Sjögren Sendromu ve Karma Bağ Dokusu Hastalığı

50 soru

Soru 1Soru

4040 yaşında kadın hasta; soğukta ellerinde renk değişikliği (Raynaud fenomeni), el parmaklarında yaygın şişlik (puffypuffy handshands) ve eklem ağrıları şikayetleriyle romatoloji polikliniğine başvuruyor. Yapılan laboratuvar incelemesinde ANA pozitifliği (1/12801/1280 granüler) ve yüksek titrede Anti-U1 RNP antikor pozitifliği saptanıyor. Bu klinik ve laboratuvar bulguları ışığında, hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD)

Cevap

Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD)
Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD), klinik olarak Sistemik Lupus Eritematozus, Sistemik Skleroz ve Polimiyozit özelliklerinin bir arada bulunduğu bir çakışma sendromudur. Hastada görülen Raynaud fenomeni ve 'puffy hands' (şiş parmaklar) bu hastalığın en erken ve en sık klinik bulguları arasındadır. Laboratuvarda saptanan yüksek titrede Anti-U1 RNP antikor pozitifliği, MCTD tanısı için hem zorunlu bir kriterdir hem de hastalığa en spesifik bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Raynaud fenomeni ve el parmaklarında yaygın şişlik (puffypuffy handshands) saptandı.
MCTD başlangıcında en sık görülen klinik bulguları belirlemek için.
2
Serolojik belirtecin analizi
Yüksek titrede Anti-U1 RNP antikor pozitifliği saptandı.
MCTD tanısı için zorunlu ve en spesifik serolojik kriteri teyit etmek için.
3
Ayırıcı tanı ve kesin tanı koyma
Karma Bağ Dokusu Hastalığı tanısına ulaşıldı.
Klinik ve laboratuvar bulgularının Sharp kriterleri veya Kasukawa kriterleri ile uyumlu olması nedeniyle.

Anahtar Kavram

Anti-U1 RNP antikorunun yüksek titresi, Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD) için tanımlayıcı ve zorunlu bir bulgudur.

Daha Fazla Pratik

MCTD hastalarında en sık ölüm nedeninin Pulmoner Arteriyel Hipertansiyon olduğunu hatırlayınız.
Tahmini Süre:45s
Soru 2Soru

3434 yaşında kadın hasta, 44 yıldır Karma Bağ Dokusu Hastalığı (KBDH) tanısıyla takip edilmektedir. Son 33 aydır giderek artan efor dispnesi ve çabuk yorulma şikayetleri ile başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde Raynaud fenomeni, ellerde yaygın şişlik ve özofagus dismotilitesi öyküsü mevcuttur. Fizik muayenesinde oskültasyonda S2S_2 sesinin pulmoner odakta sertleştiği (P2P_2 sertliği) saptanıyor. Solunum fonksiyon testlerinde (SFT) FEV1/FVCFEV_1/FVC oranı %82\%82, FVCFVC değeri beklenenin %88\%88'i olarak bulunurken, karbonmonoksit difüzyon kapasitesi (DLCODL_{CO}) beklenenin %45\%45'i olarak ölçülüyor. Bu klinik tabloya göre, hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pulmoner arteriyel hipertansiyon

Cevap

Pulmoner arteriyel hipertansiyon, Karma Bağ Dokusu Hastalığı'nda izole difüzyon kapasitesi düşüklüğü ve efor dispnesinin en olası nedenidir.
Karma Bağ Dokusu Hastalığı (KBDH), SLE, Sistemik Skleroz ve Polimiyozit bulgularının bir arada görüldüğü ve Anti-U1 RNP antikorunun karakteristik olduğu bir tablodur. KBDH'de görülen efor dispnesi durumunda iki ana akciğer tutulumu (PAH ve İnterstisyel Akciğer Hastalığı) düşünülmelidir. Hastada FVCFVC değerinin normal olması interstisyel hastalığı uzaklaştırırken, izole DLCODL_{CO} düşüklüğü ve P2P_2 sesinin sertleşmesi pulmoner arteriyel hipertansiyon (PAH) tanısını destekler. PAH, KBDH hastalarında en sık ölüm nedenidir.

Adım Adım Çözüm

1
Solunum fonksiyon testlerini (SFT) yorumla.
FEV1/FVCFEV_1/FVC (%82\%82) ve FVCFVC (%88\%88) normal sınırlardadır (obstrüksiyon veya belirgin restriksiyon yok).
Akciğer parankim hastalığı veya havayolu obstrüksiyonunu ekarte etmek için.
2
Difüzyon kapasitesini (DLCODL_{CO}) değerlendir.
DLCODL_{CO} beklenenin %45\%45'i (belirgin düşük).
İzole DLCODL_{CO} düşüklüğü, parankim normal iken pulmoner vasküler yatakta bir sorun (PAH) olduğunu gösterir.
3
Klinik ve fizik muayene bulgularını birleştir.
Efor dispnesi + P2P_2 sertliği + KBDH öyküsü = Pulmoner Arteriyel Hipertansiyon.
PAH, KBDH'nin en ciddi komplikasyonu ve en sık ölüm nedenidir.

Anahtar Kavram

Karma Bağ Dokusu Hastalığı'nda (KBDH) pulmoner tutulum paternleri ve PAH'ın mortalite üzerindeki önemi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 3Soru

Elli iki yaşında kadın hasta, bilinen primer Sjögren sendromu tanısıyla takip edilmektedir. Son dönemde bacaklarında palpabl purpura tarzında döküntüler ve her iki parotis bezinde sebat eden ağrısız şişlik şikayetleri başlamıştır. Laboratuvar tetkiklerinde; lökopeni (2.800/mm32.800/mm^3), kompleman C4C4 düzeyinde belirgin düşüklük (5mg/dL5 mg/dL, N: 154515-45) ve romatoid faktör pozitifliği saptanmıştır. Bu hastada aşağıdakilerden hangisinin gelişme riski en yüksektir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: B hücreli non-Hodgkin lenfoma

Cevap

B hücreli non-Hodgkin lenfoma
Sjögren sendromunda lenfoma (özellikle MALT tipi) gelişimi en korkulan komplikasyonlardan biridir. Klinik çalışmalarda persistent parotis bezi büyümesi, bacaklarda purpura varlığı, lökopeni ve laboratuvarda düşük C4 seviyeleri ile kriyoglobulineminin varlığı, bu hastaların lenfoma geliştirme riskinin çok yüksek olduğunu göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Hastada Sjögren sendromu zemininde parotis büyümesi ve purpura (vaskülit göstergesi) mevcuttur.
Sjögren'de lenfoproliferasyonun maligniteye dönüşüm sinyallerini belirlemek gerekir.
2
Laboratuvar verilerini analiz et.
Lökopeni, düşük C4 seviyesi ve RF pozitifliği saptandı.
Hipokomplemantemi ve kriyoglobulinemi ile ilişkili RF pozitifliği, lenfoma riski için kritik laboratuvar belirteçleridir.
3
Risk faktörlerini birleştirerek sonuca ulaş.
Belirtilen bulgular eşliğinde lenfoma riski genel topluma göre yaklaşık 40-60 kat artmıştır.
Primer Sjögren sendromunda lenfoma gelişimi için en önemli klinik belirteçler parotis büyümesi ve purpura; laboratuvar belirteçleri ise düşük C4 ve kriyoglobulinemidir.

Anahtar Kavram

Sjögren Sendromunda Lenfoma Prediktörleri

Daha Fazla Pratik

Sjögren sendromunda tanı kriterlerini ve minör tükürük bezi biyopsisindeki 'Focus Score' kavramını tekrar ediniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 4Soru

Ellerde soğukla tetiklenen solukluk ve morarma, parmaklarda sosis benzeri şişlik (daktilit) ve yaygın eklem ağrıları şikayetleri ile başvuran 34 yaşındaki kadın hastanın fizik muayenesinde proksimal kas gücünde azalma saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde lökopeni ve yüksek titrede ANA pozitifliği mevcutken, Anti-dsDNA ve Anti-Sm negatif bulunuyor. Bu hasta için en olası tanıya yönelik en spesifik otoantikor aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-U1 RNP

Cevap

En olası tanı Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD) olup, en spesifik otoantikor Anti-U1 RNP'dir.
Hastada Raynaud fenomeni, parmaklarda şişlik (puffy fingers), artrit ve miyozit gibi Sistemik Lupus Eritematozus (SLE), Sistemik Skleroz (SSc) ve Polimiyozit (PM) hastalıklarına ait özelliklerin bir arada bulunması 'Karma Bağ Dokusu Hastalığı'nı (MCTD) düşündürür. MCTD tanısı için serolojik olmazsa olmaz (sine qua non) bulgu, yüksek titrede Anti-U1 RNP antikorunun pozitifliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Raynaud fenomeni, puffy fingers (parmaklarda şişlik), artralji ve miyozit (kas güçsüzlüğü) bulguları mevcut. Bu tablo SLE, Sistemik Skleroz ve Polimiyozit özelliklerinin bir arada olduğunu (overlap) gösterir.
Miks semptomlar tek bir hastalıktan ziyade bir overlap sendromunu veya MCTD'yi düşündürmelidir.
2
Laboratuvar verilerini değerlendir
ANA pozitif ancak SLE'ye özgü Anti-dsDNA ve Anti-Sm negatif.
Bu durum saf SLE tanısından uzaklaştırır ve diğer ANA pozitif romatolojik hastalıkları ön plana çıkarır.
3
Tanıyı kesinleştir
SLE, Skleroderma ve Polimiyozit bulgularının karışımı ile giden ve yüksek titrede Anti-U1 RNP pozitifliği ile karakterize hastalık Karma Bağ Dokusu Hastalığıdır (MCTD).
MCTD tanısı için Anti-U1 RNP pozitifliği şarttır.

Anahtar Kavram

Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD); SLE, Sistemik Skleroz ve Polimiyozit bulgularının bir arada görülmesi ve yüksek titrede Anti-U1 RNP pozitifliği ile karakterizedir.
Soru 5Soru

Kırk sekiz yaşındaki kadın hasta, yaklaşık iki yıldır devam eden ağız ve göz kuruluğu şikayetleri ile başvuruyor. Özgeçmişinde tekrarlayan diş çürükleri ve halsizlik tarifliyor. Fizik muayenede bilateral parotis bezlerinde ağrısız büyüme ve oral mukozada kuruluk saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde hipokalemi, klor yüksekliği ve normal anyon açıklı metabolik asidoz (Renal Tübüler Asidoz Tip 1 ile uyumlu) tespit ediliyor.

Bu hastanın en olası tanısını desteklemek amacıyla öncelikle istenmesi gereken otoantikor profili aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-Ro (SS-A) ve Anti-La (SS-B)

Cevap

Anti-Ro (SS-A) ve Anti-La (SS-B) antikorları içeren seçenek
Vakada tanımlanan hasta, Sjögren Sendromu'nun klasik klinik bulguları olan ağız ve göz kuruluğu (sicca kompleksi), parotis büyümesi ve sistemik tutulum bulgusu olan renal tübüler asidoz (hipokalemik metabolik asidoz) tablosunu sergilemektedir. Bu tanı için en spesifik ve tanı kriterlerinde de yer alan otoantikorlar Anti-Ro (SS-A) ve Anti-La (SS-B)'dir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını analiz et
Ağız/göz kuruluğu (sicca), parotis büyümesi ve Renal Tübüler Asidoz (hipokalemik metabolik asidoz) birlikteliği saptandı.
Bu triad (Sicca + Parotis + RTA) Primer Sjögren Sendromu için oldukça karakteristiktir.
2
Ön tanıya uygun spesifik otoantikorları belirle
Sjögren Sendromu tanısını doğrulamak için Anti-Ro (SS-A) ve Anti-La (SS-B) test edilmelidir.
Bu antikorlar Sjögren Sendromu'nun tanı kriterlerinde yer alır ve hastalıkla en güçlü ilişkiye sahip serolojik belirteçlerdir.

Anahtar Kavram

Sjögren Sendromu'nun klinik (kserostomi, kseroftalmi, parotis büyümesi) ve laboratuvar (RTA) bulguları ile ilişkili serolojik tanı (Anti-Ro/SS-A ve Anti-La/SS-B).
Soru 6Soru

2929 yaşında gebe hasta, bilinen primer Sjögren sendromu tanısıyla romatoloji polikliniğine başvuruyor. Yapılan laboratuvar tetkiklerinde Anti-Ro (SS-A) ve Anti-La (SS-B) antikorları yüksek titreli pozitif saptanıyor.

Bu hastanın bebeğinde gelişebilecek olan neonatal lupus tablosunda, aşağıdaki klinik bulgulardan hangisinin kalıcı (geri dönüşümsüz) olması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Konjenital tam kalp bloğu

Cevap

Konjenital tam kalp bloğu
Doğru seçenek olan konjenital tam kalp bloğu, neonatal lupusun en ciddi komplikasyonudur. Anti-Ro ve Anti-La antikorları fetusta atriyoventriküler düğümde inflamasyon ve ardından fibrozise yol açar. Bu yapısal hasar geliştikten sonra, maternal antikorlar bebek dolaşımından temizlense bile ileti bozukluğu düzelmez ve kalıcı hale gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik durumunu ve antikor profilini analiz et.
Hasta Sjögren sendromu tanılı bir gebe ve Anti-Ro/Anti-La antikorları pozitiftir.
Neonatal lupus riski bu antikorların plasentadan geçişiyle ilişkilidir.
2
Neonatal lupus bulgularını sınıflandır.
Deri, karaciğer ve kan bulguları geçici; kalp bloğu ise kalıcıdır.
Maternal antikorlar bebekten temizlenince organ fonksiyonları normale döner ancak ileti sistemindeki fibrozis geri dönüşümsüzdür.
3
Kalıcı olan hasarı belirle.
Konjenital tam kalp bloğu.
Fetal AV tam blok geliştiğinde bu durum kalıcıdır ve sıklıkla pacemaker gerektirir.

Anahtar Kavram

Sjögren sendromu ve SLE'de görülen Anti-Ro (SS-A) ve Anti-La (SS-B) antikorları plasentayı geçerek fetusta neonatal lupusa neden olabilir; bu tabloda kalp bloğu dışındaki tüm bulgular geçicidir.
Soru 7Soru

5252 yaşında kadın hasta, 1010 yıldır primer Sjögren sendromu tanısıyla takip edilmektedir. Anti-Ro (SS-A) antikoru pozitif olan hastada son bir yıldır ilerleyici efor dispnesi ve balgamsız öksürük şikayetleri gelişmiştir. Çekilen yüksek çözünürlüklü akciğer tomografisinde (HRCT); bilateral orta ve alt zonlarda daha belirgin buzlu cam dansiteleri, interlobüler septal kalınlaşmalar ve bunlara eşlik eden, peribronkovasküler yerleşimli, ince duvarlı multipl kistler izlenmektedir. Bu klinik ve radyolojik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lenfositik interstisyel pnömoni

Cevap

Lenfositik interstisyel pnömoni
Sjögren sendromu, akciğerde farklı tutulum paternlerine yol açabilir ancak 'ince duvarlı kistik yapılar' ve yaygın buzlu cam dansiteleriyle karakterize olan patern Lenfositik İnterstisyel Pnömoni (LIP)'dir. LIP, Sjögren sendromu, HIV enfeksiyonu ve immün yetmezlik durumlarında sık görülen, alveoler duvarların yoğun lenfositik infiltrasyonu ile giden bir hastalıktır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik zemini analiz et
Hasta primer Sjögren sendromu tanısına sahip ve Anti-Ro pozitif.
Sjögren sendromu, akciğer tutulumu açısından riskli bir romatolojik hastalıktır.
2
Radyolojik bulguları değerlendir
HRCT'de buzlu cam dansiteleri ve özellikle 'ince duvarlı kistler' saptandı.
İnce duvarlı kist yapısı, romatolojik hastalıklar içinde özellikle Sjögren sendromu ile ilişkili Lenfositik İnterstisyel Pnömoni (LIP) için ayırt edicidir.
3
Ayırıcı tanı yap
NSIP'te kist yoktur, UIP'te bal peteği vardır, LIP ise Sjögren'de kistik akciğer tutulumunun en olası nedenidir.
LIP, Sjögren sendromu ile güçlü bir ilişkiye sahip olup, kistik interstisyel hastalıklar içinde önemli bir yer tutar.

Anahtar Kavram

Sjögren sendromuna eşlik eden Lenfositik İnterstisyel Pnömoni (LIP) ve HRCT bulguları.

Daha Fazla Pratik

Sjögren sendromunda gelişen LIP lezyonlarının, B-hücreli lenfoma gelişimi açısından bir risk faktörü veya öncül lezyon olabileceğini göz önünde bulundurunuz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8Soru

5555 yaşında kadın hasta, 1515 yıldır primer Sjögren sendromu tanısıyla takip edilmektedir. Son 66 aydır bacaklarında tekrarlayan purpurik döküntüler, her iki el bileğinde ağrı ve belirgin halsizlik şikayetleri gelişiyor. Fizik muayenesinde her iki alt ekstremitede palpabl purpura ve parotis bezlerinde bilateral ağrısız büyüme saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde; kompleman C3C3 düzeyi normal sınırda, C4C4 düzeyi 44 mg/dL (N: 154515-45), Romatoid Faktör (RF) pozitif (128128 IU/mL) ve ANA 1:6401:640 granüler bulunuyor. Tam idrar tetkikinde 2+2+ proteinüri ve her sahada 101210-12 eritrosit saptanıyor.

Bu hastada gelişen renal tutulumun en olası histopatolojik tanısı ve bu tabloya eşlik eden serolojik bozukluk aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Membranoproliferatif glomerulonefrit - Tip 2 mikst kriyoglobulinemi

Cevap

Membranoproliferatif glomerulonefrit - Tip 2 mikst kriyoglobulinemi
Sjögren sendromlu bir hastada palpabl purpura, parotis büyümesi, düşük C4 ve RF pozitifliği gibi bulguların bir arada olması, mikst kriyoglobulinemi gelişimini ve buna bağlı sistemik vasküliti gösterir. Kriyoglobulinemik vaskülit böbreklerde en sık membranoproliferatif glomerulonefrit (MPGN) paternine yol açar. Bu tablo aynı zamanda hastada non-Hodgkin lenfoma gelişimi için en güçlü risk faktörlerinden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Kronik Sjögren sendromu zemininde gelişen palpabl purpura, artralji ve parotomegali varlığı ekstraglandüler (sistemik) bir tutuluma işaret eder.
Sjögren sendromu sadece ekzokrin bezlerle sınırlı kalmayıp sistemik vaskülit tablosuna ilerleyebilir.
2
Laboratuvar verilerinin yorumlanması
Düşük C4 düzeyi ve yüksek RF pozitifliği, kriyoglobulinlerin (özellikle RF aktivitesi gösteren monoklonal IgM içeren Tip 2) varlığını düşündürür.
Kriyoglobulinemik vaskülit, klasik olarak 'erken kompleman' olan C4'ün belirgin düşüklüğü ile karakterizedir.
3
Renal tutulumun belirlenmesi
Hematüri ve proteinüri (aktif sediment), tübüler bir hasardan ziyade glomerüler bir hasarı (glomerulonefrit) gösterir.
Sjögren'de en sık böbrek bulgusu tübülointerstisyel nefrit olsa da, kriyoglobulinemi varlığında tipik lezyon membranoproliferatif glomerulonefrittir (MPGN).

Anahtar Kavram

Sjögren sendromunda kriyoglobulinemik vaskülit ve renal MPGN ilişkisi

Daha Fazla Pratik

Sjögren sendromunda lenfoma riskini artıran diğer belirteçleri (lokalize germinal merkezler, CD4 lenfopeni) gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 9Soru

Raynaud fenomeni, el sırtında diffüz ödem (puffypuffy handhand), simetrik artrit ve proksimal kaslarda güçsüzlük şikayetleri ile başvuran 3636 yaşındaki kadın hastanın laboratuvar incelemesinde; kreatin kinaz (CKCK) düzeyi 900900 U/LU/L, eritrosit sedimentasyon hızı 5050 mm/saatmm/saat ve ANAANA 1/12801/1280 granüler patern pozitif saptanıyor. Sistemik lupus eritematozus, sistemik skleroz ve polimiyozit klinik bulgularının çakışma (overlapoverlap) gösterdiği bu hastada, Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTDMCTD) tanısı için bulunması gereken temel antikor aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-U1 RNP

Cevap

Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD) tanısı için yüksek titreli Anti-U1 RNP antikorunun bulunması şarttır.
Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD), klinik olarak sistemik lupus eritematozus, sistemik skleroz ve polimiyozit bulgularının bir arada görüldüğü bir çakışma (overlap) sendromudur. Bu hastalığın tanısı için Alarcon-Segovia veya Kasukawa gibi kabul görmüş kriterlerin tümünde yüksek titreli Anti-U1 RNP antikorunun varlığı temel ve zorunlu şarttır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Raynaud fenomeni, puffy hand, artrit ve miyozit bulgularının varlığı tespit edildi.
Bu bulguların birleşimi SLE, sistemik skleroz ve polimiyozit özelliklerini içeren bir çakışma (overlap) tablosuna işaret eder.
2
Laboratuvar bulgularının değerlendirilmesi
Yüksek CK düzeyi miyoziti, yüksek titreli granüler ANA ise Anti-RNP olasılığını destekler.
MCTD'de karakteristik olarak çok yüksek titreli granüler paternli ANA görülür.
3
Tanısal antikorun belirlenmesi
Anti-U1 RNP antikorunun yüksek titreli pozitifliği belirlendi.
U1 RNP antikorunun varlığı, bu klinik tabloyu Karma Bağ Dokusu Hastalığı olarak tanımlayan temel tanı kriteridir.

Anahtar Kavram

Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD) ve Anti-U1 RNP ilişkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 10Soru

3636 yaşında kadın hasta; el eklemlerinde ağrı, ellerde yaygın şişlik (puffy hand görünümü) ve soğukta parmaklarda morarma şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde sklerodaktili ve proksimal kaslarda hassasiyet saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde ANA pozitif (1:25601:2560, benekli patern) ve yüksek titrede Anti-U1 RNP antikor pozitifliği saptanıyor. Bu hastada aşağıdaki klinik veya laboratuvar bulgularından hangisinin saptanması, tanının Karma Bağ Dokusu Hastalığı'ndan (MCTD) uzaklaşarak öncelikle Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) yönünde değerlendirilmesine neden olur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Belirgin proteinüri ve aktif idrar sedimenti

Cevap

Belirgin proteinüri ve aktif idrar sedimenti bulgularının saptanması, tanının SLE lehine değişmesine neden olur.
Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD) veya Sharp Sendromu; SLE, sistemik skleroz ve polimiyozit klinik özelliklerinin örtüştüğü bir tablodur. Hastalığın en önemli laboratuvar bulgusu yüksek titrede Anti-U1 RNP antikorudur. MCTD'de nefrit (aktif idrar sedimenti, belirgin proteinüri) ve merkezi sinir sistemi tutulumu (psikoz, konvülsiyon) nadirdir. Bu tür ağır tutulumların varlığı, tanıyı öncelikle SLE lehine değerlendirmeyi gerektirir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve laboratuvar bulguları analiz edilir.
Raynaud fenomeni, puffy hand, sklerodaktili, miyozit bulguları ve yüksek titre Anti-U1 RNP pozitifliği Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD) için karakteristiktir.
MCTD; SLE, Sistemik Skleroz ve Polimiyozit bulgularının bir arada görüldüğü bir örtüşme sendromudur.
2
MCTD ile SLE arasındaki ayırıcı tanı kriterleri değerlendirilir.
MCTD'de nefrit (glomerulonefrit) ve merkezi sinir sistemi tutulumu gibi ağır organ tutulumlarının görülme sıklığı oldukça düşüktür.
Bu ağır tutulumlar genellikle primer SLE veya diğer bağ dokusu hastalıklarının baskın olduğu tabloların özelliğidir.
3
Seçenekler arasında SLE tanısını daha güçlü destekleyen bulgu belirlenir.
Aktif idrar sedimenti (hematüri, eritrosit silendirleri) ve proteinüri nefriti gösterir ve bu durum SLE lehine güçlü bir kanıttır.
MCTD'de renal hastalık nadirdir ve saptandığında genellikle membranöz nefropati şeklindedir; aktif sedimentli nefrit ise SLE'nin hallmark bulgusudur.

Anahtar Kavram

Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD), yüksek titre Anti-U1 RNP ile karakterize bir overlap sendromudur ve ciddi renal tutulumun yokluğu ile SLE'den ayrılmaya meyillidir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 11Soru

5252 yaşında kadın hasta, son 11 yıldır devam eden ağız ve göz kuruluğu, tekrarlayan parotis şişmesi ve artralji şikayetleriyle başvuruyor.

Fizik muayenede bilateral parotis bezleri ağrısız ve hipertrofik saptanıyor. Hastanın tetkik sonuçları aşağıdadır:

İncelemeSonuç
Schirmer Testi33 mm / 55 dk
Ocular Staining Score66
Anti-Ro/SSAPozitif
Romatoid Faktör8484 IU/ml
ANA1:3201:320 (Benekli)

Hastanın özgeçmişinde 1010 yıl önce geçirilmiş bir lenfoma nedeniyle boyun bölgesine radyoterapi aldığı öğreniliyor.

Bu hasta için en uygun klinik yaklaşım veya tanısal yorum aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Baş ve boyun bölgesine radyoterapi almış olması bir dışlama kriteri olduğundan, primer Sjögren sendromu tanısı konulamaz.

Cevap

Baş ve boyun bölgesine radyoterapi almış olma durumu bir dışlama kriteri olduğu için primer Sjögren sendromu tanısı konulamaz.
ACR/EULAR 20162016 Sjögren sendromu sınıflandırma kriterlerine göre; baş ve boyun bölgesine radyoterapi almış olmak, aktif Hepatit C enfeksiyonu, AIDS, sarkoidoz, amiloidoz, greft versus host hastalığı ve IgG4 ilişkili hastalık varlığı dışlama kriterleridir. Bu durumlar hastanın sicca (kuruluk) semptomlarının primer bir otoimmün süreçten ziyade bu ikincil nedenlere bağlı olabileceğini gösterir. Vaka örneğinde hastanın Anti-Ro pozitifliği ve objektif kuruluk testleri normalde tanı koyduracak düzeyde (55 puan) olsa da, radyoterapi öyküsü nedeniyle 'primer' Sjögren tanısı konulamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik (kuruluk, parotis büyümesi) ve laboratuvar (Anti-Ro, Schirmer, OSS) bulgularını Sjögren sendromu sınıflandırma kriterleri açısından değerlendiriniz.
Anti-Ro (33 puan), Schirmer (11 puan) ve OSS (11 puan) ile toplam puan 55 bulunmuştur (44 ve üzeri tanı için yeterlidir).
Tanısal puanlamanın ilk aşaması kriterlerin karşılanıp karşılanmadığını belirlemektir.
2
Hastanın özgeçmişinde yer alan baş-boyun radyoterapisi bilgisini ACR/EULAR 20162016 eksklüzyon (dışlama) kriterleri listesiyle karşılaştırınız.
Radyoterapi öyküsü, Hepatit C, AIDS, Sarkoidoz ve IgG4 ilişkili hastalık gibi durumlarla birlikte 'dışlama kriteri' olarak tanımlanmıştır.
Sınıflandırma kriterleri uygulanmadan önce hastanın bu kriterlerin dışına çıkaran bir ek hastalığının olup olmadığı kontrol edilmelidir.
3
Dışlama kriteri varlığında puanlamanın geçerliliğini yorumlayınız.
Dışlama kriteri mevcut olan hastalarda, diğer bulgular ne kadar tipik olursa olsun 'primer Sjögren sendromu' tanısı konulamaz.
Kriterlerin amacı, semptomların başka bir nedene (radyoterapi hasarı gibi) bağlı olma olasılığını ortadan kaldırmaktır.

Anahtar Kavram

ACR/EULAR 2016 Sjögren Sendromu Sınıflandırma Kriterleri ve Dışlama (Eksklüzyon) Şartları

Alternatif Yöntem

Sjögren tanısında 'Sekonder' terimi için eşlik eden bir ana romatizmal hastalık (RA, SLE, Skleroderma) varlığı aranmalıdır. RF pozitifliği Sjögren'in kendi serolojik özelliklerinden biridir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 12Soru

3838 yaşında kadın hasta; Raynaud fenomeni, el parmaklarında şişlik (puffypuffy handshands), artralji ve proksimal kas güçsüzlüğü şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede sklerodaktili ve sinovit saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde ANA 1/6401/640 granüler patern ve Anti-U 11 RNP pozitifliği (+1/10.000+1/10.000 titre) saptanırken; Anti-dsDNA, Anti-Sm ve Anti-Scl-7070 negatif bulunuyor. Karma (Miks) Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD) ön tanısı alan bu hastada, aşağıdakilerden hangisinin görülmesi en az olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Diffüz proliferatif glomerulonefrit

Cevap

Karma Bağ Dokusu Hastalığında (MCTD) ciddi renal tutulum olan diffüz proliferatif glomerulonefrit görülmesi en az olasıdır.
Karma Bağ Dokusu Hastalığında (MCTD) böbrek tutulumu hastaların sadece %25'inden azında görülür ve bu tutulum tipik olarak membranöz nefropati şeklindedir. Seçeneklerde sunulan diffüz proliferatif glomerulonefrit ise Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) için karakteristiktir ve MCTD tanısını sorgulatacak bir bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını değerlendirerek tanıyı netleştirin.
Hastada Raynaud fenomeni, parmaklarda şişlik (puffy hands), miyozit, artrit bulguları ve yüksek titrede Anti-U1 RNP pozitifliği olması Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD) tanısını koydurur.
MCTD tanısı için yüksek titrede Anti-U1 RNP pozitifliği ile birlikte SLE, Sistemik Skleroz ve Polimiyozit özelliklerinin bir arada bulunması gerekir.
2
MCTD'nin karakteristik klinik seyrini ve komplikasyonlarını gözden geçirin.
MCTD'de akciğer tutulumu (özellikle Pulmoner Arteriyel Hipertansiyon), özofagus dismotilitesi ve trigeminal nöropati sık görülürken; ciddi santral sinir sistemi ve ciddi böbrek tutulumu nadirdir.
MCTD, kendisini oluşturan diğer bağ dokusu hastalıklarının (özellikle SLE) aksine, diffüz proliferatif glomerulonefrit gibi ağır böbrek tutulumlarından genellikle 'sakınan' bir hastalıktır.
3
Seçenekleri ayırıcı tanı açısından analiz edin.
Diffüz proliferatif glomerulonefrit SLE'nin bir parçasıdır ancak MCTD'de böbrek tutulumu %10-25 gibi düşük bir oranda görülür ve bu tutulum genellikle membranöz nefropati formundadır.
MCTD'nin ayırıcı tanısında 'nadir görülenler' bilgisi (şiddetli renal ve SSS tutulumu olmaması) tanısal kriterler kadar değerlidir.

Anahtar Kavram

Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD), yüksek titrede Anti-U1 RNP pozitifliği ile karakterize olup; SLE, Sistemik Skleroz ve Polimiyozit özelliklerinin bir karışımıdır ancak ciddi renal (DPGN gibi) ve ciddi SSS tutulumu nadirdir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 13Soru

Otuz sekiz yaşında kadın hasta, bacaklarında başlayıp kollarına ilerleyen ani başlangıçlı yaygın kas güçsüzlüğü şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenede derin tendon refleksleri azalmış, motor güç proksimalde 2/52/5, distalde 3/53/5 olarak değerlendiriliyor. Laboratuvar tetkiklerinde; serum K+:2,4 mEq/LK^+: 2,4 \text{ mEq/L}, Na+:138 mEq/LNa^+: 138 \text{ mEq/L}, Cl:114 mEq/LCl^-: 114 \text{ mEq/L}, HCO3:14 mEq/LHCO_3^-: 14 \text{ mEq/L} ve arteriyel kan gazında pH:7,26pH: 7,26 saptanıyor. Eş zamanlı bakılan idrar pHpH'sı 6,86,8 olup idrar anyon açığı pozitif bulunuyor. Özgeçmişinde uzun süredir devam eden gözlerde batma ve ağız kuruluğu şikayetleri olan bu hastada, altta yatan etiyolojiyi doğrulamak için aşağıdaki antikorlardan hangisinin pozitif saptanması en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-Ro (SS-A)

Cevap

Anti-Ro (SS-A) antikoru, Sjögren Sendromu tanısında en olası pozitif bulgudur.
Hastada saptanan hiperkloremi̇k metabolik asidoz, alkali idrar (pH:6,8pH: 6,8) ve derin hipokalemi kombinasyonu Distal Renal Tübüler Asidoz (Tip 1) için karakteristiktir. Tip 1 RTA, potasyum kaybına bağlı olarak hipokalemik periyodik paralizi kliniğine yol açabilir. Sjögren Sendromu, renal tübüllerdeki lenfositik infiltrasyon nedeniyle Tip 1 RTA'nın en önemli romatolojik nedenlerinden biridir. Sicca semptomları (ağız ve göz kuruluğu) bu tanıyı destekler ve Sjögren tanısında Anti-Ro (SS-A) antikor pozitifliği en olası bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Asit-baz ve elektrolit analizi yapılması
Düşük pHpH (7,267,26), düşük HCO3HCO_3 (1414) ve yüksek ClCl (114114) ile hiperkloremi̇k metabolik asidoz ve şiddetli hipokalemi (2,42,4) saptandı.
Hastanın klinik tablosunun (güçsüzlük) biyokimyasal temelini anlamak için gereklidir.
2
Renal asidifikasyon kapasitesinin değerlendirilmesi
Sistemik asidoza rağmen idrar pHpH'sının >5,5> 5,5 (6,86,8) olması Distal Renal Tübüler Asidoz (Tip 1) tanısını koydurur.
Tip 1 RTA, toplayıcı tübüllerde hidrojen iyonu salınımındaki defekti gösterir.
3
Klinik bulgularla sistemik hastalık ilişkisinin kurulması
Ağız ve göz kuruluğu (sicca kompleksi), hastadaki dRTA'nın nedeninin Sjögren Sendromu olduğunu gösterir.
Sjögren Sendromu, tübülointerstisyel nefrit yoluyla dRTA'ya en sık neden olan romatolojik hastalıktır.
4
Etiyolojik otoantikorun belirlenmesi
Sjögren Sendromu'nda Anti-Ro (SS-A) ve Anti-La (SS-B) antikorları tanısal öneme sahiptir.
Anti-Ro antikoru Sjögren hastalarının büyük çoğunluğunda pozitif saptanır.

Anahtar Kavram

Sjögren Sendromu'nun ekstraglandüler tutulumlarından biri olan Distal (Tip 1) Renal Tübüler Asidoz, şiddetli hipokalemiye bağlı periyodik paralizi ile prezante olabilir.

Alternatif Yöntem

Laboratuvar verilerinden Anyon Açığı (AA) hesaplandığında: 138(114+14)=10138 - (114 + 14) = 10 (Normal AA). Normal AA'lı metabolik asidozlar (hiperkloremi̇k) dRTA veya diyaredir. İdrar AA'nın pozitif olması renal kaynaklı bir asidozu (dRTA) kesinleştirir.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 14Soru

32 yaşında kadın hasta, iki yıldır devam eden Raynaud fenomeni, son birkaç aydır belirginleşen el sırtında ve parmaklarda şişlik (puffy hands), el küçük eklemlerinde ağrı ve proksimal kas güçsüzlüğü şikayetleriyle romatoloji polikliniğine başvuruyor. Fizik muayenesinde metakarpofalangeal eklemlerde sinovit ve oskültasyonda pulmoner odakta S2S_2 sertliği saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde ANA 1:12801:1280 (granüler patern) ve romatoid faktör pozitifliği saptanıyor. Bu hastada tanıyı kesinleştirmek için bakılması gereken en spesifik laboratuvar parametresi ve bu klinik tabloda en sık görülen ölüm nedeni aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-U1 RNP antikorları — Pulmoner arteriyel hipertansiyon

Cevap

Bu hastada tanı için bakılması gereken en spesifik parametre Anti-U1 RNP antikorlarıdır ve en sık ölüm nedeni pulmoner arteriyel hipertansiyondur.
Verilen klinik vaka (Raynaud, puffy hands, miyozit, artrit) klasik bir Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD) sunumudur. MCTD tanısı koyabilmek için yüksek titrede Anti-U1 RNP pozitifliği şarttır. Bu hastalarda interstisyel akciğer hastalığı görülse de, mortalitenin en sık nedeni pulmoner arteriyel hipertansiyondur. Fizik muayenedeki S2S_2 sertliği de bu duruma yönelik bir ipucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Raynaud fenomeni, puffy hands (şiş parmaklar), sinovit ve proksimal kas güçsüzlüğü varlığı.
Bu bulguların kombinasyonu SLE, Sistemik Skleroz ve Polimiyozit özelliklerinin iç içe geçtiği bir 'Overlap' (örtüşme) sendromunu düşündürür.
2
Laboratuvar verilerinin yorumlanması
Yüksek titrede granüler patern ANA (1:12801:1280) ve RF pozitifliği.
Yüksek titrede granüler ANA, genellikle Anti-RNP varlığına işaret eder ve Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD) için tipiktir.
3
Tanının netleştirilmesi
Karma Bağ Dokusu Hastalığı (Sharp Sendromu).
MCTD tanısı için yüksek titrede Anti-U1 RNP pozitifliği zorunludur.
4
Prognostik değerlendirme
S2S_2 sertliği fizik muayenede pulmoner hipertansiyonun erken bir bulgusudur.
MCTD hastalarında uzun dönem izlemde mortaliteden en sorumlu tutulan komplikasyon pulmoner arteriyel hipertansiyondur.

Anahtar Kavram

Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD) tanısı için Anti-U1 RNP antikorları zorunludur ve bu hastalıktaki en sık ölüm nedeni pulmoner arteriyel hipertansiyondur.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 15Soru

Primer Sjögren sendromu tanısında güncel olarak kullanılan 2016 ACR/EULAR sınıflandırma kriterleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anti-La (SS-B) antikor pozitifliği, puanlama sisteminde yer alan majör serolojik kriterlerden biridir.

Cevap

Anti-La (SS-B) antikor pozitifliğinin puanlama sisteminde yer aldığı ifadesi yanlıştır; çünkü bu antikor 2016 ACR/EULAR kriterlerinden çıkarılmıştır.
2016 ACR/EULAR kriterlerinde Anti-La (SS-B) antikor pozitifliği artık bir kriter olarak kabul edilmemektedir. Puanlama sisteminde sadece Anti-Ro (SS-A) antikoruna 3 puan verilir.

Adım Adım Çözüm

1
Sjögren sendromu tanı kriterlerinin gözden geçirilmesi
2016 ACR/EULAR kriterleri; biyopsi (3), Anti-Ro (3), oküler boyama (1), Schirmer (1) ve tükürük akış hızı (1) parametrelerini içerir.
Tanı koymak için hangi bulguların kaç puan değerinde olduğunu belirlemek gerekir.
2
Serolojik kriterlerin spesifik kontrolü
Anti-Ro (SS-A) kriterlerde yer alırken, Anti-La (SS-B) güncel puanlama tablosunda bulunmaz.
Eski kriterlerde yer alan Anti-La'nın güncel versiyondan çıkarıldığını hatırlamak çeldiriciyi elemeyi sağlar.
3
Tanı eşiğinin doğrulanması
Toplam puanın 4 veya üzeri olması durumunda hastaya primer Sjögren sendromu tanısı konur.
Seçeneklerde verilen puanlama ve eşik değerlerinin doğruluğunu teyit etmek.

Anahtar Kavram

2016 ACR/EULAR Sjögren Sendromu Sınıflandırma Kriterleri

İpuçları

1
Sjögren sendromu tanısında serolojik ve histopatolojik bulgular en yüksek puanı alır.
2
2016 revizyonu ile bazı otoantikorlar, bağımsız bir tanısal değer taşımadıkları için sistemden çıkarılmıştır.
3
Anti-Ro ve Anti-La genellikle birlikte bulunur; ancak yeni kriterlerde sadece Anti-Ro'ya puan verilir.

Daha Fazla Pratik

Sjögren sendromunda lenfoma gelişimi için risk faktörlerini (hipokomplemanemi, purpura) tekrar edin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 16Soru

Sjögren sendromu şüphesi olan bir hastada, ekzokrin bez tutulumuna bağlı olarak gelişen gözyaşı miktarındaki azalmayı (kseroftalmi) objektif olarak değerlendirmek amacıyla klinik pratikte en yaygın kullanılan test aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Schirmer testi

Cevap

Sjögren sendromunda gözyaşı miktarını objektif olarak ölçmek için Schirmer testi kullanılır.
Doğru seçenek olan test, alt göz kapağının dış 1/3'lük kısmına yerleştirilen özel bir filtre kağıdının 5 dakika süreyle ıslanma miktarının ölçülmesine dayanır. 5 mm ve altındaki ıslanma miktarı, Sjögren sendromu için anlamlı (pozitif) kabul edilir ve gözyaşı üretimindeki yetersizliği objektif olarak gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastadaki temel şikayetin (göz kuruluğu) doğasını belirleyin.
Sjögren sendromunda ekzokrin bezlerin lenfositik infiltrasyonu sonucu gözyaşı üretimi azalır.
Tanı için bu azalmanın objektif olarak gösterilmesi gerekir.
2
Gözyaşı miktarını (kantitatif) ölçen klinik yöntemi hatırlayın.
Schirmer testi, alt göz kapağına yerleştirilen filtre kağıdı ile gözyaşı üretimini ölçer.
Bu test, kseroftalmi varlığını kanıtlamak için en yaygın ve kolay uygulanabilir yöntemdir.

Anahtar Kavram

Sjögren sendromunda kseroftalmi (göz kuruluğu) tanısı için Schirmer testi, kserostomi (ağız kuruluğu) tanısı için ise tükürük akış hızı veya biyopsi kullanılır.
Soru 17Soru

3838 yaşında kadın hasta; yaklaşık 33 yıldır soğukta parmaklarda renk değişikliği (Raynaud fenomeni), son 66 aydır ise el parmaklarında yaygın şişlik ("puffy hands"), yutma güçlüğü ve merdiven çıkarken zorlanma şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenede tırnak yatağında belirgin kapiller genişlemeler (megakapiller), proksimal kaslarda hassasiyet ve yüzün sağ tarafında dokunma duyusunda azalma saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde ANA 1:12.8001:12.800 (benekli), Anti-U1 RNP antikorları yüksek titreli pozitif saptanırken; Anti-Sm, Anti-dsDNA ve Anti-Scl-70 negatif bulunuyor. Serum kreatin kinaz (CK) düzeyi 12001200 U/L olarak saptanıyor.

Bu hasta ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Proksimal kas güçsüzlüğü ve yüksek CK düzeyleri ile giden inflamatuar miyozit komponenti, glukokortikoid tedavisine genellikle dirençlidir.

Cevap

Miyozit komponentinin glukokortikoid tedavisine dirençli olduğunu savunan ifade yanlıştır.
Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD), Sistemik Lupus Eritematozus (SLE), Sistemik Skleroz (SSc) ve Polimiyozit (PM) bulgularının bir karışımı ile seyreder. Bu hastalıkta 'SLE-benzeri' (artrit, serozit) ve 'PM-benzeri' (miyozit) bulgular glukokortikoid tedavisine genellikle mükemmel yanıt verir. Aksine, 'skleroderma-benzeri' bulgular (Raynaud fenomeni, sklerodaktili, pulmoner arteriyel hipertansiyon) tedaviye dirençli olma eğilimindedir. Bu nedenle miyozitin dirençli olduğu ifadesi tıbben yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Raynaud, puffy hands, miyozit, özofagus dismotilitesi ve trigeminal nöropati bulguları ile yüksek titreli Anti-U1 RNP varlığı saptandı.
Bu bulgular tipik bir Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD) tablosunu tanımlar.
2
Serolojik kriterleri değerlendir
Anti-U1 RNP pozitif, Anti-Sm ve Anti-Scl-70 negatif.
MCTD tanısı için Anti-U1 RNP şarttır; Anti-Sm pozitifliği SLE'ye, Anti-Scl-70 ise Sistemik Skleroza yönlendirir.
3
Prognoz ve tedavi yanıtını değerlendir
MCTD'nin SLE ve PM benzeri özellikleri steroidlere iyi yanıt verirken, skleroderma benzeri özellikler (PAH, Raynaud) dirençlidir.
Miyozit PM benzeri bir özellik olduğu için steroid yanıtı genellikle iyidir.

Anahtar Kavram

Karma Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD) klinik spektrumu ve tedavi yanıtı farklılıkları.

Daha Fazla Pratik

MCTD tanılı bir hastada pulmoner tutulumu taramak için yapılacak PFT bulgularını (izole DLCO düşüklüğü gibi) gözden geçirin.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 18Soru

4848 yaşında kadın hasta, ağız ve göz kuruluğu şikayetleriyle yapılan tetkikler sonucunda primer Sjögren sendromu tanısı alıyor. Hastanın rutin kontrollerinde saptanan laboratuvar bulguları aşağıdadır:

* Serum potasyum (K+K^+): 2.92.9 mEq/LmEq/L
* Serum klor (ClCl^-): 112112 mEq/LmEq/L
* Serum bikarbonat (HCO3HCO_3^-): 1515 mEq/LmEq/L
* İdrar pHpH: 6.56.5
* Anyon açığı: Normal

Bu hastada saptanan elektrolit ve asit-baz bozukluğunun en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Distal (Tip 1) renal tübüler asidoz

Cevap

Sjögren sendromlu hastada saptanan hipokalemi, normal anyon açıklı metabolik asidoz ve alkali idrar pH'ı (>5.5> 5.5) Distal (Tip 1) renal tübüler asidoz ile uyumludur.
Doğru seçenek olan distal (Tip 1) renal tübüler asidoz, Sjögren sendromunda tübüllerin lenfositik infiltrasyonu sonucu hidrojen salgı kapasitesinin bozulmasıyla karakterizedir. Bu durumda hasta sistemik asidozda olmasına rağmen idrarını asidifiye edemez (pH >5.5> 5.5) ve distalde sodyum-potasyum değişimi arttığı için belirgin hipokalemi gelişir.

Adım Adım Çözüm

1
Asit-baz durumunu değerlendir
Normal anyon açıklı (hiperkloremik) metabolik asidoz (HCO3HCO_3: 1515, Anyon açığı: 142(112+15)=15142 - (112+15) = 15, normal)
RTA tiplerini ayırt etmek için ilk adımdır.
2
İdrar pH'ını kontrol et
İdrar pH: 6.56.5 (Alkali)
Sistemik asidoza rağmen idrarın asidifiye edilememesi (pH >5.5> 5.5) distal tübüler fonksiyon bozukluğunu gösterir.
3
Primer hastalıkla ilişkilendir
Sjögren sendromu ve Distal RTA ilişkisi
Sjögren sendromunda tübülointerstisyel lenfositik infiltrasyon en sık Distal RTA'ya yol açar.

Anahtar Kavram

Sjögren sendromunda ekstraglandüler renal tutulum en sık tübülointerstisyel nefrit ve buna bağlı Distal (Tip 1) RTA şeklinde görülür.

Daha Fazla Pratik

Sjögren sendromunda gelişen kriyoglobulinemiye bağlı böbrek tutulumunun (MPGN) özelliklerini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 19Soru

32 yaşında kadın hasta; soğukta ellerde beyazlaşma ve morarma (Raynaud fenomeni), parmaklarda difüz şişlik ve yaygın eklem ağrıları şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede sklerodaktili saptanmıyor ancak el parmaklarında "sosis parmak" görünümü ve proksimal kas güçsüzlüğü tespit ediliyor. Laboratuvar incelemesinde ANA 1:1280 benekli patern pozitif, Anti-U1 RNP yüksek titrede pozitif saptanırken; Anti-dsDNA, Anti-Sm ve Anti-Scl-70 negatif bulunuyor. Mikst Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD) tanısı konulan bu hastada, aşağıdaki klinik tablolardan hangisinin görülme olasılığı diğerlerine göre en düşüktür?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Skleroderma renal krizi

Cevap

Skleroderma renal krizi
Doğru cevap, skleroderma renal krizidir. Mikst Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD); SLE, Sistemik Skleroz ve Polimiyozit özelliklerinin bir arada görüldüğü bir örtüşme sendromudur. Ancak, MCTD hastalarında Sistemik Skleroz'un karakteristik bir komplikasyonu olan 'Skleroderma Renal Krizi' gelişimi son derece nadirdir (<%1-2). MCTD'de böbrek tutulumu genellikle immün kompleks glomerülonefriti (membranöz nefropati) şeklindedir ve renal kriz tablosu beklenmez. Bu özellik, MCTD'yi Sistemik Skleroz'dan ayıran önemli bir klinik ipucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu ve laboratuvar bulgularını analiz et.
Raynaud fenomeni, sosis parmak, miyozit bulguları ve yüksek titreli Anti-U1 RNP pozitifliği (diğer spesifik antikorlar negatif) Mikst Bağ Dokusu Hastalığı (MCTD) tanısını koydurur.
MCTD tanısı için klinik özelliklerin (SLE, SSc, PM benzeri) ve serolojik belirtecin (Anti-U1 RNP) bir arada olması gerekir.
2
MCTD'nin klinik spektrumunu ve beklenen komplikasyonlarını değerlendir.
MCTD; Sistemik Lupus Eritematozus (SLE), Sistemik Skleroz (SSc) ve Polimiyozit (PM) özelliklerini taşır.
Bu hastalıkların örtüşmesi nedeniyle birçok organ tutulumu görülür.
3
Seçeneklerdeki komplikasyonların MCTD'de görülme sıklığını karşılaştır.
Trigeminal nevralji, pulmoner hipertansiyon, özofagus dismotilitesi ve miyozit sık görülürken; skleroderma renal krizi çok nadirdir.
MCTD hastalarında böbrek tutulumu (genellikle membranöz glomerülonefrit) görülebilir ancak skleroderma renal krizi tipik SSc'ye özgü olup MCTD'de beklenmez.

Anahtar Kavram

MCTD Klinik Özellikleri ve Negatif Bulgular
Soru 20Soru

Sjögren sendromunun klinik özellikleri ve laboratuvar bulguları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Majör tükürük bezlerinde (parotis) izlenen büyüme tipik olarak tek taraflı, şiddetli ağrılı ve pürülan drenaj ile seyreder.

Cevap

Parotis bezindeki büyümenin tek taraflı, şiddetli ağrılı ve pürülan olması Sjögren sendromunun tipik bir bulgusu değildir.
Sjögren sendromunda majör tükürük bezlerinde (özellikle parotis) görülen büyüme tipik olarak bilateral, persistan (kalıcı), ağrısız veya künt bir hassasiyetle seyreder. Şiddetli ağrı, tek taraflı tutulum ve pürülan (irinli) akıntı, genellikle altta yatan bir bakteriyel enfeksiyonu (akut süpüratif sialadenit) veya nadiren taş tıkanıklığını düşündüren bulgulardır.

Adım Adım Çözüm

1
Sjögren sendromunun eklem tutulumunu değerlendir.
Artrit genellikle Romatoid Artrit'e benzer şekilde küçük eklemleri tutar ve simetriktir, ancak erozif (yıkıcı) değildir.
Sjögren'de eklem tutulumu sinoviyal harabiyetten ziyade inflamatuar niteliktedir.
2
Böbrek tutulum özelliklerini incele.
Hastalarda interstisyel tutulum ön plandadır ve distal renal tübüler asidoz (Tip 1) sıklıkla görülür.
Lenfositik infiltrasyon renal tübülleri etkileyerek asit atılımını bozar.
3
Tükürük bezi tutulumunun klinik karakterini analiz et.
Parotis bezindeki büyüme genellikle iki taraflıdır, ağrısız veya hafiftir; şiddetli ağrı ve pürülan akıntı ikincil enfeksiyonları (bakteriyel sialadenit) düşündürür.
Tipik Sjögren tutulumu kronik lenfositik infiltrasyona bağlıdır, akut süpüratif bir süreç değildir.

Anahtar Kavram

Sjögren sendromunda parotis bezinde görülen kronik lenfositik infiltrasyon, bilateral ve non-süpüratif bir büyüme ile karakterizedir.

Daha Fazla Pratik

Sjögren sendromunda lenfoma gelişimi için risk faktörlerini (kriyoglobulinemi, düşük C4, palpabl purpura) tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 0s
Sayfa 1 / 3Sonraki