Endokrinoloji ve Metabolizma

491 soru

Soru 41Soru

10 yaşında bir kız çocuk, sık tekrarlayan el ve ayak kasılmaları şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde boy kısalığı, yuvarlak yüz görünümü, obezite ve her iki el 4. ve 5. metakarplarında kısalık (Albright'ın herediter osteodistrofisi fenotipi) saptanıyor. Trousseau ve Chvostek işaretleri pozitif bulunuyor. Yapılan laboratuvar tetkiklerinde serum kalsiyum düzeyi 6.2 mg/dL (düşük), fosfor düzeyi 8.8 mg/dL (yüksek) ve parathormon (PTH) düzeyi 450 pg/mL (yüksek) olarak ölçülüyor. Renal ultrasonografisi normal olarak değerlendiriliyor.

Bu hasta için en olası tanı ve altta yatan genetik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Psödohipoparatiroidizm Tip 1a – Maternal GNAS geni inaktivasyonu

Cevap

Psödohipoparatiroidizm Tip 1a – Maternal GNAS geni inaktivasyonu
Hastada Albright Herediter Osteodistrofisi (AHO) fenotipi (kısa boy, yuvarlak yüz, metakarp kısalığı) ve PTH direnci bulguları (Hipokalsemi, Hiperfosfatemi, Yüksek PTH) bir aradadır. Bu klinik ve laboratuvar kombinasyonu Psödohipoparatiroidizm Tip 1a tanısı koydurur. Bu hastalık GNAS1 genindeki inaktive edici mutasyonun maternal (anneden gelen) alelde olması sonucu gelişir. Böbrek dokusunda Gs-alfa proteini dokuya özgü imprinting nedeniyle sadece maternal alelden eksprese edildiği için, maternal mutasyonda hem fenotipik bozukluk (her dokuda haployetmezlik) hem de biyokimyasal direnç (böbrekte tam eksiklik) görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Boy kısalığı, yuvarlak yüz, 4.-5. metakarp kısalığı (Albright Herediter Osteodistrofisi - AHO) fenotipi mevcut.
Bu fenotip sadece Psödohipoparatiroidizm (PHP) Tip 1a ve Psödo-psödohipoparatiroidizmde (PPHP) görülür.
2
Laboratuvar bulgularını analiz et
Kalsiyum düşük, Fosfor yüksek, PTH yüksek.
Bu tablo, hedef dokuda PTH direnci olduğunu gösterir. PPHP'de laboratuvar normaldir; bu nedenle tanı PHP Tip 1a olmalıdır.
3
Genetik mekanizmayı belirle
Gs-alfa proteinini kodlayan GNAS geni genomik baskılanma (imprinting) gösterir.
Böbrek proksimal tübülünde sadece maternal alel aktiftir. Maternal alel mutasyonunda hem fenotip (haployetmezlik) hem de hormon direnci (PHP 1a) gelişir. Paternal mutasyonda sadece fenotip (PPHP) gelişir.

Anahtar Kavram

Psödohipoparatiroidizm (PHP) tiplerinin ayrımı: AHO fenotipi + Hormon direnci = PHP Tip 1a (Maternal defekt). Sadece AHO fenotipi + Normal laboratuvar = PPHP (Paternal defekt).

İpuçları

1
Hastanın fiziksel görünümü (kısa 4. parmak, yuvarlak yüz) spesifik bir genetik sendromu işaret ediyor.
2
Parathormon (PTH) düzeyinin yüksek olmasına rağmen kalsiyumun düşük ve fosforun yüksek olması, hormona karşı bir 'direnç' olduğunu gösterir.
3
Hem fenotipik bozukluk (AHO) hem de hormon direnci varsa, kusur maternal geçişli Gs-alfa mutasyonudur.

Daha Fazla Pratik

Gs-alfa proteininin paternal defektinde neden sadece fenotipik bulguların (PPHP) görüldüğünü araştırınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 42Soru

7,57,5 yaşında kız çocuk, son birkaç aydır fark edilen her iki memesinde büyüme ve boyunda hızlı uzama şikayetiyle pediatri polikliniğine getiriliyor. Yapılan fizik muayenesinde meme gelişimi Tanner evre 22, pubik kıllanma evre 11 olarak saptanıyor. Boyu yaş grubuna göre +2+2 standart sapma üzerinde, kemik yaşı ise 9,59,5 yaş olarak hesaplanıyor. Laboratuvar incelemesinde bazal LH değeri 1,21,2 mIU/mL (yüksek) saptanan bu hastada en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: GnRH analogları

Cevap

Santral puberte prekoks tanısı alan bu hastada en uygun tedavi yaklaşımı GnRH analoglarıdır.
Hastada saptanan 88 yaş öncesi meme gelişimi, kemik yaşının takvim yaşından 22 yıl ileri olması ve boy artışının belirginliği puberte prekoks tanısını koydurur. Bazal LH düzeyinin 0,30,3 mIU/mL üzerinde olması (bu hastada 1,21,2 mIU/mL), durumun hipotalamo-hipofizer aksın aktivasyonuna bağlı olduğunu (Santral Puberte Prekoks) kanıtlar. Bu tablonun standart ve altın standart tedavisi, hipofizi baskılayarak pubertedeki ilerlemeyi durduran GnRH analoglarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri ve büyüme parametrelerini değerlendir.
Tanner evre 22 meme gelişimi, ileri kemik yaşı (9,59,5 vs 7,57,5) ve yüksek boy persentili (+2+2 SD) saptandı.
Gerçek puberte prekoks tanısı için meme gelişimine (telarş) eşlik eden kemik yaşı ilerlemesi ve boy artış hızı yüksekliği klinik olarak esastır.
2
Tanısal laboratuvar testlerini yorumla.
Bazal LH düzeyi 1,21,2 mIU/mL bulundu.
Bazal LH değerinin >0,3> 0,3 mIU/mL olması, hipotalamo-hipofizer aksın aktive olduğunu (santral kökenli) gösterir ve stimülasyon testine gerek kalmadan tanıyı kesinleştirir.
3
Birinci basamak tedaviyi belirle.
GnRH analogları.
Santral puberte prekoks tedavisinde hedef, sürekli GnRH uyarısı ile hipofiz reseptörlerini duyarsızlaştırarak gonadotropin salınımını durdurmaktır.

Anahtar Kavram

Santral puberte prekoks tanısında bazal LH eşiği ve standart tedavi seçimi.
Soru 43Soru

Ek gıdalara geçiş sürecinde olan 88 aylık bir erkek bebek, protein ağırlıklı bir öğün sonrasında başlayan tekrarlayan kusma, letarji ve bilinç bulanıklığı şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Yapılan ilk laboratuvar incelemesinde kan amonyak düzeyi 620μmol/L620 \mu mol/L (normal: 1545μmol/L15-45 \mu mol/L) olarak ölçülüyor. Hastada hiperamonyemiye yol açan doğuştan bir metabolizma hastalığı düşünülerek ayırıcı tanıya gidiliyor.

Hastanın kliniğinin organik asidemi yerine primer bir üre döngüsü bozukluğu ile uyumlu olduğunu gösteren en spesifik başlangıç laboratuvar bulgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kan gazında respiratuvar alkaloz ve idrarda keton izlenmemesi

Cevap

Kan gazında respiratuvar alkaloz ve idrarda keton izlenmemesi
Üre döngüsü bozukluklarında kanda biriken amonyak, beyin sapındaki solunum merkezini doğrudan uyararak hastanın hiperventile olmasına (sık nefes alıp vermesine) yol açar. Bu hiperventilasyon, karbondioksit atılımını artırarak kan gazında respiratuvar alkaloza neden olur. Ayrıca üre döngüsü defektlerinde primer enerji ve organik asit metabolizması yolu bozulmadığından belirgin ketonüri veya metabolik asidoz görülmez. Bu özellikler, her ikisi de hiperamonyemi ve ensefalopati yapabilen organik asidemilerden (metabolik asidoz ve masif ketonüri görülür) ayrımda kullanılan en spesifik klinik ipuçlarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik bulgularını ve laboratuvar sonuçlarını analiz et.
Protein alımı sonrası başlayan ensefalopati ve ciddi hiperamonyemi (620μmol/L620 \mu mol/L) saptandı.
Hiperamonyeminin kaynağının primer (üre döngüsü defekti) mi yoksa sekonder (organik asidemi, yağ asidi oksidasyon defekti) mi olduğunu ayırt etmek temel hedeftir.
2
Organik asidemilerin temel laboratuvar belirteçlerini hatırla.
Organik asidemilerde vücutta anormal asit birikimi ve enerji metabolizması bozukluğu vardır; bu durum yüksek anyon açıklı metabolik asidoz, şiddetli ketonüri ve hipoglisemi yaratır.
Organik asidemileri dışlayabilmek için bu bulguların yokluğunu doğrulamak gerekir.
3
Üre döngüsü bozukluklarının kan gazı ve metabolik yansımalarını değerlendir.
Üre döngüsü bozukluklarında aşırı artan amonyak doğrudan solunum merkezini uyararak hiperventilasyona neden olur. Bu durum kanda respiratuvar alkaloza yol açar. Primer asidoz ve ketozis yoktur.
Bu fizyolojik mekanizma, iki farklı metabolik kriz türünü birbirinden ayırt eden en güvenilir klinik yoldur.

Anahtar Kavram

Ciddi hiperamonyemisi olan bir hastada, solunum merkezinin uyarılmasına bağlı gelişen 'respiratuvar alkaloz' ve 'keton negatifliği' üre döngüsü bozukluklarını desteklerken; 'yüksek anyon açıklı metabolik asidoz' ve 'masif ketonüri' organik asidemileri destekler.

İpuçları

1
Ciddi amonyak yüksekliği santral sinir sisteminde solunum merkezini uyararak hastanın nefes alışverişini hızlandırır.
2
Organik asidemilerde (adından da anlaşılacağı gibi) kanda asit yükü artar ve ketozis gelişir. Üre döngüsü sorunlarında ise asit birikimi primer olarak gerçekleşmez.

Daha Fazla Pratik

Üre döngüsü bozukluklarında spesifik tanıya giderken idrar orotik asit düzeyinin ölçülmesinin hangi enzimin (örn: Ornitin transkarbamilaz) eksikliğini ayırt ettiğini gözden geçirin.

Alternatif Yöntem

Laboratuvar sonuçlarını okurken önce asit-baz profiline bakın: Asidoz (pH < 7.35) ve düşük HCO3 organik asidemiyi; Alkaloz (pH > 7.45) ve düşük pCO2 üre döngüsü hastalığını işaret eder.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 44Soru

88 yaşında bir kız çocuk, boy kısalığı şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Yapılan ilk değerlendirmede boyu 116116 cm (<3<3. persentil), kemik yaşı 77 yaş olarak saptanıyor. Bir yıl sonraki kontrolde boyunun 119119 cm olduğu ölçülüyor.

Bu çocukta patolojik bir büyüme bozukluğu olduğunu en güçlü şekilde destekleyen klinik veri aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yıllık boy artış hızının 33 cm olması

Cevap

Yıllık boy artış hızının yetersiz olması (33 cm/yıl), patolojik büyüme bozukluğunun en önemli göstergesidir.
Yıllık boy artış hızının yetersiz olması, büyüme bozukluklarında patolojiyi işaret eden en duyarlı parametredir. 44 yaşından puberteye kadar olan dönemde yıllık boy artışının 55 cm'den az olması patolojik kabul edilir ve ileri tetkik gerektirir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın yıllık büyüme hızını (GV) hesapla.
İkinci ölçüm (119119 cm) - İlk ölçüm (116116 cm) = 33 cm/yıl.
Büyümenin dinamik değerlendirmesi için yıllık artış hızı hesaplanmalıdır.
2
Hesaplanan değeri yaşa göre normal sınırlar ile karşılaştır.
8 yaşındaki çocuk için normal hız 5\geq 5 cm/yıl olmalıdır. 33 cm/yıl bu sınırın altındadır.
Okul çağı döneminde büyüme hızı genellikle sabittir ve yıllık 55 cm'nin altı patolojiktir.
3
Tanısal önemi yorumla.
Büyüme hızı yetersizliği, boyun persentil değerinden bağımsız olarak patolojik bir süreci işaret eder.
Persentil statik, büyüme hızı dinamik bir veri olup tanısal değeri daha yüksektir.

Anahtar Kavram

Büyüme hızı, büyüme bozukluklarının değerlendirilmesinde en önemli ve en duyarlı kriterdir.
Soru 45Soru

Sekiz yaşındaki erkek çocuk, son bir yılda belirginleşen aşırı kilo alma ve boy uzamasında yavaşlama şikayetleriyle çocuk endokrinoloji polikliniğine getiriliyor. Hastanın özgeçmişinde herhangi bir kronik hastalık veya dışarıdan ilaç/krem kullanım öyküsü bulunmuyor. Fizik muayenesinde boyu 3.3. persentilde, vücut ağırlığı 97.97. persentilde saptanıyor. Kan basıncı 135/90135/90 mmHg (yaşına ve boyuna göre >95.>95. persentil) ölçülen hastanın yüzünde aydede görünümü (plethora), batın çevresinde santral obezite ve mor renkli geniş strialar gözleniyor.

Bu hastada en olası tanıyı doğrulamak için ilk basamakta aşağıdaki testlerden hangisinin istenmesi en uygundur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 2424 saatlik idrarda serbest kortizol atılımının ölçülmesi

Cevap

İlk basamakta hiperkortizolemiyi kanıtlamak amacıyla 2424 saatlik idrarda serbest kortizol atılımının ölçülmesi, düşük doz deksametazon supresyon testi veya gece yarısı tükürük kortizolü bakılması gereklidir.
Çocukluk çağında obeziteye boy uzamasında duraklama (büyüme hızında düşme) eşlik ediyorsa ilk akla gelmesi gereken patoloji Cushing sendromudur. Aydede yüzü, mor strialar ve hipertansiyon bu tanıyı destekler. Cushing sendromu tanısında altın standart yaklaşım aşamalıdır: Birinci aşama (Tarama) hiperkortizoleminin varlığını kanıtlamaktır. Bu amaçla 2424 saatlik idrarda serbest kortizol analizi, düşük doz deksametazon supresyon testi veya gece yarısı tükürük kortizolü kullanılır. Tarama testi pozitif çıkarsa ikinci aşamaya (Etiyolojiyi belirleme) geçilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların patolojik obezite açısından değerlendirilmesi
Büyüme hızında yavaşlama (boyun 3.3. persentile düşmesi) ile birlikte aşırı kilo alımı ve hipertansiyon, basit obeziteden ziyade Cushing sendromunu işaret eder.
Basit obezitede boy uzaması genellikle normaldir veya hızlanmıştır. Büyüme geriliği + obezite Cushing sendromunun pediatrideki en klasik prezantasyonudur.
2
Cushing sendromu tanı algoritmasında ilk adımın belirlenmesi
İlk adım, hastada gerçekten kortizol fazlalığı (hiperkortizolemi) olup olmadığını tarama testleriyle göstermektir.
Etiyolojiye yönelik testlere (ACTH, görüntüleme) geçmeden önce sendromun varlığı biyokimyasal olarak kanıtlanmalıdır.
3
Uygun tarama testinin seçilmesi
En uygun tarama testleri: 2424 saatlik idrarda serbest kortizol, düşük doz (11 mg) deksametazon supresyon testi veya gece tükürük kortizolü ölçümüdür.
Bu testler otonom kortizol üretimini veya günlük kortizol ritminin bozulduğunu ilk basamakta yüksek duyarlılıkla tespit eder.

Anahtar Kavram

Cushing Sendromu Tanı Algoritması

İpuçları

1
Hastadaki obeziteye boy kısalığının eşlik etmesi basit obeziteden çok Cushing sendromunu işaret etmektedir.
2
Endokrinolojik aşırı üretim sendromlarında genel kural: Önce klinik şüpheyi doğrulayan bir tarama testi istenir, hastalık kesinleştikten sonra kaynağa yönelik hormonlar (ACTH gibi) veya görüntüleme istenir.
3
Cushing sendromu taramasında kullanılan üç ana testten biri hastanın idrarında biriken toplam glukokortikoid miktarını ölçen testtir.

Daha Fazla Pratik

Adrenal yetmezlikte kullanılan tarama ve doğrulama testlerini de (Sabah kortizolü ve ACTH uyarı testi) tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 46Soru

Çocukluk çağında tanısı konmuş ve diyet tedavisiyle normal bilişsel gelişim göstermiş 26 yaşındaki bir kadın hasta, ergenlik döneminde kısıtlamalara uymayı bırakmıştır. Gebeliği süresince tıbbi takip yaptırmayan ve serbest diyetle beslenen bu annenin miadında doğan bebeğinde; mikrosefali, belirgin intrauterin büyüme geriliği ve ekokardiyografide ventriküler septal defekt (VSD) saptanmıştır. Annenin fizik muayenesinde açık renk saç ve cilt yapısı dışında özellik saptanmamıştır.

Bu yenidoğanda gözlenen klinik tablonun (teratojenik etkinin) ortaya çıkmasından sorumlu olan ve annenin kanında yüksek düzeyde bulunan metabolit aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fenilalanin

Cevap

Fenilalanin
Fenilketonüri (FKÜ) hastası kadınlarda, kanda yüksek düzeyde bulunan fenilalanin plasentayı geçerek fetüs üzerinde belirgin bir teratojenik etki gösterir. Bu tabloya 'Maternal Fenilketonüri Sendromu' adı verilir. Gebelik öncesinde ve gebelik boyunca fenilalaninden kısıtlı diyet uygulanmazsa; fetüste mikrosefali, intrauterin büyüme geriliği, doğumsal kalp hastalıkları (en sık VSD) ve ilerleyen dönemde zeka geriliği görülür. Hastanın çocukluğunda normal gelişim göstermesi ancak ergenlikte diyeti bırakması, diyet tedavisinin ömür boyu sürmesi gerektiği bilgisini ve bu metabolitin teratojenik etkisini test etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Annedeki klinik öykünün analiz edilmesi
Çocukluğunda tedavi ile normal bilişsel gelişim gösteren, ancak ergenlikte diyeti bırakan ve hipopigmentasyon (açık ten/saç) bulguları olan annede fenilketonüri (FKÜ) olduğu saptanır.
Fetüsteki bulguları açıklamak için öncelikle annenin altta yatan metabolik hastalığının tanımlanması gerekir.
2
Yenidoğandaki anomalilerin patogenezinin değerlendirilmesi
Bebekteki mikrosefali, intrauterin büyüme geriliği ve doğumsal kalp defektinin (VSD), gebelik sırasında kontrolsüz kalan bir metabolitin teratojenik etkisinden kaynaklandığı belirlenir.
Doğumsal anomalilerin genetik bir sendromdan ziyade maternal maruziyete (Maternal FKÜ) bağlı olduğunun ayırt edilmesi gereklidir.
3
Sorumlu metabolitin saptanması
Diyetin bırakılması sonucu anne kanında yükselerek plasentayı geçen ve fetüs için nörotoksik/teratojenik olan metabolitin fenilalanin olduğu sonucuna varılır.
Fenilketonüri hastalığında diyet tedavisinin sadece çocuklukta değil, ömür boyu (özellikle gebelikte) sürdürülmesinin hayati önemini pekiştirmek için bu bağlantı kurulur.

Anahtar Kavram

Maternal Fenilketonüri Sendromu
Soru 47Soru

1818 aylık bir erkek çocuk, gelişme geriliği ve karında şişlik şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde boy ve tartı gelişimi 33. persentilin altında, karaciğer kot altında 66 cm palpabl, sert ve düzgün yüzeyli saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde; açlık kan şekeri 4242 mg/dL, laktat 1.41.4 mmol/L (N: 0.52.20.5-2.2), ürik asit 4.24.2 mg/dL (N: 2.562.5-6), AST 520520 U/L, ALT 480480 U/L ve kreatin kinaz (CK) 950950 U/L (N: <170<170) olarak bulunuyor. Hastaya yapılan glukagon stimülasyon testinde açlıkta kan şekeri yanıtı alınmazken, toklukta (yemekten 22 saat sonra) kan şekerinin 3535 mg/dL arttığı gözleniyor. Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, en olası enzim eksikliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Amilo-1,6-glukozidaz

Cevap

Amilo-1,6-glukozidaz eksikliği (Glikojen Depo Hastalığı Tip III / Cori Hastalığı)
Vakada sunulan masif hepatomegali, açlık hipoglisemisi, normal laktat ve ürik asit düzeyleri ile yüksek CK seviyesi Tip III Glikojen Depo Hastalığı (Cori Hastalığı) için karakteristiktir. Tip III'te 'amilo-1,6-glukozidaz' (dallanma giderici enzim) eksiktir. En tipik tanısal özelliklerden biri glukagon stimülasyon testine verilen yanıttır: Açlıkta glikojen depoları 'limit dekstrin' aşamasında takıldığı için kan şekeri yükselmezken, toklukta yeni sentezlenen glikojenin dış dalları yıkılabildiği için kan şekeri yükselir.

Adım Adım Çözüm

1
Hepatomegali ve hipoglisemi birlikteliğini değerlendir.
Glikojen depo hastalıkları (GSD) ve fruktoz metabolizma bozuklukları ayırıcı tanıya girer.
Açlık hipoglisemisi ve masif karaciğer büyümesi metabolik depo hastalıklarının temel bulgusudur.
2
Laboratuvar verilerinden laktat ve ürik asit düzeylerini kontrol et.
Laktat (1.41.4 mmol/L) ve ürik asit (4.24.2 mg/dL) normaldir. Bu durum GSD Tip I (von Gierke) tanısını dışlar.
GSD Tip I'de glukoneogenez son basamağı bozuk olduğu için belirgin laktik asidoz ve hiperürisemi beklenir.
3
Kas enzimlerini (Kreatin Kinaz - CK) ve transaminazları incele.
CK (950950 U/L) ve transaminazlar çok yüksektir. Bu, karaciğer ile birlikte kas tutulumuna işaret eder.
GSD Tip IIIa'da hem karaciğer hem de iskelet kası tutulumu nedeniyle CK ve AST/ALT belirgin yükselir.
4
Glukagon stimülasyon testi sonuçlarını yorumla.
Açlıkta yanıt yok, toklukta pozitif yanıt var. Bu bulgu GSD Tip III için patognomoniktir.
GSD Tip III'te dallanma noktalarına (limit dekstrin) kadar glikojen yıkımı yapılabilir. Toklukta yeni sentezlenen dış dallar yıkılabilirken, açlıkta yıkılamaz.

Anahtar Kavram

Glikojen Depo Hastalıklarının Diferansiyel Tanısı
Soru 48Soru

5 günlük bir erkek bebek; beslenme güçlüğü, kusma, uykuya meyil ve opistotonus postürü şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenede hipertonisite saptanıyor ve bezinde akçaağaç şurubu (yanmış şeker) kokusu fark ediliyor. Bu hastada fonksiyonu bozulan enzim kompleksinin aktivitesi için kofaktör olarak aşağıdakilerden hangisinin kullanılması, hastalığın bazı formlarında klinik düzelme sağlayabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tiamin (B1B_1)

Cevap

Hastalığın bazı formlarında klinik düzelme sağlayabilecek kofaktör Tiamin (B1B_1)'dir.
Vakadaki akçaağaç şurubu kokusu ve erken yenidoğan dönemindeki nörolojik bulgular Akçaağaç Şurubu İdrar Hastalığı (MSUD) için karakteristiktir. Bu hastalıkta dallı zincirli alfa-ketoasit dehidrogenaz kompleksi defekti vardır. Bu kompleksin çalışması için Tiamin (B1B_1) gereklidir ve bazı genetik varyantlarda yüksek doz tiamin tedavisi enzim aktivitesini artırarak klinik düzelme sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz etmek
5 günlük bebekte beslenme güçlüğü, nörolojik bozulma (opistotonus) ve karakteristik 'akçaağaç şurubu' (yanmış şeker) kokusu saptanması.
Bu bulgular tipik olarak Akçaağaç Şurubu İdrar Hastalığı (MSUD) tanısını düşündürür.
2
Eksik enzimi ve metabolik bloğu tanımlamak
Dallı zincirli amino asitlerin (lösin, izolösin, valin) metabolizmasında görevli olan 'Dallı zincirli alfa-ketoasit dehidrogenaz' enzim kompleksinde eksiklik vardır.
Klinik tablodan ve biriken alfa-ketoasitlerin neden olduğu kokudan bu enzim sorumludur.
3
Enzim kompleksinin kofaktör ihtiyacını belirlemek
Bu kompleks; Tiamin (B1B_1), Lipoik asit, CoA, FAD ve NAD kofaktörlerine ihtiyaç duyar.
Kompleksin bazı mutasyonlarında enzimin tiamine olan afinitesi azalmıştır, bu nedenle yüksek doz tiamin tedavisi klinik fayda sağlayabilir.

Anahtar Kavram

Akçaağaç şurubu idrar hastalığı (MSUD), dallı zincirli amino asitlerin yıkımında görevli dehidrogenaz kompleksinin eksikliğidir; tanı koydurucu koku yanmış şeker/akçaağaç şurubu kokusudur ve bazı formları tiamin (B1B_1) tedavisine yanıt verir.

Alternatif Yöntem

Metabolik hastalıklarda koku-hastalık eşleşmesini kullanarak tanıya gidilebilir: Küf/Fare idrarı = FKÜ, Yanmış şeker/Akçaağaç şurubu = MSUD, Terli ayak = İzovalerik asidemi, Haşlanmış lahana = Tirozinemi Tip 1.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 49Soru

10 günlük bir erkek bebek; uzamış sarılık, beslenme güçlüğü ve hipotoni nedeniyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde geniş arka fontanel, kaba yüz görünümü ve mikropenis (1.6 cm1.6\ cm) saptanıyor. Laboratuvar incelemeleri aşağıda sunulmuştur:

TetkikSonuçReferans Aralığı
Serbest T4T_40.4 ng/dL0.4\ ng/dL0.92.30.9 - 2.3
TSHTSH3.5 mIU/L3.5\ mIU/L0.510.00.5 - 10.0
Kan şekeri42 mg/dL42\ mg/dL6010060 - 100

Bu bebek için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipopituitarizm

Cevap

Düşük serbest T4T_4 düzeyi ile birlikte uygunsuz normal TSHTSH düzeyi, mikropenis ve hipoglisemi bulguları Hipopituitarizm tanısını koydurur.
Vakadaki düşük serbest T4T_4 düzeyine rağmen TSHTSH'ın yüksek olmaması, hipofizer bir yetersizliği (santral hipotiroidi) gösterir. Yenidoğan bir erkekte mikropenis (gonadotropin eksikliği) ve hipoglisemi (ACTH/büyüme hormonu eksikliği) ile birlikte görülen bu tablo, panhipopituitarizm tanısını netleştirir. Bu hastalar yenidoğan tarama programlarında (sadece TSHTSH bakılıyorsa) atlanabileceği için klinik şüphe kritiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Tiroid fonksiyon testlerini yorumla
Serbest T4T_4 belirgin düşük (0.4 ng/dL0.4\ ng/dL), ancak TSHTSH düzeyi normal sınırlardadır.
Primer hipotiroidide TSHTSH düzeyi yüksek olur; normal sınırlarda kalması (inappropriate TSH response) santral hipotiroidiyi işaret eder.
2
Eşlik eden klinik bulguları değerlendir
Mikropenis ve hipoglisemi mevcuttur.
Mikropenis gonadotropin eksikliğini (LH/FSH), hipoglisemi ise ACTH ve/veveya büyüme hormonu eksikliğini düşündürür.
3
Tanıyı birleştir
Birden fazla hipofiz hormonu eksikliği mevcuttur.
Kombine hipofiz hormonu eksikliği (panhipopituitarizm) tablosu santral hipotiroidi ile uyumludur.

Anahtar Kavram

Santral hipotiroidide serbest T4T_4 düzeyi düşükken, TSHTSH düzeyi düşük veya normal olabilir (inappropriately normal TSH). Mikropenis ve hipoglisemi varlığı panhipopituitarizm için tipik ipuçlarıdır.

Daha Fazla Pratik

Santral hipotiroidi tanısı alan bir bebekte diğer hipofiz aksları (adrenal, büyüme hormonu) mutlaka değerlendirilmelidir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 50Soru

66 yaş 22 aylık bir kız çocuk, annesi tarafından her iki memesinde büyüme fark edilmesi üzerine polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde boyu ve vücut ağırlığı 50.50. persentilde saptanıyor. Meme gelişimi Tanner evre 22, pubik ve aksiller kıllanma Tanner evre 11 olarak değerlendiriliyor. Kemik yaşı ölçümü 66 yaş ile uyumlu bulunan ve son bir yıldaki boy uzama hızı 55 cm/yıl olan bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Prematür telarş

Cevap

Hastada saptanan normal boy uzama hızı ve kemik yaşının takvim yaşıyla uyumlu olması nedeniyle en olası tanı prematür telarştır.
Prematür telarş, genellikle 22 yaş civarında veya 686-8 yaşları arasında görülen, tek veya çift taraflı meme büyümesi ile karakterize selim bir durumdur. Bu hastada olduğu gibi, boy uzama hızının yaşa uygun olması (55 cm/yıl) ve kemik yaşının takvim yaşıyla uyumlu bulunması, vücudun sistemik bir östrojen maruziyetine (gerçek puberte) girmediğini gösterir. Bu vakalarda genellikle bazal LH düzeyi prepubertal sınırlardadır ve takip yeterlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın pubertal gelişimini Tanner evrelerine göre değerlendir.
Meme gelişimi erken (<8<8 yaş) başlamış (22. evre), ancak pubik tüylenme henüz başlamamış (11. evre).
Pubertenin başlangıç bulgularını ve uyumsuz gelişim (diskorans) olup olmadığını belirlemek için gereklidir.
2
Büyüme parametrelerini ve kemik yaşını analiz et.
Boy hızı (55 cm/yıl) ve kemik yaşı (66 yaş) takvim yaşıyla (66 yaş 22 ay) tam uyumlu.
Gerçek puberte prekoksta (santral veya periferik) hormonal aktivite sonucu kemik yaşı ilerler ve boy uzaması hızlanır.
3
Patolojik durumlar ile selim varyantlar arasında ayırıcı tanı yap.
İzole meme gelişimi olan ancak sistemik hormonal etki bulgusu (kemik yaşı ilerlemesi, hızlı boy uzaması) olmayan tablo 'Prematür Telarş' olarak adlandırılır.
Gereksiz ileri tetkik ve tedaviden kaçınmak için bu selim varyantın tanınması kritiktir.

Anahtar Kavram

Prematür telarş, kız çocuklarında izole meme gelişimiyle giden, boy uzama hızının ve kemik yaşının normal olduğu selim bir pubertal varyanttır.

İpuçları

1
Hastanın boy uzama hızı ve kemik yaşı takvim yaşıyla uyumlu mu, yoksa ileride mi?
2
İzole meme gelişimi olan ancak sistemik büyüme ivmelenmesi göstermeyen selim varyantı hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Prematür telarş tanısı konulan hastalarda izlemde boy hızı artışı veya meme gelişiminde ilerleme saptanırsa hangi tetkik (LHRH stimülasyon testi) yapılmalıdır?
Tahmini Süre:50s
Soru 51Soru

1616 yaşında bir kız hasta, primer amenore şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde boy ve tartı 7575. persantilde saptanıyor. Meme gelişimi Tanner evre 44 ile uyumlu bulunurken; pubik ve aksiller kıllanmanın belirgin olarak az olduğu (evre 11) gözleniyor. Dış genital muayenesinde vajinal açıklığın kısa ve kör sonlandığı, dış genital yapının Prader evre 11 (normal dişi fenotipi) olduğu fark ediliyor. Pelvik ultrasonografide uterus ve overler izlenmiyor; her iki inguinal kanalda testis ile uyumlu yumuşak doku kitleleri saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum testosteron düzeyi yaşa göre normal erkek sınırlarında, FSH normal, LH ise hafif yüksek bulunuyor. Karyotip analizi 46,XY46,XY olarak sonuçlanan bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tam Androjen Duyarsızlığı Sendromu

Cevap

Tam Androjen Duyarsızlığı Sendromu
Tam Androjen Duyarsızlığı Sendromu'nda, 46,XY46,XY karyotipine sahip bireyde testisler gelişir ve normal AMH salgılanır, bu da Müllerian yapıların (uterus, fallop tüpleri) gerilemesine neden olur. Ancak androjen reseptörleri çalışmadığı için dış genital yapı dişi yönünde gelişir ve pubertede androjenik etki (kıllanma) görülmez. Testosteronun östrojene aromatizasyonu ise meme gelişimini sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Fenotip ve sekonder cinsiyet özelliklerinin değerlendirilmesi
Hasta dişi fenotipinde, meme gelişimi var (evre 4) ancak pubik/aksiller kıllanma yok (evre 1).
Meme gelişimi testosteronun aromatizasyonu ile oluşan östrojene bağlıdır; kıllanma azlığı ise androjen reseptör defektini gösterir.
2
İç genital yapıların görüntüleme ile incelenmesi
Uterus ve overler yok; inguinal testisler mevcut.
Yeterli Müllerian İnhibe Edici Madde (AMH) salınımı olduğunu ve gonadların testis yapısında olduğunu kanıtlar.
3
Karyotip ve laboratuvar verilerinin sentezi
46,XY46,XY karyotip ve normal erkek düzeyinde testosteron.
Erkek genotipine rağmen androjen etkisinin (kıllanma, internal erkek yapılar) görülememesi reseptör düzeyinde bir direnci (Tam Androjen Duyarsızlığı) işaret eder.

Anahtar Kavram

Tam Androjen Duyarsızlığı Sendromu'nda 46,XY46,XY karyotipe ve fonksiyonel testislere rağmen, androjen reseptör defekti nedeniyle dış genital yapı dişi fenotipindedir, uterus yoktur (AMH etkisiyle) ve meme gelişimi mevcuttur.

Daha Fazla Pratik

Androjen duyarsızlığı olan hastalarda gonadların malignite (gonadoblastom) riski nedeniyle puberteden sonra çıkarılması gerektiğini unutmayın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 52Soru

9 yaşında bir kız çocuk, son birkaç aydır tekrarlayan ellerde kasılma ve parmak uçlarında uyuşma şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde boy ve kilosu 50. persentilde saptanıyor; kısa parmak yapısı veya dismorfik yüz görünümü saptanmıyor. Chvostek ve Trousseau işaretleri pozitif bulunuyor. Yapılan laboratuvar incelemelerinde şu sonuçlar elde ediliyor:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Serum Kalsiyum7.27.2 mg/dL8.810.88.8 - 10.8
Serum Fosfor6.56.5 mg/dL4.55.54.5 - 5.5
Serum Magnezyum2.12.1 mg/dL1.72.41.7 - 2.4
Serum Albumin4.14.1 g/dL3.55.03.5 - 5.0
Serum PTH1212 pg/mL106510 - 65
İdrar Kalsiyum/Kreatinin0.340.34< 0.200.20

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Otozomal dominant hipokalsemi

Cevap

Otozomal dominant hipokalsemi
Otozomal dominant hipokalsemi, CaSR genindeki aktivasyon mutasyonu nedeniyle oluşur. Bu mutasyon, reseptörün düşük kalsiyum seviyelerini normal veya yüksekmiş gibi algılamasına neden olur. Sonuç olarak paratiroid bezinden PTH salınımı baskılanırken, böbrek tübüllerinde kalsiyum geri emilimi azalır ve idrarla kalsiyum atılımı artar. Vakadaki düşük kalsiyum, yüksek fosfor, inappropriately düşük PTH ve yüksek idrar kalsiyum/kreatinin oranı bu tanıyı doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Kalsiyum ve PTH dengesini değerlendir
Hipokalsemi (7.27.2 mg/dL) varken PTH'nın yüksek olması gerekirken düşük-normal (1212 pg/mL) bulunması, paratiroid bezinin yanıtının yetersiz olduğunu gösterir.
Normal bir fizyolojik yanıtta hipokalsemi, PTH salınımını güçlü bir şekilde uyarmalıdır.
2
Fosfor ve Magnezyum değerlerini kontrol et
Hiperfosfatemi (6.56.5 mg/dL) PTH eksikliğini veya direncini desteklerken, normal magnezyum (2.12.1 mg/dL) PTH salınımını bozan magnezyum eksikliğini dışlar.
Magnezyum eksikliği PTH sentezini ve etkisini bozarak benzer bir tablo oluşturabilir.
3
İdrar kalsiyum atılımını analiz et
Düşük serum kalsiyumuna rağmen idrar kalsiyum/kreatinin oranının yüksek (0.340.34) olması, böbrekten kalsiyum kaçağı olduğunu gösterir.
Primer hipoparatiroidilerde idrar kalsiyumu düşüktür; yüksek olması CaSR'nin (kalsiyum algılayan reseptör) düşük kan seviyelerini bile 'yüksek' algılayıp kalsiyum atılımını artırdığını kanıtlar.
4
Ayırıcı tanı yap
Aktivasyon mutasyonu sonucu oluşan Otozomal Dominant Hipokalsemi (ADH) tanısına ulaşılır.
ADH, CaSR genindeki fonksiyon kazandıran mutasyonlar sonucu hem PTH salınımının baskılanması hem de böbrekten aşırı kalsiyum atılması ile karakterizedir.

Anahtar Kavram

Otozomal dominant hipokalsemi (ADH), kalsiyum algılayan reseptörün (CaSR) aktivasyon mutasyonu sonucu gelişir ve hipokalsemiye rağmen hiperkalsiüri görülmesi ile primer hipoparatiroididen ayrılır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 53Soru

1212 yaşında, 35 kg35 \text{ kg} ağırlığında kız hasta, son iki haftadır artan çok su içme ve sık idrara çıkma şikayetlerini takiben gelişen kusma ve karın ağrısı ile acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde derin ve hızlı solunumu (Kussmaul) olan hastanın laboratuvarında kan şekeri 700 mg/dL700 \text{ mg/dL}, arteriyel kan gazında pH7.05pH 7.05 ve HCO38 mEq/LHCO_3 8 \text{ mEq/L}, serum sodyumu 132 mEq/L132 \text{ mEq/L} saptanıyor. 10 mL/kg10 \text{ mL/kg} izotonik serum fizyolojik bolusu sonrası 0.1 U/kg/saat0.1 \text{ U/kg/saat} intravenöz insülin ve %0.9 NaCl\%0.9 \text{ NaCl} içeren sıvı tedavisi başlanıyor. Tedavinin 22. saatinde yapılan kontrolde kan şekerinin 400 mg/dL400 \text{ mg/dL}'ye düştüğü, sodyumun ise 133 mEq/L133 \text{ mEq/L} olduğu görülüyor. Bilinç düzeyi hafif küntleşen hastada bu aşamada yapılması gereken en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sıvı infüzyon hızını azaltmak ve sodyum konsantrasyonunu artırmak

Cevap

Sıvı infüzyon hızının azaltılması ve sodyum konsantrasyonunun artırılması
Diyabetik ketoasidoz tedavisinde en korkulan komplikasyon olan beyin ödeminin en önemli erken laboratuvar bulgusu, tedaviyle glukoz düşerken sodyumun beklenen oranda yükselmemesi ve sonuç olarak 'düzeltilmiş sodyumun' düşmesidir. Bu hastada düzeltilmiş sodyum 141.6141.6'dan 137.8137.8'e gerilemiştir. Bilinçte küntleşme de eşlik ettiğinden, sıvı infüzyon hızının azaltılması ve mayi sodyum içeriğinin artırılması (veya daha konsantre sıvılara geçilmesi) hayat kurtarıcıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Başvuru anındaki düzeltilmiş sodyum miktarını hesapla.
Nadu¨zeltilmis\c=132+1.6×(700100)/100=141.6 mEq/LNa_{düzeltilmiş} = 132 + 1.6 \times (700 - 100) / 100 = 141.6 \text{ mEq/L}
Hiperglisemi sodyumu dilüsyonel olarak düşük gösterir; gerçek osmotik yükü anlamak için düzeltilmiş sodyum hesaplanmalıdır.
2
Tedavinin 22. saatindeki düzeltilmiş sodyum miktarını hesapla.
Nadu¨zeltilmis\c=133+1.6×(400100)/100=137.8 mEq/LNa_{düzeltilmiş} = 133 + 1.6 \times (400 - 100) / 100 = 137.8 \text{ mEq/L}
Tedavi sırasında ölçülen sodyumun artması beklenirken, bu hastada düzeltilmiş sodyumun anlamlı ölçüde düştüğü görülmektedir.
3
Klinik ve laboratuvar bulgularını sentezle.
Düzeltilmiş sodyumda düşüş + Bilinçte küntleşme = Gelişmekte olan beyin ödemi.
Düzeltilmiş sodyumun tedavi sırasında düşmesi, serbest suyun hücre içine kaydığını ve beyin ödemi riskinin yüksek olduğunu gösterir.
4
Müdahale stratejisini belirle.
Sıvı hızı azaltılmalı, sodyum içeriği artırılmalıdır.
Serebral ödem gelişimini önlemek için serbest su girişi kısıtlanmalı ve intravasküler tonisite korunmalıdır.

Anahtar Kavram

DKA tedavisinde 'Düzeltilmiş Sodyum Trendi' takibi ve beyin ödemi risk yönetimi.
Soru 54Soru

22 yaşındaki kız çocuk, sık düşme, kas güçsüzlüğü ve yürümede gecikme şikayetleriyle getiriliyor. Fizik muayenesinde boy uzunluğu <3<3. persentil olan hastada, kafa tasında frontal bossing, el bileklerinde genişleme ve tüm vücutta tam alopesi (saç, kaş ve kirpik yokluğu) saptanıyor.

Laboratuvar incelemelerinde;
Serum Kalsiyum: 6.8 mg/dL6.8 \text{ mg/dL} (N: 8.8-10.8)
Fosfor: 2.1 mg/dL2.1 \text{ mg/dL} (N: 3.8-6.5)
Alkalen fosfataz (ALP): 1250 U/L1250 \text{ U/L} (N: 145-320)
Parathormon (PTH): 340 pg/mL340 \text{ pg/mL} (N: 15-65)
2525-OH D vitamini: 45 ng/mL45 \text{ ng/mL} (N: 20-100)
1,251,25-dihidroksivitamin D: 280 pg/mL280 \text{ pg/mL} (N: 18-78)

Bu hastadaki klinik ve laboratuvar bulgularına yol açan en olası patoloji aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: D vitamini reseptöründe inaktive edici mutasyon

Cevap

D vitamini reseptöründe inaktive edici mutasyon
Hastadaki klinik bulgular ve laboratuvar değerleri Tip 2 D vitaminine bağımlı raşitizm (VDDR Tip 2) ile tam uyumludur. Bu hastalık, D vitamini reseptöründeki inaktive edici bir mutasyon sonucu gelişir. Hedef organlarda direnç olduğu için hipokalsemi, sekonder hiperparatiroidizm ve raşitizm bulguları ortaya çıkar. Yüksek PTH, böbrekteki 1-alfa hidroksilaz enzimini uyararak 1,25-dihidroksivitamin D üretimini maksimuma çıkarır; bu nedenle 1,25-OH D düzeyleri son derece yüksektir. Hastalarda saç foliküllerinin de D vitamini reseptörü fonksiyonuna ihtiyaç duyması nedeniyle tam alopesi görülmesi bu hastalık için patognomoniktir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve temel biyokimyasal bulguları analiz et
Hipokalsemi, hipofosfatemi, yüksek ALP ve yüksek PTH sekonder hiperparatiroidizm ile giden bir raşitizm tablosunu gösterir.
Kemik mineralizasyon bozukluğunun (raşitizm) varlığını ve kalsiyum eksikliğine ikincil yanıtı doğrulamak için.
2
D vitamini metabolitlerini değerlendir
25-OH D vitamini normal iken, aktif form olan 1,25-dihidroksivitamin D düzeyi belirgin şekilde yüksektir.
Raşitizmin etiyolojisinin beslenme kaynaklı mı, sentez kusuru mu (Tip 1) yoksa direnç mi (Tip 2) olduğunu belirlemek için.
3
Spesifik klinik bulguyu (alopesi) patoloji ile eşleştir
Alopesi varlığı ve hedef doku direnci (yüksek 1,25-OH D düzeyine rağmen raşitizm) Tip 2 D vitaminine bağımlı raşitizm (VDDR2) tanısını koydurur.
Tip 2 raşitizmin en karakteristik ayırt edici klinik bulgusunun kıl foliküllerindeki reseptör eksikliğine bağlı tam alopesi olması nedeniyle.

Anahtar Kavram

Tip 2 D Vitaminine Bağımlı Raşitizm (HVDDR) ve D Vitamini Reseptör Direnci
Soru 55Soru

Dört günlük bir erkek bebek; son 2424 saattir beslenmeyi reddetme, letarji ve tekrarlayan kusmalar nedeniyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenede dehidratasyon bulguları, hipotoni ve derin solunum (Kussmaul) saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde; kan gazında pHpH: 7.127.12, HCO3HCO_3: 9 mEq/L9\text{ mEq/L}, anyon açığı: 24 mEq/L24\text{ mEq/L}, plazma amonyak düzeyi: 410 μmol/L410\text{ }\mu\text{mol/L} (Normal: 1010-110110) ve idrar incelemesinde keton 3(+)3(+) saptanıyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Propiyonik asidemi

Cevap

Propiyonik asidemi
Dört günlük bebekte görülen letarji, kusma ve beslenme reddi metabolik bir hastalığı düşündürür. Laboratuvarda saptanan pHpH: 7.127.12 ve HCO3HCO_3: 9 mEq/L9\text{ mEq/L} değerleri metabolik asidozu; anyon açığının 24 mEq/L24\text{ mEq/L} olması ise bu asidozun organik asit birikimine bağlı olduğunu gösterir. Hiperamonemi ve eşlik eden belirgin ketonüri (3+3+), propiyonik asidemi veya metilmalonik asidemi gibi organik asidemiler için tanı koydurucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Asit-baz durumunun değerlendirilmesi
pH<7.35pH < 7.35 ve HCO3<22 mEq/LHCO_3 < 22\text{ mEq/L} olduğu için metabolik asidoz tanısı konur.
Hastanın klinik tablosundaki Kussmaul solunumu asidozu kompanse etmeye yöneliktir.
2
Anyon açığının hesaplanması ve yorumlanması
Anyon açığı 24 mEq/L24\text{ mEq/L} (>12>12) olduğu için 'anyon açığı artmış metabolik asidoz' tablosu netleşir.
Bu durum vücutta ölçülemeyen organik asitlerin biriktiğini gösterir.
3
Hiperamonemi ve ketonürinin birleştirilmesi
Belirgin hiperamonemi (410 μmol/L410\text{ }\mu\text{mol/L}) ve ketonürinin varlığı organik asidemilere işaret eder.
Üre döngüsü defektlerinde asidoz beklenmezken, organik asidemilerde hem asidoz hem de sekonder hiperamonemi görülür.

Anahtar Kavram

Yenidoğan hiperamonemilerinde ayırıcı tanı: Metabolik asidoz ve anyon açığı varlığı organik asidemileri, alkaloz varlığı ise üre döngüsü bozukluklarını destekler.

Daha Fazla Pratik

Üre döngüsü bozukluklarında orotik asit düzeyinin ayırıcı tanıdaki yerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 56Soru

55 yaşında bir erkek çocuk, babasında tekrarlayan nefrolitiyazis (böbrek taşı) öyküsü olması nedeniyle polikliniğe getiriliyor. Hastanın fizik muayenesinde patolojik bulgu saptanmıyor. Laboratuvar incelemelerinde serum kalsiyumu 7.67.6 mg/dL, fosforu 4.94.9 mg/dL, magnezyumu 1.91.9 mg/dL ve paratiroid hormon (PTH) düzeyi 1414 pg/mL (N: 106510-65) olarak bulunuyor. Spot idrar incelemesinde kalsiyum/kreatinin oranı 0.380.38 (N: <0.210.21) saptanıyor. Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Otozomal dominant hipokalsemi

Cevap

Otozomal dominant hipokalsemi
Laboratuvar bulgularında saptanan hipokalsemi ve buna yanıt olarak artması gereken PTH'nın baskılanmış olması (uygunsuz normal), primer bir sorun olduğunu gösterir. Ayırıcı tanıda yer alan hiperkalsiüri (0.380.38) ve ailedeki böbrek taşı öyküsü, kalsiyum duyarlı reseptörü (CaSR) aktive eden mutasyonlar sonucu gelişen otozomal dominant hipokalsemiyi (ADH) doğrular. Bu durumda reseptör kalsiyumu sürekli yüksek algıladığı için hem PTH baskılanır hem de böbreklerden kalsiyum atılımı artar.

Adım Adım Çözüm

1
Serum kalsiyum ve PTH düzeylerini karşılaştırın.
Hipokalsemi (7.67.6 mg/dL) mevcut ancak PTH düzeyi (1414 pg/mL) buna uygun bir artış göstermemiş.
Düşük kalsiyuma rağmen PTH'nın artmaması, paratiroid bezinin kalsiyumu algılamasında bir sorun olduğunu veya paratiroid yetmezliğini gösterir.
2
İdrar kalsiyum atılımını değerlendirin.
Spot idrar kalsiyum/kreatinin oranı 0.380.38 ile yüksek (hiperkalsiüri) bulunmuştur.
Hipokalsemi varken böbreklerden kalsiyum atılması, kalsiyum duyarlı reseptörün (CaSR) aşırı duyarlı olduğunu ve kalsiyum düşük olmasına rağmen 'yüksekmiş gibi' sinyal göndererek PTH'yı baskıladığını ve idrardan kalsiyum attırdığını kanıtlar.
3
Aile öyküsü ile sentez yapın.
Babanın böbrek taşı öyküsü genetik bir kalsiyum kaçağını destekler.
Otozomal dominant geçiş gösteren CaSR aktivasyon mutasyonları (ADH), hem hastada hipokalsemiye hem de aile bireylerinde hiperkalsiüri kaynaklı taşlara neden olur.

Anahtar Kavram

Hipokalsemi ve düşük/normal PTH ile seyreden tablolarda idrar kalsiyum atılımı, hipoparatiroidizm ile kalsiyum duyarlı reseptör (CaSR) aktivasyon mutasyonlarını (Otozomal Dominant Hipokalsemi) ayırt eden en kritik parametredir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 57Soru

Çocukluk çağı diyabetik ketoasidoz (DKADKA) tedavisinde, ozmotik dengenin hızla değişmesine ve beyin ödemi riskinin artmasına neden olabileceği için güncel kılavuzlarda uygulanması önerilmeyen basamak aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İntravenöz insülinin bolus dozda verilmesi

Cevap

İntravenöz insülinin bolus dozda verilmesi çocuklarda beyin ödemi riskini artırdığı için kaçınılması gereken bir uygulamadır.
Çocukluk çağı diyabetik ketoasidozunda beyin ödemi gelişimi ile ilgili en önemli risk faktörlerinden biri plazma ozmolalitesindeki hızlı düşüştür. İntravenöz insülinin bolus dozda verilmesi bu düşüşü tetikleyerek beyin ödemi riskini artırır. Bu nedenle pediatrik protokollerde insülin bolusu yapılmaz, sadece sürekli infüzyon tercih edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Çocuklarda DKA yönetimi ve komplikasyonlarını değerlendir.
Pediatrik hastalarda DKA'nın en ciddi komplikasyonu beyin ödemidir.
Erişkinlerin aksine, çocuklarda osmotik değişiklikler beyin ödemine çok daha yatkındır.
2
İnsülin uygulama yöntemlerini karşılaştır.
İnsülin bolusu, plazma ozmolalitesinde ani düşüşe yol açar.
Hızlı ozmotik değişim, sıvının beyin hücrelerine girmesine (hücresel ödem) neden olur.
3
Güvenli tedavi protokolünü onayla.
İnsülin sadece sürekli infüzyon (0.1 u¨nite/kg/saat0.1 \text{ ünite/kg/saat}) olarak verilmelidir.
Kademeli düşüş, fizyolojik dengeyi korur ve ödem riskini minimize eder.

Anahtar Kavram

Çocuklarda DKA tedavisinde insülin bolusu kontrendikedir.

İpuçları

1
Çocuklarda DKA tedavisindeki temel amaçlardan biri beyin ödemini önlemektir.
2
Erişkin tedavilerinden farklı olarak, pediatride kan şekerinin 'çok hızlı' düşmesi tehlikelidir.

Daha Fazla Pratik

DKA'da beyin ödemi gelişen bir hastada Cushing triadı (hipertansiyon, bradikardi, solunum düzensizliği) ve acil mannitol tedavisini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 58Soru

77 yaşında kız çocuk, son 66 aydır her iki memesinde büyüme ve boy uzamasında hızlanma şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Yapılan fizik muayenesinde boyu 97.97. persentilde, meme gelişimi Tanner evre 33 ve pubik tüylenmesi evre 22 olarak saptanıyor. Kemik yaşı 1010 yaş ile uyumlu bulunan hastanın bazal LHLH düzeyi 0,60,6 mIU/mL (referans pubertal düzey: >0,3>0,3 mIU/mL) olarak ölçülüyor. Bu hasta için en olası tanı ve ilk basamak tedavi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Santral puberte prekoks - GnRH analoğu

Cevap

Santral puberte prekoks tanısı konulan hastada ilk basamak tedavi GnRH analoglarıdır.
Santral puberte prekoks (SPP), hipotalamo-hipofizer-gonadal aksın vaktinden önce aktive olmasıdır. Bu hastada 8 yaşından önce meme gelişiminin başlaması, boy hızının artması ve kemik yaşının ileri olması ilerleyici bir puberte prekoks tablosudur. Ölçülen bazal LH değerinin 0,3 mIU/mL'nin üzerinde olması (0,6 mIU/mL), aksın aktif olduğunu ve tanının 'santral' olduğunu kesinleştirir. SPP'de standart tedavi, hipofizdeki GnRH reseptörlerini desensitize ederek gonadotropin salınımını baskılayan GnRH analoglarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
7 yaşında Tanner evre 3 meme gelişimi olması, yaşa göre erken (prekok) puberteyi gösterir.
Kızlarda 8 yaşından önce sekonder seks karakterlerinin başlaması puberte prekoks olarak tanımlanır.
2
Büyüme hızı ve kemik yaşının analizi
Boyun 97. persentilde olması ve kemik yaşının 3 yıl ileri olması, pubertenin ilerleyici olduğunu gösterir.
İlerleyici puberte prekoks olgularında boy hızında artış ve kemik yaşında belirgin ilerleme beklenir.
3
Laboratuvar verilerinin (Bazal LH) yorumlanması
Bazal LH değerinin 0,6 mIU/mL (pubertal) olması, hipotalamo-hipofizer aksın aktive olduğunu (santral) kanıtlar.
Periferik puberte prekoksta gonadotropinler baskılıdır; bazal LH'ın pubertal olması santral kökeni gösterir.

Anahtar Kavram

Santral puberte prekoks tanısında en önemli laboratuvar bulgusu pubertal bazal LH düzeyi veya LHRH stimülasyon testine verilen pubertal LH yanıtıdır.

Daha Fazla Pratik

Erkek çocuklarda puberte prekoks geliştiğinde etiyolojide organik neden (merkezi sinir sistemi tümörleri gibi) bulunma olasılığının kızlara göre çok daha yüksek olduğunu unutmayın.
Tahmini Süre:45s
Soru 59Soru

Beş günlük erkek bebek, emmeme, sürekli uyuma ve kusma şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Aile öyküsünde akraba evliliği olduğu öğreniliyor. Fizik muayenede hasta letarjik, tonusu azalmış saptanıyor ve derin, hızlı solunum (Kussmaul) paterni gözleniyor. Sepsis ön tanısıyla tetkik istenen hastanın laboratuvar sonuçları aşağıdaki tabloda verilmiştir:

TetkikSonuçReferans
Kan pH7.087.35-7.45
pCO218 mmHg35-45 mmHg
HCO35 mEq/L22-26 mEq/L
Sodyum (Na)138 mEq/L135-145 mEq/L
Klor (Cl)100 mEq/L98-107 mEq/L
Amonyak650 µmol/L< 100 µmol/L
İdrar Keton(+++) PozitifNegatif

Buna göre, bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Metilmalonik asidemi

Cevap

Metilmalonik asidemi
Vaka; artmış anyon açıklı ağır metabolik asidoz, ketozis ve hiperamonemi tablosu ile sunulmuştur. Bu üçlü (Asidoz + Ketozis + Hiperamonemi) organik asidemilerin (örneğin Metilmalonik asidemi, Propiyonik asidemi) tipik özelliğidir. Organik asitlerin birikimi üre döngüsünü inhibe ederek sekonder hiperamonemiye yol açar, ancak tabloya asidoz hakimdir.

Adım Adım Çözüm

1
Kan gazı tablosunu analiz et
pH 7.08 (asidoz), HCO3 5 (düşük), pCO2 18 (kompansasyon). Tanı: Ağır Metabolik Asidoz.
Primer patolojinin metabolik mi respiratuar mı olduğunu belirlemek için.
2
Anyon açığını hesapla
Na - (Cl + HCO3) = 138 - (100 + 5) = 33 mEq/L. Sonuç: Artmış anyon açıklı (normokloremik) metabolik asidoz.
Asidozun etiyolojisini daraltmak için (Organik asit birikimi vs bikarbonat kaybı).
3
Amonyak ve keton düzeylerini değerlendir
Amonyak yüksek (650), Keton pozitif. Organik asidemilerde asidoz + ketozis + sekonder hiperamonemi görülür.
Üre döngüsü bozuklukları ile organik asidemileri ayırt etmek için.
4
Ayırıcı tanıyı yap
Üre döngüsü bozukluklarında (Ornitin transkarbamilaz, Karbamoil fosfat sentetaz) asidoz değil, respiratuar alkaloz görülür ve ketozis genellikle yoktur. Pilor stenozunda metabolik alkaloz olur. Bu tabloya (Asidoz + Ketoz + Hiperamonemi) en uyan tanı Metilmalonik asidemidir.
Seçenekler arasından klinik ve laboratuvar bulgularına en uygun olanı seçmek için.

Anahtar Kavram

Organik Asidemiler ve Üre Döngüsü Bozuklukları Ayırıcı Tanısı
Soru 60Soru

On beş günlük bir yenidoğan, dış genital yapısındaki belirsizlik (ambigus genitale) nedeniyle değerlendiriliyor. Fizik muayenesinde Prader evre 4 görünümünde dış genital yapı (büyümüş klitoris, labioskrotal füzyon ve tek perineal açıklık) saptanıyor ve gonadlar palpe edilemiyor. Vital bulgularında kan basıncı 105/65 mmHg (95. persentilin üzerinde) ölçülüyor. Laboratuvar incelemelerinde serum sodyum düzeyi 146 mEq/L, potasyum düzeyi 3.1 mEq/L olarak bulunuyor. Hormon profilinde plazma renin aktivitesi baskılanmış ve androjen düzeyleri yüksek saptanıyor. Pelvik ultrasonografide normal uterus ve overler izleniyor. Karyotip analizi 46,XX olarak raporlanıyor.

Bu hastada klinik ve laboratuvar bulgularına yol açan en olası enzim eksikliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 11-beta-hidroksilaz

Cevap

En olası enzim eksikliği 11-beta-hidroksilazdır.
Hastadaki 46,XX karyotip, palpe edilemeyen gonadlar ve uterusun varlığı, aşırı androjen üretimiyle giden bir konjenital adrenal hiperplazi (KAH) tablosunu kanıtlamaktadır. KAH formları arasında hipertansiyon, hipokalemi, hipernatremi, baskılanmış renin ve artmış androjen düzeylerinin bir arada görüldüğü spesifik durum 11-beta-hidroksilaz eksikliğidir. Bu enzim eksikliğinde biriken 11-deoksikortikosteron (DOC) güçlü bir mineralokortikoid etki göstererek su-tuz tutulumuna (hipertansiyon) ve potasyum atılımına (hipokalemi) neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Karyotip ve pelvik ultrasonografi bulgularını değerlendir.
46,XX karyotip ve palpe edilemeyen gonadlar ile birlikte uterusun varlığı, hastanın genetik ve gonadal olarak dişi olduğunu ancak prenatal dönemde yüksek androjen maruziyetine bağlı virilize olduğunu (Konjenital Adrenal Hiperplazi - KAH) gösterir.
Cinsiyet gelişim bozukluklarında (DSD) ilk adım kromozomal cinsiyet ile iç genital organların uyumunu saptamaktır.
2
Vital bulgular ve elektrolit panelini analiz et.
Hastada belirgin hipertansiyon (105/65 mmHg), yüksek-normal sodyum (146 mEq/L) ve hipokalemi (3.1 mEq/L) saptanmıştır.
KAH tiplerini birbirinden ayırmak için kan basıncı ve elektrolit (mineralokortikoid etki) profili en kritik belirteçlerdir.
3
Bulguları KAH enzim eksiklikleriyle eşleştir.
Hipertansiyon ve hipokalemi yapan enzim eksiklikleri 11-beta-hidroksilaz ve 17-alfa-hidroksilazdır. Ancak 17-alfa-hidroksilaz eksikliğinde androjenler üretilemez ve 46,XX kızlar virilize olmaz. Hem virilizasyon (yüksek androjen) hem de hipertansiyon/hipokalemi (biriken 11-deoksikortikosterona bağlı) yapan tek KAH tipi 11-beta-hidroksilaz eksikliğidir.
Farklı enzim defektlerinin steroid sentez yolağındaki yeri, ortaya çıkan klinik tabloyu belirler.

Anahtar Kavram

Konjenital Adrenal Hiperplazi (KAH) Enzim Defektlerinin Ayırıcı Tanısı
ÖncekiSayfa 3 / 25Sonraki
Endokrinoloji ve Metabolizma Alıştırma Soruları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 3 | Examkin