Kardiyomiyopatiler ve Miyokardit

54 soru

Soru 1Soru →

3232 yaşında erkek hasta, son birkaç aydır eforla artan nefes darlığı ve göğüste sıkışma hissi şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenede sol sternal kenar boyunca duyulan, Valsalva manevrası ve ayağa kalkmakla (standing) şiddeti belirgin şekilde artan 3/63/6 derecesinde kaba bir sistolik ejeksiyon üfürümü saptanıyor. EKG'de sol ventrikül hipertrofisi ve prekordiyal derivasyonlarda derin 'septal' Q dalgaları izleniyor. Bu hastanın tedavisinde semptomların rahatlatılması ve diyastolik doluş süresinin artırılması amacıyla ilk seçenek olarak kullanılması gereken ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Metoprolol süksinat

Cevap

Metoprolol süksinat, Hipertrofik Obstrüktif Kardiyomiyopati (HOKM) hastalarında semptom kontrolü için ilk tercih edilen ilaçtır.
HOKM tedavisinde temel amaç, sol ventrikül çıkış yolundaki (LVOT) gradiyenti azaltmak ve diyastolik fonksiyonları iyileştirmektir. Metoprolol süksinat gibi beta blokerler, negatif kronotropik ve inotropik etkileri sayesinde bu hedefleri karşılayan ilk basamak tedavi seçeneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Genç hastada efor dispnesi, septal Q dalgaları ve Valsalva ile artan sistolik üfürüm HOKM tanısını gösterir.
HOKM'de üfürüm, sol ventrikül hacmi azaldığında (Valsalva, ayağa kalkma) artar; bu özellik onu aort stenozundan ayırır.
2
Tedavi hedeflerini belirle.
Kalp hızının yavaşlatılması ve negatif inotropik etki sağlanmalıdır.
Diyastolik doluş süresinin artması ventrikül dolumunu iyileştirir ve obstrüksiyonu azaltır.
3
Uygun ilaç grubunu seç.
Beta blokerler (örn. Metoprolol) ilk seçenek olarak tercih edilir.
Beta blokerler hem taşikardiyi önler hem de kontraktiliteyi azaltarak gradiyenti düşürür.

Anahtar Kavram

Hipertrofik Obstrüktif Kardiyomiyopatide (HOKM) fizik muayene manevraları ve farmakolojik tedavi prensipleri.
Soru 2Soru →

6262 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır giderek artan efor dispnesi ve her iki bacakta ödem yakınmasıyla başvuruyor. Fizik muayenesinde boyun venöz dolgunluğu ve derin inspiryumda jugüler venöz basınçta artış (KussmaulKussmaul bulgusu) saptanıyor. Ekokardiyografide ejeksiyon fraksiyonu %55\%55 olup, her iki atriumda belirgin dilatasyon izleniyor; ancak perikardiyal kalınlaşma veya efüzyon saptanmıyor. Konstriktif perikardit ile restriktif kardiyomiyopati ayırımı için yapılan kardiyak kateterizasyonda aşağıdaki bulgulardan hangisinin saptanması, restriktif kardiyomiyopati tanısını en güçlü şekilde destekler?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sol ventrikül diyastol sonu basıncı (LVEDPLVEDP) ile sağ ventrikül diyastol sonu basıncı (RVEDPRVEDP) arasındaki farkın 5 mmHg5 \text{ mmHg}'den fazla olması

Cevap

Sol ventrikül diyastol sonu basıncı ile sağ ventrikül diyastol sonu basıncı arasındaki farkın 5 mmHg5 \text{ mmHg}'den büyük olması restriktif kardiyomiyopati lehinedir.
Restriktif kardiyomiyopatide miyokardiyal sertlik nedeniyle ventriküller arası bağımsızlık korunur. Bu durumda sol ventrikül doluş basınçları genellikle sağ ventrikülden belirgin derecede yüksektir ve aradaki farkın 5 mmHg5 \text{ mmHg}'den fazla olması RCM lehine en güçlü invaziv kriterlerden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve ekokardiyografik verileri değerlendir.
Hastada sağ kalp yetersizliği bulguları ve korunmuş ejeksiyon fraksiyonu ile restriktif fizyoloji mevcuttur.
Konstriktif perikardit ve restriktif kardiyomiyopati (RCM) benzer klinik tablolar sunar.
2
İnvaziv hemodinamik parametreleri karşılaştır.
RCM'de ventriküller arası etkileşim düşüktür ve sol ventrikül doluş basınçları (LVEDPLVEDP) sağ ventrikülden (RVEDPRVEDP) belirgin yüksektir (fark >5 mmHg>5 \text{ mmHg}).
Konstriktif perikarditte rigid perikard tüm odacıkları sınırladığı için diyastolik basınçlar eşitlenir (fark ≤5 mmHg\leq 5 \text{ mmHg}).
3
Ventriküler etkileşimi (diskordans vs konkordans) analiz et.
İnspiryumda sağ ve sol ventrikül sistolik basınçlarının aynı yönde değişmesi (konkordans) RCM tanısını destekler.
Zıt yönlü değişim (diskordans) konstriksiyonun temel özelliğidir.

Anahtar Kavram

Restriktif kardiyomiyopati ile konstriktif perikardit ayırımında invaziv hemodinamik basınç farkları ve ventriküler etkileşim parametreleri.

Daha Fazla Pratik

Kardiyak amiloidozda EKG'de düşük voltaj ve ekoda 'apical sparing' (tepe korunması) paterni kombinasyonunu inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Laboratuvar bulgusu olarak BNP düzeyi de kullanılabilir; BNP değerinin belirgin yüksekliği (>400 pg/mL>400 \text{ pg/mL}) restriktif kardiyomiyopatiyi, normal veya hafif yüksekliği ise konstriktif perikarditi destekler.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 3Soru →

2828 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır özellikle egzersiz sırasında ortaya çıkan çarpıntı ve bir kez gerçekleşen bayılma (senkop) şikayeti ile başvuruyor. Fizik muayenesi ve rutin biyokimyasal tetkikleri normal saptanıyor. İstirahat EKG'sinde V1−V3V_1-V_3 derivasyonlarında T dalga inversiyonu ve V1V_1 derivasyonunda QRS kompleksinin bitiminde, ST segmentinin başlangıcında düşük amplitüdlü bir çentiklenme (epsilonepsilon dalgası) izleniyor. Ekokardiyografide sol ventrikül boyutları ve fonksiyonları normal bulunurken, sağ ventrikülün belirgin genişlediği ve serbest duvarında bölgesel anevrizmatik genişlemeler olduğu görülüyor.

Bu hastada kesin tanı için yapılması gereken en uygun ileri görüntüleme yöntemi ve altta yatan temel patofizyolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kardiyak MR - Hücreler arası desmozomal bağlantı proteinlerinde genetik defekt

Cevap

Kardiyak MR - Hücreler arası desmozomal bağlantı proteinlerinde genetik defekt
Hastanın kliniği (egzersizle gelen senkop/çarpıntı), EKG'si (V1−V3V_1-V_3 T inversiyonu ve epsilonepsilon dalgası) ve ekokardiyografik bulguları (sağ ventrikül anevrizması) tipik bir Aritmojenik Sağ Ventrikül Kardiyomiyopatisi (ARVC) tablosudur. ARVC'de kesin tanı ve sağ ventrikülün detaylı değerlendirilmesi için altın standart görüntüleme yöntemi kardiyak MR'dır. Hastalığın temelinde hücreleri birbirine bağlayan desmozomal proteinlerdeki (plakoglobin, desmoplakin, plakofilin-2) genetik mutasyonlar sonucu miyositlerin birbirinden ayrılması ve yerini yağ ve bağ dokusunun alması yatar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve EKG bulgularının analizi
Genç hastada egzersizle tetiklenen senkop, sağ prekordiyal T inversiyonu ve patognomonik epsilonepsilon dalgası saptanması.
Bu bulgular Aritmojenik Sağ Ventrikül Kardiyomiyopatisi (ARVC) için oldukça spesifiktir.
2
Görüntüleme bulgularının değerlendirilmesi
Ekokardiyografide sağ ventrikül genişlemesi ve anevrizma saptanması tanıyı destekler.
ARVC'de sağ ventrikül miyokardının yerini fibroyağlı doku alır, bu da duvar hareket kusurlarına yol açar.
3
Kesin tanı yöntemi ve patogenezin belirlenmesi
Kardiyak MR altın standarttır; patofizyolojide desmozomal protein (plakoglobin, desmoplakin) mutasyonları yer alır.
MR, sağ ventrikül hacimlerini, fonksiyonlarını ve miyokardiyal fibroyağlı değişimi en hassas gösteren yöntemdir.

Anahtar Kavram

Aritmojenik Sağ Ventrikül Kardiyomiyopatisi (ARVC) Tanı ve Patofizyolojisi
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 4Soru →

2828 yaşında, daha önceden bilinen bir hastalığı olmayan kadın hasta, doğumdan 22 hafta sonra ilerleyici nefes darlığı, gece gelen öksürük ve ortopne şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde nabız 105/dk105/\text{dk}, kan basıncı 100/60 mmHg100/60 \text{ mmHg} saptanıyor. Bilateral akciğer bazallerinde ince raller duyuluyor ve pretibial ödem izleniyor. Yapılan ekokardiyografide sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu (EF) %30\%30 ve tüm kalp boşluklarında dilatasyon saptanıyor. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Peripartum kardiyomiyopati

Cevap

Peripartum kardiyomiyopati
Peripartum kardiyomiyopati, gebeliğin son döneminde veya doğumdan sonraki ilk 5 ay içinde gelişen, başka bir kalp hastalığı öyküsü olmayan kadınlarda görülen bir dilate kardiyomiyopati formudur. Vakanın doğumdan 2 hafta sonra başvurması ve ekokardiyografide %30 EF ile dilatasyon saptanması bu tanıya özgüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunun ve zamanlamasının değerlendirilmesi
Doğumdan 2 hafta sonra gelişen kalp yetersizliği (nefes darlığı, ortopne, raller, ödem).
Peripartum kardiyomiyopati tanısı için zamanlama (gebeliğin son ayı - postpartum 5. ay) kritiktir.
2
Ekokardiyografik bulguların analizi
Düşük EF (%30) ve tüm kalp boşluklarında dilatasyon (dilate fenotip).
Bu bulgular primer bir miyokardiyal tutulumu ve sistolik yetersizliği gösterir.
3
Ayırıcı tanının yapılması
Önceden kalp hastalığı olmayan hastada, postpartum spesifik sürede gelişen dilate kardiyomiyopati tablosu.
Klinik kriterler peripartum kardiyomiyopati tanısını karşılamaktadır.

Anahtar Kavram

Peripartum kardiyomiyopati; gebeliğin son ayı ile doğum sonrası ilk 5 ay içerisinde, başka bir neden bulunamayan ve önceden kalp hastalığı olmayan kadınlarda gelişen, ejeksiyon fraksiyonunun %45'in altında olduğu dilate kardiyomiyopati tablosudur.

Alternatif Yöntem

Zamanlama kriteri (postpartum 5 ay) ve EF eşik değeri (%45) üzerinden eleme yapılarak tanıya ulaşılabilir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 5Soru →

4545 yaşında erkek hasta, son 33 aydır giderek artan nefes darlığı ve ayak bileklerinde şişlik şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 105/70105/70 mmHgmmHg, nabız 105105/dk; bilateral bazallerde ince raller, S3S_3 gallop ritmi ve her iki bacakta pretibial (++)(\mathbf{++}) ödem saptanıyor. Hastanın özgeçmişinden 2020 yıldır günde yaklaşık 120120 gram alkol tüketimi olduğu öğreniliyor. Yapılan ekokardiyografide sol ventrikül diyastol sonu çapı 7070 mm ve ejeksiyon fraksiyonu (EF)(\mathbf{EF}) %22\%22 (global hipokinezi) olarak raporlanıyor. Bu hastada kardiyak fonksiyonların iyileşmesi ve ventrikül boyutlarının normale dönme potansiyeli açısından en kritik tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alkol tüketiminin tamamen sonlandırılması

Cevap

Alkol tüketiminin tamamen sonlandırılması, alkolik kardiyomiyopatide ventriküler iyileşme için en kritik adımdır.
Doğru yanıt olan alkol tüketiminin sonlandırılması, alkolik miyokardiyal hasarın ilerlemesini durdurur ve erken dönemdeki hastalarda ventrikül çaplarının küçülerek ejeksiyon fraksiyonunun anlamlı şekilde yükselmesini (remodelingi tersine çevirme) sağlayabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun tanımlanması
Hastada kalp yetersizliği bulguları (S3S_3, raller, ödem) ve ekokardiyografide dilate kardiyomiyopati (DKMP) paterni saptanmıştır.
Tanıyı ve etiyolojiyi belirlemek için başlangıç adımıdır.
2
Etiyolojik faktörün belirlenmesi
Uzun süreli ve yüksek dozda alkol kullanımı öyküsü, DKMP tablosunun ana nedeni olarak alkolik kardiyomiyopatiyi işaret eder.
Alkol, miyositler üzerinde doğrudan toksik etki gösterir.
3
Tedavi stratejisinin oluşturulması
Standart kalp yetersizliği tedavisine ek olarak alkolün kesilmesi, miyokardiyal fonksiyonların geri dönüşü için tek spesifik yoldur.
Alkolik kardiyomiyopati, erken evrelerde etkenin uzaklaştırılmasıyla fonksiyonel iyileşme gösterebilen geri dönüşümlü bir durumdur.

Anahtar Kavram

Alkolik kardiyomiyopati, dilate kardiyomiyopatinin geri dönüşümlü nedenlerinden biridir ve tedavide en önemli basamak tam bir abstinans (alkolü bırakma) sağlanmasıdır.

Daha Fazla Pratik

Dilate kardiyomiyopatinin diğer geri dönüşümlü nedenleri (taşikardiye bağlı, peripartum, tirotoksikoz) ve bunların spesifik yönetimlerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 6Soru →

2222 yaşında erkek hasta, basketbol antrenmanı sırasında bayılma şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde nabız 7272/dk, kan basıncı 115/75115/75 mmHg ölçülüyor. Kardiyak oskültasyonda sol sternal kenar boyunca duyulan ve apexe yayılmayan, sert karakterli bir sistolik ejeksiyon üfürümü saptanıyor. Bu hastada üfürüm şiddetini etkileyen faktörler göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisinin üfürüm şiddetini artırması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ayakta durma

Cevap

Ayakta durma manevrası venöz dönüşü (preload) azaltarak sol ventrikül çıkış yolu obstrüksiyonunu artırır ve üfürüm şiddetini yükseltir.
Ayakta durma (standing) venöz dönüşü azaltan bir manevradır. Sol ventrikül dolumunun azalması, ventrikülün daha küçük bir hacimle kasılmasına neden olur. Bu durum, hipertrofik septum ile mitral kapağın birbirine daha fazla yaklaşmasına (SAM fenomeni) ve sol ventrikül çıkış yolundaki tıkanıklığın şiddetlenmesine yol açarak üfürümün artmasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
Genç hastada egzersizle tetiklenen senkop ve sol sternal kenarda sistolik ejeksiyon üfürümü, Hipertrofik Obstrüktif Kardiyomiyopati (HOKM) tanısını düşündürür.
HOKM, genç sporcularda ani ölüm ve senkopun en sık nedenlerinden biridir.
2
Üfürümün mekanizmasını analiz et
HOKM üfürümü, sol ventrikül çıkış yolundaki (LVOT) dinamik darlıktan kaynaklanır.
Darlığın derecesi ventrikül içi hacimle ters orantılıdır.
3
Manevraların hemodinamik etkisini belirle
Preload'u azaltan durumlar (ayakta durma, Valsalva'nın ıkınma fazı) darlığı artırırken; preload veya afterload'u artıran durumlar (çömelme, el sıkma) darlığı azaltır.
Daha küçük bir ventrikül hacmi, septal hipertrofinin mitral kapakla daha kolay temas etmesine (SAM fenomeni) ve darlığın artmasına yol açar.

Anahtar Kavram

HOKM'de üfürüm şiddeti, ventrikül içi hacim (preload) ve periferik direnç (afterload) ile ters, miyokardiyal kontraktilite ile doğru orantılıdır.
Soru 7Soru →

Nefes darlığı ve çabuk yorulma şikayetleri ile başvuran 52 yaşındaki erkek hastanın fizik muayenesinde bilateral akciğer bazallerinde ince ralleri ve S3S_3 gallop ritmi saptanıyor. Ekokardiyografisinde tüm kalp boşluklarında dilatasyon ve sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu %30\%30 (EF:%30EF: \%30) olarak raporlanıyor. ACE inhibitörü ve diüretik tedavisi başlanan ve NYHA sınıf II semptomları devam eden bu hastada, aşağıdakilerden hangisinin tedaviye eklenmesinin mortalite (sağkalım) üzerine olumlu bir etkisi yoktur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Digoksin

Cevap

Mortalite üzerine olumlu etkisi olmayan ilaç Digoksin'dir.
Digoksin, sodyum-potasyum ATPaz pompasını inhibe ederek pozitif inotropik etki gösterir ve semptomatik düzelme sağlar. Ancak, klinik çalışmalarda (DIG çalışması gibi) kalp yetersizliği olan hastalarda toplam mortaliteyi azaltmadığı saptanmıştır. Bu nedenle temel tedaviye (ACEi, Beta-bloker, MRA, SGLT2i) rağmen semptomatik olan veya hızlı ventrikül yanıtlı atriyal fibrilasyonu olan hastalarda tercih edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz etme
Dört boşlukta genişleme ve düşük EF (%30), hastanın Dilate Kardiyomiyopati (DKMP) zemininde Kalp Yetersizliği (HFrEF) tablosunda olduğunu gösterir.
Tedavi stratejisini belirlemek için öncelikle hastanın kalp yetersizliği tipini ve evresini belirlemek gerekir.
2
Tedavi kılavuzlarını ve mortalite verilerini gözden geçirme
Beta-blokerler, MRA'lar, SGLT2 inhibitörleri ve ARNI grubunun mortaliteyi azalttığı, digoksinin ise bu konuda etkisiz olduğu belirlenir.
Kalp yetersizliği yönetiminde temel amaç sağkalımı artırmak ve semptomları kontrol altına almaktır.

Anahtar Kavram

Düşük ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetersizliğinde (HFrEF) mortaliteyi azaltan ve azaltmayan ilaçların ayrımı.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 8Soru →

64 yaşında erkek hasta, son 6 aydır giderek artan nefes darlığı, karında şişlik ve bacaklarda ödem şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenede jugüler venöz basınç artmış olup inspiryumda daha da belirginleşmektedir (Kussmaul belirtisi). Oskültasyonda S3 duyuluyor ancak üfürüm alınmıyor. Ekokardiyografide sol ventrikül duvar kalınlıkları artmış, miyokardda 'buzlu cam' (granüler parlak) görünümü mevcut ve her iki atriyum dilate izleniyor. Ejeksiyon fraksiyonu %60 olarak ölçülüyor. Yapılan kardiyak kateterizasyonda sol ve sağ ventrikül sistolik basınçlarının solunumla eş yönlü (konkordan) değiştiği saptanıyor.

Buna göre, bu hasta için en olası tanı ve bu tanıyı konstriktif perikarditten ayıran en önemli laboratuvar bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Restriktif Kardiyomiyopati - Plazma BNP düzeyinin belirgin yüksek olması (>400 pg/mL)

Cevap

Restriktif Kardiyomiyopati - Plazma BNP düzeyinin belirgin yüksek olması (>400 pg/mL)
Soruda tarif edilen hasta tablosu (sağ kalp yetmezliği, normal EF, kalın duvarlar, granüler miyokard görünümü) infiltratif bir hastalık olan kardiyak amiloidoza bağlı Restriktif Kardiyomiyopati ile uyumludur. Restriktif KMP ile Konstriktif Perikardit klinik olarak çok benzerdir (ikisinde de Kussmaul, asit, ödem olur). Ancak ayrımda en kritik noktalardan biri hemodinamik etkileşimdir: Restriktif KMP'de solunumla ventrikül basınçları paralel (konkordan) değişirken, Konstriktif Perikarditte ventriküler etkileşim nedeniyle zıt (diskordan) değişir. Ayrıca, Restriktif KMP'de miyokard duvar stresi arttığı için BNP düzeyleri belirgin yüksektir; Konstriktif Perikarditte ise miyokard korunduğu için BNP genellikle normal veya sadece hafif yüksektir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Sağ kalp yetmezliği bulguları (ödem, asit, Kussmaul) ve normal ejeksiyon fraksiyonu (%60) mevcut. Bu tablo 'Korunmuş EF'li Kalp Yetersizliği' kliniğidir.
Sistolik fonksiyon bozukluğu (Diyalize KMP) dışlanır.
2
Ayrıcı tanıyı daralt (Restriktif vs. Konstriktif)
Duvar kalınlaşması, biatriyal dilatasyon ve özellikle miyokarddaki 'buzlu cam' görünümü infiltratif bir süreci (amiloidoz gibi) yani Restriktif Kardiyomiyopatiyi işaret eder.
Konstriktif perikarditte perikard kalınlaşması beklenir, miyokard yapısı genellikle normaldir.
3
Hemodinamik veriyi yorumla
Ventrikül basınçlarının solunumla 'eş yönlü (konkordan)' değişmesi Restriktif KMP bulgusudur. Konstriktif perikarditte ventriküler etkileşim (interdependence) nedeniyle basınçlar 'zıt yönlü (diskordan)' değişir.
Konkordans = Restriksiyon, Diskordans = Konstriksiyon.
4
BNP düzeyini ayrıcı tanıda kullan
Restriktif KMP'de miyokard gerilimi nedeniyle BNP çok yüksekken (>400), Konstriktif Perikarditte miyokard gerilimi sınırlı olduğu için BNP genellikle normal veya hafiftir.
BNP, bu iki durumu ayırmada en değerli biyobelirteçtir.

Anahtar Kavram

Restriktif Kardiyomiyopati ile Konstriktif Perikardit ayrımında hemodinamik konkordans ve yüksek BNP düzeyleri restriksiyonu destekler.

İpuçları

1
Hastada 'buzlu cam' görünümü ve kalın duvarlar infiltratif bir hastalığı (örneğin amiloidoz) düşündürmelidir.
2
Hemodinamik bulgu olarak basınçların 'eş yönlü' (konkordan) değişmesi perikardiyal bir kısıtlama olmadığını gösterir.

Daha Fazla Pratik

Konstriktif perikardit ile Restriktif KMP ayrımında kullanılan diğer kriterleri (örneğin LVEDP-RVEDP farkı) gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 9Soru →

7474 yaşında erkek hasta, son 11 yıldır giderek artan nefes darlığı ve bacaklarda şişlik şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde juguler venöz dolgunluk ve bilateral pretibial +2+2 ödem saptanıyor. EKG'de düşük voltajlı QRS kompleksleri ve prekordial derivasyonlarda R dalga progresyon kaybı izleniyor. Ekokardiyografide ventrikül duvarlarında diffüz kalınlaşma (1616 mm), "speckled" (benekli) miyokard görünümü ve sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu %42\%42 olarak saptanıyor. Longitudinal strain ekokardiyografide "apical sparing" (tepe bölgesinin korunması) paterni görülüyor. Yapılan incelemelerde serum ve idrar immünfiksasyon elektroforezinde monoklonal band saptanmıyor. Bu hastada kesin tanıya ulaşmak için bir sonraki en uygun tanısal adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 99mTc^{99m}Tc-Pirofosfat (PyP) sintigrafisi

Cevap

Transtiretin amiloidozu (ATTR) şüphesi olan ve monoklonal proteini bulunmayan hastalarda 99mTc^{99m}Tc-Pirofosfat (PyP) sintigrafisi ile tanı konulmalıdır.
Hastanın klinik, EKG (düşük voltaj) ve ekokardiyografik (speckled görünüm, apical sparing) bulguları kardiyak amiloidoz için tipiktir. Monoklonal proteinin (AL tipi) immünfiksasyon ile dışlandığı durumlarda, transtiretin amiloidozu (ATTR) tanısı için 99mTc^{99m}Tc-Pirofosfat (PyP) sintigrafisi non-invaziv altın standarttır. Grade 2 veya 3 kalp tutulumu saptanması, biyopsiye gerek kalmadan kesin tanı koydurur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve ekokardiyografik bulguları değerlendir.
Düşük voltajlı EKG, kalınlaşmış ventrikül duvarları ve strain'de 'apical sparing' restriktif kardiyomiyopatiyi (özellikle amiloidoz) düşündürür.
Amiloid birikimi miyokardda kalınlaşma yaparken elektriksel voltajı düşürür.
2
Monoklonal protein varlığını araştır.
Serum/idrar immünfiksasyon negatif olması AL tip amiloidozu uzaklaştırır.
AL tipi plazma hücre diskrazileri ile ilişkilidir ve tedavi yaklaşımı tamamen farklıdır.
3
ATTR tipini doğrula.
Pirofosfat sintigrafisinde Grade 2-3 tutulum ATTR için tanısaldır.
ATTR tipinde miyokarddaki transtiretin fibrilleri pirofosfatı yüksek oranda bağlar.

Anahtar Kavram

Kardiyak Amiloidoz Tanı Algoritması
Soru 10Soru →

Profesyonel basketbol takımına transferi planlanan 22 yaşındaki erkek sporcunun sağlık taramasında, sol sternal kenarda (Erb odağı) en iyi duyulan 3/6 şiddetinde kresendo-dekresendo vasıflı sistolik üfürüm saptanıyor. Hastanın aktif şikayeti bulunmamaktadır. Aort Darlığı ile Hipertrofik Obstrüktif Kardiyomiyopati (HOKM) ayırıcı tanısında; aşağıdaki fizik muayene bulgularından hangisi HOKM tanısını destekler?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üfürümün karotis arterlere yayılım göstermemesi

Cevap

Üfürümün karotis arterlere yayılım göstermemesi
Genç bir hastada sol sternal kenarda duyulan sistolik üfürümde HOKM ve Aort Darlığı (veya biküspit aort) ayırıcı tanısı yapılmalıdır. HOKM üfürümü, sol ventrikül çıkış yolundaki dinamik darlığa bağlıdır ve akım aort köküne yönlendirilse de genellikle karotislere (boyna) yayılım göstermez. Buna karşın valvüler Aort Darlığı üfürümü tipik olarak boyna yayılır. Bu özellik, yatak başı muayenede iki durumu ayırmada oldukça değerlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu ve üfürümün özelliklerini analiz et.
Genç, asemptomatik sporcu. Sol sternal kenarda sistolik üfürüm. Ayırıcı tanı: HOKM vs Aort Darlığı.
Genç sporcularda ani ölüm riski nedeniyle bu iki patolojinin ayrımı kritiktir.
2
Aort Darlığı (AD) ve HOKM üfürümlerinin yayılım özelliklerini karşılaştır.
AD üfürümü türbülansın yönü nedeniyle boyna (karotislere) yayılır. HOKM üfürümü ise dinamik sol ventrikül çıkış yolu darlığına bağlıdır ve boyna yayılım göstermez.
Yayılım özelliği, bu iki üfürümü yatak başında ayıran en güvenilir bulgulardan biridir.
3
Diğer seçeneklerdeki bulguları değerlendir.
Parvus et tardus nabız, S2 yumuşaması ve sağ 2. aralıkta duyulma AD bulgularıdır. Çömelmekle artış AD lehine olabilir (veya HOKM'u dışlar).
HOKM üfürümü çömelmekle (preload artışı ile) azalır.

Anahtar Kavram

HOKM ve Aort Darlığı ayırıcı tanısında fizik muayene manevraları ve üfürüm karakteristiği (yayılım, nabız trasesi)

İpuçları

1
Bu iki hastalıkta oluşan türbülansın kaynağını düşünün: Biri kapakta (sabit darlık), diğeri kapak altında (dinamik darlık).
2
Aort darlığı, aort trasesi boyunca ilerleyen güçlü bir jet akımı yaratır. HOKM'da ise darlık sol ventrikül çıkış yolundadır ve jetin yayılımı farklıdır.
3
Valvüler darlıklar (AS) boyna vurur; subvalvüler dinamik darlıklar (HOKM) genellikle vurmaz.

Daha Fazla Pratik

HOKM'da Valsalva manevrasının fizyolojik etkisini ve üfürüm şiddetini nasıl değiştirdiğini çalışınız.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 11Soru →

7070 yaşında kadın hasta, eşinin ani vefat haberini aldıktan kısa süre sonra başlayan şiddetli göğüs ağrısı ve nefes darlığı şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Çekilen EKG'sinde V2−V6V_2-V_6 derivasyonlarında STST segment elevasyonu izlenen hastanın yapılan acil koroner anjiyografisinde koroner arterler normal saptanıyor. Sol ventrikülografide bazal segmentlerde hiperkontraktilite, apikal segmentlerde ise belirgin akinezi ve balonlaşma görünümü saptanıyor. Bu klinik tablo (Takotsubo kardiyomiyopatisi) ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sol ventrikül fonksiyonları genellikle haftalar içinde tama yakın düzelir.

Cevap

Sol ventrikül fonksiyonlarının genellikle haftalar içinde tama yakın düzelmesi bu hastalık için doğru bir bilgidir.
Takotsubo kardiyomiyopatisi, stresle tetiklenen ve sol ventrikül apeksinde geçici disfonksiyona (balonlaşma) yol açan bir tablodur. Hastalığın en karakteristik özelliklerinden biri, miyokard enfarktüsünü taklit etmesine rağmen koroner arterlerin normal olması ve sol ventrikül fonksiyonlarının genellikle 1-4 hafta gibi kısa bir sürede tamamen düzelmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tetikleyiciyi değerlendir
Duygusal stres (eşin vefatı) varlığı saptandı.
Takotsubo kardiyomiyopatisi genellikle ağır stres faktörleriyle tetiklenir.
2
Görüntüleme bulgularını analiz et
Anjiyografide normal koroner arterler ve ventrikülografide 'apikal balonlaşma' görüldü.
Bu kombinasyon miyokard enfarktüsünü dışlayıp Takotsubo tanısını kesinleştirir.
3
Prognozu belirle
Tablonun geçici (reversible) olduğu sonucuna varıldı.
Takotsubo, miyokardın stres sonrası geçici 'sersemlemesi' durumudur ve mortalite düşük, iyileşme hızı yüksektir.

Anahtar Kavram

Takotsubo Kardiyomiyopatisi (Kırık Kalp Sendromu)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 12Soru →

4040 yaşında erkek hasta, son 33 aydır giderek artan nefes darlığı ve bacaklarda şişlik şikayetleri ile başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde kalp tepe atımının sola kaydığı ve S3S_3 galo ritminin olduğu saptanıyor. Ekokardiyografide sol ventrikül boşluğu belirgin genişlemiş (6868 mm) ve ejeksiyon fraksiyonu (EF)(\text{EF}) %20\%20 olarak ölçülüyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dilate kardiyomiyopati

Cevap

Dilate kardiyomiyopati
Hastada saptanan sol ventrikül dilatasyonu (6868 mm) ve ejeksiyon fraksiyonundaki belirgin azalma (%20\%20), dilate kardiyomiyopatinin klasik tanımıdır. Bu hastalıkta kalp kası zayıflar ve ventriküller genişleyerek sistolik fonksiyon kaybına (pompalama gücünde azalma) yol açar. S3S_3 galo sesi de ventriküler dilatasyon ve volüm yükünün tipik bir bulgusudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir
Nefes darlığı, bacak ödemi ve S3S_3 varlığı sol kalp yetersizliğini gösterir.
Hastanın başvuru şikayetleri ve fizik muayene bulguları ventriküler disfonksiyonun klinik yansımasıdır.
2
Ekokardiyografi verilerini analiz et
Sol ventrikül çapının 6868 mm olması dilatasyonu, %20\%20 olan EF değeri ise ciddi sistolik yetersizliği kanıtlar.
Kardiyomiyopatilerin ayırıcı tanısında ekokardiyografi altın standart görüntüleme yöntemlerinden biridir.
3
Tanıyı belirle
Genişlemiş ventriküller ve bozulmuş kasılma fonksiyonu (sistolik kalp yetersizliği) birleştiğinde en olası tanı dilate kardiyomiyopatidir.
Dilate kardiyomiyopati, ventriküler dilatasyon ve sistolik fonksiyon bozukluğu ile tanımlanan en yaygın kardiyomiyopati tipidir.

Anahtar Kavram

Dilate kardiyomiyopatinin temel tanısı, ekokardiyografide saptanan ventriküler dilatasyon ve azalmış sistolik fonksiyona dayanır.
Tahmini Süre:45s
Soru 13Soru →

4242 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır devam eden eforla gelen nefes darlığı ve bacaklarında ağrılı kırmızı şişlikler nedeniyle başvuruyor. Fizik muayenesinde bilateral pretibial bölgede eritema nodozum ile uyumlu lezyonlar saptanıyor. Hastanın nabzı 40/dakika40/dakika ve ritmik olup, çekilen elektrokardiyografisinde (EKG) tam (33. derece) atriyoventriküler (AV)(AV) blok izleniyor. Akciğer grafisinde bilateral hiler lenfadenopati (LAP)(LAP) saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kardiyak Sarkoidoz

Cevap

En olası tanı Kardiyak Sarkoidoz'dur.
Vakada sunulan bilateral hiler lenfadenopati (Akciğer) ve eritema nodozum (Deri) bulguları, sistemik bir hastalık olan sarkoidozun klasik prezentasyonudur. Sarkoidoz hastalarının yaklaşık %5−25\%5-25'inde kardiyak tutulum görülür. Bu tutulum miyokardda granülom oluşumu ve fibrozis ile karakterizedir; en sık tam (33. derece) AV blok gibi iletim bozuklukları, ventriküler aritmiler, ani kardiyak ölüm ve kalp yetersizliği (restriktif veya dilate fenotip) ile kendini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın sistemik bulgularını (deri ve akciğer) analiz et.
Eritema nodozum ve bilateral hiler LAP varlığı sarkoidoz tanısını güçlü bir şekilde düşündürür.
Bu bulgular sarkoidozun en yaygın pulmoner ve ekstrapulmoner belirtilerindendir.
2
Kardiyak bulguları (EKG) sistemik hastalıkla ilişkilendir.
Tam AV blok, sarkoidozun kalpteki granülomatöz tutulumuna ve iletim sisteminin hasarına bağlı gelişebilir.
Sarkoidozda kalp tutulumu sıklıkla iletim bozuklukları, aritmiler ve kalp yetersizliği ile prezente olur.
3
Ayırıcı tanıyı değerlendir.
Diğer seçenekler AV blok yapsa da multisistemik (akciğer ve cilt) bulguları açıklamaz.
Vaka bazlı sorularda tüm klinik ipuçlarını kapsayan tek tanı Kardiyak Sarkoidoz'dur.

Anahtar Kavram

Sarkoidozun kardiyak tutulumu ve iletim sistemi bozuklukları.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 14Soru →

4848 yaşında erkek hasta, son 33 aydır eforla artan nefes darlığı ve bacaklarda şişlik şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde 1515 yıldır günde yaklaşık 120120 gram alkol tüketimi öyküsü mevcut. Fizik muayenesinde bilateral pretibial (++)(++) ödem, juguler venöz dolgunluk ve akciğer bazallerinde raller saptanıyor. Ekokardiyografisinde sol ventrikül dilate, ejeksiyon fraksiyonu (EFEF) %30\%30 olarak ölçülüyor. Bu hastada klinik tablonun geri dönüşümlü olmasını sağlayabilecek en önemli yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alkol alımının tamamen kesilmesi

Cevap

Alkol alımının tamamen kesilmesi
Alkolik kardiyomiyopati, kronik ve aşırı alkol tüketimi sonucunda gelişen bir dilate kardiyomiyopati formudur. Alkol ve metaboliti olan asetaldehitin doğrudan miyositler üzerindeki toksik etkisi, oksidatif stres ve apoptozis bu tablodan sorumludur. En önemli klinik özellik, alkolün tamamen kesilmesi durumunda ejeksiyon fraksiyonunun ve kalp boyutlarının dramatik bir şekilde düzelebilmesidir (reversibilite).

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun ve ekokardiyografik bulguların değerlendirilmesi
Düşük ejeksiyon fraksiyonlu (EFEF %30\%30) dilate kardiyomiyopati tanısı
Hastanın semptomları ve eko bulguları tipik bir kalp yetersizliği tablosunu göstermektedir.
2
Etiyolojik faktörün belirlenmesi
Uzun süreli ve yüksek doz alkol tüketimine bağlı sekonder dilate kardiyomiyopati (alkolik kardiyomiyopati)
Günde 120120 gram gibi yüksek dozda ve uzun süreli kullanım kardiyotoksik etki için yeterlidir.
3
Tedavi önceliğinin belirlenmesi
Etiyolojiye yönelik tedavi olan alkolün tamamen bırakılması
Alkolik kardiyomiyopati, erken dönemde alkolün kesilmesiyle ventrikül fonksiyonlarının anlamlı şekilde düzelebildiği nadir geri dönüşümlü nedenlerden biridir.

Anahtar Kavram

Alkolik kardiyomiyopatide alkolün kesilmesi, ventriküler disfonksiyonun geri döndürülmesinde en kritik adımdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 15Soru →

2626 yaşında erkek hasta, halı saha maçı sırasında gelişen göğüs ağrısı ve çarpıntı şikayeti ile başvuruyor. Fizik muayenesinde sol sternal sınır boyunca duyulan sistolik ejeksiyon üfürümünün Valsalva manevrası ile arttığı, aktif çömelme (squatting) ile azaldığı saptanıyor. Bu hastada sol ventrikül çıkış yolu obstrüksiyonunu tetikleyip semptomların kötüleşmesine neden olabileceği için kullanılmaması gereken ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Digoksin

Cevap

Hipertrofik obstrüktif kardiyomiyopatide (HOKMP), pozitif inotropik ilaçlar (örneğin digoksin) dinamik obstrüksiyonu artırdığı için kontrendikedir.
Digoksin, pozitif inotropik etkisi nedeniyle sol ventrikül kontraktilitesini artırır. Hipertrofik obstrüktif kardiyomiyopatide (HOKMP) kontraktilitenin artması, asimetrik hipertrofik septumun mitral kapakla temasını (sistolik öne hareket - SAM) kolaylaştırarak sol ventrikül çıkış yolu obstrüksiyonunu (LVOT) şiddetlendirir. Bu durum semptomların kötüleşmesine ve ani ölüm riskine yol açabileceği için bu ilaç bu hastalarda kontrendikedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik bulgularını ve üfürüm dinamiklerini değerlendir.
Valsalva ile artan, çömelme ile azalan sistolik ejeksiyon üfürümü Hipertrofik Obstrüktif Kardiyomiyopati (HOKMP) için karakteristiktir.
HOKMP'de preload (ön yük) azaldığında (Valsalva) sol ventrikül hacmi küçülür ve obstrüksiyon/üfürüm artar; preload arttığında (çömelme) obstrüksiyon azalır.
2
Tanımlanan hastalığın fizyopatolojisine uygun tedavi prensiplerini analiz et.
Tedavide amaç diyastolik doluş süresini artırmak ve kontraktiliteyi azaltarak dinamik obstrüksiyonu hafifletmektir.
Beta-blokerler ve kalsiyum kanal blokerleri (verapamil) bu mekanizmalarla çalışarak hastanın semptomlarını iyileştirir.
3
Kontrendike olan ilaç grubunu belirle.
Pozitif inotropik ajanlar (digoksin) ve preloadı belirgin azaltan ilaçlar (nitratlar) bu tabloda kaçınılması gereken ilaçlardır.
Kontraktilite artışı, septumun mitral kapakla temasını (SAM) kolaylaştırarak çıkış yolu darlığını ve dolayısıyla ani ölüm riskini artırabilir.

Anahtar Kavram

Hipertrofik obstrüktif kardiyomiyopatide dinamik obstrüksiyonu artıran (pozitif inotropi, preload azalması) ve azaltan (negatif inotropi, preload artışı) faktörlerin yönetimi.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 16Soru →

7474 yaşında erkek hasta, son 66 aydır giderek artan efor dispnesi ve bacaklarda şişlik şikayetleriyle başvuruyor. Özgeçmişinde 55 yıl önce bilateral karpal tünel sendromu operasyonu geçirdiği ve bel ağrısı nedeniyle takip edildiği (lumbar spinal stenoz) öğreniliyor. Fizik muayenede juguler venöz dolgunluk ve bilateral pretibiyal +2+2 ödem saptanıyor. EKG'de ekstremite derivasyonlarında düşük voltaj ve prekordiyal derivasyonlarda V1−V3V1-V3 arasında "psödo-infarkt" paterni izleniyor. Ekokardiyografide sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu %45\%45, septum kalınlığı 17mm17 mm (belirgin konsantrik hipertrofi) ve sol atriyum genişlemiş olarak saptanıyor. "Speckle tracking" ekokardiyografide ise karakteristik "apikal korunma" (apical sparing) paterni gözleniyor. Bu hastada tanıyı doğrulamak için biyopsi gerekliliğini ortadan kaldıran en uygun non-invaziv yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serum ve idrar immünfiksasyon elektroforezi ile serbest hafif zincir analizi yapılması ve negatifse 99mTc−PYP^{99m}Tc-PYP (pirofosfat) sintigrafisi uygulanması

Cevap

Serum ve idrar immünfiksasyon elektroforezi ile serbest hafif zincir analizi yapılması ve ardından pirofosfat sintigrafisi uygulanması
Hastanın klinik tablosu (bilateral karpal tünel, spinal stenoz), EKG bulguları (düşük voltaj) ve ekokardiyografik bulguları (belirgin duvar kalınlığı artışı, apikal korunma) 'Kardiyak Amiloidoz' tanısını güçlü bir şekilde düşündürmektedir. Güncel kılavuzlara göre, monoklonal protein taraması (serum/idrar immünfiksasyon ve hafif zincir analizi) negatif olan bir hastada 99mTc−PYP^{99m}Tc-PYP sintigrafisinde yoğun tutulum izlenmesi, transtiretin amiloidozu (ATTR) tanısını invaziv endomiyokardiyal biyopsiye gerek kalmadan %100 özgüllükle kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Karpal tünel sendromu, spinal stenoz ve EKG-Eko uyumsuzluğu (düşük voltaj/kalın duvar) kardiyak amiloidozu düşündürür.
Sistemik bulgular ile kardiyak hipertrofi tablosu transtiretin amiloidozu (ATTR) için tipiktir.
2
Monoklonal protein taraması
AL amiloidozu dışlamak için serum/idrar immünfiksasyon ve serbest hafif zincir (FLC) testleri yapılır.
Sintigrafi öncesi AL tipinin dışlanması, sintigrafik tutulumun ATTR lehine yorumlanabilmesi için şarttır.
3
Nükleer tıp görüntülemesi
Pirofosfat (PYP), DPD veya HMDP sintigrafisinde evre 2-3 miyokardiyal tutulum saptanması.
Işık zinciri negatifliğiyle birlikte pozitif sintigrafi, ATTR-CA tanısını biyopsisiz kesinleştirir.

Anahtar Kavram

ATTR kardiyak amiloidozunda non-invaziv tanı algoritması
Soru 17Soru →

5151 yaşında erkek hasta, son 44 aydır giderek artan nefes darlığı ve ayak bileklerinde şişlik şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde boyun venöz dolgunluğu ve periferik ödem saptanıyor. Ekokardiyografisinde her iki ventrikül duvarında simetrik kalınlaşma, miyokardda granüler parlama ("granular sparkling") görünümü ve sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonunun %55\%55 olduğu izleniyor. EKG'de ise prekordial derivasyonlarda düşük voltaj saptanıyor.

Bu klinik tabloya sahip bir hastada aşağıdaki ekokardiyografik bulgulardan hangisinin saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Belirgin biatriyal dilatasyon

Cevap

Vakada tarif edilen restriktif kardiyomiyopati (amiloidoz) tablosunda en olası bulgu belirgin biatriyal dilatasyondur.
Vakada sunulan kalınlaşmış ventrikül duvarları, granüler parlama görünümü ve EKG'deki düşük voltaj birlikteliği restriktif kardiyomiyopatiye neden olan kardiyak amiloidozu tanımlar. Bu hastalıkta ventrikül kompliyansı belirgin azaldığı için diyastolik doluş kısıtlanır ve bu durum her iki atriyumun kompanse edici bir şekilde genişlemesine (biatriyal dilatasyon) neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Nefes darlığı, ödem ve normal EF (%55) varlığı; kalp yetersizliği tablosunun diyastolik kökenli (HFpEF) olduğunu gösterir.
Diyastolik doluş bozukluğu restriktif paternin temelidir.
2
Eko ve EKG bulgularını eşleştir.
Kalın ventrikül duvarları (Eko) ile düşük voltajın (EKG) birlikteliği, infiltratif bir hastalık olan amiloidozu işaret eder.
Amiloid birikimi miyosit kaybına yol açarak voltajı düşürürken duvar kalınlığını artırır.
3
Amiloidozun tipik ekokardiyografik özelliklerini hatırla.
Ventriküllerin dolamaması sonucunda kanın atriyumlarda birikmesi biatriyal dilatasyona yol açar.
Restriktif doluş bozukluğunun en karakteristik morfolojik sonucudur.

Anahtar Kavram

Kardiyak amiloidozda 'kalın duvarlar-düşük voltaj' paradoksu ve biatriyal dilatasyon.

Daha Fazla Pratik

Restriktif kardiyomiyopati ile konstriktif perikardit arasındaki hemodinamik farkları (BNP düzeyi ve duvar kalınlığı gibi) incelemek bu konudaki ayırıcı tanı yeteneğinizi pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 18Soru →

2828 yaşında erkek hasta, rutin sporcu taramasında saptanan üfürüm sonrası yapılan ekokardiyografisinde asimetrik septal hipertrofi saptanarak hipertrofik kardiyomiyopati tanısı alıyor. Hastanın yapılan değerlendirmesinde maksimal sol ventrikül duvar kalınlığı 2828 mm ölçülüyor. Soygeçmişinde amcasının 3030 yaşında ani bir şekilde öldüğü öğreniliyor.

Bu hastada ani kardiyak ölümü önlemeye yönelik primer koruma amaçlı ICD (İmplante Edilebilir Kardiyoverter Defibrilatör) endikasyonlarını belirlemek için kullanılan majör risk faktörleri arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hastada paroksismal atriyal fibrilasyon ataklarının saptanması

Cevap

Atriyal fibrilasyon varlığı, hipertrofik kardiyomiyopatide ani kardiyak ölüm için tanımlanan majör risk faktörlerinden biri değildir.
Hipertrofik kardiyomiyopatide primer koruma amaçlı ICD endikasyonu için kabul edilen majör risk faktörleri şunlardır: Birinci derece akrabalarda genç yaşta ani ölüm öyküsü, maksimum duvar kalınlığının ≥30\geq 30 mm olması, son zamanlarda gerçekleşmiş açıklanamayan senkop, Holter'de saptanan non-sustained ventriküler taşikardi (NSVT) ve egzersiz sırasında sistolik kan basıncında artış olmaması veya düşüş görülmesi. Atriyal fibrilasyon, HCM'de morbiditeyi (inme, KY) artıran en önemli aritmi olmasına rağmen, ani ölümü önlemede bir ICD kriteri olarak majör risk faktörleri arasında sayılmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Hipertrofik kardiyomiyopatide (HCM) ani kardiyak ölüm (AKÖ) risk faktörlerini tanımla.
Majör risk faktörleri: Ailede AKÖ öyküsü, ciddi sol ventrikül hipertrofisi (≥30\geq 30 mm), açıklanamayan senkop, NSVT ve egzersizde anormal KB yanıtı.
Primer koruma amaçlı ICD takılması için hastanın risk profilinin belirlenmesi gerekir.
2
Atriyal fibrilasyonun HCM'deki rolünü değerlendir.
Atriyal fibrilasyon HCM'de en sık görülen aritmi olup tromboemboli (inme) ve kalp yetersizliği riskini artırır ancak AKÖ riskini öngörmede majör bir kriter değildir.
AKÖ genellikle ventriküler aritmiler kaynaklıdır; atriyal aritmiler doğrudan AKÖ nedeni olarak kabul edilmez.

Anahtar Kavram

Hipertrofik kardiyomiyopatide ani kardiyak ölüm risk faktörleri ve ICD endikasyonları.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 19Soru →

2222 yaşındaki erkek hasta, basketbol oynarken gelişen bayılma (senkop) şikayetiyle acil servise başvuruyor. Özgeçmişinde abisinin 1919 yaşında basketbol sahasında aniden hayatını kaybettiği öğreniliyor. Yapılan fizik muayenesinde sol sternal kenarda Valsalva manevrası ile şiddeti artan 3/63/6 şiddetinde sistolik ejeksiyon üfürümü duyuluyor. Ekokardiyografide asimetrik septal hipertrofi saptanıyor ve interventriküler septum kalınlığı 3232 mm ölçülüyor.

Bu hasta için ani kardiyak ölümü (AKÖ) önlemede en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İmplante edilebilir kardiyoverter defibrilatör (ICD) takılması

Cevap

Yüksek riskli hipertrofik kardiyomiyopati hastalarında ani kardiyak ölümü önlemek için en uygun yaklaşım ICD takılmasıdır.
Hipertrofik kardiyomiyopatide (HKM) ani kardiyak ölüm (AKÖ) için belirlenen majör risk faktörleri şunlardır: Birinci derece akrabada genç yaşta AKÖ öyküsü, açıklanamayan senkop atakları, ekokardiyografide septum kalınlığının ≥30\geq 30 mm olması (masif hipertrofi), Holter'de saptanan nonsustained ventriküler taşikardi (NSVT) ve egzersize anormal kan basıncı yanıtı. Bu vakada hastada aile öyküsü, senkop ve masif hipertrofi (3232 mm) mevcuttur. Bu kriterleri taşıyan hastalarda primer koruma amacıyla ICD (İmplante Edilebilir Kardiyoverter Defibrilatör) takılması en doğru yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Genç hasta, egzersizle ilişkili senkop, ailede ani ölüm öyküsü ve Valsalva ile artan üfürüm; Hipertrofik Kardiyomiyopati (HKM) tanısını düşündürür.
HKM'de üfürüm, Valsalva (venöz dönüşün azalması) ile sol ventrikül hacmi azaldığı için artar.
2
Ekokardiyografi bulgularını ve risk faktörlerini değerlendir
Septum kalınlığının 3030 mm'den fazla olması (3232 mm) masif hipertrofidir ve başlı başına yüksek risk faktörüdür.
HKM'de ani kardiyak ölüm (AKÖ) riskini belirlemek tedavi stratejisini belirler.
3
Yönetim planını belirle
Hastada aile öyküsü, açıklanamayan senkop ve masif hipertrofi gibi majör risk faktörleri olduğu için primer korumada ICD endikedir.
ICD, HKM hastalarında ventriküler aritmilere bağlı ani ölümleri önleyen tek kanıtlanmış yöntemdir.

Anahtar Kavram

Hipertrofik Kardiyomiyopatide Ani Kardiyak Ölüm Risk Faktörleri ve ICD Endikasyonları

Daha Fazla Pratik

Hipertrofik kardiyomiyopatili bir hastada nitrat kullanımı veya dehidratasyonun üfürüm şiddetini nasıl etkileyeceğini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 20Soru →

6868 yaşında erkek hasta, son 11 yıldır giderek artan efor dispnesi ve bacaklarda şişlik şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde bilateral pretibial (+++)(+++) ödem ve belirgin juguler venöz dolgunluk saptanıyor. Elektrokardiyografisinde (EKG) tüm derivasyonlarda düşük voltaj izlenirken, ekokardiyografisinde sol ventrikül duvar kalınlığı 1616 mm, ejeksiyon fraksiyonu %45\%45 ve belirgin biatrial genişleme saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı ve bu tanıya eşlik etmesi beklenen klinik veya laboratuvar bulgusu eşleştirmelerinden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kardiyak amiloidoz - Kardiyak MRG'de yaygın subendokardiyal geç gadolinyum tutulumu

Cevap

En olası tanı kardiyak amiloidozdur ve bu hastalıkta kardiyak MRG'de yaygın subendokardiyal geç gadolinyum tutulumu izlenmesi beklenen bir bulgudur.
Hastadaki 'düşük voltaj EKG' ve 'kalınlaşmış ventrikül duvarları' (EKO) kombinasyonu, infiltratif kardiyomiyopatilerin, özellikle amiloidozun en klasik bulgusudur. Kardiyak amiloidozda MRG'de görülen diffüz veya subendokardiyal geç gadolinyum tutulumu (LGE), diğer kardiyomiyopatilerden ayırımda yüksek sensitivite ve spesifiteye sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve EKG bulgularını değerlendir
Düşük voltajlı EKG saptandı.
EKG'deki voltaj kaybı, miyokardın elektriksel aktivitesinin azaldığını veya iletimin engellendiğini gösterir.
2
Ekokardiyografi bulguları ile EKG'yi karşılaştır
Voltaj-Kütle uyumsuzluğu (Thick walls + Low voltage) saptandı.
Duvar kalınlığı artmasına rağmen voltajın düşük olması, kalınlaşmanın hipertrofiden değil infiltrasyondan (amiloid vb.) kaynaklandığını kanıtlar.
3
Ayırıcı tanı için ek bulguları analiz et
Biatrial genişleme ve hafif azalmış EF restriktif paterni destekler.
Restriktif kardiyomiyopatilerde ventrikül doluşu bozulduğu için atriumlar sekonder olarak genişler.
4
Tanısal altın standart görüntüleme yöntemini seç
Kardiyak MRG'de diffüz subendokardiyal LGE tutulumu.
Amiloid birikimi MRG'de spesifik bir tutulum paterni (geç gadolinyum tutulumu) oluşturur.

Anahtar Kavram

Voltaj-Kütle Uyumsuzluğu (Voltage-Mass Mismatch)
Tahmini Süre:2m 0s
Sayfa 1 / 3Sonraki
Kardiyomiyopatiler ve Miyokardit Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı | Examkin