Gastroenteroloji

431 soru

Soru 41Soru

4848 yaşında kadın hasta, sistemik skleroz tanısıyla 1010 yıldır takip edilmektedir. Son 66 aydır giderek artan karın şişkinliği, yaygın karın ağrısı ve günde 454-5 kez olan, klozetin yüzeyinden zor temizlenen, pis kokulu dışkılama şikayetleri başlamıştır. Hastanın fizik muayenesinde ciltte gerginlik, sklerodaktili, Raynaud fenomeni ve batında yaygın timpanizm saptanmıştır. Laboratuvar tetkiklerinde; hemoglobin 9.89.8 g/dL, MCV 112112 fL, serum B12B_{12} vitamini 120120 pg/mL (N: 200900200-900), folat 2424 ng/mL (N: 3173-17) ve albumin 3.23.2 g/dL olarak ölçülmüştür. Periferik yaymada hipersegmente nötrofiller görülmüştür.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnce bağırsakta aşırı bakteri çoğalması (SİBO)

Cevap

İnce bağırsakta aşırı bakteri çoğalması (SİBO)
Sistemik skleroz hastalarında bağırsak motilitesinin azalması intestinal staza yol açarak ince bağırsakta aşırı bakteri çoğalmasına (SİBO) zemin hazırlar. SİBO'nun en karakteristik laboratuvar bulgusu, bakterilerin B12B_{12} vitaminini kullanması sonucu gelişen B12B_{12} eksikliği ve aynı bakterilerin folat sentezlemesi sonucu görülen serum folat yüksekliğidir. Steatorre ise safra tuzlarının bakteriler tarafından dekonjüge edilmesi sonucu yağ emiliminin bozulmasından kaynaklanır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın temel hastalığını ve bağırsak üzerindeki etkisini değerlendir.
Sistemik skleroz (skleroderma), intestinal düz kas atrofisi ve fibrozis yaparak motilite bozukluğuna (intestinal psödo-obstrüksiyon) ve staza neden olur.
Intestinal staz, bakterilerin ince bağırsakta anormal şekilde kolonize olması için en önemli risk faktörüdür.
2
Klinik semptomları malabsorbsiyon açısından analiz et.
Pis kokulu ve yağlı dışkılama (steatorre) ile karın şişkinliği, yağların ve karbonhidratların sindiriminin bozulduğunu gösterir.
Bakteriler safra tuzlarını dekonjüge ederek yağ miseli oluşumunu engeller ve steatorreye yol açar.
3
Laboratuvar bulgularındaki vitamin dengesini yorumla.
Düşük B12B_{12} düzeyi ve yüksek folat düzeyi (dissosiye vitamin profili) saptanmıştır.
İnce bağırsaktaki aşırı bakteri yükü, hostun alacağı B12B_{12} vitaminini tüketirken (rekabet), yan ürün olarak folat sentezler ve serum folat düzeyini yükseltir.
4
Ayırıcı tanıda anemi tipini netleştir.
Yüksek MCV ve hipersegmente nötrofiller megaloblastik anemiyi gösterir, bu da B12B_{12} eksikliğiyle uyumludur.
SİBO, megaloblastik anemiye neden olabilen nadir malabsorbsiyon nedenlerinden biridir.

Anahtar Kavram

Sistemik skleroz zemininde gelişen SİBO vakalarında, bağırsak bakterilerinin B12B_{12}'yi tüketip folat sentezlemesi sonucu 'düşük B12B_{12} - yüksek folat' tablosu oluşur.

Daha Fazla Pratik

SİBO tanısında altın standart yöntemin jejunal aspirat kültürü (>103>10^3 veya 10510^5 CFU/mL) olduğunu ve non-invaziv testler arasında glukoz veya ksiloz nefes testlerinin kullanıldığını hatırlayınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 42Soru

55 yaşında kadın hasta, son 6 aydır ilerleyici yutma güçlüğü (disfaji) ve kilo kaybı şikayetiyle başvuruyor. Öyküsünde 20 yıldır gastroözofageal reflü hastalığı (GÖRH) tanısı olduğu ve düzensiz proton pompası inhibitörü (PPİ) kullandığı öğreniliyor. Fizik muayenede belirgin bir patoloji saptanmıyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde; özofagus alt ucunda, gastroözofageal bileşkenin hemen üzerinde, lümeni daraltan, ülserovejetan kitle görünümü izleniyor ve biyopsi alınıyor. Biyopsi sonucu 'İntestinal metaplazi zemininde gelişmiş adenokarsinom' olarak raporlanıyor. Hastanın evreleme amaçlı çekilen PET-CT'sinde uzak metastaz saptanmıyor.

Bu hastada prognozu belirlemede ve tedavi planlamasında en kritik olan, tümörün T evresini (invazyon derinliğini) en doğru gösteren tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Endoskopik Ultrasonografi (EUS)

Cevap

Endoskopik Ultrasonografi (EUS)
Endoskopik Ultrasonografi (EUS), özofagus kanserlerinde T evresini (tümörün duvar katmanlarına invazyon derinliğini) ve rejyonel lenf nodu tutulumunu (N evresi) belirlemede en duyarlı (%80-90 doğruluk) yöntemdir. Tedavi kararında (örneğin; endoskopik mukozal rezeksiyonun yeterli olup olmayacağı veya neoadjuvan tedavi gerekliliği) T evresi kritik olduğundan, uzak metastazı olmayan hastalarda EUS mutlaka yapılmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu ve tanısını analiz et.
Hasta 55 yaşında, kronik reflü zemininde gelişen özofagus adenokarsinomu tanısı almış.
Tanı kesinleşmiş (biyopsi ile), soru evreleme ve tedavi planı üzerine.
2
Sorunun neyi sorduğunu belirle.
T evresini (invazyon derinliğini) en doğru gösteren tetkik soruluyor.
Özofagus kanserinde tedavi (mukozal rezeksiyon vs cerrahi vs kemoradyoterapi) T evresine göre değişir.
3
Seçeneklerdeki görüntüleme yöntemlerinin özofagus kanseri evrelemesindeki yerini karşılaştır.
Toraks BT ve PET-CT metastaz taramasında; EUS ise lokal invazyon (T) ve rejyonel lenf nodu (N) değerlendirmesinde altın standarttır.
EUS, özofagus duvarını histolojik katmanlara benzer şekilde (mukoza, submukoza, muskularis propria, adventisya) görüntüleyebilen tek yöntemdir.

Anahtar Kavram

Özofagus Kanserinde Evreleme Yöntemleri

İpuçları

1
Tümörün 'ne kadar derine indiğini' (T evresi) anlamak için duvarın katmanlarını (mukoza, kas tabakası vb.) tek tek görebilmek gerekir.
2
Dışarıdan çekilen filmler (BT, PET) tüm vücudu tarar ama özofagus duvarının milimetrik katmanlarını ayıramaz. İçeriden ses dalgaları ile bakmak gerekir.

Daha Fazla Pratik

Özofagus kanserinde neoadjuvan tedavi endikasyonlarını gözden geçiriniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 43Soru

3939 yaşında kadın hasta, son 1.51.5 yıldır özellikle katı gıdalara karşı belirginleşen yutma güçlüğü ve göğüs arkasında şiddetli yanma (pirozispirozis) şikayetleri ile başvuruyor. Hastanın fizik muayenesinde el parmak derisinde kalınlaşma ve gerginlik (sklerodaktilisklerodaktili) saptanırken; öyküsünde soğuk maruziyeti ile ellerde solukluk ve ardından morarma (RaynaudRaynaud fenomeni) olduğu öğreniliyor. Yapılan özofagus manometrisinde özofagus distal gövdesinde kontraksiyonların izlenmediği (aperistaltizmaperistaltizm) saptanıyor.

Bu hasta için en olası ek manometrik bulgu ve tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Düşük alt özofagus sfinkter istirahat basıncı - Sistemik skleroz

Cevap

Düşük alt özofagus sfinkter basıncı ve sistemik skleroz tanısı en olası tablodur.
Sistemik skleroz (skleroderma) hastalarının yaklaşık %75\%75-9090'ında özofagus tutulumu görülür. Patolojide özofagus düz kaslarında atrofi ve fibrozis hakimdir. Bu durum manometride distal özofagusta aperistaltizm (kontraksiyon yokluğu) ve alt özofagus sfinkterinde (AÖS) belirgin basınç düşüklüğü (hipotoni) olarak yansır. Hastadaki Raynaud fenomeni ve sklerodaktili bulguları bu sistemik tanıyı desteklemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların sentezlenmesi
Hastadaki Raynaud fenomeni ve sklerodaktili, sistemik sklerozun (skleroderma) sistemik tutulumuna işaret eder.
Bu bulgular bağ dokusu hastalıkları içinde özellikle skleroderma için karakteristiktir.
2
Özofageal tutulumun patofizyolojisini belirleme
Sistemik sklerozda özofagusun distal 2/32/3'lük kısmındaki düz kaslarda atrofi ve fibrozis gelişir.
Çizgili kaslardan oluşan proksimal özofagus korunurken, düz kas tutulumu peristaltizm kaybına yol açar.
3
Manometrik bulguları Akalazya ile karşılaştırma
Akalazyada AÖS basıncı yüksek iken, sistemik sklerozda AÖS basıncı düşüktür (hipotonik sfinkter).
Her iki hastalıkta da gövde aperistaltizmi görülmesi en önemli ayırıcı tanı basamağını AÖS basıncı yapar.

Anahtar Kavram

Sistemik sklerozda özofagus tutulumu; distal aperistaltizm ve düşük alt özofagus sfinkter (AÖS) basıncı ile karakterizedir.

Daha Fazla Pratik

Sistemik skleroz hastalarında özofagus tutulumuna bağlı gelişen şiddetli gastroözofageal reflünün komplikasyonu olan Barrett özofagusu ve striktür gelişimini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 44Soru

3838 yaşında kadın hasta, son birkaç haftadır yemeklerden sonra azalan ancak açlık durumunda şiddetlenen epigastrik ağrı şikayetiyle başvuruyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde duodenum bulbusunda 11 cm çapında aktif ülser saptanıyor ve antrumdan alınan biyopsi örneğinde H.pyloriH. pylori pozitifliği izleniyor. Hastanın tıbbi öyküsünde penisilin kullanımına bağlı anafilaksi geliştiği bilindiğine göre, bu hasta için en uygun birinci basamak eradikasyon tedavisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: PPI + Bizmut subsitrat + Metronidazol + Tetrasiklin

Cevap

Proton pompa inhibitörü (PPIPPI), Bizmut subsitrat, Metronidazol ve Tetrasiklin kombinasyonundan oluşan bizmutlu dörtlü tedavi, penisilin anafilaksisi olan hastalarda en uygun birinci basamak yaklaşımdır.
Doğru yanıt olan bizmutlu dörtlü tedavi (Proton pompa inhibitörü, Bizmut subsitrat, Metronidazol ve Tetrasiklin), hem penisilin alerjisi olan hastalarda amoksisilin kullanımına güvenli bir alternatif sunması hem de yüksek direnç oranlarının olduğu bölgelerde bile etkinliğini koruması nedeniyle güncel kılavuzlarda birinci basamak tedavi olarak önerilmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik durumunu ve kontrendikasyonlarını belirle.
Aktif duodenal ülser ve H.pyloriH. pylori enfeksiyonu mevcut; ancak penisiline bağlı anafilaksi öyküsü amoksisilin kullanımını imkansız kılıyor.
Tedavi seçimi hastanın alerji öyküsüne göre şekillendirilmelidir.
2
Güncel kılavuzlara göre penisilin alerjisi olan hastalarda önerilen rejimleri değerlendir.
Kılavuzlar (Maastricht VI gibi) bu durumda bizmutlu dörtlü tedaviyi ilk seçenek olarak önermektedir.
Bizmutlu dörtlü tedavi, antibiyotik direncinden daha az etkilenen ve yüksek eradikasyon oranına sahip bir rejimdir.
3
Seçenekler arasından uygun ilaç bileşenlerini içeren rejimi seç.
PPIPPI + Bizmut + Metronidazol + Tetrasiklin kombinasyonu seçilir.
Bu kombinasyon penisilin içermez ve hastanın klinik tablosuna en uygun eradikasyon şemasıdır.

Anahtar Kavram

H. pylori eradikasyonunda penisilin alerjisi (özellikle tip 1 aşırı duyarlılık/anafilaksi) varlığında bizmutlu dörtlü tedavi (PPIPPI + Bizmut + Metronidazol + Tetrasiklin) ilk tercih edilen rejimdir.

İpuçları

1
Hastanın özgeçmişindeki penisilin anafilaksisi, tedavi seçeneklerinizi daraltan en kritik bilgidir.
2
Penisilin alerjisi olanlarda amoksisilin içeren hiçbir rejim kullanılmamalıdır; bunun yerine bizmut içeren dörtlü rejimleri düşünün.

Daha Fazla Pratik

H. pylori eradikasyon başarısını kontrol etmek için en uygun testin ne olduğu ve tedaviden ne kadar süre sonra yapılması gerektiğini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 45Soru

4444 yaşında erkek hasta, rutin sağlık taramasında saptanan karaciğer enzim yüksekliği nedeniyle polikliniğe başvuruyor. Alkol veya ilaç kullanım öyküsü bulunmayan hastanın fizik muayenesi doğaldır. Laboratuvar sonuçları aşağıda verilmiştir:

ParametreSonuçReferans Aralığı
AST6868 U/L0400-40
ALT8282 U/L0400-40
Total Bilirubin1,21,2 mg/dL0,31,20,3-1,2
HBsAgPozitifNegatif
Anti-HBsNegatifNegatif
HBeAgNegatifNegatif
Anti-HBePozitifNegatif
Anti-HBc IgGPozitifNegatif
HBV-DNA2,4×1052,4 \times 10^5 IU/mL-

Bu hastadaki klinik ve laboratuvar tablodan sorumlu olan temel viral moleküler mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pre-core bölgesinde G1896AG1896A mutasyonu ile stop kodon oluşumu

Cevap

Bu hastadaki tablo, pre-core bölgesindeki G1896AG1896A mutasyonu sonucu HBeAg sentezinin durmasıyla karakterize HBeAg-negatif kronik hepatit B'dir.
Pre-core bölgesindeki G1896AG1896A mutasyonu, TGGTGG kodonunu TAGTAG stop kodonuna çevirerek translasyonu sonlandırır ve HBeAg sentezini tamamen durdurur. Hastada HBeAg negatif olmasına rağmen HBV-DNA'nın yüksek olması bu 'pre-core mutant' varyantın varlığını kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Serolojik belirteçlerin analizi
Hastanın HBsAg pozitifliği kronik bir enfeksiyonu, Anti-HBc IgG pozitifliği ise durumun akut olmadığını gösterir.
Tanı basamaklarını belirlemek için önce enfeksiyonun evresini tanımlamak gerekir.
2
Virolojik replikasyonun değerlendirilmesi
HBV-DNA düzeyinin yüksek (>2000> 2000 IU/mL) olması ve ALT yüksekliği, aktif bir karaciğer iltihabı (hepatit) olduğunu gösterir.
İnaktif taşıyıcılık ile kronik hepatit ayrımı tedavi kararı için kritiktir.
3
HBeAg ve Anti-HBe durumunun yorumlanması
HBeAg'nin negatif olmasına rağmen virüsün aktif replike olması, bir mutasyon varlığını doğrular.
Normalde aktif replikasyonda HBeAg pozitifliği beklenir; yokluğu pre-core veya core promoter mutantlarını düşündürür.
4
Moleküler mekanizmanın belirlenmesi
En sık görülen mekanizma pre-core bölgesindeki stop kodon oluşumudur.
HBeAg üretimini tamamen kesen temel genetik değişiklik G1896AG1896A mutasyonudur.

Anahtar Kavram

HBeAg-negatif kronik hepatit B (Pre-core mutant)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 46Soru

7474 yaşında kadın hasta, bilinen safra kesesi taşları öyküsüyle acil servise başvuruyor. Yaklaşık 1212 saat önce ani başlayan şiddetli sağ üst kadran ağrısı, titreme ile yükselen 39.5C39.5^\circ C ateş ve halsizlik şikayetleri mevcut. Fizik muayenesinde skleralar ikterik, konfüzyon tablosu hakim, kan basıncı 88/5488/54 mmHgmmHg ve nabız 118118 atım/dakikaatım/dakika saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde lökositoz (24.000/mm324.000/mm^3), total bilirubin 5.25.2 mg/dLmg/dL ve alkalen fosfataz (ALPALP) düzeyinde belirgin artış izleniyor. Bu klinik tabloya sahip hastada Tokyo 20182018 (TG18TG18) kılavuzlarına göre en uygun ve öncelikli yönetim yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kristaloid resüsitasyonu ve geniş spektrumlu antibiyoterapiyi takiben acil (en kısa sürede) biliyer dekompresyon (ERCP veya PTK) uygulanması

Cevap

Kristaloid resüsitasyonu ve geniş spektrumlu antibiyoterapiyi takiben acil biliyer dekompresyon uygulanması
Hastada saptanan ateş, sarılık ve sağ üst kadran ağrısı (Charcot triadı) ile birlikte hipotansiyon ve bilinç değişikliği (Reynolds pentadı) mevcuttur. Tokyo 2018 kılavuzlarına göre bu tablo, kardiyovasküler ve nörolojik sistem yetmezliği bulguları nedeniyle Grade III (Ağır) Akut Kolanjit olarak tanımlanır. Bu durumda en uygun yaklaşım, agresif resüsitasyon ve antibiyoterapi ile eş zamanlı olarak tıkanıklığın giderilmesi amacıyla acil (en kısa sürede) biliyer drenajdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Charcot triadı (Ateş, ağrı, ikter) + Hipotansiyon + Konfüzyon = Reynolds pentadı
Hastanın klinik tablosunu ve ağırlığını belirlemek için.
2
Tokyo 2018 (TG18) kriterlerine göre şiddet derecelendirmesi
Kardiyovasküler (hipotansiyon) ve Nörolojik (konfüzyon) disfonksiyon nedeniyle Grade III (Ağır) Akut Kolanjit
Tedavi stratejisinin aciliyetini belirlemek için.
3
Yönetim planının oluşturulması
Organ desteği, antibiyoterapi ve acil biliyer drenaj (ERCP/PTK)
Biliyer sistemdeki tıkanıklığı gidererek sepsisin kaynağını kurutmak ve mortaliteyi azaltmak için.

Anahtar Kavram

Reynolds pentadı gösteren Grade III akut kolanjit vakalarında en öncelikli tedavi, hastanın stabilizasyonunu takiben acil biliyer drenajdır.

Daha Fazla Pratik

Akut kolanjit ve kolesistit ayrımında laboratuvar bulguları ile Murphy ve Charcot triadlarının kullanımını karşılaştıran vakaları inceleyin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 47Soru

Diffüz büyük B hücreli lenfoma tanısı alan 56 yaşındaki erkek hastaya Rituksimab içeren kemoterapi rejimi (R-CHOP) planlanmaktadır. Hastanın bilinen bir karaciğer hastalığı öyküsü yoktur. Tedavi öncesi yapılan viral hepatit tarama sonuçları aşağıdaki gibidir:

ParametreSonuç
AST24 U/L
ALT28 U/L
HBsAgNegatif
Anti-HBsNegatif
Anti-HBc IgGPozitif
HBV-DNANegatif

Bu hasta için Hepatit B virüsü (HBV) yönetimi açısından en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yüksek reaktivasyon riski nedeniyle antiviral profilaksi başlanmalıdır

Cevap

Yüksek reaktivasyon riski nedeniyle antiviral profilaksi başlanmalıdır seçeneği doğrudur.
Rituksimab kullanan hastalarda HBV reaktivasyon riski çok yüksektir (>%10). Bu hastalarda HBsAg negatif olsa bile, Anti-HBc IgG pozitifliği (okült HBV enfeksiyonu potansiyeli) varlığında antiviral profilaksi yapılması rehberler (AASLD, EASL) tarafından güçlü şekilde önerilir. Profilaksi kemoterapi süresince ve bitiminden sonra en az 12 ay (Rituksimab için) devam etmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Serolojik tablonun yorumlanması
HBsAg (-), Anti-HBs (-), Anti-HBc IgG (+) tablosu 'İzole Anti-HBc Pozitifliği' olarak tanımlanır.
Bu tablo, geçirilmiş ve iyileşmiş enfeksiyonu (ancak Anti-HBs kaybını) veya okült HBV enfeksiyonunu gösterebilir.
2
Risk grubunun belirlenmesi
Rituksimab kullanımı 'Yüksek Riskli' (>%10 reaktivasyon riski) kategorisindedir.
Anti-CD20 ajanları (Rituksimab), B lenfositleri baskıladığı için HBV reaktivasyonu açısından en riskli ilaç grubudur.
3
Tedavi kararının verilmesi
Yüksek riskli hastalarda HBsAg negatif olsa bile profilaktik antiviral (Entekavir veya Tenofovir) başlanmalıdır.
Reaktivasyon fulminan hepatite yol açabilir, bu nedenle sadece takip (pre-emptive yaklaşım) yerine profilaksi önerilir.

Anahtar Kavram

İmmünosüpresif Tedavide HBV Reaktivasyonu ve Profilaksi
Soru 48Soru

2626 yaşında kadın hasta, yaklaşık bir aydır devam eden günde 565-6 kez kanlı-mukuslu dışkılama ve sol alt kadran ağrısı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde batın sol alt kadranda hassasiyet saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde sedimentasyon ve C-reaktif protein (CRP) yüksekliği dışında özellik saptanmıyor. Yapılan kolonoskopik incelemede rektumdan itibaren proksimale doğru transvers kolona kadar kesintisiz devam eden mukoza ödemi, vasküler patern kaybı ve mukoza frajilitesi izleniyor. Bu hastada biyopsi örneğinin histopatolojik incelemesinde aşağıdakilerden hangisinin görülmesi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kript abseleri

Cevap

Kript abseleri, ülseratif kolitin aktif döneminde mukoza tabakasında görülen karakteristik bir histopatolojik bulgudur.
Klinik senaryodaki kesintisiz (sürekli) rektal tutulum ve mukoza frajilitesi gibi endoskopik bulgular hastanın Ülseratif Kolit olduğunu göstermektedir. Histopatolojik olarak, aktif ülseratif kolitte nötrofillerin intestinal kriptler içinde toplanmasıyla oluşan 'kript abseleri' tipiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomları değerlendir.
Genç hastada kanlı-mukuslu ishal, sol alt kadran ağrısı ve tenesmus varlığı inflamatuar bağırsak hastalığını (İBH) düşündürür.
Ülseratif kolit tipik olarak kanlı dışkılama ile karakterizedir.
2
Endoskopik bulguları analiz et.
Rektumdan başlayan proksimale doğru 'kesintisiz' (sürekli) devam eden tutulum, vasküler patern kaybı ve mukoza frajilitesi Ülseratif Kolit için tipiktir.
Crohn hastalığında tutulum genellikle atlamalı (skip lezyonlar) ve rektum korunuşu ile karakterizedir.
3
Tanıya uygun histopatolojik bulguyu seç.
Ülseratif kolitte inflamasyon mukoza/submukoza ile sınırlıdır ve kript abseleri anahtar bulgudur.
Granülomlar ve transmural tutulum Crohn hastalığını ayırt edici özelliklerdir.

Anahtar Kavram

Ülseratif kolit ve Crohn hastalığının klinik, endoskopik ve histopatolojik ayırıcı tanısı.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 49Soru

2828 yaşında kadın hasta, son 66 aydır devam eden, günde 343-4 kez olan, kan içermeyen sulu ishal ve yemeklerden sonra artan sağ alt kadran ağrısı şikayeti ile başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde tekrarlayan oral aft öyküsü mevcuttur. Fizik muayenesinde sağ alt kadranda palpasyonla hassas, fikse olmayan bir kitle saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde hemoglobin 10.210.2 g/dL, MCV 7676 fL, lökosit 11.50011.500/mm³, CRP 4242 mg/L (N: <55) saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Crohn hastalığı

Cevap

Sunulan klinik tablo (sağ alt kadran ağrısı, kitle, oral aftlar ve kronik seyir) en çok Crohn hastalığı ile uyumludur.
Doğru seçenek olan Crohn hastalığı, sindirim sisteminin herhangi bir bölümünü tutabilen, transmural inflamasyon yapan bir hastalıktır. Terminal ileum tutulumu en sık görülen formdur ve sağ alt kadran ağrısı, palpabl kitle (flegmon veya fibrozis nedeniyle) ve non-bloody ishal ile karakterizedir. Ayrıca oral aftlar Crohn hastalığında sık görülen bir ekstraintestinal bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik semptomların değerlendirilmesi
66 aylık kronik ishal, postprandial sağ alt kadran ağrısı ve oral aftlar saptandı.
Bu bulgular inflamatuar bağırsak hastalıklarını, özellikle de ince bağırsak tutulumu olan formları akla getirir.
2
Fizik muayene ve laboratuvar verilerinin analizi
Sağ alt kadranda hassas kitle, mikrositer anemi ve yüksek CRP saptandı.
Anemi ve CRP yüksekliği organik bir patolojiyi doğrular; sağ alt kadrandaki kitle ise transmural tutulum sonucu gelişen Crohn hastalığının (flegmon veya bağırsak anslarının birbirine yapışması) tipik bir bulgusudur.
3
Ayırıcı tanı yapılması
Kanlı ishalin olmaması ve kitlenin varlığı Crohn lehinedir.
Ülseratif kolit daha çok kolonik ve kanlı seyretmesiyle, enfeksiyöz nedenler ise daha akut seyretmesiyle dışlanır.

Anahtar Kavram

Crohn hastalığı, ağızdan anüse kadar her yeri tutabilen, transmural inflamasyonla karakterize, atlamalı lezyonlar gösteren bir hastalıktır ve sıklıkla terminal ileum tutulumu ile sağ alt kadran kitle/ağrısına neden olur.

Daha Fazla Pratik

Crohn hastalığında en sık görülen komplikasyon olan fistül formasyonlarını ve bunların cerrahi endikasyonlarını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 50Soru

3838 yaşında kadın hasta, yaklaşık 11 yıldır devam eden, yemeklerden sonra belirginleşen retrosternal yanma (pirozispirozis) şikayetiyle başvuruyor. Hastaya dış merkezde günde iki kez 4040 mg esomeprazol başlanmış ancak 1212 haftalık tedaviye rağmen semptomlarında düzelme olmamıştır. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde özofagus mukozası normal olarak saptanmıştır. Hastaya uygulanan 2424 saatlik pHpH-empedans monitorizasyonu sonuçları aşağıdadır:

ParametreSonuçNormal Değer
Asit Maruziyet Süresi (AETAET)%2,22,2< %44
Toplam Reflü Epizodu3232< 8080
Semptom İndeksi (SISI)%6565> %5050
Semptom İlişki Olasılığı (SAPSAP)%9898> %9595

Bu verilere göre, hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Reflü hipersensitivitesi

Cevap

Reflü hipersensitivitesi
Hastada PPI tedavisine yanıtsız tipik reflü semptomları mevcuttur ve endoskopi normaldir. 2424 saatlik pHpH-empedans monitorizasyonunda asit maruziyet süresinin (AETAET) normal sınırlarda (%2,22,2 < %44) olması, patolojik asit reflüsü olmadığını gösterir. Ancak semptomlar ile reflü epizotları arasında anlamlı bir ilişki bulunması (SISI > %5050 ve SAPSAP > %9595), hastanın fizyolojik reflü olaylarına karşı aşırı duyarlı olduğunu gösterir. Bu tablo Rome IV kriterlerine göre 'Reflü Hipersensitivitesi' olarak tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Endoskopi sonucunu değerlendir
Özofagus mukozası normal (erozif özofajit dışlandı).
Refrakter reflü semptomlarında ilk adım organik hasarı dışlamaktır.
2
Asit maruziyet süresini (AETAET) yorumla
AETAET = %2,22,2 (normal sınır olan <% 44 içinde).
Normal AETAET varlığında NERDNERD tanısı dışlanır.
3
Semptom-reflü ilişkisini (SISI ve SAPSAP) analiz et
SISI > %5050 ve SAPSAP > %9595 (anlamlı pozitif ilişki).
Semptomların (asidik veya non-asidik) reflü epizotlarıyla tetiklendiğini gösterir.
4
Rome IV kriterlerine göre tanı koy
Normal AETAET + Pozitif semptom-reflü ilişkisi = Reflü Hipersensitivitesi.
Bu kombinasyon hastanın fizyolojik reflüye karşı duyarlı olduğunu kanıtlar.

Anahtar Kavram

Rome IV Refrakter Reflü Tanı Algoritması

Daha Fazla Pratik

Reflü hipersensitivitesi olan hastalarda tedavide geleneksel PPIPPI yerine nöromodülatörlerin (örn. trisiklik antidepresanlar veya SSRISSRI'lar) kullanımı tartışılabilir.

Alternatif Yöntem

Lyon Konsensusu'na göre AETAET < %44 kesin normal, > %66 kesin anormal kabul edilir; aradaki değerlerde ek kriterlere bakılır.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 51Soru

Yemeklerden sonra ağza gıda artıkları gelmesi ve şiddetli ağız kokusu (halitozishalitozis) şikayetleri olan 7272 yaşındaki erkek hastanın fizik muayenesinde boyun sol tarafında yumuşak, palpasyonla gurgulama sesi alınan (BoyceBoyce belirtisi) bir kitle saptanıyor. Hastanın özgeçmişinde tekrarlayan akciğer enfeksiyonları öyküsü de mevcut olduğuna göre, bu hastada tanıyı doğrulamak için yapılması gereken en uygun ilk tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Baryumlu özofagus grafisi

Cevap

Zenker divertikülü şüphesi olan bir hastada yapılması gereken en uygun ilk tetkik baryumlu özofagus grafisidir.
Baryumlu özofagus grafisi, özofagusun proksimalindeki Killian üçgeninden çıkan divertikülü net bir şekilde gösteren, invaziv olmayan ve en güvenli tanı aracıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir
Regürjitasyon, halitozis ve boyunda Boyce belirtisi veren kitle Zenker divertikülünü işaret eder.
Sindirilmemiş gıdaların ağza gelmesi divertikül içinde birikimi gösteren spesifik bir bulgudur.
2
Tanısal yaklaşımı belirle
İnvaziv olmayan ve anatomik yapıyı gösteren baryumlu grafi tercih edilir.
Zenker divertikülünde endoskopi, cihazın divertikül içine girip perforasyon yapma riski nedeniyle tehlikelidir.

Anahtar Kavram

Zenker divertikülü tanısında altın standart ve en güvenli ilk tetkik baryumlu özofagus grafisidir.

İpuçları

1
Hastadaki regürjitasyon ve boyun kitlesi proksimal bir özofagus patolojisini düşündürür.
2
Özellikle perforasyon riskinden kaçınmak için invaziv olmayan bir görüntüleme seçilmelidir.

Daha Fazla Pratik

Zenker divertikülünün hangi anatomik üçgenden kaynaklandığını ve hangi kasların lifleri arasından geçtiğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 52Soru

Acil servise sağ üst kadranda ağrı, sarılık ve titreme ile yükselen ateş şikayetleriyle başvuran bir hastada yapılan incelemelerde; vücut ısısı 39,8C39,8^\circ C, lökosit sayısı 19.500/mm319.500/mm^3, serum albumin düzeyi 2,6g/dL2,6 g/dL (referans alt sınırı 4,0g/dL4,0 g/dL) ve total bilirubin düzeyi 4,2mg/dL4,2 mg/dL olarak saptanıyor. 7878 yaşında olan hastanın arteryel tansiyonu 120/80mmHg120/80 mmHg olup oryantasyonu tamdır. Bu klinik tabloya göre, Tokyo Guidelines 2018 (TG18) kriterlerine göre en olası tanısal evre ve önerilen safra yolu drenaj zamanlaması aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Grade II (Orta) akut kolanjit; antibiyotik tedavisi ile birlikte erken (244824-48 saat içinde) safra yolu drenajı

Cevap

Doğru yanıt olan seçenek, hastanın Grade II (Orta) akut kolanjit olarak sınıflandırılmasını ve ilk 244824-48 saat içinde (erken) safra yolu drenajı yapılmasını öngören seçenektir.
Tokyo Guidelines 2018 (TG18) kriterlerine göre, akut kolanjit tanısı konulan bir hastada; yaşın 7575 ve üzerinde olması, lökosit sayısının 12.000/mm312.000/mm^3 üzerinde olması, vücut ısısının 39C39^\circ C ve üzerinde olması veya serum albumin düzeyinin referans alt sınırının 0,70,7 katından düşük olması kriterlerinden en az ikisinin bulunması hastayı 'Grade II (Orta)' kategorisine sokar. Bu hastada bu kriterlerden dördü de mevcuttur. Grade II vakalarda en uygun yaklaşım, IV antibiyotik tedavisi başlanmasıyla birlikte ilk 244824-48 saat içinde (erken) biliyer drenaj (tercihen ERCP) uygulanmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik triadı değerlendir.
Ateş, sarılık ve ağrı (Charcot triadı) mevcudiyeti akut kolanjit ön tanısını doğrular.
Tanısal yaklaşımın ilk adımı klinik şüpheyi doğrulamaktır.
2
TG18 şiddet kriterlerini analiz et.
Yaş (787578 \geq 75), Ateş (39,839C39,8 \geq 39^\circ C), Lökosit (19.50012.00019.500 \geq 12.000) ve Albumin (2,6<2,82,6 < 2,8 [0.7x referans]) kriterlerinden dört tanesi pozitiftir.
En az iki kriterin varlığı hastayı 'Orta' (Grade II) grubuna dahil eder.
3
Organ disfonksiyonu kontrolü yap.
Tansiyon normal, kreatinin normal ve oryantasyon tam olduğu için Grade III (Ağır) dışlanır.
Tedavi aciliyetini belirlemek için organ yetmezliği varlığı kritiktir.
4
Yönetim planını belirle.
Grade II hastalar için önerilen yaklaşım, antibiyotik ile birlikte erken (244824-48 saat) drenajdır (ERCP/PTK).
Tokyo Guidelines 2018 (TG18) kanıta dayalı yönetim algoritması bunu gerektirir.

Anahtar Kavram

TG18 Akut Kolanjit Şiddet Sınıflandırması (Grade II kriterleri: yaş, ateş, lökosit, bilirubin, albumin) ve drenaj zamanlaması.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 53Soru

Kuşak tarzında karın ağrısı ve skleralarda sararma şikayeti ile başvuran 5858 yaşındaki erkek hastanın fizik muayenesinde sağ üst kadranda hassasiyet saptanıyor ancak Murphy bulgusu negatif olarak değerlendiriliyor. Laboratuvar bulgularında; Total Bilirubin 5,85,8 mg/dL, Direkt Bilirubin 4,14,1 mg/dL, ALP 420420 U/L, GGT 210210 U/L, AST 8585 U/L, ALT 9595 U/L ve Amilaz 110110 U/L (Normal: 2810028-100) saptanıyor. Transabdominal ultrasonografide safra kesesinde çok sayıda milimetrik taş izlenirken, ana safra kanalı (koledok) çapı 1111 mm olarak ölçülüyor; ancak kanal içerisinde net taş imajı seçilemiyor. Bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Endoskopik retrograd kolanjiyopankreatografi (ERCP)

Cevap

Yüksek risk kriterlerini karşılayan bu hastada en uygun yaklaşım Endoskopik retrograd kolanjiyopankreatografi (ERCP) uygulanmasıdır.
ASGE rehberlerine göre; ultrasonografide koledokta taş görülmesi, asendan kolanjit tablosu veya total bilirubinin 44 mg/dL'nin üzerinde olmasıyla birlikte dilate koledok saptanması hastayı 'yüksek risk' grubuna sokar. Bu gruptaki hastalarda MRCP veya EUS gibi tanısal testlerle zaman kaybetmeden doğrudan terapötik işlem olan ERCP yapılmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar verilerinin analiz edilmesi.
Hastada obstrüktif sarılık (Bilirubin > 4 mg/dL) ve dilate koledok (>6 mm) mevcudiyeti.
Koledokolitiyazis olasılığını derecelendirmek için gerekli ilk verilerdir.
2
ASGE (Amerikan Gastrointestinal Endoskopi Derneği) risk sınıflamasının uygulanması.
Hasta 'Yüksek Risk' (>%50 olasılık) grubuna girmektedir.
Bilirubin > 4 mg/dL olması ve ultrasonda dilate koledok görülmesi en güçlü öngördürücülerden biridir.
3
Tedavi planının belirlenmesi.
ERCP ile taşın çıkarılması ve drenaj sağlanması.
Yüksek riskli hastalarda tanısal testler (MRCP/EUS) yerine doğrudan tedavi edici yöntem tercih edilir.

Anahtar Kavram

Koledokolitiyazis Şüphesinde Risk Stratifikasyonu ve Yönetimi

İpuçları

1
Hastanın bilirubin değerinin 44 mg/dL üzerinde olması ve koledok çapının geniş olması hangi risk grubuna işaret eder?

Daha Fazla Pratik

Tokyo Guidelines 2018'e göre akut kolanjit tanısı ve Charcot triadını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 54Soru

4242 yaşında erkek hasta, 1010 yıldır HBsAgHBsAg pozitifliği nedeniyle takip edilmektedir. Son bir haftadır belirginleşen halsizlik, iştahsızlık ve idrar renginde koyulaşma şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde sklera ve cildin ikterik olduğu saptanan hastanın laboratuvar sonuçları aşağıda verilmiştir:

TetkikSonuç
ASTAST1180 U/L1180\ U/L
ALTALT1350 U/L1350\ U/L
Total Bilirubin5.8 mg/dL5.8\ mg/dL
HBsAgHBsAg(+)(+)
AntiHBc IgMAnti-HBc\ IgM()(-)
AntiHBc IgGAnti-HBc\ IgG(+)(+)
HBeAgHBeAg()(-)
AntiHBeAnti-HBe(+)(+)
AntiHDV IgMAnti-HDV\ IgM(+)(+)

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastadaki en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kronik Hepatit B zemininde Hepatit D süperenfeksiyonu

Cevap

Kronik Hepatit B zemininde Hepatit D süperenfeksiyonu
Doğru cevap olan kronik Hepatit B zemininde Hepatit D süperenfeksiyonu tanısı, hastanın 1010 yıldır bilinen HBsAgHBsAg pozitifliği (kronik zemin), laboratuvarında AntiHBc IgMAnti-HBc\ IgM negatifliği (akut HBV olmadığını doğrular) ve yeni gelişen klinik tabloya eşlik eden AntiHDV IgMAnti-HDV\ IgM pozitifliği (akut Delta enfeksiyonu) ile tam uyumludur. Süperenfeksiyonlarda genellikle transaminazlar belirgin yükselir ve kronikleşme riski ko-enfeksiyona göre çok daha yüksektir.

Adım Adım Çözüm

1
Hepatit B serolojisinin değerlendirilmesi
AntiHBc IgMAnti-HBc\ IgM negatif ve AntiHBc IgGAnti-HBc\ IgG pozitif.
Hastada mevcut olan Hepatit B enfeksiyonunun akut olmadığını, kronik bir zemine sahip olduğunu anlamak için gereklidir.
2
Delta serolojisinin değerlendirilmesi
AntiHDV IgMAnti-HDV\ IgM pozitif.
Hastadaki akut alevlenmeden sorumlu olan etkenin Delta virüsü olduğunu saptamak için bakılır.
3
Ko-enfeksiyon ve Süperenfeksiyon ayrımının yapılması
AntiHBc IgMAnti-HBc\ IgM negatif olduğu için tanı Süperenfeksiyondur.
Ko-enfeksiyonda hem BB hem DD virüsü aynı anda bulaştığı için her ikisinin de akut göstergeleri (HBc IgM ve HDV IgM) pozitif olmalıdır. Süperenfeksiyonda ise kronik bir HBV hastasına sonradan HDV eklenir.

Anahtar Kavram

Hepatit D ko-enfeksiyonu ve süperenfeksiyonunun serolojik ayırıcı tanısı.

İpuçları

1
Hastanın 1010 yıldır taşıyıcı olması, enfeksiyonun başlangıç zamanı hakkında önemli bir ipucudur.
2
Akut HBV tanısı için hangi serolojik markerın pozitif olması gerektiğini ve bu hastadaki durumunu karşılaştırın.
3
AntiHDV IgMAnti-HDV\ IgM pozitifliği varken AntiHBc IgMAnti-HBc\ IgM negatifliği saptanması, Delta virüsünün kronik bir taşıyıcıya 'eklendiğini' gösterir.

Daha Fazla Pratik

Hepatit D süperenfeksiyonunun prognozunu ve kronikleşme oranlarını ko-enfeksiyon ile karşılaştıran kaynakları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 55Soru

2222 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır özellikle süt ve dondurma gibi gıdalar tükettikten yaklaşık 11 saat sonra ortaya çıkan karın ağrısı, aşırı şişkinlik ve sulu ishal şikayetleri ile başvuruyor. Hastanın fizik muayenesi normal sınırlarda olup kilo kaybı saptanmıyor. Semptomların süt ürünlerini tüketmediği dönemlerde tamamen geçtiğini belirtiyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Laktoz intoleransı

Cevap

Süt tüketimiyle tetiklenen ve diyet kısıtlamasıyla düzelen klinik tablo Laktoz intoleransı olarak tanımlanır.
Doğru yanıt olan seçenek, hastanın şikayetlerinin tam olarak süt tüketimiyle tetiklenmesini ve diyet kısıtlamasıyla düzelmesini açıklar. Laktaz eksikliğinde emilemeyen laktoz, ince bağırsak lümeninde suyu tutarak ozmotik ishale; kolonda ise bakteriyel fermentasyon sonucu hidrojen gazı, metan ve karbondioksit oluşumuna yol açarak şişkinliğe neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın semptomlarının tetikleyici faktörünü belirle.
Semptomlar süt ve süt ürünleri tüketiminden kısa bir süre sonra (11 saat) ortaya çıkıyor.
Zamanlama, besin intoleransı veya hızlı gelişen ozmotik süreçleri düşündürür.
2
Klinik bulguları ve diyet ilişkisini değerlendir.
Şişkinlik, kramp ve sulu ishal mevcut; süt ürünleri kesildiğinde semptomlar tamamen düzeliyor.
Diyetle düzelme, laktaz enzim eksikliğine bağlı emilemeyen laktozun ozmotik yük oluşturduğunu doğrular.
3
Ayırıcı tanıda inflamatuar ve fonksiyonel nedenleri dışla.
Kilo kaybı olmaması ve fizik muayenenin normal olması malabsorpsiyon sendromlarını ve inflamatuar bağırsak hastalıklarını uzaklaştırır.
Basit laktaz eksikliğinde sistemik bulgu beklenmez.

Anahtar Kavram

Laktoz intoleransı, laktaz enzim eksikliği nedeniyle sindirilemeyen laktozun ince bağırsakta ozmotik yük oluşturması ve kolonda bakterilerce fermente edilmesi sonucu gelişir.

Alternatif Yöntem

Hidrojen nefes testi, laktoz intoleransı tanısında altın standart non-invaziv test olarak kullanılabilir.
Tahmini Süre:45s
Soru 56Soru

3535 yaşında erkek hasta, epigastrik bölgede yaklaşık 232-3 saattir devam eden ve özellikle yemeklerden 232-3 saat sonra ortaya çıkan kemirici tarzda ağrı şikayetiyle başvuruyor. Hasta, bu ağrının geceleri kendisini uykudan uyandırdığını ancak yemek yediğinde veya antiasit ilaç kullandığında hızla rahatladığını ifade ediyor. Bu klinik tabloya göre, hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Duodenal ülser

Cevap

Klinik bulgular (açlık ağrısı, gece ağrısı ve yemekle rahatlama) en çok duodenal ülser tanısını desteklemektedir.
Duodenal ülserli hastalarda mide asidi sekresyonu genellikle yüksektir. Yemekten 232-3 saat sonra midenin boşalmasıyla asidin duodenuma geçmesi ağrıyı başlatır. Yemek yendiğinde veya antiasit alındığında asit tamponlandığı için ağrı geçer. Ayrıca sirkadiyen ritme bağlı olarak gece yarısı asit sekresyonunun artması hastayı uykudan uyandırır.

Adım Adım Çözüm

1
Ağrı zamanlamasını analiz et
Ağrının yemeklerden 232-3 saat sonra (mide boşaldığında) ortaya çıkması 'açlık ağrısı' olarak tanımlanır.
Mide asidinin boş oniki parmak bağırsağına geçişi ağrıyı tetikler.
2
Rahatlatıcı faktörleri değerlendir
Yemek yemek ve antiasit kullanımı asidi tamponlayarak ağrıyı dindirir.
Bu durum duodenal patolojiler için karakteristiktir.
3
Gece ağrısını yorumla
Gece uykudan uyandıran ağrı, duodenal ülser için oldukça spesifik bir bulgudur.
Sirkadiyen asit sekresyonunun pik yaptığı saatlerde asit nötralizasyonunun olmaması ağrıya yol açar.

Anahtar Kavram

Peptik ülser tiplerinin ağrı karakteristiğine göre ayırıcı tanısı.

Daha Fazla Pratik

Duodenal ülserlerin en sık görüldüğü anatomik lokalizasyonu (bulbus) ve en sık görülen komplikasyonunu (kanama) gözden geçirin.
Tahmini Süre:45s
Soru 57Soru

32 yaşında sağlıklı bir erkek hastanın işe giriş muayenesi sırasında bakılan laboratuvar testlerinde hepatit serolojisi sonuçları şu şekildedir:

ParametreSonuç
HBsAgNegatif
Anti-HBsPozitif
Anti-HBc IgGPozitif
Anti-HBc IgMNegatif

Bu serolojik verilere göre, hastanın Hepatit B virüsü (HBV) ile ilgili klinik durumu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geçirilmiş ve bağışıklıkla sonuçlanmış HBV enfeksiyonu

Cevap

Geçirilmiş ve bağışıklıkla sonuçlanmış HBV enfeksiyonu
Laboratuvar bulgularında HBsAg'nin negatif, Anti-HBs'nin ise pozitif olması kişinin bağışık olduğunu gösterir. Anti-HBc IgG'nin pozitif olması ise bu bağışıklığın virüsün kendisiyle temas edilmesi (doğal enfeksiyon) sonucu oluştuğunu netleştirir. Bu tablo, kişinin geçmişte HBV ile enfekte olduğunu ancak virüsü temizleyerek kalıcı bağışıklık geliştirdiğini tanımlar.

Adım Adım Çözüm

1
HBsAg sonucunu değerlendir
HBsAg negatif
HBsAg negatifliği, hastada şu an için aktif (akut veya kronik) bir enfeksiyon olmadığını gösterir.
2
Anti-HBs sonucunu değerlendir
Anti-HBs pozitif
Anti-HBs'nin pozitif olması, vücudun virüse karşı koruyucu bir antikor geliştirdiğini ve bağışıklık kazandığını ifade eder.
3
Anti-HBc IgG sonucunu değerlendirerek bağışıklığın kaynağını belirle
Anti-HBc IgG pozitif
Bağışıklık aşı ile kazanılmış olsaydı Anti-HBc IgG negatif olurdu. Bu antikorun pozitifliği, kişinin gerçek virüsle karşılaştığını ve enfeksiyonu doğal yoldan atlattığını kanıtlar.

Anahtar Kavram

Hepatit B serolojik testlerinin (HBsAg, Anti-HBs, Anti-HBc) birlikte yorumlanarak bağışıklık tipinin (doğal vs aşı) ayırt edilmesi.
Soru 58Soru

34 yaşında kadın hasta, son 33 aydır giderek artan halsizlik, iştahsızlık ve diz eklemlerinde ağrı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde skleralar hafif ikterik saptanıyor, karaciğer kot kavsinde 2 cm2 \text{ cm} palpabl ve hassas bulunuyor. Laboratuvar incelemesinde şu sonuçlar elde ediliyor:

ParametreSonuçReferans
AST340 U/L340 \text{ U/L}<40<40
ALT410 U/L410 \text{ U/L}<40<40
Total Bilirubin45 mg/dL4{}5 \text{ mg/dL}03120{}3-1{}2
Alkalen Fosfataz110 U/L110 \text{ U/L}3012030-120
Total Protein88 g/dL8{}8 \text{ g/dL}60806{}0-8{}0
Albümin32 g/dL3{}2 \text{ g/dL}35503{}5-5{}0

Viral serolojisinde HBsAg negatif, Anti-HBs pozitif (100 mIU/mL100 \text{ mIU/mL}), Anti-HBc IgG negatif ve Anti-HCV negatif bulunuyor. Bu hasta için en olası ön tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Otoimmün hepatit

Cevap

Hastanın klinik ve laboratuvar bulguları (kadın cinsiyet, eklem ağrısı, hepatoselüler hasar ve yüksek globulin düzeyi) en çok otoimmün hepatit tanısını desteklemektedir.
Doğru yanıt olan seçenek, hastadaki klinik tabloyu (kadın cinsiyet, artralji) ve laboratuvar verilerini (hepatoselüler enzim yüksekliği ve belirgin protein gap) en iyi açıklayan tanıdır. Total protein ile albümin arasındaki farkın belirgin olması otoimmün hepatit için tipik bir bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir
34 yaşında kadın, halsizlik ve eklem ağrısı (artralji) mevcut.
Otoimmün hastalıklar kadınlarda ve sistemik semptomlarla (eklem ağrısı gibi) daha sık görülür.
2
Karaciğer enzim paternini analiz et
AST ve ALT belirgin yüksek, ALP normal sınırlarda.
Bu tablo kolestatik değil, hepatoselüler bir hasar olduğunu gösterir.
3
Protein elektroforezi verilerini yorumla
Total Protein (888{}8) - Albümin (323{}2) = 56 g/dL5{}6 \text{ g/dL} (Globulin yüksekliği).
Total protein ile albümin arasındaki farkın 4 g/dL4 \text{ g/dL} üzerinde olması (protein gap), otoimmün hepatitlerdeki poliklonal gamapatiyi gösterir.
4
Viral serolojiyi dışla
HBsAg (-) ve Anti-HBs (+) olması aşıyla kazanılmış bağışıklığı, Anti-HCV (-) olması HCV enfeksiyonu olmadığını gösterir.
Ayırıcı tanıda en sık görülen viral nedenler dışlanmalıdır.

Anahtar Kavram

Otoimmün hepatit tanısında genç kadın hasta, hepatoselüler enzim yüksekliği ve belirgin hipergamaglobulinemi (protein gap) birlikteliği tanı koydurucu en önemli ipucudur.

İpuçları

1
Hastanın cinsiyetine, eklem ağrısına ve total protein ile albümin arasındaki büyük farka odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Otoimmün hepatit şüphesi olan bu hastada tanıyı kesinleştirmek için bakılması gereken otoantikorları (ANA, SMA, LKM-1) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 59Soru

4242 yaşında kadın hasta, son bir aydır özellikle geceleri uyandıran ve yemek yemekle hafifleyen epigastrik ağrı şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenede epigastrik bölgede hafif hassasiyet dışında özellik saptanmıyor. Bu hastadaki anamnez bulguları göz önüne alındığında, en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Duodenum ülseri

Cevap

Duodenum ülseri
Duodenum ülseri ağrısı, mide asidinin boş duodenuma geçmesiyle tetiklenir ve tipik olarak yemeklerden 1.531.5-3 saat sonra veya gece yarısında ortaya çıkar. Gıda alımı pyloru kapatarak ve alkali sekresyonu uyararak duodenumdaki asidi tamponladığı için ağrı hafifler.

Adım Adım Çözüm

1
Ağrı karakterini analiz et
Geceleri uyandıran (noktürnal) ağrı ve gıda alımıyla rahatlama saptandı.
Peptik ülser tipleri arasında ayırıcı tanı yapabilmek için ağrının yemekle ilişkisi en önemli ipucudur.
2
Klinik paternleri karşılaştır
Açlık ağrısı duodenum ülseri ile tam uyumludur.
Mide ülserinde gıda alımı asit sekresyonunu ve mide hareketlerini uyararak ağrıyı tetiklerken, duodenum ülserinde gıdalar veya antasitler duodenumdaki asidi tamponlayarak ağrıyı dindirir.

Anahtar Kavram

Duodenum ve Gastrik Ülser Ayırıcı Tanısı

Alternatif Yöntem

Duodenum ülserlerinin neredeyse tamamının (%95'ten fazlası) H.H. pyloripylori ile ilişkili olduğu ve malignite riskinin gastrik ülserlere göre çok daha düşük olduğu hatırlanmalıdır.
Tahmini Süre:45s
Soru 60Soru

6262 yaşında erkek hasta, son 66 saattir devam eden melena ve kahve telvesi şeklinde kusma şikayetleri ile acil servise başvuruyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde duodenum bulbusu arka duvarında 1.5 cm1.5\text{ cm} çapında bir ülser saptanıyor. Ülser tabanında aktif fışkırır tarzda kanama izlenmiyor ancak belirgin bir "kanamayan görünür damar" (non-bleeding visible vessel) tespit ediliyor. Bu hastadaki endoskopik bulgunun Forrest sınıflaması ve en uygun yönetim stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Forrest IIa - Endoskopik hemostaz (hemoklip, termal koagülasyon veya kombine tedavi) ve yüksek doz proton pompası inhibitörü uygulanmalıdır.

Cevap

Kanamayan görünür damar bulgusu Forrest IIa olarak sınıflandırılır ve bu hastalarda endoskopik hemostaz ile birlikte yüksek doz PPİ tedavisi standart yaklaşımdır.
Üst gastrointestinal sistem kanamalarında Forrest sınıflaması prognoz ve tedavi yaklaşımı için kritiktir. Forrest IIa (kanamayan görünür damar), Forrest Ia ve Ib'den sonra yeniden kanama riski en yüksek olan gruptur (yaklaşık %43\%43). Bu nedenle, bu bulgu saptandığında mutlaka endoskopik hemostaz yöntemlerinden biri (hemoklip, termal prob veya epinefrin enjeksiyonu ile kombine edilmiş mekanik/termal yöntem) uygulanmalı ve ardından yüksek doz PPİ tedavisi verilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Endoskopik bulgunun analizi
Hastada 'kanamayan görünür damar' saptanmıştır.
Forrest sınıflamasında bu bulgu doğrudan evreyi belirler.
2
Forrest sınıflamasının belirlenmesi
Bulgu Forrest IIa olarak sınıflandırılır.
Kanamayan görünür damar, Forrest II alt grupları içinde en yüksek riskli olanıdır.
3
Yeniden kanama riskinin değerlendirilmesi
Yeniden kanama riski yaklaşık %4050\%40-50 civarındadır.
Bu yüksek risk oranı, aktif kanama (Forrest I) gruplarına yakındır.
4
Tedavi planının oluşturulması
Endoskopik tedavi (klips, termal veya enjeksiyon + ikinci modalite) ve intravenöz PPİ infüzyonu.
Yüksek riskli lezyonlarda mortalite ve cerrahi gereksinimini azaltmak için invaziv girişim şarttır.

Anahtar Kavram

Peptik ülser kanamalarında Forrest sınıflamasına göre risk belirlenmesi ve endoskopik tedavi endikasyonları.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 3 / 22Sonraki
Gastroenteroloji Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 3 | Examkin