Böbrek Nakli

45 soru

Soru 1Soru

4545 yaşında erkek hastaya son dönem böbrek yetmezliği nedeniyle 66 ay önce kadavradan başarılı bir böbrek nakli yapılmıştır. İdame tedavisinde takrolimus, mikofenolat mofetil ve prednizolon almaktadır. Son bir aydır yapılan kontrollerinde serum kreatinin düzeyinin 1.31.3 mg/dL'den 2.12.1 mg/dL'ye yükseldiği saptanıyor. Hastanın yapılan idrar sitolojisinde "decoy" (tuzak) hücreleri görülüyor. Greft biyopsisinde tübüler epitelde genişlemiş, bazofilik intranükleer inklüzyonlar ve belirgin interstisyel mononükleer hücre infiltrasyonu izleniyor. Bu klinik tablo için en olası tanı ve yönetilmesi gereken en uygun strateji aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: BK virüs nefropatisi — İmmünsüpresif tedavi dozlarının azaltılması

Cevap

BK virüs nefropatisi tanısı ile uyumlu olan 'immünsüpresif tedavi dozlarının azaltılması' yaklaşımı en uygun stratejidir.
Böbrek nakli sonrası ilk bir yıl içinde, özellikle takrolimus ve mikofenolat mofetil kombinasyonu kullanan hastalarda BK virüs reaktivasyonu sıktır. İdrarda görülen 'decoy' hücreleri viral enfeksiyonun öncü göstergesidir. Kesin tanı biyopsi ile konur; biyopside tübüler hücrelerde viral inklüzyonlar görülmesi BKVN tanısını doğrular. KDIGO kılavuzlarına göre bu durumda ilk ve en önemli adım immünsüpresyonun (genellikle MMF dozunu azaltarak veya keserek) azaltılmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının analizi
Transplant sonrası 66. ayda asemptomatik kreatinin artışı ve idrarda decoy hücreleri saptandı.
Zamanlama ve idrar bulguları, özellikle güçlü immünsüpresyon altında (Takrolimus + MMF) poliyomavirüs reaktivasyonunu düşündürür.
2
Histopatolojik bulguların değerlendirilmesi
Biyopside tübüler epitelde bazofilik intranükleer inklüzyonlar ve interstisyel inflamasyon görüldü.
Bu bulgular BK virüs nefropatisi (BKVN) için patognomoniktir ve hücresel rejeksiyonla karışabilen inflamatuar bir yanıt oluşturur.
3
Tedavi stratejisinin belirlenmesi
İmmünsüpresif dozlar kademeli olarak azaltılmalıdır.
BKVN doğrudan viral sitopatik etkiyle oluştuğu için rejeksiyonun aksine immünsüpresyonu artırmak (steroid puls gibi) tabloyu ağırlaştırır; ana tedavi viral replikasyonu durdurmak için bağışıklık baskısını gevşetmektir.

Anahtar Kavram

BK Virüs Nefropatisi (BKVN) Tanı ve Yönetimi
Soru 2Soru

3535 yaşında kadın hastaya 88 ay önce canlı donörden böbrek nakli yapılmıştır. Greft fonksiyonları stabil seyreden (serum kreatinin: 1,1mg/dL1,1 mg/dL, GFR: 85mL/dk85 mL/dk) hastanın rutin kontrollerinde serum kalsiyum düzeyi 11,2mg/dL11,2 mg/dL, fosfor düzeyi 2,1mg/dL2,1 mg/dL ve parathormon (PTHPTH) düzeyi 320pg/mL320 pg/mL (Normal: 1565pg/mL15-65 pg/mL) saptanmıştır. Bu hastadaki laboratuvar bulgularının en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Persiste eden (tersiyer) hiperparatiroidizm

Cevap

Persiste eden (tersiyer) hiperparatiroidizm
Böbrek nakli sonrası greft fonksiyonları normale dönse de, diyaliz sürecinde uzun süre yüksek PTH uyarısına maruz kalan paratiroid bezlerinde nodüler hiperplazi gelişebilir. Bu durum bezlerin otonomi kazanmasına (tersiyer hiperparatiroidizm) ve nakil sonrası kalsiyum-fosfor dengesinin normale dönmesine rağmen yüksek PTH salgısının devam etmesine neden olur. Sonuçta hiperkalsemi ve (böbreğin fosfor atıcı etkisiyle) hipofosfatemi tablosu ortaya çıkar.

Adım Adım Çözüm

1
Greft fonksiyonlarının değerlendirilmesi
Hastanın kreatinin (1,1mg/dL1,1 mg/dL) ve GFR (85mL/dk85 mL/dk) değerleri normaldir, yani nakledilen böbrek iyi çalışmaktadır.
Böbrek fonksiyonu normalken gelişen biyokimyasal bozuklukların greft yetmezliği ile ilişkili olmadığını dışlamak için gereklidir.
2
Kalsiyum, fosfor ve PTH değerlerinin birlikte analizi
Yüksek kalsiyum (11,2mg/dL11,2 mg/dL), düşük fosfor (2,1mg/dL2,1 mg/dL) ve belirgin şekilde yüksek PTH (320pg/mL320 pg/mL) saptanmıştır.
Bu patern, paratiroid bezlerinin böbrek fonksiyonundan bağımsız olarak fazla çalıştığını gösterir.
3
Nakil sonrası kronik sürecin yorumlanması
Diyaliz dönemindeki sekonder hiperparatiroidizmin, nakil sonrası paratiroid bezlerinin otonomi kazanmasıyla tersiyer hiperparatiroidizme dönüştüğü sonucuna varılır.
Başarılı nakil sonrası ilk 11 yıl içinde görülen hiperkalseminin en sık nedeni tersiyer hiperparatiroidizmdir.

Anahtar Kavram

Böbrek nakli sonrası persiste eden (tersiyer) hiperparatiroidizm, başarılı bir nakle rağmen paratiroid bezlerinin otonomik aşırı aktivitesinin devam etmesi sonucu hiperkalsemi ve hipofosfatemi ile karakterizedir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 3Soru

4848 yaşında erkek hasta, canlı vericiden 22 yıl önce yapılan böbrek nakli sonrası poliklinik kontrolüne geliyor. Hastanın fizik muayenesinde kan basıncı 155/95155/95 mmHg saptanıyor, diş etlerinde belirgin büyüme ve ellerinde ince tremor gözleniyor. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin düzeyi 1.81.8 mg/dL (bazal: 1.21.2 mg/dL) ve serum potasyum düzeyi 5.25.2 mEq/L saptanıyor. Bu hastada mevcut klinik tabloya neden olması en muhtemel immünsüpresif ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siklosporin

Cevap

Siklosporin; diş eti hiperplazisi, hipertansiyon ve tremor bulgularının bir arada görüldüğü tabloda sorumlu temel ajandır.
Vakada tanımlanan hipertansiyon, serum kreatinin düzeyinde artış (nefrotoksisite), hiperkalemi ve ince tremor bulguları kalsinörin inhibitörleri için karakteristiktir. Ancak seçenekler arasında yer alan Siklosporin, bu tabloya ek olarak diş eti hiperplazisi (gingival büyüme) ve hirsutizm (kıllanma artışı) gibi spesifik kozmetik yan etkilere neden olmasıyla Takrolimus'tan ayrılır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz etme
Hastada hipertansiyon, kreatinin artışı (nefrotoksisite), tremor ve diş eti büyümesi mevcuttur.
Bu bulgular kalsinörin inhibitörü (CNI) kullanımını ve bu sınıfa özgü yan etkileri düşündürür.
2
Kalsinörin inhibitörleri arasında ayırıcı tanı yapma
Siklosporin ve Takrolimus her ikisi de hipertansiyon ve tremor yapar ancak diş eti büyümesi Siklosporin'e özgüdür.
Siklosporin, fibroblast proliferasyonunu uyararak gingival hiperplaziye yol açarken Takrolimus bu etkiye sahip değildir.

Anahtar Kavram

Kalsinörin inhibitörlerinin (Siklosporin ve Takrolimus) yan etki profillerinin ayırıcı tanısı.

İpuçları

1
Hastadaki bulgular bir 'Kalsinörin İnhibitörü' yan etkisini düşündürmektedir.
2
Takrolimus ve bu ilaç benzer sistemik yan etkiler yapsa da, diş eti büyümesi sadece birine özgüdür.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 4Soru

34 yaşında kadın hasta, 2 yıl önce canlı vericiden böbrek nakli olmuştur. İdame immünsüpresif tedavisi takrolimus, mikofenolat mofetil ve prednizolon ile sürdürülmektedir. Hasta, akut sinüzit tanısı ile dış merkezde reçete edilen bir antibiyotiği kullanmaya başladıktan 5 gün sonra ellerde titreme, baş ağrısı ve tansiyon yüksekliği şikayetleri ile nefroloji polikliniğine başvuruyor. Laboratuvar tetkiklerinde bazal serum kreatinin düzeyi 0.9 mg/dL iken 2.4 mg/dL'ye yükseldiği ve takrolimus kan düzeyinin hedef aralığın çok üzerinde olduğu saptanıyor.

Buna göre, hastanın kullandığı antibiyotik aşağıdakilerden hangisi olabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Klaritromisin

Cevap

Klaritromisin, CYP3A4 enzimini inhibe ederek takrolimus metabolizmasını yavaşlatır ve kan düzeyinin toksik seviyelere çıkmasına neden olur.
Sorudaki klinik tablo (AKI, tremor, hipertansiyon) ve yüksek ilaç düzeyi akut takrolimus toksisitesini göstermektedir. Takrolimus, karaciğerde sitokrom P450 3A4 (CYP3A4) enzimi ile metabolize edilir. Klaritromisin, bu enzimin güçlü bir inhibitörüdür. Eş zamanlı kullanımda takrolimus metabolizması durur, kan düzeyleri hızla yükselir ve akut nefrotoksisite gelişir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Hastada akut böbrek hasarı (kreatinin artışı), nörotoksisite (tremor, baş ağrısı) ve hipertansiyon var. Bu bulgular kalsinörin inhibitörü (takrolimus) toksisitesi ile uyumludur.
Takrolimusun yan etkileri arasında nefrotoksisite, nörotoksisite ve hipertansiyon ön plandadır.
2
Laboratuvar bulgusunu yorumla
Takrolimus düzeyi hedef aralığın çok üzerinde saptanmıştır.
Bu durum, takrolimusun metabolizmasını bozan bir ilaç etkileşimini işaret eder.
3
İlaç etkileşim mekanizmasını belirle
Takrolimus CYP3A4 enzimi ile metabolize olur. Düzeyi artıran ilaçlar CYP3A4 inhibitörleridir.
Sitokrom P450 sistemini etkileyen ilaçlar, immünsüpresif kan düzeylerini belirgin şekilde değiştirir.
4
Seçenekleri değerlendir
Klaritromisin ve Eritromisin güçlü CYP3A4 inhibitörleridir. Azitromisin ise bu etkiyi minimal gösterir veya göstermez.
Makrolid grubu içinde etkileşim potansiyeli farklılık gösterir.

Anahtar Kavram

Kalsinörin İnhibitörü (CNI) İlaç Etkileşimleri

İpuçları

1
Hastadaki tablo bir enfeksiyon veya rejeksiyon değil, kullanılan antibiyotiğe bağlı bir ilaç toksisitesidir (ellerde titreme ipucuna dikkat).
2
Takrolimus karaciğerde CYP3A4 enzimi ile metabolize olur. Seçeneklerden hangisi bu enzimi güçlü şekilde bloke eder?
3
Makrolid grubu antibiyotiklerden biri bu etkileşimde çok meşhurdur, ancak Azitromisin genellikle güvenlidir.

Daha Fazla Pratik

CYP indükleyicisi olan ilaçların (örn. Rifampisin, Fenitoin) transplant hastalarında yaratacağı klinik tabloyu araştırınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 5Soru

3232 yaşında bir kadın hastaya, daha önce geçirdiği kan transfüzyonları ve gebelik öyküsü nedeniyle panel reaktif antikor (PRAPRA) düzeyi yüksek olmasına rağmen, uygun çapraz karşılaştırma (cross-match) testi sonucu beklenmeden acil şartlarda kadavradan böbrek nakli yapılmıştır. Operasyon sırasında vasküler anastomozlar tamamlanıp klempler açıldıktan yaklaşık 1515 dakika sonra, başlangıçta pembe ve iyi perfüze görünen greft böbreğin hızla morardığı (siyanotik), yumuşadığı ve hiç idrar üretmediği gözlenmiştir. Bu hastada gelişen klinik tablo ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Patogenezden sorumlu temel mekanizma, alıcıda önceden var olan donör spesifik antikorların (HLA veya ABO) neden olduğu Tip II aşırı duyarlılık reaksiyonudur.

Cevap

Doğru seçenek, patogenezden sorumlu mekanizmanın alıcıda önceden var olan donör spesifik antikorların neden olduğu Tip II aşırı duyarlılık reaksiyonu olduğunu belirten ifadedir.
Vaka sunumunda belirtilen operasyon sırasındaki hızlı greft morarması ve anüri, hiperakut rejeksiyonun klasik sunumudur. Bu tablo, alıcıda önceden (gebelik, transfüzyon gibi nedenlerle) oluşmuş donör spesifik antikorların (DSADSA), greft damar endoteline bağlanması, kompleman sistemini aktive etmesi ve sonuçta vasküler lümende yaygın tromboz, nötrofil infiltrasyonu ve hemorajik nekroz oluşturmasıyla (Tip II aşırı duyarlılık) meydana gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Vasküler anastomozdan hemen sonra (1515 dakika) gelişen greft siyanozu ve anüri, hiperakut rejeksiyon tanısını koydurur.
Hiperakut rejeksiyon, operasyon masasında veya nakilden hemen sonraki saatlerde ortaya çıkan dramatik bir tablodur.
2
İmmünolojik mekanizmanın belirlenmesi
Tablonun Tip II (antikor aracılı) aşırı duyarlılık reaksiyonu olduğu belirlenir.
Alıcıda önceden mevcut olan anti-HLA veya anti-ABO antikorları, greft endoteline bağlanarak kompleman aktivasyonu ve yaygın tromboza yol açar.
3
Ayırıcı tanı ve yönetim stratejisi
Akut hücresel rejeksiyondan (Tip IV) ayrımı yapılır ve greftin kurtarılamayacağı, nefrektomi gerektiği sonucuna varılır.
Hücresel rejeksiyon daha geç başlar ve steroid yanıtı verir; hiperakut rejeksiyon ise irreversibldir.

Anahtar Kavram

Hiperakut rejeksiyon, alıcıda önceden oluşan (pre-sensitized) donör spesifik antikorların tetiklediği, kompleman bağımlı Tip II aşırı duyarlılık reaksiyonudur.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 6Soru

4242 yaşında kadın hasta, son dönem böbrek yetmezliği nedeniyle böbrek nakli hazırlığı içerisindedir. Hastanın özgeçmişinde daha önceki medikal süreçlerinde ciddi kalsinörin inhibitörü (CNI) ilişkili nörotoksisite öyküsü bulunması nedeniyle, nakil sonrası idame tedavide CNI içermeyen bir protokol planlanmaktadır. Yapılan laboratuvar incelemelerinde alıcının EBV (Epstein-Barr Virüsü) seronegatif olduğu saptanmıştır. Bu hastada idame tedavide bir kostimülasyon blokörü olan belatasept kullanımının kontrendike olmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Post-transplant lenfoproliferatif hastalık (PTLD) gelişme riskinin belirgin artışı

Cevap

EBV seronegatif alıcılarda belatasept kullanımı, post-transplant lenfoproliferatif hastalık (PTLD) riskinde belirgin artışa neden olduğu için kontrendikedir.
Belatasept, T-hücre aktivasyonu için gereken ikinci sinyali (kostimülasyon) seçici olarak bloke eden bir füzyon proteinidir (CTLA-4-Ig). Antijen sunan hücreler üzerindeki CD80 ve CD86 moleküllerine bağlanarak CD28 aracılı sinyali engeller. Klinik veriler, nakil öncesi EBV antikorları negatif olan (seronegatif) hastalarda belatasept kullanımının, merkezi sinir sistemi tutulumu riski yüksek olan post-transplant lenfoproliferatif hastalık (PTLD) gelişme riskini ciddi oranda artırdığını göstermiştir. Bu nedenle uluslararası rehberler (KDIGO vb.) ve ilaç prospektüsü, belataseptin sadece EBV seropozitif alıcılarda kullanılmasını önermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın EBV serostatusunu ve planlanan immünosüpresif ilacı değerlendir.
Hasta EBV seronegatif ve idame tedavide belatasept (kostimülasyon blokörü) düşünülüyor.
Belataseptin kontrendikasyonları alıcının viral serolojisine bağlıdır.
2
Belataseptin etki mekanizmasını ve ilişkili risklerini hatırla.
Belatasept, APC üzerindeki CD80/86'ya bağlanarak T-hücre kostimülasyonunu (Signal 2) engeller.
Bu mekanizma T-hücre yanıtını baskılarken belirli viral ilişkili malignite risklerini artırabilir.
3
EBV seronegatif alıcılardaki spesifik 'Black Box' uyarısını hatırla.
EBV seronegatif hastalarda PTLD riski (özellikle merkezi sinir sistemi tutulumu ile) anlamlı düzeyde yüksektir.
Klinik çalışmalar (BENEFIT), belataseptin bu hasta grubunda kullanımının güvenli olmadığını kanıtlamıştır.

Anahtar Kavram

Belatasept ve EBV Serostatusu İlişkili PTLD Riski
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 7Soru

Kadavradan böbrek nakli yapılmış 4242 yaşındaki erkek hastanın 6.6. ay kontrolünde, kan basıncı 150/95150/95 mmHg olarak saptanıyor. Fizik muayenesinde diş etlerinde belirgin hiperplazi ve vücudunda kıllanma artışı (hirsutizm) gözleniyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum kreatinin düzeyi hafif yüksek bulunan bu hastada, bu klinik tabloya neden olma olasılığı en yüksek olan immünsüpresif ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siklosporin

Cevap

Hastada görülen diş eti hiperplazisi ve hirsutizm bulguları, immünsüpresif ilaçlardan Siklosporin'e özgü yan etkilerdir.
Doğru yanıt olan Siklosporin, böbrek nakli sonrası kullanılan kalsinörin inhibitörlerinden biridir. Bu ilacın en karakteristik yan etkileri arasında vaka sunumunda belirtilen diş eti hiperplazisi (gingival büyüme) ve hirsutizm (kıllanma artışı) yer alır. Ayrıca hipertansiyon ve nefrotoksisite de bu ilaçla sık görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Vakadaki klinik bulguların (diş eti büyümesi, hirsutizm, hipertansiyon) belirlenmesi.
Bu bulgular kalsinörin inhibitörü grubundan bir ilacın karakteristik yan etkileridir.
İmmünsüpresif protokollerin yan etki profillerini ayırt etmek.
2
İki temel kalsinörin inhibitörü olan Siklosporin ve Takrolimus'un yan etkilerinin karşılaştırılması.
Siklosporin hirsutizm ve diş eti büyümesi yaparken, Takrolimus alopesi ve daha belirgin diyabete eğilim yapar.
Gruptaki ilaçlar arasındaki spesifik yan etki farklarını kullanmak.
3
Klinik tablo ile en uyumlu ilacın seçilmesi.
Hirsutizm ve gingival hiperplazi varlığı nedeniyle sorumlu ilaç Siklosporin olarak belirlenir.
Doğru farmakolojik eşleştirmeyi sağlamak.

Anahtar Kavram

Siklosporin yan etki profili (Gingival hiperplazi ve Hirsutizm)

İpuçları

1
Hastada görülen kıllanma artışı ve diş eti büyümesi, belirli bir kalsinörin inhibitörüne özgü 'kozmetik' yan etkilerdir.

Daha Fazla Pratik

Takrolimus ve Siklosporin arasındaki yan etki farklarını (Alopesi vs Hirsutizm, DM riski farkı) bir tablo yaparak çalışın.
Tahmini Süre:45s
Soru 8Soru

5454 yaşında erkek hastaya, 2424 saat soğuk iskemi süresi sonunda 6565 yaşındaki bir donörden kadavradan böbrek nakli yapılmıştır. Ameliyat sonrası ilk 2424 saatte toplam 300300 mL idrar çıkışı olan hastanın serum kreatinin düzeyinde beklenen düşüş saptanmamış ve postoperatif 33. günde hiperpotasemi ile sıvı yüklenmesi nedeniyle hemodiyaliz ihtiyacı olmuştur. Greft Doppler ultrasonografisinde renal arter ve ven akımları normal, direnç indeksi (RIRI) 0,820,82 olarak ölçülmüştür. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gecikmiş greft fonksiyonu (DGF)

Cevap

Gecikmiş greft fonksiyonu (DGF)
Doğru yanıt gecikmiş greft fonksiyonudur (DGFDGF). KDIGO rehberlerine göre nakil sonrası ilk 77 gün içinde diyaliz ihtiyacının gelişmesi DGFDGF olarak tanımlanır. Özellikle kadavra donörden yapılan nakillerde, soğuk iskemi süresinin 2424 saati aşması ve genişletilmiş kriterli (yaşlı) donör kullanımı bu tablo riskini belirgin artırır. Doppler ultrasonografide cerrahi komplikasyonların (arter/ven trombozu) dışlanması ve RIRI yüksekliği bu tanıyı destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Hastada nakil sonrası oligüri ve ilk haftada diyaliz ihtiyacı (postoperatif 33. gün) mevcuttur.
DGF, nakil sonrası ilk 77 gün içinde diyaliz ihtiyacı olması şeklinde tanımlanır.
2
Risk faktörlerini değerlendir
Uzamış soğuk iskemi süresi (2424 saat) ve ileri donör yaşı (6565 yaş) saptanmıştır.
Kadavra nakillerinde iskemi süresi ve donör yaşı DGF riskini doğrudan artıran en önemli faktörlerdir.
3
Radyolojik bulguları yorumla
Doppler ultrasonografide vasküler akımlar normal, direnç indeksi (RIRI) hafif yüksektir.
Vasküler akımların normal olması trombozu dışlar; yüksek RIRI ise akut tübüler nekroz (ATN) tablosunda beklenen bir bulgudur.

Anahtar Kavram

Gecikmiş Greft Fonksiyonu (DGF) Tanımı ve Risk Faktörleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 9Soru

3838 yaşında erkek hastaya, son dönem böbrek yetmezliği nedeniyle canlı vericiden böbrek nakli yapılmaktadır. Ameliyat sırasında cerrahi ekip tarafından damar anastomozları tamamlanıp klempler açıldıktan birkaç dakika sonra, greft böbreğin aniden siyanotik bir renk aldığı, yumuşadığı ve hiç idrar üretmediği gözleniyor. Bu hastada gelişen klinik tablo aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hiperakut rejeksiyon

Cevap

Operasyon sırasında damarlar açıldıktan hemen sonra gelişen siyanoz ve fonksiyon kaybı hiperakut rejeksiyon ile uyumludur.
Vaka sunumunda damar klempleri açıldıktan dakikalar sonra ortaya çıkan siyanoz, ödem ve anüri tablosu hiperakut rejeksiyonun klasik tanımıdır. Bu durum, alıcının serumunda donörün HLA veya ABO antijenlerine karşı önceden mevcut olan (pre-formed) antikorların greft endoteline saldırarak yaygın tromboz ve nekroza yol açmasıyla gerçekleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Zamanlamayı analiz et
Belirtiler vasküler klempler açıldıktan hemen sonra (dakikalar içinde) ortaya çıkmıştır.
Zamanlama, rejeksiyon tipini belirleyen en kritik parametredir.
2
Görsel bulguları değerlendir
Siyanotik böbrek ve idrar çıkışının olmaması (anüri).
Yaygın intravasküler tromboz ve kompleman aktivasyonu doku perfüzyonunu aniden durdurur.
3
Tanıyı kesinleştir
Hiperakut rejeksiyon.
Alıcıda donör HLA veya ABO antijenlerine karşı önceden oluşmuş sitotoksik antikorların varlığı bu tabloya yol açar.

Anahtar Kavram

Hiperakut rejeksiyon, nakil sonrası dakikalar içinde gelişen ve önceden oluşmuş antikorlara bağlı olan, greft kaybıyla sonuçlanan bir immünolojik yanıttır.

Daha Fazla Pratik

Hiperakut rejeksiyonun önlenmesinde 'cross-match' testinin önemini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 10Soru

Postoperatif 33. haftasında olan 4242 yaşındaki kadın hasta, idrar çıkışında azalma ve greft lojunda dolgunluk şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 155/95 mmHg155/95 \text{ mmHg}, ateşi 37.9C37.9^\circ \text{C} saptanıyor ve greft üzerinde hassasiyet mevcut. Laboratuvar tetkiklerinde serum kreatinin düzeyinin son iki günde 1.2 mg/dL1.2 \text{ mg/dL}'den 2.1 mg/dL2.1 \text{ mg/dL}'ye yükseldiği görülüyor. Tanı amacıyla yapılan böbrek biyopsisinde tübül epitel hücreleri arasına lenfosit sızması (tübülit) ve interstisyel alanda yoğun mononükleer hücre infiltrasyonu izleniyor; ancak peritübüler kapillerlerde C4d birikimi saptanmıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut hücresel rejeksiyon

Cevap

Akut hücresel rejeksiyon
Doğru seçenek olan 'Akut hücresel rejeksiyon', hastanın nakil sonrası 3. haftada olması, ateş ve greft lojunda hassasiyet gibi inflamatuar bulgular göstermesi ve biyopsisinde tübülit ile interstisyel inflamasyon saptanmasıyla tam uyumludur. C4d birikiminin olmaması, sürecin antikor aracılı değil, T-hücre aracılı (hücresel) olduğunu kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin ve zamanlamanın değerlendirilmesi
Postoperatif 3. hafta, ateş, greft hassasiyeti ve kreatinin artışı akut rejeksiyon olasılığını güçlendirir.
Akut rejeksiyonlar tipik olarak nakil sonrası ilk haftalarda ortaya çıkan inflamatuar süreçlerdir.
2
Biyopsi bulgularının analizi
Tübülit (tübül epiteli içine lenfosit sızması) ve interstisyel inflamasyon saptanmıştır.
Tübülit, Banff kriterlerine göre akut hücresel rejeksiyonun karakteristik histopatolojik bulgusudur.
3
Antikor ilişkili rejeksiyonun dışlanması
Peritübüler kapillerlerde C4d birikiminin olmaması.
C4d, humoral (antikor aracılı) yanıtın klasik yolak aktivasyonunu gösteren bir belirteçtir ve negatifliği hücresel süreci destekler.

Anahtar Kavram

Böbrek nakli sonrası akut greft disfonksiyonunda altın standart tanı yöntemi böbrek biyopsisidir; tübülit varlığı hücresel rejeksiyonu, C4d pozitifliği ise antikor ilişkili rejeksiyonu öncelikle düşündürür.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 11Soru

3535 yaşında erkek hasta, 22 ay önce canlı donörden başarılı bir böbrek nakli operasyonu geçirmiştir. İdame immünsüpresif tedavisi olarak takrolimus, mikofenolat mofetil ve prednizolon kullanmaktadır. Poliklinik kontrolünde ellerinde yeni başlayan ince titreme, uykusuzluk ve baş ağrısı şikayetleri olduğunu belirtmektedir. Fizik muayenesinde kan basıncı 155/95155/95 mmHg ölçülmüştür. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin düzeyinin nakil sonrası bazal değeri olan 1.11.1 mg/dL'den 1.51.5 mg/dL'ye yükseldiği saptanmıştır. Bu klinik tabloya neden olması en muhtemel ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Takrolimus

Cevap

Takrolimus, böbrek nakli sonrası hem nörotoksisiteye (tremor, uykusuzluk) hem de nefrotoksisiteye (kreatinin artışı, hipertansiyon) neden olan temel ilaçtır.
Takrolimus, kalsinörin inhibitörü grubunda yer alan bir ilaçtır. Bu grup ilaçlar afferent arteriyolde vazokonstrüksiyona neden olarak renal perfüzyonu azaltır ve kreatinin artışına (nefrotoksisite) yol açar. Ayrıca santral sinir sistemi üzerinde uyarılma yaparak tremor, uykusuzluk ve baş ağrısı gibi nörotoksik semptomlara neden olmaları oldukça karakteristiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Hastada tremor (titreme), uykusuzluk, hipertansiyon ve kreatinin yüksekliği mevcut.
Bu bulgular kalsinörin inhibitörü (CNI) grubundaki ilaçların klasik yan etkileridir.
2
Hastanın mevcut ilaç listesini kontrol et.
Hasta takrolimus (bir CNI), mikofenolat mofetil ve prednizolon kullanıyor.
Tablodaki tüm spesifik yan etkileri (özellikle tremor ve kreatinin artışını) açıklayan tek ilaç takrolimustur.
3
Diğer ilaçların yan etki profilini dışla.
Mikofenolat mofetil ve prednizolon bu triadın (tremor + HT + nefrotoksisite) tamamını açıklamaz.
Ayırıcı tanıda takrolimus toksisitesi ön plana çıkar.

Anahtar Kavram

Kalsinörin inhibitörlerinin (takrolimus ve siklosporin) nefrotoksisite ve nörotoksisite yan etkileri.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 12Soru

4848 yaşında erkek hasta, başarılı bir böbrek nakli operasyonundan 1818 ay sonra poliklinik kontrolüne geliyor. Hastanın bilinen ek hastalığı bulunmamaktadır ve sigara kullanmamaktadır. Serum kreatinin düzeyi 1.1mg/dL1.1 mg/dL olup nakil sonrası dönemde stabil seyretmiştir. Fizik muayenede pletorik görünüm dışında bir bulgu saptanmamıştır. Kan basıncı 135/85mmHg135/85 mmHg olarak ölçülmüştür. Laboratuvar sonuçları aşağıdadır:

TetkikSonuç
Hemoglobin18.8g/dL18.8 g/dL
Hematokrit%56\%56
Lökosit7.200/mm37.200/mm^3
Trombosit240.000/mm3240.000/mm^3
Arteryel O2O_2 Saturasyonu%97\%97

Bu hastada gelişen klinik tablo için ilk seçenek olarak başlanması gereken tedavi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anjiyotensin dönüştürücü enzim inhibitörü

Cevap

Anjiyotensin dönüştürücü enzim (ADE) inhibitörü başlanması
ADE inhibitörü seçeneği doğrudur çünkü post-transplant eritrositoz (PTE), nakil sonrası hastaların yaklaşık %10-15'inde görülen ve genellikle anjiyotensin II aracılı eritropoietin üretimindeki artışa bağlı gelişen bir komplikasyondur. ADE inhibitörleri ve ARB'ler, anjiyotensin II'nin eritropoietin üzerindeki stimulan etkisini bloke ederek hematokrit düzeylerini etkili bir şekilde düşürür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verilerin değerlendirilmesi
Böbrek fonksiyonu stabil (Cr:1.1Cr: 1.1) olan hastada belirgin eritrositoz (Hct:Hct: %56) saptandı.
Post-transplant eritrositoz (PTE) tanısını doğrulamak için sekonder nedenlerin dışlanması gerekir.
2
Sekonder nedenlerin dışlanması
Sigara öyküsü yok, O2O_2 saturasyonu normal (%97\%97).
Hipoksemi veya sigara kullanımı gibi eritrositoz yapabilecek diğer nedenler elendi.
3
Tedavi planının oluşturulması
ADE inhibitörü veya ARB başlanmasına karar verildi.
KDIGO rehberlerine göre PTE yönetiminde ADE inhibitörleri, eritropoietin üzerindeki baskılayıcı etkileri nedeniyle ilk basamak tedavidir.

Anahtar Kavram

Post-transplant Eritrositoz (PTE) Yönetimi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 13Soru

5252 yaşındaki kadın hastaya, son dönem böbrek yetmezliği nedeniyle 22 ay önce canlı vericiden böbrek nakli yapılmıştır. Takibinde üçlü immünosüpresif protokol (kalsinörin inhibitörü, antimetabolit ve steroid) uygulanan hastanın poliklinik kontrolünde, ellerinde yeni başlayan ince bir tremor olduğu gözleniyor. Laboratuvar incelemesinde açlık kan şekeri 215215 mg/dL, kan basıncı ise 155/95155/95 mmHg saptanıyor. Greft fonksiyonları (Kreatinin:1.0Kreatinin: 1.0 mg/dL) stabil seyreden bu hastada, mevcut tabloya neden olması en muhtemel ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Takrolimus

Cevap

Mevcut klinik tablodaki tremor ve hiperglisemi bulguları, kalsinörin inhibitörleri arasında özellikle takrolimus kullanımıyla güçlü bir ilişki göstermektedir.
Takrolimus, böbrek nakli sonrası en sık kullanılan kalsinörin inhibitörüdür. En önemli yan etkileri arasında nefrotoksisite, nörotoksisite (özellikle ince tremor ve baş ağrısı), yeni gelişen post-transplant diyabet (NODAT), hipertansiyon ve alopesi yer alır. Soruda sunulan hastadaki tremor ve belirgin hiperglisemi, takrolimusun siklosporine göre daha baskın olan karakteristik özellikleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların kümelenmesini analiz et.
Hastada nörotoksisite (tremor), metabolik bozukluk (hiperglisemi) ve vasküler etkilenme (hipertansiyon) saptandı.
Bu üçlü yan etki profili, böbrek nakli sonrası kullanılan kalsinörin inhibitörlerinin (CNI) tipik sistemik toksisitesini işaret eder.
2
Kalsinörin inhibitörleri arasındaki farkları değerlendir.
Takrolimusun diyabetojenik etkisi (NODAT) ve nörotoksik potansiyeli siklosporinden fazladır.
Siklosporin daha çok diş eti hiperplazisi ve hirsutizm ile karakterizeyken, takrolimus alopesi ve daha şiddetli tremor/diyabet riskine sahiptir.
3
Tanıyı kesinleştir.
Hastanın stabil greft fonksiyonu (1.01.0 mg/dL) ile birlikte bu yan etkilerin varlığı, ilaç düzeyine bağlı bir toksisiteyi veya ilacın kendi yan etki profilini destekler.
KDIGO kılavuzları, takrolimus kullanan hastalarda NODAT ve nörolojik semptom takibinin önemini vurgular.

Anahtar Kavram

İmmünosüpresif İlaç Yan Etki Profili (CNI Toksisitesi)

Daha Fazla Pratik

İmmünosüpresif ilaçların sitokrom P450P450 (CYP3A4CYP3A4) sistemi üzerinden etkileşimlerini ve greyfurt suyu gibi faktörlerin ilaç düzeylerini nasıl etkilediğini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 14Soru

Canlı vericiden böbrek nakli yapılan 3838 yaşındaki erkek hasta, operasyondan 44 ay sonra serum kreatinin değerinde yükselme (1.11.1 mg/dL'den 1.81.8 mg/dL'ye) nedeniyle değerlendiriliyor. Fizik muayenede greft hassasiyeti, ateş veya ödem saptanmıyor. İdrar incelemesinde intranükleer viral inklüzyonlar içeren tübüler epitel hücreleri (Decoy hücreleri) görülüyor ve plazma BK virüs PCR testi >104>10^4 kopya/mL olarak saptanıyor.

Bu hasta için en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İmmünsüpresif tedavi dozunun azaltılması

Cevap

İmmünsüpresif tedavi dozunun azaltılması
Hastadaki bulgular (kreatinin artışı, Decoy hücreleri, BK PCR pozitifliği) BK Virüs Nefropatisi ile uyumludur. Bu durum, yoğun immünsüpresyon sonucu latent virüsün reaktivasyonu ile gelişir. KDIGO rehberlerine göre, BK nefropatisinde ilk basamak tedavi immünsüpresif ilaç dozlarının azaltılmasıdır (öncelikle antimetabolit ajanların azaltılması veya kesilmesi).

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve laboratuvar bulgularını analiz et.
Kreatinin yüksekliği, idrarda Decoy hücreleri ve plazma BK PCR pozitifliği, BK Virüs Nefropatisi (BKVN) tanısını işaret eder.
Decoy hücreleri ve PCR pozitifliği, greft disfonksiyonu ile birlikte olduğunda BKVN için güçlü kanıtlardır.
2
Tanıya yönelik patofizyolojiyi hatırla.
BK virüsü, latent kalan bir Polyomavirus'tür ve aşırı immünsüpresyon durumunda reaktive olarak tübülointerstisyel nefrite yol açar.
Bu durum akut rejeksiyonu taklit edebilir ancak tedavisi tam tersidir.
3
Tedavi seçeneklerini değerlendir.
Tedavinin temeli, viral replikasyona izin veren immünsüpresif baskının azaltılmasıdır.
Antiviral ilaçlar (Cidofovir vb.) nefrotoksik yan etkileri nedeniyle sadece doz azaltımına yanıt vermeyen vakalarda düşünülür.

Anahtar Kavram

BK Virüs Nefropatisi (BKVN) Yönetimi
Soru 15Soru

4545 yaşında erkek hastaya 33 hafta önce kadavradan başarılı bir böbrek nakli yapılmıştır. Poliklinik kontrolünde hastanın serum kreatinin değerinin 1.5mg/dL1.5 mg/dL'den 2.2mg/dL2.2 mg/dL'ye yükseldiği saptanıyor. Fizik muayenesinde greft lojunda hafif hassasiyet dışında ek özellik saptanmayan hastada, akut rejeksiyon şüphesini doğrulamak için yapılması gereken altın standart tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Perkütan greft biyopsisi

Cevap

Akut rejeksiyon tanısını kesinleştirmek için en uygun adım perkütan greft biyopsisidir.
Böbrek nakli sonrasında greft fonksiyonlarında bozulma (kreatinin artışı, idrar çıkışında azalma) görülen hastalarda, altta yatan nedeni (hücresel rejeksiyon, antikor aracılı rejeksiyon, toksisite vb.) kesin olarak ayırt eden ve tanıyı kesinleştiren 'altın standart' yöntem perkütan greft biyopsisidir. Biyopsi sonuçları Banff kriterlerine göre değerlendirilir ve tedavi buna göre planlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu değerlendir
Post-operatif erken dönemde (33. hafta) kreatinin artışı ve greft hassasiyeti saptandı.
Bu bulgular akut rejeksiyon, enfeksiyon veya ilaç toksisitesi gibi durumları akla getirir.
2
Tanısal öncelikleri belirle
Graft fonksiyon bozukluğunun nedenini kesinleştirmek için patolojik kanıt gereklidir.
Tedavi stratejisi (örn. nabız steroid) invaziv bir işlem olan biyopsi ile doğrulanmalıdır.
3
Altın standart yöntemi seç
Perkütan greft biyopsisi kararı verildi.
KDIGO kılavuzlarına göre greft biyopsisi rejeksiyon tanısında altın standarttır.

Anahtar Kavram

Böbrek nakli sonrası gelişen akut rejeksiyonun kesin tanısı her zaman histopatolojik (biyopsi) olarak konulmalıdır.
Soru 16Soru

Böbrek nakli sonrası 5. ayında olan 38 yaşındaki kadın hasta; son 10 gündür devam eden halsizlik, yaygın vücut ağrısı ve 38,4C38,4^\circ C ateş şikayetleri ile başvuruyor. Üçlü immünsüpresif tedavi (kalsinörin inhibitörü, antimetabolit ve kortikosteroid) alan hastanın laboratuvar incelemesinde lökosit sayısı 1.950/mm31.950/mm^3, trombosit sayısı 112.000/mm3112.000/mm^3 ve serum ALT düzeyi 105U/L105 U/L (N<40U/LN < 40 U/L) saptanıyor. Akciğer grafisinde her iki alt zonda hafif interstisyel belirginleşme izleniyor.

Bu klinik tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sitomegalovirüs (CMV) enfeksiyonu

Cevap

Sitomegalovirüs (CMV) enfeksiyonu
Sitomegalovirüs (CMV) enfeksiyonu, böbrek nakli sonrası 1-6. aylar arasında en sık karşılaşılan fırsatçı viral enfeksiyondur. Ateş, halsizlik, lökopeni (<4.000/mm3<4.000/mm^3), trombositopeni (<100.000/mm3<100.000/mm^3 veya %20\%20 düşüş) ve transaminaz yüksekliği ile karakterize olan bu klinik tabloya 'CMV sendromu' denir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik zamanlama ve semptom birlikteliğini değerlendir.
Nakil sonrası 5. ayda (fırsatçı enfeksiyon dönemi) gelişen sistemik inflamatuar yanıt ve kemik iliği baskılanması saptandı.
Post-transplant 1-6. aylar arası CMV gibi viral etkenlerin en sık görüldüğü dönemdir.
2
Laboratuvar bulgularını 'CMV sendromu' kriterleri ile karşılaştır.
Ateş, lökopeni, trombositopeni ve hepatit bulgularının bir arada olması tanıyı doğrular.
KDIGO rehberlerine göre bu bulgular kompleksi doku invazyonu olmayan semptomatik CMV hastalığını (CMV sendromu) tanımlar.

Anahtar Kavram

Böbrek nakli sonrası fırsatçı enfeksiyonların zamanlaması ve CMV sendromu
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 17Soru

4545 yaşında erkek hastaya 33 ay önce kadavradan böbrek nakli yapılmıştır. Takibinde takrolimus, mikofenolat mofetil ve düşük doz prednizolon kullanmaktadır. Son bir haftadır halsizlik, iştahsızlık ve ateş şikayetleri ile başvuran hastanın laboratuvar incelemesinde lökosit sayısı 2.800/mm32.800/mm^3, hemoglobin 1111 g/dLg/dL, trombosit sayısı 130.000/mm3130.000/mm^3, ALTALT 8585 U/LU/L ve ASTAST 7272 U/LU/L saptanmıştır. Serum kreatinin düzeyi 1.11.1 mg/dLmg/dL (11 ay önce 1.01.0 mg/dLmg/dL) olarak ölçülmüştür. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sitomegalovirüs (CMV) enfeksiyonu

Cevap

Sitomegalovirüs (CMV) enfeksiyonu
Sitomegalovirüs (CMV) enfeksiyonu, böbrek nakli alıcılarında en sık görülen opportunistik viral enfeksiyondur ve genellikle nakil sonrası 1-6. aylar arasında ortaya çıkar. Ateş, halsizlik, miyalji gibi sistemik semptomların yanı sıra lökopeni, trombositopeni ve transaminaz yüksekliği ile seyreden tablo 'CMV sendromu' olarak tanımlanır. KDIGO kılavuzlarına göre, kreatinin artışı olmadan gelişen bu klinik tablo CMV için oldukça karakteristiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik zamanlamanın değerlendirilmesi
Hasta nakil sonrası 3. aydadır (opportunistik enfeksiyonlar için en riskli dönem).
Böbrek nakli sonrası enfeksiyonlar zaman çizelgesine göre sınıflandırılır; ilk 1-6 ay opportunistik virüsler için kritiktir.
2
Semptom ve laboratuvar bulgularının analizi
Ateş, halsizlik, lökopeni ve hafif transaminaz yüksekliği mevcuttur.
Bu bulgular bütünü 'CMV sendromu' olarak adlandırılan tabloyu tanımlar.
3
Böbrek fonksiyonlarının kontrolü
Kreatinin düzeyinin stabil olması rejeksiyon ihtimalini uzaklaştırır.
Rejeksiyonda öncelikli beklenti greft disfonksiyonudur.

Anahtar Kavram

Böbrek nakli sonrası ilk 1-6 ay içerisinde görülen ateş ve lökopeni durumunda en olası etken Sitomegalovirüs (CMV)'tür.
Soru 18Soru

4545 yaşında erkek hasta, son dönem böbrek yetmezliği nedeniyle 66 ay önce canlı vericiden böbrek nakli yapılmıştır. Rutin poliklinik kontrolünde fizik muayenede diş etlerinde büyüme (gingival hiperplazi) ve vücut kıllanmasında artış (hirsutizm) saptanıyor. Hastanın kan basıncı 150/95150/95 mmHg, serum kreatinin düzeyi 1.11.1 mg/dL ve kan şekeri 105105 mg/dL olarak ölçülüyor. Bu klinik tabloya yol açma olasılığı en yüksek olan immünosupresif ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siklosporin

Cevap

Diş eti hiperplazisi ve hirsutizm ile seyreden klinik tabloya neden olan ilaç Siklosporin'dir.
Siklosporin kullanımı sonrası diş eti hiperplazisi ve hirsutizm (vücut kıllanmasında artış) sık görülen ve bu ilaca özgü olan yan etkilerdir. Ayrıca siklosporin, hipertansiyon ve dislipidemiye takrolimusa göre daha sık yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analiz edilmesi
Hastada diş eti büyümesi, kıllanma artışı ve hipertansiyon olduğu belirlendi.
Bu üçlü bulgu grubu belirli bir kalsinörin inhibitörü yan etkisini işaret eder.
2
Kalsinörin inhibitörlerinin (CNI) yan etki profillerinin karşılaştırılması
Siklosporin hirsutizm ve diş eti büyümesi yaparken, takrolimus alopesi ve daha sık hiperglisemi yapar.
İki ana CNI arasındaki en önemli klinik ayrım noktalarından biri tüy yapısı ve diş eti üzerindeki etkileridir.
3
Eşlik eden laboratuvar bulgularının değerlendirilmesi
Kan şekerinin normal olması takrolimus olasılığını azaltırken, hipertansiyon varlığı siklosporini destekler.
Siklosporin hipertansiyon ve dislipidemiye daha sık yol açar.

Anahtar Kavram

İmmünosupresif İlaç Yan Etki Profilleri
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 19Soru

Böbrek nakli sonrası 55. yılında poliklinik kontrolüne gelen 4848 yaşındaki erkek hastanın fizik muayenesinde diş etlerinde belirgin büyüme ve vücut genelinde kıllanma artışı (hirsutizm) saptanıyor. Hastanın rutin biyokimyasında serum ürik asit düzeyi 9,5mg/dL9,5 mg/dL ve kan basıncı 160/100mmHg160/100 mmHg olarak ölçülüyor. Bu klinik bulgulara neden olması en olası immünsüpresif ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siklosporin

Cevap

Siklosporin, diş eti hiperplazisi, hirsutizm, hipertansiyon ve hiperürisemi gibi spesifik klinik bulgulara yol açan immünsüpresif bir ajandır.
Doğru seçenek olan ilaç, kalsinörin inhibitörleri grubunda yer alır ve renal vazokonstrüksiyona bağlı hipertansiyon ile ürik asit atılımında azalmaya (hiperürisemi) neden olur. Diş eti büyümesi (gingival hiperplazi) ve vücut kıllanmasında artış (hirsutizm) bu ilaca özgü karakteristik kozmetik yan etkilerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Diş eti hiperplazisi ve hirsutizm saptandı.
Bu iki bulgu kalsinörin inhibitörleri arasındaki ayırıcı tanıda anahtardır.
2
Metabolik bulguları değerlendir
Hipertansiyon ve hiperürisemi (yüksek ürik asit) saptandı.
Bu bulgular Siklosporin'in sistemik yan etkileriyle tam uyumludur.
3
İlaç eşleştirmesini yap
Siklosporin kullanımı teşhis edildi.
Takrolimus hirsutizm yerine alopesi yapar; diğer ilaçların bu tür kozmetik yan etkileri yoktur.

Anahtar Kavram

İmmünsüpresif İlaçların Kozmetik ve Metabolik Yan Etkileri

Daha Fazla Pratik

Nakil hastalarında görülen Post-transplant Diyabet (PTDM) riskinin hangi kalsinörin inhibitörü ile daha yüksek olduğunu tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 20Soru

3838 yaşında erkek hasta, son dönem böbrek yetmezliği nedeniyle 11 yıl önce gerçekleştirilen kadavradan böbrek nakli sonrası rutin poliklinik kontrolüne geliyor. Hastanın fizik muayenesinde diş etlerinde belirgin büyüme (hiperplazi) ve vücut kıllanmasında artış (hipertrikoz) saptanıyor. Bu klinik tabloya neden olduğu bilinen kalsinörin inhibitörü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siklosporin

Cevap

Diş eti hiperplazisi ve hipertrikoz (kıllanma artışı) gibi yan etkilere neden olan kalsinörin inhibitörü Siklosporin'dir.
Siklosporin, böbrek nakli sonrası kullanılan temel kalsinörin inhibitörlerinden biridir. Hipertansiyon, nefrotoksisite ve hiperlipidemi dışında, diş eti hiperplazisi ve hipertrikoz (vücut kıllanmasında artış) gibi kendine has kozmetik yan etkilere sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir.
Hastada diş eti hiperplazisi ve hipertrikoz saptandı.
Bu bulgular böbrek nakli sonrası kullanılan immünsüpresif ilaçların spesifik yan etkileridir.
2
Kalsinörin inhibitörlerinin yan etki profillerini karşılaştır.
Siklosporin'in diş eti büyümesi ve kıllanma artışı yaptığı, Takrolimus'un ise bu etkileri göstermediği saptandı.
Her iki ilaç aynı grupta olsa da yan etki spektrumları belirgin farklılıklar gösterir.

Anahtar Kavram

Siklosporin ve Takrolimus Yan Etki Ayrımı

Daha Fazla Pratik

Kalsinörin inhibitörlerinin nefrotoksisite mekanizmalarını ve Takrolimus'un neden olduğu yeni gelişen diyabet (NODAT) riskini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Sayfa 1 / 3Sonraki