doz olarak kabul edilir.
Yüksek doz steroid tedavisi, canlı aşıların replikasyonuna ve hastalık yapmasına zemin hazırlayabilir.
2
Seçeneklerdeki aşıların tipini (canlı veya inaktif) belirle.
KKK canlı; Hepatit B, KPA, Hepatit A ve inaktif influenza ise ölü (inaktif) aşılardır.
Kontrendikasyon kuralı sadece canlı aşılar için geçerlidir.
3
Canlı aşı olan seçeneği işaretle.
Kızamık-Kızamıkçık-Kabakulak aşısı tedavi süresince ertelenmelidir.
Bağışıklığı baskılanmış bireylerde canlı aşılar ciddi enfeksiyonlara yol açabilir.

Anahtar Kavram

İmmünsupresif dozda kortikosteroid (2 mg/kg/gu¨n2\text{ mg/kg/gün} veya toplam 20 mg/gu¨n20\text{ mg/gün} üzeri, 1414 günden uzun süre) alan hastalarda canlı aşılar uygulanmaz.
Soru 52Soru

38.38. gebelik haftasında, 2200 gram2200\text{ gram} doğum ağırlığı ile sağlıklı bir şekilde dünyaya gelen ve şu an kronolojik olarak 2 aylık2\text{ aylık} olan bir bebek, rutin kontrolü için getirilmiştir. Sadece anne sütü ile beslenen, fizik muayenesi ve büyüme hızı normal sınırlarda saptanan bu bebek için planlanması gereken profilaktik destek yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 400 IU/gu¨n400\text{ IU/gün} D vitamini desteğine devam edilmesi ve 2 mg/kg/gu¨n2\text{ mg/kg/gün} dozunda demir profilaksisinin başlanması

Cevap

D vitamini desteğine 400 IU/gu¨n400\text{ IU/gün} olarak devam edilmesi ve demir profilaksisinin 2 mg/kg/gu¨n2\text{ mg/kg/gün} dozunda kronolojik 2.2\text{.} ayda başlanması gerekir.
Düşük doğum ağırlıklı (<2500 g< 2500\text{ g}) doğan bebeklerde, demir depolarının erken tükenmesi ve hızlı büyüme nedeniyle demir profilaksisi kronolojik 2.2\text{.} ayda 2 mg/kg/gu¨n2\text{ mg/kg/gün} dozunda başlanmalıdır. D vitamini profilaksisi ise tüm bebeklerde olduğu gibi 400 IU/gu¨n400\text{ IU/gün} olarak devam ettirilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Bebeğin doğum ağırlığı ve gestasyonel haftasını değerlendir
Bebek 38.38. haftada doğmuş (term) ancak 2200 gram2200\text{ gram} olduğu için düşük doğum ağırlıklıdır (LBW/SGA).
Düşük doğum ağırlıklı bebeklerde demir desteği başlama zamanı ve dozu normal kilolu term bebeklerden farklıdır.
2
Vitamin D profilaksisi kuralını hatırla
Tüm bebeklerde (term/preterm) doğumdan itibaren veya ilk hafta içinde 400 IU/gu¨n400\text{ IU/gün} D vitamini başlanmalı ve 11 yaşına kadar sürdürülmelidir.
Raşitizm (ricketts) profilaksisi için standart doz budur.
3
Düşük doğum ağırlıklı bebekler için demir desteği kurallarını uygula
Ağırlığı 2500 gramın2500\text{ gramın} altında olan bebeklerde demir desteği kronolojik 2.2\text{.} ayda 2 mg/kg/gu¨n2\text{ mg/kg/gün} dozunda başlanmalıdır.
Bu bebeklerde fetal dönemde depolanan demir miktarı yetersizdir ve büyüme hızı yüksektir.

Anahtar Kavram

Düşük doğum ağırlıklı (LBW) bebeklerde demir desteği, doğum haftasından bağımsız olarak (term olsa dahi) 2. ayda başlanmalı ve doz 2 mg/kg/gün olmalıdır.

Daha Fazla Pratik

Preterm bebeklerde demir desteği başlama kriterlerini (doğum ağırlığına göre doz değişiklikleri) tekrar edebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 53Soru

Anne sütünün biyokimyasal içeriği, immünolojik koruyucu bileşenleri ve klinik emzirme yönetimi ile ilgili yapılan bir panelde sunulan aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anne sütünde whey/kazein oranı yaklaşık 60/4060/40 olup, temel whey proteini olan alfa-laktalbümin; inek sütünde bulunan ve alerjenitesi yüksek olan beta-laktoglobulinin yerini alır.

Cevap

Anne sütünde whey/kazein oranı 60/4060/40 olup, temel whey proteini alfa-laktalbümindir ve inek sütündeki alerjenik beta-laktoglobulinin yerini alır.
Anne sütü, inek sütüne göre daha yüksek bir whey/kazein oranına (60/4060/40) sahiptir. Bu durum sütün midede daha yumuşak bir pıhtı oluşturmasını ve daha kolay sindirilmesini sağlar. Ayrıca anne sütündeki baskın whey proteini alfa-laktalbümin iken, inek sütünde insanlarda bulunmayan ve güçlü bir alerjen olan beta-laktoglobulin bulunur.

Adım Adım Çözüm

1
Protein içeriğinin analiz edilmesi
Anne sütünde protein miktarı düşüktür (0.91.20.9-1.2 g/dL) ancak biyolojik değeri yüksektir.
Böbrek solüt yükünü azaltmak ve sindirimi kolaylaştırmak için protein kompozisyonu özelleşmiştir.
2
Whey ve kazein oranlarının karşılaştırılması
Anne sütünde whey/kazein oranı 60/4060/40 iken, inek sütünde bu oran 20/8020/80'dir.
Yüksek whey oranı sütün daha hızlı boşalmasını ve yumuşak pıhtı oluşumunu sağlar.
3
Spesifik whey proteinlerinin belirlenmesi
Anne sütünün temel whey proteini alfa-laktalbümin iken, inek sütünde beta-laktoglobulindir.
Beta-laktoglobulin insan sütünde bulunmaz ve inek sütü protein alerjisinin en önemli nedenidir.

Anahtar Kavram

Anne sütünün biyokimyasal ve immünolojik üstünlükleri

İpuçları

1
Anne sütü ve inek sütü arasındaki protein türlerini (alfa-laktalbümin vs beta-laktoglobulin) hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Anne sütündeki yağ sindirimine yardımcı olan 'Bile Salt Stimulated Lipase (BSSL)' enziminin özelliklerini inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 54Soru

Türkiye'de yürütülen Ulusal Yenidoğan Tarama Programı (NTP) protokolüne göre, kistik fibrozis taraması amacıyla Guthrie kağıdına alınan topuk kanı örneğinde bakılan birincil laboratuvar parametresi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İmmünreaktif tripsinojen (İRT)

Cevap

İmmünreaktif tripsinojen (İRT), Ulusal Yenidoğan Tarama Programı kapsamında kistik fibrozis taramasında kullanılan birincil parametredir.
Türkiye'deki Ulusal Yenidoğan Tarama Programı protokolünde, kistik fibrozis şüphesi olan bebekleri belirlemek için topuk kanı örneğinde bakılan ilk belirteç İmmünreaktif tripsinojen (İRT) düzeyidir.

Adım Adım Çözüm

1
Ulusal Yenidoğan Tarama Programı (NTP) kapsamındaki hastalıkları hatırla.
NTP kapsamında Fenilketonüri, Hipotiroidi, Biyotinidaz eksikliği, Kistik Fibrozis, Kongenital Adrenal Hiperplazi ve SMA taranmaktadır.
Soruda sorulan parametrenin hangi hastalıkla ilişkili olduğunu belirlemek için kapsamı bilmek gerekir.
2
Kistik fibrozis tarama protokolünü gözden geçir.
Protokolde ilk basamakta topuk kanından İRT bakılır, yüksek çıkarsa ikinci bir örnekte tekrar bakılır veya doğrudan ter testine yönlendirilir.
Tarama ve tanı testleri arasındaki ayrımı yapmak doğru cevaba ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Ulusal Yenidoğan Tarama Programı (NTP) Hastalıkları ve Parametreleri:

HastalıkTarama Parametresi
FenilketonüriFenilalanin
Konjenital HipotiroidiTSH
Biyotinidaz EksikliğiEnzim Aktivitesi
Kistik FibrozisİRT (İmmünreaktif Tripsinojen)
Kongenital Adrenal Hiperplazi1717-OH Progesteron
Spinal Musküler Atrofi (SMA)SMN1 Gen Analizi
Tahmini Süre:45s
Soru 55Soru

1818 aylık bir çocuk, T.C. Sağlık Bakanlığı çocukluk çağı aşılama takviminde yer alan rutin aşılarının uygulanması amacıyla aile sağlığı merkezine getiriliyor. Çocuğun öyküsünden, aynı evde yaşadığı abisinin akut lenfoblastik lösemi (ALL) tanısıyla indüksiyon kemoterapisi aldığı ve bağışıklık sisteminin ileri derecede baskılandığı öğreniliyor. Bu klinik tablo göz önüne alındığında, sağlıklı olan çocuğun aşı takviminde yer alan aşağıdaki aşılardan hangisinin uygulanması, evdeki riskli birey nedeniyle uygun değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: OPA (Oral poliovirüs aşısı)

Cevap

Oral poliovirüs aşısı (OPA), canlı bir aşı olması ve dışkı yoluyla virüs saçılımı yaparak bağışıklığı baskılanmış ev temaslılarında enfeksiyon riski (VAPP) oluşturması nedeniyle bu durumda uygulanmamalıdır.
Oral poliovirüs aşısı (OPA), canlı zayıflatılmış virüs içerir ve aşılanan bireyin dışkısı ile uzun süre çevreye yayılabilir. Bağışıklık sistemi baskılanmış bireyler bu virüse maruz kaldığında aşıyla ilişkili paralitik poliomiyelit (VAPP) gelişme riski taşıdıkları için, bu kişilerin ev temaslılarına OPA uygulanması kontrendikedir. Bunun yerine inaktif polio aşısı (İPA) içeren kombine aşılar (DaBT-İPA-Hib gibi) güvenle kullanılabilir.

Adım Adım Çözüm

1
1818. ay aşılarını belirle.
T.C. Sağlık Bakanlığı takvimine göre 1818. ayda DaBT-İPA-Hib, OPA ve Hepatit A aşıları uygulanır.
Soruda bahsedilen yaş grubunun rutin aşılarını bilmek temel adımdır.
2
Ev temaslısının risk durumunu değerlendir.
Abi lösemi hastası ve kemoterapi alıyor; bu durum ciddi immün yetmezlik anlamına gelir.
Bağışıklığı baskılanmış bireylerle yaşayan sağlıklı çocuklarda bazı canlı aşılar risk oluşturabilir.
3
Canlı aşıların saçılım özelliklerini karşılaştır.
OPA virüsü dışkı ile saçılır ve temaslılarda hastalığa yol açabilir; KKK ve suçiçeği aşılarında ise bu risk klinik olarak dışlanmıştır.
OPA dışındaki canlı aşılar evdeki riskli bireye rağmen sağlıklı çocuğa uygulanabilirken, OPA kontrendikedir (yerine İPA tercih edilir).

Anahtar Kavram

İmmün yetmezliği olan bireylerin ev temaslılarına canlı oral polio aşısı (OPA) yapılmamalı, bunun yerine inaktif polio aşısı (İPA) içeren aşılar tercih edilmelidir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 56Soru

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve UNICEF tarafından bebek beslenmesinde "altın standart" olarak kabul edilen anne sütünün biyokimyasal içeriği ve inek sütü ile karşılaştırılmasına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnek sütündeki toplam protein miktarı anne sütünden yaklaşık üç kat fazla olmasına rağmen, anne sütündeki whey/kazein oranının (60/4060/40) daha yüksek olması sindirimi kolaylaştırır.

Cevap

İnek sütündeki toplam protein miktarının anne sütünden fazla olmasına rağmen, anne sütündeki whey/kazein oranının daha yüksek olması nedeniyle sindiriminin daha kolay olduğu ifadesi doğrudur.
Doğru olan seçenek, inek sütünün toplam protein miktarının anne sütünden fazla olduğunu ancak anne sütünün whey proteinleri açısından daha zengin (60/4060/40 oranında) olması sayesinde bebekte sindirim kolaylığı sağladığını vurgulayan ifadedir.

Adım Adım Çözüm

1
Protein içeriği ve kalitesini karşılaştırın.
Anne sütünde protein miktarı az (0.91.20.9-1.2 g/dL) iken inek sütünde fazladır (3.33.3 g/dL). Ancak anne sütü whey baskın (60/4060/40), inek sütü kazein baskındır (20/8020/80).
Whey proteinleri midede yumuşak pıhtı oluşturarak sindirimi kolaylaştırır.
2
Mineral oranlarını analiz edin.
Anne sütünde Ca/PCa/P oranı 2/12/1 iken inek sütünde bu oran 1.2/11.2/1 civarındadır.
Yüksek fosfor yükü kalsiyum emilimini bozar ve yenidoğan hipokalsemisine zemin hazırlar.
3
İmmünolojik bileşenlerin etki mekanizmasını değerlendirin.
sIgA mukozal koruma sağlar; laktoferrin ise demiri bağlayarak bakteriyostatik etki gösterir.
Bu bileşenler sistemik dolaşıma geçmek yerine sindirim kanalında lokal savunma hattı oluşturur.

Anahtar Kavram

Anne sütünün biyokimyasal üstünlüğü düşük protein miktarına karşın yüksek whey oranı ve optimal mineral biyoyararlanımı ile sağlanır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 57Soru

Ağır immün yetmezliği olan veya yoğun immünsüpresif tedavi alan hastaların sağlıklı ev içi temaslılarının aşılanması, bu kırılgan grubu enfeksiyonlardan korumak (koza stratejisi) açısından kritik öneme sahiptir.

Buna göre, evinde akut lenfoblastik lösemi (ALL) tanısıyla yoğun kemoterapi almakta olan bir kardeşi bulunan sağlıklı bir çocuğa, aşağıdaki aşılardan hangisinin uygulanması kesinlikle kontrendikedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Oral polio aşısı (OPA)

Cevap

Doğru yanıt Oral polio aşısıdır (OPA). Canlı aşı virüsünün dışkı yoluyla atılarak bağışıklığı baskılanmış kardeşe bulaşma ve paralitik polio yapma riski nedeniyle temaslılarda kontrendikedir.
Doğru cevap Oral polio aşısıdır (OPA). Canlı zayıflatılmış oral polio aşısı (Sabin suşu), bağırsaklarda çoğalır ve haftalar boyunca dışkı ile atılır. Ev içinde bağışıklık sistemi ağır baskılanmış bir birey (lösemi, SCID vb.) bulunduğunda, bu zayıflatılmış aşı virüsü hastaya fekal-oral yolla bulaşarak Aşı İlişkili Paralitik Polio (VAPP) enfeksiyonuna yol açabilir. Bu yüzden immün yetmezlikli hasta temaslılarında OPA kontrendikedir, daima İnaktif Polio Aşısı (İPA) kullanılmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın ve ev içi temaslısının bağışıklık durumunu analiz et.
Evde kemoterapi alan sekonder ağır immün yetmezlikli bir kardeş bulunmaktadır. Soru, bu hastayı korumak için sağlıklı kardeşin aşı yönetimini sorgulamaktadır.
İmmün yetmezlikli hastaların kendilerine canlı aşı yapılması kontrendikedir, ancak temaslılarındaki yönetim aşı virüsünün çevreye yayılma (shedding) potansiyeline göre değişir.
2
Seçeneklerdeki aşıların canlı/inaktif durumlarını ve bulaştırıcılık özelliklerini değerlendir.
İnaktif influenza ve DaBT-İPA-Hib inaktif aşılardır; bulaş riski taşımazlar. KKK, Suçiçeği ve OPA canlı aşılardır.
İnaktif aşılar temaslılarda her zaman güvenlidir. Canlı aşıların güvenliği ise virüsün sekresyonlar veya dışkı ile atılım yapıp yapmadığına bağlıdır.
3
Canlı aşıların temaslıya bulaşma potansiyelini karşılaştır.
KKK ve Suçiçeği virüsleri aşı sonrası çevreye anlamlı düzeyde yayılmaz, aksine hastayı korumak (koza stratejisi) için temaslıya yapılmaları gerekir. Ancak OPA dışkı ile haftalarca atılır ve immün yetmezlikli kişiye temasla bulaşarak Aşı İlişkili Paralitik Polio'ya (VAPP) neden olur.
Bu nedenle OPA, immün yetmezlikli hastaların ev içi temaslılarında kesinlikle kullanılmamalı, yerine İPA tercih edilmelidir.

Anahtar Kavram

İmmün yetmezlikli hasta temaslılarında aşılama prensipleri

İpuçları

1
Soruda immün yetmezlikli hastanın kendisine değil, sağlıklı kardeşine yapılacak aşı sorgulanmaktadır.
2
Sağlıklı temaslılara yapılan ölü aşıların hastaya zararı yoktur. Canlı aşıların güvenliği ise aşı virüsünün vücut dışına atılıp atılmadığına (shedding) bağlıdır.
3
Seçenekler arasında dışkı yoluyla en fazla atılan ve temaslıda paralizi yapma riski taşıyan canlı virüs aşısını bulmalısınız.

Daha Fazla Pratik

Primer immün yetmezlikli çocukların kendilerine yapılması kesinlikle kontrendike olan aşıları gözden geçiriniz.

Alternatif Yöntem

Koza Stratejisi (Cocooning) kuralını hatırlayın: Yenidoğanları ve immün yetmezlikli hastaları korumak için etrafındaki herkes aşılanmalıdır. Ancak aşılanan kişinin etrafa enfeksiyöz ajan saçmaması gerekir. OPA dışkıyla saçıldığı için bu kuralı bozan temel istisnadır.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 58Soru

30.30. gebelik haftasında, 1250 gram1250\text{ gram} ağırlığında doğan ve şu an postnatal 22 aylık olan sağlıklı bir bebek, rutin çocuk sağlığı izlemine getirilmiştir. Sadece anne sütü ve anne sütü zenginleştirici (fortifier) ile beslendiği öğrenilen bu bebek için, güncel ulusal pediatri rehberleri ve T.C. Sağlık Bakanlığı protokolleri doğrultusunda önerilmesi gereken günlük D vitamini ve demir profilaksisi dozları aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 400 IU400\text{ IU} D vitamini + 3 mg/kg3\text{ mg/kg} demir

Cevap

Günlük 400 IU400\text{ IU} D vitamini ve 3 mg/kg3\text{ mg/kg} elemental demir verilmelidir.
Çocuk sağlığı izlem protokollerine göre, 10001500 gram1000-1500\text{ gram} ağırlığında doğan (VLBW) bebeklere postnatal 2.2. ayda (veya doğum ağırlığı iki katına çıktığında) 3 mg/kg/gu¨n3\text{ mg/kg/gün} dozunda elemental demir başlanmalıdır. D vitamini profilaksisi ise doğumdan itibaren (genellikle ilk günlerde) 400 IU/gu¨n400\text{ IU/gün} olarak sürdürülür.

Adım Adım Çözüm

1
Bebeğin doğum ağırlığını ve gestasyonel yaşını analiz et.
Bebek 1250 gram1250\text{ gram} (Çok Düşük Doğum Ağırlıklı - VLBW) ve 3030 haftalık (Prematüre) doğmuştur.
Profilaktik dozlar doğum ağırlığına göre stratifiye edilmektedir.
2
Demir profilaksisi dozunu belirle.
10001500 gram1000-1500\text{ gram} arası doğan bebeklerde önerilen doz 3 mg/kg/gu¨n3\text{ mg/kg/gün}'dür.
Prematüre bebeklerin demir depoları miyadında doğanlara göre daha azdır ve büyüme hızları nedeniyle ihtiyaçları daha yüksektir.
3
D vitamini profilaksisi dozunu belirle.
Tüm bebekler için (preterm/term fark etmeksizin) doz 400 IU/gu¨n400\text{ IU/gün}'dür.
Ulusal D vitamini profilaksi programı miyad farkı gözetmeksizin standart doz önerir.

Anahtar Kavram

Prematüre ve düşük doğum ağırlıklı bebeklerde demir profilaksisi dozu doğum ağırlığına göre değişirken, D vitamini dozu sabittir.

Daha Fazla Pratik

Demir profilaksisinin term bebeklerde 4.4. ayda, prematürelerde ise en geç 2.2. ayda başlanması gerektiğini unutmayın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 59Soru

Orak hücreli anemi tanısı ile takip edilen 2626 aylık bir kız çocuk, rutin sağlık kontrolüne getirilmiştir. Özgeçmişinden; Sağlık Bakanlığı çocukluk çağı bağışıklama takvimine uygun olarak tüm aşılarının (en son 12.12. ayda KKK, suçiçeği ve KPA13; 18.18. ve 24.24. ayda ilgili diğer aşılar) yapıldığı öğrenilmiştir. Fizik muayene bulguları yaşıyla uyumlu ve doğaldır.

Bu çocukta pnömokok enfeksiyonlarından korunmanın devamı için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hemen bir doz 2323 valanlı polisakkarit pnömokok aşısı (PPA23) uygulanmalı; ilk dozdan 55 yıl sonra bir doz PPA23 tekrarı yapılmalıdır.

Cevap

Hemen bir doz 23 valanlı polisakkarit pnömokok aşısı (PPA23) uygulanmalı ve 5 yıl sonra bu doz tekrarlanmalıdır.
Doğru yaklaşım, asplenik olan 2 yaşından büyük çocuğa, KPA13 serisi tamamlandığı için genişletilmiş koruma sağlayan PPA23'ün uygulanması ve aspleniye özel kural gereği 5 yıl sonra bu dozun bir kez tekrarlanmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Risk durumunu belirle
Orak hücreli anemi = Fonksiyonel aspleni = Pnömokok için yüksek risk grubu.
Asplenik hastalar kapsüllü bakterilere karşı yüksek duyarlılığa sahiptir.
2
Mevcut bağışıklama durumunu kontrol et
Çocuk 26 aylık ve Sağlık Bakanlığı takvimine göre 2, 4, 12. aylarda KPA13 dozlarını almış.
PPA23 uygulanması için son KPA13 dozunun üzerinden en az 8 hafta geçmiş olması gerekir.
3
Aşı türü ve yaş sınırını değerlendir
26 aylık (>24 ay) olduğu için PPA23 (polisakkarit aşı) uygulanabilir.
Polisakkarit aşılar 2 yaş altındaki çocuklarda yeterli immün yanıt oluşturmazlar.
4
Tekrar doz (rapel) kuralını uygula
Aspleni ve diğer bazı yüksek riskli durumlarda ilk PPA23'ten 5 yıl sonra bir doz daha PPA23 yapılır.
Yüksek riskli popülasyonda zamanla azalan antikor seviyelerini desteklemek için tek bir rapel doz önerilir.

Anahtar Kavram

Yüksek riskli çocuklarda (aspleni vb.) pnömokok bağışıklama protokolü

Daha Fazla Pratik

Bağışıklık yetmezliği olan çocuklarda canlı aşıların (KKK, Suçiçeği) kontrendikasyonlarını gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 60Soru

77 aylık sağlıklı bir süt çocuğunun rutin poliklinik kontrolünde annesi, tamamlayıcı beslenme sürecinde bebeğine ev yapımı sebze çorbaları hazırladığını; besleyiciliği artırmak için çorbaya kıyma yerine haşlanmış etin suyunu eklediğini ve bebeğin iştahını artırmak amacıyla yemeklere az miktarda sofra tuzu ilave ettiğini belirtmektedir. Bu bebeğin beslenmesiyle ilgili hekimin yapacağı aşağıdaki uyarılardan hangisi en doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Et suyu demir ve çinko açısından kıymanın yerini tutmaz; ayrıca böbrek solüt yükünü artırmamak için bir yaşına kadar yemeklere tuz eklenmemelidir.

Cevap

Et suyunun demir ve çinko açısından yetersiz olduğunu ve tuzun böbrek solüt yükünü artırdığı için bir yaşına kadar yasak olduğunu belirten seçenektir.
Doğru seçenekte vurgulandığı gibi, et suyu kıymanın yerini tutabilecek düzeyde demir ve çinko içermez. Ayrıca bebeklerde böbrek fonksiyonları tam gelişmediğinden, böbrek solüt yükünü artırmamak adına 11 yaşına kadar yemeklere tuz eklenmesi kesinlikle önerilmez.

Adım Adım Çözüm

1
Et suyu ve kıyma arasındaki besin değeri farkını analiz et.
Etin içeriğindeki demir, çinko ve proteinin büyük çoğunluğu etin lifli yapısındadır; haşlama suyuna bu öğeler geçmez.
Süt çocuklarında demir depoları 66. ayda tükendiği için dışarıdan biyoyararlanımı yüksek demir kaynaklarının (kıyma vb.) alınması şarttır.
2
Bebeklerde tuz kullanımının fizyolojik etkisini değerlendir.
Süt çocuklarının böbrekleri henüz yüksek sodyum yükünü konsantre edip atacak olgunluğa erişmemiştir.
Yüksek tuz alımı, böbrek solüt yükünü artırarak dehidratasyon ve uzun vadede hipertansiyon riskini tetikler.

Anahtar Kavram

Tamamlayıcı beslenmede demir takviyesi için kıyma kullanımı ve böbrek sağlığı için tuz kısıtlaması.
Tahmini Süre:1m 0s
ÖncekiSayfa 3 / 19Sonraki
Genel Pediatri Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 3 | Examkin